Tüketici Davalarında Zorunlu Arabuluculuk Süreci ve Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Tüketici Davalarında Zorunlu Arabuluculuk Süreci ve Şartları

Dava Şartı Olarak Arabuluculuk Kurumu

Tüketici uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk uygulaması 2020 yılı itibarıyla yürürlüğe girmiştir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 73/A uyarınca, tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu düzenleme ile tüketici ile satıcı veya hizmet sağlayıcı arasındaki uyuşmazlıkların mahkemeye gidilmeden önce arabuluculuk yoluyla çözüme kavuşturulması amaçlanmaktadır. 6502 sayılı Kanun m. 73/1 gereğince tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir ve bu davalar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Altıncı Kısım hükümlerine göre yürütülür. Ayrıca tüketici davaları, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde de açılabilir. Tüketici mahkemelerince verilen kesinleşmiş kararlar ise Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden Bakanlığa iletilir.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 73/AKaynağı aç
MADDE 73/A- (Ek:22/7/2020-7251/59 md.) (1) Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Şu kadar ki, aşağıda belirtilen hususlarda dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz: a) Tüketici hakem heyetinin görevi kapsamında olan uyuşmazlıklar b) Tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar c) 73 üncü maddenin altıncı fıkrasında belirtilen davalar ç) 74 üncü maddede belirtilen davalar d) Tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar (2) 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin onbirinci fıkrası tüketici aleyhine uygulanmaz. (3) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya tarafların anlaşmaları ya da anlaşamamaları hâlinde tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücreti, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Ancak belirtilen hâllerde arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin Birinci Kısmına göre iki saatlik ücret tutarını geçemez. (4) Arabuluculuk faaliyeti sonunda açılan davanın tüketici lehine sonuçlanması hâlinde arabuluculuk ücreti, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak bütçeye gelir kaydedilir. Üretimin veya satışın durdurulması ve malın toplatılması
6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 73Kaynağı aç
MADDE 73- (1) Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir. (2) Tüketici mahkemeleri nezdinde Bakanlık, tüketiciler ve tüketici örgütleri tarafından açılan davalar 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununda düzenlenen harçlardan muaftır. (3) Tüketici örgütleri üst kuruluşlarınca açılacak davalarda bilirkişi ücreti ve davanın davacı aleyhine sonuçlanması durumunda, hükmedilen vekâlet ücreti Bakanlıkça karşılanır. Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması durumunda, bilirkişi ücreti Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak bütçeye gelir kaydedilir. (4) Tüketici mahkemelerinde görülecek davalar 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Altıncı Kısım hükümlerine göre yürütülür. (5) Tüketici davaları, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde de açılabilir. (6) Tüketici örgütleri, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile Bakanlık; haksız ticari uygulamalar ve ticari reklamlara ilişkin hükümler dışında, genel olarak tüketicileri ilgilendiren ve bu Kanuna aykırı bir durumun doğma tehlikesi olan hâllerde bunun önlenmesine veya durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı alınması veya hukuka aykırı durumun tespiti, önlenmesi veya durdurulması amacıyla tüketici mahkemelerinde dava açabilir. (7) Genel olarak tüketicileri ilgilendiren davalarda davacı, verilen kararların yayımlanmasını talep edebilir. Talebin mahkemece kabul edilmesi hâlinde bu karar, masrafları davalıdan alınmak üzere ülke düzeyinde yayımlanan gazetelerden en az üçünde derhâl ilan edilir. (8) Tüketici mahkemelerince verilen kesinleşmiş kararlar, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden Bakanlığa iletilir. Tüketici hakem heyetleri kararlarına karşı yapılan itiraz sonucu verilen kararlar, kararı veren mahkeme tarafından ilgili tüketici hakem heyetine gönderilir. Dava şartı olarak arabuluculuk

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/A(2) uyarınca, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde mahkemece herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. Öte yandan arabuluculuk süreci tamamlanmadan dava açılması durumunda da mahkemece dava reddedilir.

6325 sayılı HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK KANUNU m. 18/AKaynağı aç
MADDE 18/A- (Ek:6/12/2018-7155/23 md.) (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. (3) Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabuluculardan bu madde uyarınca arabuluculuk yapmak isteyenleri, varsa uzmanlık alanlarını da belirterek, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeler ve listeleri ilgili komisyon başkanlıklarına bildirir. Komisyon başkanlıkları, bu listeleri kendi yargı çevrelerindeki arabuluculuk bürolarına, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirecekleri sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne gönderir. (4) Başvuru, uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yer arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır. (5) Arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenir. Ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucu görevlendirilir. (6) Başvuran taraf, kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna verir. Büro, tarafların resmî kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkilidir. İlgili kurum ve kuruluşlar, büro tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür. (7) Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya büro tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder. (Ek cümle:28/3/2023-7445/36 md.) Avukatı bulunsa bile asıl tarafı da bilgilendirir. Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar. (8) Arabulucu, görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yetkiye ilişkin belgeleri sunmak suretiyle arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda arabulucu, dosyayı derhâl ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere büroya teslim eder. Mahkeme, harç alınmaksızın dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda en geç bir hafta içinde yetkili büroyu kesin olarak karara bağlar ve dosyayı büroya iade eder. Mahkeme kararı büro tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca taraflara tebliğ edilir. Yetki itirazının reddi durumunda aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve dokuzuncu fıkrada belirtilen süreler yeni görevlendirme tarihinden başlar. Yetki itirazının kabulü durumunda ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir. Bu takdirde yetkisiz büroya başvurma tarihi yetkili büroya başvurma tarihi olarak kabul edilir. Yetkili büro, beşinci fıkra uyarınca arabulucu görevlendirir. (9) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. (10) Arabulucu; taraflara ulaşılamaması veya taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması ya da tarafların anlaşması yahut tarafların anlaşamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir. (11) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle:7/11/2024-7531/25 md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.[8] (12) Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz. (13) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (14) Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. (15) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. (16) Dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararı verilmesi hâlinde 6100 sayılı Kanunun 397 nci maddesinin birinci fıkrasında, ihtiyati haciz kararı verilmesi hâlinde ise 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dava açma süresi, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar işlemez. (Ek cümle:28/3/2023-7445/36 md.) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından sonra, başvuran taraf aleyhine uyuşmazlık konusuyla ilgili olarak icra takibi yapılması durumunda, başvuran tarafın bu takibe karşı son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde 2004 sayılı Kanunun 72 nci maddesi uyarınca menfi tespit davası açması ve talep etmesi halinde 2004 sayılı Kanunun 72 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uygulanır. (17) Arabuluculuk görüşmeleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülür. (18) Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz. (19) İlgili kanunlarda dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin kabul edilen özel hükümler saklıdır. (20) Bu bölümde hüküm bulunmayan hâllerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu Kanunun diğer hükümleri uygulanır. Bazı uyuşmazlıklarda dava şartı olarak arabuluculuk

Arabuluculuk Başvurusu ve Yetki İtirazı Usulü

6325 sayılı Kanun m. 18/A(4) uyarınca dava şartı arabuluculuk başvurusu, uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yer arabuluculuk bürosuna yapılır. Arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise başvuru bu amaçla görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne gerçekleştirilir. Yapılan başvurunun ardından arabulucu görevlendirmesi yapılır. Görevlendirilen arabulucu, tarafın avukatı bulunsa bile asıl tarafı da görevlendirme ve ilk toplantı daveti konusunda bilgilendirir; bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar.

Yetki itirazı ileri sürüldüğünde arabulucu, evrakı sulh hukuk mahkemesine iletilmesi için derhâl büroya sunar. Mahkeme dosya üzerinden harç almadan inceleme gerçekleştirerek yetkili büroyu en geç bir hafta içinde kesin biçimde belirler ve dosyayı büroya iade eder. Yetki itirazının kabulü hâlinde tebliğden itibaren bir haftalık süre içinde yetkili büroya müracaat edilebilir ve bu durumda yetkisiz büroya yapılan ilk başvuru tarihi geçerliliğini korur.

Başvurunun Sonuçlandırılma Süresi ve Zamanaşımının Durması

6325 sayılı Kanun m. 18/A(9) kapsamında arabulucu, kendisine tevdi edilen başvuruyu görevlendirme gününden başlayarak üç haftada neticelendirir. Zorunluluk bulunan hâllerde bu zaman dilimi arabulucu kararıyla en çok bir hafta daha uzatılabilmektedir.

Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Dava açılmadan önce mahkemeden ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı verilmiş olması durumunda, 6100 sayılı Kanunun 397 nci maddesinin birinci fıkrası ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dava açma süreleri, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın tanzim edildiği tarihe kadar işlemez.

Arabuluculuğun Kapsamı ve Kanuni İstisnalar

Tüketici uyuşmazlıklarında ayıplı mal ve hizmetler, garanti problemleri, tüketici kredisi uyuşmazlıkları, abonelik sözleşmeleri ile ayıplı konut meseleleri arabuluculuğa konu olabilmektedir. Bununla birlikte 6502 sayılı Kanun m. 73/A(1) uyarınca dava şartı arabuluculuk kurallarının işletilmeyeceği istisnalar öngörülmüştür. Buna göre tüketici hakem heyetinin görev alanına giren uyuşmazlıklar ile bu heyet kararlarına yöneltilen itiraz davalarında arabuluculuk dava şartı değildir. Ayrıca tüketici örgütleri, Bakanlık yahut ilgili kamu kurumlarınca haksız ticari uygulamalar ile ticari reklam hükümleri saklı kalmak üzere, genel tüketici kitlesini ilgilendiren tehlikelerin önlenmesi, durdurulması ve hukuka aykırılığın tespiti maksadıyla açılan m. 73/6 kapsamındaki davalar, seri mal ayıplarına ilişkin m. 74 davaları ve tüketici işlemi vasfı taşısa bile taşınmazın aynından kaynaklanan davalar dava şartı arabuluculuk kapsamı dışındadır. Heyet kararlarına vaki itiraz incelemesinde verilen mahkeme hükümleri ise mahkemece doğrudan tüketici hakem heyetine ulaştırılır.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 74Kaynağı aç
MADDE 74- (1) Satışa sunulan bir seri malın ayıplı olduğunun tespiti, üretiminin veya satışının durdurulması, ayıbın ortadan kaldırılması ve satış amacıyla elinde bulunduranlardan toplatılması için Bakanlık, tüketiciler veya tüketici örgütleri dava açabilir. (2) Satışa sunulan seri malın ayıplı olduğunun mahkeme kararı ile tespit edilmesi hâlinde, mahkeme ayıbın niteliğine göre malın satışını geçici olarak durdurma veya ayıbı giderme kararları verebilir. Üretici veya ithalatçı mahkeme kararının tebliğ tarihinden itibaren en geç üç ay içinde malın ayıbını ortadan kaldırmakla yükümlüdür. Malın ayıbının ortadan kalkmasının imkânsız olması hâlinde mal, üretici veya ithalatçı tarafından toplanır veya toplattırılır. Toplatılan mallar taşıdıkları risklere göre kısmen veya tamamen imha edilir veya ettirilir. İmha edilen malla ilgili tüketicinin dava ve tazminat hakları saklıdır. (3) Satışa sunulan bir seri malın, tüketicinin güvenliğini tehlikeye sokan bir ayıp taşıması durumunda Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun hükümleri saklıdır. Denetim

Satışa sunulan bir seri malın ayıplı olduğunun mahkeme kararıyla tespit edilmesi durumunda, mahkemece satışın geçici durdurulmasına veya ayıbın giderilmesine hükmedilebilir. Bu tespit üzerine üretici ya da ithalatçı kararın tebliğinden itibaren azami üç ay içinde ayıbı gidermekle yükümlü tutulmuştur. Ayıbın giderilmesinin imkânsız bulunması halinde mal üretici veya ithalatçı eliyle toplatılır; toplatılan ürünler barındırdıkları tehlikelere göre kısmen yahut tamamen imha edilir veya ettirilir; tüketicinin dava ile tazminat istemleri saklı kalır. Seri malın tüketici güvenliğini tehdit etmesi hâlinde ilgili teknik mevzuat kuralları uygulanır. Ayrıca mevzuatta tahkime ya da başka bir alternatif çözüm zeminine başvurma zorunluluğunun getirilmesi veya geçerli tahkim sözleşmesi bulunması hâlinde de dava şartı arabuluculuk tatbik edilmez.

Gizlilik, Vekille Temsil ve İlk Toplantıya Katılmama Kuralı

Arabuluculuk sürecinde açık yargılama yerine taraflar arasında gizli ve kapalı bir müzakere süreci yürütülür ve görüşmeler gizlilik esasına dayanır. Süreçte avukat tutmak zorunlu olmayıp taraflar sürece bizzat katılabilecekleri gibi dilerlerse vekilleri aracılığıyla da sürece dâhil olabilirler.

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin on birinci fıkrasında düzenlenen ilk toplantıya mazeretsiz katılmamaya bağlanan usuli yaptırım kuralı, 6502 sayılı Kanun m. 73/A(2) gereğince tüketici aleyhine tatbik edilmez.

Sürecin Tamamlanması ve Son Tutanağın Hukuki Niteliği

Tarafların arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlaması halinde tanzim edilen anlaşma belgesi, mahkeme kararı niteliğinde olup bağlayıcıdır ve uygulanması zorunludur; bu şekilde uyuşmazlık mahkemeye taşınmadan çözüme kavuşturulur.

Tarafların arabuluculuk müzakerelerinde uzlaşamaması durumunda ise bu hal tutanakla belgelenir ve süreç sona erer. Anlaşma sağlanamayan durumlarda taraflar bu tutanak ile mahkemeye başvurarak dava açma yoluna gidebilirler.

Tüketici arabuluculuk süreci en fazla ne kadar sürer?

Görevlendirilen arabulucu, başvuru sürecini görevlendirme tarihinden itibaren üç haftalık sürede neticelendirmek durumundadır; zorunlu görülen hâllerde bu zaman sınırı arabulucu tarafından en çok bir hafta daha uzatılarak azami dört haftada tamamlanır.

Arabulucuya başvurulmadan doğrudan tüketici mahkemesinde dava açılırsa ne olur?

6325 sayılı Kanun m. 18/A(2) uyarınca dava şartı arabuluculuğa gidilmeden tüketici mahkemesinde dava ikame edilmesi hâlinde mahkemece hiçbir işlem yapılmaksızın dava, dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddedilir.

Tüketici hakem heyeti kararına karşı dava açarken arabulucuya başvurulmalı mıdır?

Hayır. 6502 sayılı Kanun m. 73/A(1) hükmü uyarınca tüketici hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz davalarında arabuluculuk dava şartı değildir.

İlk arabuluculuk toplantısına katılmayan tüketici aleyhine yargılama gideri verilir mi?

Hayır. 6325 sayılı Kanunun ilk toplantıya mazeretsiz katılmayan taraf aleyhine yaptırım öngören düzenlemesi, 6502 sayılı Kanun m. 73/A(2) gereğince tüketici aleyhine uygulanmaz.

Yetkisiz arabuluculuk bürosuna başvurulmuşsa hak kaybı yaşanır mı?

Yetki itirazının sulh hukuk mahkemesince kabul edilmesi durumunda kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulursa, yetkisiz büroya başvuru tarihi yetkili büroya başvurma tarihi sayılır ve hak kaybı oluşmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu