Tüketici Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk ve Kapsamı

by Avukat Erdal Ersoy
Tüketici Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk ve Kapsamı

Tüketici Mahkemelerinde Dava Şartı Arabuluculuk

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 73/1 uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir ve bu davalar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Altıncı Kısım hükümlerine göre basit yargılama usulüyle yürütülür. 6502 sayılı Kanun m. 73/A fıkra 1 gereğince tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması kural olarak dava şartıdır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/A-2 uyarınca, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde mahkemece herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. Hakem heyeti sınırını aşan uyuşmazlıklarda özel okul ücret iadesi, güzellik salonu sözleşmelerinin feshi ile tazminat talepleri ve banka ya da finans kuruluşlarıyla yapılan tüketici kredisi sözleşmelerinden doğan ihtilaflar dava şartı arabuluculuk kapsamında yer alır. 6502 sayılı Kanun m. 73/A fıkra 2 hükmüyle, 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin onbirinci fıkrası tüketici aleyhine uygulanmaz. İcra takibi başlatılabilmesi için ise arabuluculuk yoluna başvurma şartı aranmamaktadır.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 73/AKaynağı aç
MADDE 73/A- (Ek:22/7/2020-7251/59 md.) (1) Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Şu kadar ki, aşağıda belirtilen hususlarda dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz: a) Tüketici hakem heyetinin görevi kapsamında olan uyuşmazlıklar b) Tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar c) 73 üncü maddenin altıncı fıkrasında belirtilen davalar ç) 74 üncü maddede belirtilen davalar d) Tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar (2) 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin onbirinci fıkrası tüketici aleyhine uygulanmaz. (3) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya tarafların anlaşmaları ya da anlaşamamaları hâlinde tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücreti, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Ancak belirtilen hâllerde arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin Birinci Kısmına göre iki saatlik ücret tutarını geçemez. (4) Arabuluculuk faaliyeti sonunda açılan davanın tüketici lehine sonuçlanması hâlinde arabuluculuk ücreti, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak bütçeye gelir kaydedilir. Üretimin veya satışın durdurulması ve malın toplatılması
6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 73Kaynağı aç
MADDE 73- (1) Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir. (2) Tüketici mahkemeleri nezdinde Bakanlık, tüketiciler ve tüketici örgütleri tarafından açılan davalar 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununda düzenlenen harçlardan muaftır. (3) Tüketici örgütleri üst kuruluşlarınca açılacak davalarda bilirkişi ücreti ve davanın davacı aleyhine sonuçlanması durumunda, hükmedilen vekâlet ücreti Bakanlıkça karşılanır. Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması durumunda, bilirkişi ücreti Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak bütçeye gelir kaydedilir. (4) Tüketici mahkemelerinde görülecek davalar 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Altıncı Kısım hükümlerine göre yürütülür. (5) Tüketici davaları, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde de açılabilir. (6) Tüketici örgütleri, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile Bakanlık; haksız ticari uygulamalar ve ticari reklamlara ilişkin hükümler dışında, genel olarak tüketicileri ilgilendiren ve bu Kanuna aykırı bir durumun doğma tehlikesi olan hâllerde bunun önlenmesine veya durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı alınması veya hukuka aykırı durumun tespiti, önlenmesi veya durdurulması amacıyla tüketici mahkemelerinde dava açabilir. (7) Genel olarak tüketicileri ilgilendiren davalarda davacı, verilen kararların yayımlanmasını talep edebilir. Talebin mahkemece kabul edilmesi hâlinde bu karar, masrafları davalıdan alınmak üzere ülke düzeyinde yayımlanan gazetelerden en az üçünde derhâl ilan edilir. (8) Tüketici mahkemelerince verilen kesinleşmiş kararlar, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden Bakanlığa iletilir. Tüketici hakem heyetleri kararlarına karşı yapılan itiraz sonucu verilen kararlar, kararı veren mahkeme tarafından ilgili tüketici hakem heyetine gönderilir. Dava şartı olarak arabuluculuk
6325 sayılı HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK KANUNU m. 18/AKaynağı aç
MADDE 18/A- (Ek:6/12/2018-7155/23 md.) (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. (3) Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabuluculardan bu madde uyarınca arabuluculuk yapmak isteyenleri, varsa uzmanlık alanlarını da belirterek, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeler ve listeleri ilgili komisyon başkanlıklarına bildirir. Komisyon başkanlıkları, bu listeleri kendi yargı çevrelerindeki arabuluculuk bürolarına, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirecekleri sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne gönderir. (4) Başvuru, uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yer arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır. (5) Arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenir. Ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucu görevlendirilir. (6) Başvuran taraf, kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna verir. Büro, tarafların resmî kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkilidir. İlgili kurum ve kuruluşlar, büro tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür. (7) Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya büro tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder. (Ek cümle:28/3/2023-7445/36 md.) Avukatı bulunsa bile asıl tarafı da bilgilendirir. Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar. (8) Arabulucu, görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yetkiye ilişkin belgeleri sunmak suretiyle arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda arabulucu, dosyayı derhâl ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere büroya teslim eder. Mahkeme, harç alınmaksızın dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda en geç bir hafta içinde yetkili büroyu kesin olarak karara bağlar ve dosyayı büroya iade eder. Mahkeme kararı büro tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca taraflara tebliğ edilir. Yetki itirazının reddi durumunda aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve dokuzuncu fıkrada belirtilen süreler yeni görevlendirme tarihinden başlar. Yetki itirazının kabulü durumunda ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir. Bu takdirde yetkisiz büroya başvurma tarihi yetkili büroya başvurma tarihi olarak kabul edilir. Yetkili büro, beşinci fıkra uyarınca arabulucu görevlendirir. (9) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. (10) Arabulucu; taraflara ulaşılamaması veya taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması ya da tarafların anlaşması yahut tarafların anlaşamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir. (11) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle:7/11/2024-7531/25 md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.[8] (12) Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz. (13) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (14) Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. (15) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. (16) Dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararı verilmesi hâlinde 6100 sayılı Kanunun 397 nci maddesinin birinci fıkrasında, ihtiyati haciz kararı verilmesi hâlinde ise 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dava açma süresi, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar işlemez. (Ek cümle:28/3/2023-7445/36 md.) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından sonra, başvuran taraf aleyhine uyuşmazlık konusuyla ilgili olarak icra takibi yapılması durumunda, başvuran tarafın bu takibe karşı son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde 2004 sayılı Kanunun 72 nci maddesi uyarınca menfi tespit davası açması ve talep etmesi halinde 2004 sayılı Kanunun 72 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uygulanır. (17) Arabuluculuk görüşmeleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülür. (18) Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz. (19) İlgili kanunlarda dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin kabul edilen özel hükümler saklıdır. (20) Bu bölümde hüküm bulunmayan hâllerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu Kanunun diğer hükümleri uygulanır. Bazı uyuşmazlıklarda dava şartı olarak arabuluculuk

Zorunlu Arabuluculuk Şartının İstisnaları

Tüketici uyuşmazlıklarının tümü dava şartı arabuluculuğa tabi tutulmamıştır. 6502 sayılı Kanun m. 73/A fıkra 1-a hükmü uyarınca tüketici hakem heyetinin görevi kapsamında kalan uyuşmazlıklarda dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz; bu nedenle hakem heyetine başvuru zorunluluğu bulunan hallerde ve hakem heyeti kararlarına karşı tüketici mahkemesinde açılan itiraz davalarında arabuluculuk aranmaz. Bunun yanı sıra, 6502 sayılı Kanun m. 73/6 kapsamında tüketici örgütleri, ilgili kamu kurumları ve Bakanlıkça açılan davalar ile Kanunun 74 üncü maddesinde düzenlenen seri malın ayıplı olduğunun tespiti, üretimin veya satışın durdurulması, ayıbın giderilmesi ve malın toplatılması talepli davalar ve taşınmazın aynından doğan davalar da istisnalar arasında sayılmaktadır. 6325 sayılı Kanun m. 18/A-18 gereğince özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu ya da tahkim sözleşmesinin bulunduğu hallerde de dava şartı hükümleri uygulanmaz. Ayrıca kamu düzenini ilgilendiren idari uyuşmazlıklar ile tüketicinin doğrudan kişilik haklarına yönelik davaların arabuluculuk kapsamı dışında kaldığı kabul edilmekle birlikte, bu son ayrımların kanuni istisna fıkraları ile genel hukuk nitelikleri dikkatle değerlendirilmelidir.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 74Kaynağı aç
MADDE 74- (1) Satışa sunulan bir seri malın ayıplı olduğunun tespiti, üretiminin veya satışının durdurulması, ayıbın ortadan kaldırılması ve satış amacıyla elinde bulunduranlardan toplatılması için Bakanlık, tüketiciler veya tüketici örgütleri dava açabilir. (2) Satışa sunulan seri malın ayıplı olduğunun mahkeme kararı ile tespit edilmesi hâlinde, mahkeme ayıbın niteliğine göre malın satışını geçici olarak durdurma veya ayıbı giderme kararları verebilir. Üretici veya ithalatçı mahkeme kararının tebliğ tarihinden itibaren en geç üç ay içinde malın ayıbını ortadan kaldırmakla yükümlüdür. Malın ayıbının ortadan kalkmasının imkânsız olması hâlinde mal, üretici veya ithalatçı tarafından toplanır veya toplattırılır. Toplatılan mallar taşıdıkları risklere göre kısmen veya tamamen imha edilir veya ettirilir. İmha edilen malla ilgili tüketicinin dava ve tazminat hakları saklıdır. (3) Satışa sunulan bir seri malın, tüketicinin güvenliğini tehlikeye sokan bir ayıp taşıması durumunda Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun hükümleri saklıdır. Denetim

Yetkili Büro, Süreç ve Süre İşleyişi

6325 sayılı Kanun m. 18/A-4 uyarınca dava şartı arabuluculuk başvurusu, uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yer arabuluculuk bürosuna, büro kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne yapılır. Tüketici davaları bakımından 6502 sayılı Kanun m. 73/5 hükmü davanın tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde de açılabileceğini öngörmektedir. Buna karşılık genel yetki esasına dayalı olarak başvurunun yalnızca karşı tarafın yerleşim yerindeki büroya yapılacağını öngören anlatımlarla, tüketici lehine doğrudan tüketicinin ikametgahını esas alan yaklaşımlar arasında uygulama farklılığı bulunmaktadır. 6325 sayılı Kanun m. 18/A-8 gereğince arabulucu yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz; karşı taraf en geç ilk toplantıda yetki itirazında bulunabilir ve bu itiraz sulh hukuk mahkemesince harç alınmaksızın bir hafta içinde kesin olarak karara bağlanır. Arabulucu, tarafları ve avukatları bulunsa dahi asıl tarafları ilk toplantıya davet ederek işlemleri belgeye bağlar. Sürecin tamamlanması bakımından 6325 sayılı Kanun m. 18/A-9 başvurunun görevlendirmeden itibaren üç hafta içinde sonuçlandırılacağını ve zorunlu hallerde en fazla bir hafta uzatılabileceğini emrederken; kimi ikincil açıklamalarda sürenin altı hafta olduğu ve iki hafta uzatılabileceği yönünde çelişkili bilgiler yer almaktadır. Arabulucu, görev yaptığı uyuşmazlığa dair açılacak davada sonradan vekil olarak görev üstlenemez.

Gizlilik Yükümlülüğü ve Sürelerin Korunması

6325 sayılı Kanun m. 18/A-15 uyarınca arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Kanun metninde açıkça durma etkisi düzenlenmiş olmasına rağmen, kimi metinlerde sürecin zamanaşımını hem kestiği hem durdurduğu yönünde birbirini nakzeden ifadelere yer verilmektedir. Ayrıca 6325 sayılı Kanun m. 18/A-16 gereğince, dava açılmadan önce ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı verilmesi halinde kanuni dava açma süresi son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar işlemez. Arabuluculuk müzakereleri gizlilik esasına bağlıdır. Süreçte gizliliğe aykırı davranılarak bir kişinin hukuken korunan menfaatine zarar verilmesi halinde Arabuluculuk Kanunu m. 33 gereğince şikayet üzerine altı aya kadar hapis cezası uygulanabilir. Müzakereler sırasında sunulan beyan ve hazırlanan belgeler olası bir davada delil olarak kullanılamaz.

Anlaşma Tutanağının Hukuki Niteliği ve Dava Açılması

Tarafların görüşmelere katılmaması, taraflara ulaşılamaması veya anlaşmaya varılamaması hallerinde arabulucu faaliyeti sona erdirerek son tutanağı düzenler. Tarafların anlaşmaya varmaları halinde mutabık kalınan konular hakkında sonradan dava açılamaz. Anlaşma belgesinin ilam niteliği kazanarak doğrudan icra edilebilmesi konusunda hukuki değerlendirmeler farklılaşmaktadır: Bir kabule göre taraflar ile avukatlarının birlikte imzasının bulunması doğrudan icra için yeterli görülürken, diğer bir kabule göre belgenin ilam niteliği kazanabilmesi için taraflar ve avukatlarının yanı sıra arabulucunun da imzasının bulunması şart koşulmaktadır; yalnızca taraflarca imzalanan metinlerde ise Sulh Hukuk Mahkemesinden icra edilebilirlik şerhi alınması gerekmektedir. Anlaşamama halinde 6325 sayılı Kanun m. 18/A-2 uyarınca davacı, son tutanağın aslını veya onaylı örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır; mahkemece verilen bir haftalık kesin sürede sunulmazsa dava dilekçesi tebliğe çıkarılmaksızın dava usulden reddedilir.

Arabulucuya başvurulmadan tüketici mahkemesinde dava açılabilir mi?

Kanuni istisnalar saklı kalmak kaydıyla açılamaz; dava şartı olan arabuluculuk süreci tamamlanmadan açılan davalar usulden reddedilir.

Tüketici hakem heyetine giderken arabuluculuk zorunlu mudur?

Zorunlu değildir; tüketici hakem heyetinin görev alanındaki uyuşmazlıklarda ve hakem heyeti kararına itiraz davalarında arabuluculuk şartı aranmaz.

Tüketici alacakları için icra takibinde arabuluculuk aranır mı?

İcra takibi başlatılabilmesi için zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulması gerekmez.

Arabuluculukta uzlaşılan hususlarda tekrar dava açılabilir mi?

Açılamaz; tarafların arabuluculuk faaliyeti neticesinde anlaşmaya vardıkları konular üzerinde sonradan dava yoluna gidilemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu