Türk Ticaret Kanunu'nun Yasalaşma Süreci ve Yürürlük Takvimi
1957 yılında yürürlüğe girmiş olan önceki Türk Ticaret Kanunu'nun yerine hazırlanan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu tarafından 14 Ocak 2011 tarihinde kabul edilmiş ve 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülmüştür. Kanunun içerdiği yapısal yeniliklere uyum sağlanabilmesi amacıyla şirketler ve tacirler için yaklaşık bir buçuk yıllık bir geçiş süreci tanınmıştır.
Kanunun hazırlık çalışmaları, Adalet Bakanlığı bünyesinde üniversite öğretim üyeleri, yüksek yargı mensubu hakimler, sivil toplum kuruluşları ve resmi kurum temsilcilerinden oluşturulan Bilim Komisyonu tarafından yürütülmüştür. İlk toplantısını 10 Şubat 2000 tarihinde gerçekleştiren komisyon, beş yılı aşan çalışma döneminde toplam 631 oturum yapmış; Şubat 2005'ten itibaren kamuoyu ile paylaşılarak tartışılan tasarı metni, Haziran 2005 tarihinde Başbakanlığa sunulmuş ve ardından meclise sevk edilmiştir.
Ticari İşletme, Haksız Rekabet ve İspat Rejimi
Ticari işletme kavramı tanımlanıp somutlaştırılarak Ticari İşletme Kitabının merkezindeki yerini korumuştur. Ticaret sicili merkezi ve daha saydam hale getirilmiş, bilgi bankası kurulması öngörülmüş, Devletin sicil kayıtlarından doğan sorumluluğu benimsenmiş ve sicilin olumlu işlevi ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir.
Haksız rekabet hükümleri İsviçre hukuku temel alınarak köklü şekilde değiştirilmiş; haksız rekabet oluşturan eylemler listesi genişletilmiş ve genel işlem şartları kapsama alınmıştır. Haksız rekabetten doğan sorumluluk kuralları fikri haklar hukuku ile uyumlu hale getirilmiştir.
Acentelerin denkleştirme talebi ilk defa kanun düzeyinde düzenleme altına alınmıştır.
Hukuk sisteminde yerleşik olan ticari defterlerle ispat kurumu kaldırılmış, ticari defterlerin yargılamada takdiri delil olma niteliği ise korunmuştur.
Eskiyen ve uygulama kabiliyetini yitiren ticari işler tellallığı, 11 Ocak 2011 tarihinde kabul edilen Borçlar Kanunu Tasarısı'nda düzenlenmesi de dikkate alınarak Ticaret Kanunu'ndan bütünüyle çıkarılmıştır.
Şirketler Hukukunda Temel İlkeler ve Kurumsal Düzenlemeler
Şirketlerin faaliyet konuları dışında yaptıkları işlemlerin geçersizliği sonucunu doğuran ultra vires ilkesi terk edilmiştir. Ticaret şirketlerine sermaye olarak konulabilecek yeni değerler arasına elektronik ortamlar, alanlar, adlar ve işaretler dahil edilmiştir.
Şirketlerin birleşmeleri, bölünmeleri ve tür değiştirmeleri ayrıntılı biçimde düzenlenerek işlemler basitleştirilmiş, saydam ve güvenli bir yapıya kavuşturulmuştur. Bu süreçlerde alacaklılar ile diğer hak sahiplerinin menfaatleri korunmuştur.
Şirketler topluluğu başlığı altında bağlı işletmeler hukuku ilk defa tanzim edilmiştir. Hâkim ve yavru şirketler arasındaki ilişkiler şeffaflık, hesap verilebilirlik ve menfaatler dengesi esasına dayandırılmıştır. Kollektif ve komandit şirketler hakkında ise önemli değişiklikler yapılmamıştır.
Anonim ve Limited Şirketler ile Denetim Sistemi
Anonim şirketlerin kuruluşu yeniden düzenlenerek tedrici kuruluş kaldırılmış; tek kişilik anonim şirket ve tek kişilik limited şirket yapısı kabul edilmiştir. Şirket fesih davaları yeniden düzenlenirken etkin ve şeffaf bir denetim mekanizması tesis edilmiştir.
Anonim şirketler açısından eşit işleme tabi olma ilkesi ile pay sahiplerinin şirkete borçlanması yasağı ilk defa kanun kapsamına alınmıştır.
Şirketin kendi hisselerini iktisap etmesi esnekleştirilmiş ve hisseleri borsada işlem gören şirketler açısından pazar yapıcılığı olanağı tanınmıştır.
Yönetim kurulunda yürütme yetkisi olan ve olmayan üyeler ayrımı benimsenmiş, örgütlenme yönetmeliği uyarınca yönetimin kısmen veya tamamen profesyonellere bırakılması öngörülmüştür. Borsaya kayıtlı şirketler bakımından risklerin erken teşhisi ve yönetimi komitesi oluşturulması zorunlu tutulmuştur.
Geleneksel denetçilik kurumu kaldırılarak bağımsız denetim kuruluşları ile küçük anonim şirketlerde serbest muhasebeci mali müşavir veya yeminli mali müşavir denetimi öngörülmüştür. Sermayenin artırılması veya azaltılması, bölünme, birleşme, tür değiştirme ve menkul değer ihracı gibi işlemler için işlem denetçiliği sistemi getirilmiştir.
Finansal raporlama alanında, Uluslararası Finansal Raporlama Standartları ile özdeş nitelikteki Türkiye Muhasebe Standartlarına uyulması kabul edilmiştir.
Pay sahipliği hakları genişletilmiş, yeni dava hakları tanınmış, oyda imtiyaz sınırlandırılmış ve bağlam sistemi keyfilikten arındırılmıştır. Gündeme bağlılık ilkesine istisnalar getirilerek ve özel denetçi sistemi güçlendirilerek azınlık hakları iyileştirilmiş, azınlık pay sahiplerine haklı sebeple şirketin feshini talep etme hakkı düzenlenmiştir. Hâkim pay sahipleri yönünden ise pay sahiplerinin şirketten çıkarılması ilk defa yasal düzenlemeye kavuşturulmuştur.
Limited şirketlerde bir ortağın birden çok paya sahip olmasına imkan sağlanmış, payların nama yazılı senede bağlanması benimsenmiş ve pay devri sadeleştirilmiştir. Pay sahibinin ortaklıktan çıkması ve çıkarılması şirketin varlığını sürdürebilmesi ekseninde düzenlenmiş, seçilmiş yönetim ilkesi getirilmiş ve denetim anonim şirketler paralelinde kurgulanmıştır.
Kıymetli Evrak, Taşıma, Deniz Ticareti ve Sigorta Hükümleri
Kıymetli evrak alanında rıza dışı elden çıkan çekin ödenmesinin yasaklanması kurumu kaldırılmıştır.
Kıymetli Evrak Kitabı içinde yer alan taşıma hükümleri bu alandan çıkarılarak CMR esasları doğrultusunda Taşıma İşleri Kitabı adı altında bağımsız bir kitap olarak tanzim edilmiştir.
Deniz Ticareti Kitabı Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere uyum sağlamak üzere yenilenmiş; güncelliğini yitiren denizaşırı satışlara ilişkin hükümler kanun metninden çıkarılmıştır.
Sigorta Hukuku Kitabında sözleşme öncesinde ve süresince sigortacı ile acentesine bilgilendirme ve aydınlatma yükümlülüğü getirilmiştir. Sorumluluk sigortaları ilk defa kanun kapsamına alınmış, yangın, tarım veya hırsızlık gibi sigortalar için genel ilkeler benimsenmiş ve can sigortaları uygulamadaki gereksinimlere göre yeniden düzenlenmiştir.
Nama Yazılı Pay Devirlerinde Bağlam Sistemi ve Yargıtay Denetimi
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 490. maddesi uyarınca, kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe nama yazılı paylar herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilir. Hukuki işlemle devir, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesi suretiyle gerçekleştirilir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/1865, K. 2025/478Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 492Kaynağı aç
6102 sayılı Kanun'un 492. maddesi gereğince, esas sözleşme nama yazılı payların ancak şirketin onayıyla devredilebileceğini öngörebilir. Bu sınırlama intifa hakkı kurulurken de geçerlidir; ancak şirket tasfiyeye girmişse devredilebilirliğe ilişkin sınırlamalar ortadan kalkar.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 493Kaynağı aç
6102 sayılı Kanun'un 493. maddesi uyarınca, borsada işlem görmeyen nama yazılı paylarda ortaklık, şirket sözleşmesinde açıkça belirlenen haklı bir gerekçeye dayanarak ya da payları başvuru anındaki piyasa kıymeti üzerinden bizzat, diğer paydaşlar veya üçüncü şahıslar namına devralmayı teklif ederek onayı geri çevirebilir. Şirket sermaye yapısının niteliğine dair statü düzenlemeleri, işletme konusu veya şirketin iktisadi özerkliği bakımından devrin engellenmesini haklı kılıyorsa bu husus haklı gerekçe sayılır. Payları edinen kimsenin bu edinim işlemini bizzat kendi nam ve hesabına gerçekleştirdiğini açıkça bildirmemesi durumunda ortaklık, hisse devrinin pay defterine kaydını onaylamayabilir. Miras intikali, miras taksimi, evlilik mal rejimi veya cebrî icra yoluyla pay iktisap edilmesi hâlinde ise şirket, ancak payları iktisap eden tarafa gerçek kıymeti üzerinden satın alma teklifinde bulunması koşuluyla onay vermekten imtina edebilir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 494Kaynağı aç
Hisseleri devralan taraf, söz konusu payların hakiki kıymetinin takdir edilmesi amacıyla şirketin idare merkezinin yer aldığı yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurabilir. Mahkemece gerçekleştirilecek değer tespitinde hüküm gününe en yakın tarihteki şirket malvarlığı kıymeti dikkate alınır ve değerlemeye dair masraflar ortaklıkça ödenir. Payı edinen şahıs tespit edilen bedeli öğrendiği andan itibaren bir aylık yasal süre içinde bu bedele açıkça karşı çıkmazsa, şirketin hisseleri satın alma önerisini benimsemiş kabul edilir. Ayrıca esas sözleşme hükümleriyle hisselerin devredilme koşullarının zorlaştırılması veya ağırlaştırılması hukuken mümkün değildir.
6102 sayılı Kanun'un 494. maddesi gereğince devir için gerekli olan onay verilmediği sürece payların mülkiyeti ve paylara bağlı tüm haklar devredende kalır. Miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi veya cebrî icra yoluyla iktisapta mülkiyet ve malvarlığı hakları derhâl devralana geçerken; genel kurula katılma ve oy hakları ancak şirketin onayı ile birlikte intikal eder. Şirket onay istemini aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmemişse veya yapılan ret haksızsa onay verilmiş sayılır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/1865 Esas ve 2025/478 Karar sayılı ilamında, esas sözleşmeye konulacak ret sebeplerinin kanunda öngörülen kategorilere (pay sahipleri çevresinin bileşimi, şirketin konusu, işletmenin bağımsızlığı) uygun şekilde somutlaştırılması gerektiği, sadece kanun maddesine atıf yapılmasının ret için yeterli sayılamayacağı belirtilmiştir. Ayrıca hisse devrine onay verilmemesini gerektiren sebeplerin esas sözleşmede açıkça yazılması gerektiği, pay sahipleri sözleşmesi hükümlerine yapılan atfın geçerli olmadığı vurgulanmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 03.02.2025 tarihli ve E. 2024/1865, K. 2025/478 sayılı ilamında; şirket ana sözleşmesi düzenlemeleri doğrultusunda karar nisabına ulaşılamamasının onay talebinin geri çevrilmesi neticesini doğuracağı, buna karşılık toplantı nisabının temin edilememesinin yönetim organı tasarrufunu bütünüyle yokluk yaptırımına tabi kılacağı sonucuna varılmıştır. Yüksek mahkeme, toplantı yeter sayısı bulunmaksızın usulsüz oluşturulan ret kararının yok hükmünde sayılması ve kanunda tayin edilen üç aylık sürede hukuken geçerli bir ret iradesi sergilenememesi sebebiyle devir işleminin tamamlandığının tespiti ile pay defterine tescile hükmeden Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamıştır.
Nama yazılı pay devrinde şirketin sessiz kalması onay anlamına gelir mi?
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 494. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, şirket onaylama talebini aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmemişse veya yapılan ret haksızsa pay devrine onay verilmiş sayılır.
Şirket esas sözleşmesinde genel kanun maddesine atıf yapılarak pay devri reddedilebilir mi?
Esas sözleşmeye konulacak haklı sebeplerin kanundaki kategorilere uygun şekilde somutlaştırılması zorunlu olup yalnızca kanun maddesine atıf yapılması onay isteminin reddi için yeterli kabul edilmez.
Yönetim kurulunda toplantı yeter sayısı bulunmadan alınan ret kararının hukuki sonucu nedir?
Toplantı yeter sayısı sağlanmadan toplanan yönetim kurulunun aldığı ret kararı hukuken yok hükmündedir ve usulüne uygun geçerli bir ret kararı oluşturmaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

