Karşılığı ödenen tüketici senedi aslı borçluya geri verilmediğinde, senedi elinde bulunduran kişiye karşı menfi tespit davası açılarak borçlu olunmadığının tespiti talep edilebilir. Tüketici senedi, tüketici işlemleri nedeniyle tüketici tarafından düzenlenen senetleri kapsar.
Tüketici İşlemi ve Tüketici Senedinin Hukuki Niteliği
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun çerçevesinde tüketici işlemi, mal yahut hizmet sektöründe mesleki veya ticari gayeyle davranan gerçek ve tüzel kişiler ya da onlar adına hareket edenler ile tüketiciler arasında akdedilen tüm hukuki işlem ve sözleşmeleri kapsar. Bu doğrultuda vekâlet, sigorta, bankacılık, taşıma, simsarlık ve eser türündeki sözleşme ilişkileri de tüketici işlemi sayılır.
Bir hukuki ilişkinin tüketici işlemi sayılabilmesi için taraflardan birinin ticari amacı olmaksızın tüketim amacıyla hareket eden tüketici olması gerekir. Tüketici, herhangi bir ticari amaç taşımayan bireysel kullanıcıdır. Temeldeki hukuki ilişkinin tüketici işlemi niteliğinde olması durumunda, tüketici tarafından verilen senetler de tüketici senedi vasfını taşır.
Nama Yazılı Düzenleme ve Taksit Şartı
Tüketici senetlerinin temel şartı, yalnızca nama yazılı olarak düzenlenebilmeleridir. Bunun yanında tüketicinin satın aldığı mala karşılık verilen senetlerin her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı düzenlenmesi gerekir.
Nama yazılı düzenlenme ve her bir taksit için ayrı ayrı tanzim edilme şartlarını taşımayan senetler, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca tüketici yönünden geçersiz kabul edilir.
Senedin Devri ve Tüketicinin Savunma Hakları
Nama yazılı olarak düzenlenen senetlerin devri ciro işlemiyle değil, yalnızca alacağın temliki hükümleri uyarınca gerçekleştirilir. Bu devir yönteminin bir sonucu olarak borçlu, asıl sözleşme ilişkisine dayanan her türlü defi ve itirazını senedi devralıp elinde tutan kişiye karşı ileri sürebilir.
Senedin nama yazılı düzenlendiği durumlarda tüketici, senedi sonradan elinde bulunduran kişiye karşı senet bedelini ilk alacaklıya ödediğini belirterek borçlu olmadığını ispatlayabilir. Nama yazılı olmayan diğer senet türlerinde bu ödeme savunması devralana karşı ileri sürülemez.
Senet karşılığında satın alınan malın ayıplı çıkması durumunda tüketici, malın ayıplı olduğunu ileri sürerek senedi devralan kişiye karşı ödeme yapmaktan kaçınabilir.
Senet Aslı Geri Verilmediğinde Menfi Tespit Davası
Borcun ifa edilmesine rağmen senet aslı iade edilmediğinde, senedi elinde bulunduran muhataba karşı menfi tespit davası açılması gerekir. Davacı taraf, yakın bir icra tehdidi altında olduğunu ispatlayarak davalıya borcunun bulunmadığının mahkemece tespit edilmesini ister.
Görevli ve Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi
Bedeli ödenen tüketici senedine ilişkin menfi tespit davasında görev konusunda iki farklı yaklaşım mevcuttur. İlk yaklaşıma göre kambiyo senetlerinin Türk Ticaret Kanunu bünyesinde yer alması nedeniyle dava mutlak ticari dava sayılarak ticaret mahkemesinde görülmelidir. Diğer yaklaşıma göre ise temel ilişkinin tüketici işlemi olması sebebiyle görevli yargı yeri tüketici mahkemesidir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava kabul edilir; ancak ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin davalar bu durumun istisnasıdır. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ticari davalarda deliller ile bunların sunulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 4Kaynağı aç
Yetkili mahkeme, davalının yerleşim yeri mahkemesi ile icra takibi yapılmışsa icra takibinin yapıldığı yer mahkemesidir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 22. maddesinin birinci fıkrasına göre, yetkili mahkemenin davaya bakmasına engel bulunması veya iki mahkeme arasında yargı çevresi sınırlarının belirlenmesinde tereddüt doğması halinde merci tayini için ilk derece mahkemeleri bakımından bölge adliye mahkemelerine, bölge adliye mahkemeleri için Yargıtaya başvurulur. Kanunun 22. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, iki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin verdiği kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiğinde yetkili veya görevli mahkeme bölge adliye mahkesi ya da Yargıtay tarafından belirlenir. Kanunun 23. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, Yargıtayca verilen merci tayini kararları ile temyiz incelemesi sonucu kesinleşen kararlar davaya sonradan bakacak mahkemeyi bağlar.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2018/5948, K. 2019/313Kaynağı aç
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 22Kaynağı aç
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin E. 2018/5948, K. 2019/313 sayılı kararında, menfi tespit davasına ilişkin olumsuz görev uyuşmazlığında 2. Asliye Ticaret Mahkemesi yargı yeri olarak belirlenmiştir. Aynı ilamın gerekçesinde görevin asliye hukuk mahkemesine ait olduğuna dair değerlendirmelere de yer verilmiştir. Bir işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi için malın mesleki ve ticari olmayan amaçla edinilmesi aranmakta; karşı tarafın mesleki veya ticari faaliyetle hareket ettiğine dair dosyada delil bulunmadığı takdirde uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kabul edilmemektedir.
Bono Kayıtları ve İspat Usulü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E. 2021/6135, K. 2022/570 sayılı kararında çoğunluk görüşü, bono üzerindeki malen kaydının teslim edilen mal karşılığında verildiğine karine teşkil ettiğini kabul etmiştir. İmzası inkâr edilmeyen ve 6102 sayılı Kanun'daki şekil şartlarını taşıyan bonodan doğan uyuşmazlığın Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince ticaret mahkemesince incelenmesi hukuka uygun bulunmuştur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/6135, K. 2022/570Kaynağı aç
Aynı kararda, açığa imza atılan bononun bedel hanesinin sözleşmeye aykırı doldurulduğu iddiasının senetle ispatlanması gerektiği ve 6100 sayılı Kanun'un 201. maddesi uyarınca bu iddiaya karşı tanık dinlenemeyeceği sonucuna varılmıştır. Kanun yararına bozma talebi aynı daire tarafından reddedilmiştir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 201Kaynağı aç
Bedeli ödenen tüketici senedi geri verilmezse ne yapılmalıdır?
Senedi elinde bulunduran kişiye karşı menfi tespit davası açılarak borçlu olunmadığının tespiti istenebilir. Bu yola başvuran borçlu, yakın bir icra tehdidi altında bulunduğunu ispatlamalıdır.
Nama yazılı düzenlenmeyen tüketici senedinin hükmü nedir?
Nama yazılı düzenlenmeyen ve her taksit için ayrı tanzim edilme şartını karşılamayan senetler, tüketici yönünden geçersiz sayılır.
Nama yazılı senedi devralan üçüncü kişiye ödeme savunması yapılabilir mi?
Nama yazılı tüketici senedi alacağın temlikiyle devredildiğinden, tüketici bedeli ilk alacaklıya ödediğini senedi elinde tutan yeni hak sahibine karşı ileri sürerek borçsuzluğunu ispatlayabilir.
Ayıplı mal tesliminde tüketici senedi devralana karşı ödemeden kaçınabilir mi?
Senet karşılığında satın alınan malın ayıplı çıkması halinde tüketici, ayıbı ileri sürerek senedi devralan yeni hamile karşı ödeme yapmaktan kaçınabilir.
Tüketici senedine karşı menfi tespit davasında hangi mahkeme görevlidir?
Uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliği taşıdığı gerekçesiyle ticaret mahkemesini görevli gören yaklaşımın yanında, temeldeki ilişkinin tüketici işlemi olması sebebiyle tüketici mahkemesini görevli kabul eden yaklaşım da bulunmaktadır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

