Belirli bir mal veya hizmet piyasasında rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacı taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu nitelikteki karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır. Bir veya birden fazla teşebbüsün ülke bütününde ya da bir bölümünde hâkim durumunu tek başına veya başkalarıyla anlaşarak ya da birlikte davranarak kötüye kullanması da yasaktır. Tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye konulan ve dürüstlük kuralına aykırı biçimde tüketici aleyhine dengesizlik doğuran şart kesin olarak hükümsüzdür.
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 4Kaynağı aç
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 6Kaynağı aç
6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 5Kaynağı aç
Rekabeti sınırlayan anlaşma ve birlik kararları
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi yasağı, doğrudan veya dolaylı sonuca bağlar. Yasak, teşebbüsler arasındaki anlaşmaları, uyumlu eylemleri ve teşebbüs birliklerinin aynı nitelikteki karar ve eylemlerini kapsar. Fiilin rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıması yeterlidir; bu amaç olmasa bile etkinin doğması ya da doğabilecek nitelikte olması da yasağın kapsamındadır.
Madde, yasak hâlleri özellikle sayar. Bunların başında mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet ve kâr gibi unsurların ve her türlü alım ya da satım şartının tespit edilmesi gelir. Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ve kontrolü de yasaktır. Mal veya hizmetin arz ya da talep miktarının kontrol edilmesi veya bunların piyasa dışında belirlenmesi aynı çerçevededir.
Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması veya kısıtlanması yasak örnekleri arasındadır. Boykot ya da başka davranışlarla piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin dışarı çıkarılması ve piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi de bu kapsamdadır. Münhasır bayilik hariç olmak üzere, eşit hak, yükümlülük ve edimler için eşit durumdaki kişilere farklı şart uygulanması yasaktır. Metindeki istisna yalnız bu münhasır bayilik kaydına bağlıdır.
Anlaşmanın niteliğine veya ticari teamüllere aykırı bağlama da yasaklanmıştır. Bir mal veya hizmetin, başka bir mal ya da hizmetin satın alınması şartına bağlanması; aracı durumundaki alıcının istediği mal veya hizmetin, başka bir malın veya hizmetin teşhir edilmesi şartına bağlanması ve yeniden arza ilişkin şartlar ileri sürülmesi bu bentte yer alır.
Uyumlu eylem karinesi
Anlaşmanın varlığı ispatlanamadığında fiyat değişmeleri, arz ve talep dengesi veya teşebbüslerin faaliyet bölgeleri, rekabetin engellendiği, bozulduğu ya da kısıtlandığı piyasalardakine benziyorsa uyumlu eylem karinesi doğar. Karine, anlaşmanın ispat edilememesi şartına bağlıdır.
Ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla her taraf, uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Kurtulma hem bu ispatı hem de dayanılan gerekçenin ekonomik ve rasyonel gerçeklere uygun olmasını gerektirir.
Hâkim durumun kötüye kullanılması
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi, bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim durumunu tek başına, başkalarıyla yaptığı anlaşmalarla veya birlikte davranışlarla kötüye kullanmasını hukuka aykırı ve yasak sayar. Kötüye kullanma hâlleri özellikle diye sayılmıştır; liste bu nedenle örnekleyicidir.
Başka bir teşebbüsün piyasaya adım atmasının doğrudan ya da dolaylı engellenmesi veya rakiplerin ticari etkinliklerinin zorlaştırılması bu örnekler arasındadır. Benzer konumda bulunan alıcılara hak, borç veya edimler bakımından farklı koşullar dayatılarak ayrımcılık yapılması da kötüye kullanma hâlleri arasında gösterilmiştir.
Bir mal veya hizmetin başka mal veya hizmetin alınması, teşhiri ya da belirli bir fiyatın altında yeniden satılmaması şartına bağlanması kötüye kullanma örnekleri arasındadır. Bir piyasadaki hâkimiyetin finansal, teknolojik ve ticari avantajlarıyla başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler ile tüketicinin zararına üretimin, pazarlamanın veya teknik gelişmenin kısıtlanması da aynı şekilde sayılmıştır.
Birleşme ve devralmada yasak
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 7. maddesine göre, bir ya da birden fazla teşebbüsün başta hâkim durum yaratılması veya mevcut bir hâkim durumun güçlendirilmesi olmak üzere ülkenin tamamında veya bir bölümünde etkin rekabeti önemli ölçüde azaltacak biçimde birleşmesi hukuka aykırı ve yasaktır. Benzer şekilde bir teşebbüsün veya kişinin, başka bir teşebbüsün mal varlığını, ortaklık paylarını ya da yönetimde hak sahibi kılan araçlarını devralması da kural olarak yasaklanmış; miras yoluyla iktisap bu yasağın dışında tutulmuştur.
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 7Kaynağı aç
Hangi tür birleşme ve devralmaların hukuki geçerlilik kazanması için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul, çıkaracağı tebliğlerle ilan eder. İzne bağlanan işlemlerin türü ve bildirimi gerektiren sınırlar bu hükümde tek tek gösterilmemiştir.
Rekabet ihlalinde teşebbüslere yıllık gayrisafi gelirlerinin yüzde 10’una kadar, yönetici ve çalışanlara yüzde 5’e kadar idari para cezası verilebilmektedir. Birden fazla ihlalde artırım esasları uygulanabilmektedir. Üst sınıra kadar ceza verilebilmesi, her ihlalde bu oranda ceza verilmesini zorunlu kılmaz.
Dürüst rekabetin bozulması
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabete ilişkin kısmının amacı, bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı davranışlar ile dürüstlük kuralına başka biçimlerde aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 54Kaynağı aç
Kanunun 55. maddesinde sayılan hâller, haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır. Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar, satış yöntemleri ve diğer hukuka aykırı davranışlar bu kapsamda özellikle düzenlenmiştir. Başlıca denmesi, listenin sınırlı bir sayım olarak anlaşılmamasını gerektirir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 55Kaynağı aç
Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini ya da ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek haksız rekabet hâlidir. Kişinin kendisi, işletmesi, işaretleri, malları, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyaları veya iş ilişkileri hakkında gerçek dışı ya da yanıltıcı açıklama yapması ve aynı yollarla üçüncü kişiyi öne geçirmesi de böyledir. Alınmamış paye, diploma veya ödüle sahipmiş gibi davranmak ve doğru olmayan meslek adı veya sembolü kullanmak aynı niteliktedir.
Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleriyle karıştırılmaya yol açan önlemler almak yasaklanan hâllerdendir. Kendisini, mallarını, faaliyetlerini veya fiyatlarını gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibi gereksiz kötüleyici veya onun tanınmışlığından yararlanacak biçimde başkalarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yolla öne geçirmek de bu kapsamdadır.
Seçilmiş bazı malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerin birden çok kez tedarik fiyatının altında sunulması, bunun reklamda özellikle vurgulanması ve müşterinin yetenek konusunda yanıltılması haksız rekabet sayılmıştır. Satış fiyatı, aynı çeşit mal, iş ürünü veya faaliyetin benzer hacimdeki alımında uygulanan tedarik fiyatının altındaysa yanıltma karine olarak kabul edilir. Davalı gerçek tedarik fiyatını ispatlarsa değerlendirme bu fiyata göre yapılır.
Müşteriyi ek edimlerle sunumun gerçek değeri hakkında yanıltmak ve özellikle saldırgan satış yöntemleriyle karar verme özgürlüğünü sınırlamak haksız rekabet hâllerindendir. Malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerin özellik, miktar, kullanım amacı, yarar veya tehlikelerini gizleyerek müşteriyi yanıltmak da sayılmıştır.
Taksitle satım veya benzer işlemlere ilişkin kamuya ilanlarda unvanın, peşin veya toplam satış fiyatının ya da ek maliyetin Türk lirası ve yıllık oranlarla açıkça belirtilmemesi haksız rekabettir. Tüketici kredilerine ilişkin ilanlarda unvanın belirtilmemesi veya net tutar, toplam gider ve efektif yıllık faize ilişkin açık beyanda bulunulmaması da aynı kapsamdadır.
Taksitle satım veya tüketici kredisi sunan ya da akdeden işletmenin, sözleşme konusu, fiyat, ödeme şartları, süre, cayma veya fesih hakkı ya da kalan borcu vadeden önce ödeme hakkına ilişkin eksik veya yanlış bilgiler içeren sözleşme formülü kullanması haksız rekabet hâlidir.
Müşterileri, kendisiyle sözleşme yapabilmek için başkalarıyla yaptıkları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek yasaklanan davranışlardandır. Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve yardımcı kişilerine, işlerini ifa ederken yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek haksız yararlar sağlayarak veya önererek çıkar sağlamaya çalışmak da böyledir. İşçileri, vekilleri veya yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını açıklamaya ya da ele geçirmeye yöneltmek aynı niteliktedir.
Taksitle satış, peşin satış veya tüketici kredisi sözleşmesi yapmış kişiyi, kendisiyle bu tür sözleşme yapabilmek için caymaya yöneltmek haksız rekabettir. Peşin satış sözleşmesi yapmış alıcı bakımından yöneltme, sözleşmenin feshine ilişkindir.
Emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi iş ürününden yetkisiz yararlanmak haksız rekabet hâlidir. Üçüncü kişiye ait böyle bir ürünün yetkisiz tevdi edildiğinin veya sağlandığının bilinmesi gerektiği hâlde bundan yararlanmak ve uygun katkı olmaksızın başkasının pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp kullanmak da sayılmıştır.
Gizlice ve izinsiz ele geçirilen veya hukuka aykırı biçimde öğrenilen bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren ya da başkalarına bildiren kişi dürüstlüğe aykırı davranmış olur. Kanun veya sözleşmeyle rakiplere de yüklenmiş olan ya da meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymamak da dürüstlüğe aykırı sayılmıştır.
Önceden yazılmış genel işlem şartlarını yanıltıcı biçimde karşı taraf aleyhine kullananlar da dürüstlüğe aykırı davranmış olur. Bu sonuç, şartların doğrudan veya yorum yoluyla uygulanacak kanuni düzenlemeden önemli ölçüde ayrılması ya da sözleşmenin niteliğine önemli ölçüde aykırı hak ve borç dağılımı öngörmesi hâline bağlanmıştır.
Somut olayda rekabet hukuku ile haksız rekabet rejimi birlikte uygulanabilir. Aldatıcı fiyatlandırma, Türk Ticaret Kanunu’nun 55. maddesi yanında tüketici veya rekabet hukuku bakımından da ihlal doğurabilir. Birlikte uygulama her olayda zorunlu değildir.
Haksız rekabette istenebilecek sonuçlar
Haksız rekabet nedeniyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören ya da böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek kişi birkaç talepte bulunabilir. Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin menini ve bunun sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını isteyebilir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 56Kaynağı aç
Haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla gerçekleştirilmişse bu beyanların düzeltilmesi talep edilebilir. Tecavüzün önlenmesi bakımından kaçınılmaz olduğu takdirde, haksız rekabetin yürütülmesinde etkili olan araç ve malların imhası da istenebilir. Kusurun bulunması hâlinde uğranılan zararın tazmini; kişilik hakkının zedelenmesi durumunda ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi uyarınca manevi tazminat talep edilebilir. Hâkim, manevi tazminat yerine veya buna ek olarak saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 58Kaynağı aç
Hâkim, davacı lehine ve kusura bağlı tazminat hükmü uyarınca, davalının haksız rekabet sonucunda elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. Bu yetki, her olayda böyle bir karşılığa hükmedilmesini zorunlu kılmaz.
Ekonomik çıkarları zarar gören veya tehlikeyle karşılaşabilecek müşteriler birinci fıkradaki davaları açabilir. Ancak araçların ve malların imhasını isteyemezler.
Ticaret ve sanayi odaları, esnaf odaları, borsalar, tüzüklerine göre üyelerinin ekonomik menfaatlerini korumaya yetkili diğer meslekî ve ekonomik birlikler, tüketicilerin ekonomik menfaatlerini koruyan sivil toplum kuruluşları ve kamusal nitelikteki kurumlar tespit, men ve maddi durumun ortadan kaldırılmasına ilişkin davaları açabilir. Men veya maddi durumun ortadan kaldırılması için bir kimse aleyhine verilen hüküm, haksız rekabete konu malları doğrudan veya dolaylı olarak ondan ticari amaçla elde etmiş kişiler hakkında da icra olunur.
Genel işlem koşullarının sözleşmeye etkisi
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 20. maddesine göre genel işlem koşulu, düzenleyenin ileride çok sayıda benzer sözleşmede kullanmak amacıyla önceden ve tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükmüdür. Metindeki yeri, kapsamı, yazı türü ve şekli bu nitelendirmeyi belirlemez. Aynı amaçla düzenlenen sözleşmelerin metinlerinin özdeş olmaması da hükmün genel işlem koşulu sayılmasına engel değildir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 20Kaynağı aç
Genel işlem koşullarına ilişkin hükümler, sundukları hizmetleri kanun veya yetkili makamların izniyle yürüten kişi ve kuruluşların hazırladığı sözleşmelere de niteliklerine bakılmaksızın uygulanır.
Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi üç şarta bağlıdır. Düzenleyen, sözleşme yapılırken bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi vermeli, içeriklerini öğrenme imkânı sağlamalı ve karşı taraf da koşulları kabul etmelidir. Aksi hâlde genel işlem koşulları yazılmamış sayılır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 21Kaynağı aç
Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır. Bu sonuç, menfaate aykırı koşulun bilgilendirme ve kabul şartından ayrıdır.
Tüketici sözleşmesinde haksız şart
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un amacı, kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici ve çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri düzenlemektir. Amaç ayrıca tüketicinin aydınlatılıp bilinçlendirilmesini, kendini koruyucu girişimlerinin özendirilmesini ve bu politikalarda gönüllü örgütlenmelerin teşvik edilmesini kapsar.
6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 1Kaynağı aç
Kanunun 5. maddesinde haksız şart, tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve tarafların hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizlik doğuran sözleşme şartıdır. Tanım, tüketiciyle kurulan sözleşmeler bağlamındadır.
Tüketiciyle akdedilen sözleşmelerdeki haksız şartlar kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin bu şartlar dışındaki hükümleri geçerliliğini korur. Düzenleyen, kesin olarak hükümsüz sayılan şartlar olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacağını ileri süremez.
Bir şart önceden hazırlanmış ve standart sözleşmede bulunduğu için tüketici içeriğine etki edememişse, tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Düzenleyen, standart bir şartın münferiden müzakere edildiğini iddia ediyorsa bunu ispatlar. Sözleşme bütün olarak standart sözleşme sayılıyorsa, bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması maddenin kalan kısma uygulanmasını engellemez.
Şartlar yazılıysa tüketicinin anlayabileceği açık ve anlaşılır bir dil kullanılmalıdır. Açık ve anlaşılır olmayan veya birden çok anlama gelen hüküm tüketici lehine yorumlanır. Bir şartın haksızlığı; mal veya hizmetin niteliği, kuruluştaki şartlar, sözleşmenin diğer hükümleri veya haksız şartın ilgili olduğu başka sözleşmenin hükümleri dikkate alınarak kuruluş anına göre belirlenir.
Şartlar açık ve anlaşılır bir dille yazılmışsa haksızlığın takdirinde iki denge değerlendirilemez. Bunlar, sözleşmeden doğan asli edim yükümlülükleri arasındaki denge ile mal veya hizmetin piyasa değeri ve sözleşmede belirlenen fiyat arasındaki dengedir. Değerlendirme yasağı bu açık ve anlaşılır dil koşuluna bağlıdır.
Faaliyetlerini kanun veya yetkili makamların verdiği izinle yürüten kişi veya kuruluşların hazırladığı sözleşmelere de niteliklerine bakılmaksızın aynı madde uygulanır. Bakanlık, genel olarak kullanılmak üzere hazırlanmış sözleşmelerdeki haksız şartların metinden çıkarılması veya kullanılmasının önlenmesi için gerekli tedbirleri alır. Hangi tedbirlerin alınacağı hükümde tek tek sayılmamıştır.
Haksız şartların tespit edilmesi ve denetlenmesinin usul ve esasları yönetmelikle belirlenir. Sınırlayıcı olmamak üzere haksız şart kabul edilen sözleşme şartları da yönetmelikle belirlenir.
Ayıp, cayma, reklam ve ticari ileti
Ayıplı mal hâlinde tüketici; sözleşmeden dönme, bedelden indirim, ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değişim haklarından birini seçebilir. Seçimin sınırları, ayıbın türü ve zamanaşımı bu çerçevede ayrıca gösterilmemiştir.
Mesafeli sözleşmelerde cayma hakkı kural olarak 14 gündür. İade ve bedelin iadesine ilişkin süreler de tüketiciyi koruyan unsurlar arasındadır. Dijital içerik ve abonelikler, hızlı tüketim ile kişiselleştirilmiş ürünler gibi istisnalar ayrıca düzenlenmiştir. Bu istisnaların koşulları ve iade sürelerinin gün sayısı ayrıca belirtilmemiştir.
Aldatıcı veya yanıltıcı reklam yasaktır. Karşılaştırmalı reklam, objektif ve doğrulanabilir ölçütlere dayanmalıdır. Tüketicinin ekonomik davranışını bozacak karanlık desen türü arayüzler haksız ticari uygulama sayılabilir. Her arayüz tasarımı bu sonuca bağlanmaz.
Ticari elektronik iletilerde açık rıza veya onay, İleti Yönetim Sistemi üzerinden yönetim, ret hakkı ve kimlik bilgisinin şeffaflığı zorunludur. Bu çerçeve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a bağlanır. İstisnaların koşulları ayrıca gösterilmemiştir.
Ürün güvenliği ve gözetim
7223 sayılı Kanun, ürünlerin güvenli ve teknik düzenlemelere uygun biçimde piyasaya arz edilmesini, piyasa gözetimi ve denetimini ve iktisadi işletmecilerin yükümlülüklerini düzenler. İktisadi işletmeciler imalatçı, ithalatçı ve dağıtıcıyı kapsar. Güvensiz ürünlerde toplatma, geri çağırma, uyarı ve bildirim ile idari para cezaları yaptırım rejiminin parçasıdır. Ceza tutarları ve yükümlülüklerin ayrıntısı bu çerçevede gösterilmemiştir.
Uyumlu eylem karinesi ne zaman doğar?
Anlaşmanın varlığı ispatlanamazsa, fiyat değişmeleri, arz-talep dengesi veya faaliyet bölgelerinin rekabetin bozulduğu piyasalardakine benzemesi uyumlu eylem karinesi oluşturur. Ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanarak uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayan taraf sorumluluktan kurtulabilir.
Hâkim durumun kötüye kullanılması yasak mıdır?
Evet. Teşebbüsün ülke bütününde veya bir bölümünde hâkim durumunu tek başına, anlaşmayla ya da birlikte davranışla kötüye kullanması hukuka aykırı ve yasaktır. Engelleme, ayrım, bağlama, başka piyasada rekabeti bozma ve tüketicinin zararına kısıtlama özellikle sayılan hâllerdendir.
Haksız şart sözleşmenin tamamını geçersiz kılar mı?
Hayır. Tüketici sözleşmesindeki haksız şartlar kesin olarak hükümsüzdür; diğer hükümler geçerliliğini korur. Düzenleyen, bu şartlar olmasaydı sözleşmeyi yapmayacağını ileri süremez.
Haksız şartın müzakere edildiğini kim ispatlar?
Standart şartın münferiden müzakere edildiğini iddia eden düzenleyen bunu ispatlar. Önceden hazırlandığı ve standart sözleşmede bulunduğu için tüketici içeriğine etki edememişse şartın müzakere edilmediği kabul edilir.
Genel işlem koşulu hangi hâlde yazılmamış sayılır?
Karşı tarafın menfaatine aykırı koşul; açık bilgilendirme, içeriği öğrenme imkânı ve kabul olmadan sözleşmeye girmez ve aksi hâlde yazılmamış sayılır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır.
Müşteri haksız rekabette imha isteyebilir mi?
Hayır. Ekonomik çıkarı zarar gören veya tehlikeye düşebilecek müşteri birinci fıkradaki davaları açabilir; ancak araçların ve malların imhasını isteyemez.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

