Tutuklanan İşçinin Kıdem Tazminatı ve Fesih Koşulları

by Avukat Erdal Ersoy
Tutuklanan İşçinin Kıdem Tazminatı ve Fesih Koşulları

Gözaltı ve Tutukluluk Hallerinde Kıdem Tazminatı Hakkı

1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin işveren tarafından ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller dışındaki bir sebeple feshedilmesi halinde, her geçen tam yıl için kıdem tazminatı ödenmesi esastır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin (IV) numaralı bendi kapsamında işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması sebebiyle ortaya çıkan devamsızlığın aynı Kanun'un 17. maddesindeki bildirim süresini aşması halinde işveren, iş sözleşmesini bildirim süresini beklemeksizin derhal feshedebilir. İş sözleşmesini bu bent uyarınca fesheden işverenin ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğmamakla birlikte, en az bir yıllık çalışma süresi bulunan işçiye kıdem tazminatı ödemesi gerekir.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/25195, K. 2019/17951Kaynağı aç
22. Hukuk Dairesi         2017/25195 E.  ,  2019/17951 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerinde 2008 yılı Mart ayında çalışmaya başladığını, 04.12.2012 tarihinde yıllık izne ayrıldığını ve bir gün sonra daha önce işyeri dışında işlemiş olduğu bir suç nedeniyle hakkındaki kesinleşmiş mahkumiyet kararının infazı nedeniyle yakalanıp cezaevine konulduğunu, iş akdinin 31.12.2012 tarihinde davalı tarafından feshedildiğini, davacının çalışma süresi boyunca haftanın 7 günü 24 saat çalışıp 48 saat dinlenme esasına göre çalıştığını, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, bayram ve genel tatil günlerinde çalıştırıldığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, yetkili mahkemelerin … Mahkemeleri olduğunu, davanın kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmadığını, derdestlik itirazında bulunduklarını, iş sözleşmesinin zorlayıcı sebeplerle haklı nedenle feshedildiğini, feshin usule ve yasaya uygun olduğunu, yıllık izinlerini kullandığını, davacının fazla çalışma ücretinin ödenmediği iddiasının yerinde olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanılan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyiz: Karar süresi içerisinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara, belgelere ve tüm dosya kapsamına göre; tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Taraflar arasında davacının ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 25. inci maddesinin (IV) numaralı bendinde, işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması üzerine devamsızlığın aynı Yasanın 17.nci maddesinde sözü edilen bildirim süresini aşması durumunda, işverenin derhal fesih hakkının olduğu hükme bağlanmıştır. Gözaltı veya tutukluluk süresi bildirim önellerini aşmadıkça, iş sözleşmesi işverence derhal feshedilemez. Bildirim önellerinin sözleşme hükmü ile arttırılmış olması halinde, değinilen maddenin uygulaması yönünden arttırılmış sürelerin dikkate alınması gerekir. Başka bir anlatımla işverenin derhal fesih hakkı ancak, tutukluluk süresinin arttırılmış ihbar önellerini aşması halinde ortaya çıkar. İşçinin gözaltına kaldığı veya tutuklu olduğu sürenin ihbar önelini aşması halinde, sözleşmeyi Yasanın değinilen 25/IV maddesi uyarınca fesheden işverenin, bildirim şartına uyma ve ihbar tazminatı yükümlülükleri bulunmamakla birlikte, kıdem tazminatı ödemesi gerekir. Somut olayda, davacı davalıya ait işyerinde çalışmakta iken, işyeri dışında gerçekleşen olay nedeni ile almış olduğu cezanın kesinleşmesi üzerine 05.12.2012’de yakalanarak cezanın infazına başlanmış; hizmet döküm cetveli ve işten ayrılış bildirgelerine göre 31.12.2012 tarihinde Kod: 27 “İşveren tarafından zorunlu nedenlerle ve tutukluluk nedeniyle fesih” bildirilmek suretiyle işten çıkışı yapılmıştır. Her ne kadar davalı tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna sehven bildirimde bulunulduğu beyan edilmiş ise de, davalı tanıkları beyanlarında davacının tutuklandığı için yıllık izin dönüşü işe başlayamadığını ve feshin bu sebeple gerçekleştiğini ifade etmiş olduklarından bu savunmaya itibar etmek mümkün değildir. Mahkeme gerekçesinde de, davacının kıdemine göre geçmesi gereken dört haftalık süre dolmadan feshin gerçekleştirildiği belirtilmesine rağmen, davacının ihbar tazminatının kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3-Öte yandan, dosya kapsamı ve Dairemiz incelemesinden geçen emsal nitelikteki 2019/6703 esas-2019/16023 karar, 2017/19682 esas-2019/2952 karar sayılı dosyalarda dinlenenilen davalı tanık beyanları ve kabul edilen çalışma sistemi gözetilerek, davacının davalı işyerinde 24 saat çalışıp, sonraki 48 saat dinlenme esasına göre çalıştığı sabit olmakla ve mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da bu esasa göre çalıştığı kabul edilmekte ise de, kabul edilen bu çalışma sistemine göre, ulusal bayram ve genel tatil günlerinin 1/3’inde çalıştığı tespitiyle hesaplama yapılması gerekirken, çelişki oluşturacak şekilde tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığının kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25 – Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I- Sağlık sebepleri: a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa yakalanması veya engelli hâle gelmesi durumunda, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi.[7] b) İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda. (a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez. II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması. b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması. c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması. d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması.[8] e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması. f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi. g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi. h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması. III- Zorlayıcı sebepler: İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması. IV- İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini aşması. İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. Derhal fesih hakkını kullanma süresi
1475 sayılı İŞ KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – (Değişik birinci fıkra: 29/7/1983 – 2869/3 md.) Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin: 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;[2] 5. (Ek: 25/8/1999 – 4447/45 md.) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.[3] [4] İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz. T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir. Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz. Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz. Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar. Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez. Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esas tutulur. Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. (Değişik: 29/7/1983 – 2869/3 md.) 13 üncü maddesinde sözü geçen tazminat ile bu maddede yer alan kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de gözönünde tutulur. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.[5] (Değişik: 17/10/1980 – 2320/1 md.) Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hizmet akidleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine değiştirilebilir. (Değişik: 10/12/1982 – 2762/1 md.) Ancak, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçinin ölümü halinde yukarıdaki hükümlere göre doğan tazminat tutarı, kanuni mirasçılarına ödenir. Kıdem tazminatından doğan sorumluluğu işveren şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez. İşveren sorumluluğu altında ve sadece yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine mahsus olmak kaydiyle Devlet veya kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurumlarda veya % 50 hisseden fazlası Devlete ait bir bankada veya bir kurumda işveren tarafından kıdem tazminatı ile ilgili bir fon tesis edilir.[6] Fon tesisi ile ilgili hususlar kanunla düzenlenir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2011/28496 Esas ve 2013/25082 Karar sayılı ilamına konu uyuşmazlıkta; işçinin işyeri dışında işlediği suç sebebiyle tutuklanması ve bu tutukluluğun yasadaki ihbar süresi kadar sürmesi üzerine iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/IV maddesi gereğince haklı nedenle feshedildiği tespit edilmiştir. İlamda, söz konusu durumun işverene önelsiz fesih hakkı tanıması sebebiyle ihbar tazminatı gerektirmeyeceği, ancak bu feshin kıdem tazminatı ödenmesini engellemeyeceği sonucuna varılmıştır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2011/28496, K. 2013/25082Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2011/28496 E.  ,  2013/25082 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ DAVA :Davacı vekil, davacının kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatı ile ilave tediye ve sendikal sosyal hak ve alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin tahsiline karar verilmiştir.Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2.İşçinin ihbar tazminatına hak kazanması için işveren tarafından iş sözleşmesinin bildirim öneli tanınmadan, bildirimsiz veya 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. Maddesinde belirtilen haklı nedenler olmaksızın haksız feshedilmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacının iş sözleşmesi, işyeri dışında işlediği suçtan tutuklanması ve yasadaki ihbar süresi kadar tutukluluğu devam etmesi nedeni ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/IV maddesi uyarınca feshedilmiştir. Davacının iş sözleşmesi davalı işveren tarafından haklı nedenle feshedilmiştir. Bu neden kıdem tazminatı ödenmesini engellemez ise de önelsiz fesih hakkı verdiğinden, ihbar tazminatına hak kazandırmaz. Esasen bu olgu “davacının tutukluluk süresi yasada belirtilen 8 haftalık ihbar süresinin üzerinde olduğundan davacının iş akdine ihbar süresi sonu olan tarihte son verildiği” gerekçesi ile mahkemenin de kabulündedir. Davacının ihbar tazminatının reddi yerine kabulü hatalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bildirim Sürelerinin Hesabı ve Artırılmış Öneller

İşverenin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/IV maddesine dayalı derhal fesih hakkının doğabilmesi için işçinin gözaltı veya tutukluluk halindeki devamsızlığının 17. maddede yer alan bildirim önellerini aşması zorunludur. Gözaltı veya tutukluluk süresi bildirim önellerini aşmadığı müddetçe iş sözleşmesi işverence bu maddeye dayanılarak derhal feshedilemez.

4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrasına göre belirsiz süreli iş sözleşmelerinde fesih bildirim süreleri; işi 6 aydan az sürmüş işçi için 2 hafta, 6 aydan 1,5 yıla kadar sürmüş işçi için 4 hafta, 1,5 yıldan 3 yıla kadar sürmüş işçi için 6 hafta ve 3 yıldan fazla sürmüş işçi için 8 hafta olarak belirlenmiştir. Aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bu süreler asgari nitelikte olup sözleşmeler ile artırılabilir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 17Kaynağı aç
Madde 17 – Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir. İş sözleşmeleri; a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra, b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra, c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra, d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra, feshedilmiş sayılır. Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile artırılabilir. Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır. İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşverenin bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi feshetmesi, bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddesi hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. 18 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Fesih için bildirim şartına da uyulmaması ayrıca dördüncü fıkra uyarınca tazminat ödenmesini gerektirir. Bu maddeye göre ödenecek tazminatlar ile bildirim sürelerine ait peşin ödenecek ücretin hesabında 32 nci maddenin birinci fıkrasında yazılan ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşme ve Kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur. Feshin geçerli sebebe dayandırılması

Bildirim sürelerinin bireysel veya toplu iş sözleşmesiyle artırılmış olması halinde, 4857 sayılı Kanun'un 25/IV maddesinin uygulamasında bu artırılmış süreler dikkate alınır. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2017/25195 Esas ve 2019/17951 Karar sayılı kararında ifade edildiği üzere, işverenin derhal fesih hakkı ancak tutukluluk süresinin artırılmış ihbar önellerini aşmasıyla ortaya çıkar. Nitekim aynı ilamda, işçinin kıdemine göre geçmesi gereken ihbar öneli süresi dolmadan işverence yapılan fesihte işçinin ihbar tazminatına hak kazandığı kabul edilmiştir.

Tazminatsız Fesih Sebepleri ve Yargı Yolu

1475 sayılı Kanun'un 14. maddesinde, işverenin ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller dışındaki fesihlerinde kıdem tazminatı ödeneceği düzenlenmiştir. 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinin (II) numaralı bendi uyarınca işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı fiillerde bulunması durumunda işverenin iş sözleşmesini derhal ve tazminatsız olarak feshetme hakkı söz konusu olabilmektedir.

4857 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle yapılacak fesihlerde savunma alınması şart koşulurken, 25. maddenin (II) numaralı bendindeki haklı fesih hakkı saklı tutulmuştur. Haklı nedenle derhal fesih hallerinde fesih öncesinde işçinin savunmasının alınması yasal bir zorunluluk olarak öngörülmemiştir. Bununla birlikte Kanun'un 25. maddesinin son fıkrası uyarınca işçi, feshin Kanun'da gösterilen sebeplere uygun olmadığı iddiasıyla 18, 20 ve 21. madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 19Kaynağı aç
Madde 19 – İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25 inci maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır. Fesih bildirimine itiraz ve usulü

Tutukluluk Sürecinde Sözleşmenin Durumu ve SGK Bildirimi

Gözaltı ve tutukluluk süresince iş sözleşmesi askıda kalır. İş sözleşmesinde veya toplu iş sözleşmesinde aksi yönde bir hüküm bulunmadığı takdirde, askı süresi boyunca işçi fiilen çalışmadığından işverence ücret ödenmez ve Sosyal Güvenlik Kurumu primleri yatırılmaz.

Sosyal Güvenlik Kurumu işten ayrılış bildirgelerinde yer alan Kod 27 bildirimi, resmi olarak 'İşveren tarafından zorunlu nedenlerle ve tutukluluk nedeniyle fesih' durumunu ifade etmektedir.

Tutuklanan işçi kıdem tazminatı alabilir mi?

İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması sebebiyle oluşan devamsızlığın bildirim önellerini aşması halinde, 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesi gereğince en az 1 yıllık çalışma süresi bulunan işçiye kıdem tazminatı ödenmesi gerekir.

Tutukluluk süresi ihbar önelini aşmadan derhal fesih yapılabilir mi?

Gözaltı veya tutukluluk süresi Kanun'da belirlenen ya da sözleşmeyle artırılan bildirim önellerini aşmadığı sürece işverenin derhal fesih hakkı doğmaz.

Tutuklanan işçiye ihbar tazminatı ödenir mi?

Tutukluluk süresinin kanundaki veya sözleşmeyle artırılmış bildirim süresini aşması üzerine 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/IV maddesi uyarınca yapılan fesih işverene önelsiz fesih imkânı verdiğinden ihbar tazminatı ödenmez.

Tutukluluk nedeniyle derhal fesihte savunma alınması zorunlu mudur?

4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesi kapsamındaki derhal fesihlerde işverenin fesih öncesinde işçinin savunmasını alma yasal zorunluluğu bulunmamaktadır.

Tutukluluk süresince ücret ve sigorta primi ödenir mi?

İş veya toplu iş sözleşmesinde aksine bir hüküm yer almadıkça tutukluluk döneminde iş akdi askıda kaldığı için ücret ödenmez ve sigorta primi yatırılmaz.

SGK Kod 27 ne anlama gelir?

Sosyal Güvenlik Kurumu bildirim sisteminde Kod 27, işveren tarafından zorunlu nedenlerle ve tutukluluk gerekçesiyle yapılan fesih işlemlerini tanımlar.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu