TTK Hükümleri Uyarınca Ön Şirket ve Hukuki Statüsü

by Avukat Erdal Ersoy
TTK Hükümleri Uyarınca Ön Şirket ve Hukuki Statüsü

Ön Şirket Kavramı ve Kuruluş Anı

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu sisteminde bir anonim şirketin kurulması ile tüzel kişilik kazanması birbirinden bağımsız iki ayrı aşama olarak yapılandırılmıştır. Kanunun 335. maddesinin birinci fıkrası uyarınca anonim şirket; kurucuların, kanuna uygun olarak düzenlenmiş, sermayenin tamamını ödemeyi şartsız taahhüt ettikleri, imzalarının noterce onaylandığı veya ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda imzaladıkları esas sözleşmede anonim şirket kurma iradelerini açıklamalarıyla kurulur.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 335Kaynağı aç
MADDE 335- (1) Şirket, kurucuların, kanuna uygun olarak düzenlenmiş bulunan, sermayenin tamamını ödemeyi, şartsız taahhüt ettikleri, imzalarının noterce onaylandığı veya ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda imzaladığı esas sözleşmede, anonim şirket kurma iradelerini açıklamalarıyla kurulur. (Ek cümle: 15/7/2016-6728/67 md.) Şirketin kuruluşunda, esas sözleşmeyi ihtiva eden kâğıtlardan değerli kâğıt bedeli alınmaz.[43] (2) 355 inci maddenin birinci fıkrası hükmü saklıdır. II – Kuruluş belgeleri

Şirketin bu şekilde kurulması ile ticaret siciline tescil edilmesi arasında geçen evrede varlık gösteren geçici yapı ön şirket olarak adlandırılır. Türk Ticaret Kanunu'nun 335. maddesinin gerekçesinde belirtildiği üzere, ön şirketin tüzel kişiliği bulunmamaktadır. İlgili yasal düzenleme şirketin kuruluş anını tespit etmekte olup ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanılmasına ilişkin kural saklı tutulmuştur.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 355Kaynağı aç
MADDE 355- (1) Şirket ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanır. (2) Tescilden önce şirket adına işlem yapanlar ve taahhütlere girişenler, bu işlem ve taahhütlerden şahsen ve müteselsilen sorumludurlar. Ancak, işlem ve taahhütlerin, ileride kurulacak şirket adına yapıldığı açıkça bildirilmiş ve şirketin ticaret siciline tescilinden sonra üç aylık süre içinde bu taahhütler şirket tarafından kabul olunmuşsa, yalnız şirket sorumlu olur. (3) Şirketçe kabul olunmadığı takdirde kuruluş giderleri kurucular tarafından karşılanır. Bunların pay sahiplerine rücu hakları yoktur. C) Kanuna karşı hile

Ön Şirketin Hukuki Niteliğine İlişkin Yaklaşımlar

Ön şirketin hukuki niteliği konusunda kanun gerekçesi ile öğretide farklı hukuki değerlendirmeler bulunmaktadır. Türk Ticaret Kanunu'nun 335. maddesi gerekçesinde ifade edilen yaklaşıma göre ön şirket adi ortaklık veya dernek yapısında olmayıp bir elbirliği mülkiyeti oluşturur; bu yapının somut hukuki durumunun öğreti ve mahkeme içtihatlarıyla netleşeceği öngörülmüştür.

Buna karşılık 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen, kanunla düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımayan ortaklıkların adi ortaklık sayılacağına ilişkin kurala dayanan görüş, ön şirketin hukuki nitelik itibarıyla bir adi ortaklık olduğunu ileri sürmektedir. İsviçre hukuku esas alındığında da tescile kadar geçen aşamada adi ortaklık hükümlerinin uygulanması gerektiği savunulmaktadır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 620Kaynağı aç
MADDE 620- Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Bir ortaklık, kanunla düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımıyorsa, bu bölüm hükümlerine tabi adi ortaklık sayılır. B. Ortaklar arasındaki ilişki I. Katılım payı

Alman hukuku yaklaşımını benimseyen karşıt görüşe göre ise ön şirket, korporatif bir yapıya sahip ve hak ile fiil ehliyetini haiz bir elbirliği ortaklığı şeklinde meydana gelmekte olan bir anonim ortaklıktır. Bu yaklaşım çerçevesinde ön şirket; kendine ait malvarlığı, hak ve borçları ile dava ehliyeti bulunan bir hukuk süjesi kabul edilmekte, kendi adına banka hesabı açtırabilmesi ve marka edinebilmesi mümkün görülmektedir.

Ön Şirkette İç İlişki ve Organ Yapısı

Ön şirketin iç ilişkisinde öncelikle şirket esas sözleşmesi hükümleri uygulanır. Esas sözleşmede açık düzenleme bulunmayan hallerde ise kurulacak anonim şirkete ilişkin kanun hükümleri uygulama alanı bulur. Bu doğrultuda ön şirketin, yönetim kurulu gibi kurulacak şirketin organlarına sahip olduğu kabul edilmektedir.

Kurucuların tescil öncesi dönemdeki sorumluluğu da bu çerçevede şekillenir. Kurucular; kuruluş safhasında sermayenin itibari değeri ile şirket malvarlığı arasındaki açıktan ve tescilden önce şirketin yükümlülük altına sokulmasından dolayı şirkete karşı sorumlu kabul edilmektedir.

Kuruluş Süreci ve İşlem Denetçisi Düzenlemesi

6335 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucunda anonim şirket kuruluş sürecinde yer alan işlem denetçisi kurumu kaldırılmıştır. Bu değişiklikle beraber kuruluş işlemleri; esas sözleşmenin hazırlanarak imzaların noter onayı veya ticaret sicili müdürlüğü huzurunda tamamlanması, kurucular beyanı, asgari sermayeye tekabül eden pay bedellerinin ödenmesi, kanunen bakanlık iznine tabi şirketlerde iznin temini ile tescil ve ilan aşamalarından ibaret hale getirilmiştir.

Tescilden Önce Yapılan İşlemler ve Sorumluluk Rejimi

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 355. maddesinin birinci fıkrası uyarınca anonim şirket ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanır. Maddenin ikinci fıkrasına göre, tescilden önce şirket adına işlem yapanlar ve taahhütlere girişenler, bu işlem ve taahhütlerden dolayı üçüncü kişilere karşı şahsen ve müteselsilen sorumludur.

Şahsi ve müteselsil sorumluluktan kurtulmanın kanuni şartı Türk Ticaret Kanunu'nun 355. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre, tescil öncesinde girişilen yükümlülüklerin ileride tüzel kişilik kazanacak şirket namına yapıldığının açıkça bildirilmesi ve şirketin tescilini izleyen üç aylık zaman diliminde bu taahhütlerin şirketçe benimsenerek kabul edilmesi durumunda, doğan borçlardan ötürü yalnızca şirket sorumlu tutulur.

Tescilden önce yapılan işlem ve taahhütler tescil sonrasında şirketçe kabul olunmadığı takdirde kuruluş giderleri kurucular tarafından karşılanır. Türk Ticaret Kanunu'nun 355. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, bu giderleri karşılayan kurucuların pay sahiplerine rücu hakları bulunmamaktadır.

Limited Şirketlerde Tescil Öncesi Sorumluluk ve Uygulama Alanı

Türk Ticaret Kanunu'nun 588. maddesi, limited şirketler bakımından anonim şirketlerdekine paralel bir tescil öncesi sorumluluk düzenlemesi getirmiştir. Limited şirket ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanır. Tescilden önce şirket adına işlem yapanlar bu işlemler dolayısıyla şahsen ve müteselsilen sorumludur. Girişilen taahhütlerin ileride kurulacak şirket adına yapıldığının açıkça bildirilmesi ve tescili izleyen üç aylık süre içinde şirket tarafından kabul edilmesi şartıyla sorumluluk münhasıran şirkete geçer. Şirketçe kabul edilmeyen kuruluş giderleri kurucular tarafından karşılanır ve kurucuların pay sahiplerine rücu hakları yoktur.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 588Kaynağı aç
MADDE 588- (1) Şirket, ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanır. (2) Şirketçe kabul olunmadığı takdirde, kuruluş giderleri kurucular tarafından karşılanır. Bunların pay sahiplerine rücû hakları yoktur. (3) Tescilden önce şirket adına işlem yapanlar, bu işlemler dolayısıyla şahsen ve müteselsilen sorumludur. (4) Bu gibi taahhütlerin, ileride kurulacak şirket adına yapıldıklarının açıkça bildirilmeleri ve şirketin ticaret siciline tescilini izleyen üç aylık süre içinde şirket tarafından kabul edilmeleri koşuluyla, bunlardan yalnız şirket sorumlu olur. İKİNCİ BÖLÜM Şirket Sözleşmesinin Değiştirilmesi A) Genel olarak

Ön şirkete ilişkin kanuni düzenlemenin anonim şirket hükümleri haricinde limited şirketler de dâhil tüm sermaye şirketleri veya şahıs şirketlerini de kapsayacak biçimde tüm ticaret şirketleri bakımından kıyasen uygulanabileceğine dair doktrinde farklı görüşler ileri sürülmektedir.

Tescil Öncesi İşlemlerin Şirket Tarafından Benimsenmesi

Tescilden önce kurucular tarafından yapılan işlemlerin kuruluş sonrasında şirket tarafından fiilen devam ettirilmesi, taahhütlerin şirketçe benimsendiğini göstermektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2010/10187 Esas ve 2012/1851 Karar sayılı ilamında; şirket kuruluşu sırasında yapılan işlemlerin kuruluştan sonra şirket tarafından benimsenmiş olması durumunda işlemi yapanların şahsi sorumluluktan kurtulacağı, tescilden önce imzalanan muhasebecilik sözleşmesine konu hizmetin tescilden sonra da şirket nezdinde sürdürülmesinin sözleşmenin şirketçe benimsendiğini ortaya koyduğu ve kurucuların şahsi sorumluluğunun sona ereceği kabul edilmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/10187, K. 2012/1851Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2010/10187 E.  ,  2012/1851 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 14.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.04.2010 tarih ve 2009/246 – 2010/141 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi …tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının müvekkili hakkında 2006 Şubat ile 2008 Ocak arası muhasebe ücreti için icra takibi yaptığını, takibin kesinleştiğini, davalı ile dava dışı Sihirli Kapım Eğitim Turizm İnşaat Gıda Sanayi Ticaret Ltd.Şti. arasında sözleşme imzalandığını, borcunda şirkete ait olduğunu, müvekkilinin şirket hisselerini devrettiğini, şirket muhasebecisi olan davalının bu durumu da bildiğini ileri sürerek müvekkilinin davalıya 19.743.23 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili ile yapılan sözleşmeye davacı ve dava dışı …'in şirket kaşesini vurmadan imza attıklarını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre davacı ile dava dışı …'un birlikte Sihirli Kapım Ltd.Şti.'ni kurdukları, şirketin tescil ve ilanının Ticaret Sicil Gazete'sinde yayınlandığı 26.02.2006 tarihinde tüzel kişilik kazandığı, bu tarihten iki gün önce davacı, dava dışı … ile davalı arasında sözleşme imzalandığı, TTK'nun 512. maddesine göre şirketin Ticaret Sicil Gazetesi'ne tescili ile hükmü şahsiyet kazanacağı ve tescilden önce şirket namına muamelelerde bulunulmuş ise bunları yapanların şahsen sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Uyuşmazlığa uygulanması gereken TTK'nun 512. maddesi hükmüne göre şirket kuruluşu sırasında yapılan muamelelerin kuruluştan sonra şirket tarafından benimsenmiş olması halinde muameleyi yapanlar mesuliyetten kurtulur ve yalnız şirket mesul olur. Taraflarca ihtilafsız olduğu üzere davalı, şirketin kuruluşundan sonra da şirketin muhasebeciliğini yapmaya devam ettiğine ve bu suretle de şirket, kuruluştan önce imzalanan muhasebecilik sözleşmesini benimsediğine göre kurucuların şahsi mesuliyeti sona erer. Bu itibarla mahkemece şirketin muameleyi benimsemesi nedeniyle davacının şahsi mesuliyeti kalmadığı nazara alınarak davanın kabulüne karar vermek gerekirken, reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Mülga Kanun Dönemi Yaklaşımı ve Şirketin Kurulamaması Hali

6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu dönemindeki baskın anlayışa göre, anonim şirketin tescil ile tüzel kişilik kazanmasından önceki evrede kurucular arasında adi ortaklık kurulduğu kabul edilmekteydi. 6098 sayılı Kanun'un 620. maddesi uyarınca adi ortaklık, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir.

Mülga kanun döneminde, izin şartına tabi şirketlerde iznin alınamaması gibi herhangi bir nedenle anonim şirketin kurulamaması halinde adi ortaklığın konusunu elde edememiş sayılacağı, bu sebeple infisah ederek tasfiye edileceği benimsenmekteydi. Bu ihtimalde şirket, kurucuların taahhüt veya masraflarını üstlenememekte ve ortaklar şirket adına yaptıkları işlemlerden ötürü üçüncü kişilere karşı şahsen ve müteselsilen sorumlu kalmaktaydı.

Ön şirket hukuken ne zaman kurulmuş sayılır?

Anonim şirket, kurucuların kanuna uygun düzenlenen ve imzaları noterce onaylanan veya ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda imzalanan esas sözleşmede şirketi kurma iradelerini açıklamalarıyla kurulur.

Ön şirketin tüzel kişiliği var mıdır?

Hayır, Türk Ticaret Kanunu'nun 335. maddesi gerekçesi ve 355. maddesi uyarınca ön şirketin tüzel kişiliği yoktur; tüzel kişilik ancak ticaret siciline tescil ile kazanılır.

Tescilden önce şirket adına yapılan işlemlerden kim sorumludur?

Tescilden önce şirket adına işlem yapanlar şahsen ve müteselsilen sorumludur; ancak işlemlerin kurulacak şirket adına yapıldığı açıkça bildirilmiş ve tescilden itibaren üç ay içinde şirketçe kabul edilmişse borçtan yalnız şirket sorumlu olur.

Şirketçe kabul olunmayan kuruluş masrafları pay sahiplerine rücu edilebilir mi?

Hayır, şirket tarafından kabul edilmeyen kuruluş giderleri kurucular tarafından karşılanır ve kurucuların pay sahiplerine rücu hakkı kanunen bulunmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu