Türk Ticaret Kanunu Kapsamında Ticari İşletme Devri

by Avukat Erdal Ersoy
Türk Ticaret Kanunu Kapsamında Ticari İşletme Devri

Ticari İşletme Kavramı ve Devir Sözleşmesinin Hukuki Niteliği

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 11 uyarınca ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedefleyen, faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü ekonomik birimdir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki ayrım çizgisi Cumhurbaşkanı kararıyla tayin edilir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 11Kaynağı aç
MADDE 11- (1) Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. (2) Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir.[9] (3) Ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir. B) Tacir I – Gerçek kişiler 1. Genel olarak

Türk Ticaret Kanunu m. 11/3 hükmü uyarınca ticari işletme, bünyesindeki malvarlığı unsurlarının devri için öngörülen zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına lüzum kalmaksızın tek bir devir sözleşmesiyle bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Bu kural uyarınca işletme malvarlığında yer alan taşınmazların tapuda ferağı veya taşınırların zilyetlik devri gibi işlemlerin münferiden gerçekleştirilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır.

Devir Sözleşmesinin Şekli, Tescil ve İlan Şartı

Ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan devir sözleşmeleri ile benzeri sözleşmelerin yazılı şekilde yapılması, ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi kanuni zorunluluktur. Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 133/3 gereğince devir işlemi, devir sözleşmesinin tümünün tescil edilmesiyle hüküm ifade eder; buna göre tescil kurucu, Ticaret Sicili Gazetesinde yapılan ilan ise açıklayıcı nitelik taşır.

Ticaret siciline tescil başvurusunda bulunma yetkisi Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 22/2 doğrultusunda ticari işletme sahibine aittir. Bununla beraber Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 133/4 hükmü uyarınca ticari işletme devir vaadi, belirli bir sürenin geçmesiyle hüküm doğuracak devirler ve şarta bağlanmış devirler ticaret siciline tescil edilemez.

Devredilen işletmenin aktifinde tapu, gemi veya fikrî mülkiyet sicilleri ile benzeri resmi sicillere kayıtlı mal ve haklar yer alıyorsa, bunların devralan adına tescilinin gecikmeksizin yapılması amacıyla ticaret sicil müdürlüğü, ticari işletme devrinin tescili ile eş zamanlı olarak ilgili sicillere derhal bildirimde bulunur.

Devir Sözleşmesinin Kapsamı ve Malvarlığı Unsurları

Aksi kararlaştırılmadıkça işletme devir sözleşmesi duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve işletmeye sürekli şekilde tahsis edilmiş malvarlığı unsurlarını kapsar. Taraflar sözleşmede belirterek bazı unsurları devir dışında tutabilir; ancak Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 133/2(c) uyarınca kapsam dışı bırakılan unsurlar ticari işletmenin bütünlüğünü bozmamalı ve devamlılığına zarar vermemelidir.

6102 sayılı Kanun m. 49/1 uyarınca ticaret unvanı ticari işletmeden ayrı olarak başkasına devredilemez. Bununla birlikte m. 49/2 ve m. 11/3 hükümleri gereğince işletmenin devri kural olarak unvanın da devri sonucunu doğurur ve devralan unvanı aynen kullanma hakkına sahip olur; ancak taraflar sözleşmede aksini kararlaştırarak unvanı devir kapsamı dışında tutabilirler. Devir sözleşmesinde açık bir rekabet yasağı kararlaştırılmamış olsa dahi devredilen işletme değeri sebebiyle devredenin devralanla rekabet etmeme borcu altında olduğu kabul edilmektedir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 49Kaynağı aç
MADDE 49- (1) Ticaret unvanı işletmeden ayrı olarak başkasına devredilemez. (2) Bir işletmenin devri, aksi açıkça kabul edilmiş olmadıkça, unvanın da devri sonucunu doğurur. Devir hâlinde devralan, unvanı aynen kullanma hakkına sahiptir. III – Ticaret unvanının korunması 1. İlke

Rekabet Hukuku İzinleri ve İşletme Kimliğinin Tespiti

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun m. 7/2 ve 2010/4 sayılı Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ kapsamında belirlenen ciro eşiklerini aşan işletme devirlerinde Rekabet Kurulundan izin alınması mecburidir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2017/5490 Esas, 2017/11210 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, işletme devrinin varlığının tespitinde temel ölçüt ekonomik birliğin kimliğinin korunmasıdır. Maddi ve maddi olmayan unsurlar, taşınırlar, marka, müşteri çevresi ve çalışanların devralınarak faaliyetin sürdürülmesi hâlinde işletme devrinin gerçekleştiği kabul edilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2017/8047 Esas, 2018/13207 Karar sayılı kararında da tapuda yapılan taşınmaz satışının ötesinde taşınır malların, işçilerin, marka ve müşteri çevresinin devralınarak faaliyetin aynı şekilde sürdürülmesi durumunda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 202 kapsamında devir ve muvazaa incelemesi yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/5490, K. 2017/11210Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2017/5490 E.  ,  2017/11210 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile izin ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin davalılardan Kışlahan otele ait … Hotel’in mutfak bölümünde 16.11.2005 tarihinden bu yana kısım sorumlusu olarak çalışmakta iken otelin … turizm şirketine devredilmesi üzerine 26.07.2013 tarihinde hiçbir gerekçe gösterilmeksizin ve ihbar önelinde bulunulmaksızın işten çıkarıldığını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı … Otel ve Turizm İşletmeciliği A.Ş. vekili, davacının çalışmış olduğu ve müvekkiline ait otelin diğer davalıya satış suretiyle devredildiğini, 26 günlük yıllık izin karşılığı ücret alacağının davacının hesabına yatırıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı … vekili, davacının ihtilaflı dönemde müvekkili şirkette herhangi bir çalışmasının olmadığını, her iki davalı arasında herhangi bir bağ bulunmadığını, müvekkilinin bağımsız bölümleri Kışlahan otelcilik şirketten satın alarak ticari işletmesinin bir şubesini 01.08.2013 tarihinde faaliyete geçirdiğini, şirket veya işletmenin devrinin söz konusu olmadığını, Kışlahan otelcilik şirketinin halen faal bir firma olduğunu, 26.07.2013-01.08.2013 tarihleri arası 5 günde diğer davalı firmanın çalışmasını askıya aldığını, işyerinin devri için gereken ekonomik birliğin kimliği korunması kriterinin davada oluşmadığı savunarak, davanın reddini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının her ne kadar … Otel ve Turizm İşl. A.Ş nin … A.Ş.’ye devredildiği davacı tarafça iddia edilmişse de, her iki şirket arasında devir ilişkisinin olmadığı, devir ilişkisinin davacı tarafça ispatlanamadığı, kaldı ki davalı …'nin 01.08.2013 tarihinde ticari faaliyetine başlamış olduğu, davacının iş akdinin ise işyerinin kapanması gerekçesiyle 26.07.2013 tarihinde davalı … A.Ş. tarafından feshedildiği, davacının davalı …’de herhangi bir çalışmasının bulunmadığı, dolayısıyla davalı …’nin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, davalı … aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalı … Otel ve Turizm A.Ş. yönünden ise açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: İşyeri devri hususunda taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı İş Kanununun 6 ncı maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlar açısından, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu oldukları aynı yasanın üçüncü fıkrasında belirtilmiş, devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır. Değinilen Yasanın 120 nci maddesi hükmüne göre, 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesi halen yürürlükte olduğundan, işyeri devirlerinde kıdem tazminatına hak kazanma ve hesap yöntemi bakımından belirtilen madde hükmü uygulanmalıdır. Anılan maddeye göre, işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde, işçinin kıdemi işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları, işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. İşyerinin miras yoluyla intikali 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 599 uncu maddesinde düzenlenmiş, sözü edilen madde hükmünde mirasbırakanın ölümü ile mirasçıların bir bütün olarak mirasa hak kazanacakları açıklanmıştır. İşyerinin önceleri gerçek kişi ya da kişilerce işletilmesinin ardından şirketleşmeye gidilmesi durumunda, bu işlem de bir tür işyeri devri sayılmalıdır. Önceki gerçek kişi olan işverenlerin devralan tüzel kişi ortakları olması bu devir ilişkisini ortadan kaldırmamaktadır (Yargıtay 9.HD. 22.7.2008 gün 2007/ 20491 E, 2008/ 21645 K.). Aynı şekilde daha önce tüzel kişi şirket olan işverenin işyerini bir gerçek şahsa devretmesi de mümkündür. Devralanın şirketin hissedarlarından biri olması da sonucu değiştirmeyecektir. Adi ortaklardan bir ya da bazılarının hisselerini devri de sorumlulukların belirlenmesi noktasında işyeri devri olarak işlem görmelidir. İşyeri devrinin temel ölçütü, ekonomik birliğin kimliğinin korunmasıdır. Avrupa Adalet Divanı kararlarına göre, maddî ve maddî olmayan unsurların devredilip devredilmediği ve devir anındaki değeri, işgücünün devri, müşteri çevresinin devri, işyerinde devirden önce ve sonra yürütülen faaliyetlerin benzerlik derecesi, işyerinde faaliyete ara verilmişse bunun süresi, işyeri devrinin kriterleri arasında kabul edilmektedir. Basın İş Kanununa tabi işyerleri bakımından, işyerinin belirleyici unsurlarından olan marka, logo ve yayın imtiyaz hakları gibi maddî olmayan unsurların devri de işyeri devri olarak değerlendirilmelidir (Yargıtay 9. HD., 19.1.2010 gün, 2009/42958 E., 2009/354 K). Maddî ve maddî olmayan unsurların devri söz konusu olmaksızın da işgücünün önem taşıdığı sektörlerde ekonomik birliğin önemli unsurunu olan işçilerin devri de, işyeri devri olarak kabul edilmelidir. Devirden sonra işyerindeki ekonomik birliğin kimliğini koruyup korumadığının saptanabilmesi için, yürütülen faaliyetin devirden sonra yeni işveren tarafından aynı veya özdeş biçimde sürdürülmesi ölçütü yanında, işyerinin taşınmaz ve taşınır malları ile maddî olmayan varlıkların, işyerinde çalışan işçilerin sayı ve uzmanlık bakımından çoğunluğunun, bunun yanı sıra müşteri çevresinin devredilip devredilmediği, devir öncesi ve sonrasındaki faaliyetler arasında benzerlik olup olmadığı, devir sebebiyle işyerinde faaliyet askıya alınmışsa askı süresi gibi koşullar da göz önünde tutulmalıdır. 4857 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinde yazılı olan “hukukî işleme dayalı” ifadesi geniş şekilde değerlendirilmeli, yazılı, sözlü ve hatta zımnî bir anlaşma da yeterli görülmelidir. İşyerine Bankalar Kanunu hükümleri çerçevesinde Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu tarafından el koyulması ise işyeri devri niteliğinde değildir. Bu durumda yönetim hakkına müdahale edilmekte veya bankacılık faaliyetleri askıya alınmaktadır. Yine özelleştirme işlemi sonucu kamuya ait hisselerin devri de işyeri devri olarak değerlendirilemez. Özelleştirmede işyeri aynı tüzel kişilik altında faaliyetini sürdürmekte sadece kamuya ait hisselerin bir kısmı ya da tamamı el değiştirmektedir. Bununla birlikte, tamamı kamuya ait olan bir işyerinin özelleştirme işlemi sonucu başka bir işverene geçmesi işyeri devri niteliğindedir (Yargıtay 9.HD. 8.7.2008 gün ve 2008/25370 E, 2008/ 19682 K.). İşyeri devri fesih niteliğinde olmadığından, devir sebebiyle feshe bağlı hakların istenmesi mümkün olmaz. Aynı şekilde işyeri devri kural olarak işçiye haklı fesih imkânı vermez. İşyerinin devri işverenin yönetim hakkının son aşaması olup, işyeri devri çalışma koşullarında değişiklik anlamına da gelmez. Dairemizin kökleşmiş kararlarına göre işyeri devri işçiye haklı nedenle fesih hakkı tanımaz. İşyeri devrinin çalışma koşullarını ağırlaştıran bir yönü olup olmadığı belirlenmelidir (Yargıtay 9.HD. 27.10.2008 gün 2008/ 29715 E, 2008/28944 K.). Bu açıklamalar ışığında, iş hukukunda işyeri devrinin işçilik alacaklarına etkileri üzerinde ayrıca durulmalıdır. İşyeri devri halinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumludur. 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinde sözü edilen devreden işveren için öngörülen iki yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir. Feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden son işveren sorumlu olup, devreden işverenin bu işçilik alacaklarından herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. İşyerinin devredildiği tarihe kadar doğmuş bulunan ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücretlerinden 4857 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca devreden işveren ile devralan işveren müştereken müteselsilen sorumlu olup, devreden açısından bu süre devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlıdır. Devir tarihinden sonraki çalışmalar sebebiyle doğan sözü edilen işçilik alacakları sebebiyle devreden işverenin sorumluluğunun olmadığı açıktır. Bu bakımdan devirden sonraya ait ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacaklarından devralan işveren tek başına sorumlu olacaktır. Somut uyuşmazlıkta, davacı davalılardan … Otele ait … Hotel’in mutfak bölümünde 16.11.2005 tarihinden bu yana kısım sorumlusu olarak çalışmakta iken, otelin Güncem Turizm Şirketine devredilmesi üzerine 26.07.2013 tarihinde hiçbir gerekçe gösterilmeksizin ve ihbar önelinde bulunulmaksızın işten çıkarıldığını belirterek davalılar arasında iş yeri devri olduğunu iddia etmiştir. Aynı tarihte iş akitleri feshedilen işçilerin benzer şekilde açtığı davalarda 7. Hukuk Dairesi tarafından temyiz incelemesi yapılarak davalılar arasında iş yeri devri olup olmadığı hususunda araştırma yapılmak üzere bozulan 2015/17757, 2015/27148, 2015/35820, 2015/39575 Esas sayılı emsal dosyalarda, davalı tarafın 26.07.2013-01.08.2013 tarihleri arasındaki 5 günlük sürede müvekkiline ait farklı bir şirkette çalışan personelin geçici olarak bu taşınmazın yeniden faaliyete geçirilmesi için çalıştığını beyan ettiği, dinlenen davacı tanıklarının da bu beyanı doğrular şekilde devralan ve devreden şirketin Cumartesi günü ortak toplantı yaptıklarını, çalışanların işine devam edeceğinin söylendiği ancak Pazartesi işten çıkarıldıklarının öğrenildiğini belirtmeleri karşısında, SGK’dan işçilerin çıkış bildirimlerinin hangi tarihte resmi başvuru ile yapıldığının araştırılmadığı, çıkış kodlarının "17 ve 34" olarak gösterilmesi ayrıntılı değerlendirilmediği gibi, … Şirketi’nin 01.08.2013 tarihinde işletmeye başladığını iddia ettiği tarihe kadar geçen sürede faaliyetin devam edip etmediği, konaklama bulunup bulunmadığı, işyeri devri ilişkisinin de bu surette bulunup bulunmadığı da yeterince tartışılmamıştır. Diğer yandan emsal dosyalarda davalı … Şirketi’nin tapuda satış dışında işyeri devri bulunmadığını, davalı Kışlahan Şirketi’nin ise işyeri devri bulunduğunu savunduğu görülmektedir. Davalı … Şirketi tapuda satış dışında devir işlemi olmadığını savunmuş ise de, devir tarihinden sonra otel aynı mefruşat ve çalışanların çoğunluğu ile işletilmeye devam edilmiştir. Otelin adı ve internet sayfası da kullanılmaya devam edilmiş, müşteri çevresinin ulaşması için telefonlar dahi … Şirketi tarafından devralınmıştır. Ayrıca otel dışında davalı Kışlahan’a ait Beach Club'da devralınmıştır. Davalı … Şirketi 01.08.2013 tarihinde işyerini işletmeye başlamış ise de, davalı Kışlahan ile Güncem Şirketi arasında otelin satış işlemlerinin 21.07.2013 tarihinde satış tarihinden 5 gün önce başladığı internet gazetelerine dahi yansımıştır. Tarafların tapuda taşınmaz satışının ötesinde, taşınabilir malları, işçilerin çoğunluğunu, maddi olmayan marka gibi unsurları, müşteri çevresini aldığı kesintisiz bir şekilde oteli aynı şekilde işletmeye devam ettiği halde Mahkemece taraflar arasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 202.maddesi kapsamında işletme devri ilişkisi olup olmadığı, muvazaalı işlem yapılıp yapılmadığı değerlendirilmemiştir. Mahkemece eksik inceleme ile davalı … Şirketine yönelik davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/8047, K. 2018/13207Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2017/8047 E.  ,  2018/13207 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili ile davalı …Turz Ticaret A.Ş. vekili (katılma yoluyla) tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davalı … Otelciliğin işletmeyi diğer davalıya 26.07.2013 tarihinde devir ettiğini, yeni işverenin işçilerin tazminat sorumluluklarından kurtulmak amacıyla tüm işçileri haberleri olmaksızın 25-26 temmuz 2013'te … kayıtları kapsamında göstermelik olarak bilgileri dışında işten çıkarttığını, müvekkili ve 15-20 arkadaşı dışında kalan diğer tüm işçileri ise fiilen çalıştırmaya devam ettiğini, diğer işçilerin devralan işletme tarafından sigortaları yapılarak çalışmaya devam ettiğini, davacının hiçbir ihtar ve gerekçe olmaksızın işten çıkarıldığını, davacının 23.10.2002 – 26.07.2013 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını, aylık son brüt ücretinin 1608 TL olduğunu, haftanın 6 günü sabah 08:30 – 09:00 arası iş başı yaptığını, akşam 18:00 e kadar çalıştığını, bir gün izin kullandığını, haftada bir gün fazla mesai yaptığını böyle günlerde 23:00'a kadar çalıştığını, fazla çalışmasının karşılığının ödenmediğini, bu alacaklar için icra takibi başlattıklarını davalı yanca takibe itiraz edildiğini iddia ederek takibin 20890,87 TL üzerinden devamın, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı … Otel ve Turizm İşletmeciliği A.Ş. vekili, davacının müvekkili şirkette güvenlik amiri olarak 23.10.2002 tarihinde çalışmaya başladığını, davacının başlatmış olduğu ilamsız takibin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirket tarafından işyerinin diğer davalı şirkete devredildiğini, davacının yıllık ücretli izin alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı … Turizm Ticaret A.Ş. vekili, yapılan icra takibine müvekkili tarafından haklı nedenle itiraz edildiğini, somut olayda bir işletme devrinin söz konusu olmadığını, devir olgusunu iddia eden davacının bu iddiasını ispatla yükümlü olduğunu, davacı ve diğer davalı şirkette çalışan tüm işçilerin iş akdinin diğer davalı tarafından 26.07.2013 tarihinde feshedildiğini, davacının müvekkili şirkette bir çalışması bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının her ne kadar … Otel ve Turizm İşl. A.Ş nin … A.Ş.’ye devredildiği davacı tarafça iddia edilmişse de, her iki şirket arasında devir ilişkisinin olmadığı, devir ilişkisinin davacı tarafça ispatlanamadığı, kaldı ki davalı …Ş'nin 01.08.2013 tarihinde ticari faaliyetine başlamış olduğu, davacının iş akdinin ise işyerinin kapanması gerekçesiyle 26.07.2013 tarihinde davalı … A.Ş. tarafından feshedildiği, davacının davalı …Ş.’de herhangi bir çalışmasının bulunmadığı, dolayısıyla davalı …Ş.’nin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, davalı …Ş. aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalı … Otel ve Turizm A.Ş. yönünden ise itirazın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davacı vekili ve davalı … şirket vekili katılma yoluyla temyiz etmiştir. E) Gerekçe: İşyeri devri hususunda taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı İş Kanununun 6 ncı maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlar açısından, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu oldukları aynı yasanın üçüncü fıkrasında belirtilmiş, devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır. Değinilen Yasanın 120 nci maddesi hükmüne göre, 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesi halen yürürlükte olduğundan, işyeri devirlerinde kıdem tazminatına hak kazanma ve hesap yöntemi bakımından belirtilen madde hükmü uygulanmalıdır. Anılan maddeye göre, işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde, işçinin kıdemi işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları, işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. İşyerinin miras yoluyla intikali 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 599 uncu maddesinde düzenlenmiş, sözü edilen madde hükmünde mirasbırakanın ölümü ile mirasçıların bir bütün olarak mirasa hak kazanacakları açıklanmıştır. İşyerinin önceleri gerçek kişi ya da kişilerce işletilmesinin ardından şirketleşmeye gidilmesi durumunda, bu işlem de bir tür işyeri devri sayılmalıdır. Önceki gerçek kişi olan işverenlerin devralan tüzel kişi ortakları olması bu devir ilişkisini ortadan kaldırmamaktadır (Yargıtay 9.HD. 22.7.2008 gün 2007/ 20491 E, 2008/ 21645 K.). Aynı şekilde daha önce tüzel kişi şirket olan işverenin işyerini bir gerçek şahsa devretmesi de mümkündür. Devralanın şirketin hissedarlarından biri olması da sonucu değiştirmeyecektir. Adi ortaklardan bir ya da bazılarının hisselerini devri de sorumlulukların belirlenmesi noktasında işyeri devri olarak işlem görmelidir. İşyeri devrinin temel ölçütü, ekonomik birliğin kimliğinin korunmasıdır. Avrupa Adalet Divanı kararlarına göre, maddî ve maddî olmayan unsurların devredilip devredilmediği ve devir anındaki değeri, işgücünün devri, müşteri çevresinin devri, işyerinde devirden önce ve sonra yürütülen faaliyetlerin benzerlik derecesi, işyerinde faaliyete ara verilmişse bunun süresi, işyeri devrinin kriterleri arasında kabul edilmektedir. Basın İş Kanununa tabi işyerleri bakımından, işyerinin belirleyici unsurlarından olan marka, logo ve yayın imtiyaz hakları gibi maddî olmayan unsurların devri de işyeri devri olarak değerlendirilmelidir (Yargıtay 9. HD., 19.1.2010 gün, 2009/42958 E., 2009/354 K). Maddî ve maddî olmayan unsurların devri söz konusu olmaksızın da işgücünün önem taşıdığı sektörlerde ekonomik birliğin önemli unsurunu olan işçilerin devri de, işyeri devri olarak kabul edilmelidir. Devirden sonra işyerindeki ekonomik birliğin kimliğini koruyup korumadığının saptanabilmesi için, yürütülen faaliyetin devirden sonra yeni işveren tarafından aynı veya özdeş biçimde sürdürülmesi ölçütü yanında, işyerinin taşınmaz ve taşınır malları ile maddî olmayan varlıkların, işyerinde çalışan işçilerin sayı ve uzmanlık bakımından çoğunluğunun, bunun yanı sıra müşteri çevresinin devredilip devredilmediği, devir öncesi ve sonrasındaki faaliyetler arasında benzerlik olup olmadığı, devir sebebiyle işyerinde faaliyet askıya alınmışsa askı süresi gibi koşullar da göz önünde tutulmalıdır. 4857 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinde yazılı olan “hukukî işleme dayalı” ifadesi geniş şekilde değerlendirilmeli, yazılı, sözlü ve hatta zımnî bir anlaşma da yeterli görülmelidir. İşyerine Bankalar Kanunu hükümleri çerçevesinde Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu tarafından el koyulması ise işyeri devri niteliğinde değildir. Bu durumda yönetim hakkına müdahale edilmekte veya bankacılık faaliyetleri askıya alınmaktadır. Yine özelleştirme işlemi sonucu kamuya ait hisselerin devri de işyeri devri olarak değerlendirilemez. Özelleştirmede işyeri aynı tüzel kişilik altında faaliyetini sürdürmekte sadece kamuya ait hisselerin bir kısmı ya da tamamı el değiştirmektedir. Bununla birlikte, tamamı kamuya ait olan bir işyerinin özelleştirme işlemi sonucu başka bir işverene geçmesi işyeri devri niteliğindedir (Yargıtay 9.HD. 8.7.2008 gün ve 2008/25370 E, 2008/ 19682 K.). İşyeri devri fesih niteliğinde olmadığından, devir sebebiyle feshe bağlı hakların istenmesi mümkün olmaz. Aynı şekilde işyeri devri kural olarak işçiye haklı fesih imkânı vermez. İşyerinin devri işverenin yönetim hakkının son aşaması olup, işyeri devri çalışma koşullarında değişiklik anlamına da gelmez. Dairemizin kökleşmiş kararlarına göre işyeri devri işçiye haklı nedenle fesih hakkı tanımaz. İşyeri devrinin çalışma koşullarını ağırlaştıran bir yönü olup olmadığı belirlenmelidir (Yargıtay 9.HD. 27.10.2008 gün 2008/ 29715 E, 2008/28944 K.). Bu açıklamalar ışığında, iş hukukunda işyeri devrinin işçilik alacaklarına etkileri üzerinde ayrıca durulmalıdır. İşyeri devri halinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumludur. 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinde sözü edilen devreden işveren için öngörülen iki yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir. Feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden son işveren sorumlu olup, devreden işverenin bu işçilik alacaklarından herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. İşyerinin devredildiği tarihe kadar doğmuş bulunan ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücretlerinden 4857 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca devreden işveren ile devralan işveren müştereken müteselsilen sorumlu olup, devreden açısından bu süre devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlıdır. Devir tarihinden sonraki çalışmalar sebebiyle doğan sözü edilen işçilik alacakları sebebiyle devreden işverenin sorumluluğunun olmadığı açıktır. Bu bakımdan devirden sonraya ait ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacaklarından devralan işveren tek başına sorumlu olacaktır. Somut uyuşmazlıkta, davacı 23.10.2002-26.07.2013 tarihleri arası çalışmakta iken, otelin … Turizm Şirketine devredilmesi üzerine 26.07.2013 tarihinde hiçbir gerekçe gösterilmeksizin ve ihbar önelinde bulunulmaksızın işten çıkarıldığını belirterek davalılar arasında iş yeri devri olduğunu iddia etmiştir. Aynı tarihte iş akitleri feshedilen işçilerin benzer şekilde açtığı davalarda(kapatılan) 7. Hukuk Dairesi tarafından temyiz incelemesi yapılarak davalılar arasında iş yeri devri olup olmadığı hususunda araştırma yapılmak üzere bozulan 2015/17757, 2015/27148, 2015/35820, 2015/39575 Esas sayılı emsal dosyalarda, davalı tarafın 26.07.2013-01.08.2013 tarihleri arasındaki 5 günlük sürede müvekkiline ait farklı bir şirkette çalışan personelin geçici olarak bu taşınmazın yeniden faaliyete geçirilmesi için çalıştığını beyan ettiği, dinlenen davacı tanıklarının da bu beyanı doğrular şekilde devralan ve devreden şirketin Cumartesi günü ortak toplantı yaptıklarını, çalışanların işine devam edeceğinin söylendiği ancak Pazartesi işten çıkarıldıklarının öğrenildiğini belirtmeleri karşısında, …’dan işçilerin çıkış bildirimlerinin hangi tarihte resmi başvuru ile yapıldığının araştırılmadığı, çıkış kodlarının "17 ve 34" olarak gösterilmesi ayrıntılı değerlendirilmediği gibi, … Şirketi’nin 01.08.2013 tarihinde işletmeye başladığını iddia ettiği tarihe kadar geçen sürede faaliyetin devam edip etmediği, konaklama bulunup bulunmadığı, işyeri devri ilişkisinin de bu surette bulunup bulunmadığı da yeterince tartışılmamıştır. Diğer yandan emsal dosyalarda davalı … Şirketi’nin tapuda satış dışında işyeri devri bulunmadığını, davalı … Şirketi’nin ise işyeri devri bulunduğunu savunduğu görülmektedir. Davalı … Şirketi tapuda satış dışında devir işlemi olmadığını savunmuş ise de, devir tarihinden sonra otel aynı mefruşat ve çalışanların çoğunluğu ile işletilmeye devam edilmiştir. Otelin adı ve internet sayfası da kullanılmaya devam edilmiş, müşteri çevresinin ulaşması için telefonlar dahi … Şirketi tarafından devralınmıştır. Ayrıca otel dışında davalı …’a ait Beach Club'da devralınmıştır. Davalı … Şirketi 01.08.2013 tarihinde işyerini işletmeye başlamış ise de, davalı … ile … Şirketi arasında otelin satış işlemlerinin 21.07.2013 tarihinde satış tarihinden 5 gün önce başladığı internet gazetelerine dahi yansımıştır. Tarafların tapuda taşınmaz satışının ötesinde, taşınabilir malları, işçilerin çoğunluğunu, maddi olmayan marka gibi unsurları, müşteri çevresini aldığı kesintisiz bir şekilde oteli aynı şekilde işletmeye devam ettiği halde Mahkemece taraflar arasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 202.maddesi kapsamında işletme devri ilişkisi olup olmadığı, muvazaalı işlem yapılıp yapılmadığı değerlendirilmemiştir. Mahkemece eksik inceleme ile davalı … Şirketine yönelik davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İşletme Borçlarından Sorumluluk ve İki Yıllık Süre

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 202/1 uyarınca bir malvarlığını veya işletmeyi aktif ve pasifleriyle devralan kimse, durumu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler bakımından Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak işletme borçlarından alacaklılara karşı sorumlu olur. Borçların bu yolla üstlenilmesinin doğurduğu sonuçlar Kanunun 202/3 maddesi gereğince dış üstlenme sözleşmesi hükümlerine tabidir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 202Kaynağı aç
MADDE 202- Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur. Bununla birlikte, iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Bu süre, muaccel borçlar için, bildirme veya duyuru tarihinden; daha sonra muaccel olacak borçlar için ise, muacceliyet tarihinden işlemeye başlar. Borçların bu yoldan üstlenilmesinin sonuçları, dış üstlenme sözleşmesinden doğan sonuçlarla özdeştir. Bildirme veya ilanla duyurma yükümlülüğü devralan tarafından yerine getirilmedikçe, ikinci fıkrada öngörülen iki yıllık süre işlemeye başlamaz. G. İşletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi

Türk Borçlar Kanunu m. 202/2 uyarınca işletmeyi devreden önceki borçlu, devralanla birlikte alacaklılara karşı iki yıl süreyle müteselsil borçlu kalır. Bu iki yıllık süre muaccel borçlar için bildirim veya ilan tarihinden, müeccel borçlar için ise borcun muacceliyet tarihinden itibaren işlemeye başlar. Kanunun 202/4 maddesi uyarınca alacaklılara bildirme veya ilanla duyurma yükümlülüğü devralan tarafından yerine getirilmedikçe devredenin iki yıllık müteselsil sorumluluk süresi işlemeye başlamaz.

İş İlişkilerinin Akıbeti ve İşçilik Alacaklarından Sorumluluk

4857 sayılı İş Kanunu m. 6/1 uyarınca işyerinin veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak devredilmesi hâlinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçlarıyla devralana geçer. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2017/8047 Esas, 2018/13207 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere maddedeki hukuki işlem ifadesi geniş yorumlanmalı; devir ilişkisinin kurulması bakımından yazılı, sözlü veya zımni anlaşmalar yeterli kabul edilmelidir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 6Kaynağı aç
Madde 6 – İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukukî bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer. Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür. Yukarıdaki hükümlere göre devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar. Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır. Tüzel kişiliğin birleşme veya katılma ya da türünün değişmesiyle sona erme halinde birlikte sorumluluk hükümleri uygulanmaz. Devreden veya devralan işveren iş sözleşmesini sırf işyerinin veya işyerinin bir bölümünün devrinden dolayı feshedemez ve devir işçi yönünden fesih için haklı sebep oluşturmaz. Devreden veya devralan işverenin ekonomik ve teknolojik sebeplerin yahut iş organizasyonu değişikliğinin gerekli kıldığı fesih hakları veya işçi ve işverenlerin haklı sebeplerden derhal fesih hakları saklıdır. Yukarıdaki hükümler, iflas dolayısıyla malvarlığının tasfiyesi sonucu işyerinin veya bir bölümünün başkasına devri halinde uygulanmaz. Geçici iş ilişkisi

4857 sayılı Kanun m. 6/5 uyarınca devreden veya devralan işveren iş sözleşmesini sırf işyerinin devrinden ötürü feshedemez ve işyerinin devri işçi açısından da haklı fesih sebebi oluşturmaz. İşçinin kıdeme bağlı haklarında devralan işveren m. 6/2 gereğince işçinin devreden işveren nezdinde işe başladığı tarihi esas almak zorundadır. Ancak tüzel kişiliğin birleşme, katılma veya tür değiştirmeyle sona ermesi hâlinde m. 6/4 uyarınca birlikte sorumluluk hükümleri tatbik edilmez; iflas sebebiyle tasfiye sonucu gerçekleşen devirlerde ise m. 6/6 uyarınca İş Kanunu m. 6 hükümleri uygulanmaz.

İş Kanunu m. 6/3 uyarınca devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumlu olup devredenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yılla sınırlıdır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2017/8047 Esas, 2018/13207 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, devir tarihine kadar tahakkuk etmiş olan ücret, fazla çalışma, hafta tatili ile bayram ve genel tatil ücretlerinden her iki işveren iki yıl süreyle müteselsilen sorumludur; devir tarihinden sonraki çalışmalardan doğan alacaklardan ise münhasıran devralan işveren sorumluluk taşır.

Kıdem tazminatı bakımından 1475 sayılı Kanun m. 14 uyarınca işçinin kıdem süresi önceki ve sonraki çalışma dönemlerinin toplamı üzerinden hesaplanır; devreden işverenin bu alacaktan sorumluluğu ise işçiyi fiilen çalıştırdığı süre ve devir tarihindeki ücret düzeyiyle sınırlıdır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2017/8047 Esas, 2018/13207 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, 1475 sayılı Kanun m. 14 hükmünde devreden işveren için herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre öngörülmediğinden kıdem tazminatında iki yıllık sorumluluk kısıtlaması uygulanmaz. Buna karşılık feshe bağlı haklar niteliğindeki ihbar tazminatı ile kullanılmayan yıllık izin ücretinden münhasıran akdi fesheden son işveren sorumlu olup devreden işverenin bu kalemlerden sorumluluğu doğmaz.

1475 sayılı İŞ KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – (Değişik birinci fıkra: 29/7/1983 – 2869/3 md.) Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin: 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;[2] 5. (Ek: 25/8/1999 – 4447/45 md.) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.[3] [4] İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz. T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir. Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz. Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz. Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar. Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez. Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esas tutulur. Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. (Değişik: 29/7/1983 – 2869/3 md.) 13 üncü maddesinde sözü geçen tazminat ile bu maddede yer alan kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de gözönünde tutulur. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.[5] (Değişik: 17/10/1980 – 2320/1 md.) Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hizmet akidleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine değiştirilebilir. (Değişik: 10/12/1982 – 2762/1 md.) Ancak, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçinin ölümü halinde yukarıdaki hükümlere göre doğan tazminat tutarı, kanuni mirasçılarına ödenir. Kıdem tazminatından doğan sorumluluğu işveren şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez. İşveren sorumluluğu altında ve sadece yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine mahsus olmak kaydiyle Devlet veya kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurumlarda veya % 50 hisseden fazlası Devlete ait bir bankada veya bir kurumda işveren tarafından kıdem tazminatı ile ilgili bir fon tesis edilir.[6] Fon tesisi ile ilgili hususlar kanunla düzenlenir.
Ticari işletme devir sözleşmesi nasıl yapılmalıdır?

Sözleşmenin yazılı şekilde yapılması, ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi zorunludur; devir işlemi ticaret siciline tescil ile hüküm doğurur.

İşletme borçlarından önceki işletme sahibinin sorumluluğu ne kadar sürer?

Devreden önceki borçlu alacaklılara karşı devralanla birlikte iki yıl süreyle müteselsil borçlu kalır; devralan bildirim veya ilan yükümlülüğünü yerine getirmedikçe bu süre işlemeye başlamaz.

Devredilen işyerinde kıdem tazminatından devreden işveren sorumlu tutulabilir mi?

Devreden işveren işçiyi çalıştırdığı süre ve devir anındaki ücret seviyesiyle sınırlı olarak sorumludur ve bu sorumlulukta iki yıllık süre sınırlaması uygulanmaz.

İhbar tazminatı ve yıllık izin ücretinden hangi işveren sorumludur?

İş sözleşmesinin feshine bağlı haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan yıllık izin ücretinden yalnızca sözleşmeyi fesheden son işveren sorumludur; devreden işverenin sorumluluğu doğmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu