Unutulma Hakkı Kavramı ve Hukuki Niteliği
Unutulma hakkı, üstün nitelikte bir kamu yararı bulunmadığı takdirde, dijital ortamda yer alan ve geçmişte yaşanan olumsuz gelişmelere dair bilgilerin zaman geçtikten sonra unutulmasını, kişinin başkalarınca bilinmesini arzu etmediği kişisel verilerin silinmesini ve dolaşıma sokulmasının önlenmesini talep edebilme yetkisini ifade eder. Bu hak doğrultusunda kişisel verilerin yalnızca lüzumu kadar ve mümkün olan en kısa müddetle muhafaza edilmesi ilkesi, kişisel verilerin korunması rejiminin esaslı bir parçasını teşkil eder. Bu yaklaşımın temel amacı, bireyin kendi kişisel verileri üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilmesine, geçmişe takılı kalmadan geleceğini şekillendirebilmesine ve söz konusu verilerin kişi aleyhine haksız biçimde kullanılmasına engel olunmasına zemin hazırlamaktır.
Unutulma hakkı Anayasa metninde müstakil olarak adlandırılmamış olsa da Anayasa'nın 5., 17. ve 20. maddelerinde güvence altına alınan hakların ve devletin pozitif yükümlülüklerinin bir neticesi olarak değerlendirilir. Anayasa'nın 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca herkes kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Anayasal düzenleme gereğince bu hak; kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, verilere erişim sağlama, bunların düzeltilmesini yahut silinmesini talep etme ve amaca uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme yetkilerini de kapsamaktadır.
Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2018/7735, K. 2018/13080Kaynağı aç
Video Kayıtları ve Görüntülerin Kişisel Veri Niteliği
Kişisel veri kavramı yalnızca ad, soyadı veya kimlik bilgileriyle sınırlı değildir. Bireyi belirlenebilir kılan görüntü, ses kaydı, fotoğraf ve mesleki faaliyet esnasında çekilmiş video kayıtları da kişisel veri niteliği taşır.
Kişi kamu görevlisi olsa, o an kamu hizmeti ifa ediyor bulunsa ve görüntü aleni bir ortamda çekilmiş olsa dahi, rızası olmadan kaydedilen ve yıllar boyunca internet ortamında dolaşımda kalan görüntüler kişisel veri niteliğini kaybetmez.
Özel Hayatın Gizliliği ve Ceza Hukuku Hükümleri
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 134. maddesinin birinci fıkrası gereğince, kişilerin özel hayat alanının gizliliğini ihlal edenler hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Gizliliğin ses veya görüntülerin kayda geçirilmesi yoluyla çiğnenmesi durumunda ise hükmolunacak ceza bir kat artırılmaktadır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 134Kaynağı aç
5237 sayılı Kanun'un 134. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında, kişilerin özel hayatına dair görüntü yahut ses kayıtlarını hukuka aykırı yollarla ifşa eden bireyler hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası uygulanır. Söz konusu kayıtların basın ve yayın araçları vasıtasıyla kamuoyuna aktarılması halinde de aynı yaptırım tatbik olunur.
İnternet Arşivlerinin Değerlendirilmesinde Uygulanan Ölçütler
İnternet haber arşivlerinin bir bütün olarak basın özgürlüğünün koruması altında olduğu kabul edilir. Basın yoluyla haber verme hakkının hukuka uygun şekilde kullanılabilmesi için haberin gerçek olması, güncel bulunması, haberin verilmesinde kamu yararı olması ve veriliş biçimi ile özü arasında düşünsel bir bağ bulunması zorunludur.
İnternet ortamındaki bir haber veya arşiv kaydının unutulma hakkı çerçevesinde incelenmesinde; yayının içeriği, yayında kaldığı süre, güncelliğini yitirip yitirmediği, tarihsel veri vasfı ve kamu yararına sunduğu katkı gibi ölçütler gözetilir. Bunun yanı sıra yayına konu kişinin siyasi bir kimliğinin bulunup bulunmadığı, konunun olgusal gerçeklik boyutu ile mesleki itibar ve kişilik haklarının etkilenme durumu somut olayın şartları çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Mesleki faaliyeti sırasında bir öğretmenin sınıf içinde rızası bulunmaksızın çekilen video kaydının uzun süre platformlarda tutulması uyuşmazlığında; kaydın kamuoyunu bilgilendirme amacı gütmediği, basın faaliyeti taşımadığı, güncelliğini yitirerek toplumsal hafızaya katkı sunmadığı ve mesleki saygınlığı zedelediği hallerde ifade özgürlüğü kapsamında korunamayacağı değerlendirilmiştir.
Adli Süreçler, Beraat Kararları ve Arşiv Kayıtları
Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2018/7735 Esas ve 2018/13080 Karar sayılı ilamındaki değerlendirmeye göre; habere konu kişilerin toplumu temsil etmek üzere seçilmiş siyasetçilerden veya toplumu aydınlatma amacı güden sanatçı yahut aydınlardan olmaması durumunda, geçmiş adli süreçlerine ilişkin kayıtların kamusal ilgi taşımadığı ve bu bilgilerin arşiv kayıtları yerine yalnızca yetkili kamu organlarınca tutulabileceği sonucuna varılmıştır.
Söz konusu yargı kararında; hakkındaki kovuşturma beraatle sonuçlanmış kişilere dair geçmiş adli haberlerin aradan uzun yıllar geçmesiyle güncelliğini kaybettiği, ilk yayın anındaki doğruluk unsurunun geçerliliğini yitirdiği ve kişilerin ad ve soyadları açıkça belirtilerek belirli suç ithamları eşliğinde dijital hafızada tutulmasının şeref ve haysiyeti zedelediği belirtilerek erişimin engellenmesi kararı verilmiştir.
Müdahalenin Sınırları ve Ölçülülük İlkesi
Unutulma hakkı kapsamında alınacak tedbirlerin Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca ölçülülük kriterine dayandırılması zorunludur. Bu kapsamda yargının gayesi, internet ortamındaki haberleri tamamen ortadan kaldırarak geçmişte meydana gelmiş olayların yeniden yazılmasını sağlamak değildir.
Bireyin şeref ve itibarına yönelik müdahaleleri önlemek amacıyla, arşivde arama yapmaya imkan tanıyan ve haber ile kişi arasında ilişki kuran kişisel verilerin silinmesi, içeriğin anonim hale getirilmesi veya içeriğin yalnızca kişilik hakkını ihlal eden bölümüne erişimin engellenmesi yöntemleri benimsenebilir.
Erişim Engeli Düzenlemeleri ve Yasal Durum
5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinde daha önce düzenlenmiş olan müracaat usulünde; internet yayınları sebebiyle kişilik haklarının ihlal edildiği iddiasıyla içerik veya yer sağlayıcısına uyarı yapılabileceği gibi doğrudan sulh ceza hâkimliğine başvurulabileceği, sağlayıcıların ve hâkimliğin en geç yirmi dört saat içinde işlem tesis edeceği öngörülmekteydi.
Anılan mülga yasal usulde, hâkimlik tarafından verilen erişimin engellenmesi kararlarının zorunlu olmadıkça sitenin tamamını kapsamayacağı, URL bazında uygulanacağı ve iletilen kararın erişim sağlayıcılar tarafından en geç dört saat içinde yerine getirileceği kurala bağlanmıştı. Ancak 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi, Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda iptal edilmiş bulunmaktadır.
5651 sayılı İNTERNET ORTAMINDA YAPILAN YAYINLARIN DÜZENLENMESİ VE BU YAYINLAR YOLUYLA İŞLENEN SUÇLARLA MÜCADELE EDİLMESİ HAKKINDA KANUN m. 9Kaynağı aç
Eski bir internet içeriği veya video kaydı karşısında hangi hukuki imkanlar bulunmaktadır?
Geçmişte yayımlanan ve güncelliğini yitiren içerikler bakımından haber ile kişi arasındaki bağı koparacak biçimde kişisel verilerin silinmesi, içeriğin anonimleştirilmesi veya kişilik hakkını zedeleyen kısımlara erişimin sınırlandırılması gibi ölçülü yöntemlere başvurulabilmektedir.
Kişinin kamu görevlisi olması veya videonun aleni yerde çekilmesi kişisel veri niteliğini etkiler mi?
Hayır. Kişi kamu görevlisi olsa, kamu hizmeti ifa ediyor bulunsa ve görüntü aleni bir ortamda kaydedilmiş olsa dahi, ilgilinin rızası olmadan kaydedilen ve internette dolaşımda kalan kayıtlar kişisel veri niteliğini kaybetmez.
Beraatle neticelenen bir soruşturmaya ilişkin arşiv kaydı için yargı hangi kıstasları gözetmektedir?
Yargıtay incelemesinde; ilgilinin siyasetçi, aydın veya sanatçı olmaması, aradan geçen süre sebebiyle haberin güncelliğini yitirmesi ve beraatle neticelenen duruma rağmen kişinin suç ithamları eşliğinde açık kimliğiyle arşivde tutulmasının kişilik haklarını zedeleyeceği kabul edilmiştir.
Sulh ceza hâkimliği kararları için kanunda geçmişte öngörülen süreler nasıldı?
5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinin yürürlükte olduğu dönemde başvuruların hâkimlikçe yirmi dört saat içinde duruşmasız incelenmesi ve kararın iletilmesinden itibaren dört saat içinde yerine getirilmesi hükme bağlanmış olmakla birlikte, ilgili madde Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir.
İçerik veya yer sağlayıcılarına uyarı başvurusunda yanıt süresi nedir?
5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinin önceki metninde içerik ve yer sağlayıcılarının müracaatları en geç yirmi dört saat içinde cevaplandırması öngörülmüş bulunmaktaydı; ancak söz konusu madde hükmü Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiştir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

