İş Hukukunda Sözleşme, Fesih ve Kıdem Tazminatı

by Avukat Erdal Ersoy
İş Hukukunda Sözleşme, Fesih ve Kıdem Tazminatı

İş hukuku, iş, işçi ve işveren ilişkisini ve bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkları düzenler. Bireysel yönünde sözleşme, asgari ücret, çalışma süreleri, izin, fesih ve tazminat; toplu yönünde sendika, toplu iş sözleşmesi, grev ve lokavt yer alır. Her çalışma ilişkisi bu kapsama girmez. Kapsam, işçi statüsünde iş görenlerle onları çalıştıranlarla sınırlıdır. Daha özel nitelikli bir kanunun alanına giren uyuşmazlıkta ilgili kanunun hükümleri uygulanır.

İşçi, işveren ve işyeri

4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi işçi, onu çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ya da tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluş işveren, aralarındaki ilişki de iş ilişkisidir. Fikrî veya bedenî çalışma ile sanayi, ticaret, hizmet veya kamu sektöründe çalışma ayrımı yapılmaksızın, iş sözleşmesiyle işverene bağlı çalışan kişi işçi kabul edilir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Madde 2 – Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir. İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve meslekî eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılır. İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür. (Ek fıkra: 23/7/2010-6009/48 md.; Mülga dördüncü fıkra: 20/6/2012-6331/37 md.) İşveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir. İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur. Bu Kanunda işveren için öngörülen her çeşit sorumluluk ve zorunluluklar işveren vekilleri hakkında da uygulanır. İşveren vekilliği sıfatı, işçilere tanınan hak ve yükümlülükleri ortadan kaldırmaz. Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez. (Ek fıkra: 1/7/2006-5538/18 md.) Kanuna veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesine dayanılarak kurulan kamu kurum ve kuruluşları ile bunların doğrudan veya dolaylı olarak sermayesinin en az yüzde ellisine sahip oldukları ortaklıklarda, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu veya diğer kanun hükümleri çerçevesinde, hizmet alımı amacıyla yapılan sözleşmeler gereğince, yüklenici aracılığıyla çalıştırılanlar, bu şekilde çalışmış olmalarına dayanarak;[1] a) Bu kurum, kuruluş ve ortaklıklara ait kadro veya pozisyonlara atanmaya, b) Bu kurum, kuruluş ve ortaklıklara ait işyerlerinin kadro veya pozisyonlarında çalışanlar için toplu iş sözleşmesi, personel kanunları veya ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre belirlenen her türlü malî haklar ile sosyal yardımlardan yararlanmaya, hak kazanamazlar. (Ek fıkra: 1/7/2006-5538/18 md.) Sekizinci fıkrada belirtilen işyerlerinde yükleniciler dışında kalan işverenler tarafından çalıştırılanlar ile bu işyerlerinin tâbi oldukları ihale mevzuatı çerçevesinde kendi nam ve hesabına sözleşme yaparak üstlendiği ihale konusu işte doğrudan kendileri çalışanlar da aynı hükümlere tâbidir. Sekizinci fıkrada belirtilen kurum, kuruluş veya ortaklıkların sermayesine katıldıkları ortaklıkların kadro veya pozisyonlarında çalışan işçilerin, ortak durumundaki kamu kurum, kuruluş veya ortaklıkların kadro veya pozisyonlarına atanma ya da bu kurum, kuruluş veya ortaklıklarda geçerli olan malî haklar ile sosyal yardımlardan yararlanma talepleri hakkında da sekizinci fıkra hükümleri uygulanır. Hizmet alımına dayanak teşkil edecek sözleşme ve şartnamelere; a) İşe alınacak kişilerin belirlenmesi ve işten çıkarma yetkisinin kamu kurum, kuruluşları ve ortaklıklarına bırakılması, b) Hizmet alım sözleşmeleri çerçevesinde ya da geçici işçi olarak aynı iş yerinde daha önce çalışmış olanların çalıştırılmasına devam olunması, yönünde hükümler konulamaz. İşyerini bildirme

Mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi olan ve olmayan unsurların işle birlikte örgütlendiği birim işyeridir. Aynı yönetim altında örgütlenen bağlı yerler; dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden veya meslekî eğitim yerleri, avlu ve araçlar da işyerine dâhildir. İşyeri, bağlı yerler, eklentiler ve araçlar birlikte tek bir iş organizasyonu oluşturur.

İşveren adına hareket eden ve işin, işyerinin veya işletmenin yönetiminde görev alan kişi işveren vekilidir. Bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur. İşveren için öngörülen sorumluluk ve zorunluluklar işveren vekillerine de uygulanır. Vekillik sıfatı, işçilere tanınan hak ve yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.

Yardımcı işlerde veya asıl işin, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bölümünde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini yalnız o işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile işi veren işveren arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulur. Asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur.

Asıl işverenin işçileri alt işveren tarafından çalıştırılmaya devam ettirilerek hakları kısıtlanamaz. Daha önce o işyerinde çalıştırılan kişiyle alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi hâlde ve genel olarak ilişkinin muvazaalı işleme dayandığının kabul edilmesi hâlinde alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez. Sekizinci fıkrada belirtilen işyerlerinde yükleniciler dışında kalan işverenlerce çalıştırılanlar ile bu işyerlerinin tabi olduğu ihale mevzuatı çerçevesinde kendi nam ve hesabına sözleşme yaparak üstlendiği ihale konusu işte doğrudan kendileri çalışanlar da aynı hükümlere tabidir.

Kanunun uygulanmadığı işler

4857 sayılı İş Kanunu’nun 4. maddesine göre deniz ve hava taşıma işlerinde Kanun hükümleri uygulanmaz. Elli dâhil olmak üzere elliden az işçi çalıştırılan tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde de uygulanmaz.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 4Kaynağı aç
Madde 4 -Aşağıda belirtilen işlerde ve iş ilişkilerinde bu Kanun hükümleri uygulanmaz; a) Deniz ve hava taşıma işlerinde, b) 50'den az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde, c) Aile ekonomisi sınırları içinde kalan tarımla ilgili her çeşit yapı işleri, d) Bir ailenin üyeleri ve 3 üncü dereceye kadar (3 üncü derece dahil) hısımları arasında dışardan başka biri katılmayarak evlerde ve el sanatlarının yapıldığı işlerde, e) Ev hizmetlerinde, f) (…)[4] çıraklar hakkında, g) Sporcular hakkında, h) Rehabilite edilenler hakkında, ı) 507 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanununun 2 nci maddesinin tarifine uygun üç kişinin çalıştığı işyerlerinde. Şu kadar ki; a) Kıyılarda veya liman ve iskelelerde gemilerden karaya ve karadan gemilere yapılan yükleme ve boşaltma işleri, b) Havacılığın bütün yer tesislerinde yürütülen işler, c) Tarım sanatları ile tarım aletleri, makine ve parçalarının yapıldığı atölye ve fabrikalarda görülen işler, d) Tarım işletmelerinde yapılan yapı işleri, e) Halkın faydalanmasına açık veya işyerinin eklentisi durumunda olan park ve bahçe işleri, f) Deniz İş Kanunu kapsamına girmeyen ve tarım işlerinden sayılmayan, denizlerde çalışan su ürünleri üreticileri ile ilgili işler, Bu Kanun hükümlerine tabidir. Eşit davranma ilkesi

İş sözleşmesinin kuruluşu ve yazılı bilgi

4857 sayılı İş Kanunu’nun 8. maddesine göre iş sözleşmesi, işçinin bağımlı olarak iş görmeyi, işverenin ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Kanunda aksi belirtilmedikçe özel bir şekle tabi değildir. Süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı yapılması zorunludur.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 8Kaynağı aç
Madde 8 – İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi değildir. Süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. Bu belgeler damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan muaftır. Yazılı sözleşme yapılmayan hallerde işveren işçiye en geç iki ay içinde genel ve özel çalışma koşullarını, günlük ya da haftalık çalışma süresini, temel ücreti ve varsa ücret eklerini, ücret ödeme dönemini, süresi belirli ise sözleşmenin süresini, fesih halinde tarafların uymak zorunda oldukları hükümleri gösteren yazılı bir belge vermekle yükümlüdür. Süresi bir ayı geçmeyen belirli süreli iş sözleşmelerinde bu fıkra hükmü uygulanmaz. İş sözleşmesi iki aylık süre dolmadan sona ermiş ise, bu bilgilerin en geç sona erme tarihinde işçiye yazılı olarak verilmesi zorunludur. Türü ve çalışma biçimlerini belirleme serbestisi

Yazılı sözleşme yoksa işveren, en geç iki ay içinde işçiye yazılı bir belge verir. Belgede genel ve özel çalışma koşulları, günlük veya haftalık çalışma süresi, temel ücret ve varsa ücret ekleri, ücretin ödeme dönemi, sözleşme belirli süreliyse süresi ve fesihte tarafların uymak zorunda olduğu hükümler gösterilir. Bir ayı aşmayan belirli süreli sözleşmelerde bu yükümlülük uygulanmaz. Sözleşme iki ay dolmadan sona ererse bilgiler en geç sona erme tarihinde yazılı verilir.

Belirsiz süreli sözleşmede bildirim

4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesine göre belirsiz süreli iş sözleşmesinin feshinden önce durum diğer tarafa bildirilir. İş altı aydan az sürmüşse sözleşme, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra feshedilmiş sayılır. Altı aydan bir buçuk yıla kadar sürmüşse dört hafta, bir buçuk yıldan üç yıla kadar sürmüşse altı hafta, üç yıldan fazla sürmüşse sekiz hafta sonra feshedilmiş sayılır. Bu süreler asgaridir ve sözleşmelerle artırılabilir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 17Kaynağı aç
Madde 17 – Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir. İş sözleşmeleri; a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra, b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra, c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra, d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra, feshedilmiş sayılır. Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile artırılabilir. Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır. İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşverenin bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi feshetmesi, bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddesi hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. 18 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Fesih için bildirim şartına da uyulmaması ayrıca dördüncü fıkra uyarınca tazminat ödenmesini gerektirir. Bu maddeye göre ödenecek tazminatlar ile bildirim sürelerine ait peşin ödenecek ücretin hesabında 32 nci maddenin birinci fıkrasında yazılan ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşme ve Kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur. Feshin geçerli sebebe dayandırılması

Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır. Bu sonuç işçi veya işveren bakımından değişmez. İşveren, bildirim süresine ait ücreti peşin vererek iş sözleşmesini feshedebilir. Bildirim şartına uyulmaması veya bu ücretin peşin ödenmesi, Kanunun 18, 19, 20 ve 21. maddelerinin uygulanmasına engel olmaz.

18. maddenin birinci fıkrası uyarınca 18, 19, 20 ve 21. maddelerin uygulama alanı dışında kalan işçilerin sözleşmesi fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirilirse, işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Bu durumda bildirim şartına ayrıca uyulmamışsa dördüncü fıkra uyarınca ayrıca tazminat ödenir. Hangi işçilerin bu alan dışında kaldığı 18. maddenin birinci fıkrasına bağlıdır. Bildirim tazminatları ile peşin ödenecek bildirim ücretinin hesabında, 32. maddenin birinci fıkrasında yazılan ücrete ek olarak para veya parayla ölçülebilen sözleşme ve kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur.

İşe iade yolu

4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesine göre fesih bildiriminde sebep gösterilmediğini veya gösterilen sebebin geçerli olmadığını ileri süren işçi, bildirimin tebliğinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 20Kaynağı aç
Madde 20 – (Değişik birinci fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir. Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının da resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir. Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. (Değişik üçüncü fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) Dava ivedilikle sonuçlandırılır. Mahkemece verilen karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde, bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir. (İptal dördüncü fıkra: Anayasa Mahkemesinin 19/10/2005 tarihli ve E.:2003/66, K.:2005/72 sayılı Kararı ile.) Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları

Arabuluculuk sonunda anlaşmaya varılamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırsa uyuşmazlık aynı sürede özel hakeme götürülebilir. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan açılan dava usulden reddedilir. Kesinleşen ret kararının resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir. Feshin geçerli sebebe dayandığını işveren ispatlar. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ederse bu iddiasını ispatlar. Dava ivedilikle sonuçlandırılır. İstinaf hâlinde bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir. Maddenin dördüncü fıkrası, Anayasa Mahkemesinin 19/10/2005 tarihli ve E.:2003/66, K.:2005/72 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerinde en az altı aylık kıdemi bulunan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, feshi işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayandırmak zorundadır. Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz. Altı aylık kıdem, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerindeki süreler birleştirilerek hesaplanır. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyeri varsa işçi sayısı bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 18Kaynağı aç
Madde 18 – Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/2 md.) Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz. Altı aylık kıdem hesabında bu Kanunun 66 ncı maddesindeki süreler dikkate alınır. Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz: a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak. b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak. c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip veya yükümlülüklerini yerine getirmek için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece katılmak.[6] d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler. e) 74 üncü maddede öngörülen ve kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek. f) Hastalık veya kaza nedeniyle 25 inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işe geçici devamsızlık. İşçinin altı aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap edilir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında bu madde, 19 ve 21 inci maddeler ile 25 inci maddenin son fıkrası uygulanmaz. Sözleşmenin feshinde usul

4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesine göre geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece ya da özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçi başvurusuna rağmen işveren bu süre içinde işe başlatmazsa en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücret tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur. Mahkeme veya özel hakem, işe başlatılmaması hâlinde ödenecek tazminat miktarını da belirler.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 21Kaynağı aç
Madde 21 – İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur. Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. (Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Mahkeme veya özel hakem, ikinci fıkrada düzenlenen tazminat ile üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakları, dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler. İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir. İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. (Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların, işçinin işe başlatılması konusunda anlaşmaları hâlinde; a) İşe başlatma tarihini, b) Üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakların parasal miktarını, c) İşçinin işe başlatılmaması durumunda ikinci fıkrada düzenlenen tazminatın parasal miktarını, belirlemeleri zorunludur. Aksi takdirde anlaşma sağlanamamış sayılır ve son tutanak buna göre düzenlenir. İşçinin kararlaştırılan tarihte işe başlamaması hâlinde fesih geçerli hâle gelir ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir. Çalışma koşullarında değişiklik ve iş sözleşmesinin feshi

Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmayan süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş ücret ve diğer hakları ödenir. Mahkeme veya özel hakem, işe başlatmama tazminatı ile bu ücret ve diğer hakları dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler. İşçi işe başlatılırsa peşin ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim ücreti peşin ödenmemişse bu sürelere ait ücret ayrıca ödenir.

Arabuluculukta taraflar işçinin işe başlatılması konusunda anlaşırsa işe başlatma tarihini, ücreti, diğer hakları ve işe başlatmama tazminatının parasal miktarını belirlemek zorundadır. Aksi takdirde anlaşma sağlanamamış sayılır ve son tutanak buna göre düzenlenir. İşçi, kararlaştırılan tarihte işe başlamazsa fesih geçerli hâle gelir ve işveren yalnız bunun hukuki sonuçlarından sorumlu olur.

İşçi, kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvurmak zorundadır. Vekil aracılığıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. İşçi süresi içinde başvurmazsa işverence yapılan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren yalnız bunun hukuki sonuçlarından sorumlu olur. 21. maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları sözleşmelerle hiçbir şekilde değiştirilemez; aksi yöndeki hükümler geçersizdir.

7201 sayılı TEBLİGAT KANUNU m. 11Kaynağı aç
Madde 11 – (Değişik birinci fıkra: 6/6/1985 – 3220/5 md.) Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. Ancak, Ceza Muhakemeleri Usulu Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır. (Ek ikinci fıkra: 11/1/2011-6099/4 md.) Avukat tarafından takip edilen işlerde, avukatın bürosunda yapılacak tebligatlar, resmî çalışma gün ve saatleri içinde yapılır. Kanuni mümessilleri bulunanlara veya bulunması gerekenlere yapılacak tebligat kanunlara göre bizzat kendilerine yapılması icabetmedikçe bu mümessillere yapılır. Hükmi şahıslara ve ticarethanelere tebligat:

Kıdem tazminatını doğuran hâller

1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinde sayılan hâllerde hizmet akdi sona eren işçiye, işe başladığı tarihten itibaren her geçen tam yıl için 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.

1475 sayılı İŞ KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – (Değişik birinci fıkra: 29/7/1983 – 2869/3 md.) Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin: 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;[2] 5. (Ek: 25/8/1999 – 4447/45 md.) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.[3] [4] İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz. T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir. Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz. Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz. Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar. Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez. Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esas tutulur. Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. (Değişik: 29/7/1983 – 2869/3 md.) 13 üncü maddesinde sözü geçen tazminat ile bu maddede yer alan kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de gözönünde tutulur. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.[5] (Değişik: 17/10/1980 – 2320/1 md.) Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hizmet akidleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine değiştirilebilir. (Değişik: 10/12/1982 – 2762/1 md.) Ancak, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçinin ölümü halinde yukarıdaki hükümlere göre doğan tazminat tutarı, kanuni mirasçılarına ödenir. Kıdem tazminatından doğan sorumluluğu işveren şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez. İşveren sorumluluğu altında ve sadece yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine mahsus olmak kaydiyle Devlet veya kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurumlarda veya % 50 hisseden fazlası Devlete ait bir bankada veya bir kurumda işveren tarafından kıdem tazminatı ile ilgili bir fon tesis edilir.[6] Fon tesisi ile ilgili hususlar kanunla düzenlenir.

Bu hâller arasında, işverenin 1475 sayılı Kanun’un 17. maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında yaptığı fesih ile işçinin aynı Kanunun 16. maddesi uyarınca feshi bulunur. Muvazzaf askerlik ve işçinin ölümü de kapsamdadır. Bağlı kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulan kurum ya da sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla sona erme de bu hâllerdendir. 506 sayılı Kanun’un ilgili yaş şartları dışında kalan diğer şartların veya Geçici 81. maddedeki sigortalılık süresi ve prim gününün tamamlanarak kendi istekle ayrılma da kıdem tazminatı doğurur. Kadının evlenme tarihinden itibaren bir yıl içinde kendi arzusuyla sözleşmeyi sona erdirmesi de bu kapsamdadır.

Yaşlılık, emeklilik, malullük aylığı veya toptan ödemeye ilişkin bentten yararlanmak için bu ödemeye hak kazanıldığı ve aylık bağlanması ya da toptan ödeme yapılması için bağlı bulunulan kurum veya sandığa başvurulduğu belgelenir. İşçinin ölümü hâlinde bu şart aranmaz. Ölüm hâlinde doğan tutar kanuni mirasçılara ödenir.

Kıdemin birleştirilmesi ve devir

Kıdem, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden kurulmuş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalışılan süreler göz önüne alınarak hesaplanır. İlk iş sözleşmesi feshedildikten sonra kıdem tazminatı alınmışsa ikinci dönem için süre sıfırdan başlar. Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez.

İşyerinin devri, intikali, herhangi bir suretle başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere naklinde kıdem, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akdi sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden itibaren işyerinin devri veya el değiştirmesinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Devreden işverenin sorumluluğu, işçiyi çalıştırdığı sürelerle ve devir sırasındaki ücret seviyesiyle sınırlıdır. Bu tarihten önce devir veya el değiştirme varsa, devir sözleşmesinde aksine hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.

Belirtilen kamu kuruluşlarındaki hizmet süreleri birleştirilerek Sosyal Sigortalar Kanunu’na göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu sürelerin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir. Daha önce bu maddeye göre kıdem tazminatı gerektirmeyecek biçimde sona eren hizmet süreleri hesaba katılmaz. T.C. Emekli Sandığına tabi süreye ait kısım, aylığın başlangıç tarihinde yürürlükteki hükümlere göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktarı aşamaz. Buradaki kamu kuruluşları; genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanun’un 4. maddesinde sayılan kurumları kapsar.

Kıdem tazminatının hesabı

Kıdem tazminatı son ücret üzerinden hesaplanır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hâllerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücret, o süre içinde çalışılan günlere bölünerek bulunan ortalama ücret esas alınır. Son bir yıl içinde ücrete zam yapılmışsa tazminata esas ücret, işten ayrılma tarihi ile zam tarihi arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesiyle hesaplanır. Hesapta, 26. maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ek olarak para ve parayla ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur.

Kıdem tazminatı zamanında ödenmezse açılan davanın sonunda hâkim, geciken süre için ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faize hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır. Otuz günlük süre hizmet akdi veya toplu iş sözleşmesiyle işçi lehine değiştirilebilir. Toplu sözleşme veya hizmet akdiyle belirlenen yıllık kıdem tazminatı, Devlet Memurları Kanunu’na tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu’na göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. İşveren bu sorumluluğu kişilere veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez.

Fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma

4857 sayılı İş Kanunu’nun 41. maddesine göre fazla çalışma, ülkenin genel yararları yahut işin niteliği veya üretimin artırılması gibi nedenlerle ve Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde haftalık kırk beş saati aşan çalışmadır. 63. maddeye göre denkleştirmede işçinin haftalık ortalama çalışma süresi normal haftalık iş süresini aşmamak koşuluyla bazı haftalarda toplam kırk beş saat aşılsa da bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz. Her bir saat, normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli yükseltilmesiyle ödenir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 41Kaynağı aç
Madde 41 – Ülkenin genel yararları yahut işin niteliği veya üretimin artırılması gibi nedenlerle fazla çalışma yapılabilir. Fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık kırkbeş saati aşan çalışmalardır. 63 üncü madde hükmüne göre denkleştirme esasının uygulandığı hallerde, işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile, bazı haftalarda toplam kırkbeş saati aşsa dahi bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz. Her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli yükseltilmesi suretiyle ödenir. Haftalık çalışma süresinin sözleşmelerle kırkbeş saatin altında belirlendiği durumlarda yukarıda belirtilen esaslar dahilinde uygulanan ortalama haftalık çalışma süresini aşan ve kırkbeş saate kadar yapılan çalışmalar fazla sürelerle çalışmalardır. Fazla sürelerle çalışmalarda, her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde yirmibeş yükseltilmesiyle ödenir. Fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma yapan işçi isterse, bu çalışmalar karşılığı zamlı ücret yerine, fazla çalıştığı her saat karşılığında bir saat otuz dakikayı, fazla sürelerle çalıştığı her saat karşılığında bir saat onbeş dakikayı serbest zaman olarak kullanabilir. İşçi hak ettiği serbest zamanı altı ay zarfında, çalışma süreleri içinde ve ücretinde bir kesinti olmadan kullanır. 63 üncü maddenin son fıkrasında yazılı sağlık nedenlerine dayanan kısa veya sınırlı süreli işlerde ve 69 uncu maddede belirtilen gece çalışmasında fazla çalışma yapılamaz. Fazla saatlerle çalışmak için işçinin onayının alınması gerekir. Fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamaz. (Ek fıkra: 10/9/2014-6552/4 md.) Bu Kanunun 42 nci ve 43 üncü maddelerinde sayılan hâller dışında yer altında maden işlerinde çalışan işçilere fazla çalışma yaptırılamaz. (Ek fıkra: 10/9/2014-6552/4 md.) Yer altında maden işlerinde çalışan işçilere, bu Kanunun 42 nci ve 43 üncü maddelerinde sayılan hâllerde haftalık otuz yedi buçuk saati aşan her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret, normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde yüzden az olmamak üzere arttırılması suretiyle ödenir.[15] Fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışmaların ne şekilde uygulanacağı çıkarılacak yönetmelikte gösterilir. Zorunlu nedenlerle fazla çalışma

Haftalık çalışma süresi sözleşmeyle kırk beş saatin altında belirlenmişse, uygulanan ortalama haftalık çalışma süresini aşıp kırk beş saate kadar yapılan çalışmalar fazla sürelerle çalışmadır. Bunlarda her saat, normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde yirmi beş yükseltilmesiyle ödenir.

İşçi isterse zamlı ücret yerine, fazla çalıştığı her saat için bir saat otuz dakika, fazla sürelerle çalıştığı her saat için bir saat on beş dakika serbest zaman kullanabilir. Bu zamanı altı ay içinde, çalışma süreleri içinde ve ücretinden kesinti yapılmadan kullanır. Fazla saatlerle çalışma için işçinin onayı gerekir. Fazla çalışmanın yıllık toplamı iki yüz yetmiş saati aşamaz.

63. maddenin son fıkrasında yazılı sağlık nedenlerine dayanan kısa veya sınırlı süreli işlerde ve 69. maddede belirtilen gece çalışmasında fazla çalışma yapılamaz. 42 ve 43. maddelerde sayılan hâller dışında yer altında maden işlerinde çalışan işçilere fazla çalışma yaptırılamaz. Bu hâllerde haftalık otuz yedi buçuk saati aşan her saat, normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde yüzden az olmamak üzere artırılmasıyla ödenir. Fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışmaların uygulanma biçimi çıkarılacak yönetmelikte gösterilir.

Fazla mesainin yapıldığının ispatı işçiye, karşılıklarının ödendiğinin ispatı işverene aittir. Tanık beyanları, dava açan işçiyle aynı dönemde çalışılan sürelerle sınırlı olarak önem taşır.

İş kazası ve bildirimi

5510 sayılı Kanun’un 13. maddesine göre iş kazası, maddede sayılan hâllerde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır. Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada gerçekleşen olay da bu sonucu doğuruyorsa iş kazasıdır. İşveren tarafından yürütülen iş nedeniyle kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan sigortalının, işini görürken uğradığı ve aynı sonucu doğuran olay da iş kazası sayılır.

5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 13Kaynağı aç
MADDE 13- İş kazası; a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b) (Değişik: 17/4/2008-5754/8 md.) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) (Değişik: 17/4/2008-5754/8 md.) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.[25] İş kazasının 4 üncü maddenin birinci fıkrasının; a) (a) bendi ile 5 inci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma da en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde, b) (b) bendi kapsamında bulunan sigortalı bakımından kendisi tarafından, bir ayı geçmemek şartıyla rahatsızlığının bildirim yapmaya engel olmadığı günden sonra üç işgünü içinde, c) (Mülga: 17/4/2008-5754/8 md.) (Değişik paragraf: 17/4/2008-5754/8 md.) iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile Kuruma bildirilmesi zorunludur. Bu fıkranın (a) bendinde belirtilen süre, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde, iş kazasının öğrenildiği tarihten itibaren başlar. Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilir. Bu soruşturma sonunda yazılı olarak bildirilen hususların gerçeğe uymadığı ve olayın iş kazası olmadığı anlaşılırsa, Kurumca bu olay için yersiz olarak yapılmış bulunan ödemeler, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlardan, 96 ncı madde hükmüne göre tahsil edilir. İş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usûlü ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Meslek hastalığının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması

4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanda uğradığı ve onu hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay iş kazasıdır. İşverence sağlanan taşıtla işin yapıldığı yere gidiş ve geliş sırasında meydana gelen olay da aynı sonucu doğurmuşsa bu kapsamdadır.

4. maddenin (a) bendi ile 5. madde kapsamındaki sigortalılar bakımından iş kazası, işveren tarafından o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirilir. İşverenin kontrolü dışındaki yerlerde üç iş günlük süre, kazanın öğrenildiği tarihten başlar. 4. maddenin (b) bendi kapsamındaki sigortalı, bir ayı geçmemek şartıyla rahatsızlığının bildirime engel olmadığı günden sonra üç iş günü içinde bildirimi kendisi yapar. Bildirim, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesiyle doğrudan veya taahhütlü posta yoluyla Kuruma yapılır.

Kurum, denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları veya Bakanlık iş müfettişleri aracılığıyla soruşturma yaptırabilir. Soruşturma sonunda bildirimin gerçeğe uymadığı ve olayın iş kazası olmadığı anlaşılırsa, bu olay için yersiz yapılan ödemeler ödemenin yapıldığı tarihten itibaren gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlardan 96. maddeye göre tahsil edilir. Bildirgenin şekli, içeriği, verilme usulü ve maddenin uygulama usul ve esasları Kurumun çıkaracağı yönetmelikle düzenlenir.

Gözetme borcu ve mobbing

Mobbing, işverenin işçiyi gözetme borcuna aykırılık oluşturabilir. İşçi bu aykırılığa dayanarak haklı nedenle iş sözleşmesini feshedebilir; kıdem ve ihbar tazminatının yanında şartları oluşmuşsa manevi tazminat da istenebilir. Mobbing işveren tarafından yapılmamış olsa bile işverenin ihmali sözleşmeye aykırılık oluşturabileceğinden sorumluluğu ortadan kalkmaz.

Mobbing Türk Ceza Kanunu’nda doğrudan yer almasa da unsurlarına göre hakaret, huzur ve sükûnu bozma, tehdit, cinsel taciz, ayrımcılık ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlali kapsamına girebilir. Cezai şikâyet yapılabilir. Her mobbing iddiası suç oluşturmaz.

İş sözleşmesi her zaman yazılı mı yapılır?

Hayır. Kanunda aksi belirtilmedikçe iş sözleşmesi özel şekle tabi değildir. Süresi bir yıl ve daha fazla olan sözleşmelerin yazılı yapılması zorunludur.

Bildirim süreleri kaç haftadır?

İşin süresi altı aydan azsa iki, altı aydan bir buçuk yıla kadar ise dört, bir buçuk yıldan üç yıla kadar ise altı, üç yıldan fazla ise sekiz haftadır. Bu süreler asgari olup sözleşmeyle artırılabilir.

İşe iade talebi önce nereye yapılır?

Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurulur. Anlaşma sağlanamazsa son tutanaktan itibaren iki hafta içinde dava açılabilir.

Kesin karardan sonra işe başlama süresi nedir?

Kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on iş günü içinde işverene başvurulması gerekir. Başvurulmazsa yapılan fesih geçerli fesih sayılır.

Kıdem tazminatı her tam yıl için ne kadardır?

1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinde sayılan sona erme hâllerinde her tam yıl için 30 günlük ücret ödenir. Bir yılı aşan süreler aynı oranla hesaplanır.

Fazla çalışma ücreti hangi oranda artar?

Denkleştirmede haftalık ortalama süre normal haftalık iş süresini aşmıyorsa bazı haftalarda kırk beş saatin aşılması fazla çalışma sayılmaz. Bu istisna dışında kırk beş saati aşan her saat yüzde elli yükseltilerek ödenir. Yüzde yirmi beş zam, ortalama haftalık çalışma süresini aşıp kırk beş saate kadar yapılan fazla sürelerle çalışma içindir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu