Şirket Topluluklarında Azlığın Ortaklıktan Çıkarılması

by Avukat Erdal Ersoy
Şirket Topluluklarında Azlığın Ortaklıktan Çıkarılması

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, pay bedelinin ödenmemesi sebebiyle ıskat hali hariç tutulmak üzere, pay sahibinin anonim şirketten çıkarılmasını ilk defa düzenleme altına almıştır. Kanun koyucu bu yetkiyi şirketler topluluğu bünyesindeki hâkim şirkete tanımış olup, haklı sebeplerin varlığı durumunda azlığın paylarının satın alınarak şirketten çıkarılmasına hukuki zemin hazırlamıştır.

Hâkim Şirket İçin Aranan Yüzde Doksanlık Pay ve Oy Eşiği

Türk Ticaret Kanunu m. 208 gereğince çıkarma hakkını kullanabilecek süje doğrudan bir hâkim şirkettir; teşebbüs niteliğindeki veya şirket dışı hâkim aktörler bu yetki kapsamında düzenlenmemiştir. Hâkim şirketin bu hakkı kullanabilmesi için bağlı sermaye şirketinin paylarının ve oy haklarının en az yüzde doksanına doğrudan veya dolaylı olarak sahip olması zorunludur.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 208Kaynağı aç
MADDE 208- (1) Hâkim şirket, doğrudan veya dolaylı olarak bir sermaye şirketinin paylarının ve oy haklarının en az yüzde doksanına sahipse, azlık şirketin çalışmasını engelliyor, dürüstlük kuralına aykırı davranıyor, fark edilir sıkıntı yaratıyor veya pervasızca hareket ediyorsa, hâkim şirket azlığın paylarını varsa borsa değeri, yoksa 202 nci maddenin ikinci fıkrasında öngörülen şekilde belirlenen değer ile satın alabilir. 3. Güvenden doğan sorumluluk

Yüzde doksanlık oranın hesaplanmasında dolaylı sahiplik, hâkim şirketin diğer bağlı şirketleri vasıtasıyla elinde bulundurduğu pay ve oy haklarını ifade eder. Kanunda aranan pay ve oy oranına ulaşan hâkim şirket, azlığın rızasına ihtiyaç bulunmaksızın çıkarma yetkisini işletebilir.

Ortaklıktan Çıkarmayı Haklı Kılan Kanuni Sebepler

Kanunda öngörülen asgari sermaye ve oy oranının sağlanmasının yanı sıra, azlığın davranışlarından kaynaklanan haklı sebeplerin gerçekleşmiş olması aranır. Türk Ticaret Kanunu m. 208 uyarınca azlığın bağlı şirketin çalışmasını engellemesi, dürüstlük kuralına aykırı davranması, fark edilir sıkıntı yaratması veya pervasızca hareket etmesi çıkarma için haklı sebep oluşturur.

Madde gerekçesinde düzenlemenin temel amacı, şirket kararlarına çeşitli nedenlerle sürekli karşı çıkarak şirketi bunaltan pay sahiplerinin tutumlarına son vermek ve şirket içi barışı tesis etmek olarak açıklanmıştır.

Çıkarma Davası ve Pay Satın Alma Bedelinin Tespiti

Hâkim şirkete tanınan çıkarma yetkisi yenilik doğurucu bir hak mahiyetindedir. Payların satın alma bedelinin belirlenmesi konusunda Türk Ticaret Kanunu m. 202 fıkra 2 hükmüne yollama yapılmış olması nedeniyle, bu yetki mahkemede açılacak yenilik doğurucu bir dava yoluyla ileri sürülür. Yargılama sürecinde mahkeme, haklı sebeplerin gerçekleşip gerçekleşmediğini takdir eder ve azlığın paylarına ödenecek bedeli tayin eder.

Hâkim şirketin satın alacağı payların bedeli öncelikle varsa borsa değeri üzerinden belirlenir. Borsa değeri bulunmadığı veya borsa değerinin hakkaniyete uygun düşmediği hâllerde ise paylar, mahkeme kararına en yakın tarihteki veriler esas alınmak suretiyle gerçek değeriyle ya da genel kabul gören bir yönteme göre tespit edilecek bedelle satın alınır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 202Kaynağı aç
MADDE 202- (1) a) Hâkim şirket, hâkimiyetini bağlı şirketi kayba uğratacak şekilde kullanamaz. Özellikle bağlı şirketi, iş, varlık, fon, personel, alacak ve borç devri gibi hukuki işlemler yapmaya; kârını azaltmaya ya da aktarmaya; malvarlığını ayni veya kişisel nitelikte haklarla sınırlandırmaya; kefalet, garanti ve aval vermek gibi sorumluluklar yüklenmeye; ödemelerde bulunmaya; haklı bir sebep olmaksızın tesislerini yenilememek, yatırımlarını kısıtlamak, durdurmak gibi verimliliğini ya da faaliyetini olumsuz etkileyen kararlar veya önlemler almaya yahut gelişmesini sağlayacak önlemleri almaktan kaçınmaya yöneltemez; meğerki, kayıp, o faaliyet yılı içinde fiilen denkleştirilsin veya kaybın nasıl ve ne zaman denkleştirileceği belirtilmek suretiyle en geç o faaliyet yılı sonuna kadar, bağlı şirkete denk değerde bir istem hakkı tanınsın. b) Denkleştirme, faaliyet yılı içinde fiilen yerine getirilmez veya süresi içinde denk bir istem hakkı tanınmazsa, bağlı şirketin her pay sahibi, hâkim şirketten ve onun, kayba sebep olan, yönetim kurulu üyelerinden, şirketin zararını tazmin etmelerini isteyebilir. Hâkim istem üzerine veya resen somut olayda hakkaniyete uygun düşecekse, tazminat yerine bu maddenin ikinci fıkrası hükümlerine göre, davacı pay sahiplerinin paylarının hâkim şirket tarafından satın alınmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir başka bir çözüme karar verebilir. c) Alacaklılar da, (b) bendi uyarınca, şirket iflas etmemiş olsa bile, şirketin zararının şirkete ödenmesini isteyebilirler. d) Kayba sebebiyet veren işlemin, aynı veya benzer koşullar altında, şirket menfaatlerini dürüstlük kuralına uygun olarak gözeten ve tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket eden, bağımsız bir şirketin yönetim kurulu üyeleri tarafından da yapılabileceği veya yapılmasından kaçınılabileceğinin ispatı hâlinde tazminata hükmedilemez. e) Pay sahiplerinin ve alacaklıların açacağı davaya, kıyas yoluyla 553, 555 ilâ 557, 560 ve 561 inci maddeler uygulanır. Hâkim teşebbüsün merkezinin yurt dışında bulunması hâlinde tazminat davası bağlı şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde açılır. (2) Hâkimiyetin uygulanması ile gerçekleştirilen ve bağlı şirket bakımından açıkça anlaşılabilir haklı bir sebebi bulunmayan, birleşme, bölünme, tür değiştirme, fesih, menkul kıymet çıkarılması ve önemli esas sözleşme değişikliği gibi işlemlerde, genel kurul kararına red oyu verip tutanağa geçirten veya yönetim kurulunun bu ve benzeri konulardaki kararlarına yazılı olarak itiraz eden pay sahipleri; hâkim teşebbüsten, zararlarının tazminini veya paylarının varsa en az borsa değeriyle, böyle bir değer bulunmuyorsa veya borsa değeri hakkaniyete uygun düşmüyorsa, gerçek değerle veya genel kabul gören bir yönteme göre belirlenecek bir değerle satın alınmasını mahkemeden isteyebilirler. Değer belirlenirken mahkeme kararına en yakın tarihteki veriler esas alınır. Tazminat veya payların satın alınmasını istem davası, genel kurul kararının verildiği veya yönetim kurulu kararının ilan edildiği tarihten başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. (3) İkinci fıkrada öngörülen dava açılınca, davacıların muhtemel zararlarını veya payların satın alma değerini karşılayan tutardaki paranın teminat olarak, mahkemece belirlenecek bir bankaya mahkeme adına yatırılmasına karar verilir. Teminat yatırılmadığı sürece genel kurul veya yönetim kurulu kararına ilişkin hiçbir işlem yapılamaz. Bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarında öngörülen davaların kötüniyetle açılması hâlinde davalı, uğradığı zararın müteselsilen tazmin edilmesini ve mahkemeye teminat yatırılmasını davacılardan isteyebilir. (4) Birleşme, bölünme ve tür değiştirmede, pay sahiplerine ve ortaklara tanınmış bulunan diğer haklar saklıdır. (5) Bağlı şirketin yöneticileri, bu madde hükümleri dolayısıyla pay sahiplerine ve alacaklılara karşı doğabilecek sorumluluklarının tüm hukuki sonuçlarının, bir sözleşme ile üstlenmesini hâkim teşebbüsten isteyebilir. 2. Tam hâkimiyet hâlinde a) Talimat

Tam Hâkimiyet Amacı ve Yönetim Serbestisi

Ortaklıktan çıkarma müessesesi, hâkim şirketin bağlı şirketteki payların tamamını iktisap ederek tam hâkimiyete ulaşmasını ve Türk Ticaret Kanunu m. 203 uyarınca yönetim serbestisine kavuşmasını temin etmeyi hedefler.

Tam hâkimiyet durumunda hâkim şirket, bağlı şirkete onun zararına sonuç doğurabilecek talimatlar dahi verebilmektedir. Ancak Türk Ticaret Kanunu m. 203 ve m. 204 kapsamında verilen talimatların topluluğun somut ve belirlenmiş politikalarına dayanması, ayrıca bağlı şirketin ödeme gücünü açıkça aşan, varlığını tehlikeye düşüren veya önemli varlıklarını kaybetmesine yol açan nitelikte olmaması zorunludur.

Münferit Anonim Şirketlerde Çıkarma Yasağı

Türk Ticaret Kanunu m. 208 hükmü münhasıran şirketler topluluğuna özgü bir düzenlemedir. Kanun koyucu, sermaye ortaklığı niteliği taşıyan anonim şirketlerde haklı sebeple pay sahipliğinin sona erdirilmesine yönelik genel bir imkân öngörmemiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/915 Esas ve 2019/7720 Karar sayılı onama ilamına konu hukuki çerçevede de belirtildiği üzere, şirketler topluluğu kapsamı dışında kalan bağımsız anonim şirketlerde ortağın haklı sebeple şirketten çıkarılması taleplerine Türk Ticaret Kanunu m. 208 hükmü dayanak yapılamaz.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/915, K. 2019/7720Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2019/915 E.  ,  2019/7720 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 30/11/2017 tarih ve 2016/584 E- 2017/1252 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 29/11/2018 tarih ve 2018/482 E- 2018/1418 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının davacı şirkette %25 paya sahip ortak olduğunu, şirketten borç paralar alıp ödemediğini, hakkında icra takiplerinin başlatıldığını, davalının bu aşamada şirketin çalışmakta olduğu diğer firmaları arayarak kötülediği ve işleri engelleyeceğini beyan ederek müvekkili şirketin ticari itibarını zedelediğini, davalı yan üzerinde şirketin 1.824.380.25 TL'sinin bulunduğunu, şirket ortağı … … hesabından kendisine ödenen miktarın 143.889.15 TL olduğunu, … üzerinden virmanla davalıya şirket hesabından 600.345.00 TL ödendiğini. 25.03.2016 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulda tüm hissedarların temsil edildiğini, davalı yanın kendisine istenilen belgelerin verilmediği iddiası ile toplantıdaki hazurun cetvelini imzalamayacağını beyan ettiğini, bu durumun tüm ortaklar tarafından tutanak altına alındığını, davalının sürekli olarak şirketten para almasının TTK'nın 358. ve 393. maddelerine aykırı olduğunu, bu nedenlerle davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı şirkette 1/4 oranında (gerçekte 1/3 oranında) paya sahip olduğunu, müvekkilinin 12.08.2015 tarihli şirket genel kurul toplantısında şirketten alacaklı olduğunu, şirketin kar-zarar ve mali durumuma ve mükerrer kayıtlar hakkında itirazlarını bildirdiğini, müvekkiline alacaklarının ödenmediğini, bu genel kurul toplantısı akabinde şirket ortakları tarafından ticari defter ve kayıtlar üzerinde bağımsız denetim kararı alındığını, 22.03.2016 tarihli Denetim ve İnceleme Raporuna görex EMA Elektrik Makine Araştırma Ticaret A.Ş. ortakları … ile …'ın müvekkilinin haberi olmaksızın şirket ticari defterleri ve kayıtları üzerinde kanuna aykırı bir biçimde ve suç teşkil eden iş ve işlemleri yaptıklarının, şirketi doğrudan doğruya zarara uğratıldığının ve şirket menfaatlerine tamamen aykırı davranmakta olduklarının tespit edildiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde iddia ettiği müvekkilinin şirketin diğer ortaklarına saldırdığı iddiasının ve davacı tarafın müvekkil şirkete borcu olduğu iddialarının da gerçek dışı olduğunu, şirketin diğer ortaklarının şirket kayıtları üzerinde usulsüzlük yaparak müvekkilini şirkete borçlu gibi göstermeye çalıştıklarını, şirket karda olduğu halde zarar ediliyormuş gibi gösterilerek kâr dağıtımı yapılmasının önüne geçildiğini, anonim ortaklıklarda ortaklıktan çıkarma kurumunun TTK uyarınca sıkı şartlara tabi tutulduğunu, hukuki dayanaktan yoksun nedenlerle ve somut olmayan delillerle ortaklıktan çıkarmanın mümkün olmadığını, huzurdaki davanın hukuki dayanaklardan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça, TTK'nın 208. maddesinde belirtilen hallerde, azınlık pay sahiplerinin şirket ortaklığından çıkarılabileceği ileri sürülmüş ise de TTK'nın 208. maddesinin "şirketler topluluğu" için getirilmiş hüküm olduğundan, somut olaya uygulanma imkanının bulunmadığı, şahıs unsuru önem kazanan limited şirketlerde haklı nedenle mahkeme kararı ile ortaklıktan çıkarılma ile ilgili ayrıca düzenleme yapıldığı (TTK.m.640/3), fakat anonim şirketlerde bu yönde bir düzenleme yapılmadığını, bu nedenle kanun koyucunun sermaye unsuru daha ön planda olan anonim şirketlerde pay sahipliğinin haklı nedenle sona erdirilmesi yönünde iradesinin bulunmadığını kabul etmek gerektiği, TTK'nın 208. maddesinde düzenlenen ve haklı nedenlerin bulunması halinde hakim şirkete azınlığın haklarını satın alma hakkı veren düzenlemenin, anonim şirketlerde haklı nedenle ortaklıktan çıkarma talebine kanuni dayanak yapılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine kararı verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstinaf mahkemesince idda, savunma ve tüm dosya kapsamına göre , davacı tarafın, davalının eylemleriyle ortaklık ilişkisini sürdürülemez hale getirdiğini ileri sürerek davalının ortaklıktan çıkarılmasını TTK'nın 358 ve 393. maddelerini yasal dayanak gösterek talep ettiğini, ancak kanun maddelerinde şirket ortağının, haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkarılmasına dair bir düzenleme bulunmadığını, yine iddiada dayanılan TTK'nın 208. maddesinin, şirketler topluluğuna ilişkin bir düzenleme olup, hakim şirketin bazı yasal koşulların mevcudiyeti halinde azınlık paylarını satın alma hakkını düzenlediğinden kanun maddesinin somut olaya uygulanamayacağını, sonuç olarak, ileri sürülen haklı sebep ne olursa olsun, anonim şirketin, ortağının ortaklıktan çıkarılmasını talep hakkı bulunmadığı, sadece fesih ve tasfiye davalarına ilişkin 531.maddede, fesih yerine çıkarma kararı verme imkanı tanındığını ama bu maddeninde somut olaya uygulanmasının söz konusu olmadığından, HMK 353/1.b.1.maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kararı vermiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 02/12/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Hâkim şirketin azlığı ortaklıktan çıkarma hakkı hangi pay oranına bağlıdır?

Hâkim şirketin bağlı şirkette doğrudan veya dolaylı olarak payların ve oy haklarının en az yüzde doksanına sahip olması gerekir.

Azlık paylarının satın alma bedeli nasıl tespit edilir?

Pay bedeli varsa borsa değerine göre; borsa değeri bulunmadığında ya da hakkaniyete uygun düşmediğinde mahkeme kararına en yakın tarihteki verilere dayalı gerçek değer veya genel kabul gören yöntemle hesaplanır.

Bağımsız bir anonim şirkette azlık ortağın çıkarılması talep edilebilir mi?

Hayır; Türk Ticaret Kanunu m. 208 yalnızca şirketler topluluğu için geçerli olup şirketler topluluğu kapsamı dışındaki münferit anonim şirketlerde azlığın haklı nedenle ortaklıktan çıkarılmasına kanuni dayanak oluşturmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu