Tüketici Senetlerinin İadesi ve Menfi Tespit Davası

by Avukat Erdal Ersoy
Tüketici Senetlerinin İadesi ve Menfi Tespit Davası

Karşılığı ödenen tüketici senedi aslı borçluya geri verilmediğinde, senedi elinde bulunduran kişiye karşı menfi tespit davası açılarak borçlu olunmadığının tespiti talep edilebilir. Tüketici senedi, tüketici işlemleri nedeniyle tüketici tarafından düzenlenen senetleri kapsar.

Tüketici İşlemi ve Tüketici Senedinin Hukuki Niteliği

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun çerçevesinde tüketici işlemi, mal yahut hizmet sektöründe mesleki veya ticari gayeyle davranan gerçek ve tüzel kişiler ya da onlar adına hareket edenler ile tüketiciler arasında akdedilen tüm hukuki işlem ve sözleşmeleri kapsar. Bu doğrultuda vekâlet, sigorta, bankacılık, taşıma, simsarlık ve eser türündeki sözleşme ilişkileri de tüketici işlemi sayılır.

Bir hukuki ilişkinin tüketici işlemi sayılabilmesi için taraflardan birinin ticari amacı olmaksızın tüketim amacıyla hareket eden tüketici olması gerekir. Tüketici, herhangi bir ticari amaç taşımayan bireysel kullanıcıdır. Temeldeki hukuki ilişkinin tüketici işlemi niteliğinde olması durumunda, tüketici tarafından verilen senetler de tüketici senedi vasfını taşır.

Nama Yazılı Düzenleme ve Taksit Şartı

Tüketici senetlerinin temel şartı, yalnızca nama yazılı olarak düzenlenebilmeleridir. Bunun yanında tüketicinin satın aldığı mala karşılık verilen senetlerin her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı düzenlenmesi gerekir.

Nama yazılı düzenlenme ve her bir taksit için ayrı ayrı tanzim edilme şartlarını taşımayan senetler, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca tüketici yönünden geçersiz kabul edilir.

Senedin Devri ve Tüketicinin Savunma Hakları

Nama yazılı olarak düzenlenen senetlerin devri ciro işlemiyle değil, yalnızca alacağın temliki hükümleri uyarınca gerçekleştirilir. Bu devir yönteminin bir sonucu olarak borçlu, asıl sözleşme ilişkisine dayanan her türlü defi ve itirazını senedi devralıp elinde tutan kişiye karşı ileri sürebilir.

Senedin nama yazılı düzenlendiği durumlarda tüketici, senedi sonradan elinde bulunduran kişiye karşı senet bedelini ilk alacaklıya ödediğini belirterek borçlu olmadığını ispatlayabilir. Nama yazılı olmayan diğer senet türlerinde bu ödeme savunması devralana karşı ileri sürülemez.

Senet karşılığında satın alınan malın ayıplı çıkması durumunda tüketici, malın ayıplı olduğunu ileri sürerek senedi devralan kişiye karşı ödeme yapmaktan kaçınabilir.

Senet Aslı Geri Verilmediğinde Menfi Tespit Davası

Borcun ifa edilmesine rağmen senet aslı iade edilmediğinde, senedi elinde bulunduran muhataba karşı menfi tespit davası açılması gerekir. Davacı taraf, yakın bir icra tehdidi altında olduğunu ispatlayarak davalıya borcunun bulunmadığının mahkemece tespit edilmesini ister.

Görevli ve Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi

Bedeli ödenen tüketici senedine ilişkin menfi tespit davasında görev konusunda iki farklı yaklaşım mevcuttur. İlk yaklaşıma göre kambiyo senetlerinin Türk Ticaret Kanunu bünyesinde yer alması nedeniyle dava mutlak ticari dava sayılarak ticaret mahkemesinde görülmelidir. Diğer yaklaşıma göre ise temel ilişkinin tüketici işlemi olması sebebiyle görevli yargı yeri tüketici mahkemesidir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava kabul edilir; ancak ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin davalar bu durumun istisnasıdır. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ticari davalarda deliller ile bunların sunulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 4Kaynağı aç
MADDE 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.[3] (2) (Değişik: 28/2/2018-7101/61 md.) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri bir milyon Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır. (Ek cümle: 28/3/2023-7445/30 md.) Bu fıkrada belirtilen parasal sınır, 6100 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasına göre artırılır.[4][5] 2. Ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler[6]

Yetkili mahkeme, davalının yerleşim yeri mahkemesi ile icra takibi yapılmışsa icra takibinin yapıldığı yer mahkemesidir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 22. maddesinin birinci fıkrasına göre, yetkili mahkemenin davaya bakmasına engel bulunması veya iki mahkeme arasında yargı çevresi sınırlarının belirlenmesinde tereddüt doğması halinde merci tayini için ilk derece mahkemeleri bakımından bölge adliye mahkemelerine, bölge adliye mahkemeleri için Yargıtaya başvurulur. Kanunun 22. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, iki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin verdiği kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiğinde yetkili veya görevli mahkeme bölge adliye mahkesi ya da Yargıtay tarafından belirlenir. Kanunun 23. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, Yargıtayca verilen merci tayini kararları ile temyiz incelemesi sonucu kesinleşen kararlar davaya sonradan bakacak mahkemeyi bağlar.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2018/5948, K. 2019/313Kaynağı aç
20. Hukuk Dairesi         2018/5948 E.  ,  2019/313 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Taraflar arasındaki davada … 2. Asliye Ticaret ve … …. Tüketici Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeniyle yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. … 2. Asliye Ticaret Mahkemesince, davacı vekilince davalılar aleyhine açılan bu davada; davacı ile dava dışı emlakçı … arasında emlak satış protokolü imzaladığı, davacının protokol gereği 10.000,00 TL'lik senet verdiği ve davacının sözkonusu evi satın almaktan vazgeçmesi nedeniyle sözkonusu senetten dolayı davalılara borçlu olmadığının tespiti talep edilmiş olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kambiyo senetlerinden kaynaklanmayıp 6502 sayılı Tüketici Kanunun 3/…-(l) maddesinde düzenlenen simsarlık sözleşmesinden doğduğu anlaşılmıştır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı …. maddesinde kanunun amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde "Bu kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar" hükmüne yer vermiştir. Yasanın 3. maddesinde, mal: alışverişe konu olan; taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri her türlü gayri maddi malları ifade ettiği belirtilmiştir. Aynı kanunun 3/…-(l) maddesinde tüketici işlemleri içinde simsarlık sözleşmesi de sayılmıştır. Davacı gerçek şahıs olup, tacir değildir, bu nedenle 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında yargılama yapılarak uyuşmazlığın çözümü gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. … …. Tüketici Mahkemesi ise, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2015/26220 E.- 2017/11630 K. sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra Yargıtay ilamı doğrultusunda da davacı, …'dan harici olarak bir ev satın alma hususunda anlaştıklarını ve bir adet senet verdiğini, bu senedin de davalı … tarafından …'ya verildiğini ve hakkında bu senetten dolayı takip başlatıldığını ileri sürerek, borçlu olmadığının tespiti ile eldeki davayı açmıştır. Bozma ilamı uyarınca davalıların, mesleki ve ticari faaliyet ile hareket ettiklerine dair dosyada bir delil bulunmadığına göre bu davanın Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kalmadığı tüketici sıfatıyla hareket etmediği anlaşılmış, davalıların tüketici konumunda olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. 6100 sayılı HMK'nın 22/2. maddesinde “İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir.” 6100 sayılı HMK'nın 23/2. maddesinde, “Yargıtayca verilen merci tayini kararları ile temyiz incelemesi sonucu kesinleşen göreve ve yetkiye ilişkin kararlar davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar” hükümlerine yer verilmiştir. Somut olayda … 2. Tüketici Mahkemesince verilen davanın kabulü ile davacının takibe konu olan 13/01/2013 vadeli 10.000,00 TL bedelli senetten dolayı borçlu bulunmadığının tespitine ilişkin kararının Yargıtay 13. Hukuk Dairesince "Bir işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için tüketici ile satıcı-sağlayıcı arasındaki uyuşmazlığın mal ve hizmet piyasalarında bir malın mesleki ve ticari olmayan amaçla edinilmesi veya kullanılmasından doğması aranmaktadır. Davalıların, mesleki ve ticari faaliyet ile hareket ettiklerine dair dosyada bir delil bulunmadığına göre bu davanın Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kalmadığının kabulü gerekir. Mahkemece, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir." denilerek bozulmuştur. Bu durumda davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğu özel dairenin kabulündedir. Özel Dairenin bozma kararının mahkemeleri bağlayıcılığı özelliği vardır. O halde uyuşmazlığın … 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince … 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 21/01/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 22Kaynağı aç
MADDE 22- (1) Yetkili mahkemenin bir davaya bakmasına herhangi bir engel bulunduğu yahut iki mahkeme arasında yargı çevrelerinin sınırlarının belirlenmesinde tereddüt ortaya çıktığı takdirde, yetkili mahkemenin tayininde, ilk derece mahkemeleri için bölge adliye mahkemelerine, bölge adliye mahkemeleri için Yargıtaya başvurulur. (2) İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir. İnceleme usulü ve sonucu

Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin E. 2018/5948, K. 2019/313 sayılı kararında, menfi tespit davasına ilişkin olumsuz görev uyuşmazlığında 2. Asliye Ticaret Mahkemesi yargı yeri olarak belirlenmiştir. Aynı ilamın gerekçesinde görevin asliye hukuk mahkemesine ait olduğuna dair değerlendirmelere de yer verilmiştir. Bir işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi için malın mesleki ve ticari olmayan amaçla edinilmesi aranmakta; karşı tarafın mesleki veya ticari faaliyetle hareket ettiğine dair dosyada delil bulunmadığı takdirde uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kabul edilmemektedir.

Bono Kayıtları ve İspat Usulü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E. 2021/6135, K. 2022/570 sayılı kararında çoğunluk görüşü, bono üzerindeki malen kaydının teslim edilen mal karşılığında verildiğine karine teşkil ettiğini kabul etmiştir. İmzası inkâr edilmeyen ve 6102 sayılı Kanun'daki şekil şartlarını taşıyan bonodan doğan uyuşmazlığın Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince ticaret mahkemesince incelenmesi hukuka uygun bulunmuştur.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/6135, K. 2022/570Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2021/6135 E.  ,  2022/570 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasındaki davanın Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yukarıda sayı ve tarihi belirtilen kararın HMK 363. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının Adalet Bakanlığı tarafından istenilmesi üzerine, dava dosyası ve içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve diğer tüm dosya kapsamı delil ve belgeler incelendi. Gereği müzakere edilip düşünüldü. Dava, hile ile alındığı iddia olunan bonolar nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 201. maddesi uyarınca senede karşı ileri sürülecek her türlü iddianın senetle ispat edilmesi gerektiği, davacının kambiyo senedinin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak yazılı bir belge sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm tarafların istinaf etmemesi üzerine kesinleşmiştir. Anılan kesin karar hakkında Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’nün 08.09.2021 tarih ve 39152028-153.01-1321-2020-E. 1502/24503 sayılı kanun yararına temyiz isteminde özetle, Davacı …’ın davalı şirkete verdiği bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespitine dair davanın Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerekirken Ticaret Mahkemesince yargılamaya devam edilerek karara bağlandığı, öte yandan davacının boş verdiği senedin hile ile doldurulduğu iddiasıyla ilgili tanık dinlenmeden karar verildiği, kararın gerek içerik gerekse usul yönünden hatalı olduğu bildirilerek kanun yararına bozulması talep edilmiştir. Davaya dayanak teşkil eden bonolar incelendiğinde üzerinde malen kaydının bulunduğu, bu durumun bononun teslim edilen mal karşılığı verildiğine karine teşkil ettiği, imzası inkar edilmeyen bononun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda aranan tüm şekil şartlarını ihtiva etmekle uyuşmazlık anılan bu Kanun hükümlerinden kaynaklandığından, TTK 4/1-(a) maddesi gereğince davaya Ticaret Mahkemesince bakılmasının usul ve yasaya uygun olduğu, açığa imza atılmış bonodaki bedel hanesinin sözleşmeye aykırı olarak doldurulduğu iddiasının ancak senetle ispatı gerekmekte olup, HMK’nın 201. maddesi gereğince bu konuda tanık dinletmenin esasen mümkün olmadığı anlaşılmakla kanun yararına temyiz itirazlarının yerinde olmadığı görülmekle reddi yoluna gidilmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Adalet Bakanlığı’nın HMK’nın 363. maddesine dayalı yerinde bulunmayan kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, gereğinin yapılması için karar örneği ve dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine, 24/01/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir. 28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasa'nın 3/k bendinde "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı bendinde ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetileceği düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta dava konusu kambiyo senetlerinin taraflar arasındaki ev eşyası alım-satımı nedeniyle düzenlendiği, dava tarihi itibariyle 6502 sayılı Yasa'nın yürürlükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu satım işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca davaya bakma hususunda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda kanun yararına bozma talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde istemin reddine karar verilmesi doğru olmadığından sayın çoğunluğun görüşüne karşıyım.

Aynı kararda, açığa imza atılan bononun bedel hanesinin sözleşmeye aykırı doldurulduğu iddiasının senetle ispatlanması gerektiği ve 6100 sayılı Kanun'un 201. maddesi uyarınca bu iddiaya karşı tanık dinlenemeyeceği sonucuna varılmıştır. Kanun yararına bozma talebi aynı daire tarafından reddedilmiştir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 201Kaynağı aç
MADDE 201- (1) Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz. Delil başlangıcı
Bedeli ödenen tüketici senedi geri verilmezse ne yapılmalıdır?

Senedi elinde bulunduran kişiye karşı menfi tespit davası açılarak borçlu olunmadığının tespiti istenebilir. Bu yola başvuran borçlu, yakın bir icra tehdidi altında bulunduğunu ispatlamalıdır.

Nama yazılı düzenlenmeyen tüketici senedinin hükmü nedir?

Nama yazılı düzenlenmeyen ve her taksit için ayrı tanzim edilme şartını karşılamayan senetler, tüketici yönünden geçersiz sayılır.

Nama yazılı senedi devralan üçüncü kişiye ödeme savunması yapılabilir mi?

Nama yazılı tüketici senedi alacağın temlikiyle devredildiğinden, tüketici bedeli ilk alacaklıya ödediğini senedi elinde tutan yeni hak sahibine karşı ileri sürerek borçsuzluğunu ispatlayabilir.

Ayıplı mal tesliminde tüketici senedi devralana karşı ödemeden kaçınabilir mi?

Senet karşılığında satın alınan malın ayıplı çıkması halinde tüketici, ayıbı ileri sürerek senedi devralan yeni hamile karşı ödeme yapmaktan kaçınabilir.

Tüketici senedine karşı menfi tespit davasında hangi mahkeme görevlidir?

Uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliği taşıdığı gerekçesiyle ticaret mahkemesini görevli gören yaklaşımın yanında, temeldeki ilişkinin tüketici işlemi olması sebebiyle tüketici mahkemesini görevli kabul eden yaklaşım da bulunmaktadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu