Türk Hukukunda Gemi Rehni ve Gemi İpoteği Esasları

by Avukat Erdal Ersoy
Türk Hukukunda Gemi Rehni ve Gemi İpoteği Esasları

Gemilerin Hukuki Niteliği ve Rehin Düzenlemelerinin Dayanağı

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 936 hükmü gereğince, sicile kayıtlı olup olmadıklarına bakılmaksızın bütün gemiler kanunların uygulanmasında taşınır eşya niteliğindedir. Özel bir yasal düzenleme bulunmadıkça gemiler hakkında taşınır eşyaya ilişkin kurallar tatbik edilir. Bununla birlikte, Türk Ticaret Kanunu m. 937 fıkra 1 uyarınca, kanunda İcra ve İflas Kanunu'nun taşınmazlara ilişkin hükümlerine tabi olacağı açıkça bildirilen gemiler hakkında gemilerin taşınır sayılacağına ilişkin kural uygulanmaz. Ayrıca Türk Ticaret Kanunu m. 937 fıkra 2 doğrultusunda; Türk Medeni Kanunu'nun 429 uncu maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi ile 444, 523 ve 635 inci maddelerinin tatbikinde taşınmaz terimi yapı halinde veya tamamlanmış bütün gemileri, tapu sicili terimi ise gemi sicillerini kapsar.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 936Kaynağı aç
MADDE 936- (1) Sicile kayıtlı olup olmadıklarına bakılmaksızın bütün gemiler bu Kanunun ve diğer kanunların uygulanmasında taşınır eşyadandır. II- Taşınmazlarla ilgili hükümlerden gemilere uygulanacak olanlar
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 937Kaynağı aç
MADDE 937- (1) Bu Kanunda, İcra ve İflas Kanununun taşınmazlara ilişkin hükümlerine tabi olacağı açıkça bildirilen gemiler hakkında 936 ncı madde hükmü uygulanmaz. (2) Türk Medenî Kanununun 429 uncu maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi ile 444 üncü, 523 üncü ve 635 inci maddelerinin uygulanmasında, “taşınmaz” terimine yapı hâlinde veya tamamlanmış olan bütün gemiler ve “tapu sicili” terimine “gemi sicilleri” de dâhildir. İKİNCİ BÖLÜM Geminin Kimliği A) Geminin adı I- Seçme serbestisi

Taşınır eşya rehninde kural zilyetliğin devri olmakla birlikte, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 940 bu ilkeye teslimsiz tescil istisnası getirmektedir. Düzenleme uyarınca, alacakların temini için kanun gereğince bir sicile tescili zorunlu olan taşınır mallar üzerinde zilyetlik devredilmeksizin taşınır malın kayıtlı bulunduğu sicile tescil edilmek suretiyle rehin kurulabilir. Bu çerçevede gemi sicillerine yapılan kayıtlar rehin hakkının tesisinde kurucu nitelik taşır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 940Kaynağı aç
Madde 940- Yetkili makamlar tarafından izin verilen kuruluşlar ile kooperatiflerin alacaklarının güvence altına alınması için, zilyetlik devredilmeden de, icra dairesinde tutulacak özel sicile yazılmak suretiyle hayvanlar üzerinde rehin kurulabilir. Bu amaçla tutulacak sicil Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir. Gerçek veya tüzel kişilerin alacaklarının güvence altına alınması için, kanun gereğince bir sicile tescili zorunlu olan taşınır mallar üzerinde, zilyetlik devredilmeden de, taşınır malın kayıtlı bulunduğu sicile yazılmak suretiyle rehin kurulabilir. Rehnin kurulmasına ilişkin diğer hususlar Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir. 3. Art rehin

Gemi İpoteğinin Kurulabileceği Siciller ve Menşe Ülke Hukuku

Gemi ipoteği kural olarak sicile kayıtlı gemiler ile gemi payları üzerinde tesis edilir. İpoteğe konu olabilecek deniz araçları; Milli Gemi Sicili, Türk Uluslararası Gemi Sicili veya Yapı Halindeki Gemilere Özgü Sicil kapsamında kayıt altına alınmış gemilerdir. Henüz inşa halindeki gemiler için tutulan özel sicilde tescilli yapılar üzerinde de kanunen ipotek kurulması mümkündür. İpotek tesisinin kanuni şartlarının oluşmadığı yönündeki iddialar ise öncelikle rehin sözleşmesinin taraflarınca ileri sürülebilir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/13604, K. 2017/1492Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2015/13604 E.  ,  2017/1492 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada … 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/07/2015 tarih ve 2014/1402-2015/333 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin dava dışı … A.Ş 'nin % 49 oranında hissedarı olduğunu, … A.Ş'nin sahibi bulunduğu … Liman İnşa Halindeki Gemilere Mahsus Sicili’nin … numarasında kayıtlı … ( İnşa No: 34) ve … sırasında kayıtlı … ( İnşa No: 35) isimli yapılara 06/09/2006 tarihinde … Services Corporation lehine 1. derecede 1. sıra ipotek tesis edildiğini, gemi sicil müdürlüğünce tesis edilen ipotek işleminde İİK’nın 148/a maddesine göre " ipotek sözleşmesinin tarafların yurt içinde bir adres bildirmek yükümlülüğü bulunduğu" ipotek sözleşmesinin tarafı olan …Services Corporation firmasının yurt içinde adres göstermediği, gösterilen adreste bulunan vekillerinin de azledildiği bu nedenle adres yokluğu nedeniyle ipoteğin terkini talep ettiklerini, gemi sicil müdürlüğünce bu taleplerinin ipoteğin tarafları ve üçüncü şahıslar için alenileştiği iddia edilerek talebin reddine karar verildiğini, müvekkili tarafından yapılan incelemede bu defa ipoteğin yolsuz olarak tescil edindiğinin öğrenildiğini zira, ipoteğin genel kurul onayı olmadan ve yetkisiz temsilcinin verdiği vekaletname ile yapılmış olması nedeniyle terkin edilmesinin talep edildiğini, davalı tarafından verilen cevabi yazıda ise, mükerrer olarak talepte bulunulduğu ve tesis edilen ipoteğin TTK’nın 876. ve Gemi Sicili Nizamnamesi’nin 87. maddesinde belirtilen koşulları sağladığı bildirilerek taleplerinin reddedildiğini, kararın hatalı ve mevzuata aykırı olduğunu ileri sürerek, … Liman Başkanlığı Gemi Sicil Müdürlüğü’nün 18/09/2014 tarih, 13599 sayılı kararının iptali ile … Limanı İnşa Halindeki Gemilere Mahsus Sicili’nin 1068 numarasında kayıtlı Espero ve 1071 sırasında kayıtlı Beluga Modesty isimli yapılara 06/09/2006 tarihinde tesis edilen ipoteğin kurucu unsurlarının bulunmaması nedeniyle terkinini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın süresinde açılmadığını, davacıların taraf sıfatına haiz olmadıklarını, ipoteğin yasal şartlara haiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Asli müdahale talep eden Tasfiye Halinde … A.Ş. tasfiye memuru … vekili, gemilerin mülkiyetinin … A.Ş.'ye ait olduğunu, bu nedenle anılan davaya müdahale talebinde bulunuklarını, asli müdahil taleplerinin kabulü, aksi takdirde davacı tarafında olmak üzere feri müdahil olarak davaya katılmalarına karar verilmesini, asli müdahil taleplerinin kabul edilmesi halinde, … Liman Başkanlığı Gemi Sicil Müdürlüğü'nce verilen 18/09/2014 tarih ve 13599 no’lu ipoteğe ilişkin hukuka aykırı kararın iptalini, dava dışı …Services Corporation lehine verilen 1. derece ve 1. sıra tesis edilen ipoteğin, kurucu bulunmaması nedeniyle terkinin talep ettiklerini beyan etmiştir. Fer’i müdahil vekili, husumet itirazında bulunmuş, davanın süresinde açılmadığını, iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, ipotek tesisi işleminin geçerli olduğunu, davalı yanında fer’i müdahil taleplerinin kabulü ile davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu kararın tarafları arasında … A.Ş. bulunmadığından işbu şirketin sicil memurluğu kararına itiraz hak ve yetkisi olmayıp, aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, davacı … A.Ş.’nin ise, bu talebi daha önce 05/06/2014 tarihli başvuru ile dile getirdiği ve 27/06/2014 tarihli kararla reddedildiği, kararın 30/06/2014 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen 04/09/2014 tarihinde yeniden talepte bulunulmasının MK’nın 2. m. iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı gibi, süresinde yapılmayan talep sonrasında yeniden aynı nitelikte talepte bulunulmasının davacıya herhangi bir hak vermesinin hukuka uygun olmayacağı aksi halde, kararlara karşı yeni başvurular yapılarak yeniden sicil memurluğu kararlarının dava konusu yapılmasının önünün açılacağı kaldı ki, davacının ipotek tesis işleminin tarafı olmadığı, ipotek tesisinin usulüne uygun olarak kanuni şartlarının oluşmadığının ipotek sözleşmesinin taraflarınca ileri sürülebileceği oysa, işbu davanın tarafları arasında ipotek sözleşmesinin taraflarının yer almadığı, bu nedenle de ipotek tesis işlemine ilişkin itirazların karardan etkilenecek ipotek akdi tarafları yer almadıkça dava konusu ve değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ipotek akdinin tarafları arasında Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülen yargı sürecinin de devam ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına, 14/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Uluslararası nitelik taşıyan durumlarda 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 22 hükmü tatbik olunur. Bu madde uyarınca deniz taşıma araçları üzerindeki ayni haklar menşe ülke hukukuna tabidir. Deniz araçlarında menşe ülke, ayni hakların tescil edildiği sicil yerini; tescil yeri bulunmadığı takdirde ise bağlama limanını ifade eder.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/3780, K. 2021/4666Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2019/3780 E.  ,  2021/4666 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada … 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 21.03.2018 gün ve 2017/453 – 2018/129 sayılı kararı onayan Daire'nin 26.06.2019 gün ve 2018/3111 – 2019/4887 sayılı kararı aleyhinde davalılar Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı ve Birleşim Varlık Yönetim A.Ş vekilleri tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü: Davacı vekili, müflis davalı … Denizcilik A.Ş'nin maliki olduğu Türk Bayraklı DÜDEN isimli geminin 22.11.2009 tarihinde … açıklarında yandığını, deniz trafiğini olumsuz etkilemesi nedeniyle … Donanması tarafından limana çekildiğini, geminin terk edilmesi ve sahip çıkılmaması üzerine müsadere edildiğini, … yasalarına uygun olarak gerekli ilanlar yapıldıktan sonra davacının kaptanlık yaptığı … firmasına gemi alacaklarından ari olarak satıldığını, geminin isminin … olarak …'da tescil edildiğini, Türk Gemi sicilinden terkinini istediklerini, davalı …'nın taleplerini reddettiğini ileri sürerek, Liman Başkanlığı'nın 02.10.2012 tarihli kararının kaldırılmasını, Türk gemi sicilinden gemi alacaklılarının onayına gerek duyulmaksızın terkinini, gemi malikinin … … … Ltd. olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir. Davalılar davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece verilen ilk kararın bozma ilamına uyulduktan sonra yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davanın kabulüne karar verilmiş ve verilen kararın davalılar vekillerinin temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır. Bu kere davalılar Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı ve Birleşim Varlık Yönetim A.Ş vekilleri bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Dava, … Milli Gemi Sicil Müdürlüğü’nün … sırasında 8005226 … sayılı olarak davalı gemi maliki Müflis … Denizcilik San. ve Tic. A.Ş adına kayıtlı ve üzerinde davalı Tasfiye Halinde Türkiye … Bankası A.Ş lehine ipotek bulunan Türk Bayraklı M/V DÜDEN isimli geminin mülkiyetinin davacı … Ltd. olduğunun TESPİTİNİ ve dava konusu geminin Türk Gemi Sicili’nden terkin isteminin reddine ilişkin …’nın 02.10.2012 tarihli ve B.11.0.DİT.0.01.4.VT/125-01-6226 sayılı kararının KALDIRILMASI ile geminin Türk Milli Gemi Sicili’nden TERKİNİNİ amaçlayan bir davadır. Davacı davasını başlangıçta bir Türk gemisi olan dava konusu geminin “tamir kabul etmez gemi” veya “tamire değmez gemi” haline geldiği, … Devleti tarafından müsadere edildikten sonra kendisine satıldığı iddiasına dayandırmaktadır. Mahkemece yapılan tahkikat sonunda dava konusu vakıaların; … Milli Gemi Sicil Müdürlüğü’nün … sırasında 8005226 … sayılı olarak davalı gemi maliki … Denizcilik San. ve Tic. A.Ş. adına kayıtlı Türk Bayraklı M/V DÜDEN isimli gemisinin gemi malikinin iflası nedeniyle iflas idaresi tarafından işletilirken geminin … açıklarında ticari sefer sırasında 22 Kasım 2009 tarihinde yangın tehlikesi geçirerek hasar gördüğü, gemiye … Deniz Kuvvetleri tarafından yardım yapılarak kurtarıldığı ve denizde başıboş kalmaması için limana çekildiği, gemi maliki veya iflas idaresi tarafından kurtarma ve yardım giderlerinin ödenmemesi üzerine … resmi makamlarınca geminin … mevzuatında yer alan 1997 tarihli ve 9537 sayılı Yasa'nın 17/2 maddesine göre müsadere sürecinin başlatıldığı, durumun …’da yayınlanan 17.03.2010 tarihli …ve Q … gazetelerinde ve 19.03.2010 tarihinde … Resmi Gazetesi’nde ilan edildiği, keyfiyetin diplomatik yolla Türk Dışişleri Bakanlığı’na bildirildiği ve Türk Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk Daire Başkanlığı tarafından da 03.05.2010 tarihli yazı ile gemi sahibi şirkete bilgi verildiği, 21 Mayıs 2010 tarihinde müsadere süreci tamamlanarak geminin mülkiyetinin … hazinesine intikal ettiği, daha sonra müsadere edilen geminin ihale yoluyla satışa çıkarıldığı, geminin durumunun gemi sahibi Müflis … Denizcilik San. ve Tic. A.Ş’nin Beyoğlu İflas Müdürlüğü’nün 2003/20 sayılı dosyası üzerinden yürütülen tasfiye işlemleri bağlamında iflas masasının 01.11.2010 tarihli olağanüstü alacaklılar toplantısında görüşülecek müsadere edilen geminin …’nın Rio Grande limanında yapılacak satış ihalesinin bütün aşamalarının takibi için gemi malikine ve P&I Sigorta Şirketi’ne yetki verildiği, süreç sonunda satış işlemlerinin gerçekleştiği ve ihale sonucu dava konusu geminin davacı donatanı … Ltd.’i temsilen kaptan tarafından 1.700.000 Real teklif edilmek suretiyle 14.06.2011 tarihinde satın alındığı ve durumun … Resmi Gazetesi’nde 12.07.2011 tarihinde ilan edildiği ve daha sonra geminin … Gemi Sicili’ne … bayraklı Sao Jose isimli gemi olarak tescil edildiği, geminin Türk Gemi Sicili’nden terkin isteminin …’nın 02.10.2012 tarihli ve B.11.0.DİT.0.01.4.VT/125-01-6226 sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine işbu davanın açıldığı, şeklinde olduğu sonucuna varılmıştır. Mahkemece yapılan tahkikat ile saptanan dava konusu bu vakıalar hukuki açıdan değerlendirilerek; Dava konusu ihtilafın 6103 sayılı Kanun'un 2/a maddesi uyarınca 6762 sayılı TTK hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği, 6762 sayılı TTK’nın 818 ve 851. maddelerinin (6102 sayılı TTK’nın 933, 965 ve 940. maddeleri) uygulanması gerektiği, 6762 sayılı TTK’nın 851. maddesi “Gemi, kurtarılamayacak şekilde batar veya tamir kabul etmez hale gelir yahut yurt dışında cebri icra yolu ile bir yabancıya satılarak veya başka bir surette Türk Bayrağı çekme hakkını zayi ederse, talep üzerine sicilden kaydı terkin olunur.” şeklinde olduğu, Ancak dosyadaki delillere göre dava konusu geminin davacının iddia ettiği gibi 6762 sayılı TTK’nun 818. maddesi bağlamında “tamir kabul etmez gemi” veya “tamire değmez gemi” sayılamasının mümkün olmadığı, Türk Gemi Sicilinde kayıtlı gemiler için bu maddede öngörülen diğer terkin sebeplerinin ise geminin yurt dışında cebri icra yolu ile satışının yapılması veya her ne suretle olursa olsun Türk Bayrağı çekme hakkının yitirilmesi olarak düzenlendiği, Dava konusu geminin yurt dışında cebri icra yolu ile satışının yapılmasının da söz konusu olmadığı, Ancak dava konusu geminin … açıklarında ticari sefer sırasında yangın tehlikesi geçirerek hasar gördüğü, gemiye … Deniz Kuvvetleri tarafından yardım yapılarak kurtarıldığı ve limana çekildiği, Türkiye ve …'nın taraf olduğu 1910 ve 1926 tarihli sözleşmeler ve 1934 tarihli protokol uyarınca … Devleti’nin kurtarma ve yardım ücreti isteme hakkına haiz olduğu ve bunun ödenmemesi sebebiyle geminin … mevzuatında yer alan 1997 tarihli ve 9537 sayılı Yasa'nın 17/2 maddesine göre 21.05.2010 tarihinde müsadere edildiği, 1997 tarihli ve 9537 sayılı yasanın 17/2 maddesinin Türkçe tercümesinin "…. el konulan gemi denizcilik idaresi tarafından bilinen yere götürülür …. el koymaya sebep olan aykırılık doksan gün içerisinde giderilmelidir. Aksi halde, gemi ihale yoluyla satılır veya müsadere edilir. Mülkiyeti Federasyonun mal varlığına (hazineye) geçer." şeklinde olduğu, Bu itibarla söz konusu işlemin Devletçe yapılan bir müsadere olduğu ve bu işlem sonucunda … Devleti tarafından kazanılan mülkiyetin asli iktisap yoluyla kazanılmış bir mülkiyet olduğu ve bu nedenle gemi üzerindeki ipotek ve sair takyidatların da sona erdiği, bu nedenle gemi mülkiyetinin gemiyi … Devleti’nden 14.06.2011 tarihinde ihale yolu ile satın alan yeni malike de üzerindeki ipotek ve sair takyidatlardan ari olarak geçtiği, Bu durum nedeniyle geminin bu surette Türk Bayrağı çekme hakkını kaybettiği, Davalı Tasfiye Halinde Türkiye … Bankası A.Ş.’nin gemi üzerinde rehin ve haciz sebebiyle alacak hakkı var ise de geminin müsadere edilmiş olmasına ve yurt dışında cebri icra ile satılması söz konusu olmadığına göre 6762 sayılı TTK'nun 1235. ve 1236. maddesi ile düzenlenmiş olan gemi alacakları ile kanuni rehin hakkı bulunması halinde uygulanacak TTK 1245/2 maddesinin uygulanmasının söz konusu olmadığı, Bu nedenle davanın kabulü gerektiği, Sonucuna varılmış ve … Milli Gemi Sicil Müdürlüğünde kayıtlı bulunan Düden gemisinin sicilden terkinine ilişkin talebin reddine ilişkin kararın kaldırılmasına, geminin sicilden 21.05.2010 tarihi itibariyle terkin koşullarının oluştuğunun tespiti ile … Milli Gemi Sicilden terkinine, gemi mülkiyetinin 14.06.2010 tarihi itibariyle davacı şirkete geçtiğinin tespitine karar verilmiştir. Mahkemece bu doğrultuda verilen karar Dairemizin 2015/5520 esas ve 2016/2250 karar sayılı ve 01.03.2016 tarihli kararıyla gemi kaptanının donatanı temsilen geminin sicilden terkini ve mülkiyetin donatana ait olduğunun tespiti davası açma yetkisi bulunup bulunmadığının değerlendirilip tartışılması için bozulmuştur. Mahkemece bozma uyularak bozma konusu husus değerlendirilip tartışılarak kaptanın donatanı temsilen dava açma yetkisi bulunduğu kabul edilerek yeniden davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin bu karar Dairemizin 2018/3111 esas ve 2019/4887 karar sayılı ve 26.06.2019 tarihli kararıyla bu kere onanmış ve onama kararına karşı davalılarca Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı ve Birleşim Varlık Yönetim A.Ş vekilleri tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmuştur. Dava yabancılık unsuru taşıdığı için olayda 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un aşağıda metinleri verilen 21. ve 22. maddeleri uygulanacaktır. Aynî haklar MADDE 21 – (1) Taşınırlar ve taşınmazlar üzerindeki mülkiyet hakkı ve diğer aynî haklar, işlem anında malların bulunduğu ülke hukukuna tâbidir. Taşıma araçları MADDE 22 – (1) Hava, deniz ve raylı taşıma araçları üzerindeki aynî haklar, menşe ülke hukukuna tâbidir. (2) Menşe ülke, hava ve deniz taşıma araçlarında aynî hakların tescil edildiği sicil yeri, deniz taşıma araçlarında bu sicil yeri yoksa bağlama limanı, raylı taşıma araçlarında ruhsat yeridir. Bu bakımdan mahkemece davanın çözümlenmesinde 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 2/1-a  maddesi yollamasıyla 6762 sayılı TTK’nın 851. maddesinin uygulanması gerektiği şeklindeki kabulü doğru olmuştur. Aynı şekilde mahkemenin dava konusu geminin davacının iddia ettiği gibi 6762 sayılı TTK’nın 818. maddesi bağlamında “tamir kabul etmez gemi” veya “tamire değmez gemi” sayılamasının mümkün olmadığı ve dava konusu geminin yurt dışında cebri icra yolu ile satışının yapılmasının da söz konusu olmadığı şeklindeki tespitleri de isabetli olmuştur. Bunlara karşılık mahkemenin dava konusu geminin … açıklarında ticari sefer sırasında yangın tehlikesi geçirerek hasar gördüğü, gemiye … Deniz Kuvvetleri tarafından yardım yapılarak kurtarıldığı ve limana çekildiği, Türkiye ve …'nın taraf olduğu 1910 ve 1926 tarihli sözleşmeler ve 1934 tarihli protokol uyarınca … Devleti’nin kurtarma ve yardım ücreti isteme hakkına haiz olduğu ve bunun ödenmemesi sebebiyle geminin … mevzuatında yer alan 1997 tarihli ve 9537 sayılı yasanın 17/2 maddesine göre 21.05.2010 tarihinde müsadere edildiği, bu işlem sonucunda … Devleti tarafından kazanılan mülkiyetin asli iktisap yoluyla kazanılmış bir mülkiyet olduğu ve bu nedenle gemi üzerindeki ipotek ve sair takyidatların da sona erdiği ve gemi mülkiyetinin gemiyi … Devleti’nden ihale yolu ile satın alan yeni malike de üzerindeki ipotek ve sair takyidatlardan ari olarak geçtiği, davalı Tasfiye Halinde Türkiye … Bankası A.Ş’nin gemi üzerinde rehin ve haciz sebebiyle alacak hakkı var ise de geminin müsadere edilmiş olmasına ve yurt dışında cebri icra ile satılmış olmamasına göre 6762 sayılı TTK'nun 1235. ve 1236. maddesi ile düzenlenmiş olan gemi alacakları ile kanuni rehin hakkı bulunması halinde uygulanacak TTK 1245/2 maddesinin uygulanmasının söz konusu olmadığı geminin bu surette Türk Bayrağı çekme hakkını kaybettiği şeklindeki kabulü ise doğru olmamıştır. Zira dava yabancılık unsuru taşıdığı için dikkate alınması gereken 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 21. ve 22. maddeleri gereğince davanın çözümlenmesinde uygulanacak hukuk Türk Hukuku ve 6762 sayılı TTK’nun 851. maddesi hükümleridir. Dava hakkında 6762 sayılı TTK’nun 851. maddesi bağlamında çözümleme yapıldığında bir Türk gemisinin gemi sicilinden terkin edilebilmesi için; (a) Geminin kurtarılamayacak şekilde batması veya tamir kabul etmez hale gelmesi, (b) Yahut geminin yurt dışında cebri icra yolu ile bir yabancıya satılarak Türk Bayrağı çekme hakkını zayi etmesi, (c) Veya geminin başka bir surette Türk Bayrağı çekme hakkını zayi etmesi gerekir. Somut olaya baktığımızda; (a) Geminin davacının iddia ettiği gibi 6762 sayılı TTK’nun 818. maddesi bağlamında “tamir kabul etmez gemi” veya “tamire değmez gemi” sayılamasının mümkün olmadığı anlaşılmıştır. (b) Dava konusu geminin yurt dışında cebri icra yolu ile satışının yapılmasının da söz konusu olmadığı anlaşılmıştır. (c) Geminin başka bir surette Türk Bayrağı çekme hakkını kaybetmediği anlaşılmaktadır. Zira 6762 sayılı TTK’nun 825. maddesinin 823. ve 824. maddelere yollamasıyla Türk Bayrağı çekme hakkının nasıl kaybedileceğini açıkça düzenlemiştir. Bu şartlar arasında (yabancı bir devletin kurtarma yardım masraflarından kaynaklanan gemi alacağı nedeniyle gemiyi müsadere etmesi) gibi bir sebep bulunmamaktadır. Bir an için geminin Türk Bayrağı çekme hakkını kaybetmesi söz konusu olsa bile ipotekli alacaklıların ve gemi sicil münderecatına göre ipotek üzerinde hak sahibi olan üçüncü şahısların muvafakati sağlanmadan ve 6762 sayılı TTK’nın 1245/1-2 maddesindeki düzenlemeye uyulmadan geminin gemi sicilinden terkini mümkün değildir. Dava konusu geminin … açıklarında ticari sefer sırasında yangın tehlikesi geçirerek hasar görmesi, gemiye … Deniz Kuvvetleri tarafından yardım yapılarak kurtarılması ve limana çekilmesi nedeniyle Türkiye ve …'nın taraf olduğu 1910 ve 1926 tarihli sözleşmeler ve 1934 tarihli protokol uyarınca ve ayrıca bu düzenlemeler olmasa bile genel hükümlere göre … Devleti’nin kurtarma ve yardım ücreti isteme hakkına haiz olduğu açıktır. Ancak bu durum sadece olayda uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nun 1235/1-4 maddesi gereğince … Devleti için gemi alacağı hakkı doğurur ve bu devletin TTK’nun 1236. maddesi gereğince gemi ve teferruatı üzerinde kanuni rehin hakkı ortaya çıkar. … Devleti’nin bu alacağının tahsil için Türkiye’de veya …’da gemi malikine karşı cebri icra yoluna başvurarak gemiyi sattırıp gemi alacağını tahsil etmesi mümkündür. Bu yola başvurulduğunda gemi satış bedelinden gemi alacağı ve takip masrafları tahsil edildikten sonra geriye kalan satış bedeli gemi üzerindeki diğer hak sahiplerine ve gemi malikine kalacaktır. Ancak … Devleti geminin değerine göre çok küçük olan bir gemi alacağı için gemiyi müsadere etmiş ve sonra kendisi ihale yaparak gemiyi satmış ve satış bedelinin tamamına sahip olmuştur. Böylece … Devleti’nce gemi ceza hukuk bakımından müsaderesini gerektiren her hangi bir suçta kullanılmadığı halde küçük bir gemi alacağı için gemiyi malikinin elinden alınarak sebepsiz yere zenginleşmiştir. Her ne kadar … Devleti bu müsadereyi kendi mevzuatında yer alan "…. el konulan gemi denizcilik idaresi tarafından bilinen yere götürülür …. el koymaya sebep olan aykırılık doksan gün içerisinde giderilmelidir. Aksi halde, gemi ihale yoluyla satılır veya müsadere edilir. Mülkiyeti Federasyonun mal varlığına (hazineye) geçer." şeklindeki 1997 tarihli ve 9537 sayılı yasanın 17/2 maddesine dayandırmış ise de bu yasa sadece … topraklarında geçerlidir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 21. ve 22. maddeleri karşısında Türk mahkemelerinin yapacağı yargılamada hiçbir hukuki sonuç doğurmaz. Bu itibarla yerel mahkemenin davayı kabul etmesi ve Dairemizce de yerel mahkeme kararının onanması doğru olmadığından iki davalının karar düzeltme talebinin kabulüyle Dairemizin onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme kararının açıklanan gerekçeyle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı ve Birleşim Varlık Yönetim A.Ş vekillerinin karar düzeltme istemlerinin KABULÜ ile Dairemizin 2018/3111 Esas ve 2019/4887 karar sayılı ve 26.06.2019 tarihli onama ilamının kaldırılarak … 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/453 esas 2018/129 karar sayılı ve 21.03.2018 tarihli kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01.06.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, 22.11.2009 tarihinde … Devleti’nin hükümranlık alanına dahil olan denizde, kıyıdan 140 mil açıkta seyir halinde iken yanan ve … Gemi Sicilinde Müflis … Den. San.ve Tic. A.Ş. adına kayıtlı Düden adlı ticaret gemisinin, Türk Bayrağını çekme hakkını yitirmesi nedeniyle Türk Gemi Sicilinden terkini isteminin, … nezdindeki Gemi Sicil Müdürlüğünce reddine vaki itiraz davası niteliğindedir. Yerel mahkemece, dava konusu geminin mülkiyetinin … Devleti tarafından, ilgili kanun hükmü uyarınca her türlü takyidattan ari olarak aslen iktisap yoluyla kazanıldığı, bu suretle geminin Türk bayrağı çekme hakkını yitirdiği ve buna bağlı olarak da istem üzerine Türk Gemi Sicilinden terkini gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, işbu karar Dairemizin 26.6.2019 tarihli ilamıyla onanmış ise de, davalılardan Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı ve Birleşim Varlık Yönetimi A.Ş. vekillerinin karar düzeltme isteminin kabulüne karar verilmiştir. Daire çoğunluğunun istemin kabulüne ilişkin gerekçesi, ana hatları itibariyle, dava konusu geminin mülkiyetinin … Devleti tarafından kazanılmasına ilişkin kanuni düzenlemenin, Türk mahkemelerinin yapacağı yargılamada hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağına dayalıdır. Bu görüşün tarafımızdan benimsenmesi mümkün değildir. Çünkü, geminin hangi nedenle olursa olsun … Devleti tarafından müsadere edilmesi, anılan devletin egemenlik ve hükümranlık haklarının kanun hükmüne dayalı olarak kullanılmasının doğrudan bir sonucu niteliğinde olup devletler hukuku ve devletler hususi hukuku ilkelerine göre yeni bir hukuksal statüye kaynaklık eden bu gibi tasarruflar, geçerliliklerini yapıldığı yer hukukundan alır. Genelgeçer nitelikte olan bu ilke, ülkemizdeki hukuksal uygulamalar bakımından MÖHUK’un 5. maddesi uyarınca ancak kamu düzeni mülahazasıyla sınırlanabilir ise de, konuyla ilgili özel bir kanuna (bkz. 3894 sayılı Denizde Zabt ve Müsadere Kanunu) sahip olan ülkemiz hukuku bakımından gemi mülkiyetinin müsadere yoluyla kazanılmasında kamu düzenine açık bir aykırılıktan söz etmek ve buna bağlı olarak mülkiyetin kazanılmasına ilişkin tasarrufu geçersiz kılmak, hukuksal açıdan çelişkili ve açıklanamaz bir yaklaşımdır. Şu halde, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, dava konusu geminin mülkiyetinin ilgili kanun hükmü uyarınca müsadere yoluyla suretiyle … Devleti’ne geçtiğinin ve bu suretle de geminin Türk Bayrağı çekme hakkını yitirdiğinin kabulü gerekir. Müsadere yoluyla mülkiyetin iktisabı, aslen iktisap mahiyetinde olup, … Hukukunda da kabul edildiği üzere, aslen iktisap halinde, iktisap edilen gemi üzerinde bulunan her türlü takyidatın ve bu arada gemi ipoteğinin de düştüğünün, bu yönde de Türk kamu düzenine ilişkin açık bir sınırlandırmanın söz konusu olmadığında duraksanmamalıdır. Bu durumda, dava konusu geminin Türk Gemi Sicilindeki kaydının silinmesine ilişkin yasal ve gerektirici koşullar gerçekleşmiş olmakla yerel mahkeme kararının onanmasında herhangi bir yanlışlık görmediğimizden çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılamıyoruz.

Gemi İpoteğinin Tanımı, Şartları ve Kuruluş Şekli

Türk Ticaret Kanunu m. 1015 çerçevesinde gemi ipoteği, sicile kayıtlı bir gemi veya gemi payı üzerinde tesis edilen ve borcun vadesinde ifa edilmemesi halinde alacaklıya cebri icra yoluyla gemiyi sattırma ve satış bedeli üzerinden alacağını öncelikle tahsil etme yetkisi tanıyan ayni bir haktır. İpotek borçlusu, lehine ipotek tesis edilen geminin malikidir. Ancak gemi malikinin, teminat altına alınan asıl borç ilişkisinin borçlusu olması zorunlu değildir; malik üçüncü bir kişinin borcunu teminat altına almak üzere de kendi gemisi üzerinde ipotek kurabilir.

Gemi ipoteğinin geçerli olarak doğabilmesi için iki zorunlu unsurun bir arada bulunması gerekir: Gemi maliki ile alacaklının ipotek kurulması hususunda anlaşmaları ve bu hakkın gemi siciline tescil edilmesi şarttır. Şekil şartı bakımından Türk Ticaret Kanunu m. 1015 uyarınca sözleşmenin yazılı yapılması ve imzaların noterce onaylanması ya da sözleşmenin gemi sicil müdürlüğünde yapılması geçerlilik şartıdır. Bu şekil kurallarına uyulmadan kurulan rehin sözleşmeleri hüküm doğurmaz.

Türk Ticaret Kanunu m. 1014 hükmü gereğince gemi ipoteği yalnızca doğmuş ve muaccel alacaklar için değil; ileride doğabilecek, şarta bağlı yahut kıymetli evraka bağlanmış alacaklar için de güvence niteliğinde tesis edilebilir.

Gemi İpoteğinin Teminat Kapsamı ve Dereceler Sistemi

Türk Ticaret Kanunu m. 1018 ve Türk Medeni Kanunu'nun ilgili hükümleri doğrultusunda gemi ipoteğinin sağladığı teminat kapsamına; anapara borcu, takip giderleri, gecikme faizi, sözleşme faizi ve sigorta primleri dahil olmak üzere geminin korunması amacıyla sarf edilen zorunlu masraflar girer. Gemi ipoteği, geminin kendisiyle birlikte eklentilerini ve bütünleyici parçalarını da kapsar.

Gemi ipoteğinin derecelendirilmesinde Türk Ticaret Kanunu m. 1017 uyarınca Türk Medeni Kanunu'nun taşınmaz rehnine ilişkin hükümleri uygulanır. Bu doğrultuda Türk Medeni Kanunu'nda benimsenen sabit dereceler sistemi gemi ipoteğinde de geçerlidir. Rehinli alacaklılar tescil edildikleri derece ve sıraya göre satış bedelinden öncelikli pay alırlar.

Gemi Alacaklısı Hakları ve Kanuni Rehin İlişkisi

Sözleşmeye dayalı ipotek hakkının yanı sıra Türk Ticaret Kanunu belirli alacaklılara kanuni rehin hakkı tanımaktadır. Denizde kurtarma ve yardım faaliyetinden kaynaklanan kurtarma ücreti alacağı, alacaklıya gemi alacağı hakkı bahşetmekte ve gemi ile teferruatı üzerinde kanuni rehin hakkı oluşturmaktadır. Türk Ticaret Kanunu m. 1306 uyarınca kurtarma ücretinin kanuni borçlusu geminin malikidir; malik sıfatını taşımayan donatan bu ücretten borçlu sıfatıyla sorumlu tutulamaz.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/272, K. 2020/4974Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2020/272 E.  ,  2020/4974 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 05.03.2018 tarih ve 2014/1413 E.- 2018/75 K. sayılı kararın davalı Sıerra Leona Bayraklı Mercy God Adlı Geminin Imo 7704289 (Türkiye Bayraklı Nil-K Gemisi) Donatanı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 14.11.2019 tarih ve 2018/1418 E. – 2019/1454 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi Davalı Sıerra Leona Bayraklı Mercy God Adlı Geminin Imo 7704289 (Türkiye Bayraklı Nil-K Gemisi) Donatanı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin kurtarma hizmeti verdiği geminin, SİERRA LEONE bayraklı MERCY GOD olarak bilindiğini, esasen geminin Türk Ulusal Gemi Siciline kayıtlıyken, müsaade almaksızın yabancı bayrağa geçen TÜKİYE bayraklı NİL-K gemisi olduğunu, 21/05/2014 tarihinden beri Çanakkale Boğaz çıkışı Yeniköy önlerinde demirli bulunan dava konusu geminin 28/09/2014 tarihinde Liman sahasında demir tarayarak sürüklenmeye başladığını, akabinde karaya oturduğunu, Çanakkale Liman Başkanlığının 01.10.2014 tarihli 59209238/12119 yazısı ile bildirilen resen kurtarma talebinin kazazede gemi kaptanlığına iletildiğini, kazazede gemi kaptanının sözleşmeyi imzalamaktan imtina ettiğini, aynı zamanda resen kurtarılması çalışmalarına başlanmasına da müsaade etmediğini, Çanakkale Liman Başkanlığının 02.10.2014 tarihli 12145 sayılı yazısı üzerine kazazede gemi yanına gidildiğini, kazazede gemi kaptanının Kurtarma anlaşmasını imzalamaya yine yanaşmamakla birlikte, operasyona müsaade ettiğini, kurtarma hizmeti neticesinde geminin emniyet altına alındığını, geminin piyasa değerinin yaklaşık 350.000,00 USD olduğunu, gemi üzerindeki 1267 Ton soğan yükü olmakla beraber ekonomik değeri olmadığından kurtarılan değere dahil edilmediğini, kurtarma alacaklarının temin zımnında talep edilen teminatın ibraz edilmemesi nedeniyle geminin ihtiyaten haczine kararı verildiğini, Garanti Finansal Kiralama A.Ş.'nin de gemiyi sicil dışı satıp devrettiğini, geçerli bir devir söz konusu olmadığı için Türk Hukukuna göre NİL-K gemisinin halen Türk Gemisi, malikinin de kurtarma tarihi itibariyle Garanti Finansal Kiralama A.Ş. olduğunu, bu nedenle kurtarma ücretinden sorumlu olduğunu belirterek, verilen kurtarma hizmeti sebebi ile TTK m. 1304 ve devamı hükümleri gereğince, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 100.000,00 USD (Yüz bin Amerikan Doları) Kurtarma ücretinin 07/10/2014 kurtarma tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun 4/a maddesine göre işleyecek Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, Ezine Asliye Hukuk Mahkemesinin 15/10/2014 tarih, 2014/102 D.İş ve 2011/101 K. sayılı kararıyla, TÜRKİYE bayraklı NİL-K gemisi hakkında verilen (müsaade almaksızın SİERRA LEONE bayrağına geçen MERCY GOD gemisinin) ihtiyati haciz kararının bu dosyadan devamına, yargılama masraflarının karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Sıerra Leone Bayraklı Mercy God Adlı Geminin IMO:7704289 (Türkiye Bayraklı Nil-K Gemisi) Donatanına İzafeten Acentesi Canalshıp Denizcilik Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti Donatanı …vekili, Nil – K gemisinin sürüklenerek karaya oturma tehlikesi ile karşı karşıya geldiğinde gemi kaptanının römorkör çağrısında bulunduğunu ancak Kıyı Emniyeti geminin karaya oturduktan çok sonra geldiğini ve kurtarma teklifinde bulunduğunu, talep edilen miktarın fahiş olduğunu, kurtarmanın sonrasında 29 Aralık 2014 tarihinde tekrar demir tarayarak sürüklendiğini ve Bozcaada'ya karaya oturduğunu, Nil K gemisinin Kıyı Emniyetince emniyete alınmadığını ve güvenli bir sahaya çekilmediğini, Kıyı Emniyetinin Nil K gemisinin ikinci kez karaya oturmasının sorumlusu olduğunu savunarak, davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Türkiye Bayraklı Nil-K Gemisi Maliki Garanti Finansal Kiralama A.Ş. vekili, dava konusu gemiye ilişkin mülkiyeti terkin talebinin mevcut olduğunu, müvekkilinin malik olarak kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin hiçbir aşamada geminin donatanı sıfatına sahip olmadığını, davacının bir kurtarma faaliyetinin olmadığını, söz konusu geminin kaptanının Kıyı Emniyeti tarafından yürütülen kurtarma faaliyetine açık ve makul bir biçimde karşı koyduğunu ve kurtarma sözleşmesini imzalamadığını, dava konusu alacak talebinin fahiş olduğunu savunarak, davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı … Müdürlüğünün Nil – K isimli gemiye vermiş olduğu hizmetin TTK'nın 1298/f-1.maddesi kapsamında kurtarma ve yardım faaliyeti olduğu, olay tarihinde Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı olan geminin resmi maliki Garanti Finansal Kiralama A.Ş. gözüktüğü halde, fiili malikinin bir numaralı davalı olduğu, kurtarma ve yardım hizmeti alacağının TTK'nın 1320/c maddesi gereğince gemi alacağı niteliğinde bir alacak olmasından dolayı davacının geminin maliki olarak gözüken her iki davalıya karşı dava açmakta hukuki yararının bulunduğu kanaatine varılmış olduğundan sulh neticesinde konusuz kalan davada bir numaralı davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilemeyeceği, sulh neticesinde davacının alacağını tahsil etmiş olduğu gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılarak vekalet ücreti takdir edilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Karar, 1 numaralı davalı Sıerra Leone Bayraklı Mercy God Adlı Geminin Imo:7704289 (Türkiye Bayraklı Nil-K Gemisi) Donatanı …vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı kurtaranın, kurtarma alacağı nedeniyle gemi üzerinde kanuni rehin hakkı doğduğu ve bu hakkını geminin malikine ve zilyetlerine karşı ileri sürme hakkına sahip olduğu, davacının mahkemeden alacağı ilamı, taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibine konu edebileceği (TTK m.1380, İİK m.150 h ve 153/a f.3), dolayısıyla 1 numaralı davalı gemi zilyedinin (donatanının) davanın açıldığı tarih itibariyle TTK'nın 1321.maddesinin 5.fıkrası uyarınca kurtarma ücretinden zilyedi olduğu gemiyle sorumlu olduğu ve davacıdan yargılama gideri ve avukatlık ücreti talep hakkı bulunmadığı gerekçesiyle 1 numaralı davalı Sıerra Leone Bayraklı Mercy God Adlı Geminin Imo:7704289 (Türkiye Bayraklı Nil-K Gemisi) Donatanı …vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karar, 1 numaralı davalı Sıerra Leone Bayraklı Mercy God Adlı Geminin Imo:7704289 (Türkiye Bayraklı Nil-K Gemisi) Donatanı …vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, denizde kurtarma ve yardım hizmetinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davacı yan ile kurtarmaya konu geminin maliki olan davalı Garanti Finansal Kiralama A.Ş. arasındaki sulh neticesinde davacının alacağını tahsil etmiş olduğu gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılarak vekalet ücreti taktir edilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup, bu karara karşı geminin donatanı olan 1 numaralı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, Bölge Adliye Mahkemesince, geminin donatanı olan 1 numaralı davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Ancak, 6102 sayılı TTK’nın 1306’ncı maddesi hükmü uyarınca kurtarma ücretinin borçlusu geminin malikidir. Somut olayda da malik olan davalı, davanın devamı esnasında ücreti davacıya ödemiştir. Ancak diğer davalı, geminin maliki olmadığından ve bu nedenle kurtarma ücretinden sorumlu olmayıp yapılan sulhe de iştirak etmediğinden bu davalı yönünden davanın reddi ile HMK'nın 326/1 ve 331/1 maddeleri gereğince lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak Bölge Adliye Mahkemesince yazılı gerekçe ile geminin donatanı olan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi yerinde olmamış ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, geminin donatanı olan 1 numaralı davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden Sıerra Leona Bayraklı Mercy God Adlı Geminin Imo 7704289 (Türkiye Bayraklı Nil-K Gemisi) Donatanı Mohamed İbrahim Mohamed Ahmed'e iadesine, 11.11.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Gemiyi muhafaza etmek veya sefere devam edebilmesini temin etmek maksadıyla bir zorunluluğun ortaya çıkması ve borcun bu ihtiyaçla sınırlı olarak meydana gelmesi durumunda, gemi kaptanının yaptığı kredi muameleleri geçerli kabul edilir. Kaptanın bu yetkisi dahilinde yaptığı işlemler alacaklı tarafa gemi alacağı hakkı ile birlikte kanuni rehin hakkı kazandırır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2017/868, K. 2018/6430Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2017/868 E.  ,  2018/6430 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada … . Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 19/12/2016 tarih ve 2015/599-2016/575 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı … gemisi donatanı … vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin işletmeciliğini …. İşl. A.Ş.'nin yaptığı … Gemisi'ne çeşitli mallar tedarik ettiği, tedarik edilen malların gemi kaptanı tarafından gemi kaşesi basılmak suretiyle teslim alındığını ancak malların bedelinin ödenmediğini, bu kapsamda icra takibi başlatılmış ise de itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, %40'dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, …'nın 1235 ve 1236. maddeleri kapsamında gemi alacaklısı ve kanuni rehin hakkı tesis edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı …. vekili, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, taraflar arasında yapılmış bir sözleşme olmadığını, gemiye mal tedariki talebinin gemi kaptanı tarafından verilmediğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacı talebinin gemi alacaklısı hakkı vermediğini, talep edilen bedelin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı … Deniz. İşl. A.Ş. vekili, müvekkilinin işleten, acente veya donatan olmadığını, yanlızca kısa bir süre gemi donatanına idari ve teknik konularda yardım ve danışmanlık hizmeti verildiğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacı tarafından satılan muhtelif malzeme bedelinin davalıdan tahsili amacıyla yapılan taşınır rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takibe itirazın iptalinin talep edildiği, dosya kapsamından davacının davalı …’dan 9.226,48 TL alacaklı olduğu, geminin bakımı ve yolculuğun devamı için gerekli olan kısmın 6.599,53 TL'lik kısım olduğunun uzman bilirkişi raporunda anlaşıldığı, davacı alacağından 6.599,53TL'lik kısmının …'nun 1235.ve 1236. maddeleri gereğince kanuni rehin hakkı tanıdığı, asaleten …cilik İşletmeleri hakkındaki davanın bu davalı yönünden gemi yöneticisi olduğu sorumluluğun donatana ait olduğu gerekçesiyle davalı … İşletmeciliği A.Ş. hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı … Gemisi Donatanı …oration hakkındaki davanın kısmen kabulü ile … İcra Müdürlüğünün 2010/5765 esas sayılı icra dosyasının itirazının kısmen iptali ile takibin 9.226,48 TL üzerinden devamına, bu bedele takip tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına, fazla talebin reddine, % 40 icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile 3.690,59 TL 'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, gemi alacak hakkı verilen 6.599,53 TL ve fer'ileri ile sınırlı olmak üzere 7500841 IMO numaralı … gemisi üzerinde kanuni rehin hakkı tesisine karar verilmiştir. Kararı, davalı Dora gemisi donatanı … vekili temyiz etmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı Dora gemisi donatanı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Dava, gemi alacağına dayalı taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Gemiyi muhafaza etmek veya yolculuğu devam etmek için bir zaruretin bulunması ve alacağın ihtiyaç ile sınırlı olarak doğması halinde kaptanın kredi muameleleri geçerli olur ve bu işlem karşı taraf bakımından 6762 sayılı …’nın 1235/6 maddesi uyarınca gemi alacaklısı hakkı oluşturur. Somut olay göz önüne alındığında 6762 sayılı …. m 1235/6 kapsamında davacının temin etmiş olduğu malzeme bedeli 6.599.53 TL’dir. Bu kısma ilişkin olarak …. m 1236 kapsamında kanuni rehin hakkının oluşturduğunun kabulü ile takibin bu miktar üzerinden devamına karar verilmesi gerekirken, birbiriyle çelişki oluşturacak ve icrada tereddüde neden olacak şekilde hem takibin 9.266,48 TL üzerinden devamına karar verip ayrıca 6.599.53 TL üzerinden kanuni rehin hakkı tesisine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … gemisi donatanı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Gemi adamlarının ücret alacakları da kanunen gemi alacağı niteliği taşır. Bununla birlikte, açılan bir davada gemi üzerinde rehin hakkı tesisi talebi yer almadığı müddetçe ücret alacağının mevcudiyeti, Türk Ticaret Kanunu'nun deniz ticaretine ilişkin hükümlerinin uygulanmasını gerektirmez.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/14874, K. 2018/5012Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2016/14874 E.  ,  2018/5012 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada …i 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/04/2016 tarih ve 2016/119-2016/160 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında gemi hizmet sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme uyarınca müvekkilinin 15/01/2016-27/02/2016 tarihleri arasında davalıya ait gemide aylık 4.500,00 USD ücret karşılığında kaptan olarak çalıştığını, çalışma dönemine ilişkin olarak hak kazandığı toplam 6.450,00 USD ücretin 3.975,63 USD'lik bir kısmının kendisine ödenmediğini bunun üzerine davalı aleyhine taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takibe giriştiklerini, davalı yanca takibe itiraz edilmesi sebebiyle takibinin durduğunu ileri sürerek Kdz Ereğli 2. İcra Müdürlüğünün 2016/1326 Esas sayılı dosyasında ileri sürülen itirazın iptalini, 3.975,63 USD tutarındaki alacağın iş akdinin sona erdiği 24/02/2016 tarihinden itibaren işleyecek yıllık Kamu Bankalarınca USD mevduatına uygulanan faiz oranı ile davalıdan tahsilini, davalı tarafın alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına çarptırılmasını ve … gemisi üzerine kanuni rehin hakkı tesis edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf davaya cevap vermemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacının talebinin TTK'nın 5. kitabında düzenlenen deniz ticaretine ilişkin hükümlerden kaynaklandığı bu nedenle huzurdaki dava bakımından görevli mahkemenin Denizcilik İhtisas Mahkemesi olduğu, Denizcilik İhtisas Mahkemesi kurulmayan ve birden fazla asliye hukuk mahkemesi bulunan yerlerde 1 numaralı asliye hukuk mahkemesinin deniz hukukundan kaynaklanan davalara bakmakla görevli olduğu bu nedenle huzurdaki dava bakımından görevli mahkemenin … 1.Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek talep halinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalıya ait gemide kaptan olarak çalışan davacının ücret alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine başlattığı takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı şekilde somut uyuşmazlık bakımından denizcilik ihtisas mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir. Ancak mahkemece yapılan araştırma aşağıda açıklanacak olan gerekçelerle görev hususunun tespiti bakımından yeterli değildir. 4857 sayılı İş Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca “deniz ve hava taşıma işlerinde çalışanlar” hakkında bu kanun hükümleri uygulanmaz. Deniz taşıma işlerinde çalışanlar 854 sayılı Deniz İş Kanununa tabidir. Gemiler aracılığı ile yapılan deniz taşıma işleri ayrı bir yasaya tabi olduğundan, 4857 sayılı Yasa'nın kapsamı dışında bırakılmıştır. Deniz İş Kanununun 46. maddesi uyarınca, “Bu kanun kapsamına giren gemiadamlariyle bunların işveren veya işveren vekilleri arasında bu kanundan veya hizmet aktinden doğan davalar hakkında, 5521 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Hizmet aktinde ayrıca bir hüküm yoksa dava geminin bağlama limanında iş davalarını bakmaya yetkili mahkemede görülür.” Deniz İş Kanunu 1. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, bir geminin Deniz İş Kanunu'nun kap­samına girebilmesi için denizlerde, göllerde ve akarsularda çalıştırılması, bu geminin Türk Bayrağı taşıması, geminin yüz ve daha yukarı grostonilatoluk olması gerekir. Maddenin 2. Fıkrasına göre de, aynı işverene ait gemilerin grostonilatoları toplamı yüz veya daha fazla olduğu takdirde, bu gemilerle, bu gemilerde çalışan ve çalıştıranlar Deniz İş Kanunu hükümlerine tabi olacakları gibi işverenin çalıştırdığı gemi adamı sayısı beş veya daha fazla bulunduğu takdirde başka bir şart aran­maksızın, başka bir anlatımla geminin grostonilatosuna bakılmaksızın, bu gemi Deniz İş Kanunu kapsamına giren bir işyeri olacaktır. Gemi yabancı ülke bayrağı taşıyor veya gemi Türk bayraklı olsa dahi yüz grostonilatoluk değilse ya da diğer belirtilen istisnai şartları taşımıyor ise bu gemide çalışanlar hakkında Deniz İş Kanunu uygulanamaz. Taşıma işinde çalışan bu gemideki işçiler de 4857 sayılı İş Kanunu kapsamı dışında kaldığından, haklarında Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır. Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması ile ilgili uyuşmazlıkta ise görevli mahkemeler genel mahkemelerdir. İş ilişkisine dayalı bir uyuşmazlıkta işçi deniz taşıma işinde çalışır ancak çalıştığı gemi Deniz İş Kanunu kapsamında kalmaz ise uyuşmazlığın Borçlar Kanunu hükümlerine göre genel mahkemede çözümleneceği açıktır. Yukarıda açıklandığı üzere kaptan olarak çalışan davacının ücret alacağının tahsiline ilişkin işbu davada görevli mahkemenin tespit edilebilmesi için, geminin Türk mü yoksa yabancı bayraklı mı olduğunun, geminin ağırlığının yüz ve daha yukarı grostonilatoluktan daha fazla olup olmadığının, davalıya ait geminin yüz grostonilatoluktan aşağı olduğunun tespit edilmesi halinde davalıya ait başka gemi bulunup bulunmadığının, bulunduğunun tespiti halinde bu gemilerin toplam ağırlığının yüz grostonilaton ve daha fazla olup olmadığının ve davalının çalıştırdığı gemi adamı sayısının beş veya daha fazla olup olmadığı hususlarının hiç bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi gerekmektedir. Somut olayda mahkemece bu hususlar araştırılmadan görevsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır. Öte yandan, kabule göre, 6102 sayılı Kanun'da, 6762 sayılı Kanun'un 1005 vd. maddelerinde yer verilen düzenlemeden farklı olarak kaptanın hizmet sözleşmesine ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. Gemi adamlarının ücret alacaklarının gemi alacağı niteliğinde bulunması, davada rehin hakkı tesisi talebi bulunmadığı takdirde TTK'nın deniz ticaretine ilişkin hükümlerinin uygulanmasını gerektirir nitelikte değildir. Diğer bir yandan, 6102 sayılı TTK'nın 5. maddesi ile birlikte 6762 sayılı Kanun'un 4/son maddesindeki düzenlemenin hilafına, müstakil deniz ihtisas mahkemeleri kuruluşundan vazgeçilmiş, 6103 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile de yapılan bu değişiklik nedeniyle geçiş hükümleri getirilmiştir. Bu durumda, HSYK'nın 6762 sayılı Kanun'un 4/son maddesine dayalı olarak tesis ettiği 10.5.2005 tarih ve 188 sayılı ilke kararının, 6102 sayılı TTK'nın 5. maddesiyle getirilen düzenleme karşısında konumuz bakımından uygulanması mümkün bulunmadığından, asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davaları bakımından (1) nolu asliye hukuk mahkemesinin yetkilendirilmiş olduğundan da söz edilemez. Tüm bu açıklamalar uyarınca, mahkemece eksik araştırma ve yetersiz değerlendirme sonucu görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/07/2018tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Cebri İcra ve Paraya Çevirme Usulleri

Borcun vadesinde ifa edilmemesi halinde alacaklı, Türk Ticaret Kanunu m. 1381 uyarınca geminin haczi ve satışı için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatabilir. Takip neticesinde yapılacak haciz, muhafaza, paraya çevirme ve cebri satış işlemleri Türk Ticaret Kanunu m. 1382 ilâ 1397 arasındaki hükümlere tabidir. İcra ve İflas Kanunu m. 153/a fıkra 2 gereğince, ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin yasal hükümler gemi ipoteklerinin paraya çevrilmesinde de uygulanır. Bu hükümlerde geçen taşınmaz terimi sicile kayıtlı gemileri, tapu sicili terimi gemi sicilini ve ipotek terimi gemi ipoteğini ifade eder. Takiplerde, geminin ihtiyaten haczedildiği veya sicile kayıtlı bulunduğu yer icra dairesi yetkilidir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/3955, K. 2022/11400Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2022/3955 E.  ,  2022/11400 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Milli Gemi Siciline kayıtlı … 6 adlı gemi hakkında … Devleti’nde bulunan noterlikçe düzenlen sözleşme ve belgelere (kanuni rehin hakkına) dayalı olarak taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibinde, ör 8 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine, borçlunun icra dairesine itirazı ile duran takibin devamını sağlamak amacıyla; alacaklının itirazın kaldırılması istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, ilk derece mahkemesince, davanın reddine karar verildiği, alacaklı istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davacının alacağının TTK'nun 1320. maddesinde zikredilen ve kanuni rehin hakkı bahşeden alacak niteliğinde olduğu iddiasına dayandığı, davalılar tarafından sair itirazlarla birlikte gemi alacaklısı hakkına da itiraz edilerek alacağın kanuni rehin hakkı bahşeden ve 1320. maddesinde sayılan alacaklardan olmadığına yönelik itirazda bulunulduğu, bu haliyle çekişmeli hale gelen alacağın niteliğinin belirlenmesinin, dosya kapsamında ibraz edilen dayanak belgelerin gemi alacağı ve dolayısıyla kanuni rehin hakkı bahşedip etmeyeceğinin açılacak itirazın iptali davasında değerlendirilebileceği gerekçesi ile alacaklının istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b(1) maddesi gereğince esastan reddine karar verildiği görülmüştür. İİK’nun 153/a maddesinin birinci fıkrası uyarınca; “Taşınır rehninin paraya çevrilmesine ilişkin hükümler, bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bir gemi üzerindeki hapis hakkı ile gemi alacağının verdiği rehin hakkının paraya çevrilmesinde de uygulanır.” Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise “İpoteğin paraya çevrilmesine ilişkin hükümler, gemi ipoteğinin paraya çevrilmesine de uygulanır. Bu hükümlerde geçen “taşınmaz” terimi Türkiye’de veya yurt dışında sicile kayıtlı olan gemileri; “tapu sicili” terimi gemi sicilini ve “ipotek” terimi gemi ipoteklerini anlatır.” hükmü yer almaktadır. Takibin dayanağı gemi ipoteği ise bahsi geçen maddenin ikinci fıkrası uyarınca sicile kayıtlı gemiler İİK kapsamında taşınmaz olarak değerlendirilmelidir. Bahsi geçen hükümler dikkate alındığında sicile kayıtlı gemiler hakkında iki şekilde takip yapılabilir. Bunlardan birincisi gemi ipoteğinin paraye çevrilmesi yolu ile takip olup, bunun için 6102 sayılı TTK’nun 1015. maddesi kapsamında kurulmuş bir ipoteğin varlığı şarttır. Gemi üzerindeki taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılabilmesi için ise Türk Hukuku’nda düzenlenen taşınır rehnine ilişkin hükümlerden birinin varlığı gerekmektedir. ESAS NO : 2022/3955 Bunlardan biri de TTK’nun 1321. maddesi kapsamında gemi alacağının sağladığı kanuni rehin hakkıdır. Gemi alacaklısı hakkı veren alacaklar ise yine TTK’nun 1320. maddesinde tahdidi olarak sayılmıştır. Diğer bir deyişle, kanuni rehin hakkında dayalı takip başlatılabilmesi için alacağın TTK’nun 1320. maddesinde sayılan gemi alacaklısı hakkı veren alacaklardan biri olması gerekmektedir. Öte yandan, itirazın kaldırılmasında, icra mahkemesi, öncelikle alacağın esasına ilişkin olmayan şekli ve takip hukukuna (alacaklının takip yapma yetkisine ilişkin olan) itirazları inceler, ardından takip hukukuna ilişkin itiraz yerinde bulunursa, alacağın varlığını ve (yapılmışsa) borçlunun alacağın esasına ilişkin itirazlarını incelemeden, alacaklının itirazın kaldırılması talebini reddeder. (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2013, s. 304 – Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı, 2020, s. 124)(Benzer nitelikte itirazın kaldırılmasında takip hukuna ilişkin itirazların öncelikle incelendiği Dairemizin 03.07.2018 tarih ve 2018/2997 E. – 2018/7203 K., 05.06.2018 tarih ve 2018/2718 E. – 2018/5897 K., 01.12.2021 tarih ve 2021/5464 E. – 2021/10906 K. sayılı kararları) Somut olayda, takip konusu … 6 adlı gemi Milli Gemi Siciline kayıtlı olup, taraflarca Moritanya Devleti’nde düzenlenen sözleşmelerin gemi siciline şerh edilmediği, yani usulünce kurulmuş bir gemi ipoteğinin olmadığı, ayrıca bahsi geçen sözleşmelerdeki alacağın da gemi alacaklısı hakkı veren alacaklardan olmadığı görülmüştür. Bu nedenle, gemi hakkında başlatılan takip yolu hatalı olup, bu husus re’sen gözetilmelidir. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, alacağın kanuni rehin hakkı kapsamında olup olmadığının itirazın iptali davasında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş ise de; bu gerekçe yerinde olmayıp, kanuni rehin hakkına ilişkin değerlendirmenin icra mahkemesi hakimi tarafından yapılması gerekmektedir. Bunu yasaklayan herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, alacaklının istinaf başvurusunun yukarıda yazılı gerekçe ile reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz ise de sonuçta talep esastan reddedildiğinden hükmün gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir. SONUÇ: Alacaklının temyiz itirazlarının reddi ile … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi’nin 22.02.2022 tarih ve 2021/1743 E. – 2022/252 K. sayılı kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370/4. maddesi uyarınca ONANMASINA, karar düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, 02.11.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 153/aKaynağı aç
Madde 153/a – (Ek: 14/1/2011-6103/41 md.) Taşınır rehninin paraya çevrilmesine ilişkin hükümler, bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bir gemi üzerindeki hapis hakkı ile gemi alacağının verdiği rehin hakkının paraya çevrilmesinde de uygulanır. İpoteğin paraya çevrilmesine ilişkin hükümler, gemi ipoteğinin paraya çevrilmesine de uygulanır. Bu hükümlerde geçen “taşınmaz” terimi Türkiye’de veya yurt dışında sicile kayıtlı olan gemileri; “tapu sicili” terimi gemi sicilini ve “ipotek” terimi gemi ipoteklerini anlatır. Gemi ipoteklerinin paraya çevrilmesinde, geminin ihtiyaten haczedildiği veya geminin sicile kayıtlı olduğu yer icra dairesi yetkilidir. Taşınır rehninin ve ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin müşterek hükümler, gemiler üzerindeki rehin haklarının paraya çevrilmesine de uygulanır; şu kadar ki, bu Kanunun: 1. 150/e maddesinin birinci fıkrasında öngörülen süre, bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bütün gemiler için üç aydır. 2. 150/h maddesinin yerine Türk Ticaret Kanununun 1377 nci maddesi uygulanır. 3. 151 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yapılacak sıra cetveli, bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bütün gemiler için Türk Ticaret Kanununun 1389 ilâ 1397 nci maddesi hükümlerine göre düzenlenir. 4. 153 üncü maddesinin yerine Türk Ticaret Kanununun 1052 ve 1053 üncü maddeleri uygulanır. ALTINCI BAP İflas yoliyle takip I – YETKİ: İflas takiplerinde yetkili merci:

Gemi ipoteğinin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılabilmesi, Türk Ticaret Kanunu m. 1015 çerçevesinde geçerli şekilde kurulmuş ve gemi siciline tescil edilmiş bir ipoteğin varlığına bağlıdır. Sicile tescil veya şerh edilmemiş yabancı sözleşmelerle bu yolla takip yapılması mümkün değildir.

Tescil edilmemiş kanuni rehin hakkı veren gemi alacakları ile genel hükümlere dayalı hapis haklarında ise takip yolu farklıdır. Bu haklar gemi siciline tescil edilmediğinden alacaklı ipotek akit tablosu sunamaz. Bu sebeple İcra ve İflas Kanunu m. 153/a fıkra 1 uyarınca, bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın gemi üzerindeki hapis hakkı ile gemi alacağının sağladığı rehin hakkı, taşınır rehninin paraya çevrilmesi hükümlerine göre takip edilir. Taşınır rehninin paraya çevrilmesi takibine vaki itirazın iptali davasında, icra dairesinde tereddüt meydana getirmeyecek şekilde kanuni rehin hakkı kapsamındaki tutar üzerinden takibin devamına karar verilmelidir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/11744, K. 2013/18378Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2013/11744 E.  ,  2013/18378 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İpotekli takibin iptali Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: K A R A R 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1380. maddesinde "gemi alacaklıları ile alacakları gemi üzerindeki hapis hakkı ile temin edilmiş olan alacaklılar, ihtiyati haczi tamamlamak veya alacağı doğrudan takip etmek için taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilirler. Bu hüküm, Türkiye'de yabancı bayraklı bütün gemilere uygulanır". 1381. maddesinde ise "akdi veya kanuni gemi ipoteği alacaklıları, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilirler. Bu hüküm Türk ve yabancı bayraklı bütün gemilere uygulanır". hükmüne yer verilmiştir. Aynı Yasa'nın 1320. maddesinde sayılan gemi alacaklılarının 1321. madde uyarınca gemi üzerinde haiz oldukları kanuni rehin hakkı ile genel hükümlere göre iktisap edilen hapis hakkı tescil edilmediklerinden 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 148. maddesi uyarınca alacaklı bir "ipotek akit tablosu" ibraz edemeyecektir. Bu nedenle TTK'nun 936. maddesindeki "sicile kayıtlı olup olmadıklarına bakılmaksızın bütün gemiler bu kanunun ve diğer kanunların uygulanmasında taşınır eşyadandır" kuralına uygun olarak anılan taşınır rehinlerinin paraya çevrilmesi için 2004 sayılı Kanunun 145 ila 147. maddeleri uyarınca takip yapılabilir. Alacaklı genel hükümlere göre gemi üzerinde hapis hakkını iktisap etmişse (Örneğin: Tersaneci; Türkiye'de bir sicile kayıtlı olmayan bir Türk veya yabancı gemiye tamir hizmeti vermişse ve zilyetliği devam ediyorsa) 2004 sayılı Yasa'nın 270-271. maddeleri uyarınca defter tutma yoluna müracaat edip ardından yine 270. maddenin üçüncü fıkrasında öngörülen şekilde aynı Kanunun 145. maddesine göre takip yapabilir. Sicile kayıtlı bir Türk gemisi üzerinde TTK'nun 1013 ve 1014. maddeleri uyarınca bir ipotek tescil edilmişse, 2004 sayılı İİK'nun 148. maddesi uyarınca "ipotek belgesinin akit tablosu" ibraz edilebileceğinden ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılabilecektir. Yabancı sicile kayıtlı gemiler için de aynı kural geçerlidir. Bu gemiler üzerinde tabi oldukları hukuk uyarınca sicillerine tescil edilmiş ipotekler varsa bunların da 2004 sayılı İİK'nun 148. maddesine göre paraya çevrilmesi gerekir. Somut olayda icra takibi, gemi adamı …'ın 06.07.2012 tarihli hizmet sözleşmesine dayanılarak 08.07.2012 – 01.11.2012 tarihleri arası ödenmeyen maaş alacağına dayalı olarak başlatılmıştır. Anılan alacak bir ipotek akit tablosuna bağlanmış değildir. Bu durumda 27.11.2012 takip tarihi itibariyle yürürlükte bulunan yukarıda açıklanan yasa hükümleri ve açıklamalar gözönünde bulundurulduğunda TTK'nun 1320. maddesinde sayılan gemi adamı ücretinden doğan gemi alacaklısı hakkına dayalı bu takibin aynı Yasa'nın 1380. maddesi gereğince taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile yapılabileceğinin kabulü gerekir. O halde borçlu vekilinin anılan hususa yönelik şikayetinin kabulü gerekirken Mahkemece yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi doğru değildir. SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m. 297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 05.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tersanecinin sicile kayıtlı olmayan bir gemiye tamir hizmeti sunması halinde doğan hapis hakkı, zilyetlik sürdüğü müddetçe devam eder. Alacaklı İcra ve İflas Kanunu m. 270 ve 271 uyarınca defter tutma yoluna başvurup ardından İcra ve İflas Kanunu m. 145 uyarınca taşınır rehninin paraya çevrilmesi takibi gerçekleştirebilir. Gemiler üzerindeki rehin haklarının paraya çevrilmesinde İcra ve İflas Kanunu m. 153/a fıkra 3 uyarınca satış isteme süresi bütün gemiler için üç aydır ve sıra cetveli Türk Ticaret Kanunu m. 1389 ilâ 1397 hükümlerine göre düzenlenir.

Geminin Sicilden Terkini ve Rehinli Alacaklının Hakları

Geminin tamir kabul etmez hale gelmesi, kurtarılamayacak surette batması yahut yurt dışında cebri icra vasıtasıyla yabancıya satılarak veya başka bir şekilde Türk Bayrağı çekme hakkını kaybetmesi hallerinde talep üzerine gemi sicilden terkin olunur.

Gemi Türk Bayrağı çekme hakkını yitirmiş olsa dahi, ipotekli alacaklıların ve gemi sicil kayıtlarına göre ipotek üzerinde hak sahibi bulunan üçüncü kişilerin muvafakati sağlanmadan ve kanuni usul kurallarına uyulmadan geminin gemi sicilinden kaydının silinmesi mümkün değildir.

Gemi ipoteği sözleşmesi hangi şekil şartına bağlıdır?

Gemi ipoteği sözleşmesinin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması ve imzaların noterce onaylanması ya da sözleşmenin gemi sicil müdürlüğünde düzenlenmesi şarttır.

Henüz inşa halindeki gemilerde ipotek kurulabilir mi?

Evet, Yapı Halindeki Gemilere Özgü Sicil'e tescil edilmiş yapılar ve inşa halindeki gemiler üzerinde Türk Ticaret Kanunu uyarınca ipotek tesis edilebilir.

Gemi alacaklısı hakkından doğan rehin için hangi takip yolu izlenir?

Gemi alacağından doğan kanuni rehin hakları sicile tescil edilmediğinden İcra ve İflas Kanunu m. 153/a gereğince taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takip yürütülür.

Rehinli gemilerde satış isteme süresi ne kadardır?

İcra ve İflas Kanunu m. 153/a fıkra 3 uyarınca gemiler üzerindeki rehinlerin paraya çevrilmesinde satış isteme süresi bayrağına ve siciline bakılmaksızın bütün gemiler için üç aydır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu