Şirket Payının Kiralanması ve Kâr Payı Temliki

by Avukat Erdal Ersoy
Şirket Payının Kiralanması ve Kâr Payı Temliki

Şirket Payı Kira Sözleşmesine Konu Olabilir mi?

Sermaye şirketi paylarının hangi hukuki işlemlere konu edilebileceği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu veya 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında sınırlayıcı şekilde sayılmamıştır. Uygulamada payın kiralanmasına yönelik sözleşmeler düzenlense de kural olarak şirket hissesinin kiraya verilmesi hukuken mümkün kabul edilmemektedir. Nitekim limited şirket payının kiralanmasına ilişkin bir davada ilk derece mahkemesi cismani varlık bulunmadığı gerekçesiyle sözleşmeyi geçersiz saymış, bölge adliye mahkemesi de payın kiraya konu olabilecek malvarlığı niteliği taşımadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Ancak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/8052 Esas ve 2022/5283 Karar sayılı ilamında, şirket payının kiraya verilmesinin kural olarak mümkün olmadığı benimsenmekle birlikte sözleşmenin bu haliyle geçersizliğinden söz edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/8052, K. 2022/5283Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2020/8052 E.  ,  2022/5283 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11.HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 20.12.2018 tarih ve 2018/150 E- 2018/668 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 08.10.2020 tarih ve 2019/1832 E- 2020/1177 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, taraflar arasında düzenlenen 16/01/2013 tarihli protokol başlıklı belgenin 5 nolu bendinden kaynaklanan şirket hisse kirası alacağının tahsili için davalılar aleyhine Alanya 2. İcra Müdürlüğü’nün 2015/10180 esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe, davalıların itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali, takibin devamı ile davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davacı …'ın davalı Klas Turizm … Şti.’ndeki % 25 ortaklık payını 16/01/2013 tarihli protokol gereği davalılardan Muzaffer Barçın’a kiraya verdiğini, aynı şirket payı için Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/317 esas sayılı dosyasıyla hisse satışının iptali davası açıldığını, yargılamanın devam ettiğini, bu nedenle davacının söz konusu payın kesin maliki olmadığını, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, takibe dayanak protokolde davalı … Tur …. A.Ş.’nin yasal temsilcisinin imzasının olmadığından, bu davalı yönünden davanın husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, takibe ve davaya konu 16/01/2013 tarihli protokol başlıklı sözleşmenin taraflarının Klas Tur. İnş. Gıda ve Su Ürün. Tic. ve Ltd. Şti. ile şirket ortakları …, … ve … arasında düzenlendiği, sözleşmenin konusunun ''Klas Tur. İnş. Gıda ve Su Ürün. Tic. ve Ltd. Şti.'nde halen devam eden ortaklık ilişkisinden kaynaklanan hak ve alacakların tanzim edilmesi ve kiraya verilmesi'' şeklinde belirtildiği, sözleşmenin 12 maddeden ibaret olduğu, her ne kadar takip ve dava konusu şirket ortağının şirketteki % 25 oranındaki hissesinin kiraya verilmesi 5. maddede düzenlenmiş ise de, sözleşmenin sadece kira sözleşmesi olmayıp birden fazla hukuki ilişkiyi düzenleyen karma nitelikli bir sözleşme olduğu, kira sözleşmesinin konusunun 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 299. maddesi uyarınca "şey" yani eşya olduğu, yalnızca cismani varlıkların eşya olarak kabul edildiği, bunların da bir ayrıma göre taşınır ve taşınmaz mallardan ibaret olduğu, şirket hissesinin kira sözleşmesine konu olmasının mümkün bulunmadığı, bu sebeple takip dayanağı protokolün 5. maddesinin sözleşme kurulduğu anda konusunun imkansız olması nedeniyle kesin hükümsüzlükle batıl olduğu, taraflar arasında borç ve alacak doğurmadığı, yine söz konusu protokolde Barcın Turizm'in kaşe ve imzasının bulunmadığından protokol ile bu şirketin borç altına girmediği gerekçesiyle davanın reddine, davalının da kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, TTK ve TBK’nda, şirket hissesinin kiraya verilmesi şeklinde bir akit düzenlenmediğinden, şirket hisselerinin TBK'nın kiraya ilişkin hükümlerine göre kira aktine konu olabilecek hususlardan olmadığı, bu durumda icra takibine dayanak 16/01/2013 tarihli protokolün 5. maddesindeki şirket hissesinin kiralanması, TBK'nın 27/2. maddesine göre hükümsüz bir düzenleme olup, bu düzenlemeden dolayı davacının diğer şirket akitlerine karşı bir alacak hakkı doğmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2-Dava, bir ortağın limited şirket hissesinden kaynaklanan kâr payı hakkının, 10 yıl süreyle diğer ortağa temlikinden doğan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine itirazın iptaline ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın 19. maddesi uyarınca bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve sözleşmenin yorumunda aslolan tarafların gerçek ve ortak iradesi olup, her ne kadar taraflar arasında düzenlenen 16/01/2013 tarihli "Protokol" başlıklı sözleşmede davacı tarafından şirket hissesinin davalı …'e kiraya verilmesinden bahsedilmişse de, kural olarak şirket hissesinin kiraya verilmesi mümkün olmamakla birlikte sözleşmedeki beyanların yorumundan burada taraflar arasındaki gerçek iradenin davacı …'in davalı şirketteki %25 payından doğacak olan kâr payı hakkının 10 yıl süreyle belli bir bedel karşılığı davalı …'e devrinin amaçlamış olduğu anlaşılmakta olup bu haliyle sözleşmenin geçersizliğinden söz edilemez. O halde Mahkemece inceleme ve değerlendirme yapılarak tarafların edimlerinin tespiti ile ayrıca Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/317 esas sayılı dosyası ile görülmekte olan davada varılacak sonucun bu davaya etkisinin tartışılarak bir değerlendirme yapılması gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 27/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tarafların Gerçek İradesi ve Sözleşmenin Tahvili

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi gereğince, sözleşmenin türü ve kapsamı belirlenip yorumlanırken tarafların yanılma neticesinde veya asıl amaçlarını örtmek maksadıyla başvurdukları sözcükler yerine takip ettikleri gerçek ve ortak niyet dikkate alınır. Taraflar akit metninde payın kiralanması nitelemesine yer vermiş olsalar dahi beyanların incelenmesi sonucunda asıl amacın paydan doğacak kâr payı hakkının muayyen bir bedel karşılığında devredilmesi olduğu saptanırsa sözleşmenin hükümsüzlüğünden söz edilemez. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, sözleşmede limited şirketteki paydan kaynaklanan kâr payı hakkının devredilmesinin amaçlandığını belirterek uyuşmazlığın kâr payı temlikine tahvil edilmesi gerektiğine ve davanın reddi kararının bozulmasına hükmetmiştir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 19Kaynağı aç
MADDE 19- Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Borçlu, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı, bu işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamaz. E. Genel işlem koşulları I. Genel olarak

Kâr Payı Temlikinin Hukuki Niteliği ve Şirkete Karşı İleri Sürülmesi

Şirket payının getireceği kâr payı alacağının temliki, Türk Borçlar Kanunu'nun 184. maddesi gereğince yazılı şekilde yapılması hâlinde geçerlilik kazanır; alacağın devri sözü verme ise herhangi bir şekle bağlı tutulmamıştır. Taşınır kirasında kiracı yalnızca kiraya verene karşı sözleşmesel nisbi haklarını ileri sürebilirken alacağı temlik alan kimse alacak hakkı üzerindeki mutlak hakkını borçlu konumundaki şirkete karşı doğrudan ileri sürebilir. Şirkete temlikin bildirilmesi üzerine Türk Borçlar Kanunu'nun 186 ve devamı hükümleri uyarınca şirketin ilgili kâr payı ödemesini pay sahibine değil temlik alana yapması gerekir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 184Kaynağı aç
MADDE 184- Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Alacağın devri sözü verme, şekle bağlı değildir. II. Yasal veya yargısal devir ve etkisi

Kâr payı alacağının borçlusu konumundaki şirket, temlik bildirimi öncesinde yapacağı iyiniyetli ifayla borçtan kurtulur ve pay sahibine karşı sahip olduğu savunmaları temlik alana karşı da ileri sürebilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 186. maddesi gereğince, alacağın devredildiği kendisine iletilmemiş bulunan şirket önceki alacaklıya ifada bulunarak borcunu sona erdirebilir; devrin birden çok kez yapıldığı durumlarda ise bildirim almayan borçlunun son devralan yerine önceki hak sahiplerinden birine iyi niyet çerçevesinde yerine getirdiği edim borcu düşürür.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 186Kaynağı aç
MADDE 186– Borçlu, alacağın devredildiği, devreden veya devralan tarafından kendisine bildirilmemişse, önceki alacaklıya; alacak birkaç kez devredilmişse, son devralan yerine önceki devralanlardan birine iyiniyetle ifada bulunarak borcundan kurtulur. 2. İfadan kaçınma ve tevdi

Şirket Payı Üzerindeki Tasarruf İşlemleri: İntifa, Rehin ve Oy Hakkı

Şirket payı üzerinde devir, intifa ve rehin işlemleri karşı tarafa ayni hak kazandırırken oy sözleşmeleri taraflarına yalnızca nisbi haklar bahşeder. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 432. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca anonim şirketlerde pay üzerinde intifa hakkı bulunması hâlinde, aksi kararlaştırılmamışsa oy hakkı intifa hakkı sahibi tarafından kullanılır; intifa hakkı sahibi pay sahibinin menfaatlerini hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutarak hareket etmemesi sebebiyle pay sahibine karşı sorumlu tutulur. Türk Ticaret Kanunu'nun 600. maddesi uyarınca limited şirketlerde esas sermaye payı üzerinde intifa hakkı kurulmasına payın geçişine ilişkin hükümler uygulanır ve pay intifa hakkı sahibi tarafından temsil edilir. İntifa hakkı hak sahibine dağıtılacak somut kâr payı alacaklısı olma, hazırlık dönemi faizine hak kazanma, şirket tesislerinden yararlanma, tasfiye payına hak kazanma, itfa bedeli alacaklısı olma ve kanun çerçevesinde oy hakkını kullanma imkânı verir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 600Kaynağı aç
MADDE 600- (1) Bir esas sermaye payı üzerinde intifa hakkı kurulmasına, esas sermaye payının geçişine ilişkin hükümler uygulanır. (2) Şirket sözleşmesiyle, esas sermaye payı üzerinde rehin hakkı kurulması genel kurulun onayına bağlanabilir. Bu hâlde geçişe ilişkin hükümler uygulanır. Genel kurul sadece haklı sebeplerin varlığında rehin hakkı kurulmasına onay vermekten kaçınabilir. (3) Bir esas sermaye payı üzerinde intifa hakkı bulunması hâlinde, pay intifa hakkı sahibi tarafından temsil edilir; bu durumda intifa hakkını haiz kişi, esas sermaye payı sahibinin menfaatlerini, hakkaniyete uygun bir şekilde gözetmezse tazminat ile yükümlü olur. B) Geri verme yasağı
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 432Kaynağı aç
MADDE 432- (1) Bir pay, birden çok kişinin ortak mülkiyetindeyse, bunlar içlerinden birini veya üçüncü bir kişiyi, genel kurulda paydan doğan haklarını kullanması için temsilci olarak atayabilirler. (2) Bir payın üzerinde intifa hakkı bulunması hâlinde, aksi kararlaştırılmamışsa, oy hakkı, intifa hakkı sahibi tarafından kullanılır. Ancak, intifa hakkı sahibi, pay sahibinin menfaatlerini hakkaniyete uygun bir şekilde göz önünde tutarak hareket etmemiş olması dolayısıyla pay sahibine karşı sorumludur. II – Yetkisiz katılma

Pay üzerinde rehin tesisi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine tabidir. Türk Medeni Kanunu'nun 955. maddesi gereğince alacakların rehnedilmesinde sözleşmenin yazılı kurulması zorunlu tutulmuş, senede bağlanmış alacaklarda ayrıca senedin teslimi aranmıştır. Bu çerçevede çıplak paylarda rehin hakkının doğumu için yazılı sözleşme yapılması gerekirken, senede bağlanan ortaklık paylarında yazılı rehin sözleşmesiyle birlikte senedin teslimi veya rehin cirosu yapılarak zilyetliğin devredilmesi şarttır. Türk Medeni Kanunu'nun 959. maddesi doğrultusunda dönemsel gelir niteliğindeki kâr payının rehnedilmesi durumunda, aksine hüküm bulunmadıkça teminat yalnızca vadesi henüz gelmemiş edimleri kapsar ve geçmiş dönem alacaklarına tesir etmez. Ayrıca genel kurulda temsil yetkisi rehin alana intikal etmeyip pay sahibinin tasarrufunda kalmayı sürdürür.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 959Kaynağı aç
Madde 959- Faiz veya kâr payı gibi dönemsel gelir getiren alacakların rehnedilmiş olması hâlinde, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, bunlardan yalnız vadeleri henüz gelmemiş olanlar rehnin kapsamına girer ve rehin, vadeleri geçmiş olan edimleri kapsamaz. Bu tür yan edimler için özel senetler düzenlenmiş ise, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, bunların rehin kapsamına girmesi, şekil koşullarına uygun olarak rehnedilmelerine bağlıdır. II. Rehinli pay senetlerinin temsili
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 955Kaynağı aç
Madde 955- Senede bağlanmış olan veya olmayan alacakların rehni için rehin sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve senede bağlı alacaklarda senedin teslim edilmesi gerekir. Alacaklı veya rehneden, rehni borçluya ihbar edebilir. Diğer hakların rehninde, yazılı rehin sözleşmesiyle birlikte, bu hakların devri için öngörülen şekle uyulması gerekir. II. Kıymetli evrakta

Pay sahipleri oy haklarının kullanımına ilişkin olarak oy sözleşmesi akdedebilirler. Oy sözleşmesi ile pay sahipleri genel kurul kararlarında oylarını önceden anlaşılan veya belirlenecek doğrultuda kullanmayı ya da hiç oy kullanmamayı kendi aralarında veya üçüncü kişilere karşı üstlenebilirler. Bu nitelikteki sözleşmeler pay üzerinde ayni hak doğurmayıp taraflar arasında nisbi haklar meydana getirir.

Ürün Kirası Hükümleri Açısından Değerlendirme

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 357. maddesinin ilk fıkrasına göre ürün kirası, kiraya verenin kiracıya ürün veren bir şeyin veya hakkın kullanılmasını ve ürünlerinin devşirilmesini bedel karşılığında bırakmayı üstlendiği sözleşmedir. Maddenin ikinci fıkrası uyarınca ürüne katılmalı kira ise kira bedelinin devşirilecek ürünün belli bir oranı olarak kararlaştırıldığı ürün kirasıdır; bu oran sözleşmeyle belirlenmemişse yerel âdete göre tespit edilir. Şirket payının dönemsel getiri sağlaması bakımından ürün kirasına konu edilip edilemeyeceği tartışma konusu olsa da şirket payının kiralanması yönündeki sözleşmeler, tarafların iradesi yorumlanarak kâr payı temliki kapsamında değerlendirilmektedir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 357Kaynağı aç
MADDE 357- Ürün kirası kiraya verenin, kiracıya, ürün veren bir şeyin veya hakkın kullanılmasını ve ürünlerin devşirilmesini bedel karşılığında bırakmayı üstlendiği sözleşmedir. Ürüne katılmalı kira, kira bedelinin devşirilecek ürünün belli bir oranı olarak kararlaştırıldığı ürün kirasıdır. Bu oran sözleşmeyle kararlaştırılmamışsa, yerel âdete göre belirlenir. B. Genel hükümlerin uygulanması
Şirket payı kira sözleşmesine konu edilebilir mi?

Kural olarak şirket hissesinin kiraya verilmesi mümkün değildir.

Şirket payının kiralanması sözleşmesi düzenlenmişse ne olur?

Sözleşmedeki beyanların yorumundan tarafların gerçek iradesinin paydan doğacak kâr payı hakkının bedel karşılığı devri olduğu anlaşılırsa sözleşme geçersiz sayılamaz ve kâr payı temlikine tahvil edilir.

Kâr payı devrinin geçerliliği hangi şekle bağlıdır?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 184. maddesi uyarınca alacağın devrinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlı olup devir sözü verme herhangi bir şekle bağlı değildir.

Pay rehnedildiğinde genel kurulda temsil hakkı kime aittir?

Pay üzerinde rehin hakkı tesis edilse dahi genel kurulda temsil hakkı rehin hakkı sahibine geçmez ve pay sahibine ait kalır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu