Rekabetin Korunması ve Tüketici Menfaatinin Sınırı

by Avukat Erdal Ersoy
Rekabetin Korunması ve Tüketici Menfaatinin Sınırı

Belirli bir mal veya hizmet piyasasında rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacı taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu nitelikteki karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır. Bir veya birden fazla teşebbüsün ülke bütününde ya da bir bölümünde hâkim durumunu tek başına veya başkalarıyla anlaşarak ya da birlikte davranarak kötüye kullanması da yasaktır. Tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye konulan ve dürüstlük kuralına aykırı biçimde tüketici aleyhine dengesizlik doğuran şart kesin olarak hükümsüzdür.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 4Kaynağı aç
Madde 4 – Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır. Bu haller, özellikle şunlardır: a) Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tesbit edilmesi, b) Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü, c) Mal veya hizmetin arz ya da talep miktarının kontrolü veya bunların piyasa dışında belirlenmesi, d) Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılması yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi, e) Münhasır bayilik hariç olmak üzere, eşit hak, yükümlülük ve edimler için eşit durumdaki kişilere farklı şartların uygulanması, f) Anlaşmanın niteliği veya ticari teamüllere aykırı olarak, bir mal veya hizmet ile birlikte diğer mal veya hizmetin satın alınmasının zorunlu kılınması veya aracı teşebbüs durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın ya da hizmetin diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da arz edilen bir mal veya hizmetin tekrar arzına ilişkin şartların ileri sürülmesi, Bir anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat değişmelerinin veya arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi, teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder. Ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla taraflardan her biri uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Muafiyet
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 6Kaynağı aç
Madde 6 – Bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanması hukuka aykırı ve yasaktır. Kötüye kullanma halleri özellikle şunlardır: a) Ticari faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı olarak engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler, b) Eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayırımcılık yapılması, c) Bir mal veya hizmetle birlikte, diğer mal veya hizmetin satın alınmasını veya aracı teşebbüsler durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın veya hizmetin, diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da satın alınan bir malın belirli bir fiyatın altında satılmaması gibi tekrar satış halinde alım satım şartlarına ilişkin sınırlamalar getirilmesi, d) Belirli bir piyasadaki hakimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticari avantajlardan yararlanarak başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler, e) Tüketicinin zararına olarak üretimin, pazarlamanın ya da teknik gelişmenin kısıtlanması. Birleşme veya Devralma
6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 5Kaynağı aç
MADDE 5- (1) Haksız şart; tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme şartlarıdır. (2) Tüketiciyle akdedilen sözleşmelerde yer alan haksız şartlar kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin haksız şartlar dışındaki hükümleri geçerliliğini korur. Bu durumda sözleşmeyi düzenleyen, kesin olarak hükümsüz sayılan şartlar olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremez. (3) Bir sözleşme şartı önceden hazırlanmış ve standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşmeyi düzenleyen, bir standart şartın münferiden müzakere edildiğini iddia ediyorsa bunu ispatla yükümlüdür. Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez. (4) Sözleşme şartlarının yazılı olması hâlinde, tüketicinin anlayabileceği açık ve anlaşılır bir dilin kullanılmış olması gerekir. Sözleşmede yer alan bir hükmün açık ve anlaşılır olmaması veya birden çok anlama gelmesi hâlinde; bu hüküm, tüketicinin lehine yorumlanır. (5) Faaliyetlerini, kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi veya kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de niteliklerine bakılmaksızın bu madde hükümleri uygulanır. (6) Bir sözleşme şartının haksızlığı; sözleşme konusu olan mal veya hizmetin niteliği, sözleşmenin kuruluşunda var olan şartlar ve sözleşmenin diğer hükümleri veya haksız şartın ilgili olduğu diğer bir sözleşmenin hükümleri dikkate alınmak suretiyle sözleşmenin kuruluş anına göre belirlenir. (7) Sözleşme şartlarının haksızlığının takdirinde, bu şartlar açık ve anlaşılır bir dille yazılmış olmak koşuluyla, hem sözleşmeden doğan asli edim yükümlülükleri arasındaki hem de mal veya hizmetin piyasa değeri ile sözleşmede belirlenen fiyat arasındaki dengeye ilişkin bir değerlendirme yapılamaz. (8) Bakanlık, genel olarak kullanılmak üzere hazırlanmış sözleşmelerde yer alan haksız şartların, sözleşme metinlerinden çıkarılması veya kullanılmasının önlenmesi için gerekli tedbirleri alır. (9) Haksız şartların tespit edilmesi ve denetlenmesine ilişkin usul ve esaslar ile sınırlayıcı olmamak üzere haksız şart olduğu kabul edilen sözleşme şartları yönetmelikle belirlenir. Satıştan kaçınma

Rekabeti sınırlayan anlaşma ve birlik kararları

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi yasağı, doğrudan veya dolaylı sonuca bağlar. Yasak, teşebbüsler arasındaki anlaşmaları, uyumlu eylemleri ve teşebbüs birliklerinin aynı nitelikteki karar ve eylemlerini kapsar. Fiilin rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıması yeterlidir; bu amaç olmasa bile etkinin doğması ya da doğabilecek nitelikte olması da yasağın kapsamındadır.

Madde, yasak hâlleri özellikle sayar. Bunların başında mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet ve kâr gibi unsurların ve her türlü alım ya da satım şartının tespit edilmesi gelir. Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ve kontrolü de yasaktır. Mal veya hizmetin arz ya da talep miktarının kontrol edilmesi veya bunların piyasa dışında belirlenmesi aynı çerçevededir.

Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması veya kısıtlanması yasak örnekleri arasındadır. Boykot ya da başka davranışlarla piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin dışarı çıkarılması ve piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi de bu kapsamdadır. Münhasır bayilik hariç olmak üzere, eşit hak, yükümlülük ve edimler için eşit durumdaki kişilere farklı şart uygulanması yasaktır. Metindeki istisna yalnız bu münhasır bayilik kaydına bağlıdır.

Anlaşmanın niteliğine veya ticari teamüllere aykırı bağlama da yasaklanmıştır. Bir mal veya hizmetin, başka bir mal ya da hizmetin satın alınması şartına bağlanması; aracı durumundaki alıcının istediği mal veya hizmetin, başka bir malın veya hizmetin teşhir edilmesi şartına bağlanması ve yeniden arza ilişkin şartlar ileri sürülmesi bu bentte yer alır.

Uyumlu eylem karinesi

Anlaşmanın varlığı ispatlanamadığında fiyat değişmeleri, arz ve talep dengesi veya teşebbüslerin faaliyet bölgeleri, rekabetin engellendiği, bozulduğu ya da kısıtlandığı piyasalardakine benziyorsa uyumlu eylem karinesi doğar. Karine, anlaşmanın ispat edilememesi şartına bağlıdır.

Ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla her taraf, uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Kurtulma hem bu ispatı hem de dayanılan gerekçenin ekonomik ve rasyonel gerçeklere uygun olmasını gerektirir.

Hâkim durumun kötüye kullanılması

4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi, bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim durumunu tek başına, başkalarıyla yaptığı anlaşmalarla veya birlikte davranışlarla kötüye kullanmasını hukuka aykırı ve yasak sayar. Kötüye kullanma hâlleri özellikle diye sayılmıştır; liste bu nedenle örnekleyicidir.

Başka bir teşebbüsün piyasaya adım atmasının doğrudan ya da dolaylı engellenmesi veya rakiplerin ticari etkinliklerinin zorlaştırılması bu örnekler arasındadır. Benzer konumda bulunan alıcılara hak, borç veya edimler bakımından farklı koşullar dayatılarak ayrımcılık yapılması da kötüye kullanma hâlleri arasında gösterilmiştir.

Bir mal veya hizmetin başka mal veya hizmetin alınması, teşhiri ya da belirli bir fiyatın altında yeniden satılmaması şartına bağlanması kötüye kullanma örnekleri arasındadır. Bir piyasadaki hâkimiyetin finansal, teknolojik ve ticari avantajlarıyla başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler ile tüketicinin zararına üretimin, pazarlamanın veya teknik gelişmenin kısıtlanması da aynı şekilde sayılmıştır.

Birleşme ve devralmada yasak

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 7. maddesine göre, bir ya da birden fazla teşebbüsün başta hâkim durum yaratılması veya mevcut bir hâkim durumun güçlendirilmesi olmak üzere ülkenin tamamında veya bir bölümünde etkin rekabeti önemli ölçüde azaltacak biçimde birleşmesi hukuka aykırı ve yasaktır. Benzer şekilde bir teşebbüsün veya kişinin, başka bir teşebbüsün mal varlığını, ortaklık paylarını ya da yönetimde hak sahibi kılan araçlarını devralması da kural olarak yasaklanmış; miras yoluyla iktisap bu yasağın dışında tutulmuştur.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – (Değişik birinci fıkra:16/6/2020-7246/2 md.) Bir ya da birden fazla teşebbüsün başta hâkim durum yaratılması ya da mevcut bir hâkim durumun güçlendirilmesi olmak üzere ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralması hukuka aykırı ve yasaktır. Hangi tür birleşme ve devralmaların hukuki geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul, çıkaracağı tebliğlerle ilan eder. İKİNCİ BÖLÜM Kurulun Yetkileri Menfi Tespit

Hangi tür birleşme ve devralmaların hukuki geçerlilik kazanması için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul, çıkaracağı tebliğlerle ilan eder. İzne bağlanan işlemlerin türü ve bildirimi gerektiren sınırlar bu hükümde tek tek gösterilmemiştir.

Rekabet ihlalinde teşebbüslere yıllık gayrisafi gelirlerinin yüzde 10’una kadar, yönetici ve çalışanlara yüzde 5’e kadar idari para cezası verilebilmektedir. Birden fazla ihlalde artırım esasları uygulanabilmektedir. Üst sınıra kadar ceza verilebilmesi, her ihlalde bu oranda ceza verilmesini zorunlu kılmaz.

Dürüst rekabetin bozulması

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabete ilişkin kısmının amacı, bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı davranışlar ile dürüstlük kuralına başka biçimlerde aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 54Kaynağı aç
MADDE 54- (1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. II – Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar

Kanunun 55. maddesinde sayılan hâller, haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır. Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar, satış yöntemleri ve diğer hukuka aykırı davranışlar bu kapsamda özellikle düzenlenmiştir. Başlıca denmesi, listenin sınırlı bir sayım olarak anlaşılmamasını gerektirir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 55Kaynağı aç
MADDE 55- (1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle; 1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek, 2. Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek, 3. Paye, diploma veya ödül almadığı hâlde bunlara sahipmişçesine hareket ederek müstesna yeteneğe malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak veya buna elverişli doğru olmayan meslek adları ve sembolleri kullanmak, 4. Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak, 5. Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek, 6. Seçilmiş bazı malları, iş ürünlerini veya faaliyetleri birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunmak, bu sunumları reklamlarında özellikle vurgulamak ve bu şekilde müşterilerini, kendisinin veya rakiplerinin yeteneği hakkında yanıltmak; şu kadar ki, satış fiyatının, aynı çeşit malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerinin benzer hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının altında olması hâlinde yanıltmanın varlığı karine olarak kabul olunur; davalı, gerçek tedarik fiyatını ispatladığı takdirde bu fiyat değerlendirmeye esas olur, 7. Müşteriyi ek edimlerle sunumun gerçek değeri hakkında yanıltmak, 8. Müşterinin karar verme özgürlüğünü özellikle saldırgan satış yöntemleri ile sınırlamak, 9. Malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerin özelliklerini, miktarını, kullanım amaçlarını, yararlarını veya tehlikelerini gizlemek ve bu şekilde müşteriyi yanıltmak, 10. Taksitle satım sözleşmelerine veya buna benzer hukuki işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek, peşin veya toplam satış fiyatını veya taksitle satımdan kaynaklanan ek maliyeti Türk Lirası ve yıllık oranlar üzerinden belirtmemek, 11. Tüketici kredilerine ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek veya kredilerin net tutarlarına, toplam giderlerine, efektif yıllık faizlerine ilişkin açık beyanlarda bulunmamak, 12. İşletmesine ilişkin faaliyetleri çerçevesinde, taksitle satım veya tüketici kredisi sözleşmeleri sunan veya akdeden ve bu bağlamda sözleşmenin konusu, fiyatı, ödeme şartları, sözleşme süresi, müşterinin cayma veya fesih hakkına veya kalan borcu vadeden önce ödeme hakkına ilişkin eksik veya yanlış bilgiler içeren sözleşme formülleri kullanmak. b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; özellikle; 1. Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek, 2. Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, haketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak, 3. İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek, 4. Onunla kendisinin bu tür bir sözleşme yapabilmesi için, taksitle satış, peşin satış veya tüketici kredisi sözleşmesi yapmış olan alıcının veya kredi alan kişinin, bu sözleşmeden caymasına veya peşin satış sözleşmesi yapmış olan alıcının bu sözleşmeyi feshetmesine yöneltmek. c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma; özellikle; 1. Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak, 2. Üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde, yararlanmak, 3. Kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak. d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur. e) İş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur. f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak. Özellikle yanıltıcı bir şekilde diğer taraf aleyhine; 1. Doğrudan veya yorum yoluyla uygulanacak kanuni düzenlemeden önemli ölçüde ayrılan, veya 2. Sözleşmenin niteliğine önemli ölçüde aykırı haklar ve borçlar dağılımını öngören, önceden yazılmış genel işlem şartlarını kullananlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur. B) Hukuki sorumluluk I – Çeşitli davalar

Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini ya da ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek haksız rekabet hâlidir. Kişinin kendisi, işletmesi, işaretleri, malları, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyaları veya iş ilişkileri hakkında gerçek dışı ya da yanıltıcı açıklama yapması ve aynı yollarla üçüncü kişiyi öne geçirmesi de böyledir. Alınmamış paye, diploma veya ödüle sahipmiş gibi davranmak ve doğru olmayan meslek adı veya sembolü kullanmak aynı niteliktedir.

Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleriyle karıştırılmaya yol açan önlemler almak yasaklanan hâllerdendir. Kendisini, mallarını, faaliyetlerini veya fiyatlarını gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibi gereksiz kötüleyici veya onun tanınmışlığından yararlanacak biçimde başkalarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yolla öne geçirmek de bu kapsamdadır.

Seçilmiş bazı malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerin birden çok kez tedarik fiyatının altında sunulması, bunun reklamda özellikle vurgulanması ve müşterinin yetenek konusunda yanıltılması haksız rekabet sayılmıştır. Satış fiyatı, aynı çeşit mal, iş ürünü veya faaliyetin benzer hacimdeki alımında uygulanan tedarik fiyatının altındaysa yanıltma karine olarak kabul edilir. Davalı gerçek tedarik fiyatını ispatlarsa değerlendirme bu fiyata göre yapılır.

Müşteriyi ek edimlerle sunumun gerçek değeri hakkında yanıltmak ve özellikle saldırgan satış yöntemleriyle karar verme özgürlüğünü sınırlamak haksız rekabet hâllerindendir. Malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerin özellik, miktar, kullanım amacı, yarar veya tehlikelerini gizleyerek müşteriyi yanıltmak da sayılmıştır.

Taksitle satım veya benzer işlemlere ilişkin kamuya ilanlarda unvanın, peşin veya toplam satış fiyatının ya da ek maliyetin Türk lirası ve yıllık oranlarla açıkça belirtilmemesi haksız rekabettir. Tüketici kredilerine ilişkin ilanlarda unvanın belirtilmemesi veya net tutar, toplam gider ve efektif yıllık faize ilişkin açık beyanda bulunulmaması da aynı kapsamdadır.

Taksitle satım veya tüketici kredisi sunan ya da akdeden işletmenin, sözleşme konusu, fiyat, ödeme şartları, süre, cayma veya fesih hakkı ya da kalan borcu vadeden önce ödeme hakkına ilişkin eksik veya yanlış bilgiler içeren sözleşme formülü kullanması haksız rekabet hâlidir.

Müşterileri, kendisiyle sözleşme yapabilmek için başkalarıyla yaptıkları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek yasaklanan davranışlardandır. Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve yardımcı kişilerine, işlerini ifa ederken yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek haksız yararlar sağlayarak veya önererek çıkar sağlamaya çalışmak da böyledir. İşçileri, vekilleri veya yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını açıklamaya ya da ele geçirmeye yöneltmek aynı niteliktedir.

Taksitle satış, peşin satış veya tüketici kredisi sözleşmesi yapmış kişiyi, kendisiyle bu tür sözleşme yapabilmek için caymaya yöneltmek haksız rekabettir. Peşin satış sözleşmesi yapmış alıcı bakımından yöneltme, sözleşmenin feshine ilişkindir.

Emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi iş ürününden yetkisiz yararlanmak haksız rekabet hâlidir. Üçüncü kişiye ait böyle bir ürünün yetkisiz tevdi edildiğinin veya sağlandığının bilinmesi gerektiği hâlde bundan yararlanmak ve uygun katkı olmaksızın başkasının pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp kullanmak da sayılmıştır.

Gizlice ve izinsiz ele geçirilen veya hukuka aykırı biçimde öğrenilen bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren ya da başkalarına bildiren kişi dürüstlüğe aykırı davranmış olur. Kanun veya sözleşmeyle rakiplere de yüklenmiş olan ya da meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymamak da dürüstlüğe aykırı sayılmıştır.

Önceden yazılmış genel işlem şartlarını yanıltıcı biçimde karşı taraf aleyhine kullananlar da dürüstlüğe aykırı davranmış olur. Bu sonuç, şartların doğrudan veya yorum yoluyla uygulanacak kanuni düzenlemeden önemli ölçüde ayrılması ya da sözleşmenin niteliğine önemli ölçüde aykırı hak ve borç dağılımı öngörmesi hâline bağlanmıştır.

Somut olayda rekabet hukuku ile haksız rekabet rejimi birlikte uygulanabilir. Aldatıcı fiyatlandırma, Türk Ticaret Kanunu’nun 55. maddesi yanında tüketici veya rekabet hukuku bakımından da ihlal doğurabilir. Birlikte uygulama her olayda zorunlu değildir.

Haksız rekabette istenebilecek sonuçlar

Haksız rekabet nedeniyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören ya da böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek kişi birkaç talepte bulunabilir. Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin menini ve bunun sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını isteyebilir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 56Kaynağı aç
MADDE 56- (1) Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men’ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. (2) Ekonomik çıkarları zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek müşteriler de birinci fıkradaki davaları açabilirler, ancak araçların ve malların imhasını isteyemezler. (3) Ticaret ve sanayi odaları, esnaf odaları, borsalar ve tüzüklerine göre üyelerinin ekonomik menfaatlerini korumaya yetkili bulunan diğer meslekî ve ekonomik birlikler ile tüzüklerine göre tüketicilerin ekonomik menfaatlerini koruyan sivil toplum kuruluşlarıyla kamusal nitelikteki kurumlar da birinci fıkranın (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davaları açabilirler. (4) Bir kimse aleyhine birinci fıkranın (b) ve (c) bentleri gereğince verilmiş olan hüküm, haksız rekabete konu malları, doğrudan veya dolaylı bir şekilde ondan ticari amaçla elde etmiş olan kişiler hakkında da icra olunur. II – Çalıştıranın sorumluluğu

Haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla gerçekleştirilmişse bu beyanların düzeltilmesi talep edilebilir. Tecavüzün önlenmesi bakımından kaçınılmaz olduğu takdirde, haksız rekabetin yürütülmesinde etkili olan araç ve malların imhası da istenebilir. Kusurun bulunması hâlinde uğranılan zararın tazmini; kişilik hakkının zedelenmesi durumunda ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi uyarınca manevi tazminat talep edilebilir. Hâkim, manevi tazminat yerine veya buna ek olarak saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 58Kaynağı aç
MADDE 58- Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. 4. Ayırt etme gücünün geçici kaybı

Hâkim, davacı lehine ve kusura bağlı tazminat hükmü uyarınca, davalının haksız rekabet sonucunda elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. Bu yetki, her olayda böyle bir karşılığa hükmedilmesini zorunlu kılmaz.

Ekonomik çıkarları zarar gören veya tehlikeyle karşılaşabilecek müşteriler birinci fıkradaki davaları açabilir. Ancak araçların ve malların imhasını isteyemezler.

Ticaret ve sanayi odaları, esnaf odaları, borsalar, tüzüklerine göre üyelerinin ekonomik menfaatlerini korumaya yetkili diğer meslekî ve ekonomik birlikler, tüketicilerin ekonomik menfaatlerini koruyan sivil toplum kuruluşları ve kamusal nitelikteki kurumlar tespit, men ve maddi durumun ortadan kaldırılmasına ilişkin davaları açabilir. Men veya maddi durumun ortadan kaldırılması için bir kimse aleyhine verilen hüküm, haksız rekabete konu malları doğrudan veya dolaylı olarak ondan ticari amaçla elde etmiş kişiler hakkında da icra olunur.

Genel işlem koşullarının sözleşmeye etkisi

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 20. maddesine göre genel işlem koşulu, düzenleyenin ileride çok sayıda benzer sözleşmede kullanmak amacıyla önceden ve tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükmüdür. Metindeki yeri, kapsamı, yazı türü ve şekli bu nitelendirmeyi belirlemez. Aynı amaçla düzenlenen sözleşmelerin metinlerinin özdeş olmaması da hükmün genel işlem koşulu sayılmasına engel değildir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 20Kaynağı aç
MADDE 20- Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Bu koşulların, sözleşme metninde veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı türü ve şekli, nitelendirmede önem taşımaz. Aynı amaçla düzenlenen sözleşmelerin metinlerinin özdeş olmaması, bu sözleşmelerin içerdiği hükümlerin, genel işlem koşulu sayılmasını engellemez. Genel işlem koşulları içeren sözleşmeye veya ayrı bir sözleşmeye konulan bu koşulların her birinin tartışılarak kabul edildiğine ilişkin kayıtlar, tek başına, onları genel işlem koşulu olmaktan çıkarmaz. Genel işlem koşullarıyla ilgili hükümler, sundukları hizmetleri kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi ve kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de, niteliklerine bakılmaksızın uygulanır. II. Kapsamı 1. Yazılmamış sayılma

Genel işlem koşullarına ilişkin hükümler, sundukları hizmetleri kanun veya yetkili makamların izniyle yürüten kişi ve kuruluşların hazırladığı sözleşmelere de niteliklerine bakılmaksızın uygulanır.

Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi üç şarta bağlıdır. Düzenleyen, sözleşme yapılırken bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi vermeli, içeriklerini öğrenme imkânı sağlamalı ve karşı taraf da koşulları kabul etmelidir. Aksi hâlde genel işlem koşulları yazılmamış sayılır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 21Kaynağı aç
MADDE 21- Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır. 2. Yazılmamış sayılmanın sözleşmeye etkisi

Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır. Bu sonuç, menfaate aykırı koşulun bilgilendirme ve kabul şartından ayrıdır.

Tüketici sözleşmesinde haksız şart

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un amacı, kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici ve çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri düzenlemektir. Amaç ayrıca tüketicinin aydınlatılıp bilinçlendirilmesini, kendini koruyucu girişimlerinin özendirilmesini ve bu politikalarda gönüllü örgütlenmelerin teşvik edilmesini kapsar.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 1Kaynağı aç
MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir. Kapsam

Kanunun 5. maddesinde haksız şart, tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve tarafların hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizlik doğuran sözleşme şartıdır. Tanım, tüketiciyle kurulan sözleşmeler bağlamındadır.

Tüketiciyle akdedilen sözleşmelerdeki haksız şartlar kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin bu şartlar dışındaki hükümleri geçerliliğini korur. Düzenleyen, kesin olarak hükümsüz sayılan şartlar olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacağını ileri süremez.

Bir şart önceden hazırlanmış ve standart sözleşmede bulunduğu için tüketici içeriğine etki edememişse, tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Düzenleyen, standart bir şartın münferiden müzakere edildiğini iddia ediyorsa bunu ispatlar. Sözleşme bütün olarak standart sözleşme sayılıyorsa, bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması maddenin kalan kısma uygulanmasını engellemez.

Şartlar yazılıysa tüketicinin anlayabileceği açık ve anlaşılır bir dil kullanılmalıdır. Açık ve anlaşılır olmayan veya birden çok anlama gelen hüküm tüketici lehine yorumlanır. Bir şartın haksızlığı; mal veya hizmetin niteliği, kuruluştaki şartlar, sözleşmenin diğer hükümleri veya haksız şartın ilgili olduğu başka sözleşmenin hükümleri dikkate alınarak kuruluş anına göre belirlenir.

Şartlar açık ve anlaşılır bir dille yazılmışsa haksızlığın takdirinde iki denge değerlendirilemez. Bunlar, sözleşmeden doğan asli edim yükümlülükleri arasındaki denge ile mal veya hizmetin piyasa değeri ve sözleşmede belirlenen fiyat arasındaki dengedir. Değerlendirme yasağı bu açık ve anlaşılır dil koşuluna bağlıdır.

Faaliyetlerini kanun veya yetkili makamların verdiği izinle yürüten kişi veya kuruluşların hazırladığı sözleşmelere de niteliklerine bakılmaksızın aynı madde uygulanır. Bakanlık, genel olarak kullanılmak üzere hazırlanmış sözleşmelerdeki haksız şartların metinden çıkarılması veya kullanılmasının önlenmesi için gerekli tedbirleri alır. Hangi tedbirlerin alınacağı hükümde tek tek sayılmamıştır.

Haksız şartların tespit edilmesi ve denetlenmesinin usul ve esasları yönetmelikle belirlenir. Sınırlayıcı olmamak üzere haksız şart kabul edilen sözleşme şartları da yönetmelikle belirlenir.

Ayıp, cayma, reklam ve ticari ileti

Ayıplı mal hâlinde tüketici; sözleşmeden dönme, bedelden indirim, ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değişim haklarından birini seçebilir. Seçimin sınırları, ayıbın türü ve zamanaşımı bu çerçevede ayrıca gösterilmemiştir.

Mesafeli sözleşmelerde cayma hakkı kural olarak 14 gündür. İade ve bedelin iadesine ilişkin süreler de tüketiciyi koruyan unsurlar arasındadır. Dijital içerik ve abonelikler, hızlı tüketim ile kişiselleştirilmiş ürünler gibi istisnalar ayrıca düzenlenmiştir. Bu istisnaların koşulları ve iade sürelerinin gün sayısı ayrıca belirtilmemiştir.

Aldatıcı veya yanıltıcı reklam yasaktır. Karşılaştırmalı reklam, objektif ve doğrulanabilir ölçütlere dayanmalıdır. Tüketicinin ekonomik davranışını bozacak karanlık desen türü arayüzler haksız ticari uygulama sayılabilir. Her arayüz tasarımı bu sonuca bağlanmaz.

Ticari elektronik iletilerde açık rıza veya onay, İleti Yönetim Sistemi üzerinden yönetim, ret hakkı ve kimlik bilgisinin şeffaflığı zorunludur. Bu çerçeve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a bağlanır. İstisnaların koşulları ayrıca gösterilmemiştir.

Ürün güvenliği ve gözetim

7223 sayılı Kanun, ürünlerin güvenli ve teknik düzenlemelere uygun biçimde piyasaya arz edilmesini, piyasa gözetimi ve denetimini ve iktisadi işletmecilerin yükümlülüklerini düzenler. İktisadi işletmeciler imalatçı, ithalatçı ve dağıtıcıyı kapsar. Güvensiz ürünlerde toplatma, geri çağırma, uyarı ve bildirim ile idari para cezaları yaptırım rejiminin parçasıdır. Ceza tutarları ve yükümlülüklerin ayrıntısı bu çerçevede gösterilmemiştir.

Uyumlu eylem karinesi ne zaman doğar?

Anlaşmanın varlığı ispatlanamazsa, fiyat değişmeleri, arz-talep dengesi veya faaliyet bölgelerinin rekabetin bozulduğu piyasalardakine benzemesi uyumlu eylem karinesi oluşturur. Ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanarak uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayan taraf sorumluluktan kurtulabilir.

Hâkim durumun kötüye kullanılması yasak mıdır?

Evet. Teşebbüsün ülke bütününde veya bir bölümünde hâkim durumunu tek başına, anlaşmayla ya da birlikte davranışla kötüye kullanması hukuka aykırı ve yasaktır. Engelleme, ayrım, bağlama, başka piyasada rekabeti bozma ve tüketicinin zararına kısıtlama özellikle sayılan hâllerdendir.

Haksız şart sözleşmenin tamamını geçersiz kılar mı?

Hayır. Tüketici sözleşmesindeki haksız şartlar kesin olarak hükümsüzdür; diğer hükümler geçerliliğini korur. Düzenleyen, bu şartlar olmasaydı sözleşmeyi yapmayacağını ileri süremez.

Haksız şartın müzakere edildiğini kim ispatlar?

Standart şartın münferiden müzakere edildiğini iddia eden düzenleyen bunu ispatlar. Önceden hazırlandığı ve standart sözleşmede bulunduğu için tüketici içeriğine etki edememişse şartın müzakere edilmediği kabul edilir.

Genel işlem koşulu hangi hâlde yazılmamış sayılır?

Karşı tarafın menfaatine aykırı koşul; açık bilgilendirme, içeriği öğrenme imkânı ve kabul olmadan sözleşmeye girmez ve aksi hâlde yazılmamış sayılır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır.

Müşteri haksız rekabette imha isteyebilir mi?

Hayır. Ekonomik çıkarı zarar gören veya tehlikeye düşebilecek müşteri birinci fıkradaki davaları açabilir; ancak araçların ve malların imhasını isteyemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu