Türk Ticaret Kanununda Şirkete Borçlanma Yasağı

by Avukat Erdal Ersoy
Türk Ticaret Kanununda Şirkete Borçlanma Yasağı

Pay Sahiplerinin Şirkete Borçlanma Şartları

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 358. maddesi uyarınca pay sahiplerinin şirkete borçlanabilmesi iki temel kanuni şartın birlikte gerçekleşmesine bağlanmıştır. Pay sahipleri, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ifa etmedikçe ve borçlanılacak şirketin serbest yedek akçeler ile birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde bulunmadıkça şirkete borçlanamaz. Kanunda öngörülen bu iki şartın gerçekleşmesi halinde pay sahiplerinin şirkete borçlanması hukuken mümkün kılınmıştır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 358Kaynağı aç
MADDE 358- (Değişik: 26/6/2012-6335/15 md.) (1) Pay sahipleri, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ifa etmedikçe ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olmadıkça şirkete borçlanamaz. İKİNCİ BÖLÜM Yönetim Kurulu A) Genel olarak I – Atama ve seçim 1. Üyelerin sayısı ve nitelikleri

Anonim şirkette pay sahibi olan yönetim kurulu üyeleri ile bunların yakınları, yönetim kurulu üyelerine özgü borçlanma yasağına tabi tutulmamış, Türk Ticaret Kanunu'nun 358. maddesindeki pay sahiplerine ilişkin genel borçlanma rejimine bağlanmıştır. Bu kişiler, sermaye taahhüt borçlarını ifa ettikleri ve şirketin serbest yedek akçelerle desteklenen kârı geçmiş yıl zararlarını karşıladığı takdirde anılan maddeye uygun olarak şirkete borçlanabilir; aksi yöndeki işlemler kanuni yaptırımlara tabidir.

Yönetim Kurulu Üyeleri ve Yakınları İçin Borçlanma Yasağı

Türk Ticaret Kanunu'nun 395. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan alt ve üst soyu, eşi ve üçüncü derece dahil kan ve kayın hısımlarının şirkete nakit borçlanması kanunen yasaktır. Şirketin bu kişiler lehine kefalet, garanti ve teminat vermesi, sorumluluk yüklenmesi veya bu kişilerin borçlarını devralması da aynı hüküm kapsamında menedilmiştir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 395Kaynağı aç
MADDE 395- (1) Yönetim kurulu üyesi, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz; aksi hâlde, şirket yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir. Diğer taraf böyle bir iddiada bulunamaz. (2) (Değişik: 26/6/2012-6335/17 md.) Pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan 393 üncü maddede sayılan yakınları şirkete nakit borçlanamaz. Bu kişiler için şirket kefalet, garanti ve teminat veremez, sorumluluk yüklenemez, bunların borçlarını devralamaz. Aksi hâlde, şirkete borçlanılan tutar için şirket alacaklıları bu kişileri, şirketin yükümlendirildiği tutarda şirket borçları için doğrudan takip edebilir. (3) 202 nci madde hükmü saklı kalmak şartıyla, şirketler topluluğuna dâhil şirketler birbirlerine kefil olabilir ve garanti verebilirler. (4) Bankacılık Kanununun özel hükümleri saklıdır. VII – Rekabet yasağı
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 393Kaynağı aç
MADDE 393- (1) Yönetim kurulu üyesi, kendisinin şirket dışı kişisel menfaatiyle veya alt ve üst soyundan birinin ya da eşinin yahut üçüncü derece dâhil üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarından birinin, kişisel ve şirket dışı menfaatiyle şirketin menfaatinin çatıştığı konulara ilişkin müzakerelere katılamaz. Bu yasak, yönetim kurulu üyesinin müzakereye katılmamasının dürüstlük kuralının gereği olan durumlarda da uygulanır. Tereddüt uyandıran hâllerde, kararı yönetim kurulu verir. Bu oylamaya da ilgili üye katılamaz. Menfaat uyuşmazlığı yönetim kurulu tarafından bilinmiyor olsa bile, ilgili üye bunu açıklamak ve yasağa uymak zorundadır. (2) Bu hükümlere aykırı hareket eden yönetim kurulu üyesi ve menfaat çatışması nesnel olarak varken ve biliniyorken ilgili üyenin toplantıya katılmasına itiraz etmeyen üyeler ve söz konusu üyenin toplantıya katılması yönünde karar alan yönetim kurulu üyeleri bu sebeple şirketin uğradığı zararı tazminle yükümlüdürler. (3) Müzakereye, yasak nedeniyle katılmamanın sebebi ve ilgili işlemler yönetim kurulu kararına yazılır. V- Yönetim kurulu üyelerinin mali hakları

Pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ve sayılan yakınları yönünden getirilen bu yasağa aykırı hareket edilmesi durumunda şirket alacaklıları korunmaktadır. Şirket alacaklıları, şirkete borçlanılan tutar için bu kişileri, şirketin yükümlendirildiği tutardaki şirket borçları sebebiyle doğrudan takip etme hakkına sahiptir.

Topluluk İçi İstisnalar ve Geçiş Düzenlemeleri

Türk Ticaret Kanunu'nun 395. maddesi teminat ve kefalet yasaklarına belirli istisnalar tanımaktadır. Kanunun 202. maddesi hükmü saklı kalmak kaydıyla, şirketler topluluğuna dahil bulunan şirketlerin birbirlerine kefil olabilmesi ve garanti verebilmesi kanunen kabul edilmiştir. Ayrıca Bankacılık Kanununun özel hükümleri de bu çerçevede saklı tutulmuştur.

Kanunun yürürlük dönemine ilişkin olarak 6103 sayılı Kanun'un 24. maddesinde yer alan ve kanunun yürürlüğe girmesinden önce şirkete borçlanmış pay sahiplerinin borçlarını üç yıl içinde nakden ödemelerini zorunlu kılan geçiş hükmü, 6335 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır.

6103 sayılı TÜRK TİCARET KANUNUNUN YÜRÜRLÜĞÜ VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN m. 24Kaynağı aç
MADDE 24 – (Mülga: 26/6/2012-6335/47 md.) VI – Yönetim kurulu

Müzakere Yasağı ve Menfaat Çatışması İlkeleri

Türk Ticaret Kanunu'nun 393. maddesi gereğince yönetim kurulu üyesi; kendisinin şirket dışı kişisel menfaatiyle veya alt ve üst soyundan birinin, eşinin yahut üçüncü derece dahil kan ve kayın hısımlarından birinin şirket dışı kişisel menfaatinin şirket menfaatiyle çatıştığı konulara ilişkin müzakerelere katılamaz. Bu kural, yönetim kurulu üyesinin müzakereye katılmamasının dürüstlük kuralının gereği olduğu durumlarda da uygulanır.

Yasağın uygulanmasında tereddüt uyandıran hallerde kararı yönetim kurulu verir ve bu oylamaya ilgili yönetim kurulu üyesi katılamaz. Menfaat uyuşmazlığı yönetim kurulunca bilinmiyor olsa dahi, ilgili yönetim kurulu üyesi durumu açıklamak ve yasağa uymakla yükümlüdür. Müzakereye yasak nedeniyle katılmamanın gerekçesi ile buna ilişkin işlemler yönetim kurulu kararına yazılır.

Müzakereye katılma yasağına aykırı davranan yönetim kurulu üyesi ile menfaat çatışması nesnel olarak mevcut ve biliniyorken üyenin katılımına itiraz etmeyen veya katılması yönünde karar alan yönetim kurulu üyeleri, şirketin bu sebeple uğradığı zararı tazminle yükümlüdür.

