Yönetim Kurulunun Temsil Yetkisi ve Kullanım Şekli
Anonim şirketin dış ilişkilerde idare ve temsil edilmesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 365/1 uyarınca kanundaki istisnai hükümler saklı kalmak kaydıyla kural olarak yönetim kuruluna aittir. Şirket adına imza yetkisine sahip kılınan kişiler, Türk Ticaret Kanunu m. 39/1 ve m. 372/1 hükümleri uyarınca şirketin ticaret unvanı altına imza atmak suretiyle şirketi borç altına sokar. Ayrıca Türk Ticaret Kanunu m. 372/2 gereğince şirket tarafından tanzim edilen tüm belgelerde merkezin, şirketin sicile kayıtlı bulunduğu yerin ve ticaret sicil numarasının açıkça yer alması zorunludur. Temsile yetkili kişileri ve bu kişilerin tek başlarına münferit mi yoksa müştereken mi imza atacaklarını tayin etme yetkisi yönetim kuruluna verilmiştir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 365Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 372Kaynağı aç
Anonim ortaklığın temsili bakımından kanunun benimsediği temel yöntem çift imza kuralıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 370/1 çerçevesinde, şirket esas sözleşmesinde başka bir düzenleme yer almadığı veya yönetim kurulu sadece tek bir üyeden oluşmadığı sürece şirketin temsili yönetim kurulunun çift imzasıyla yerine getirilir. Dolayısıyla imza yetkisini haiz üyelerden en az ikisinin ortak imzası aranır; esas sözleşmede münferit imza veya farklı kuralların getirilmesi ile tek kişilik yönetim kurulu hali bu çift imza esasının istisnalarını oluşturur.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 370Kaynağı aç
Temsil Yetkisinin Kapsamı ve İşletme Konusu Dışındaki İşlemler
Şirketi temsile yetkili kılınan kişiler, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 371/1 hükmü gereğince şirketin gayesine ve işletme konusuna dahil bulunan her türlü hukuki işlemi şirket adına gerçekleştirme ve şirket unvanını kullanma hakkına sahiptir. Yetkili kişilerin kanuna veya şirket esas sözleşmesine aykırı işlemler yapmaları halinde şirketin bu kişilere karşı rücu hakkı saklıdır. Bununla birlikte, Türk Ticaret Kanunu m. 371/5 gereğince temsile veya yönetime yetkili olan şahısların görevlerini ifa ettikleri esnada işledikleri haksız fiillerden şirket sorumludur; şirketin kusurlu temsilciye dönme imkanı kanunen korunmuştur.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 371Kaynağı aç
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 125/2 uyarınca ticaret şirketlerinin Türk Medenî Kanununun 48 inci maddesi çerçevesinde bütün haklardan yararlanabilmesi ve borçları üstlenebilmesi kuralı saklı kalmak üzere, Kanun'un 371/2 maddesi gereğince temsile yetkili olanların üçüncü kişilerle işletme konusu dışında yaptığı işlemler de kural olarak anonim şirketi bağlar. Meğerki üçüncü kişinin, işlemin işletme konusu dışında bulunduğunu bildiği veya durumun gereğinden bilebilecek durumda bulunduğu ispat edilsin. Şirket esas sözleşmesinin ilan edilmiş olması bu hususun ispatı açısından tek başına yeterli delil sayılmaz. Türk Ticaret Kanunu m. 371/4 uyarınca, temsilcinin yaptığı işlemin esas sözleşmeye yahut genel kurul kararına aykırılık taşıması da iyiniyetli üçüncü kişilerin o işlem sebebiyle şirket tüzel kişiliğine başvurmalarına engel oluşturmaz.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 125Kaynağı aç
Temsil Yetkisinin Sınırlandırılması ve Üçüncü Kişilere Etkisi
Anonim şirketlerde imza yetkililerinin temsil yetkisi kural olarak sınırlandırılamaz. Kanunda açıkça belirtilen istisnaların dışına çıkılarak getirilen kısıtlamalar, ticaret sicilinde tescil ve ilan ettirilmiş olsa dahi şirketle işlem gerçekleştiren iyiniyetli üçüncü kişileri bağlamaz. Bu tür sınırlamalar yalnızca temsil yetkisine getirilen kısıtlamayı bilen kişiler bakımından hüküm ifade eder.
Temsil yetkisi, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ancak iki yolla geçerli olarak kısıtlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 371/3 hükmüne göre bu sınırlamalar; temsil yetkisinin münhasıran merkezin veya belirli bir şubenin işlerine hasredilmesi ya da yetkinin birlikte kullanılması şartına bağlanmasıdır. Kanunda öngörülen bu iki kısıtlama ticaret siciline tescil ve ilan edildiği takdirde üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir; bunların haricindeki yetki sınırlandırmaları iyiniyet sahibi üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmez.
Temsil Yetkisinin Devri ve Murahhas Üyeler
Anonim ortaklıklarda temsil yetkisinin bütünüyle yönetim kurulu dışındaki kişilere devri yasaklanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 370/2 uyarınca yönetim kurulu, temsil yetkisini bir veya birden çok murahhas üyeye ya da müdür sıfatıyla üçüncü şahıslara devretme hakkına sahip olmakla birlikte, yönetim kurulu üyelerinden en az bir tanesinin şirketi temsil yetkisini koruması emredici bir kuraldır. Bunun yanında Türk Ticaret Kanunu m. 375/1(d) bendi uyarınca, müdürler ile aynı işleve sahip kişilerin ve şirketi temsile imza yetkisi bulunanların atanmaları ile görevden alınmaları yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görevleri arasında yer alır.
Sınırlı Yetkili Ticari Vekil ve Tacir Yardımcıları
Anonim şirket yönetim kurulu, kanuni temsilciler haricinde temsile yetkili bulunmayan yönetim kurulu üyelerini veya şirkete hizmet sözleşmesiyle bağlı çalışanları sınırlı yetkili ticari vekil veya tacir yardımcısı sıfatıyla görevlendirebilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 371/7 uyarınca bu kişilerin ifa edecekleri görev ve yetki sınırlarının, Kanun'un 367. maddesine göre hazırlanacak bir iç yönergede açıkça gösterilmesi ve bu iç yönergenin ticaret siciline tescil ile ilan ettirilmesi zorunludur.
İç yönerge ile ticari vekil ve diğer tacir yardımcıları atanamaz; atama işleminin yönetim kurulu kararıyla yapılması şarttır. Türk Ticaret Kanunu m. 371/7 gereğince bu düzenleme uyarınca yetkilendirilen ticari vekiller ve tacir yardımcıları ticaret siciline tescil ve ilan edilir. Bu kişilerin şirkete veya üçüncü kişilere verecekleri her çeşit zarardan ötürü yönetim kurulu üyeleri müteselsilen sorumluluk taşır.
Ticari Mümessil ve Ticari Vekilin Yetki Sınırları
Ticaret şirketleri organları vasıtasıyla yönetildiğinden ticari mümessil atama yetkisi de şirket organlarına aittir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2017/5549 Esas ve 2018/7155 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, şirket türüne göre idare organı değişmekle birlikte bütün ticaret şirketlerinde ticari mümessil şirket ana sözleşmesi aracılığıyla da belirlenebilir. Ticari mümessillik yasal sınırları çizilmiş iradi bir temsil türüdür. Mümessil, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı işletme adına kambiyo taahhüdüne girmeye ve işletme amacına dahil olan her işlemi ifaya yetkilidir; fakat açıkça izin verilmedikçe taşınmazları devredemez veya ayni hakla kayıtlayamaz. Ticari mümessilliğin sicile tescili kanunen şart kılınmış olmakla beraber, tescil gerçekleşmeden önceki işlemlerden de işletme sahibi sorumludur.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2017/5549, K. 2018/7155Kaynağı aç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 551 uyarınca ticari vekil, ticari temsilcilik yetkisi verilmeksizin işletmeyi yönetmek veya belirli işlerini yürütmek üzere yetkilendirilen kişidir ve yetki alanı işletmenin olağan işleriyle sınırlıdır. Açık özel yetki tanınmadıkça ticari vekil ödünç para alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve takip edemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/12-2 Esas, 2013/866 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere ticari mümessil olağan ve olağanüstü bütün işleri yapabilmesine karşılık ticari vekil yalnızca olağan işlemlerle yetkilidir ve özel yetki verilmedikçe bono düzenleyemez. Yine anılan ilam ile Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2017/5549 Esas, 2018/7155 Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere, ticari mümessilin temsil yetkisi ticaret siciline tescil edilirken borçlar hukuku anlamındaki genel ticari vekilin yetkisi sicile tescil edilmez.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 551Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/12-2, K. 2013/866Kaynağı aç
Yetkinin Kötüye Kullanılması ve Çıkar Çatışması
Temsilci ile şirketin menfaatlerinin zıtlaştığı ve çıkar çatışmasının doğduğu hallerde temsilcinin kendisiyle yahut kendi lehine yaptığı işlemler kural olarak şirketi bağlamaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/8334 Esas ve 2022/4052 Karar sayılı ilamına göre temsilcinin şahsi borcu için şirketi kefil veya avalist kılması gibi menfaat çatışması içeren tasarruflar geçersiz kabul edilir; şirket tarafından açık izin tanınması veya işleme icazet verilmesi bu kuralın istisnasını teşkil eder. Şirket temsilcisinin iyi niyet ve sadakat borcu uyarınca şirketin çıkarlarına aykırı olarak yaptığı işlemler temsil görevinin sınırları dışında kalır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/8334, K. 2022/4052Kaynağı aç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/4421, K. 2023/454Kaynağı aç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/4421 Esas ve 2023/454 Karar sayılı ilamında, temsilcinin şirket adına verdiği aval imzasının özen ve bağlılık yükümlülüğü çerçevesinde yetkinin kötüye kullanılması sayılıp sayılmadığı ve bu konuda verilmiş bir iznin bulunup bulunmadığının denetlenmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Öte yandan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019/149 Esas ve 2022/894 Karar sayılı kararında, şirkette yönetim kurulu üyesi ve pay sahibi konumunda bulunan kimselerin şirket içi işleyişi bilebilecek durumda olmaları nedeniyle üçüncü kişi vasfını haiz olmadıkları ve tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisine dayanamayacakları belirlenmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/149, K. 2022/894Kaynağı aç
Tescil Merasimi ve Tek Pay Sahipliğinde Şekil Şartı
Anonim ortaklıklarda yönetim kurulu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 373/1 uyarınca temsile yetkili kişileri ve bunların temsil yetkisini kullanma biçimlerini gösteren kararının noter tasdikli suretini ticaret siciline tescil ve ilan ettirmek mecburiyetindedir. Türk Ticaret Kanunu m. 373/2 gereğince tescilden sonra, ilgili şahısların seçilmesine veya atanmalarına dair hukuki sakatlıklar üçüncü kişilere karşı ancak bu sakatlığın üçüncü şahıslarca bilindiğinin ispatı kaydıyla öne sürülebilir. Türk Ticaret Kanunu m. 373/3 uyarınca ise kamu kurum ve kuruluşları ticaret siciline tescil edilmiş temsilciler ve temsil şekilleri hususunda sicil kayıtlarını esas almakla yükümlü olup sicil belgeleri ve Ticaret Sicili Gazetesi ilanı dışında şirketten herhangi bir ek belge talep edemez.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 373Kaynağı aç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/1223 Esas ve 2017/3709 Karar sayılı kararı doğrultusunda, Türk Ticaret Kanunu m. 375/1(d) maddesindeki devredilemez yetkiler uyarınca banka şube müdürlerinin atanmasında yönetim kurulu kararı aranır ve yönetim kurulu kararı olmaksızın genel müdür işlemiyle yapılan atamaların tescil talebi reddedilebilir. Tek pay sahipli anonim şirketlerde ise Türk Ticaret Kanunu m. 371/6 uyarınca, şirket tek pay sahibi tarafından temsil edilsin yahut edilmesin, pay sahibi ile şirket arasında aktedilen sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekilde kurulmalarına tabidir. Piyasa koşullarına göre mutat, günlük, önemsiz ve sıradan işlemlerde bu yazılı geçerlilik kuralı uygulanmaz.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/1223, K. 2017/3709Kaynağı aç
Anonim şirketlerde temsil yetkisi kural olarak kime aittir?
Dış ilişkilerde şirketi temsil yetkisi Türk Ticaret Kanunu m. 365/1 gereğince kural olarak yönetim kuruluna aittir ve şirketin ticaret unvanı altına imzaya yetkili kişilerin imza koymasıyla icra edilir.
Anonim şirkette çift imza zorunluluğunun istisnaları nelerdir?
Türk Ticaret Kanunu m. 370/1 uyarınca esas sözleşmede çift imzadan farklı bir temsil usulü öngörülmüşse ya da yönetim kurulu tek bir kişiden ibaretse çift imza kuralı uygulanmaz.
Temsil yetkisi yönetim kurulu üyesi olmayan kişilere tamamen devredilebilir mi?
Hayır, Türk Ticaret Kanunu m. 370/2 gereğince temsil yetkisinin tamamı şirket dışındaki müdürlere devredilemez; yönetim kurulu üyelerinden en az birinin şirketi temsil yetkisini haiz olması kanuni zorunluluktur.
Temsil yetkisi iyiniyetli üçüncü kişilere karşı nasıl sınırlandırılabilir?
Türk Ticaret Kanunu m. 371/3 uyarınca temsil yetkisi iyiniyetli kişilere karşı yalnızca merkezin veya bir şubenin işlerine özgülenerek yahut birlikte temsil şartı getirilerek ve bu durum ticaret siciline tescil ile ilan edilerek sınırlandırılabilir.
İşletme konusu dışında yapılan işlemler anonim şirketi bağlar mı?
Evet, Türk Ticaret Kanunu m. 371/2 uyarınca işletme konusu dışındaki tasarruflar şirketi bağlar; meğerki karşı tarafın işlemin işletme konusu haricinde kaldığını bildiği veya durumun gereğinden bilebilecek halde olduğu ispat edilsin.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

