Ücret Alacağı Kapsamında İşçinin Kanuni Hakları

by Avukat Erdal Ersoy
Ücret Alacağı Kapsamında İşçinin Kanuni Hakları

Ücretin Süresinde Ödenmemesi Halinde İş Görmekten Kaçınma Hakkı

4857 sayılı İş Kanunu'nun 34. maddesi gereğince ödeme vadesinden itibaren yirmi günlük sürede zorlayıcı bir neden olmaksızın hak edişi verilmeyen işçi, çalışmaktan kaçınma hakkına sahiptir. Bu imkân asıl ücretle birlikte ikramiye benzeri ödemeleri de içine alır; gecikmenin mücbir sebepten kaynaklanmaması temel koşuldur. Ücretin tamamının ödenmemesi ile bir bölümünün eksik bırakılması arasında fark bulunmaz; hak edilen meblağın bir kısmı dahi ödenmediğinde işçi iş görme borcunu ifa etmekten kaçınabilir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 34Kaynağı aç
Madde 34 – Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu nedenle kişisel kararlarına dayanarak iş görme borcunu yerine getirmemeleri sayısal olarak toplu bir nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemez. Gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır. Bu işçilerin bu nedenle iş akitleri çalışmadıkları için feshedilemez ve yerine yeni işçi alınamaz, bu işler başkalarına yaptırılamaz. Ücretin saklı kısmı

4857 sayılı İş Kanunu'nun 34. maddesi doğrultusunda, ücreti ödenmediği için kişisel kararına dayanarak iş görme borcunu yerine getirmeyen işçilerin bu davranışı sayısal olarak toplu bir nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemez. İş görmekten kaçınan işçilerin iş akitleri çalışmadıkları gerekçesiyle feshedilemeyeceği gibi, işveren bu işçilerin yerine yeni işçi alamaz ve bu işleri başkalarına yaptıramaz.

Geciken Ücret Alacaklarında Uygulanacak Faiz

4857 sayılı İş Kanunu'nun 34. maddesi uyarınca, gününde ödenmeyen ücretler için yasal faiz değil, mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı tatbik edilir. Mevduata uygulanan en yüksek faiz, ücret niteliği taşıyan tüm alacaklar bakımından hüküm ifade eder.

Ücret Alacağının Ödenmemesi Sebebiyle Haklı Fesih ve Kıdem Tazminatı

Ulusal bayram ve genel tatil alacakları ücret alacağının bir parçası niteliğindedir ve bu ödemelerin zamanında yapılmaması somut olayın koşullarına göre işçi açısından haklı fesih nedeni oluşturabilir. Prim ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti farklı hukuki nitelik ve sebeplere dayandığından, prim başlığı altında ödenen tutar kural olarak yalnızca prim borcuna mahsup edilir ve tatil ücretinin ifa edildiği sonucunu doğurmaz.

Ücretin ödenmemesi durumunda iş sözleşmesinin haklı nedenle feshi söz konusu olabilmekle birlikte, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2014/18929 Esas ve 2015/34638 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, sözleşmeyi haklı bir sebebe dayansa dahi bizzat fesheden taraf ihbar tazminatı talep edemez.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2014/18929, K. 2015/34638Kaynağı aç
22. Hukuk Dairesi         2014/18929 E.  ,  2015/34638 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ile bakiye ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshi uyuşmazlık konusudur. Dosya içeriğine göre, davacı işçi davalı işyerinde 01.07.2002-08.09.2008 tarihleri arasında genel müdür yardımcısı olarak çalışmıştır. Davacı, yıllık izin kullanımı sonrası işyerine geldiğinde iş şartlarının değiştirildiği gerekçesi ile işyerini terk ettiğini, aynı gün keşide ettiği ihtarda 2008 yılı Temmuz ayı ücretlerinin de ödenmediğini belirtmek suretiyle iş şartlarındaki değişikliği kabul etmediğini bildirdiğini ve devamındaki günlerde işyerine gelmediğini, davalı işverenin de görev tanımında bir değişiklik yapılmadığını ileri sürerek devamsızlık tutanakları tanzim ettiğini ve iş sözleşmesini bu sebeple feshettiğini, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 34. maddesi uyarınca 2008 Temmuz ayına ait ücretlerin ödenmediği gerekçesi ile iş görmekten kaçınma hakkının mevcut bulunduğunu ileri sürerek, devamsızlığın yasal dayanağı bulunması nedeniyle iş sözleşmesinin feshinin haklı veya geçerli sebebe dayanmadığını iddia etmiş, davalı işveren ise, davacının görev tanımında bir değişiklik yapılmadığını ileri sürerek devamsızlık tutanaklarının tanzim edildiğini ve devamsızlık nedeniyle davacının iş sözleşmesinin haklı ve geçerli olarak feshedildiğini savunmuştur. Mahkemece, davacının 2008 yılı Temmuz ayı ücretinin ödenmemesi nedeniyle 4857 sayılı Kanun'un 34. maddesine göre iş görme ediminden kaçınma hakkını kullandığı, buna göre devamsızlığın kanuni dayanağının bulunduğu ve iş sözleşmesinin haksız olarak işveren tarafından feshedildiği kabul edilmiştir. Somut olayda davacının işyerinde iş şartlarında ve görev tanımında esaslı bir değişiklik yapıldığı iddiasını kanıtlayamadığı mahkemenin de kabulündedir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının 2008 yılı temmuz ayı ücreti 12.09.2008 tarihinde ödenmiştir. Bu durumda davacının temmuz ayı ücretinin ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinin kabulü dosya içeriğine daha uygun düşecektir. Ancak sözleşmeyi fesheden taraf haklı dahi olsa ihbar tazminatı talep edemez. Bu nedenle ihbar tazminatı isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.12.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi halinde fesih tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı tatbik edilir ve iş akdinin ölüm yahut sair sebeplerle sona ermesi bu başlangıcı etkilemez. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2014/16547 Esas ve 2015/9872 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, yaşlılık veya malullük aylığı ile toptan ödeme gerekçesiyle ayrılmalarda ilgili sandık ya da kurumca aylık bağlandığının işverene tevsiki gerekir ve faiz bu tahsis belgesinin teslim tarihinden başlar. Belgenin işverene sunulmadığı durumlarda ilk kıdem taksidinin ödendiği gün bakiye miktar için faiz başlangıcı kabul edilir; herhangi bir ödeme yapılmamışsa dava veya icra takibi tarihi esas alınır.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2014/16547, K. 2015/9872Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2014/16547 E.  ,  2015/9872 K. "İçtihat Metni" İş Mahkemesi Dava Türü : Alacak Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine, 2- Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin emeklilik nedeniyle sona erdiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve yıllık izin alacağı talep etmiştir. Davalı Belediye vekili, müvekkili idarenin ihale makamı olduğunu belirterek davanın husumetten reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının emeklilik nedeniyle işten ayrıldığı gerekçesiyle kıdem ve yıllık izin alacakları hüküm altına alınmıştır. Taraflar arasında kıdem tazminatı faizinin başlangıcı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 120 nci maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin onbirinci fıkrası hükmüne göre, kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir. Faiz başlangıcı fesih tarihi olmalıdır. İş sözleşmesinin ölüm ya da diğer nedenlerle son bulması faiz başlangıcını değiştirmez. Ancak, yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödeme almak için işyerinden ayrılma halinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa başvurduğunu ve yaşlılık aylığı bağlandığını belgelemesi şarttır. Bu halde faiz başlangıcı da anılan belgenin işverene verildiği tarihtir. Yaşlılık aylığı bağlandığına ilişkin belge işverene bildirilmemişse, işverence kıdem tazminatı olarak ilk taksitin ödendiği tarih bakiye kıdem tazminatı için faiz başlangıcı sayılmalıdır. Böyle bir taksit ödemesi de olmadığı durumlarda faiz başlangıcı, davanın açıldığı ya da icra takibinin yapıldığı tarihtir. Somut olayda, davacıya yaşlılık aylığı bağlandığına dair …'dan alınmış bir belgeye dosyada rastlanılamadığından, şayet varsa anılan belgenin işverene verilip verilmediği araştırılmadan 10.01.2013 fesih tarihinden faiz yürütülmesi hatalıdır. Faizin başlangıç tarihi yapılacak tespite göre belirlenmelidir. 3-Taraflar arasında yıllık izin ücreti de uyuşmazlık konusudur. Somut olayda, davacının, davalılar dışındaki çalıştığı diğer şirketlerden özlük dosyaları getirtilerek kullanmadığı yıllık izin süresi belirlenip yıllık izin ücreti alacağı hesabı yapılarak çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir. 4-Ayrıca, davanın, davalı Belediye Başkanlığının talebine rağmen dava dışı diğer şirketlere ihbar edilmeden karar verilmesi de isabetsizdir. O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 25/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İspat Yükü, Ödeme Defi ve Dava Türü

Ücret alacaklarının ödendiğine ilişkin ispat yükü işveren üzerindedir. İşveren ücretin ödendiğini ispatlayamadığı müddetçe işçiye ödeme yapmak durumundadır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2014/12286 Esas ve 2014/17922 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere, taraflarca borcun ödendiğine dair ödeme defi her zaman ileri sürülebilir ve yargılamanın her aşamasında mahkemece dikkate alınması gerekir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2014/12286, K. 2014/17922Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2014/12286 E.  ,  2014/17922 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Zonguldak 3. İş Mahkemesi Tarihi :05/09/2013 Numarası :2013/263-2013/416 Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, Haziran 2010-Eylül 2012 tarihleri arasında davalı işyerinde mühendis olarak görev yaptığını, çalıştığı süre içinde maaşının çoğu zaman eksik ödendiğini, bazen de hiç ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla Zonguldak 1. İş Mahkemesi'nin 2012/572 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, yapılan bilirkişi incelemesi sonunda ücret alacağının 20.790,64 TL olarak hesaplandığını, Zonguldak 3. İş Mahkemesi'nin 2013/106 Esas sayılı dosyası ile açılan ek dava dilekçesinde ücret alacağının sehven 17.789,64 TL olarak belirtildiğini, dosyanın Zonguldak 1. İş Mahkemesi'nin 2012/572 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirildiğini ve 02/05/2013 tarihinde ücret alacağının 17.789,64 TL'sinin davalıdan tahsiline karar verildiğini ancak davalı şirketten halen 3.001,00-TL bakiye ücret alacağının bulunduğunu ileri sürerek bakiye ücret alacağının tahsilini istemiştir. Davalı, cevap vermemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, Zonguldak 1. İş Mahkemesi'nin 2012/572 Esas, 2013/163 Karar sayılı dava dosyasında aldırılan bilirkişi raporunda 20.790,64 TL ücret alacağının tespit edildiği, davacı vekilince açılan ve 1.İş Mahkemesinin 2012/572 Esas sayılı dosyası ile birleştirilen Zonguldak 3. İş Mahkemesi'nin 2013/106 Esas, 2013/77 Karar sayılı ek dava dosyasında 17.789,64 TL ücret alacağının davalıdan tahsilinin istendiği ve bilirkişi raporu ile belirlenen ücret alacağından bakiye kısmın tahsil edilmediği gerekçesiyle 3.001,00 TL ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davacının Zonguldak 1.Noterliğinin 11.09.2012 tarih ve 15461 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile 2010 Haziran ayından itibaren davalı işyerinde çalıştığını, Temmuz 2010 ayından itibaren ücretinin eksik ve geç ödendiğini, 31.08.2012 tarihi itibariyle 20.790,64 TL ücret alacağı bulunduğunu, iş akdini bu nedenle 4857 sayılı Yasanın 24/II-e maddesi gereğince feshettiğini bildirmiş, 20.790,64 TL ücret alacağının ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içinde ödenmesini istemiştir. Davacı vekili 19.10.2012 tarihli dava dilekçesi ile Zonguldak 1.İş Mahkemesinin 2012/572 E. sayılı dosyası ile dava açmış 1 TL ücret ve 1 TL kıdem tazminatı alacağının tahsilini talep etmiştir. Mahkemece ilk dava dosyasında Haziran 2010-Eylül 2012 tarihleri arasındaki banka kayıtları getirtilmiş ve bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi raporunda davacının 20.790,64 TL ödenmeyen ücret alacağının olduğu tespit edilmiştir. Zonguldak 1. İş Mahkemesinin 02.05.2013 tarih ve 2012/572 E.-2013/163 K. sayılı kararı ile davacının birleştirilen dosyadaki talebi de dikkate alınarak 17.789,64 TL ücret alacağı ve kıdem tazminatı alacağı hüküm altına alınmış, karar taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. Davacı vekili bu kez 13.05.2013 tarihinde bu davayı açarak davacının bakiye 3.001,00 TL ücret alacağının hüküm altına alınmasını istemiştir. Davalı cevap dilekçesinde davacının banka hesabına 23.11.2012 tarihinde 3.000,00 TL ücret ödemesi yapıldığına dair banka dekontu sunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Taraflarca ödeme defi her zaman ileri sürülebilir ve her aşamada dikkate alınması gerekir. Mahkemece kesinleşen ilk davada alınan bilirkişi raporuna göre davacının bakiye ücret alacağı hüküm altına alınmış ise de kısmi dava 19.10.2012 tarihinde açılmış, kısmi davanın açılmasından sonra yargılama devam ederken 23.11.2012 tarihinde davalı tarafından davacının banka hesabına 3000,00 TL ödeme yapılmış olup kısmi davada mahkemece getirtilen banka kayıtları 26.9.2012 tarihine kadar olan hesap hareketlerini gösterdiğinden bu ödemenin yapıldığı tarihi kapsamadığından yapılan bu ödeme değerlendirilememiştir. Mahkemece davalının ödeme def'i değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 24/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2016/24197 Esas ve 2016/23485 Karar sayılı kararında, ücret alacağının belirlenebilir nitelikte olduğu gerekçesiyle daha önce verilen bozma kararının sehven oluşturulduğu değerlendirilmiş; direnme kararı kabul edilerek söz konusu bozma gerekçesi ortadan kaldırılmıştır.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/24197, K. 2016/23485Kaynağı aç
22. Hukuk Dairesi         2016/24197 E.  ,  2016/23485 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Mahkemenin … tarihli ve … esas, … karar sayılı hükmü, Dairemizin … tarihli ve … esas, … karar sayılı ilamı ile bozulmuş ise de, mahkemenin … tarihli ve … esas, … sayılı kararı ile direnme kararı vermesi ve bu kararı davalı …. vekilinin kanuni süresi içerisinde temyiz etmesi üzerine dosya yeniden incelendi. Davacı vekili, resepsiyonist olarak çalıştığını, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek beş ay ödenmeyen ücret alacağı ile fazla mesai ve hafta tatili alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı …. vekilinin kararı temyizi üzerine, Dairemizin … tarihli ve … esas, … karar sayılı ilamı ile ücret alacağının gerçekte belirlenebilir alacak olması ve belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceği anlaşılmakla, ücret alacağı yönünden hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrasında yapılan yargılama sonunda, mahkemenin … tarihli ve … esas, … karar sayılı "Dosya kapsamında bulunan 09/01/2014 havale tarihli dava dilekçesinin incelenmesinde; "dava konusu" bölümünde koyu renkli harflerle "fazla çalışma ücreti ve hafta sonu ücreti alacağı davamız belirsiz alacak davasıdır" ibaresinin yer aldığı, maaş (aylık ücret) alacağı talebinin bundan ayrık tutulduğu görülmektedir. Dava dilekçesinde maaş (aylık ücret) alacağının, eda amaçlı tam belirli alacak davası biçiminde açıldığı anlaşılmaktadır." gerekçesiyle bozma kararına karşı direnilmiş olup, Dairemizce temyiz incelemesi sırasında işlerin yoğunluğundan dolayı hatalı şekilde ücret alacağına ilişkin davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı kabul edilerek bozma gerekçesi yazıldığı anlaşılmakla, direnme kararının kabulü ile Dairemiz kararının ortadan kaldırılmasına karar verildi. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun Geçici Ek 2. maddesi uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 17.10.2016 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi 5 yıldır. Bu süre alacak hakkının doğduğu tarihten itibaren işlemeye başlar ve işçi geriye doğru son 5 yıllık süreye ilişkin ödenmeyen ücret hak edişlerini talep edebilir.

Ücreti ödenmeyen işçi ne zaman iş görmekten kaçınabilir?

4857 sayılı İş Kanunu'nun 34. maddesi gereğince, ödeme gününü izleyen yirmi gün boyunca zorlayıcı bir gerekçe olmaksızın hak edişi ödenmeyen işçi çalışmaktan kaçınma hakkını kullanabilir.

Ücretin bir kısmının yatırılmaması halinde iş görmekten kaçınma hakkı doğar mı?

Evet, ödeme gününün üzerinden yirmi gün geçmiş olması ve gecikmenin mücbir nedene dayanmaması koşuluyla, ücretin bir bölümünün eksik ödenmesi dahi işçiye iş görmekten kaçınma hakkı tanır.

Gününde ödenmeyen ücret alacağına hangi faiz işletilir?

4857 sayılı İş Kanunu'nun 34. maddesi uyarınca gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanır; ücret niteliğindeki diğer tüm hak edişler bakımından da bu faizin geçerli olduğuna yönelik yaklaşımlar bulunmaktadır.

Ücret alacaklarında geriye dönük zamanaşımı süresi ne kadardır?

Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi 5 yıldır; işçi hakkın doğduğu tarihten itibaren geriye doğru son 5 yıl içindeki alacaklarını isteyebilir.

Ücreti ödenmediği için iş sözleşmesini haklı nedenle fesheden işçi ihbar tazminatı alabilir mi?

İş sözleşmesini haklı nedene dayansa dahi kendisi fesheden taraf ihbar tazminatı talep edemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu