Türk Hukukunda Holding Kavramı ve Şirketler Topluluğu Çerçevesi
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 466 f. 2 hükmünde holding şirketleri gayesi başka şirketlere iştirakten ibaret şirketler şeklinde tanımlanmışken, yürürlükteki 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu bünyesinde holding şirketlerine ilişkin müstakil bir yasal tanım yer almamaktadır.
Saf holding şirketinin konusu sadece diğer şirketlere katılımcılıkla sınırlandırılmıştır. Bu nitelikteki bir holding şirketinin ürün satışı, üretim, lisans devri veya devralınması gibi başkaca faaliyetlerde bulunması hukuken mümkün değildir. Holding çatısı altında yer alan yavru şirketler bağımsız tüzel kişiliklerini korurlar; dolayısıyla holding organizasyonu şirketlerin birleşmesi anlamına gelmez.
Bir holding yapılanmasının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu anlamında şirketler topluluğu teşkil edebilmesi için TTK m. 195 f. 4 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 105 uyarınca bir hâkim şirket ile en az iki bağlı şirketin bulunması gerekir. Hâkim şirketin bağlı şirketleri üzerinde sermaye çoğunluğu, oy çoğunluğu veya yönetim organında karar alabilecek üye çoğunluğu vasıtasıyla hâkimiyet kurmuş olması şarttır. Hâkim şirket ana, bağlı şirketler ise yavru şirket konumundadır.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 195Kaynağı aç
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 195 f. 1 hükmü gereğince bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketinin doğrudan veya dolaylı olarak oy haklarının çoğunluğuna sahipse, şirket sözleşmesi uyarınca yönetim organında karar alabilecek çoğunluğu oluşturan sayıda üyenin seçimini sağlayabilme hakkını haizse ya da bir sözleşmeye dayanarak tek başına veya diğer pay sahipleriyle oy çoğunluğunu oluşturuyorsa veya bir sözleşme gereğince ya da başka bir yolla hâkimiyeti altında tutabiliyorsa hâkim şirket niteliğindedir. Bir ticaret şirketin başka bir şirketin paylarının çoğunluğuna veya onu yönetebilecek kararları alabilecek miktarda payına sahip bulunması, TTK m. 195 f. 2 uyarınca hâkimiyetin varlığına kanuni karine oluşturur.
Hâkim şirketin başka bir ortaklığı bir veya birden fazla bağlı şirket vasıtasıyla kontrol altında bulundurması dolaylı hâkimiyet olarak nitelendirilir. İlgili şirketlerden en az bir tanesinin kanuni merkezinin Türkiye sınırları içinde bulunması hâlinde, Türk Ticaret Kanunu'nun şirketler topluluğunu düzenleyen kuralları uygulama alanı bulur. Öte yandan topluluğun zirvesinde yer alan hâkim yapının yurt içi ya da yurt dışı merkezli bir teşebbüs olması durumunda dahi TTK m. 195 ilâ 209 hükümleri geçerliliğini korur ve bahse konu teşebbüs tacir sıfatını haiz kabul edilir.
Holding Şirketlerinin Kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzinleri
Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve Kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ m. 6 uyarınca, holding şirketinin tescil başvurusu öncesinde idari izin prosedürünü tamamlaması şarttır. Bu kapsamda, kurucu imzaları noterlikçe onaylanmış şirket esas sözleşmesi ile şayet başka resmi makamların onayı gerekiyorsa bu mercilerden temin edilen izin veya uygunluk yazısı sunularak Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünden resmi izin alınmalıdır.
Holding şirketlerinin esas sözleşme değişiklikleri de idari izne tabidir. Tebliğ m. 5 f. 2 uyarınca yönetim kurulu kararının noter onaylı örneği, değişen maddenin yeni metni ve gerekirse kurum izin yazısı ile Bakanlığa müracaat edilmelidir. Esas sözleşme değişikliği sermaye artırımı veya azaltımına ilişkinse bu belgelere mali müşavir ve/veya bilirkişi raporları da eklenir. Bakanlık izninin kuruluşta ticaret siciline tescil başvurusundan önce, esas sözleşme değişikliklerinde ise genel kurul tarihinden önce temin edilmesi zorunludur; izin alınmaksızın tescil işlemleri yapılamaz.
Hâkimiyetin Hukuka Aykırı Kullanımı ve Denkleştirme Usulü
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 202 f. 1-a uyarınca hâkim şirket, hâkimiyetini bağlı şirketi kayba uğratacak tarzda kullanamaz. Bağlı şirketi kârını aktarmaya, malvarlığını ayni veya kişisel haklarla sınırlandırmaya, iş, varlık, fon veya borç devretmeye, kefalet, garanti ve aval vermek gibi sorumluluklar yüklenmeye veya verimliliğini olumsuz etkileyen kararlar almaya yöneltemez. Meğerki kayıp o faaliyet yılı içinde fiilen denkleştirilsin veya kaybın nasıl ve ne zaman denkleştirileceği belirtilerek en geç faaliyet yılı sonuna kadar bağlı şirkete denk değerde bir istem hakkı tanınsın. Kayıp kavramı, bağlı şirketin malvarlığının veya kârlılığının azaltılmasını kapsadığı gibi riske sokulmasını da içerir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 202Kaynağı aç
Denkleştirme faaliyet yılı içinde fiilen yerine getirilmez veya süresi içinde denk bir istem hakkı tanınmazsa, TTK m. 202 f. 1-b ve 1-c uyarınca bağlı şirketin her pay sahibi ile şirket iflas etmemiş olsa bile alacaklılar, hâkim şirketten ve kayba sebep olan yönetim kurulu üyelerinden şirketin zararını tazmin etmelerini talep edebilir. Mahkeme hakkaniyete uygun düşecekse tazminat yerine davacı pay sahiplerinin paylarının hâkim şirketçe satın alınmasına veya kabul edilebilir başka bir çözüme hükmedebilir. Bununla birlikte, kayba yol açan işlemin tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket eden bağımsız bir şirketin yönetim kurulu üyeleri tarafından da yapılabileceğinin veya yapılmasından kaçınılabileceğinin ispatlanması durumunda TTK m. 202 f. 1-d gereğince tazminata hükmedilemez.
TTK m. 202 f. 2 hükmü, hâkimiyetin uygulanmasıyla gerçekleştirilen ve bağlı şirket açısından haklı bir sebebi bulunmayan yapısal nitelikteki işlemleri tanzim eder. Birleşme, bölünme, tür değiştirme, fesih, menkul kıymet çıkarılması ve önemli esas sözleşme değişiklikleri gibi işlemlerde genel kurul kararına ret oyu verip tutanağa geçirten veya yönetim kurulunun kararlarına yazılı olarak itiraz eden pay sahipleri; hâkim teşebbüsten zararlarının tazminini ya da paylarının borsa değeriyle, borsa değeri hakkaniyete uygun düşmüyorsa veya bulunmuyorsa gerçek değerle satın alınmasını mahkemeden talep edebilirler. Bu dava, genel kurul kararının verildiği veya yönetim kurulu kararının ilan edildiği tarihten itibaren iki yılda zamanaşımına uğrar.
Yapısal kararlara karşı TTK m. 202 f. 2 uyarınca dava açılması durumunda mahkeme, TTK m. 202 f. 3 gereğince davacıların muhtemel zararlarını veya payların satın alma değerini karşılayan tutardaki paranın teminat olarak mahkeme adına belirlenecek bir bankaya yatırılmasına karar verir. Teminat yatırılmadığı sürece genel kurul veya yönetim kurulu kararına ilişkin işlem yapılamaz. Ayrıca TTK m. 202 f. 5 uyarınca bağlı şirketin yöneticileri, bu madde dolayısıyla pay sahiplerine ve alacaklılara karşı doğabilecek sorumluluklarının tüm hukuki sonuçlarının bir sözleşme ile üstlenilmesini hâkim teşebbüsten talep etme hakkına sahiptir.
Yöneticilerin Hukuki Sorumluluğu ve Topluluk Güven İlkesi
Holding şirketlerinin yönetim kurulu üyelerinin yavru şirketlerin faaliyetlerinden doğan sorumluluğu TTK m. 557 f. 1'de düzenlenen farklılaştırılmış teselsül ilkesi uyarınca sınırlıdır. Yöneticiler yalnızca kusurları nispetinde ve zarar şahsen kendilerine yüklenebildiği ölçüde sorumlu tutulurlar. Holding yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun sınırlı kalabilmesi için yavru şirketin organlarına veya yöneticilerine zarara sebebiyet verecek nitelikte herhangi bir talimat vermemiş olmaları şarttır.
Bağlı şirket yöneticileri 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 369 uyarınca görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yürütmek ve şirket menfaatlerini dürüstlük kuralına uygun olarak gözetmekle yükümlüdür. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E. 2025/3050, K. 2025/6460 sayılı kararında da belirtildiği üzere, bağlı şirket yöneticilerinin şirket kaynaklarını grup dışı veya şahsi amaçlarla harcayarak şirketi kayba uğratmaları özen ve bağlılık yükümlülüğünün ihlali niteliğindedir. Bu durumdaki yöneticiler TTK m. 553 kapsamında şirkete karşı müteselsilen tazminat sorumluluğu altındadır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3050, K. 2025/6460Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 369Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 553Kaynağı aç
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 209 uyarınca hâkim şirket, bünyesindeki topluluğun kamuoyu veya tüketici nezdinde yarattığı itibarın güven telkin eden bir seviyeye varması hâlinde, bahse konu itibarın piyasada oluşturduğu haklı beklenti ve güvenden ötürü hukuki sorumluluk taşır. Bu çerçevede doğan sorumluluk, yavru şirket ile işlem gerçekleştiren üçüncü kişilerin menfaatlerini koruma amacına hizmet eder.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 209Kaynağı aç
Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması ve Organik Bağ Değerlendirmesi
Holding ve grup yapılanmalarında şirketlerin ayrı tüzel kişiliklere sahip olması asıl kuraldır; tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi ise bu ilkeye getirilen istisnai bir yoldur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E. 2019/149, K. 2022/894 sayılı ilamında ifade edildiği üzere, perdenin aralanması teorisi dar yorumlanmalıdır. Bu teoriye ancak tüzel kişilik arkasına sığınılarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 2'deki dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, hakkın kötüye kullanılmasıyla üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı ve zarara yol açan yapının sorumluluğuna hükmetmek için başka bir yasal dayanağın bulunmadığı durumlarda başvurulabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/149, K. 2022/894Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Kardeş şirketler arasında tüzel kişilik perdesinin aralanabilmesi için tek bir iktisadi işletmenin yürütüldüğü farklı faaliyetler adına bağımsız tüzel kişiliklerin kurulmuş olması, hukuken farklı görünen bu şirketlerin fiilen özdeş bulunması ve alacaklılardan mal kaçırmak veya sorumluluktan kurtulmak amacıyla kötü niyetli hareket edilmiş olması gerekir. Şirketler arasında adreslerin aynı olması, ortaklık yapısı ve yönetim kurullarının benzerliği veya temsilcilerin aynılığı organik bağın tespitinde dikkate alınabilir. Ancak şirketler arasında organik bağın varlığı tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanması için yeterli değildir; alacağın perdenin arkasındakinden tahsili için alacaklıdan mal kaçırmak ve zarara uğratmak maksadıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının somut verilerle ispatlanması zorunludur. Ortakların akraba olması veya şirketlerin aynı alanda faaliyet göstermesi de tek başına organik bağın veya perdenin kaldırılmasının gerekçesi sayılamaz.
Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisine yalnızca zarara uğradığını ileri süren üçüncü kişiler başvurabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E. 2019/149, K. 2022/894 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, borçlu tüzel kişiliğin yönetim kurulu üyesi ve ortağı olan kimseler şirket içi işleyişi ve durumu bilebilecek konumda olduklarından üçüncü kişi sayılamazlar; bu kimselerin perdenin aralanması teorisine dayanarak rücu talebinde bulunma hakları yoktur.
Holding Yapılanmalarında Pay Devir Sınırları ve Yedek Akçe İstisnası
Anonim şirket hüviyetindeki holdinglerde payların devri kural olarak serbesttir. TTK m. 490 f. 1 uyarınca nama yazılı paylar sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilir; ancak TTK m. 492 f. 1 gereğince esas sözleşmeye hüküm konularak nama yazılı payların devri şirketin onayına bağlanabilir. Şirket, TTK m. 493 uyarınca esas sözleşmede öngörülen önemli bir sebebi ileri sürerek veya payları başvuru anındaki gerçek değeriyle devralmayı önererek onayı reddedebilir. Pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin esas sözleşme hükümleri şirketin işletme konusu veya iktisadi bağımsızlığı yönünden haklılık taşıyorsa önemli sebep kabul edilir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/1865, K. 2025/478Kaynağı aç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E. 2024/1865, K. 2025/478 sayılı kararına göre, onay isteminin reddedilebilmesi için pay devrini sınırlandıran haklı sebeplerin esas sözleşmede kanuna uygun şekilde somutlaştırılması zorunludur; kanun hükmüne yapılan genel ve soyut atıflar yeterli sayılmaz. Ayrıca ret sebeplerinin şirket esas sözleşmesinde açıkça yer alması gerekir; pay sahipleri sözleşmesi hükümlerine yapılan atıf geçersizdir ve sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği payı devralan üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. TTK m. 494 f. 3 gereğince şirket onay istemini aldığı tarihten itibaren üç ay içinde usulünce reddetmezse veya ret haksızsa devre onay verilmiş sayılır. Esas sözleşmede onay toplantısına belirli bir pay grubunu temsil eden yönetim kurulu üyesinin katılımı teşekkül şartı kılınmışsa, bu üyenin bulunmadığı toplantıda alınan ret kararı yok hükmünde sayılmakta ve süresinde geçerli ret kararı bulunmadığından devir onaylanmış kabul edilerek ilgilinin pay defterine kaydı gerekmektedir.
Holding şirketlerinin finansal idaresinde 6102 sayılı TTK m. 519 f. 4 özel bir kanuni istisna öngörmüştür. Başlıca amacı başka işletmelere katılmaktan ibaret olan holding şirketler hakkında, TTK m. 519 f. 2 bent c ile TTK m. 519 f. 3 hükümleri uygulanmaz. Bu kapsamda, pay sahiplerine yüzde beş oranında kâr payı ödendikten sonra kalan tutarın yüzde onunun genel kanuni yedek akçeye eklenmesi zorunluluğu ile yedek akçenin sermayenin yarısını aşmadıkça sadece belirli amaçlarla kullanılabileceğine ilişkin kısıtlamalar saf holdingler yönünden tatbik edilmez; böylelikle zorunlu kanuni yedek akçeler bu şirketlerde iradi yedek akçe niteliği kazanır.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 519Kaynağı aç
Holding bünyesindeki yavru şirketlerin tüzel kişiliği korunur mu?
Holding çatısı altındaki şirketler ayrı tüzel kişiliklerini korurlar ve holding yapılanması şirketlerin hukuken birleşmesi sonucunu doğurmaz.
Holding kuruluşunda Ticaret Bakanlığı izni ne zaman alınmalıdır?
Holding şirketinin kuruluş izni ticaret sicil müdürlüğüne tescil başvurusunda bulunulmadan önce Bakanlık İç Ticaret Genel Müdürlüğünden alınmalıdır.
Holding yönetim kurulu üyeleri yavru şirketin faaliyetlerinden sorumlu mudur?
Holding yönetim kurulu üyelerinin yavru şirket faaliyetlerinden doğan sorumluluğu farklılaştırılmış teselsül ilkesi uyarınca sınırlıdır; bu sınırlı sorumluluğun korunabilmesi için yavru şirket yöneticilerine zarara yol açacak herhangi bir talimat verilmemiş olması gerekir.
Hâkim şirketin hukuka aykırı yapısal kararlarına karşı dava süresi nedir?
Haklı sebep olmaksızın alınan birleşme, fesih gibi yapısal işlemlere karşı açılacak tazminat veya payların satın alınması davası genel kurul kararından veya yönetim kurulu karar ilanından itibaren iki yılda zamanaşımına uğrar.
Organik bağ bulunması tüzel kişilik perdesinin aralanmasına yeterli midir?
Şirketler arasında organik bağ tespit edilmesi perdenin aralanması için tek başına yeterli değildir; alacaklıdan mal kaçırmak ve zarara uğratmak maksadıyla kötü niyetli işlemler gerçekleştirildiğinin somut verilerle ispatı şarttır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