Genel Kurul İzni ve Oy Yoksunluğu Rejimi

Türk Ticaret Kanunu'nun 395. maddesinin birinci fıkrası uyarınca yönetim kurulu üyesi, genel kuruldan izin almadan şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz. Aksi halde şirket yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir; buna karşılık diğer taraf böyle bir iddiada bulunamaz. Genel kurul, Türk Ticaret Kanunu'nun 395. ve 396. maddeleri gereğince yönetim kurulu üyelerinin tamamı, biri veya birkaçı için kanuni yasakların kaldırılmasına izin verebilmektedir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/2632, K. 2017/2360Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2016/2632 E.  ,  2017/2360 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/03/2015 tarih ve 2013/420-2015/157 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri, davalı şirketin 31/07/2013 tarihinde yapılan 2012 yılı olağan genel kurul toplantısına çağrının usulüne uygun yapılmadığını, toplantıda alınan kararlarda karar nisabının sağlanmadığını, ayrıca davacıların ortaklık haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek genel kurul toplantısında alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğundan bahisle söz konusu olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptallerine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Asıl ve birleşen davada davalı vekili, olağan genel kurul toplantısına yapılan çağrının usulsüzlüğüne yönelik ileri sürülen eksikliklerin toplantıda oy birliğiyle bertaraf edildiğini, ana sözleşme değişikliklerinin ise kanun gereği yeni TTK’ya uyum sağlanması amacıyla yapıldığını, karar alma nisabına uyulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin 30/07/2013 tarihinde yapılan 2012 yılı olağan genel kurul toplantısında kendilerini vekaletname ile temsil ettirmek isteyen ortakların vermiş oldukları vekaletnamelerde pay adedinin bulunmadığı belirtilerek bunun geçersiz olduğunun bildirildiği ancak genel kurula asaleten ve vekaleten katılanların oy birliğiyle söz konusu vekaletnameleri kabul ettikleri, toplam itibari değeri 1.600.000,00 TL olan payların itibari değeri 1.460 TL olan 146 payın temsilen itibari değeri 1.598.540,00 TL olan 159.854 payın ise asaleten toplantıda temsil edildiği, hem kanun hem de esas sözleşmede öngörülen asgari toplantı nisabının mevcut olduğu, toplantı başkanlığının seçimine ilişkin 1 no.lu kararın oy çokluğu ile imza yetkisinin verilmesine ilişkin 2 no.lu kararın oy birliğiyle, yönetim talep raporu, bilanço, gelir gider hesapları ve denetçi raporunun onaylanmasına ilişkin 3 no.lu kararın 64 bin adet olumsuz oya karşı 96 bin adet olumlu oy ve oy çokluğu ile, yönetim kurulu üyeleri ile denetçinin ibrasına ilişkin 4 no.lu kararın oydan mahrumiyete uyularak bazıları yönünden oy birliğiyle bazıları yönünden ise oy çokluğuyla alındığı ve ibra edildikleri, yönetim kurulu üyelerine görevleri ile ilgili ücret ödenmemesine ilişkin 5 no.lu kararın oy birliğiyle, TTK.m. 395 ve 396 hükümleri uyarınca yönetim kurulu üyelerine gerekli yetki ve izinlerinin verilmesine ilişkin 6 no.lu kararın oy çokluğu ile genel kurulun çalışma esas ve usulleri hakkındaki iç yönergenin kabulüne ilişkin 7 no.lu kararın oy çokluğuyla, şirket ana sözleşmesinin 6102 sayılı TTK hükümlerine uyumlu hale getirilmesine ilişkin 8 no.lu kararın oy çokluğuyla alındıkları, 8 no.lu karar içerisinde 1 den 17’ye kadar değişik maddelerin bulunduğu, ana sözleşmenin değiştirilen maddelerine ilişkin yeni metinlerin tutanağa eklendiği, gündemin 8.maddesi kapsamında ana sözleşmenin 6 no.lu, sermaye ve hisse senetlerinin nevi başlıklı maddesinde yapılan değişikliğin TTK m. 340’a aykırılık sebebiyle düzenlenen bağlam kurallarının TTK m. 421/3.1’de öngörülen nisaba uyulmadığından hükümsüz olduğu, zira dava konusuna ilişkin olan nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasına ilişkin ana sözleşme değişikliği kararının sermayenin en az % 75’ini oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oyları ile alınacağının düzenlendiği, 6 no.lu maddede yapılan değişikliğin 64 bin adet olumsuz oya karşı 96 bin adet olumlu oy ve oy çokluğu ile alınmış olduğundan belirtilen kanun hükmündeki nisabın sağlanmadığı gerekçesiyle dava konusu olağan genel kurul toplantısının "sermaye ve hisse senetlerinin nevi" başlıklı 6.maddesi ile yapılan ana sözleşme değişikliğinin geçersiz olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin iptal taleplerinin ise reddine karar verilmiştir. Kararı, asıl/birleşen davada davacılar vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre asıl/birleşen davada davacılar vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Dava, asıl/birleşen davada davalı anonim şirketin 31.07.2013 tarihli olağan genel kurulunda alınan kararların iptali istemine ilişkindir. Dava konusu genel kurulda gündemin 6. maddesiyle 6102 sayılı TTK m. 395 ve 396 gereğince yönetim kurulu üyelerinin şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma yasağının ve rekabet yasağının kaldırıldığı; yönetim kurulu üyeleri …, … ve …’ın oy kullandıkları anlaşılmaktadır. Yönetim kurulu üyelerinin tamamı yönünden yapılan oylamada 6102 Sayılı YTTK'nın 436/1. maddesi uyarınca kendileri ile ilgili rekabet yasağının kaldırılması oylamasında, anılan yetkinin verilmesine ilişkin karar ortak ile şirket arasında şahsi bir işe ilişkin olduğundan, oy yoksunluğu halinin uygulanması ve tüm yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağının kaldırılmasına karar verildiğine göre, her bir yönetim kurulu üyesi yönünden şirketle rekabet yasağının kaldırılması kararının yeterli nisapla alınıp alınmadığının belirlenmesi gerekir. Bu durumda, mahkemece, anılan hususlar göz önüne alınmak suretiyle her bir yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağının kaldırılması oylamasında yeterli oy nisabının sağlanıp sağlanmadığı ayrı ayrı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl/birleşen davada davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl/birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 24/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/3815, K. 2017/2497Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2016/3815 E.  ,  2017/2497 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen davada verilen 10/12/2015 tarih ve 2014/1324-2015/849 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25/04/2017 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin 19/09/2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan şirketin yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin 3 numaralı ve yönetim kurulu üyelerinin şirketle işlem yapma ve şirkete borçlanma yasağı ile şirketle rekabet etmeme yasağının kaldırılmasına ilişkin 4 numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye ve objektif iyininiyet kurallarına akırı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; dava konusu davalı şirketin olağanüstü genel kurulunda alınan 3 nolu gündem maddesinde şirketin yönetim kurulu üyelerinin seçimine ve 4 nolu gündem maddesinde de yönetim kurulu üyelerinin şirketle işlem yapma ve şirkete borçlanma yasağı ile şirketle rekabet etmeme yasağının kaldırılmasına karar verildiği, yönetim kuruluna üye seçimine ilişkin 3 nolu gündem maddesinin kanuna, ana sözleşmeye aykırı bulunmadığı, eski yönetim kurulu üyesi olan davacının yeniden seçilmemesinin objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu ileri sürülerek iptal isteminde bulunulamayacağı, yönetim kurulu üyesinin şirketle işem yapma ve şirkete borçlanma yasağı ile şirketle rekabet etmeme yasağının kaldırılmasına dair genel kurul kararının oylamasına katılamayacağı, oydan yoksun olduğu, oydan yoksun yönetim kurulunun katılımıyla alınan 4 nolu kararın kanuna aykırı olduğu ve iptalinin gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 19/09/2014 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan 3 nolu kararın iptali isteminin reddine, 4 nolu kararın ise iptaline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. -/- 2- Dava, davalı …Ş'nin 19/09/2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3 ve 4 nolu kararların iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yönetim kurulu üyesinin şirketle işlem yapma ve şirkete borçlanma yasağı ile şirketle rekabet etmeme yasağının kaldırılmasına dair genel kurul kararının oylamasına katılamayacağı, oydan yoksun olduğu, oydan yoksun yönetim kurulunun katılımıyla alınan 4 nolu kararın kanuna aykırı olduğu gerekçesi ile genel kurulda 4 numaralı gündem maddesiyle alınan kararın iptaline karar verilmiştir. Genel kurul karar tarihi ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 395. maddesiyle yönetim kurulu üyelerine anonim şirketle ticari işlem yapma, şirkete borçlanma yasağı, 396. maddesiyle de şirketin işletme konusuna giren işlerde rekabet yapma yasağı getirilmiştir. Genel kurul, yönetim kurulu üyelerinin tamamı veya biri veyahut bir kaçı için bu yasakların kaldırılmasına izin verebilir. Ancak, TTK'nın 395 ve 396. maddeleri çerçevesinde alınan kararlarda, hakkında izin verilen yönetim kurulu üyesi oy kullanamayacağı gibi anılan kararlar, ortak ile şirket arasındaki şahsi bir iş niteliğinde bulunduğundan somut olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 436/1. maddesinde sayılan yakınların da bu kararların alınmasında oy kullanmaları mümkün bulunmamaktadır. Bununla birlikte, 6102 sayılı TTK'nın 436/1. maddesi gereğince yönetim kurulu üyesi TTK'nın 395-396. maddesi gereğince izin verilmesi hususunda kendi lehine oy kullanamaz ise de diğer yönetim kurulu üyeleri için yapılan oylamada oy kullanabilir. Dava konusu genel kurulun 4. maddesiyle yönetim kuruluna TTK’nın 395. ve 396. maddelerine istinaden yetki verilmesi davacının 160.000 olumsuz oyuna karşılık 400.000 adet olumlu oya istinaden oy çokluğuyla kabul edilmiştir. Bu durumda, yönetim kurulu üyelerinden verilmesi oylamasında, üyenin kendisi ve kızı oy kullandığı, oy yoksunluğu haline göre yapılan hesaplama nazara alındığında yetki verilmesine ilişkin kararın gerekli çoğunlukla alınmadığı gözetilerek, adı geçen yönetim kurulu üyesi yönünden genel kurul kararının iptaline karar verilmesi yerinde görülmüştür. Ancak; yukarıda açıklandığı gibi 6102 sayılı TTK'nın 436/1. maddesi gereğince yönetim kurulu üyesi TTK'nın 395-396. maddesi gereğince izin verilmesi hususunda kendi lehine oy kullanamaz ise de diğer yönetim kurulu üyeleri için yapılan oylamada oy kullanabileceğinden ve oy yoksunluğu bulunan yakınlarının oy kullanması durumu bulunmayan diğer yönetim kurulu üyeleri Eda Arıkan ile Halil Ünlü’ye TTK’nın 395. ve 396. maddelerine istinaden yetki verilmesi kararının iptali talebinin reddi gerekmektedir. Bu nedenle, mahkemece ortakların sahip olduğu oy oranları ve davacının 4. maddeye ret oyu verdiği gözetildiğinde, sadece yönetim kurulu üyelerinden Ümit Arıkan yönünden anılan kararın iptali gerekirken, diğer yönetim kurulu üyeleri yararına alınan kararın da iptal edilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davalı vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 27/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Genel kurulda izin ve yetki verilmesi kararı ortak ile şirket arasında şahsi iş niteliğinde bulunduğundan, Türk Ticaret Kanunu'nun 436. maddesinin birinci fıkrası uyarınca hakkında izin verilen yönetim kurulu üyesi ve maddede sayılan yakınları bu kararların alınmasında oy kullanamaz. Oydan yasaklılık hali mahkemece resen gözetilir ve her bir yönetim kurulu üyesi yönünden yeterli nisabın sağlanıp sağlanmadığı ayrı ayrı değerlendirilir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2936, K. 2025/3217Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2024/2936 E.  ,  2025/3217 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1772 Esas, 2024/62 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/1155 E., 2020/106 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 06.05.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat … … ve davalı vekili Avukat … Yücelen dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 11.09.2019 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 2, 3, 4, 5, 7 ve 8 numaralı kararların kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ileri sürerek butlanının tespitine ve/veya iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 2017 yılına dair olağan genel kurul toplantısının 08.08.2018 tarihinde yapıldığı ancak bu toplantının davacının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 420. maddesine göre erteleme talep etmesi nedeni ile ertelendiği, TTK'nın 420/1 hükmü uyarınca izleyen toplantı için şirketin internet adresinde ilân yapıldığı, ilâna ilişkin ekran görüntüsünün de dosyaya sunulduğu, davacı yan tarafından faaliyet raporunun detayı ve şirket işleri ile ilgili olarak sorular sorulduğu ve cevaplandırıldığı, bilgi alma, inceleme, değerlendirme ve dolayısı ile müzakerenin gerçekleşmiş olduğu, bu durumda somut olayda dürüst hesap verme ilkesine aykırılığın davacı yanca ispatlanamadığı, dava konusu bilanço, finansal tablolar ve kâr/zarar hesaplarının onaylanmasına dair 2 no.lu genel kurul kararı yönünden; bilirkişi kurulu raporunun mâli inceleme bölümünde yapılan tespitlere göre; davalı şirketin 2016 ve 2017 yılında gerçekleşen değerlerine göre cari oranının, genel kabul görmüş oranların altında kaldığı, davalı şirketin net çalışma sermayesinin yetersiz olduğu, hazır değerler oranından işletmenin, likidite sıkıntısı içerisinde olduğu, davalı şirketin 2016 yılında borçlar / özkaynaklar oranının %484 olarak, 2017 yılında %231 olarak gerçekleştiği, 2017 yılında %100 oranında bir iyileşme olsa da gerçekleşen oranların davalı şirketin mali durumunun iyi olmadığı gibi pek çok hususun finansal tablolardan tespit edilebildiği, bilakis finansal tabloların şirket aleyhine durumları da gösterdiği görüldüğünden ve ilave bir usulsüzlük de tespit edilemediğinden, finansal tabloların onaylanmamasını gerektirecek bir halin ispatlanamadığı, dolayısı ile butlanının tespiti-iptalinin istenemeyeceği, kârın kullanımına ilişkin 3 no.lu genel kurul kararı yönünden; davalı şirketin mâli yapısının uygun olup olmadığının tespitinin gerektiği, mâli inceleme ve tespitlerde şirketin öz kaynaklarının yetersiz olduğu, sermaye ihtiyacı bulunduğu, sermaye ihtiyacı olan bir işletmenin kâr dağıtımından bahsedilemeyeceği, dolayısı ile butlanının tespiti-iptalinin istenemeyeceği, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 4 no.lu genel kurul kararı yönünden; ibranın genel kurulun yönetim kurulu üyeleri hakkında bir irade açıklaması olduğu, genel kurulun ibra kararı ile yönetim kurulu üyelerini ilgili dönemdeki faaliyetleri sebebi ile sorumlu tutmayacağını açıkladığı, yönetim kurulu üyelerinin ibrasının sorumluluk davasına etkisinin ibranın doğal ve kanuni sonucu olduğu, salt bu yönden sorumluluk davalarını ve tazminat taleplerini sona erdirecek oluşunun ibra kararının geçersizliğine etki etmeyeceği, ortakların aldığı ibra kararının karara muhalif pay sahiplerinin açacağı sorumluluk davaları yönünden etki göstermeyeceği, ayrıca yönetim kurulu üyelerinin şirket menfaatlerine aykırı davrandığı iddiasının da ispatlanmadığı, derdest davaların varlığının anılan iddianın kabulü için yeterli sebep teşkil etmeyeceği, yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçilmesine ilişkin 5 no.lu genel kurul kararı yönünden; yönetim kurulu üyelerinin şirket menfaatlerine aykırı davrandığının somut olarak ispatlanmadığı, bağımsız denetçi seçimine ilişkin 7 no.lu genel kurul kararı yönünden; bağımsız denetçinin uzun yıllardır görev yapması sonucunda tarafsızlığını kaybettiğinin somut olarak ispatlanmadığı, TTK'nın 395 ve 396. maddeleri gereğince yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine ilişkin 8 no.lu genel kurul kararı yönünden; yöneticilerin almış oldukları izin ve yetkiyi kötüye kullanacaklarına dair herhangi bir somut veriye rastlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının butlanının tespiti/ iptali istemine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe 1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. Genel kurul karar tarihi ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 395. maddesiyle yönetim kurulu üyelerine anonim şirketle ticari işlem yapma, şirkete borçlanma yasağı, 396. maddesiyle de şirketin işletme konusuna giren işlerde rekabet yapma yasağı getirilmiştir. Genel kurul, yönetim kurulu üyelerinin tamamı veya biri veyahut bir kaçı için bu yasakların kaldırılmasına izin verebilir. Ancak, TTK'nın 395 ve 396. maddeleri çerçevesinde alınan kararlarda, hakkında izin verilen yönetim kurulu üyesi oy kullanamayacağı gibi anılan kararlar, ortak ile şirket arasındaki şahsi bir iş niteliğinde bulunduğundan somut olaya uygulanması gereken TTK'nın 436/1. maddesinde sayılan yakınların da bu kararların alınmasında oy kullanmaları mümkün bulunmamaktadır. Bununla birlikte, TTK'nın 436/1 hükmü gereğince yönetim kurulu üyesi, TTK'nın 395-396. maddesi gereğince izin verilmesi hususunda kendi lehine oy kullanamaz ise de diğer yönetim kurulu üyeleri için yapılan oylamada oy kullanabilir. Oydan yasaklılık halinin mahkemece resen değerlendirilmesi gerekir. Bu açıklamalar ışığında, davalı şirketin 11.09.2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan 8 numaralı kararda TTK'nın 395 ve 396. maddeleri kapsamında kendilerine izin verilen kişiler ile karara olumlu oy kullanan kişiler aralarındaki bağlantı/yakınlık belirlenerek oydan yasaklılık hallerinin ve buradan ulaşılacak sonuca göre alınan kararın yok hükmünde olup olmadığının tespiti gerekirken bu yönde bir inceleme yapılmaksızın hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yönetim kurulu üyesi kendi lehine oy kullanamasa da diğer yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine ilişkin oylamada oy kullanabilir. Ayrıca yönetim kurulu üyelerinin kendileri dışında ortak olan şirketleri temsilen oy kullanmaları Türk Ticaret Kanunu'nun 436. maddesindeki oydan yoksunluk yasağına girmez; Kanunda hakim şirketin oydan yoksunluğuna dair bir hüküm bulunmadığı gibi istisnai nitelikteki oy hakkı sınırlamaları yorum yoluyla genişletilemez. İzin ve yetki verilmesi kararı usulünce alındığında ve bu yetkinin kötüye kullanıldığına dair somut delil bulunmadığında karar kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun geçerliliğini sürdürür.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/4601, K. 2022/8760Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2021/4601 E.  ,  2022/8760 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 18.10.2018 tarih ve 2017/382 E. – 2018/378 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nce verilen 02.04.2021 tarih ve 2019/802 E. – 2021/374 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkette 6.640.168 adet hissesinin bulunduğunu, ayrıca şirketin büyük hissedarı Akkök Holding’in hisselerinin 1/3’üne sahip Atlantik Holding’in hakim hissedarı olması nedeniyle %7,13 oranında dolaylı hissesi bulunduğunu, 03.04.2017 tarihli genel kurulun 6. maddesi ile kazanç payına ilişkin olarak, 11. maddesi ile TTK’nın 395 ve 396. maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyelerine şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma ve rekabet yasağına ilişkin izin verildiğini, gündemin 6. maddesinde 2016 yılına ait kazanç payının, anasözleşmenin 25. maddesine göre, yönetim kurulu üyeleri ve üst düzey yöneticilere ilişkin ücret politikası çerçevesinde yönetim kurulu üyelerine dağıtımına ilişkin olarak, 2016 yılı kazanç paylarının bağımsız yönetim kurulu üyesi olmayan ve şirket ve/veya diğer grup şirketlerinde icra görevi olmayan yönetim kurulu üyeleri …’e 2/4, …’e 1/4, …’e 1/4 oranında dağıtılmasına karar verildiğini, kararın kanuna, anasözleşmeye ve objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek genel kurulun 6 ve 11. maddelerinin iptalini talep etmiştir. Davalı vekili, genel kurulda alınan kararların kanuna, anasözleşmeye uygun olduğu müddetçe sorgulanamayacağını, anılan hususların genel kurulun takdirinde olduğunu, alınan kararlarda hukuka aykırılık bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının, davalı şirkette yönetim kurulu üyesi olduğu, davalı şirketin 03/04/2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında davacının muhalefet şerhini toplantı tutanağına geçirdiği, toplantıda alınan 6 nolu kararın 2016 yılına ait kazanç paylarının bağımsız yönetim kurulu üyesi olmayan ve icra görevi bulunmayan yönetim kurulu üyelerine dağıtılmasına ilişkin olduğu, şirket esas sözleşmesine göre kar dağıtımı konusunda TTK ve SPK mevzuatının uygulanacağının düzenlendiği, net kardan kanuni yedek akça ayrılıp birinci temettü dağıtıldıktan sonra kalanın %2 oranında dağıtılacağının belirlendiği, icrada görevli olmayan yönetim kurulu üyelerine kar payı dağıtıma ilişkin kararın kanuna, esas sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına uygun olduğu, gündemin 11 nolu kararının ise TTK 395-396 maddesi hükümlerinde belirtilen izin ve yetkilerin yönetim kurulu üyelerine verilmesi olduğu, yöneticilerin almış oldukları izin ve yetkiyi kötü kullandıkları ve kullanacaklarına yönelik dosyaya somut delil sunulmadığı, dava konusu kararın oy çokluğuyla kabul edildiği, 11. madde yönünden de TTK 445. maddesi çerçevesinde kanunun emredici hükümlerine, esas sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davalı şirketin 03.04.2017 tarihinde genel kurulunda gündemin 6. maddesi ile 2016 yılı kazanç payının şirketin esas sözleşmesinin 25. maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyeleri ve üst düzey yöneticilerine ilişkin ücret politikası çerçevesinde bağımsız yönetim kurulu üyesi olmayan ve şirket ve/veya diğer grup şirketlerinde icra görevi olmayan yönetim kurulu üyeleri …’e 2/4, …’e 1/4, …’e ¼ ödenmesine karar verildiği, gündemin 11. maddesi ile yönetim kurulu üyeleri üyelerine TTK’nın 395, 396 madde hükümlerine göre izin ve yetki verilmesine karar verildiği, yönetim kurulu üyelerinin TTK’nın 436. maddesine göre kendileriyle ilgili işlemlerden dolayı oy kullanamayacakları, genel kurul tutanağına göre yöneticilerin gündemin 11. maddesine ilişkin olarak oy kullanmadığı, kendileri dışında ortak olan şirketleri temsilen kullandıkları oyun TTK’nın 436. maddesindeki yasak kapsamına girmeyeceği, TTK'nın 436. maddesinde hakim şirketin oydan yoksunluğuna dair bir hüküm bulunmadığı, TTK’da oydan yoksunluk haline ilişkin mevcut düzenleme, anonim şirketin pay sahiplerinin oy hakkına ve bunun doğumuna ilişkin 434. ve 435. maddeleri gözetildiğinde istisnai nitelikte olup istisna hükümlerinin yorum yoluyla kapsamının genişletilemeyeceği, alınan kararda yeterli nisabın sağlandığı, kararın kanuna, anasözleşmeye ve objektif iyiniyet kurallarına uygun olduğu bu nedenle davacı vekilinin gündemin 11. maddesine ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, ancak şirket anasözleşmesinin 25. maddesine göre davalı şirket genel kurulunun kazanç payı dağıtımına ilişkin münhasır yetkisi bulunmakta ise de, bu yetkinin kullanırken dürüstlük kuralına ve eşit işlem kuralına uygun davranılması gerektiği, kazanç payının sadece bir kısım yöneticilere dağıtılmasının dürüstlük ve eşit işlem kuralına aykırı olduğu, bir kısım üyelere örtülü kazanç sağlandığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemenin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 03.04.2017 tarihli genel kurulunun gündemin 6. maddesi ile alınan kararının iptaline, diğer taleplerin ise reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalı şirketin 03.04.2017 tarihli genel kurulunda alınan 6 ve 11 numaralı gündem maddelerinin iptali talebine ilişikindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yönetim kurulu üyelerine TTK 395, 396. maddelerine göre izin ve yetki verilmesine ilişkin 11. maddeye yönelik istinaf itirazlarının reddine, ancak kazanç payının bağımsız yönetim kurulu üyesi olmayan ve şirkette icra görevi bulunmayan yönetim kurulu üyelerine dağıtımına ilişkin 6. madde ile ilgili kararın dürüstlük ve eşit işlem kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle mahkeme kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, gündemin 6. maddesi ile alınan kararın iptaline karar verilmiştir. Davacı taraf 6 numaralı karar ile icra görevi olmayan yönetim kurulu üyelerine kazanç payı dağıtılmasına karar verilmesinin objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek iptalini talep etmiştir. Şirket ana sözleşmesinin 25. maddesinde kârın dağıtılmasının düzenlendiği, davalı şirket genel kurulunda ilgili gündem maddesine ilişkin oy çokluğu ile karar verildiği ve bu kararın TTK'nın 511. madde hükmüne uygun olduğu, kazanç payının bir teşvik tedbiri olması ve alınan kararın TTK'nın 511. madde hükmüne uygun olması nedeni ile ilgili gündem maddesinin iptalinin gerekmediği, TTK'nın 394. madde hükmüne göre esas sözleşmeye konacak hükümle veya genel kurul kararı ile yönetim kurulu üyelerine belirli dönemlerde ücret ödemesinin kararlaştırılabileceği, ilgili kararın alınmasında pay sahibi yönetim kurulu üyelerinin oy kullanmadığı, kullanılan diğer oyların toplamının kararın alınması için yeterli bulunduğu, ücret ödenmesine ilişkin kararın TTK'nın 394. maddesine uygun olduğu, dağıtılan kârın ana sözleşmeye uygun şekilde ortaklara kâr payı dağıtımı yapıldıktan sonra kalanda %2 oranındaki kârın icracı olmayan yöneticilere dağıtımına ilişkin olup, eşitlik ilkesini ihlal eder bir yanının bulunmadığı, örtülü kazanç dağıtımı sayılamayacağı ve dürüstlük kuralına aykırılık oluşturmayacağı gözetilerek mahkemece davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 07.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4075, K. 2024/6055Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2023/4075 E.  ,  2024/6055 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/596 Esas, 2023/677 Karar HÜKÜM : Ret Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen genel kurul kararının iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 03.09.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat … Asker Elden dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette 6.640.168 adet hissesinin bulunduğunu, ayrıca şirketin büyük hissedarı Akkök Holding’in hisselerinin 1/3’üne sahip Atlantik Holding’in hakim hissedarı olması nedeniyle %7,13 oranında dolaylı hissesi bulunduğunu, 03.04.2017 tarihli genel kurulun 6. maddesi ile kazanç payına ilişkin olarak, 11. maddesi ile TTK’nın 395 ve 396. maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyelerine şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma ve rekabet yasağına ilişkin izin verildiğini, gündemin 6. maddesinde 2016 yılına ait kazanç payının, anasözleşmenin 25. maddesine göre, yönetim kurulu üyeleri ve üst düzey yöneticilere ilişkin ücret politikası çerçevesinde yönetim kurulu üyelerine dağıtımına ilişkin olarak, 2016 yılı kazanç paylarının bağımsız yönetim kurulu üyesi olmayan ve şirket ve/veya diğer grup şirketlerinde icra görevi olmayan yönetim kurulu üyeleri … … …’e 2/4, … …’e 1/4, İzer Lodrik’e 1/4 oranında dağıtılmasına karar verildiğini, kararın kanuna, anasözleşmeye ve objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek genel kurulun 6 ve 11. maddelerinin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; genel kurulda alınan kararların kanuna, anasözleşmeye uygun olduğu müddetçe sorgulanamayacağını, anılan hususların genel kurulun takdirinde olduğunu, alınan kararlarda hukuka aykırılık bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.10.2018 tarihli ve 2017/382 E., 2018/378 K. sayılı kararıyla; davacının, davalı şirkette yönetim kurulu üyesi olduğu, davalı şirketin 03.04.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında davacının muhalefet şerhini toplantı tutanağına geçirdiği, toplantıda alınan 6 no.lu kararın 2016 yılına ait kazanç paylarının bağımsız yönetim kurulu üyesi olmayan ve icra görevi bulunmayan yönetim kurulu üyelerine dağıtılmasına ilişkin olduğu, şirket esas sözleşmesine göre kâr dağıtımı konusunda Ticaret Kanunu ve Sermaye Piyasası Kurulu mevzuatının uygulanacağının düzenlendiği, net kârdan kanuni yedek akçe ayrılıp birinci temettü dağıtıldıktan sonra kalanın %2 oranında dağıtılacağının belirlendiği, icrada görevli olmayan yönetim kurulu üyelerine kâr payı dağıtıma ilişkin kararın kanuna, esas sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına uygun olduğu, gündemin 11 no.lu kararının ise yönetim kurulu üyelerine izin ve yetki verilmesi olduğu, yöneticilerin almış oldukları izin ve yetkiyi kötü kullandıkları ve kullanacaklarına yönelik dosyaya somut delil sunulmadığı, dava konusu kararın oy çokluğuyla kabul edildiği, 11. madde yönünden de kanunun emredici hükümlerine, esas sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 02.04.2021 tarihli ve 2019/802 E., 2021/374 K. sayılı kararıyla; davalı şirketin 03.04.2017 tarihinde genel kurulunda gündemin 6. maddesi ile 2016 yılı kazanç payının şirketin esas sözleşmesinin 25 inci maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyeleri ve üst düzey yöneticilerine ilişkin ücret politikası çerçevesinde bağımsız yönetim kurulu üyesi olmayan ve şirket ve/veya diğer grup şirketlerinde icra görevi olmayan yönetim kurulu üyeleri … … …’e 2/4, … …’e 1/4, İzer Lodrik’e ¼ ödenmesine karar verildiği, gündemin 11. maddesi ile yönetim kurulu üyelerine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 395 ve 396 ncı madde hükümlerine göre izin ve yetki verilmesine karar verildiği, yönetim kurulu üyelerinin aynı Kanun'un 436 ncı maddesine göre kendileriyle ilgili işlemlerden dolayı oy kullanamayacakları, genel kurul tutanağına göre yöneticilerin gündemin 11 inci maddesine ilişkin olarak oy kullanmadığı, kendileri dışında ortak olan şirketleri temsilen kullandıkları oyun 436 ncı maddedeki yasak kapsamına girmeyeceği, yine 436 ncı maddede hakim şirketin oydan yoksunluğuna dair bir hüküm bulunmadığı, Kanun'daki oydan yoksunluk haline ilişkin mevcut düzenlemenin, anonim şirketin pay sahiplerinin oy hakkına ve bunun doğumuna ilişkin 434 ve 435 inci maddeleri gözetildiğinde istisnai nitelikte olduğu, istisna hükümlerinin yorum yoluyla kapsamının genişletilemeyeceği, alınan kararda yeterli nisabın sağlandığı, kararın kanuna, anasözleşmeye ve objektif iyiniyet kurallarına uygun olduğu, bu nedenle davacı vekilinin gündemin 11 inci maddesine ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, ancak şirket anasözleşmesinin 25 inci maddesine göre davalı şirket genel kurulunun kazanç payı dağıtımına ilişkin münhasır yetkisi bulunmakta ise de, bu yetkinin kullanırken dürüstlük kuralına ve eşit işlem kuralına uygun davranılması gerektiği, kazanç payının sadece bir kısım yöneticilere dağıtılmasının dürüstlük ve eşit işlem kuralına aykırı olduğu, bir kısım üyelere örtülü kazanç sağlandığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemenin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 03.04.2017 tarihli genel kurulunun gündemin 6 ncı maddesi ile alınan kararının iptaline, diğer taleplerin ise reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 07.12.2022 tarih, 2021/4601 E., 2022/8760 K. sayılı kararıyla davacının 6 numaralı karar ile icra görevi olmayan yönetim kurulu üyelerine kazanç payı dağıtılmasına karar verilmesinin objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek iptalini talep ettiği, şirket ana sözleşmesinin 25 inci maddesinde kârın dağıtılmasının düzenlendiği, davalı şirket genel kurulunda ilgili gündem maddesine ilişkin oy çokluğu ile karar verildiği ve bu kararın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 511 inci madde hükmüne uygun olduğu, kazanç payının bir teşvik tedbiri olması ve alınan kararın bu madde hükmüne uygun olması nedeni ile ilgili gündem maddesinin iptalinin gerekmediği, Kanun'un 394 üncü madde hükmüne göre esas sözleşmeye konacak hükümle veya genel kurul kararı ile yönetim kurulu üyelerine belirli dönemlerde ücret ödemesinin kararlaştırılabileceği, ilgili kararın alınmasında pay sahibi yönetim kurulu üyelerinin oy kullanmadığı, kullanılan diğer oyların toplamının kararın alınması için yeterli bulunduğu, ücret ödenmesine ilişkin kararın Kanun'un 394 üncü maddesine uygun olduğu, dağıtılan kârın ana sözleşmeye uygun şekilde ortaklara kâr payı dağıtımı yapıldıktan sonra kalanda %2 oranındaki kârın icracı olmayan yöneticilere dağıtımına ilişkin olup, eşitlik ilkesini ihlal eder bir yanının bulunmadığı, örtülü kazanç dağıtımı sayılamayacağı ve dürüstlük kuralına aykırılık oluşturmayacağı gözetilerek mahkemece davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma ilamı gereğince davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kazanç payının, icra görevi bulunan yönetim kurulu üyelerine dağıtılmayıp icra görevi bulunmayan yönetim kurulu üyelerine dağıtılmasının 6102 sayılı Kanun'un 511 inci maddesinde öngörülen amaç ile çelişmekte olduğu, esas sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği, kazanç payı adı altında yapılan bu ödemenin esasen örtülü kâr dağıtımı olduğunu, şirkette imtiyazlı pay düzenlemesinin olmadığını, yönetim kurulu üyelerine verilen izinlere ilişkin kararın, oy hakkından yoksunluk sebebiyle iptali gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı şirketin 03.04.2017 tarihli genel kurulunda alınan 6 ve 11 numaralı gündem maddelerinin iptali istemine ilişikindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yasağa Aykırılığın Cezai Yaptırımları ve Ceza Sorumluluğu

Türk Ticaret Kanunu'nun 562. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, Kanunun 358. maddesine aykırı olarak pay sahiplerine borç verenler ile 395. maddesinin ikinci fıkrasının birinci veya ikinci cümlesi hükümlerini ihlal edenler üç yüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır. 358. maddeye aykırı olarak şirkete borçlanan pay sahibi hakkında ceza uygulanmaz; ceza yaptırımı pay sahiplerine borç verenlere yöneltilmiştir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 562Kaynağı aç
MADDE 562- (Değişik: 26/6/2012-6335/30 md.) (1) Bu Kanunun; a) 64 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci veya üçüncü cümlesindeki yükümlülükleri yerine getirmeyenler, b) 64 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belgelerin kopyasını sağlamayanlar, c) 64 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca gerekli onayları yaptırmayanlar, d) 65 inci maddesine uygun olarak defterlerini tutmayanlar, e) 66 ncı maddesindeki usule aykırı olarak envanter çıkaranlar, f) 86 ncı maddesine göre belgeleri ibraz etmeyenler, dörtbin (88.997) Türk Lirası idari para cezasıyla cezalandırılır. (2) 88 inci maddeye aykırı hareket edenler dörtbin (88.997) Türk Lirası idari para cezasıyla cezalandırılır. (3) 199 uncu maddenin birinci ve dördüncü fıkralarına aykırı hareket edenler ikiyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır. (4) Bu Kanun hükümlerine göre tutulmakla veya muhafaza edilmekle yükümlü olunan defter, kayıt ve belgeler ile bunlara ilişkin bilgileri, denetime tabi tutulan gerçek veya tüzel kişiye ait olup olmadığına bakılmaksızın, 210 uncu maddenin birinci fıkrasına göre denetime yetkili olanlarca istenmesine rağmen vermeyenler veya eksik verenler ya da bu denetim elemanlarının görevlerini yapmalarını engelleyenler, fiilleri daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde üçyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır. (5) Bu Kanunun; a) (Mülga: 15/7/2016-6728/73 md.) b) 358 inci maddesine aykırı olarak pay sahiplerine borç verenler, c) 395 inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci veya ikinci cümlesi hükümlerini ihlal edenler, üçyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır. (6) Ticari defterlerin mevcut olmaması veya hiçbir kayıt içermemesi yahut bu Kanuna uygun saklanmaması hâllerinde, sorumlular üçyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır. (7) 527 nci maddeye aykırı hareket edenler, Türk Ceza Kanununun 239 uncu maddesi hükümlerine göre cezalandırılır. (8) 549 uncu maddede belirtilen belgeleri sahte olarak düzenleyenler ile ticari defterlere kasıtlı olarak gerçeğe aykırı kayıt yapanlar bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. (9) 550 nci maddeye aykırı hareket edenler üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır. (10) 551 inci maddeye aykırı hareket edenler doksan günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır. (11) 552 nci maddeye aykırı hareket edenler altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. (12) 1524 üncü maddede öngörülen internet sitesini oluşturmayan şirketlerin yönetim organı üyeleri, yüz günden üçyüz güne kadar adli para cezasıyla ve aynı madde uyarınca internet sitesine konulması gereken içeriği usulüne uygun bir şekilde koymayan bu fıkrada sayılan failler yüz güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. (13) (Ek:27/12/2020-7262/33 md.) Bu Kanunun; a) 486 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bildirimde bulunmayanlar yirmi bin (173.801) Türk lirası, b) (İptal bent: Anayasa Mahkemesinin 18/1/2024 Tarihli ve E: 2021/28, K: 2024/11 Sayılı Kararı ile.) idari para cezasıyla cezalandırılır. (14) Bu Kanun kapsamındaki idari para cezaları, aksine hüküm bulunmayan hâllerde, mahallin en büyük mülki amiri tarafından verilir. (15) Bu Kanunda tanımlanan kabahatlerden birinin idari yaptırım kararı verilinceye kadar birden çok işlenmesi hâlinde, ilgili gerçek veya tüzel kişiye bir idari para cezası verilir ve ilgili hükme göre verilecek ceza iki kat artırılır. Ancak, bu kabahatin işlenmesi suretiyle bir menfaat temin edilmesi veya zarara sebebiyet verilmesi hâlinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaat veya zararın üç katından az olamaz. B) Soruşturma ve kovuşturma usulü

Şirket varlıklarının pay sahipleri ve yöneticiler tarafından uzun süreli ve yüksek oranda kullanımı şirketin içinin boşaltılması niteliği taşıyarak Türk Ceza Kanunu kapsamında güveni kötüye kullanma veya hileli iflas suçlarını oluşturabilir.

Pay sahipleri şirkete hangi şartlarda borçlanabilir?

Pay sahipleri, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ifa ettikleri ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olduğu takdirde şirkete borçlanabilir.

Pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri şirkete borçlanabilir mi?

Pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile bunların pay sahibi olmayan belirli yakınlarının şirkete nakit borçlanması ve şirketçe bu kişilere kefalet, garanti veya teminat sağlanması kanunen yasaktır.

Borçlanma yasağının ihlalinde kimler cezalandırılır?

Borçlanan pay sahibine ceza verilmez; buna karşılık pay sahiplerine yasağa aykırı borç verenler ile yönetim kurulu borçlanma yasağını ihlal edenler hakkında üç yüz günden az olmamak üzere adli para cezası uygulanır.

Genel kurulda borçlanma izni oylanırken ilgili üye oy kullanabilir mi?

Hakkında izin verilecek yönetim kurulu üyesi ve kanunda sayılan yakınları kendi lehlerine oy kullanamaz; ancak diğer yönetim kurulu üyelerinin izin oylamalarında oy kullanabilirler.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu