Tüzel Kişiler ve Yabancı Tüzel Kişilerin Hukuki Statüsü

by Avukat Erdal Ersoy
Tüzel Kişiler ve Yabancı Tüzel Kişilerin Hukuki Statüsü

Tüzel kişiler, başlı başına bağımsız bir varlığa sahip olmak üzere örgütlenen kişi toplulukları ile belirli bir amaca tahsis edilen bağımsız mal topluluklarının kanundaki özel hükümler uyarınca kişilik kazanmasıyla kurulur. Amacı hukuka veya ahlaka aykırı olan kişi ve mal topluluklarının tüzel kişilik kazanması kanunen mümkün değildir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 47Kaynağı aç
Madde 47- Başlıbaşına bir varlığı olmak üzere örgütlenmiş kişi toplulukları ve belli bir amaca özgülenmiş olan bağımsız mal toplulukları, kendileri ile ilgili özel hükümler uyarınca tüzel kişilik kazanırlar. Amacı hukuka veya ahlâka aykırı olan kişi ve mal toplulukları tüzel kişilik kazanamaz. B. Hak ehliyeti

Tüzel Kişilerin Hak ve Fiil Ehliyeti

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 48. maddesi uyarınca tüzel kişiler; cinsiyet, yaş veya hısımlık gibi yaradılışı gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehildir. Tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre zorunlu organlarına sahip olmakla fiil ehliyetini elde ederler.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 48Kaynağı aç
Madde 48- Tüzel kişiler, cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehildirler. C. Fiil ehliyeti I. Koşulu
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 49Kaynağı aç
Madde 49- Tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanırlar. II. Kullanılması

Ticaret şirketlerinde temsile yetkili olanların işletme konusu dışında gerçekleştirdiği hukuki işlemler de kural olarak şirketi bağlar; ancak üçüncü kişinin işlemin işletme konusu dışında olduğunu bildiği veya durumun gereğinden bilebilecek durumda bulunduğu ispat edilirse şirket bu işlemle bağlı tutulmaz.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 371Kaynağı aç
MADDE 371- (1) Temsile yetkili olanlar şirketin amacına ve işletme konusuna giren her tür işleri ve hukuki işlemleri, şirket adına yapabilir ve bunun için şirket unvanını kullanabilirler. Kanuna ve esas sözleşmeye aykırı işlemler dolayısıyla şirketin rücû hakkı saklıdır. (2) Temsile yetkili olanların, üçüncü kişilerle, işletme konusu dışında yaptığı işlemler de şirketi bağlar; meğerki, üçüncü kişinin, işlemin işletme konusu dışında bulunduğunu bildiği veya durumun gereğinden, bilebilecek durumda bulunduğu ispat edilsin. Şirket esas sözleşmesinin ilan edilmiş olması, bu hususun ispatı açısından, tek başına yeterli delil değildir. (3) Temsil yetkisinin sınırlandırılması, iyiniyet sahibi üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmez; ancak, temsil yetkisinin sadece merkezin veya bir şubenin işlerine özgülendiğine veya birlikte kullanılmasına ilişkin tescil ve ilan edilen sınırlamalar geçerlidir. (4) Temsile yetkili kişiler tarafından yapılan işlemin esas sözleşmeye veya genel kurul kararına aykırı olması, iyiniyet sahibi üçüncü kişilerin o işlemden dolayı şirkete başvurmalarına engel değildir. (5) Temsile veya yönetime yetkili olanların, görevlerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden şirket sorumludur. Şirketin rücû hakkı saklıdır. (6) Sözleşmenin yapılması sırasında, şirket tek pay sahibi tarafından ister temsil edilsin ister edilmesin, tek pay sahipli anonim şirketlerde, bu pay sahibi ile şirket arasındaki sözleşmenin geçerli olması sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Bu şart piyasa şartlarına göre günlük, önemsiz ve sıradan işlemlere ilişkin sözleşmelerde uygulanmaz. (7) (Ek: 10/9/2014 – 6552/131 md.) Yönetim kurulu, yukarıda belirtilen temsilciler dışında, temsile yetkili olmayan yönetim kurulu üyelerini veya şirkete hizmet akdi ile bağlı olanları sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atayabilir. Bu şekilde atanacak olanların görev ve yetkileri, 367 nci maddeye göre hazırlanacak iç yönergede açıkça belirlenir. Bu durumda iç yönergenin tescil ve ilanı zorunludur. İç yönerge ile ticari vekil ve diğer tacir yardımcıları atanamaz. Bu fıkra uyarınca yetkilendirilen ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları da ticaret siciline tescil ve ilan edilir. Bu kişilerin, şirkete ve üçüncü kişilere verecekleri her tür zarardan dolayı yönetim kurulu müteselsilen sorumludur. 3. İmza şekli

Tüzel Kişiliğin Kazanılması ve Yerleşim Yeri

Dernekler, kuruluş bildirimini, dernek tüzüğünü ve gerekli belgeleri yerleşim yerinin bulunduğu yerin en büyük mülki amirine verdikleri anda tüzel kişilik kazanırlar. Bağımsız mal topluluğu niteliğindeki vakıfların tüzel kişilik kazanması ise yerleşim yeri asliye hukuk mahkemesi nezdinde tutulan merkezi sicile tescil şartına bağlıdır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 59Kaynağı aç
Madde 59- Dernekler, kuruluş bildirimini, dernek tüzüğünü ve gerekli belgeleri yerleşim yerinin bulunduğu yerin en büyük mülkî amirine verdikleri anda tüzel kişilik kazanırlar. Kuruluş bildiriminin içeriği ve gerekli belgelerin nelerden ibaret olduğu, yönetmelikte gösterilir. 2. İnceleme

Her tacir, ticari işletmenin açıldığı tarihten itibaren on beş gün içinde işletmesini ve seçtiği ticaret unvanını işletme merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan ettirmekle yükümlüdür. Ticaret şirketleri ticaret siciline tescille tüzel kişilik kazanmakta olup tescilden önce şirket adına gerçekleştirilen işlemlerden ötürü işlemi yapanların şahsen ve müteselsilen sorumlu olacağı kabul edilmektedir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 40Kaynağı aç
MADDE 40- (1) Her tacir, ticari işletmenin açıldığı günden itibaren onbeş gün içinde, ticari işletmesini ve seçtiği ticaret unvanını, işletme merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan ettirir. (2) (Değişik:28/1/2021-7263/22 md.) Gerçek kişi tacir ile tüzel kişi tacir adına imzaya yetkili olanların imzaları, kamu kurum ve kuruluşlarınca veri tabanlarında tutulan imza verilerinden elektronik ortamda temin edilerek merkezi ortak veri tabanındaki sicil dosyasına kaydedilir. Kamu kurum ve kuruluşlarının veri tabanlarında imza kaydının bulunmaması halinde, imzaya yetkili kişilerin imza beyanlarının ticaret sicili müdürlüğüne verilmesinin usul ve esasları ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak tebliğ ile belirlenir. (3) Merkezi Türkiye’de bulunan ticari işletmelerin şubeleri de bulundukları yerin ticaret siciline tescil ve ilan olunur. Ticaret unvanına ve imza örneklerine ilişkin birinci ve ikinci fıkra hükümleri bu işletmelere de uygulanır. Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça merkezin bağlı olduğu sicile geçirilen kayıtlar şubenin bağlı bulunduğu sicile de tescil olunur. Ancak, bu hususta şubenin bulunduğu yer sicil müdürlüğünün ayrı bir inceleme zorunluluğu yoktur. (4) Merkezleri Türkiye dışında bulunan ticari işletmelerin Türkiye’deki şubeleri, kendi ülkelerinin kanunlarının ticaret unvanına ilişkin hükümleri saklı kalmak şartıyla, yerli ticari işletmeler gibi tescil olunur. Bu şubeler için yerleşim yeri Türkiye’de bulunan tam yetkili bir ticari mümessil atanır. Ticari işletmenin birden çok şubesi varsa, ilk şubenin tescilinden sonra açılacak şubeler yerli ticari işletmelerin şubeleri gibi tescil olunur. II – Ticaret unvanının şekli 1. Gerçek kişiler

Tüzel kişinin yerleşim yeri, kuruluş belgesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 51Kaynağı aç
Madde 51- Tüzel kişinin yerleşim yeri, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir. E. Kişiliğin sona ermesi I. Sınırlı devam etme

Organların İradesi, Temsil Yetkisi ve Sorumluluk

Tüzel kişinin iradesi organları aracılığıyla açıklanır. Organlar hukuki işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar; kusurlarından ötürü ayrıca kişisel olarak da sorumludurlar. Temsile veya yönetime yetkili olanların görevlerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden şirket sorumludur; şirketin kusurlu organa rücu hakkı saklıdır. Fiilin görevi yerine getirirken işlenmemiş olması halinde şirket bu fiilden sorumlu tutulamaz.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 50Kaynağı aç
Madde 50- Tüzel kişinin iradesi, organları aracılığıyla açıklanır. Organlar, hukukî işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar. Organlar, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludurlar. D. Yerleşim yeri

Anonim şirketlerde temsile yetkili kılınan kişiler, şirketin amacına ve işletme konusuna giren her türlü hukuki işlemi şirket namına yürütebilir ve şirket unvanını kullanabilirler. Yetkililerin işletme konusu haricinde gerçekleştirdikleri muameleler de kural olarak şirketi bağlayıcı niteliktedir. Bununla birlikte, üçüncü şahsın muamelenin işletme konusu haricinde kaldığını bildiği veya somut koşullar gereği bilebilecek vaziyette bulunduğu kanıtlanırsa şirket işlemle bağlı olmaz; esas sözleşmenin yalnızca ilan edilmiş bulunması bu durumun ispatı bakımından tek başına yeterli sayılmaz. Yapılan işlemlerin kanuna, esas sözleşmeye veya genel kurul kararlarına aykırılık taşıması da iyiniyetli üçüncü kişilerin şirkete müracaat etmesini engellemez; kanuna ve esas sözleşmeye aykırı muameleler sebebiyle şirketin rücu hakkı mahfuzdur.

Temsil yetkisinin sınırlandırılması iyiniyetli üçüncü kişilere karşı kural olarak hüküm ifade etmez. Yalnızca temsil yetkisinin sadece merkezin veya bir şubenin işlerine özgülendiğine ya da birlikte kullanılmasına ilişkin tescil ve ilan edilen sınırlamalar üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir. Parasal tutar gibi bu iki hal dışında kalan temsil sınırlandırmaları ticaret siciline tescil edilmiş olsa dahi iyiniyetli üçüncü kişileri bağlamaz.

Anonim şirket yönetim kurulu, temsil yetkisini haiz bulunmayan yönetim kurulu üyelerini veya şirkete hizmet sözleşmesiyle bağlı çalışanları sınırlı yetkili ticari vekil yahut tacir yardımcısı sıfatıyla görevlendirebilir. Görevlendirilecek kişilerin yetki alanı düzenlenecek iç yönergede açıkça gösterilir. Bahse konu iç yönergenin tescil ve ilanı kanunen zorunlu olup iç yönerge ile ticari vekil veya tacir yardımcısı atanamaz. Usulünce yetkilendirilen ticari vekil veya diğer tacir yardımcılarının da ticaret siciline tescil ve ilanı şarttır; bu şahısların şirkete ve üçüncü kişilere verecekleri her çeşit zarardan ötürü yönetim kurulu müteselsil sorumluluk taşır.

Tek pay sahipli anonim şirketlerde, bu pay sahibi ile şirket arasında yapılacak sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Piyasa şartlarına göre günlük, önemsiz ve sıradan işlemlere ilişkin sözleşmeler bu şekil şartından muaftır.

Tüzel kişilerin malvarlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin şahsi malvarlıklarından 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Bu kural yabancı şahıs veya kurumların Türkiye'deki mümessilleri hakkında da uygulanır. Tüzel kişiliğin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olması, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki dönemlere ait amme borcu sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu kapsamda amme borcunu şahsi malvarlığından ödeyen temsilciler ve mümessiller asıl amme borçlusuna rücu hakkına sahiptir.

6183 sayılı AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN m. 35 (2/2)Kaynağı aç
Madde 35 – (Ek: 25/5/1995 – 4108/11 md.) Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Bu madde hükmü, yabancı şahıs veya kurumların Türkiye’deki mümessilleri hakkında da uygulanır. Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz. Temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler. (Ek fıkra: 4/6/2008-5766/4 md.; İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 19/3/2015 tarihli ve E.: 2014/144, K.: 2015/29 sayılı Kararı ile.) (Ek fıkra: 4/6/2008-5766/4 md.; İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 19/3/2015 tarihli ve E.: 2014/144, K.: 2015/29 sayılı Kararı ile.) Birleşme, devir, bölünme ve şekil değiştirme halleri:[10]

Tüzel Kişiliğin Sona Ermesi Halinde Malvarlığının Tasfiyesi

Tüzel kişiliğin son bulması durumunda tasfiye artığı malvarlığının akıbeti, öncelikle mevzuattaki özel kurallara, kuruluş statüsündeki hükümlere veya yetkili organın alacağı karara göre tayin edilir. Bu yönde bir düzenleme yahut organ kararı bulunmadığı takdirde malvarlığı değerleri, tüzel kişinin amacına en yakın kamu kurum ya da kuruluşuna aktarılır ve olanak nispetinde önceki tahsis gayesine uygun biçimde değerlendirilir. Ahlaka veya hukuka aykırı amaç taşıması sebebiyle mahkemece kapatılmasına hükmedilen tüzel kişilerin malvarlığı ise kanun gereği ilgili kamu kuruluşuna devredilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 54Kaynağı aç
Madde 54- Tüzel kişinin malvarlığı, kanunda veya kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça ya da yetkili organı başka türlü karar vermedikçe, en yakın amacı güden kamu kurum veya kuruluşuna geçer. Bu malvarlığı olanak ölçüsünde daha önce özgülendiği amaç için kullanılır. Hukuka veya ahlâka aykırı amaç güttüğü için kişiliği mahkeme kararıyla sona eren tüzel kişinin malvarlığı her hâlde ilgili kamu kuruluşuna geçer. F. Saklı hükümler

Yabancı Tüzel Kişilerin Türkiye'deki Faaliyet Biçimleri

4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu çerçevesinde yabancı yatırımcıların Türkiye'de doğrudan yabancı yatırım yapmaları serbesttir ve yabancı yatırımcılar yerli yatırımcılarla eşit hak, muamele ve performansa tabidir. Yabancı tüzel kişilere uygulanacak yabancı hukuk kuralının Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması durumunda 5718 sayılı Kanun gereğince kamu düzeni istisnası uygulanır ve o yabancı hüküm tatbik edilmez.

Yabancı tüzel kişinin ehliyet ve temsil yetkisini gösteren resmi belgelerin Türkiye'de tapu müdürlükleri, bankalar veya noterler nezdinde geçerli sayılabilmesi için 1961 tarihli Lahey Sözleşmesi kapsamında Apostille şerhi taşıması ya da konsolosluk onayından geçmiş olması zorunludur.

Merkezleri Türkiye dışında bulunan ticari işletmelerin Türkiye'deki şubeleri, kendi ülkelerinin ticaret unvanına ilişkin hükümleri saklı kalmak kaydıyla yerli ticari işletmeler gibi tescil olunur. Şube ticaret unvanında merkezin bulunduğu memleketin, merkez unvanının ve şube olunduğunun açıkça gösterilmesi ve yerleşim yeri Türkiye'de olan tam yetkili bir ticari mümessil atanması kanunen mecburidir. Şubeler fatura düzenleyebilir, ticari kâr elde edebilir ve elde edilen kazancı yurt dışındaki merkeze transfer edebilirler. İlk şubenin tescil edilmesinin ardından açılacak sonraki şubeler yerli işletme şubeleri gibi tescil edilir.

Yabancı şirketlerin Türkiye'de irtibat bürosu açmaları yetkili Bakanlığın iznine tabidir ve irtibat bürolarına ilk etapta en fazla üç yıllık izin verilir. İrtibat büroları ticari faaliyette bulunamaz, fatura düzenleyemez ve kâr elde edemezler; bütün operasyonel masraflarının yurt dışındaki merkez tarafından döviz olarak karşılanması mecburidir.

Yabancı Tüzel Kişilerin Taşınmaz Edinimi Rejimi

2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca, yabancı ülkelerde kendi ulusal kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri Türkiye'de ancak Türk Petrol Kanunu, Turizm Teşvik Kanunu ve Endüstri Bölgeleri Kanunu gibi özel kanun hükümleri çerçevesinde taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilirler. Bu ticaret şirketleri dışındaki yabancı tüzel kişilerin taşınmaz edinmesi ve lehlerine sınırlı ayni hak tesis edilmesi mümkün değildir. Ancak yabancı ticaret şirketleri lehine taşınmaz rehni tesis edilmesinde bu sınırlamalar uygulanmaz.

2644 sayılı TAPU KANUNU m. 35Kaynağı aç
Madde 35 – (Yeniden Düzenleme: 29/12/2005-5444/1 md.; Değişik: 3/5/2012-6302/1 md.) Kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla, uluslararası ikili ilişkiler yönünden ve ülke menfaatlerinin gerektirdiği hallerde Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen ülkelerin vatandaşı olan yabancı uyruklu gerçek kişiler Türkiye’de taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilirler. Yabancı uyruklu gerçek kişilerin edindikleri taşınmazlar ile bağımsız ve sürekli nitelikteki sınırlı ayni hakların toplam alanı, özel mülkiyete konu ilçe yüz ölçümünün yüzde onunu ve kişi başına ülke genelinde otuz hektarı geçemez. Cumhurbaşkanı kişi başına ülke genelinde edinilebilecek miktarı iki katına kadar artırmaya yetkilidir.[4] Yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri ancak özel kanun hükümleri çerçevesinde taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilirler. Bu ticaret şirketleri dışındakiler taşınmaz edinemez ve lehlerine sınırlı ayni hak tesis edilemez. Bu ticaret şirketleri ile yabancı uyruklu gerçek kişiler lehine taşınmaz rehni tesisinde bu maddede yer alan sınırlamalar uygulanmaz. Cumhurbaşkanı, ülke menfaatlerinin gerektiği hallerde yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinimlerini; ülke, kişi, coğrafi bölge, süre, sayı, oran, tür, nitelik, yüzölçüm ve miktar olarak belirleyebilir, sınırlandırabilir, kısmen veya tamamen durdurabilir veya yasaklayabilir.[5] Yabancı uyruklu gerçek kişiler ve yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri, satın aldıkları yapısız taşınmazda geliştireceği projeyi iki yıl içinde ilgili Bakanlığın onayına sunmak zorundadır. İlgili Bakanlıkça başlama ve bitirilme süresi belirlenerek onaylanan proje tapu kütüğünün beyanlar hanesine kaydedilmek üzere taşınmazın bulunduğu tapu müdürlüğüne gönderilir. Onaylanan projenin süresi içinde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ilgili Bakanlıkça takip edilir. Askeri yasak bölgeler, askeri güvenlik bölgeleri ile stratejik bölgelere ait harita ve koordinat değerleri bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren en geç bir yıl içinde ve bu yerlere ait değişiklik kararlarına ait harita ve koordinat değerleri değişikliklerin yapıldığı tarihten itibaren bir ay içinde Millî Savunma Bakanlığınca, özel güvenlik bölgeleri ve değişiklik kararlarına ait harita ve koordinat değerleri ise İçişleri Bakanlığınca aynı sürede Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlığa verilir. Bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren bir yıl sonra bu fıkra uyarınca gönderilen belge ve bilgilere göre tapu işlemleri yürütülür. Bu madde hükümlerine aykırı olarak edinilen, edinim amacına aykırı kullanıldığı ilgili Bakanlık ve idarelerce tespit edilen, süresi içinde ilgili Bakanlığa başvurulmayan veya süresi içinde projeleri gerçekleştirilmeyenler ile bu maddenin birinci fıkrası kapsamındaki sınırlamalar dışında miras yoluyla edinilen taşınmazlar ve sınırlı ayni haklar, Maliye Bakanlığınca verilecek bir yılı geçmeyen süre içinde maliki tarafından tasfiye edilmediği takdirde tasfiye edilerek bedele çevrilir ve bedeli hak sahibine ödenir.

Yabancı ticaret şirketleri Türkiye'de satın aldıkları yapısız taşınmazlar üzerinde geliştirecekleri projeleri iki yıl içinde ilgili Bakanlığın onayına sunmakla yükümlüdür.

Yabancı yatırımcıların yüzde elli veya daha fazla oranda hissesine sahip olduğu ya da yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunu atama yetkisini elinde bulundurduğu Türkiye'de kurulu şirketlerin taşınmaz mülkiyeti edinimi Tapu Kanunu'nun 36. maddesine tabidir. Bu şirketlerin taşınmaz edinimlerinde tapu tescilinden önce askeri yasak bölgeler, güvenlik bölgeleri ve stratejik alanlar açısından tahkikat yürütülmesi amacıyla Valilik onayı alınması şarttır.

Yabancı Tüzel Kişilerin Yargılamada Teminat Yükümlülüğü

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 48. maddesi uyarınca, Türk mahkemelerinde dava açan, davaya müdahil olarak katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleri ile karşı tarafın muhtemel zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.

5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 48Kaynağı aç
MADDE 48 – (1) Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. (2) Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar. Yabancı devletin yargı muafiyetinden yararlanamayacağı hâller

Mahkemeler, dava açan, davaya müdahil olan veya icra takibi yapan yabancı tüzel kişileri karşılıklılık esasına göre teminat gösterme yükümlülüğünden muaf tutar.

Yabancı şirketin Türkiye'deki şubesinin bağımsız bir tüzel kişiliği bulunmadığından, şube üzerinden açılan davalarda davacı teknik olarak yurt dışındaki ana şirkettir. Bu nedenle ana şirketin bulunduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık esasına dayalı bir muafiyet bulunmuyorsa mahkeme yabancılık teminatı yatırılmasına karar verir. Buna karşılık yabancı sermayeli olsa dahi Türk hukukuna göre kurularak ticaret siciline tescil edilen şirketler Türk tabiiyetinde sayıldığından dava açarken yabancılık teminatı yatırma yükümlülüğüne tabi değildir.

Tüzel kişiler ne zaman fiil ehliyeti kazanır?

Tüzel kişiler, kanuna ve kendi kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip oldukları anda fiil ehliyetini kazanırlar.

Yabancı ticaret şirketleri Türkiye'de serbestçe taşınmaz alabilir mi?

Yabancı ülkelerde kendi kanunlarına göre kurulan ticaret şirketleri Türkiye'de yalnızca özel kanun hükümleri çerçevesinde taşınmaz edinebilir; bu şirketler dışındaki yabancı tüzel kişilerin taşınmaz edinimi ise kanunen yasaktır.

Yabancı şirketlerin Türkiye şubeleri dava açarken teminat yatırmak zorunda mıdır?

Türkiye'deki şubenin ayrı bir tüzel kişiliği olmadığından ve davacı teknik olarak yurt dışındaki ana şirket sayıldığından, ana şirketin bulunduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık esasına dayalı bir teminat muafiyeti yoksa mahkemece belirlenen yabancılık teminatı yatırılmalıdır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu