Türk Ceza Kanunu Madde 18 ve Geri Verme Rejimi

by Avukat Erdal Ersoy
Türk Ceza Kanunu Madde 18 ve Geri Verme Rejimi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 18. maddesi geri verme kurumunu düzenlemekteyken, 23/4/2016 tarihli ve 6706 sayılı Kanun’un 36. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. 5237 sayılı Kanun metninde bu madde için yalnızca mülga kaydı yer almakta; 6706 sayılı Kanun’un 36. maddesi de 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 18. maddesinin ilga edildiğini tespit etmektedir. Kanunlaşma sürecinde maddenin oylanarak kabul edilmiş bulunması, sonraki bu açık yasal ilga hükmünü etkilememektedir. Bu sebeple maddenin ilk kabul edilen içeriği ile kanun teklifi gerekçesi ve komisyon değerlendirmeleri, güncel olarak yürürlükte bulunan bir ceza normunu değil, kurumun mülga yasal çerçevesini ortaya koymaktadır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 18Kaynağı aç
Madde 18- (Mülga: 23/4/2016-6706/36 md.) Yabancı kanunun göz önünde bulundurulması
6706 sayılı CEZAÎ KONULARDA ULUSLARARASI ADLÎ İŞ BİRLİĞİ KANUNU m. 36Kaynağı aç
MADDE 36- (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla; a) 1/3/1977 tarihli ve 2080 sayılı Ceza Kovuşturmalarının Aktarılmasına Dair Avrupa Sözleşmesi’nin Onaylanması ve Uygulanması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesi, b) 1/3/1977 tarihli ve 2081 sayılı Ceza Yargılarının Milletlerarası Değeri Konusunda Avrupa Sözleşmesinin Onaylanması ve Uygulanması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 5 inci maddesi, c) 8/5/1984 tarihli ve 3002 sayılı Türk Vatandaşları Hakkında Yabancı Ülke Mahkemelerinden ve Yabancılar Hakkında Türk Mahkemelerinden Verilen Ceza Mahkumiyetlerinin İnfazına Dair Kanun, ç) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 18 inci maddesi, yürürlükten kaldırılmıştır. Yürürlük

Maddenin sistematik konumu ve başlığı

Mülga 18. madde, 5237 sayılı Kanun’un Genel Hükümler başlıklı birinci kitabında, Temel İlkeler, Tanımlar ve Uygulama Alanı kısmının Kanunun Uygulama Alanı ayrımında düzenlenmiştir. Madde kenar başlığı ise geri vermedir. İlgili başlık ve sistematik ayrım, kuralın mülga statüsünü değiştirmemekte ve yürürlükte bağımsız bir ceza normu oluşturmamaktadır.

Yürürlükten kaldırma süreci ve hukuki sonuçları

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu bünyesinde 18. maddeye ilişkin düzenleme, 23/4/2016 tarihli ve 6706 sayılı Kanun’un 36. maddesi hükmüyle yürürlükten kaldırılmıştır. 6706 sayılı Kanun’un 36. maddesinde, anılan Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 18 inci maddesinin yürürlükten kaldırıldığı ifade edilmektedir. Yasalaşma evresindeki genel kurul kabulü, anılan ilga işleminin doğurduğu hukuki sonucu ortadan kaldırmaz.

Geri verme kapsamındaki kişiler ve talep amacı

Kabul metninde yer alan çerçeveye göre, yabancı bir ülkede işlenen veya işlendiği iddia edilen bir suç nedeniyle hakkında ceza kovuşturması başlatılan veya mahkûmiyet kararı verilmiş olan bir yabancı, talep üzerine, kovuşturmanın yapılabilmesi veya hükmedilen cezanın infazı amacıyla geri verilebilir. Düzenlemede yer alan geri verilebilirlik ifadesi bir zorunluluk getirmemektedir. Metinde yabancı bir ülkede işlenen suçlar esas alınmışken, komisyon değerlendirmesinde ise geri verme yoluna ancak Türkiye’nin egemenlik sahası dışında işlenmiş olan suçlar dolayısıyla gidilebileceği açıklanmıştır. Yabancı ülkede işlenme ölçütü ile egemenlik sahası dışında işlenme ifadesi birbirinden ayrı olup yürürlükteki bir hükmü göstermemektedir.

Geri verme talebinin zorunlu ret nedenleri

Kabul metnine göre geri verme talebine esas teşkil eden fiilin belirli özellikleri taşıması hâlinde talep kabul edilmez. Bu kapsamda fiilin Türk kanunlarına göre suç olmaması, düşünce suçu veya siyasî ya da askerî suç niteliğinde bulunması iade engeli oluşturur. Ayrıca fiilin Türkiye Devletinin güvenliğine karşı, Türkiye Devletinin veya bir Türk vatandaşının ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş bir tüzel kişinin zararına işlenmiş olması, Türkiye’nin yargılama yetkisine giren bir suç olması veya zamanaşımına ya da affa uğramış bulunması hâllerinde de geri verme talebi kabul edilmez.

Zamanaşımı ve af engeli bakımından komisyon değerlendirmesinde, gerek Türk iç mevzuatı gerekse talep yönelten devlet hukuku bakımından dava ile ceza zamanaşımı sürelerinin dolmamış olması ve her iki ülkede de af niteliğinde bir düzenlemenin bulunmaması gerektiği açıklanmıştır. Buna karşılık kanun metninde iki ülkenin mevzuatına ayrı ayrı yer verilmeyerek yalnızca zamanaşımı veya af kavramları kullanılmıştır. İki devletin hukukunu birlikte arayan bu genişletici yaklaşım ile madde metnindeki yalın ret ibaresi tek bir koşula indirgenemez.

Vatandaşın iadesi yasağı ve istisnası

Kabul metninin ikinci fıkrasında, Türk vatandaşlarının suç sebebiyle yabancı bir devlete teslim edilmesi kesin biçimde yasaklanmış; ancak Uluslararası Ceza Divanına taraf olmaktan doğan mükellefiyetler bu yasağın yegane istisnası olarak ayrık tutulmuştur. Teklif gerekçesinde ise Anayasa hükmüne dayanılarak herhangi bir istisna zikredilmeksizin, suçun niteliğine bakılmaksızın Türk vatandaşının iadesinin kesinlikle mümkün olamayacağı savunulmuştur. Komisyon açıklamasında ise Anayasa doğrultusunda vatandaşın kural olarak geri verilemeyeceği, yalnızca Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler çerçevesinde yargılanma veya cezanın yerine getirilmesi amacıyla yabancı devlete teslimin söz konusu olabileceği ifade edilmiştir. Gerekçedeki mutlak yasak yaklaşımı ile kanun metninde yer alan uluslararası yargı istisnası birbiriyle çatışmakta olup, bu kurallar mülga düzenlemenin hazırlık safhasındaki ayrışmaları göstermektedir.

Kötü muamele ve takibat şüphesine dayalı ret

Kabul metninin üçüncü fıkrasına göre kişinin, talep eden devlete geri verilmesi hâlinde ırkı, dini, vatandaşlığı, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasî görüşleri nedeniyle kovuşturulacağına veya cezalandırılacağına ya da işkence ve kötü muameleye maruz kalacağına dair kuvvetli şüphe sebepleri varsa talep kabul edilmez. Metinde ret sonucu, bu sayılan nedenlerle kovuşturulma, cezalandırılma ya da işkence ve kötü muameleye maruz kalmaya dair kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığına bağlanmıştır.

Görevli yargı mercii ve temyiz kanun yolu

Kabul edilen düzenlemede, kişinin bulunduğu yer ağır ceza mahkemesinin, geri verme talebi hakkında bu madde ve Türkiye’nin taraf olduğu ilgili uluslararası sözleşme hükümlerine göre karar vereceği düzenlenmiştir. Bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Fıkra metninde temyiz incelemesinin öncelikle yapılacağına dair bir ibareye yer verilmemiştir.

Buna karşılık kanun teklifi gerekçesinde işe el koyacak mahkemenin, iadesi istenen kişinin bulunduğu yer asliye ceza mahkemesi olduğu ve bu mahkemenin sadece failin uyruğunu, suçunun niteliğini ve cezasının miktarını inceleyeceği ifade edilmiştir. Teklif gerekçesinde ayrıca temyiz incelemesinin öncelikle yapılması gerekeceği belirtilmiştir. Kabul edilen fıkrada ise karar merci olarak ağır ceza mahkemesi gösterilmiş ve inceleme bu üç hususla sınırlandırılmamıştır. Mahkeme türü ve incelemenin kapsamına dair bu farklı açıklamalar tek bir kural haline getirilemez.

Bakanlar Kurulunun takdir hakkı

Kabul metninin beşinci fıkrasına göre mahkeme geri verme talebinin kabul edilebilir olduğuna karar verirse, bu kararın yerine getirilip getirilmemesi Bakanlar Kurulunun takdirine bağlıdır. Fıkra metninde takdir hakkı belirli gerekçelerle sınırlandırılmamıştır. Komisyon raporunda, mahkemenin geri verme talebinin kabul edilebilir olduğuna karar vermesi durumunda Bakanlar Kurulunun siyasi gerekçelerle kişinin talep eden devlete geri verilmesinden imtina edebileceği belirtilmiştir. Teklif gerekçesinde ise mahkemenin talebi reddetmesi hâlinde Bakanlar Kurulunun bununla bağlı olacağı, geri vermeye engel bulunmadığına karar verilmesi hâlinde ise Bakanlar Kurulunun bağlı olmayıp siyasal, adli ve diğer mülahazaları göz önünde tutarak istemi kabul etmeyebileceği anlatılmıştır. Kabul tutanağında ret kararı hâlinde Bakanlar Kurulunun bağlılığına dair bir ifade yer almamaktadır.

Koruma tedbirleri ve tutuklama yetkisi

Kabul metninin altıncı fıkrasına göre geri verilmesi istenen kişi hakkında koruma tedbirlerine başvurulmasına, Türkiye’nin taraf olduğu ilgili uluslararası sözleşme hükümlerine göre karar verilebilir. Yedinci fıkraya göre ise geri verme talebinin kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi hâlinde, ayrıca Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine göre tutuklama kararı verilebilir veya diğer koruma tedbirlerine başvurulabilir. Fıkralarda koruma tedbirlerine başvurulması veya tutuklama kararı verilmesi emredici kılınmamış, karar verilebilirlik veya başvurulabilirlik şeklinde düzenlenmiştir.

Dayanak suçla sınırlı yargılanma güvencesi

Kabul metninin sekizinci fıkrasına göre geri verme hâlinde, kişi ancak geri verme kararına dayanak teşkil eden suçlardan dolayı yargılanabilir veya mahkûm olduğu ceza infaz edilebilir. Komisyon raporunda bu düzenlemenin son fıkrada geri vermede özellik kuralına yer verdiği belirtilmektedir. Kabul metninde özellik kuralı ifadesi yer almamaktadır.

Uluslararası sözleşmeler ve asgari iç hukuk kuralları

Komisyon raporunda, geri vermeye ilişkin koşulların Türkiye’nin çeşitli devletlerle imzaladığı iki taraflı sözleşmeler ile Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesinde belirlendiği, buna rağmen geri vermeye ilişkin asgari şartların iç hukuk düzenlemesi olan kanunla belirlenmesinin uygulamada tekdüzeliği sağlama açısından önem taşıdığı ifade edilmiştir. Ayrıca geri verme taleplerinin hangi usul ve esaslara göre yerine getirileceğinin sözleşmelerde genellikle düzenlenmeyip taraf devletlerin iç hukukuna bırakıldığı ve kişi özgürlüğünün kısıtlanması sonucunu doğuran geri vermenin usul ve esasına ilişkin asgari şartların kanunla belirlenmesine ihtiyaç bulunduğu belirtilmiştir.

Siyasi suç istisnasının kapsamı ve sınırları

Kabul metninde düşünce suçları ile askeri ve siyasi suçlar açıkça iade engeli sayılmış, fakat bu suçların müstakil bir kanuni tanımına yer verilmemiştir. Komisyon açıklamasında, ceza normlarında suç vasfı açık olan ve bütün insanlığın ortak bilinciyle haksızlık teşkil ettiği kabul edilen eylemlerin siyasi ya da askeri suç mazereti altında iade dışı tutulamayacağı belirtilmiştir. Bu ortak vicdan sınırlaması kanun lafzında yazılı değildir. Teklif gerekçesinde ise askeri suçların siyasi suç rejimine tabi kılındığı, iade yasağının siyasi suça bağlı eylemleri de kapsayacağı ve hükmün salt siyasi suçlarla kısıtlı kalmayacağı savunulmuştur. Ayrıca gerekçede, uluslararası yükümlülükler mucibince siyasi gayeyle işlense dahi bu mahiyette görülmeyen fiiller bakımından iadenin gerçekleşemediği ahvalde Türkiye’de muhakeme yürütülebileceği öne sürülmüştür. Yasa lafzı ile gerekçelerdeki bu farklılıklar tek bir istisna kuralına dönüştürülemez.

Siyasi suçlarda teklif gerekçesindeki yargılama modeli

Teklif gerekçesinde yabancı ülkede işlenen siyasi suç Türkiye Devleti aleyhine gerçekleştirilmişse, failin tabiiyetine bakılmaksızın Türk mahkemelerinde yargılanması ve failin suçun işlendiği devlette tutuklulukta, gözaltında yahut infazda geçirdiği sürelerin Türkiye’de tayin edilecek cezadan indirilmesi öngörülmüştür. Suçun Türkiye’ye yönelmemesi durumunda ise hem Türkiye’de yargılama icra edilmemesi hem de failin yabancı ülkeye teslim olunmaması gerektiği savunulmuştur. Bu durumdaki yabancı fail bakımından, sığınma hakkı yükümlülükleri gözetilmek şartıyla sınır dışı yetkisinin kullanılabileceği dile getirilmiştir. Kabul edilen yasa fıkralarında bu yargılama yetkisi, ceza mahsubu ve sınır dışı usulü yer almamıştır.

Sık sorulan sorular

TCK 18 yürürlükte midir?

TCK m. 18 yürürlükte değildir. Düzenleme, 23/4/2016 tarihli ve 6706 sayılı Kanun’un 36. maddesiyle Türk Ceza Kanunu metninden çıkarılarak yürürlükten kaldırılmıştır. 6706 sayılı Kanun m. 36 hükmü de 5237 sayılı Kanun’un 18 inci maddesinin ilga edildiğini doğrulamaktadır. Yasa maddesinin ilk yasalaşma safhasında meclis oylamasıyla kabul edilmiş olması, bu yürürlükten kaldırma sonucunu değiştirmez.

TCK 18 hangi hukuki meseleyi düzenlemekteydi?

Mülga madde geri verme konusunu düzenlemekteydi. Kabul metnine göre yabancı bir ülkede işlenen veya işlendiği iddia edilen bir suç nedeniyle hakkında ceza kovuşturması başlatılan veya mahkûmiyet kararı verilmiş olan bir yabancı, talep üzerine kovuşturmanın yapılabilmesi veya hükmedilen cezanın infazı amacıyla geri verilebilirdi. Düzenlemede geri verme bir zorunluluk olarak değil, talep üzerine verilebilirlik şeklinde yer almaktaydı.

Geri verme istemi hangi durumlarda reddedilirdi?

Geri verme talebine esas fiilin Türk kanunlarına göre suç olmaması, düşünce suçu veya siyasî ya da askerî suç niteliğinde bulunması hâllerinde talep kabul edilmezdi. Fiilin Türkiye Devletinin güvenliğine karşı, Türkiye Devletinin veya bir Türk vatandaşının ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş bir tüzel kişinin zararına işlenmiş olması, Türkiye’nin yargılama yetkisine giren bir suç olması veya zamanaşımına ya da affa uğramış bulunması da ret hâlleri arasındaydı. Ayrıca kişinin, talep eden devlete geri verilmesi hâlinde ırkı, dini, vatandaşlığı, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasî görüşleri nedeniyle kovuşturulacağına veya cezalandırılacağına ya da işkence ve kötü muameleye maruz kalacağına dair kuvvetli şüphe sebepleri bulunması durumunda talep kabul edilmezdi.

Türk vatandaşları suç sebebiyle yabancı ülkeye verilebilir miydi?

Kabul metnine göre Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere, vatandaş suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemezdi. Teklif gerekçesinde ise Anayasa hükmü gereği suçun niteliği ne olursa olsun Türk vatandaşının geri verilmesinin esasen söz konusu olamayacağı açıklanmıştı. Bu düzenleme ve gerekçe yürürlükte bulunan bir hükmü oluşturmamaktadır.

Geri verme kararını hangi mahkeme verirdi?

Kabul metni uyarınca kişinin bulunduğu yerdeki ağır ceza mahkemesi hem yasa maddesini hem de Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmeleri uygulayarak karar vermekteydi ve bu karara karşı temyiz denetimi açıktı. Kanun teklifi gerekçesinde ise görevli mahkemenin asliye ceza mahkemesi olduğu ve denetimin şahsın vatandaşlığı, suç vasfı ve ceza haddiyle sınırlı kalacağı ileri sürülmüştü. Bu zıt nitelendirmeler mülga sürece ilişkindir.

Mahkeme kabul kararı verirse geri verme doğrudan uygulanır mıydı?

Ağır ceza mahkemesinin iadeyi kabul edilebilir görmesi halinde dahi teslim işlemi zorunlu değildi; kararın infaz edilip edilmeyeceği Bakanlar Kurulunun yetki ve takdirine bırakılmıştı. Fıkra metninde idari takdir belirli gerekçelerle sınırlandırılmamış, ret kararı halinde idarenin bağlılığına ilişkin teklif gerekçesindeki kayıtlar metne yansıtılmamıştır.

Geri verilen kimse başka bir fiilden dolayı yargılanabilir miydi?

Geri verme hâlinde, kişi ancak geri verme kararına dayanak teşkil eden suçlardan dolayı yargılanabilir veya mahkûm olduğu ceza infaz edilebilirdi. Komisyon raporunda bu düzenlemenin son fıkrada geri vermede özellik kuralına yer verdiği belirtilmiş; kabul metninde ise özellik kuralı adı ayrıca yer almamıştır.

İade sürecinde tutuklama veya koruma tedbiri zorunlu muydu?

Tutuklama ve koruma tedbirleri emredici nitelikte değildi. Koruma tedbirlerine uluslararası sözleşmeler çerçevesinde karar verilebileceği; iadenin mahkemece kabul edilebilir görülmesi halinde Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu gereğince tutuklama kararı verilebileceği veya diğer koruma tedbirlerine başvurulabileceği düzenlenmişti.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu