Trafik kazasında bir insanın taksirle ölümüne neden olan kişi, suçun koşulları oluşmuşsa iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu, kanunda yazılı ceza sınırıdır. Somut olayda uygulanacak ceza, failin kusuru ve cezanın belirlenmesine ilişkin kurallar çerçevesinde ayrıca saptanır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 85Kaynağı aç
yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla
kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden
olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.[35]
İKİNCİ
BÖLÜM
Vücut
Dokunulmazlığına Karşı Suçlar
Kasten yaralama[36][37]
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 22Kaynağı aç
hallerde cezalandırılır.
(2) Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir
davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek
gerçekleştirilmesidir.
(3) Kişinin öngördüğü neticeyi
istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır;
bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
(4) Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna
göre belirlenir.
(5) Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi
kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı
belirlenir.
(6) Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin
kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz
kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir
halinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir.
Netice sebebiyle ağırlaşmış suç
Suçun unsuru ve ceza aralığı
Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranış yüzünden, suçun kanuni tanımındaki neticenin öngörülmeden gerçekleşmesidir. Taksirli fiiller ancak kanunun açıkça gösterdiği hâllerde cezalandırılır. Trafikte ölüm neticesi, bu genel çerçeve ile taksirle öldürme suçunun tanımı birlikte değerlendirilerek ele alınır.
Fiil birden fazla insanın ölümüne yol açmışsa ya da bir veya birden fazla kişinin ölümüyle birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuşsa hapis cezası iki yıldan on beş yıla kadardır. Bu nitelikli hâl, tek ölüm için öngörülen iki yıldan altı yıla kadar hapis aralığından ayrıdır.
Bilinçli taksir ve kusura göre sorumluluk
Kişi neticeyi öngörmüş fakat istememiş, buna rağmen netice meydana gelmişse bilinçli taksir vardır. Bu durumda taksirli suçun cezası üçte birden yarısına kadar artırılır. Artırım bu iki sınır arasında olaya göre belirlenir; her olay için tek bir oran zorunlu değildir.
Taksirle işlenen suçtan verilecek ceza failin kusuruna göre belirlenir. Birden fazla kişi taksirle suç işlemişse herkes kendi kusurundan sorumludur ve her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı saptanır.
Taksirli hareketin sonucu, yalnızca failin kişisel ve ailevi durumu bakımından cezaya hükmetmeyi gereksiz bırakacak ölçüde mağduriyete yol açmışsa ceza verilmez. Bilinçli taksirde ise ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir. Bu indirim zorunlu olmayıp kanundaki ifadeyle indirilebilen bir imkândır.
Temel cezanın belirlenmesi
Hâkim, kanuni alt ve üst sınır arasında temel cezayı belirlerken suçun işleniş biçimini, kullanılan araçları, zaman ve yeri, konusunun önem ve değerini, oluşan zarar veya tehlikenin ağırlığını, failin kast ya da taksire dayalı kusurunun ağırlığını ve güttüğü amaç ile saiki gözetir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 61Kaynağı aç
a) Suçun işleniş biçimini,
b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,
c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,
d) Suçun konusunun önem ve değerini,
e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,
f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,
g) Failin güttüğü amaç ve saiki,
Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın
alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.
(2) Suçun olası kastla ya da bilinçli taksirle işlenmesi nedeniyle
indirim veya artırım, birinci fıkra hükmüne göre belirlenen ceza üzerinden yapılır.
(3) Birinci fıkrada belirtilen hususların suçun unsurunu oluşturduğu
hallerde, bunlar temel cezanın belirlenmesinde ayrıca göz önünde bulundurulmaz.
(4) Bir suçun temel şekline nazaran daha ağır veya daha az cezayı
gerektiren birden fazla nitelikli hallerin gerçekleşmesi durumunda; temel
cezada önce artırma sonra indirme yapılır.
(5) Yukarıdaki fıkralara göre belirlenen ceza üzerinden sırasıyla
teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı
ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin hükümler ile
takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenir.
(6) Hapis cezasının süresi gün, ay ve yıl hesabıyla belirlenir. Bir gün,
yirmidört saat; bir ay, otuz gündür. Yıl, resmi takvime göre hesap edilir.
Hapis cezası için bir günün, adlî para cezası için bir Türk Lirasının
artakalanı hesaba katılmaz ve bu cezalar infaz edilmez.
(7) (Ek: 29/6/2005 – 5377/7 md.)Süreli hapis cezasını gerektiren
bir suçtan dolayı bu madde hükümlerine göre belirlenen sonuç ceza, otuz yıldan
fazla olamaz.
(8) (Ek: 29/6/2005 – 5377/7 md.)
Adlî para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve
bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır.
Adlî para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı
ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur.
(9) (Ek: 6/12/2006 – 5560/1 md.) Adlî para cezasının seçimlik ceza
olarak öngörüldüğü suçlarda bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırı, o suç
tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az; üst sınırı da, hapis cezasının
üst sınırından fazla olamaz.
(10) Kanunda açıkça yazılmış olmadıkça cezalar ne artırılabilir, ne
eksiltilebilir, ne de değiştirilebilir.[18][19]
Takdiri indirim nedenleri
Olası kast veya bilinçli taksir nedeniyle yapılacak indirim ya da artırım, bu ölçütlere göre saptanan ceza üzerinden uygulanır. Süreli hapis cezasını gerektiren bir suçta aynı hükümlere göre ulaşılan sonuç ceza otuz yılı aşamaz.
Kasten öldürme, olası kast ve taksir ayrımı
Bir insanı kasten öldüren kişi müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. Bu hüküm kasten öldürmeye ilişkindir. Taksirle öldürmede netice, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle öngörülmeden gerçekleşir. Trafikte oluşan her ölüm kendiliğinden bu suçlardan birine girmez; nitelendirme, fiilin kast, olası kast, taksir veya bilinçli taksir yönünden değerlendirilmesine bağlıdır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 81Kaynağı aç
ile cezalandırılır.
Nitelikli haller
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2018/2224, K. 2018/4709Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ceza Dairesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : İstinaf Başvurusunun esastan reddine
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükmün, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda 30/11/2017 tarih, 2017/3395 esas, 2017/2024 karar sayılı "istinaf başvurusunun esastan reddine" ilişkin kararı sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılanlar vekili ve sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, sanık hakkındaki hükmün 9 yıl hapis cezasından ibaret olması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin eksik incelemeye, cezanın üst sınırdan verilmesine ve sanık lehine hükümlerin uygulanması gerektiğine yönelik yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Olası kast TCK’nın 21. maddesinin 2. fıkrasında; “Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi hali” biçiminde tanımlanmış, fıkra gerekçesinde ise; “Olası kast durumunda suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşebileceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir. Diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir.” şeklinde, olası kastın uygulanma şartları belirtilmiştir. Öğretide de, olası kast, suçun kanuni tanımındaki objektif unsurların gerçekleşebileceği, ciddi bir şekilde mümkün görülmesine rağmen, fiilin işlenmesi suretiyle tipikliğin gerçekleşmesi şeklinde tanımlanmıştır. (Koca/Üzülmez; Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler; 4. Baskı; sh. 152.)
Fail, hareketinden doğacak sonuçları bilerek ve isteyerek hareket etmişse kast gerçekleşmiştir. Buna karşılık, fail belli bir sonucu gerçekleştirmek üzere hareket ederken, bunun yanında başka sonuçların meydana gelmesini de göze almış ve bu sonuçlar da gerçekleşmişse, failin bu sonuçlar açısından da kasten hareket ettiği kabul olunur. Çünkü fail, asıl kastettiğinden başka, hareketinden doğacak diğer sonuçları tahmin ettiği veya öngördüğü halde hareketini devam ettirmiştir. Dolaylı kast olarak adlandırılan bu kast türüne, belirli olmayan kast, gayrimuayyen kast, olursa olsun kastı veya dolus eventualis de denilmektedir. (Nur Centel, Türk Ceza Hukukuna Giriş, 2.Bası, s.349, Artuk-Gökcen-Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Cilt 1, s.597 vd.), (Ayhan Önder, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Cilt.2, s. 293 vd, Uğur Alacakaptan, Suçun Unsurları, s.139 vd., Timur Demirbaş, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s.312 vd.)
İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksir, 5237 sayılı TCK’nın 22/2. maddesinde “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi” şeklinde tanımlanmış olup, 5237 sayılı TCK’da, 765 sayılı TCK’da yer verilen, “tedbirsizlik”, “dikkatsizlik”, “meslek ve sanatta acemilik”, “nizamat, evamir ve talimata riayetsizlik”, “kayıtsızlık veya tedbirsizlik”, “hataen ve kayıtsızlıkla”, “müsamaha ve dikkatsizlik” şeklindeki taksir kalıplarına ilgili suç tiplerinde yer verilmemiş, ancak gerek öğretide, gerekse uygulamada, bu taksir kalıplarına yer verilmemiş olmasının, bir eksiklik veya farklılık oluşturmayacağı kabul edilmektedir.
Toplumsal yaşamda belli faaliyetlerde bulunan kimselerin başkalarına zarar vermemek için bir takım önlemler alması ve bazı davranış kurallarına uyma zorunlulukları bulunmaktadır. Bu kurallar toplum olarak yaşama zorunluluğundan doğabileceği gibi, Devletin müdahalesiyle de ortaya çıkabilmektedir. Taksirli suç bu kuralların ihlal edilmesi sonucu belirir, fail tedbirli ve öngörülü davranmamış olduğu için cezalandırılır. Bu bakımdan sorumluluğun nedeni, öngörebilme imkan ve ödevinin varlığına rağmen sonuca iradi bir hareketle neden olmaktan kaynaklanmaktadır.
Öğretide ve yargı kararlarında taksirin unsurları,
a) Fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması,
b) Hareketin iradiliği,
c) Neticenin iradi olmaması,
d) Hareketle netice arasında nedensellik bağının bulunması,
e) Neticenin öngörülebilmesi, ancak bu neticenin fail tarafından öngörülmemesi,
Şeklinde belirtilmiştir.
Bilinçli taksir kavramı mülga 765 sayılı TCK’nın 45. maddesine 8.1.2003 tarihli ve 4758 sayılı Kanun ile eklenen son fıkra ile hukukumuza girmiş olup, anılan fıkrada, “Failin öngördüğü neticeyi istememesine rağmen neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde ceza … arttırılır.” hükmüne yer verilmiş, aynı hüküm, 5237 sayılı TCK’nın 22. maddenin 3. fıkrasında da korunmuştur.
Taksirden söz edilebilmesi için neticenin öngörülebilir olması gerekli ve yeterli olmasına karşılık, bilinçli taksir halinde failin somut olayda ayrıca bu neticeyi öngörmüş olması da gereklidir.
Bilinçli taksirde gerçekleşen sonuç, fail tarafından öngörüldüğü halde istenmemiştir. Gerçekten neticeyi öngördüğü halde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin tehlike hali, bunu öngörmemiş olan kimsenin tehlike hali ile bir tutulamaz; neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun, bu neticeyi meydana getirecek harekette bulunmamakla yükümlüdür.
Bilinçli taksirde netice somut olarak öngörüldüğü halde, istenmemiştir.
Bilinçli taksiri, taksirden ayıran özellik, bilinçli taksirde istenmeyen netice fiilen öngörülürken, taksirde öngörülmemektedir.
Yasada, taksirin bir türü olarak düzenlenmiş bulunan bilinçli taksir esas itibariyle olası kastın sınırlarını daraltıcı bir işlev görmektedir. Bu nedenle, olası kastın anlamı ve sınırları belirlenmeden, bilinçli taksirin kapsamının tayini mümkün değildir.
Olası kast ve bilinçli taksir öngörme unsuru itibariye örtüşmesine rağmen, isteme unsuru bakımından ayrılmaktadır.
Olası kastı bilinçli taksirden ayıran özellik, mümkün yada muhtemel olarak öngörülen neticenin kabullenilmesi, failin öngördüğü tipik neticenin meydana gelmeyeceğine yönelik bir güveni olmadan hareket etmesidir. Başka bir anlatımla, fail öyle yada böyle herhalde hareketi gerçekleştirirdim diyorsa olası kast, neticenin gerçekleşeceğini bilseydim hareketi gerçekleştirmezdim, diyorsa bilinçli taksir söz konusudur.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olaya gelince; olay tarihinde sanığın, bir süredir tanıdığı tanık … ile gece saatlerinde alkol aldıktan sonra, birlikte bir otele gittikleri, Amina'nın yakalaması olduğunu bu sebeple otele giriş yapamayacağını sanığa söylediği ancak sanığın kendisinin halledeceğini söylemesiyle burada bir süre bulundukları ve alkol almaya devam ettikleri, daha sonra sanığın, çalıştığı şirkete ait ancak işi gereği kendi kullanımında olan kamyonet tipi araçla yanında tanık da bulunduğu halde Dikili'den Bergama'ya doğru Çanakkale İzmir karayolundaki bölünmüş tek yönlü yolda seyre başladıkları,tanığın sanığa alkollü olduğunu yol üzerinde uygulama olabileceğini, ehliyetinin alınabileceğini, kendisinin de yakalaması olması dolayısıyla yakalanabileceğini hatırlatmasına rağmen, sanığın kendi beyanına göre uzun süredir bu bölgede şirket aracıyla seyahat etmesi dolayısıyla avucunun içi gibi bildiği karayolu üzerindeki Ovacık Bölge Trafik Müdürlüğü önünde devamlı trafik uygulaması yapıldığını da bildiği halde bu güzergahtan seyrine devam ettiği, saat 02:15 sıralarında bölge trafik önüne geldiğinde, 7 metre genişliğinde çift şeritli sağ tarafında 4,5 metre emniyet şeridi ve aydınlatması bulunan yolda çarpma noktasından yaklaşık 138 metre evvelden başlamak üzere ilk ikisi ışıklı olmak üzere dubalarla sağ şerit üzerindeki kontrol noktasına araçların yönlendirildiği, üzerinde reflektörlü yelek bulunan görevli polis memuru tarafından elindeki fenerle orta şerit çizgisi üzerinden ikaz dubalarının yanından kendisine durması konusunda ikaz verilmiş olmasına rağmen, hızını kesmeyerek seyrine devam ettiği, ilk ikazda bulunan memurun sanığın durmayacağını anlayarak kendisini orta refüje doğru atarak kurtulduğu, bu sırada durdurulan bir aracın işlemleriyle ilgilenmek üzere yolun sağındaki emniyet şeridinde tepe lambası çalışır vaziyette olan ekip aracı yanında bulunan polis memuru …'in de sanığı farketmesiyle sol şeride doğru yönelerek kendisini durdurmak üzere elindeki fenerle işaret yapmasına rağmen yine hızını azaltmayarak aynı hızla sol şeridi takiben ilerlediği sırada orta şerit çizgisinin hemen sağında polis memuruna çarptığı, polis memurunun 3-4 metre havaya kalktıktan sonra yaklaşık 31 metre uzağa savrulup sağdaki emniyet şeridine düşerek vefat ettiği, sanığın idaresindeki aracın takip sistemine ait verilerden anlaşıldığı üzere yaklaşık 140 km hızla, 154 promil alkollü olarak olay mevkiine geldiğinde alkollü olması ve ehliyetinin işinin bir parçası olması sebebiyle ehliyetine el konulmasını istemediğinden ayrıca yanındaki arandığını bildiği arkadaşının yakalanmaması amacıyla kendisine yeterli mesafeden alınmış önlemlerle birlikte yapılan dur ikazlarına rağmen hızını hiç azaltmadığı, bu şekilde seyrettiğinde kendisine müdahalede bulunulacağını ve müdahalede bulunan polis memurlarından birine çarpıp ölümüne yol açabileceğini öngörmesine rağmen, yakalanmamak için eylemine devam edip seyrini sürdürmekle meydana gelecek neticeyi kabullendiği anlaşılmakla, sanığın eylemini olası kast ile işlediği ve olası kast hükümleri uygulanmak suretiyle cezalandırılması yerine suç vasfında yanılgıya düşülerek, bilinçli taksir hükümleri uygulanmak suretiyle, mahkumiyetine karar verilmesi,
2-Katılanların kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu verilen “istinaf başvurusunun esastan reddine” dair hükmünün 5271 sayılı CMK'nın 302/2. madde ve fıkrası uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA , 24/04/2018 tarihinde oybirliği karar verildi.
Olası kast, kişinin suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen fiili işlemesidir. Bilinçli taksirde sonuç öngörülmüş olmakla birlikte istenmemiştir. İki hâl neticenin öngörülmesi bakımından örtüşebilir; ayrım, öngörülen neticenin kabullenilip kabullenilmemesindedir. Bu ölçü ilgili karar gerekçesinde açıklanmıştır ve her trafik ölümüne aynı sonucu bağlayan genel bir kural değildir.
Trafik olaylarında suça ilişkin kararlar
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2018/2224 esas ve 2018/4709 karar sayılı dosyasında, sanığın alkollü ve yüksek hızla seyredip dur ikazlarına rağmen trafik uygulamasındaki polise çarparak ölümüne neden olduğu olayda eylemin olası kastla işlendiği kabul edilmiştir. Bilinçli taksir uygulanarak kurulan mahkûmiyeti onayan, istinaf başvurusunun esastan reddi kararı 24/04/2018 tarihinde oybirliğiyle ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 302. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bozulmuştur. Sonuç, karardaki kontrol noktası, hız, alkol ve kaçma amacı olgularına bağlıdır.
Aynı dosyada sanık hakkındaki hükmün dokuz yıl hapis cezasından ibaret olması nedeniyle duruşmalı inceleme istemi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 299. maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddedilmiştir. Dokuz yıl, incelenen mevcut hükmün miktarıdır; bozma kararı bunu yeni bir sonuç ceza olarak belirlemiş değildir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2018/2429 esas ve 2018/4028 karar sayılı dosyasında, sanığın tamponuna asılan kişinin fren sırasında düşeceğini açıkça öngörmesine rağmen sonucu kabullenerek hareket ettiği ve eylemin olası kastla öldürme suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir. İstinaf talebinin esastan reddi hükmü, 05/04/2018 tarihinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 302. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca oyçokluğuyla bozulmuştur. Bu nitelendirme çoğunluğun somut olaya ilişkin kabulüdür.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2018/2429, K. 2018/4028Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ceza Dairesi
Suç : Taksirle Öldürme
Hüküm : TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1, 53/6, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükmün, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda 22/12/2017 tarih ve 2017/3851-2017/2437 sayılı "istinaf talebinin esastan reddine" ilişkin kararın katılan vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Olaydan yaklaşık 4 saat 40 dakika kadar yapılan kan ölçümü ile 0.81 promil alkollü olduğu belirlenen, yerleşik Adli Tıp Kurumu uygulamalarına göre alkol promil miktarının her saat 0.15 promil azaldığı dikkate alındığında olay anında 1.51 promil alkollü olduğunun kabulü gereken sanığın kullandığı aracın arkasına asılan ve olaydan yaklaşık 40 dakika kadar sonra yapılan kan ölçümü ile 3.08 promil alkollü olduğu tespit edilen, buna göre de olay anında 3.18 promil alkollü olduğu anlaşılan …'ün, arkasına (tamponuna) asıldığı aracını bırakmasını temin için gaza basıp sonra da fren yapması üzerine düşerek genel vücut travmasına bağlı kafa ve yüz kemik kırıklarıyla birlikte beyin kanaması ve gelişen komplikasyonlar sonucu ölümüne neden olduğu somut olayda; dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile tanık …'ın aksi ispatlanmamış ifadelerine göre, ölenin aracın sanığın sevk ve idaresindeki aracın arkasında bulunan tampona ayaklarını koyarak aracı salladığı, sanığın bu esnada aracı sürmeye devam ettiği, sanığın öleni tamponu kıracağı hususunda uyardığı, ölenin de "kırılırsa kırılsın gerekirse parasını öderiz" dediği ve taraflar arasında küfürleşmenin devam ettiği sırada, sanığın gaza bastığı ve sonrasında fren yaptığı esnada düştüğünün anlaşıldığı, taraflar arasındaki küfürleşmelerin devam ettiği esnada aracı sürmeye devam eden sanığın, aracın arkasına asılmış olan ölenin fren yaptığı esnada düşeceğini açıkça öngörmesine rağmen, sonucu kabullenerek eylemini gerçekleştirdiği, bu nedenle eyleminin olası kastla öldürme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme sonucu bilinçli taksirle öldürme suçunu teşkil ettiğinin kabulü,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda 22/12/2017 tarih ve 2017/3851-2017/2437 sayılı "istinaf talebinin esastan reddine" dair hükmünün 5271 sayılı CMK'nın 302/2. madde ve fıkrası uyarınca BOZULMASINA, 05/04/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ:
Sanığın kasten adam öldürme eyleminden dolayı TCK' nın 29/1. maddesi delaletiyle aynı yasanın 81/1, 53 ve 63. maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde, eylemin bilinçli taksirle gerçekleştiği kanaatiyle sanığın TCK' nın 85/1, 22/3, 62 ve 53/6. maddeleri geregince ehliyetinin 3 yıl süreyle geri alınması ve 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla tecziyesine hükmedildiği, mahkeme kararına karşı başvurulan istinaf kanun yolu neticesinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesince istemin "Esastan Reddine" karar verildiği, bu karara karşı katılan vekilince temyiz yoluna müracaat edildiği görülmüştür.
Olayımızda; vakıanın meydana geldiği saatten yaklaşık 4 saat 40 dakika geçtikten sonra yapılan ölçümde 0,81 promil alkollü olduğu (olay anı itibariyle Adli Tıp verilerine göre 1,51 promil) anlaşılan sanığın, yine olaydan 40 dakika sonra alınan kan örneğine göre 3,18 promil alkollü olduğu belirlenen maktülün çocukluk ve asker arkadaşı oldukları, aralarında geçmişte ya da olay tarihinde husumet olduğuna dair bir iddianın da olmadığı, olay günü maktül, sanık ve bir kaç arkadaşının piknik yapmak amacıyla bir araya geldikleri, ölen ve sanık arasında ailevi konuları konuşurken tartışma çıktığı, ölenin piknik yerinden yürüyerek uzaklaştığı, sanığın aracıyla sanığı almak için arkasından gittiği ancak aralarındaki tartışmanın devam ettiği, sanığın ısrarına rağmen ölenin araca binmemekte ısrar ettiği ancak aracın arkasına asılarak sanığa yönelik tacizlerde bulunduğu, ölenin tampona asılıp sanığı taciz etmek isterken sanığında aracını bir miktar hızlandırıp aniden fren yaptığı, ölenin alkolünde etkisiyle dengesini kaybedip yüzüstü düştüğü ve yaralarının etkisiyle öldüğü anlaşılmaktadır.
Kasta dayalı sorumlulukla taksire dayalı sorumluluğu ayıran husus, failin neticeye yönelik isteme unsurudur. Fail neticeyi istiyorsa kast sorumluluğu, öngörmüyorsa doğal olarak öngörmediği bir şeyi istemesi mümkün değildir taksir sorumluluğu mevcuttur. Bu ikisinin arasında, bilinçli taksir ve olası kast kavramları mevcuttur. Bunların ortak noktası, neticenin tasavvur edilmiş; öngörülmüş olmasıdır. Ayrıldıkları nokta ise, olası kastta neticenin göze alınmış olması sebebiyle istenmiş sayılması, bilinçli taksirde ise kesin olarak istenmemesidir. Olası kastta neticenin istenmiş sayılması söz konusu olduğu için sorumluluk, kasta dayalı sübjektif sorumluluk kapsamında yer almaktadır. Bilinçli taksirde neticenin kesinlikle istenmemesi söz konusu olduğu için sorumluluk, taksire dayalı sübjektif sorumluluk kapsamında kalmaktadır.
Bu izahatlar da dikkate alındığında; Aralarında husumet bulunmayan tarafların eski arkadaş oldukları, olay günü piknik yapıp alkol aldıkları, aralarında çıkan tartışma nedeniyle ölenin piknik yapılan yerden uzaklaştığı, sanığın aracıyla ölenin arkasından gidip araca binmesi için ısrar ettiği, ölenin bunu ret edip sanığın arabasının tamponuna asılarak ya da vurarak onu taciz ettiği, bu tacizlerin artması üzerine bu durumdan kurtulmak isteyen sanığın aracının hızını bir miktar arttırıp (ifadelere göre 20-30 km) aniden durduğu, dengesini kaybeden ölenin yüz üstü düşerek yaralandığı ve daha sonra yaralanmanın etkisiyle öldüğü, bu açıklamalardan da anlaşıldığı üzere aracını hızlandırıp aniden fren yapan sanığın amacı ölenin tacizlerinden kurtulmaktır. Bu açıklamalar doğrultusunda; sanık böyle bir eylem neticesinde şahsın yaralanabileceğini hatta ölebileceğini öngörmekte ama neticeyi istememektedir. Bu iradesinin tersini yani eylemi gerçekleştirirken öldürme kastı yada olursa olsun kastını (olası kast) ortaya koyacak her türlü şüpheden uzak delil ya da emare bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; sanığın eyleminin bilinçli taksir kapsamında kaldığı düşüncesiyle fiilin olası kastla işlendiği yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyorum.
Bu dosyada sanığın olay anındaki alkol düzeyi, yaklaşık dört saat kırk dakika sonraki 0,81 promil ölçümüne ve her saat 0,15 promil azalma biçimindeki Adli Tıp uygulamasına göre 1,51 promil kabul edilmiştir. Hesap yalnızca o dosyadaki kabule ilişkindir; kanuni alkol sınırı veya bütün trafik olaylarına uygulanacak geriye dönük hesap kuralı değildir.
Yargılama yeri
Davaya bakma yetkisi kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesine aittir. Yetkiyi düzenleyen maddede basılı eser, hakaret ve bilişim gibi özel yetki hâlleri de vardır. Trafik kazasına özgü ayrı bir yetki kuralı bu hükümde gösterilmemiştir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 12Kaynağı aç
mahkemesine aittir.
(2) Teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı, kesintisiz suçlarda
kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer
mahkemesi yetkilidir.
(3) Suç, ülkede yayımlanan bir basılı eserle işlenmişse yetki, eserin
yayım merkezi olan yer mahkemesine aittir. Ancak, aynı eserin birden çok yerde
basılması durumunda suç, eserin yayım merkezi dışındaki baskısında meydana
gelmişse, bu suç için eserin basıldığı yer mahkemesi de yetkilidir.
(4) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçunda
eser, mağdurun yerleşim yerinde veya oturduğu yerde dağıtılmışsa, o yer
mahkemesi de yetkilidir. Mağdur, suçun işlendiği yer dışında tutuklu veya
hükümlü bulunuyorsa, o yer mahkemesi de yetkilidir.
(5) Görsel veya işitsel yayınlarda da bu maddenin üçüncü fıkrası hükmü
uygulanır. Görsel ve işitsel yayın, mağdurun yerleşim yerinde ve oturduğu yerde
işitilmiş veya görülmüşse o yer mahkemesi de yetkilidir.
(6) (Ek:8/7/2021-7331/10 md.) Bilişim sistemlerinin, banka veya
kredi kurumlarının ya da banka veya kredi kartlarının araç olarak kullanılması
suretiyle işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir.
Özel yetki
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Yargılama sonunda hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir. Bu ifade zorunluluk değildir. Taksirle öldürmenin kanuni cezası iki yıldan başladığı için kurum, ancak hükmolunan ceza bu eşiği aşmıyorsa gündeme gelebilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana
çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve
süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da
bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.
(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa
yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya
daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler
saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler
hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;[77]
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve
davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda
kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade,
suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Açıklanmasının
geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası
ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl
süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında
kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin
belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat
sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya
özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında
ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek
hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine
getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Altıncı
fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde;
sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık
taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15
md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli
serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde,
açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı
verilir.
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim
süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine
ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak
mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu
değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz
edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının
ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir
mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz
edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir
değerlendirme yapabilir.
(12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin
üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye
mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde
hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı
kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece
mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi
hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm,
usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir.
Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede
belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Bu maddenin hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü
maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili
olarak uygulanmaz.
Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar
Karar için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözetilerek yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılması ve mağdurun veya kamunun zararının aynen iade, suçtan önceki hâle getirme ya da tazmin yoluyla tamamen giderilmesi gerekir. Zarar derhâl giderilemiyorsa, denetim süresince aylık taksitlerle tamamen ödenmesi koşuluyla da karar verilebilir. Taksit imkânı diğer şartları ortadan kaldırmaz.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilirse sanık beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur.
Ceza ve tazminat zamanaşımı
Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde suçun kanunda yazılı cezasının üst sınırı gözetilir. Taksirle öldürmenin basit hâlinde üst sınır altı yıl, nitelikli hâlinde on beş yıldır. Bu nedenle zamanaşımı, ilgili hâlin kanuni üst sınırına göre değerlendirilir; tek bir süre bütün olaylara ayrıca bağlanmış değildir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 66Kaynağı aç
kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda
yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda
onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını
gerektiren suçlarda sekiz yıl,
geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını
doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup
da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin
geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller
itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun
kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları
gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8
md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece
bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı
süresi yeni baştan işlemeye başlar.
(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs
halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda
kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara
karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından
işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye
başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış
müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların
yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.
Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi
Tazminat istemi, zarar görenin hem zararı hem de tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Tazminat, ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu daha uzun süre uygulanır. Bu koşul gerçekleşmezse on yıllık süre kendiliğinden değişmez.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 72Kaynağı aç
yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin
işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak,
tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren
bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.
Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar
gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her
zaman bu borcu ifadan kaçınabilir.
II. Rücu isteminde
Trafik kazasında taksirle ölüme neden olmanın cezası nedir?
Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ceza, kanuni sınırlar arasında failin kusuruna göre belirlenir.
Birden fazla ölüm olursa ceza değişir mi?
Fiil birden fazla insanın ölümüne ya da ölümle birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuşsa ceza iki yıldan on beş yıla kadar hapistir.
Bilinçli taksir cezayı artırır mı?
Öngörülen netice istenmemesine rağmen meydana gelmişse bilinçli taksir vardır ve taksirli suçun cezası üçte birden yarısına kadar artırılır. Artırım, önce belirlenen temel ceza üzerinden yapılır.
Hükmün açıklanması geri bırakılabilir mi?
Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkeme geri bırakmaya karar verebilir. Kasıtlı suçtan önceki mahkûmiyetin bulunmaması, yeniden suç işlenmeyeceği kanaati ve zararın tamamen giderilmesi gerekir. Zarar hemen giderilemiyorsa denetim süresince aylık taksitlerle tamamen ödenmesi koşulu da kullanılabilir. Karar verilirse denetim süresi beş yıldır.
Tazminat istemi ne zaman zamanaşımına uğrar?
Tazminat istemi, zarar ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve her hâlde fiilin işlenmesinden itibaren on yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ceza kanunları daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa ve koşulları varsa bu süre uygulanır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

