İş sözleşmesinin esaslı unsurları arasında yer alan işçinin iş görme borcu ile işverenin ücret ödeme borcu, çalışma koşullarının en temel ögelerini oluşturur. İşverenin işçinin rızasını almaksızın tek taraflı biçimde ücreti düşürmesi hukuken geçerli değildir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesi gereğince, iş sözleşmesiyle, sözleşme eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri belgelerle ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında yapılacak esaslı değişikliklerin işçiye yazılı olarak bildirilmesi zorunludur. İşçinin açık muvafakati bulunmaksızın indirilen ücrete sessiz kalarak işyerinde fiilen çalışmaya devam etmesi rıza anlamına gelmez. Bu gerekçeyle işçinin ücret farkı talebinin reddedilmesi kanuna aykırılık oluşturur. Çalışma koşullarında aleyhe esaslı değişiklik yapıldığını ispat yükü ise işçiye aittir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2010/1147, K. 2012/9911Kaynağı aç
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/6626, K. 2017/17351Kaynağı aç
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 22Kaynağı aç
Yazılı Bildirim ve Altı İşgünü Kabul Süresi
İşverenin ücret indirimi gibi esaslı değişiklik tekliflerini işçiye yazılı olarak bildirmesi gerekir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesi çerçevesinde, yazılı bildirim koşuluna uyulmaksızın yapılan ya da çalışan tarafından altı işgünü zarfında yazılı olarak onaylanmayan esaslı değişiklikler çalışan açısından bağlayıcılık taşımaz. Değişikliğin kabul edildiğine dair bildirimin de yazılı yapılması zorunludur. İşçi, onay iradesini içeren bu yazılı bildirim işverene ulaşıncaya dek kabulünden vazgeçebilir. Verilen yazılı kabul yalnızca bahse konu somut işlem bakımından hüküm ifade eder; işveren bu onayı sonraki dönemlerde gündeme gelebilecek diğer değişiklikler adına dayanak yapamaz.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/7308, K. 2017/18772Kaynağı aç
Çalışma koşullarındaki esaslı değişikliğin kabulü, işçinin açıkça vereceği yazılı muvafakat beyanıyla yapılabileceği gibi, taraflar arasında yeni ücret miktarının açıkça yer aldığı yeni bir iş sözleşmesi imzalanması yoluyla da gerçekleştirilebilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2017/7308 Esas ve 2017/18772 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere, taraflar arasında akdedilen ve ücret miktarının yazılı olduğu yeni sözleşmeler, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesi kapsamında ücret indiriminin yazılı olarak kabul edildiğini gösterir ve indirim ancak söz konusu yeni sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren geçerlilik kazanır.
Değişikliğin Reddi ve Geriye Dönük Ücret Farkı
İşçi kendisine sunulan ücret indirimi teklifini altı işgünü içinde yazılı olarak kabul etmez ve işyerinde çalışmayı sürdürürse, aleyhe değişiklik gerçekleşmemiş sayılır ve iş sözleşmesi eski koşullarla yürürlüğünü sürdürür. Bu durumda işveren ya değişiklik teklifinden tamamen vazgeçerek sözleşmeyi eski şartlarla devam ettirmek ya da geçerli neden bildirerek fesih yoluna gitmek zorundadır. Teklife süresinde onay vermeyen işçinin çalışmaya devam etmesi zımni bir kabul oluşturmaz.
İşçinin yazılı muvafakatinin bulunmadığı ve yeni ücreti içeren yeni bir sözleşmenin imzalanmadığı dönem boyunca uygulanan indirim geçersizdir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2017/6626 Esas ve 2017/17351 Karar sayılı ilamı doğrultusunda, indirim yapılan tarih ile yeni sözleşmenin kurulduğu tarih arasındaki ara dönemde işçinin rızasının bulunmadığı kabul edilir. Bu ara dönem için öncelikle indirimden önceki ücret miktarı belirlenmeli ve eski ücret esas alınarak eksik ödenen ücret farkı alacağı hesaplanarak hüküm altına alınmalıdır.
Yasal Koruma Sınırları ve Anlaşmalı Ücret İndirimi
4857 sayılı İş Kanunu'nun 62. maddesi gereğince, uygulanmakta olan çalışma sürelerinin yasal olarak daha aşağı sınırlara indirilmesi, işverene düşen yasal bir yükümlülüğün yerine getirilmesi veya Kanun hükümlerinden herhangi birinin uygulanması sonucuna dayanılarak işçi ücretlerinden her ne şekilde olursa olsun eksiltme yapılamaz. Ancak taraflar karşılıklı anlaşarak çalışma koşullarını her zaman değiştirebilirler; ne var ki bu değişiklik geçmişe etkili olarak yürürlüğe konulamaz. İşçi ve işveren karşılıklı mutabakata vararak ücreti düşürebilirler; fakat kararlaştırılan yeni ücret tutarı yasal asgari ücret sınırının altında kalamaz.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 62Kaynağı aç
Türkiye'nin onayladığı ILO'nun 95 sayılı Ücretin Korunması Hakkında Sözleşmesi hükümleri de ücret kesintilerini uluslararası güvence altına almıştır. Sözleşmenin 8. maddesine göre işçi ücretlerinden kesinti yapılmasına ancak milli mevzuatın belirlediği, toplu iş sözleşmesinin veya hakem kararının çizdiği koşullar ve sınırlar dahilinde izin verilir. Sözleşmenin 9. maddesi ise işe yerleşmek veya mevcut işi korumak amacıyla işverene, temsilcisine veya herhangi bir aracıya doğrudan ya da dolaylı ödeme yapılmasını temin etmek gayesiyle işçi ücretlerinden kesinti yapılmasını mutlak surette yasaklamaktadır.
Ücret İndirimi Karşısında İşçinin Haklı Fesih Hakkı
İşverenin ücrette tek taraflı kesinti yapması veya işçi aleyhine esaslı değişiklik teklifini rıza olmaksızın fiilen uygulaması, sözleşmeyle kararlaştırılan çalışma koşullarının ihlali niteliğindedir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun hesap edilmez veya ödenmezse, ya da aynı fıkranın (f) bendi uyarınca çalışma şartları uygulanmazsa işçi, sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin iş sözleşmesini derhal ve haklı nedenle feshedebilir.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 24Kaynağı aç
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2017/6298 Esas ve 2017/6167 Karar sayılı ilamında işaret edildiği üzere, işverenin işçi aleyhine esaslı bir ücret değişikliği yapıp yapmadığı ve bunu fiilen uygulayıp uygulamadığı araştırılmalı; esaslı bir değişiklik saptandığı takdirde işçi tarafından yapılan feshin haklı nedene dayandığı kabul edilerek kıdem tazminatı talebi hüküm altına alınmalıdır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2010/1147 Esas ve 2012/9911 Karar sayılı ilamına göre, çalışma koşullarının tek taraflı değiştirilmesi aynı zamanda uygulanmaması anlamına geldiğinden işçi kıdem tazminatına hak kazanır. Ancak fesih iradesini bizzat kullanan işçi haklı nedenle ayrılmış olsa dahi, ihbar tazminatı haksız feshe maruz kalan tarafa tanınan bir hak olduğundan ihbar tazminatı talep edemez.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/6298, K. 2017/6167Kaynağı aç
İşverenin Değişiklik Feshi ve İşe İade Güvencesi
İşçi kendisine sunulan esaslı değişiklik teklifini altı işgünü içinde kabul etmediğinde, işveren değişikliğin geçerli bir sebebe dayandığını ya da fesih adına başka bir geçerli gerekçenin varlığını yazılı gerekçeyle bildirerek ve yasal bildirim önellerine riayet ederek sözleşmeyi feshedebilir. İşverenin bu fesih yoluna gidebilmesi için altı işgünlük yasal düşünme süresinin dolması şarttır. İşçinin bu süreyi geçirdikten sonra yapacağı gecikmiş kabul beyanı işverene yöneltilmiş yeni bir icap sayılır; işverenin bu aşamada fesih hakkını kullanması ise söz konusu yeni icabın örtülü reddi hükmündedir. Değişikliği kabul etmeyen işçinin sözleşmesi işverence feshedildiğinde işçinin ihbar ve kıdem tazminatlarını talep hakkı doğar.
İşverenin değişiklik feshine başvurabilmesi, feshin son çare olması ilkesine bağlıdır. Takip edilen amaca ulaşmayı mümkün kılacak organizasyonel, teknik veya ekonomik daha hafif bir tedbirin mevcut olmaması ve feshin orantılı bir araç niteliği taşıması zorunludur. Ayrıca teklif edilen birden fazla unsurdan bir tanesinin dahi kabulünün işçi açısından beklenemez olduğu tespit edilirse değişiklik feshinin tamamının geçersizliğine karar verilir; mahkemeler değişikliğin kısmen geçerli kısmen geçersiz olduğuna karar veremez. İş sözleşmesi bu yolla feshedilen işçi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17 ila 21. maddeleri hükümlerine göre dava açabilir.
Dava Şartı Arabuluculuk Usulü
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrası doğrultusunda; mevzuattan, bireysel yahut toplu iş sözleşmesinden doğan işçi veya işveren alacakları, tazminat istemleri ve işe iade taleplerinde arabuluculuk yoluna başvurulmuş olması kanuni dava şartıdır. Bu usul işletilmeden doğrudan mahkemede dava ikame edildiğinin anlaşılması durumunda, Kanun'un 3. maddesinin ikinci fıkrası gereğince hiçbir inceleme yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilir. Bu sebeple ücret farkı, tazminat veya işe iade davası açacak çalışanların öncelikle arabuluculuk sürecini tamamlamaları zorunludur.
7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren başvuruyu üç hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hallerde en fazla bir hafta daha uzatılabilir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin on yedinci fıkrası gereğince, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süreler işlemez. Müzakereler neticesinde anlaşma sağlanamaması halinde düzenlenen son tutanak ile birlikte yetkili mahkemede dava ikame edilir.
İşveren çalışanın maaşını tek taraflı olarak indirebilir mi?
İşveren tek taraflı olarak ücreti indiremez; ücrette yapılacak aleyhe indirim esaslı değişiklik sayıldığından işçiye yazılı bildirim yapılması ve altı işgünü içinde yazılı kabul alınması gerekir.
Ücreti düşürülen işçi işten ayrılırsa hangi tazminatları alır?
Ücret indirimi çalışma şartlarının uygulanmaması teşkil ettiğinden işçi haklı nedenle fesih yaparak kıdem tazminatını alabilir; ancak feshi kendisi yaptığı için ihbar tazminatı talep edemez.
Ücret indirimine sessiz kalan işçi sonradan ücret farkı isteyebilir mi?
İşçinin açık muvafakati olmaksızın çalışmayı sürdürmesi zımni kabul oluşturmaz; yazılı kabul veya yeni sözleşme bulunmayan dönem için eski ücret üzerinden geriye dönük fark talep edilebilir.
İşçi ve işveren anlaşarak ücreti her tutara indirebilir mi?
İşçi ve işveren karşılıklı anlaşarak ücreti her zaman düşürebilirler; ancak belirlenen yeni ücret yasal asgari ücretin altında olamaz ve değişiklik geçmişe etkili biçimde uygulanamaz.
Ücret indirimi teklifini reddeden işçinin iş akdi feshedilirse hakları nelerdir?
İşçi teklifi kabul etmediğinde işveren fesih yoluna giderse ihbar ve kıdem tazminatını ödemek zorundadır; ayrıca işçi şartları varsa İş Kanunu kapsamında işe iade davası açabilir.
Ücret alacağı ve işe iade davası açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mudur?
7036 sayılı Kanun m. 3 uyarınca işçilik alacakları, ücret farkı veya işe iade talepleriyle dava açmadan önce arabuluculuk sürecinin tamamlanması zorunlu dava şartıdır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

