Anayasal Güvenceler ve Sanatsal Yaratım Özgürlüğü
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 26. maddesi uyarınca herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Anayasa'nın 28. maddesinde ise basının hür olduğu ve sansür edilemeyeceği temel ilke olarak güvenceye bağlanmıştır. Bu anayasal çerçeveyi tamamlayan 5187 sayılı Basın Kanunu ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulu mevzuatı da yayın özgürlüğünü esas almaktadır.
Televizyon yapımları ve kurgusal içerikler gibi yaratıcı eserler basın mevzuatının yanı sıra Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile genel ifade özgürlüğü ilkelerine tabidir. Türk hukuk düzeninde yetkili bir mahkeme kararı veya açık bir kanuni dayanak bulunmadıkça, bir yayının durdurulmasını ya da içeriğinin değiştirilmesini zorunlu kılabilecek yabancı bir talep kabul edilemez.
Ceza Hukukunda Korunan Değerler ve TCK 301 Sınırı
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesi; milleti, devleti, meclisi, hükümeti ve devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişilerin altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacağını hükme bağlamaktadır. Maddenin ikinci fıkrası kapsamında askerî ve emniyet teşkilatı da koruma altına alınmıştır. Buna karşılık eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz ve bu maddeye dayalı soruşturmalar Adalet Bakanının iznine tabidir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 301Kaynağı aç
Türk Ceza Kanunu sistematiğinde yabancı bir devletin ya da yabancı bir halkın itibarını Türkiye'deki yayınlara karşı özel olarak koruyan müstakil bir suç tipi bulunmamaktadır. TCK m. 301 yalnızca Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasal kurumlarına yönelik fiilleri yaptırıma bağladığından, yabancı mercilerin bu düzenlemeye dayanarak yayın durdurma veya içerik denetimi talep etmesi ceza hukuku ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Uluslararası Sözleşmeler ve Yaptırım Taleplerinin Geçerliliği
Yabancı tarafların Türkiye'deki bir yayına yönelik ileri sürdüğü yazılı özür yayımlanması istemleri, Türk mevzuatında veya uluslararası sözleşmelerde tanımlanmış bir yaptırım niteliği taşımamaktadır. Mahkeme kararı ve kanuni dayanak olmaksızın yöneltilen tek taraflı taleplerle zorunlu özür metni yayımlatılması hukuken sonuç doğurmaz.
Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'nin II/d maddesi, bir gruba mensup kişilerin doğum yapmasının engellenmesine yönelik fiilleri soykırım suçu kapsamında saymaktadır. Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi'nin (CEDAW) 12. maddesi de kadınların üreme haklarına yönelik zorlayıcı uygulamaları yasaklamaktadır. Bu nitelikteki uluslararası kurallara konu olguların kurgusal veya sanatsal yapıtlarda ele alınması ifade ve sanat hürriyeti sınırları içerisinde değerlendirilmektedir.
Yabancı bir devlet Türkiye'deki televizyon yayınının durdurulmasını isteyebilir mi?
Hayır, Türk hukukunda geçerli bir mahkeme kararı veya kanuni yetki bulunmadıkça hiçbir yabancı merci yayının durdurulmasını ya da içeriğinin değiştirilmesini zorunlu kılamaz.
Türk Ceza Kanunu yabancı devletlerin aşağılanmasını suç sayar mı?
Hayır, TCK m. 301 yalnızca Türk Milletini ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin anayasal organlarını korumakta olup yabancı devlet veya halkları koruyan özel bir hüküm içermez.
İhtarnamelerde talep edilen yazılı özür yayımlatma isteminin bağlayıcılığı var mıdır?
Hayır, yazılı özür yayımlanması talebi Türk mevzuatında veya uluslararası sözleşmelerde kendiliğinden bağlayıcılığı bulunan bir yaptırım türü olarak düzenlenmemiştir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

