Tutuklulukta Makul Süre ve Azami Tutukluluk Süreleri

by Avukat Erdal Ersoy
Tutuklulukta Makul Süre ve Azami Tutukluluk Süreleri

Tutuklama Tedbirinin Hukuki Niteliği ve Geçicilik İlkesi

Ceza muhakemesinde tutuklama, yargılamanın sağlıklı yürütülmesini temin etmeye matuf geçici bir koruma tedbiridir. Bu niteliği gereği tutukluluk, yargılama sürecinde ortaya çıkan gereklilik hali sürdüğü müddetçe meşruiyetini korur. Tutuklama tedbirinin zorunlu ve orantılı olmaktan çıktığı veya gereksiz hale geldiği her aşamada şüpheli veya sanığın derhal serbest bırakılması zorunludur.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin R(80) 11 sayılı Tavsiyesi doğrultusunda, kişi özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların ve tutuklamanın asgari düzeyde tutulması esastır. Bu ilkeye göre isnat altındaki bir kimse somut koşullar kesin bir zorunluluk ortaya koymadıkça tutuklanamaz; tutuklama tedbiri makul ve kısa aralıklarla denetlenmeli, kişinin mümkün olan en kısa sürede yargı önüne çıkarılması sağlanmalıdır.

AİHS Çerçevesinde Makul Sürede Yargılanma ve Salıverilme Güvencesi

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5. maddesinin 3. fıkrası, tutuklanan kişilerin makul bir süre içinde yargılanma veya adli soruşturma sürecinde salıverilme hakkını teminat altına almaktadır. İlgili Sözleşme hükmü maktu veya sabit bir tutukluluk süresi belirlememekte; makul sürenin aşılıp aşılmadığının her somut olayın kendine özgü koşulları çerçevesinde takdir edilmesini öngörmektedir.

Sözleşme düzeninde kişi hürriyetine ilişkin makul süre ile genel yargılama süresi farklı koruma alanlarına sahiptir. AİHS m. 6/1'de düzenlenen makul sürede yargılanma hakkı tutuklu veya tutuksuz tüm sanıkları kapsayan genel bir adil yargılanma güvencesidir. AİHS m. 5/3 ise yakalama veya tutuklama tedbiriyle özgürlüğü kısıtlanan kişilerin durumunu kapsamakta, yargı organının tutukluluk halini inceleyerek koşulları gerçekleştiğinde ilgilinin salıverilmesini öngörmektedir.

Makul Sürenin Hesaplanması, Başlangıcı ve Bitişi

Ceza davasında yargılama süresinin başlangıcı, kişinin yürütülen adli işlemlerden aleyhine fiilen etkilendiği andır. Bu genel süre, suç isnadının nihai olarak kesin bir karara bağlanmasına kadar devam eder.

AİHS m. 5/3 bağlamındaki tutukluluk süresinin hesabı ise bu genel yargılama süresinden ayrılır. Bu fıkra kapsamındaki süre, kişinin fiilen özgürlüğünün kısıtlandığı ilk andan ilk derece mahkemesinin esas hakkındaki hükmünü kurduğu tarihe kadar işler. Karar kanun yolunda henüz kesinleşmemiş dahi olsa, ilk derece hükmü sonrasındaki tutukluluk hali artık AİHS m. 5/3 değil, mahkûmiyet sonrası tutulmayı düzenleyen AİHS m. 5/1-a hükmü kapsamında denetlenir.

Tutukluluk süresinin makullüğü takdir edilirken yargılama neticesinde verilmesi muhtemel ceza ve yasal infaz indirimleri de hesaba katılır. Tutuklulukta geçen sürenin, mahkûmiyet durumunda fiilen infaz edilecek net ceza süresine çok yaklaşması masumluk karinesinin ihlali sonucunu doğurur.

Yargılamada Makul Sürenin Denetiminde Dikkate Alınan Ölçütler

Makul sürenin değerlendirilmesinde davanın fiili ve hukuki karmaşıklığı, yargılama makamlarının ve tarafların süreci takip etme biçimleri ile başvurucunun karşı karşıya kaldığı riskler bir arada incelenir. İlgilinin kendi usuli işlemlerinin süreci yavaşlatıcı etkisi bulunsa dahi, bu durum adli makamların neden olduğu aşırı yargılama gecikmelerini tek başına meşru kılmaya yetmez.

Adli makamlarca yürütülen süreç denetlenirken öncelikle tutuklamanın yapılmasına ve sürdürülmesine gösterilen gerekçeler ile salıverilme taleplerinin reddine dayanak yapılan gerekçelerin yeterliliği ve yerindeliği incelenir. Bu gerekçelerin geçerli kabul edilmesi halinde ise ikinci aşamada adli makamların soruşturma ve kovuşturma işlemlerini yürütürken gerekli özen ve sürati gösterip göstermedikleri araştırılır.

Soruşturmayı yürüten yargıçların kısa aralıklarla birden çok kez değiştirilmesi ve yargılama işlemlerinin bu sebeple ağırlaşması durumunda, şüphelinin isnadı kabul etmesi ve gecikmeye sebebiyet veren haksız bir işlemi bulunmaması halinde adli makamların gereken sürati göstermediği kabul edilir ve makul süre ihlali oluşur.

Terör suçlarının soruşturulmasında adli mercilerin operasyonel ve fiili zorluklarla karşılaşması olağan kabul edilse de, AİHS m. 5 hükmü adli makamlara sınırsız ve denetimsiz bir tutuklama yetkisi vermez. Terör isnadı içeren soruşturma ve kovuşturmalar da Sözleşme'nin makul süre denetimine tabi olmaya devam eder.

5271 Sayılı CMK m. 102 Kapsamında Yasal Azami Tutukluluk Süreleri

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 102. maddesinin 1. fıkrasına göre, ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Bu yasal süre zorunlu hallerde gerekçeleri açıkça gösterilmek kaydıyla en fazla altı ay daha uzatılabilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 102Kaynağı aç
Madde 102 – (1) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/18 md.) Ağır
ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir
yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha
uzatılabilir.
(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en
çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir;
uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap
Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan
suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına
giren suçlarda beş yılı geçemez.[19]
(3) Bu maddede öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli
veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir.
(4) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Soruşturma evresinde tutukluluk
süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı,
ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemez.
Ancak, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci,
Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu
kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok
bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.
(5) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Bu maddede öngörülen tutukluluk
süreleri, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından
yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç
oranında uygulanır.
Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi

CMK m. 102/2 uyarınca, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi genel suçlarda toplam üç yılı geçemez. Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren fiillerde ise azami uzatma süresi beş yılı aşamaz.

Soruşturma evresi bakımından CMK m. 102/4'te özel azami süreler getirilmiştir. Buna göre soruşturma aşamasında tutukluluk süresi ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde ise bir yılı geçemez. Türk Ceza Kanunu'nun ilgili devlet güvenliğine ve anayasal düzene karşı suç bölümleri, Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlar ve toplu olarak işlenen suçlarda ise soruşturma evresi tutukluluk süresi en çok bir yıl altı ay olup gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.

Kanunda gösterilen azami tutukluluk sürelerinin uzatılmasına dair kararlar, CMK m. 102/3 hükmü gereğince Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir.

CMK m. 102/5 uyarınca, maddede belirlenen azami tutukluluk süreleri suça sürüklenen çocuklar bakımından indirimli olarak uygulanır. Fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar için bu süreler yarı oranında; on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar için ise dörtte üç oranında tatbik edilir.

Tutukluluk Süresinin Hesabı ve Tarihsel Mevzuat Ölçütleri

Kanunda öngörülen azami tutukluluk süreleri fiilen tutuklulukta geçen sürelere ilişkindir. İlgilinin yakalanmasından önceki gıyabi tutukluluk hali ise bu azami sürelere dahil edilmez.

Tutukluluğa esas ceza sınırının saptanmasında kural olarak iddianamede tarif edilen eylem ve suç vasfı esas alınır. Mahkemenin ek savunma hakkı tanıyarak nitelendirmenin değişebileceğini öngörmesi durumunda bu yeni nitelendirme gözetilebilir. Bununla birlikte mahkeme, iddianamedeki veya ek savunmadaki nitelendirme ile bağlı olmaksızın, tutukluluğun sürdürülmesine veya kaldırılmasına karar verdiği andaki hukuki nitelemesini de esas alabilir; bu durum koruma tedbirinin niteliği gereği ihsas-ı rey sayılmaz.

Mülga 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 3842 sayılı Kanun ile değişik 110. maddesi döneminde hazırlık soruşturmasında azami tutukluluk süresi altı ay, kamu davası açılması halinde ise hazırlık dahil toplam iki yıl olarak öngörülmüştü. Bu tarihsel düzenlemede, soruşturma veya yargılamanın özel zorluğu veya geniş kapsamlı olması halinde alt sınırı yedi yıla kadar hapis cezası gerektiren suçlarda tutuklamanın kaldırılması kabul edilmiş; yedi yıl veya üzeri ceza öngörülen suçlarda ise hâkime tutukluluğun sürdürülmesi, sona erdirilmesi veya teminatla salıverilme konusunda takdir yetkisi tanınmıştı.

Karşılaştırmalı Hukukta Azami Tutukluluk Süreleri

Karşılaştırmalı hukuk düzenlemelerinde de azami tutukluluk süreleri katı yasal sınırlara bağlanmıştır. Fransız Ceza Usul Yasası m. 145/1 uyarınca, asliye cezalık suçlarda tutuklama süresi en fazla dört aydır. Beş yıldan az hürriyeti bağlayıcı ceza gerektiren bir suçtan yargılanan kişinin daha önce ağır hapse veya üç aydan fazla ertelenmiş cezaya çarptırılmış olması halinde bu süre iki ay, daha ağır durumlarda ise dört ay uzatılabilmekte; ancak toplam tutukluluk hiçbir halde bir yılı aşamamaktadır.

Alman Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu m. 121/1 uyarınca ise özgürlüğü bağlayıcı ceza verilmediği sürece aynı fiil sebebiyle tutukluluk süresi en fazla altı aydır. Tutuklama sebeplerinin sürmesi koşuluyla, soruşturmanın kapsamı veya özel zorluklar tutukluluğun sürdürülmesini haklı kılıyorsa bu süre mahkeme kararı ile altı ayın üstüne çıkarılabilmektedir.

Salıverilme Güvencesi ile Koruma Tedbirleri Tazminatının Ayrımı

Makul süre içerisinde yargılanma veya soruşturma evresinde salıverilme hakkı ile hukuka aykırı tutuklamadan kaynaklanan zararların tazmini istemi birbirinden bağımsız iki ayrı haktır. Özgürlükten yoksun bırakılmaya karşı açılan tazminat davaları, kişinin haksız koruma tedbiri nedeniyle uğradığı zararların giderilmesini hedefler; bu mekanizma yargılamadaki makul sürede yargılanma veya salıverilme güvencesinden farklı bir koruma sağlar.

AİHS m. 5/3 tutukluluk için belirli bir gün veya ay sınırı öngörmüş müdür?

Hayır, AİHS m. 5/3 metninde sabit bir gün, ay veya yıl sınırı yer almamaktadır; makul sürenin aşılıp aşılmadığı her davanın karmaşıklığı, adli makamların sürati ve sanığın tutumu göz önüne alınarak somut olaya göre takdir edilir.

İlk derece mahkemesinin hükmünden sonraki tutukluluk AİHS m. 5/3 kapsamında mıdır?

Hayır, AİHS m. 5/3 kapsamındaki tutukluluk süresi ilk derece mahkemesinin esas hakkındaki hükmüyle sona erer; hüküm kesinleşmemiş olsa bile karar sonrasındaki tutukluluk hali AİHS m. 5/1-a hükmü kapsamında değerlendirilir.

Gıyabi tutukluluk hali azami tutukluluk sürelerine dahil edilir mi?

Hayır, yasal azami tutukluluk süreleri fiilen tutuklulukta geçen sürelere ilişkin olup gıyabi tutukluluk hali bu sürelere dahil edilmez.

Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda azami tutukluluk süresi ne kadardır?

CMK m. 102/2 uyarınca temel tutukluluk süresi en çok iki yıldır; zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek yapılan uzatmalarla birlikte genel suçlarda toplam üç yılı, anayasal düzene karşı suçlar ve terör suçlarında ise toplam beş yılı geçemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu