Tutukluluk İncelemesinde Duruşmasız Makul Süre Sınırı

by Avukat Erdal Ersoy
Tutukluluk İncelemesinde Duruşmasız Makul Süre Sınırı

Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında tutukluluk halinin denetimi, şüpheli veya sanığın mahkeme huzurunda sözlü savunma yapabilmesini ve delillerini sunabilmesini gerektirir. Olağan dönemde tutukluluk halinin devamına ilişkin değerlendirmelerin iki ayı aşan bir süre boyunca sanık veya müdafii dinlenilmeksizin yalnızca dosya üzerinden yürütülmesi, Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında teminat altına alınan silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama ilkelerine aykırılık teşkil eder ve kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali sonucunu doğurur.

Olağan Dönemde Duruşmasız İnceleme Sürelerinin Sınırı

Ceza muhakemesinde tutukluluk denetimlerinin dosya üzerinden yürütülmesine dair azami bir süre kanunda açıkça yer almamakla birlikte, yargı içtihatlarında makul sürenin belirlenmesinde somut süre ayrımları esas alınmaktadır. Mevzuata uygun biçimde sürdürülen tutukluluk incelemelerinde 1 ay 26 gün boyunca hâkim veya mahkeme önüne çıkarılmaksızın dosya üzerinden karar verilmesi Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasını ihlal etmezken; bu sürenin iki ayı aşması, örneğin 2 ay 26 gün boyunca duruşmasız inceleme yapılması hakkın ihlali sayılmaktadır.

Uluslararası insan hakları standartlarında da benzer bir denetim yaklaşımı benimsenmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadında, tutukluluk durumuna yönelik itirazların 2 ay 13 gün boyunca şüpheli veya sanık dinlenilmeksizin dosya üzerinden karara bağlanması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5. maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen tutukluluğun yasallığına kısa sürede itiraz edebilme hakkının ihlali olarak değerlendirilmektedir.

Resen İncelemeler ve Terör Suçlarında Kanuni Güvenceler

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 108. maddesi uyarınca şüpheli veya sanığın talebi olmaksızın re'sen gerçekleştirilen tutukluluk incelemeleri kural olarak Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında değerlendirilmez. Buna karşılık 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun geçici 19. maddesinde yer alan suçlar bakımından resen yapılan tutukluluk incelemeleri anılan anayasal güvence kapsamında incelenmekte ve bu incelemelerde de makul süre sınırları gözetilmektedir.

Nitekim terör ve örgütlü suçlar çerçevesinde tutukluluk incelemesinin doksanar günlük sürelerle kişi veya müdafi dinlenilmek suretiyle yapılmasına imkân veren kanun hükmü, şüpheli veya sanığın tahliye talebini makul sayılamayacak bir süre boyunca mahkeme önünde sözlü olarak dile getirme imkânından yoksun bırakılmasına yol açtığı ve müdahalenin ölçüsüz olduğu gerekçesiyle Anayasa'nın 13. ve 19. maddelerine aykırı bulunarak Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir.

Olağanüstü Koşullar, Salgın Tedbirleri ve Toplu Davalar

Toplumsal olağanüstü dönemlerde dahi hürriyetten yoksun kılınmanın denetimi mutlak surette askıya alınamaz. Olağanüstü hâl rejiminin uygulandığı dönemlerde dahi terör veya örgüt suçlarından tutuklanan kişilerin 18 ayı aşan bir süre boyunca hâkim ya da mahkeme önüne çıkarılmaksızın tutukluluk incelemesinin yürütülmesi, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali sonucunu doğurmaktadır.

7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda düzenlenen koruma tedbirlerine ilişkin süreler kapsam dışı tutulmuştur. Anılan maddenin dördüncü fıkrasının (b) bendi doğrultusunda, ilk derece adli mercileri ile bölge adliye mahkemelerinde duruşmaların ertelenmesi ve alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi Hâkimler ve Savcılar Kuruluna tanınmıştır. Salgın koşullarında duruşmaya bizzat katılım sakıncalı görülse dahi, tutuklu işlerde incelemelerin Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) vasıtasıyla duruşmalı yürütülmesine dair herhangi bir kanuni kısıtlama öngörülmemiştir.

7226 sayılı BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN m. Geçici 1Kaynağı aç
GEÇİCİ MADDE 1- (1) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle
yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla;
a) Dava açma,
icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı
süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak
üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982
tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı
Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve
bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma
kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden,
b) 9/6/1932 tarihli
ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda
belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim veya icra ve iflas daireleri tarafından
tayin edilen süreler; nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere
tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip
taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler
22/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden,
itibaren 30/4/2020
(bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü
takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla,
bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği
günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam
etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir
ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.
(2) Aşağıdaki
süreler bu maddenin kapsamı dışındadır:
a) Suç ve ceza,
kabahat ve idari yaptırım ile disiplin hapsi ve tazyik hapsi için kanunlarda düzenlenen
zamanaşımı süreleri.
b) 5271 sayılı
Kanunda düzenlenen koruma tedbirlerine ilişkin süreler.
c) 6100 sayılı Kanunda düzenlenen ihtiyati tedbiri tamamlayan işlemlere ilişkin
süreler.
(3) 2004 sayılı
Kanun ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlar kapsamında;
a) İcra ve iflas
daireleri tarafından mal veya haklara ilişkin olarak ilan edilmiş olan satış gününün
durma süresi içinde kalması halinde, bu mal veya haklar için durma süresinden sonra
yeni bir talep aranmaksızın icra ve iflas dairelerince satış günü verilir. Bu durumda
satış ilanı sadece elektronik ortamda yapılır ve ilan için ücret alınmaz,
b) Durma süresi
içinde rızaen yapılan ödemeler kabul edilir ve taraflardan biri, diğer tarafın lehine
olan işlemlerin yapılmasını talep edebilir,
c) Konkordato
mühletinin alacaklı ve borçlu bakımından sonuçları, durma süresince devam eder,
ç) İcra ve iflas
hizmetlerinin aksamaması için gerekli olan diğer tedbirler alınır.
(4) Durma süresince
duruşmaların ve müzakerelerin ertelenmesi de dâhil olmak üzere alınması gereken
diğer tüm tedbirler ile buna ilişkin usul ve esasları;
a) Yargıtay ve
Danıştay bakımından ilgili Başkanlar Kurulu,
b) İlk derece
adli ve idari yargı mercileri ile bölge adliye ve bölge idare mahkemeleri bakımından
Hâkimler ve Savcılar Kurulu,
c) Adalet hizmetleri
bakımından Adalet Bakanlığı,
belirler.

Sanık sayısının çok olduğu karmaşık davalarda duruşmalı tutukluluk incelemesi yapılması için tüm sanıkların veya tarafların duruşmaya katılımı zorunlu değildir. Yargılamayı yürüten mahkemenin yalnızca tutuklu kişilerin katılımını sağlamak suretiyle inceleme yapması usul açısından yeterlidir.

Bireysel Başvuru Usulü ve Giderim Yolları

Soruşturma veya kovuşturma evresinde yürürlükteki mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilen duruşmasız tutukluluk incelemelerine karşı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde düzenlenen tazminat yolu etkili bir giderim sağlamaz. Bu sebeple ilgililerin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmadan önce anılan tazminat yolunu tüketmesi gerekmemektedir.

Tutukluluk denetimlerinin hâkim veya mahkeme önüne çıkarılmaksızın yürütülmesi sebebiyle yapılacak bireysel başvurularda süre hesabı özellik gösterir. Hâkim önüne çıkarılmama şeklindeki müdahale kişinin mahkeme veya hâkim önüne çıkarılmasıyla sona ereceğinden, bireysel başvurunun en geç tutuklunun mahkeme önüne çıkarılmasından itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir; kişi mahkeme önüne çıkarılmadan müdahale sürerken de başvuru yapılabilir.

Bireysel başvuru karar tarihi itibarıyla başvurucunun tutukluluk incelemesi kapsamında mahkeme veya hâkim önüne çıkarılmış olması durumunda, tespit edilen ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılama yapılmasına veya başkaca bir işlem tesisine gerek görülmemektedir.

Duruşmasız tutukluluk incelemesinde iki aylık süre aşılırsa hak ihlali doğar mı?

Olağan dönemde tutukluluk durumunun iki ayı aşan bir süre boyunca sanık veya müdafii dinlenilmeksizin yalnızca dosya üzerinden incelenmesi, Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleriyle bağdaşmadığından kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal eder.

Duruşmasız tutukluluk incelemesine karşı CMK 141 tazminat yoluna başvurmak gerekir mi?

Yürürlükteki mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilen duruşmasız tutukluluk incelemelerine karşı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesindeki tazminat yolu etkili bir hukuk yolu olmadığından bireysel başvuruda bu yolun tüketilmesi gerekmez.

Duruşmasız inceleme nedeniyle Anayasa Mahkemesine başvuru süresi ne zamandır?

Bireysel başvuru, tutuklunun hâkim veya mahkeme önüne çıkarılmasından itibaren en geç otuz gün içinde veya kişi hâkim önüne çıkarılmadan müdahale devam ettiği sürece yapılmalıdır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu