Hakem Heyeti Ret Kararına İtiraz: Tüketici Mahkemesi Yolu

by Avukat Erdal Ersoy
Hakem Heyeti Ret Kararına İtiraz: Tüketici Mahkemesi Yolu

Tüketici hakem heyetinin ret kararına karşı başvurulabilecek yol, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 70. maddesiyle düzenlenmiştir: taraflar, kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içinde tüketici mahkemesine itiraz edebilir. Vakıf üniversitesi ile öğrenci arasındaki uyuşmazlıklarda ise hangi yargı kolunun — adli ya da idari — görevli olduğu, Yargıtay kararlarında uyuşmazlığın somut niteliğine bağlı olarak farklı sonuçlar doğurmuş bir sorudur. Bu durum, itiraz yoluna başvurmadan önce uyuşmazlığın hukuki niteliğinin değerlendirilmesi gerekliliğini ön plana çıkarmaktadır.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 70Kaynağı aç
MADDE 70- (1) (Değişik cümle:24/3/2022-7392/14 md.) Tüketici hakem heyeti kararları tarafları bağlar. (Ek cümle:10/9/2014-6552/140 md.) Tüketici hakem heyetlerince vekâlet ücreti ödenmesine karar verilemez. (2) (Değişik cümle:24/3/2022-7392/14 md.) Tüketici hakem heyeti tarafından tebliği gereken evrakın taraflara veya vekillerine 213 sayılı Kanunun 107/A maddesi hükümlerine göre elektronik ortamda tebliği yapılır, bu kapsamda elektronik ortamda tebligat yapılamadığı durumlarda 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uygulanır. Tüketici hakem heyetinin kararları, İcra ve İflâs Kanununun ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine göre yerine getirilir. (3) Taraflar, tüketici hakem heyetinin kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde tüketici hakem heyetinin veya tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesine itiraz edebilir. İtiraz, tüketici hakem heyeti kararının icrasını durdurmaz. Ancak talep edilmesi şartıyla hâkim, tüketici hakem heyeti kararının icrasını tedbir yoluyla durdurabilir. [17][18] (4) İtiraz olunan kararın, esas yönünden kanuna uygun olup da, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayı itirazın kabul edilmesi gerektiği veya kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılamayı gerektirmediği takdirde tüketici mahkemesi evrak üzerinde, kararı değiştirerek veya düzelterek onama kararı verebilir. Tarafların kimliklerine, ticari unvanlarına ait yanlışlıklarla, yazı, hesap veya diğer açık ifade yanlışlıkları hakkında da bu hüküm uygulanır. Karar, usule ve kanuna uygun olup da gösterilen gerekçe doğru bulunmazsa, gerekçe değiştirilerek veya düzeltilerek onanır. (5) Tüketici hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği karar kesindir. (6) Tüketici hakem heyetlerinin tüketici lehine verdiği kararlara karşı açılan itiraz davalarında, kararın iptali durumunda tüketici aleyhine, avukatlık asgari ücret tarifesine göre nisbi tarife üzerinden vekâlet ücretine hükmedilir. (Ek cümle:24/3/2022-7392/14 md.) Ancak, mevcut olduğu hâlde tüketici hakem heyetine sunulmayan bir bilgi veya belgenin tüketici mahkemesine sunulması nedeniyle kararın iptali hâlinde tüketici aleyhine yargılama giderine ve vekâlet ücretine hükmedilemez. (7) Uyuşmazlıkla ilgili olarak tüketici hakem heyeti tarafından tüketici aleyhine verilen kararlarda tebligat ve bilirkişi ücretleri Bakanlıkça karşılanır. Uyuşmazlığın tüketicinin lehine sonuçlanması durumunda ise, tebligat ve bilirkişi ücretleri 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre karşı taraftan tahsil olunarak bütçeye gelir kaydedilir. Huzur hakkı ve ücreti
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2012/25541, K. 2013/10064Kaynağı aç
13. Hukuk Dairesi         2012/25541 E.  ,  2013/10064 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı Üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Yönetimi ve Denetimi alanında yüksek lisans eğitimini tamamlamasına rağmen adına yüksek lisans belgesi düzenlenerek kendisine verilmesine yönelik talebinin davalı tarafından haksız olarak reddedildiğini ileri sürerek öğretim ücreti olarak alınan 4.800.00.TL ile 5.000.00.TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile 4.800.00.TL maddi, 5.000.00.TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Davaya konu olayda, 2809 sayılı Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu hükümleri uyarınca kamu tüzel kişisi olan ve kamu hizmeti sunan davalı vakıf Üniversitesinin, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı trafından Eğitim Fakültesi olmayan Üniversitelerde Eğitim Yönetimi ve Denetimi dalında yüksek lisans programı düzenlenemeyeceği yönünde karar alınmasına karşın davalı Üniversite tarafından aksi yönde hareket edilerek programa devam edildiği ve davacıdan öğrenim ücretinin tahsil edildiği böylece davalı vakıf Üniversitesi tarafından hizmet kusuru nedeniyle davacıyı zarara uğratması söz konusudur. Buna göre, idari yargının görevli olması nedeniyle yargı yolu yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerekirken mahkemece işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. 2-Bozma nedenine göre diğer temyiz itirazları incelenmemiştir. SONUÇ: Yukarıda () nolu bentde açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentde açıklanan nedenle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 45.55 TL temyiz harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17.4.2013 gününde bozmada oybirliğiyle, gerekçede oyçokluğuyla karar verildi. (muhalif) MUHALEFET ŞERHİ Öğretmen olan davacı, üyesi olduğu dava dışı sendikanın davalı … ile 26.10.2007 tarihinde yaptıkları protokol sonucu yüksek lisans eğitimi almak için davalı ile sözleşme imzalamıştır. Bu akit uyarınca davalıya 4.800-TL ödeyerek asli edimini yerine getirmiş, bir yıl boyunca derslere girip, tezini bitirme aşamasına geldiği sırada program YÖK tarafından eğitim fakültesi olmayan üniversitelerde yüksek lisans programı düzenlenemeyeceği gerekçesiyle iptal edilmiştir. Bu karara rağmen davalı hiçbir sorun yokmuş gibi programı sürdürmüş, davacıya bitirme belgesini de vermemiştir. Davacı, idarenin sözleşmeyi ihlal ettiğini, borca aykırı davrandığını ileri sürerek ödenen 4.800 TL maddi, uğradığı zarar karşılığı olarak 5.000 TL manevi zararın tahsiline karar verilmesi için genel mahkemeye dava açmış oradan tüketici mahkemesine intikal eden davada istem kabul edilmiştir. Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık davanın adli yargı da mı? yoksa idari yargıda mı görüleceği noktasında toplanmaktadır. Davalının 24/08/2010 tarihli cevap dilekçesinde belirttiği gibi davalı idare, akademik konular dışında kalan mali ve idari konularda özel hukuk hükümlerine tabi bir kamu tüzel kişisidir. Davalının tesis ettiği bir idari işlem bulunmadığı gibi davacı bir idari işlemin de iptalini talep etmemektedir. Sözleşmenin feshiyle ödediği parayı ve uğradığı manevi zararı istemektedir. İfanın imkansız hale gelip gelmediği borçlar kanunu hükümleri ve sözleşme ilkeleri göz önüne alınarak çözülmelidir. Aksi düşünce idarenin özel hukuk alanında gerçek ya da tüzel kişilerle yaptığı bütün sözleşmelerden doğan ihtilafların idari yargıda görülmesi sonucunu doğurur ki bunu kabul etmek mümkün değildir. Öyleyse olayda idarenin “hizmet kusuru” tarafların aralarında yaptıkları sözleşmeye aykırılıktan eş deyişle edimin yerine getirilmemesinden doğmaktadır. Davacının isteğini iptali gereken bir idari işlem olarak görüp idare mahkemelerinin görevli olduğunu savunan sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşlerine katılma olanağı bulamadım. Ancak karar şu gerekçeyle bozulmalıdır; somut uyuşmazlıkta davacı mesleki bir gaye ile hareket ederek vakıf statüsündeki davalı üniversite ile özel hukuk hükümlerine tabi bir hizmet alım sözleşmesi imzalamıştır. Tüketici kavramı 4077 sayılı yasanın 3/e bendinde “Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişi” şeklinde tanımlanmıştır. Tüketici işleminin bir tarafında yasada belirtilen amaçla hareket eden “tüketici”, diğer tarafında ise “ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişiler” olarak tarif edilen “satıcı” yer aldığından davacının kariyer eğitimi alması ilişkiyi tüketici işlemi haline sokmaz. Bu yönüyle tüketici sözleşmesi adi ve ticari sözleşmelerden ayrılır. Somut olayda tüketici mevzuatı uygulanamayacağından genel mahkemeler görevlidir. Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması bozmayı gerektirir. Kararın bu gerekçeyle bozulması gerekir düşüncesindeyim.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2015/22133, K. 2016/3717Kaynağı aç
18. Hukuk Dairesi         2015/22133 E.  ,  2016/3717 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Dava dilekçesinde, 6.440,00 TL tutarındaki yaz okulu ücretinin davalıdan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, temyiz incelemesi yapılmak üzere dosya Hukuk İşbölümü İnceleme Kurulu tarafından Dairemize gönderilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı vekili dilekçesinde, davacının davalı üniversitenin … Bölümü'nü %25 burslu kazandığını, öğrenim gördüğü sırada okul ücretlerini tam ve eksiksiz yatırdığı halde, müvekkilinden 2008-2009 Yaz Okulu Öğrenim ücreti olarak 17/07/2009 tarihli ve 409465 numaralı fatura ile 3.500,00-TL; 2009-2010 Yaz Okulu Öğrenim ücreti olarak 24/06/2010 tarihli ve … nolu fatura ile 2.940,00-TL olmak üzere toplam 6.440,00-TL tahsil edildiğini ileri sürerek, yaz okulu ücreti karşılığı haksız ve fazladan tahsil edilen 6.440,00-TL’nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş; mahkemece, idari yargı yerinin görevli olduğu belirtilerek, davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacı, kendisinden haksız olarak alındığını ileri sürdüğü 6.440,00-TL tutarındaki yaz okulu ücretinin istirdatı istemiyle eldeki davayı açmıştır. Uyuşmazlığın, davacı ile davalı vakıf üniversitesi arasındaki eğitim hizmetine ilişkin sözleşmeden kaynaklandığı, davada kamu hukukundan doğan ve idari yargıda görülmesi gereken idari bir işlem veya hizmetin söz konusu olmadığı anlaşıldığından; mahkemece, işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi yerine yanlış değerlendirme ile idari yargı yeri görevli kabul edilerek usulden red kararı verilmesi doğru görülmemiştir Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 03.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/88, K. 2025/1452Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2025/88 E.  ,  2025/1452 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi SAYISI : 2015/327 E., 2017/344 K. DAVA TARİHİ : 17.06.2015 İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalının Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı bünyesinde yürütülen Avrupa Birliği Hukuku II. Öğretim Tezsiz Yüksek Lisans Programına 2009-2010 Eğitim – Öğretim yılı Güz yarı yılına 16.10.2009 tarihinde kayıt yaptırdığını, Selçuk Üniversitesi Lisansüstü Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin 33. maddesi (1) bendi "Bu program toplam otuz altı kredien az olmamak koşuluyla en az on iki ders ile dönem projesinden oluşur. Dersler üç yarıyılda tamamlanır. Ancak öğrenci üst dönemden ders almak suretiyle ders dönemini iki yarıyılda tamamlayabilir. Döneme projesi dersi kredisiz olup geçer (G) veya kalır (K) olarak değerlendirilir." hükmüne göre mezun olabilmek için sadece ders aşamasını bitirmenin yeterli olmadığını, dönem projesinden de başarılı olmasının gerektiğini, davalının projesini azami öğrenim süresinin üç yılı (altı yarıyıl) aşarak 2013-2014 Eğitim-Öğretim yılı güz yarıyılı içinde 31.12.2013 tarihinde teslim ettiğini, Yükseköğretim Kurulu Lisansüstü Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinin 16(b) maddesinin "Tezsiz yüksek lisans programını azimi üç akademik yıl içinde başarı ile tamamlayamayanlar 2547 sayılı kanunun 46. maddesinde belirtilen koşullara göre ilgili döneme ait öğrenci katkı payı ve öğretim ücretlerini ödemek koşulu ile öğrenmlerine devam etmek için kayıt yaptırabilir. Bu durumda ders ve sınavlara katılma, hariç öğrencilere tanınan diğer haklardan yararlandırılmaksızın öğrencilik statüleri devam eder." ve Bakanlar Kurulunun 31 Ağustos 2013 tarihli ve 28751 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2013-2014 eğitim-öğretim yılında yükseköğretim kurumlarına cari hizmet maliyetlerine öğrenci katkısı olarak alınacak katkı payları ve öğrenim ücretlerinin tespitine dair kararın 11/(I) bendi "Hazırlık sınıfı veya yabancı dil geliştirme programı hariç olmak üzere ön lisans, lisans ve lisansüstü düzeydeki yükseköğretim programlarından programı süreli sonunda mezun olmayan öğrencilerden ekli cetvellerde belirtilen tutarlar kadar öğrenci katkı payı ve öğrenim ücreti alınır." maddeleri gereğince davalının fazladan 1.500,00 TL ders ve tez ücreti alındığına yönelik şikayetinin haksız olduğunu, davalının şikayete konu dilekçesini müvekkili idareye vermesi, müvekkil idare tarafından dilekçesine olumsuz cevap verilmesi veya 30 günlük cevap süresi içinde cevap verilmemesi halinde ise Konya İdare Mahkemesinde dava açması gerektiğini, bu yönü ile yetki ve görev itirazında bulunduklarını belirterek Halfeti Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığının kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı, davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davacı Vakıf Üniversitesinin kamu hizmetini yürüttüğü sırada kişilere verdiği zararın tazmini istemiyle açılan davalarda, kamu hizmetinin, yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanmasının gerektiği, bu hususların saptanmasının ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-(b) maddesi kapsamında bulunan tam yargı davasının görülmesi ve çözümünde idari yargı yerlerinin görevli olduğu gerekçesiyle; davacının itirazının kabulüne, Halfeti Kaymakamlığı Tüketici İlçe Hakem Heyeti Başkanlığının 06.05.2015 tarihli ve 110120150000264 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir. IV. KANUN YARARINA TEMYİZ A. Kanun Yararına Temyiz Sebepleri İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik Adalet Bakanlığınca; davanın niteliği itibarıyla eğitim hizmetine ilişkin sözleşmeden kaynaklandığı, kamu hukukundan kaynaklanan ve idari yargıda görülmesi gereken idari bir işlem veya hizmetin söz konusu olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığa özel hukuk hükümlerinin uygulanması gerektiği ve görevli Mahkemenin de Adli Yargı Mahkemeleri olduğu dikkate alınarak, Mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek, kanun yararına temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı Üniversitede eğitim gören davalının kendisinden haksız olarak alındığını ileri sürdüğü katkı payının iadesine dair verilen Tüketici Hakem Heyeti kararının iptali istemine ilişkin olup, kanun yararına temyiz yolunda uyuşmazlık, dava konusu uyuşmazlığın idari yargının görevine girip girmediği noktasında noktasında toplanmaktadır. Bir davanın tam yargı davası olarak nitelendirilebilmesi için, ortada öncelikle bir idari işlem veya eylemin bulunması, ayrıca bu işlem veya eylem sebebiyle kişisel bir hakkın ihlal edilmiş olması gerekir. İdari işlemler, idari makamların kamu gücüne dayanarak, idare işlevine ilişkin olarak yaptıkları, tek yanlı, doğrudan uygulanabilir nitelikte ve ilgililerin hukuki durumlarını etkileyen irade açıklamalarıdır. İdari işlemlere karşı yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka aykırı oldukları iddiasıyla menfaatleri ihlal edilenler tarafından idari yargıda iptal davası açılabileceği gibi; idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan istenerek, bu istemin reddedilmesi üzerine iptal davası açılabilir. İdari yargının konusu, idarenin idare (kamu) hukuku alanındaki faaliyeti ile ilgili davalardır. İdare, bir işlemi, eylemi veya sözleşmeyi yaparken özel hukuk kişilerinin üstünde bir kamu tüzel kişisi olarak hareket etmiş ise, uygulanacak hukuk idare hukukudur. 17/15 sayılı ve 11.2.1959 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıkça belirtildiği üzere, bir kamu kurumunun görevlerinden olan bir işi yapmayı kararlaştırması idari bir karar olduğu gibi, bu kararı yerine getirmek üzere plan ve proje yapıp, o plan ve projeler gereğince iş görmesi, kararın neticesi olan birer idari eylemdir ve idari yargı görevlidir. Kamu hizmeti kavramı ile hiçbir şekilde bağdaştırılamayacak görev gereklerinden ve sınırlarından ilk bakışta ayrılabilen ve nesnel kurallarla belirlenmiş, kamusal çerçevenin dışına çıkan eylem ve işlemler; hizmet sırasında yapılmış olsalar bile, artık kamu hizmeti olarak nitelendirilemezler. Buna bağlı olarak da yukarıda açıklanan yasal hükümler kapsamında değerlendirilemezler. Bunun açık örneği haksız eylemler ve işlemlerdir. Somut davada; davacı Üniversitenin, Bakanlar Kurulunun 31 Ağustos 2013 tarihli ve 28751 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2013-2014 eğitim-öğretim yılında yükseköğretim kurumlarına cari hizmet maliyetlerine öğrenci katkısı olarak alınacak katkı payları ve öğrenim ücretlerinin tespitine dair kararın 11/(I) bendinde "Hazırlık sınıfı veya yabancı dil geliştirme programı hariç olmak üzere ön lisans, lisans ve lisansüstü düzeydeki yükseköğretim programlarından programı süreli sonunda mezun olmayan öğrencilerden ekli cetvellerde belirtilen tutarlar kadar öğrenci katkı payı ve öğrenim ücreti alınır." şeklinde yer alan hükmüne dayalı olarak idari işlem niteliğinde katkı payı aldığı, taraflar arasında sözleşmesel özel hukuk ilişkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, Mahkemece, davanın niteliği itibarıyla idari yargıda görülmesi gereken idari bir işlem niteliğinde olduğu gözetilerek verilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan, Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz isteminin reddi gerekmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Adalet Bakanlığının hükmünün kanun yararına bozulması talebinin REDDİNE, Kararın bir örneğinin ve dava dosyasının Adalet Bakanlığına gönderilmesine,10.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Hakem Heyeti Kararlarının Bağlayıcılığı ve İcrası

6502 sayılı Kanun'un 70. maddesinin birinci fıkrası, tüketici hakem heyeti kararlarının tarafları bağladığını açıkça hükme bağlamaktadır. İkinci fıkraya göre bu kararlar, İcra ve İflas Kanunu'nun ilamların yerine getirilmesine ilişkin hükümleri çerçevesinde icra edilir.

İki Haftalık İtiraz Süresi ve Yetkili Mahkeme

Kanunun 70. maddesinin üçüncü fıkrası, itiraz için iki farklı mahkeme seçeneği tanımaktadır: tüketici hakem heyetinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesi ya da tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesi. İtiraz süresi, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftadır. Madde, bu süreyi hak düşürücü süre olarak nitelendirmemekle birlikte itiraz hakkının kullanılabilmesi için tebliğden sonra zamanında başvurulması gerektiği hükmün doğal sonucudur. İtiraz hakkı yalnız ret kararlarına değil, hakem heyetinin tüm kararlarına karşı kullanılabilir.

İtirazın önemli bir sonucu, kararın icrasını kendiliğinden durdurmamasıdır. Kanunun 70. maddesinin üçüncü fıkrası bu konuda açıktır: itiraz üzerine icranın durması için tarafın ayrıca tedbir talebinde bulunması ve hâkimin bu talebi kabul etmesi gerekir. Dolayısıyla itiraz aşamasında icra tehdidini önlemek isteyen tarafın, itiraz başvurusuyla birlikte veya ayrıca icraya tedbir yoluyla durdurma talebini mahkemeye iletmesi gerekmektedir.

Tüketici Mahkemesinin İtiraz İnceleme Yetkisi

6502 sayılı Kanun'un 70. maddesinin dördüncü fıkrasına göre, itiraz olunan karar esas yönünden kanuna uygun olup da kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayı itirazın kabul edilmesi gerektiği veya kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılamayı gerektirmediği takdirde tüketici mahkemesi evrak üzerinde, kararı değiştirerek veya düzelterek onama kararı verebilir.

6502 sayılı Kanun'un 70. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, tüketici hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği karar kesindir.

Tüketici Mahkemelerinin Görev Kapsamı ve Harç Muafiyeti

6502 sayılı Kanun'un 73. maddesinin birinci fıkrası, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerini görevli saymaktadır. Bu mahkemelerde görülecek davalar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Altıncı Kısmı'ndaki usul hükümlerine göre yürütülür; madde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun tamamının değil yalnızca bu kısmının uygulanacağını belirtmektedir.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 73Kaynağı aç
MADDE 73- (1) Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir. (2) Tüketici mahkemeleri nezdinde Bakanlık, tüketiciler ve tüketici örgütleri tarafından açılan davalar 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununda düzenlenen harçlardan muaftır. (3) Tüketici örgütleri üst kuruluşlarınca açılacak davalarda bilirkişi ücreti ve davanın davacı aleyhine sonuçlanması durumunda, hükmedilen vekâlet ücreti Bakanlıkça karşılanır. Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması durumunda, bilirkişi ücreti Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak bütçeye gelir kaydedilir. (4) Tüketici mahkemelerinde görülecek davalar 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Altıncı Kısım hükümlerine göre yürütülür. (5) Tüketici davaları, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde de açılabilir. (6) Tüketici örgütleri, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile Bakanlık; haksız ticari uygulamalar ve ticari reklamlara ilişkin hükümler dışında, genel olarak tüketicileri ilgilendiren ve bu Kanuna aykırı bir durumun doğma tehlikesi olan hâllerde bunun önlenmesine veya durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı alınması veya hukuka aykırı durumun tespiti, önlenmesi veya durdurulması amacıyla tüketici mahkemelerinde dava açabilir. (7) Genel olarak tüketicileri ilgilendiren davalarda davacı, verilen kararların yayımlanmasını talep edebilir. Talebin mahkemece kabul edilmesi hâlinde bu karar, masrafları davalıdan alınmak üzere ülke düzeyinde yayımlanan gazetelerden en az üçünde derhâl ilan edilir. (8) Tüketici mahkemelerince verilen kesinleşmiş kararlar, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden Bakanlığa iletilir. Tüketici hakem heyetleri kararlarına karşı yapılan itiraz sonucu verilen kararlar, kararı veren mahkeme tarafından ilgili tüketici hakem heyetine gönderilir. Dava şartı olarak arabuluculuk

Tüketiciler tarafından tüketici mahkemelerinde açılan davalar, 6502 sayılı Kanun'un 73. maddesinin ikinci fıkrası gereğince 492 sayılı Harçlar Kanunu kapsamındaki harçlardan muaftır. Bu muafiyet, harçlara özgüdür; maddede harç dışındaki yargılama giderleri muafiyet kapsamında ayrıca düzenlenmemiştir.

Hakem Heyetine Başvuru Zorunluluğu ve Parasal Sınır

6502 sayılı Kanun'un 68. maddesi uyarınca, İcra ve İflas Kanunu'ndaki haklar saklı kalmak kaydıyla, değeri otuz bin Türk lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamaz. Maddede belirtilen parasal sınırlar, her takvim yılı başından itibaren geçerli olmak üzere Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 68Kaynağı aç
MADDE 68- (1) (Değişik cümle:24/3/2022-7392/13 md.) Tarafların İcra ve İflas Kanunundaki hakları saklı kalmak kaydıyla; değeri otuz bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamaz. (2) Tüketici hakem heyetleri kendilerine yapılan başvuruları gereğini yapmak üzere kabul etmek zorundadır. (3) Başvurular, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki tüketici hakem heyetine yapılabilir. (Değişik cümle:24/3/2022-7392/13 md.) Tüketici hakem heyetinin bulunmadığı yerlerde ise başvurular o ilçe kaymakamlığına yapılabilir. (Ek cümle:24/3/2022-7392/13 md.) Yapılan bu başvurular, kaymakamlıklarca gereği yapılmak üzere Bakanlıkça belirlenen yetkili tüketici hakem heyetine iletilir. (4) Bu maddede belirtilen parasal sınırlar her takvim yılı başından itibaren geçerli olmak üzere, o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Bu artışların hesabında bin Türk Lirasının küsuru dikkate alınmaz. [16] (5) Bu madde tüketicilerin ilgili mevzuatına göre alternatif uyuşmazlık çözüm mercilerine başvurmasına engel değildir. İnceleme

Başvuru yetkisi bakımından tüketicinin yerleşim yerindeki veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki hakem heyeti yetkilidir. Hakem heyetinin bulunmadığı yerlerde başvuru o ilçe kaymakamlığına yapılabilir; Bakanlıkça belirlenen yetkili heyete iletim bu yolla sağlanır. Hakem heyetleri kendilerine yapılan başvuruları kabul etmek zorundadır.

Vakıf Üniversitesi Uyuşmazlıklarında Yargı Yolu Sorunu

6502 sayılı Kanun'un 3. maddesinde tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak; sağlayıcı ise kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına veya hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmıştır. Hizmet, bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan ya da yapılması taahhüt edilen mal sağlama dışındaki her türlü tüketici işleminin konusudur. Tüketici işlemi ise mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 3Kaynağı aç
MADDE 3- (1) Bu Kanunun uygulanmasında; a) Bakan: Gümrük ve Ticaret Bakanını, b) Bakanlık: Gümrük ve Ticaret Bakanlığını, c) Genel Müdür: Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürünü, ç) Genel Müdürlük: Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğünü, d) Hizmet: Bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan ya da yapılması taahhüt edilen mal sağlama dışındaki her türlü tüketici işleminin konusunu, e) İthalatçı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere mal veya hizmetleri ya da bu malların hammaddelerini yahut ara mallarını ticari veya mesleki amaçlarla ithal ederek satım, kira, finansal kiralama veya benzeri bir yolla piyasaya süren gerçek veya tüzel kişiyi, f) Kalıcı veri saklayıcısı: Tüketicinin gönderdiği veya kendisine gönderilen bilgiyi, bu bilginin amacına uygun olarak makul bir süre incelemesine elverecek şekilde kaydedilmesini ve değiştirilmeden kopyalanmasını sağlayan ve bu bilgiye aynen ulaşılmasına imkân veren kısa mesaj, elektronik posta, internet, disk, CD, DVD, hafıza kartı ve benzeri her türlü araç veya ortamı, g) Konut finansmanı kuruluşu: Konut finansmanı kapsamında doğrudan tüketiciye kredi kullandıran ya da finansal kiralama yapan bankalar ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından konut finansmanı faaliyetinde bulunması uygun görülen finansal kiralama şirketleri ve finansman şirketlerini, ğ) Kredi veren: Mevzuatı gereği tüketicilere kredi vermeye yetkili olan gerçek veya tüzel kişiyi, h) Mal: Alışverişe konu olan; taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri her türlü gayri maddi malları, ı) Sağlayıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, i) Satıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, j) Teknik düzenleme: 29/6/2001 tarihli ve 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanunda yer alan tanımı, k) Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, l) Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, m) Tüketici örgütleri: Tüketicinin korunması amacıyla kurulan dernek, vakıf veya bunların üst kuruluşlarını, n) Üretici: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere tüketiciye sunulmuş olan mal ya da bu malların hammaddelerini yahut ara mallarını üretenler ile mal üzerine markasını, unvanını veya herhangi bir ayırt edici işaretini koyarak kendisini üretici olarak gösteren gerçek veya tüzel kişiyi, ifade eder. İKİNCİ KISIM Genel Esaslar Temel ilkeler

Vakıf üniversitesi ile öğrenci arasındaki uyuşmazlıkların hangi yargı kolunda görüleceği konusunda Yargıtay kararları arasında uyuşmazlığın niteliğine bağlı farklı sonuçlar bulunmaktadır. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, vakıf üniversitesinden alınan yaz okulu ücreti iadesine ilişkin uyuşmazlıkta eğitim hizmeti sözleşmesinden kaynaklanan bir özel hukuk ilişkisinin söz konusu olduğunu ve davada idari yargıda görülmesi gereken idari bir işlem veya hizmetin bulunmadığını saptamış; idari yargıyı görevli kabul eden ilk derece kararını bozmuştur (E. 2015/22133, K. 2016/3717). Buna karşılık Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, farklı bir vakıf üniversitesi uyuşmazlığında hizmet kusuruna dayalı değerlendirmeyle idari yargının görevli olduğuna hükmetmiş ve esasa giren ilk derece kararını bu gerekçeyle bozmuştur (E. 2012/25541, K. 2013/10064). Her iki kararda da bağımsız birer farklı yaklaşım bulunduğundan, bu içtihat çelişkisi tek bir kural olarak kesinleştirilemez.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ise bir devlet üniversitesine ilişkin uyuşmazlıkta Bakanlar Kurulu kararına dayalı katkı payı iadesinin idari nitelikte olduğunu ve taraflar arasında sözleşmesel özel hukuk ilişkisi bulunmadığını tespit ederek, ilk derece kararını usul ve yasaya uygun bulmuştur (E. 2025/88, K. 2025/1452). Bu karar vakıf üniversitesine değil devlet üniversitesine ilişkindir ve katkı payının idari karardan kaynaklandığı özel bir olaya dayanmaktadır; vakıf üniversitesi uyuşmazlıklarına genellenemez.

Bu kararlardan çıkan tablo şudur: vakıf üniversitesi ile öğrenci arasındaki uyuşmazlığın sözleşmeden mi yoksa idari bir işlemden mi kaynaklandığı, olayın somut koşullarına göre farklı yargı yollarını gündeme getirebilmektedir. Sözleşme ilişkisine dayanan ücret iadesi gibi taleplerde adli yargı ve tüketici mahkemesinin görevli kabul edildiği kararlar bulunmakla birlikte, uyuşmazlığın nitelendirilmesi belirleyici olmaktadır. Yargı yolunun yanlış belirlenmesi, davanın esası incelenmeksizin görevsizlik kararıyla sonuçlanmasına yol açabileceğinden başvuru yapılmadan önce uyuşmazlığın hukuki niteliğinin değerlendirilmesi önem taşımaktadır.

Sık Sorulan Sorular

Hakem heyeti ret kararına itiraz için süre ne kadardır?

6502 sayılı Kanun'un 70. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca itiraz süresi, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftadır. Bu süre içinde tüketici hakem heyetinin bulunduğu yerdeki veya tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesine başvurulması gerekir.

İtiraz etmek hakem heyeti kararının icrasını durdurur mu?

Hayır. Kanunun 70. maddesinin üçüncü fıkrası, itirazın kararın icrasını kendiliğinden durdurmayacağını açıkça belirtmektedir. Kararın icrasının durdurulabilmesi için mahkemeye ayrıca tedbir talebinde bulunulması ve hâkimin bu talebi kabul etmesi gerekir.

Tüketici mahkemesinin itiraz kararına karşı temyize gidilebilir mi?

Gidilemez. 6502 sayılı Kanun'un 70. maddesinin beşinci fıkrası, hakem heyeti kararına itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği kararın kesin olduğunu hükme bağlamıştır.

Tüketici mahkemesinde harç ödenmesi gerekir mi?

Tüketiciler tarafından tüketici mahkemelerinde açılan davalar, 6502 sayılı Kanun'un 73. maddesinin ikinci fıkrası gereğince 492 sayılı Harçlar Kanunu kapsamındaki harçlardan muaftır. Bu muafiyet, harçlara özgüdür; maddede harç dışındaki yargılama giderleri muafiyet kapsamında ayrıca düzenlenmemiştir.

Hakem heyetine başvuru zorunlu mudur?

6502 sayılı Kanun'un 68. maddesi, uyuşmazlık değerinin belirlenen parasal sınırın altında kalması durumunda — İcra ve İflas Kanunu'ndaki haklar saklı kalmak kaydıyla — hakem heyetine başvuruyu zorunlu kılmaktadır. Bu sınır maddede otuz bin Türk lirası olarak belirlenmiş olup her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırıldığından uyuşmazlık tarihinde geçerli güncel tutarın denetlenmesi gerekmektedir. Sınırın üzerindeki uyuşmazlıklarda ise hakem heyetine başvuru yapılamaz.

Vakıf üniversitesiyle öğrenim ücretine ilişkin uyuşmazlıkta hangi mahkeme görevlidir?

Görevli yargı kolu uyuşmazlığın somut niteliğine göre farklılık gösterebilmektedir. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, vakıf üniversitesi ile öğrenci arasındaki eğitim hizmeti sözleşmesinden kaynaklanan ücret istirdadı uyuşmazlığında adli yargıyı görevli kabul etmiştir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi ise hizmet kusuru gerekçesiyle idari yargının görevli olduğuna hükmetmiştir. Taraflar arasında sözleşmesel ilişki bulunmayan idari nitelikteki uyuşmazlıklarda da idari yargı görevli sayılmaktadır.

Tüketici mahkemesi itiraz incelemesinde kararı değiştirebilir mi?

Evet. 6502 sayılı Kanun'un 70. maddesinin dördüncü fıkrası bu yetkiyi düzenlemektedir: itiraz olunan karar esas yönünden kanuna uygun olmakla birlikte kanunun olaya uygulanmasında hata yapılmışsa ya da kanuna uymayan husus yeniden yargılamayı gerektirmiyorsa, tüketici mahkemesi evrak üzerinde kararı değiştirerek veya düzelterek onama kararı verebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu