Anonim şirketlerde sermayenin korunması, alacaklıların menfaatlerini ve şirketin mali devamlılığını güvence altına alan temel ilkelerden biridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 376. maddesi, şirket mali yapısının bozulması halinde uygulanacak kanuni prosedürü aşamalı olarak düzenlemiştir. Maddenin ilk iki fıkrası sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının belirli oranlarda zarar sebebiyle kaybedilmesi durumunda sermayenin korunmasını ve yönetim kurulunun yerine getirmesi gereken görevleri hükme bağlarken, üçüncü fıkrası şirketin borca batık olması durumunu, yani aktiflerin borçları karşılayamama halini düzenlemektedir. Sermaye kaybı ile borca batıklık hukuken farklı kavramlar olup yönetim organı açısından doğurdukları yükümlülükler ve hukuki sonuçlar birbirinden ayrılmaktadır.
Sermaye Kaybı ile Borca Batıklığın Tespiti ve Finansal Ölçütler
Sermaye kaybı kural olarak son yıllık bilançodan tespit edilir; ancak borca batıklık şüphesi veya şirketin mali yapısının incelenmesini gerektiren herhangi bir sebeple hazırlanan ara bilançolardan da anlaşılabilir. Ara bilanço sonucunda şirketin borca batık olmadığı fakat sermayenin yarısının veya üçte ikisinin karşılıksız kaldığı anlaşılırsa 6102 sayılı Kanun'un 376. maddesinin ilk iki fıkrasındaki tedbirler devreye girer. Sermaye kaybının tespitinde dikkate alınan kanuni yedek akçeler, 6102 sayılı Kanun'un 519. maddesinin birinci fıkrası uyarınca yıllık kârın yüzde beşinin ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaşıncaya kadar ayrılmasıyla oluşturulur. Genel kanuni yedek akçe sermayenin veya çıkarılmış sermayenin yarısını aşmadığı takdirde, yalnızca zararların kapatılmasına, işlerin iyi gitmediği zamanlarda işletmeyi devam ettirmeye veya işsizliğin önüne geçmeye elverişli önlemler için kullanılabilir; ancak bu sınırlama başlıca amacı başka işletmelere katılmaktan ibaret olan holding şirketler hakkında uygulanmaz. Sermaye kaybı hesabında yeni payların çıkarılmasından sağlanan emisyon primleri kanuni yedek akçeye dahil edilirken, anılan maddede sayılmayan enflasyon düzeltme farkları hesaba katılmaz; buna karşın öz sermaye tespitinde tüm aktif ve borçlar ile yeniden değerleme fonlarının hesaba katılması gerektiği yönündeki yaklaşım da mevcuttur.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 519Kaynağı aç
Sermayenin üçte ikisinin kaybı, anonim şirketlerde sermayenin artırılması veya kalan sermaye ile devam edilmesi yönünden kanuni bir kriter teşkil etmekle birlikte, şirketin borca batıklığı veya aciz hali bakımından esas alınabilecek bir ölçü değildir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2013/7736 Esas ve 2014/1446 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, sermaye kaybı kriteri ile borca batıklık durumu birbiriyle karıştırılmamalıdır. Borca batıklığın değerlendirilmesinde, nakit veya parasal bir varlık değeri niteliği taşımayan amortisman hesabının dikkate alınması hukuka aykırıdır.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2013/7736, K. 2014/1446Kaynağı aç
Sermaye ile Kanuni Yedek Akçeler Toplamının Yarısının Kaybı
Son yıllık bilançoya göre sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığının anlaşılması durumunda, 6102 sayılı Kanun'un 376. maddesinin birinci fıkrası uyarınca yönetim kurulunun genel kurulu hemen toplantıya çağırması ve uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunması zorunludur. Kanunda genel kurula sunulacak iyileştirici önlemler sınırlı sayıda sayılmamış olup yönetim kurulunun takdirine bırakılmıştır. Bu kapsamda sermaye artırımı yapılması, işletme giderlerinin azaltılması, başlamış bir yatırımın durdurulması, henüz tamamen ödenmemiş sermaye taahhütlerinin tahsili için pay sahiplerine çağrıda bulunulması veya belirli şirket varlıklarının satışı gibi tedbirler genel kurula önerilebilir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 376Kaynağı aç
Yönetim kurulunun şirketin mali durumunun bozulması nedeniyle genel kurulu toplantıya çağırabilmesi için sermayenin üçte ikisinin kaybedilmiş olması şartı aranmaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/6203 Esas ve 2022/3451 Karar sayılı ilamında kabul edildiği üzere, şirketin mali durumunun bozulması genel kurulun toplantıya çağrılması için yeterlidir ve yönetim kurulunun çağrı yetkisi sermaye kaybının belirli bir orana ulaşması koşuluna bağlı tutulamaz.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/6203, K. 2022/3451Kaynağı aç
Sermayenin Üçte İkisinin Kaybı ve Sermaye Azaltımı Usulü
Son yıllık bilançoya göre sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kalması halinde, derhal toplantıya çağrılan genel kurulun sermayenin üçte biri ile yetinmeye veya sermayenin tamamlanmasına karar vermesi gerekir; 6102 sayılı Kanun'un 376. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bu iki karardan biri alınmadığı takdirde şirket kendiliğinden sona erer. Bu seçenekleri kullanma yetkisi yalnızca üçte ikilik kayıp haline mahsus olmayıp şirket genel kurulu ana sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça kanuni sınırları gözeterek her zaman sermaye artırımı veya azaltımı kararı alabilir.
Genel kurulun sermayenin üçte biri ile yetinme kararı, sermayenin karşılıksız kalan üçte ikisinin azaltılarak üçte bire indirilmesi anlamına gelir. Bu işlem üçte bir sermayenin itfa edilmesi veya payların itibari değerinin indirilmesi suretiyle kanundaki asgari sermaye ve itibari değer tutarlarına uyularak yapılır. Esas sermayenin normal usulle azaltılmasında 6102 sayılı Kanun'un 474. maddesinin birinci fıkrası uyarınca kararın internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yedişer gün arayla üç defa ilan edilmesi, bilinen alacaklılara çağrı mektubu gönderilmesi ve alacaklılara üçüncü ilandan itibaren iki ay süre tanınması gerekir. Ancak sermaye, zararlar sonucunda bilançoda oluşan bir açığı kapatmak amacıyla ve bu açıklar oranında azaltılacak olursa, aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca yönetim kurulunca alacaklıları çağırmaktan ve haklarının ödenmesinden veya teminat altına alınmasından vazgeçilebilir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 474Kaynağı aç
Sermayenin Tamamlanması Yöntemleri ve Ek Ödeme Yasağı
Sermayenin üçte ikisinin kaybı halinde uygulanabilecek diğer önlem sermayenin tamamlanmasıdır. 6102 sayılı Kanun'un 376. maddesinin gerekçesinde tamamlama işleminin üç şekilde yapılabileceği belirtilmiştir: Sermayenin karşılıksız kalan tutar kadar azaltılıp aynı anda veya sonrasında aynı miktarda ya da daha fazla artırılması, bilanço açıklarının pay sahiplerinin tümü veya bir kısmı tarafından kapatılması ve bazı şirket alacaklılarının alacaklarını silmesi.
Bilanço açıklarının pay sahipleri tarafından kapatılabilmesi için genel kurul kararının oybirliğiyle alınması zorunludur. Zira 6102 sayılı Kanun'un 480. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kanunda öngörülen istisnalar saklı kalmak üzere, esas sözleşmeyle dahi pay sahibine pay bedelini veya itibari değeri aşan primi ifa dışında borç yükletilemez. Genel kurulda oybirliği sağlanamadığı takdirde bazı pay sahiplerinin fedakarlık niteliğinde kendi serbest iradeleriyle şirkete para koyarak bilanço açığını kapatmalarına kanunen bir engel bulunmamaktadır.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 480Kaynağı aç
6102 sayılı Kanun'un 480. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; bu kapsamda tasfiye payına ilişkin haklar saklı tutulmuştur. Pay sahiplerinin bilanço açığını kapatmak amacıyla karşılıksız olarak şirkete koydukları paralar da ortaklığa verilmiş bir borç ya da sermaye avansı sayılmaz. Karşılıksız fedakarlık niteliğindeki bu tutarlar geri talep edilemeyeceği gibi işlem sonrasında pay sahiplerinin pay adedinde herhangi bir değişiklik meydana gelmez.
İç Kaynaklar ve Sermaye Artırımı Kısıtlamaları
Anonim şirketlerde esas sözleşme veya genel kurul kararıyla ayrılan ve belirli bir amaca özgülenmemiş yedek akçeler, kanuni yedek akçelerin serbestçe kullanılabilen kısımları ve bilançoya konulup sermayeye eklenmesine izin verilen fonlar sermayeye dönüştürülerek sermaye iç kaynaklardan artırılabilir. 6102 sayılı Kanun'un 462. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iç kaynaklardan karşılanan tutarın varlığı onaylanmış yıllık bilanço ve yönetim kurulunun yazılı beyanıyla doğrulanır; bilanço tarihinden itibaren altı aydan fazla zaman geçmişse yeni bir bilanço çıkarılıp yönetim kurulunca onaylanması şarttır.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 462Kaynağı aç
Bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği iç fonlar bulunuyorsa, 6102 sayılı Kanun'un 462. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden sermaye taahhüdü yoluyla sermaye artırımı yapılamaz; fonların dönüştürülmesiyle aynı zamanda ve aynı oranda nakdi taahhüt yoluyla artırım yapılması mümkündür. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2025/3352 Esas ve 2026/268 Karar sayılı ilamına konu ilk derece mahkemesi gerekçesinde benimsendiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasıyla kabul gördüğü üzere, işletme sermayesinin yeterli olduğu ve sermaye kaybı bulunmadığı halde iç kaynaklar sermayeye eklenmeksizin nakdi taahhüt yoluyla sermaye artırımına gidilmesi hukuka aykırı bulunmuş ve genel kurul kararının iptali gerektiği sonucuna varılmıştır. Genel kurul kararlarının iptalini isteyebilmek için karara olumsuz oy verilmiş olması ve karar alındıktan sonra muhalefet şerhinin toplantı tutanağına geçirilmesi dava şartıdır; karar öncesinde öneriye muhalefet edilmiş olması yeterli değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3352, K. 2026/268Kaynağı aç
Borca Batıklık Şüphesi, Ara Bilanço ve İflas Bildirimi
Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran emarelerin varlığı halinde yönetim kurulu aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden gösterildiği bir ara bilanço çıkartmakla yükümlüdür. 6102 sayılı Kanun'un 376. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca çıkarılan bu ara bilançodan aktiflerin şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması durumunda, yönetim kurulu merkez asliye ticaret mahkemesine bildirimde bulunarak şirketin iflasını talep etmek zorundadır. Borca batıklık halinde mahkemeye bildirimde bulunulması yönetim kurulunun devredilemez görev ve yetkileri arasında yer alır.
İflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batıklığı ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklılardan sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul edebilir. 6102 sayılı Kanun'un 376. maddesinin üçüncü fıkrasına göre bu beyan veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği yönetim kurulu tarafından başvurulan mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanırsa mahkemeye bildirim iflas sebebi teşkil etmez. Ancak sıra ertelemesine ilişkin beyanın veya sözleşmenin geçerliliği ve yerindeliği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmadığı takdirde, mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru kanunen iflas bildirimi olarak kabul olunur.
Borca batıklık bildirimi ve iflas kamu düzenine ilişkindir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2024/3245 Esas ve 2024/4623 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere, mahkemece borca batıklığın tespiti için uzman bilirkişi heyeti görevlendirilmeli ve aktiflerin muhtemel piyasa rayiç değerleri belirlenerek borçları karşılayıp karşılamadığı saptanmalıdır. Konkordato talep eden bir şirketin talebinden feragat etmesi durumunda dahi mahkemece şirketin borca batık olup olmadığı kendiliğinden incelenir; borca batık olduğu tespit edilirse iflasına, borca batık olmadığı anlaşılırsa konkordato koşulları kalmadığından talebin reddine karar verilir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/3245, K. 2024/4623Kaynağı aç
Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması ve Kötüye Kullanma Halleri
Anonim şirketlerde şirketlerin kural olarak sadece malvarlıklarıyla sorumlu tutulması ve ortakların şirket borçlarından ötürü şahsen sorumlu olmaması esastır. Ancak tüzel kişilik perdesinin aralanması bu ilkenin önemli bir istisnasını teşkil eder. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019/149 Esas ve 2022/894 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, şirketler arasında güçlü bir mali yapı algısı oluşturularak bu şirketlerden birinin borca batırılması veya içinin boşaltılıp ticari faaliyet alanının diğerine kaydırılması dürüstlük kuralına aykırıdır ve tipik bir hakkın kötüye kullanılmasıdır. Bu gibi durumlarda tüzel kişilik perdesi aralanarak sorumluluk kuralları uygulanabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/149, K. 2022/894Kaynağı aç
Sermaye kaybı ile borca batıklık arasındaki temel fark nedir?
Sermaye kaybı, şirket sermayesi ve kanuni yedek akçelerinin zarar sebebiyle belirli oranlarda karşılıksız kalması olup genel kurulun iyileştirici veya sermaye tedbirleri almasını gerektirir; borca batıklık ise şirket aktiflerinin toplam borçları karşılayamaması halidir ve yönetim kurulunun mahkemeye iflas bildiriminde bulunmasını zorunlu kılar.
Sermayenin üçte ikisi kaybedildiğinde genel kurul karar almazsa ne olur?
Toplantıya çağrılan genel kurul sermayenin üçte biri ile yetinmeye veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde anonim şirket 6102 sayılı Kanun'un 376. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kendiliğinden sona erer.
Bilanço açığını kapatmak için pay sahiplerince ödenen tutarlar geri istenebilir mi?
Pay sahipleri tarafından bilanço açığını kapatmak amacıyla karşılıksız olarak konulan paralar ortaklığa verilmiş borç veya sermaye avansı sayılmaz; kurtarma amaçlı fedakarlık niteliğinde olduğundan geri talep edilemez ve pay adedini değiştirmez.
Borca batıklık halinde sıra ertelemesi süreci nasıl işler?
Borca batıklığı giderecek tutardaki alacaklıların yazılı sıra ertelemesi beyanı mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulandığında bildirim iflas sebebi teşkil etmez; ancak bilirkişilerce doğrulama yapılmadığı takdirde mahkemeye yapılan başvuru kanunen iflas bildirimi sayılır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

