Bedeni hasara yol açan bir trafik kazasında olay yerini terk etmek, tedavi veya yardım için sağlık kuruluşuna gitme ve can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller dışında, zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortalıya rücu sebebi olabilir. Aynı daire, bu hükme göre kaza yerinin terk edilmesini salt maddi hasarlı kazalarda da içe rücu sebebi saymıştır. Kaskoda ise zorunlu haller dışında ve belirli ihlaller nedeniyle sürücünün kimliğinin tespitini engellemek için ayrılmak teminat dışı haldir. Olay yerinden ayrılmak, kusur oranını her dosyada kendiliğinden ve kesin biçimde belirlemez.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/11202, K. 2025/2473Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ KARARLARI ARASINDAKİ UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE DAİR
I. BAŞVURU
Başvurucu vekili dilekçesinde; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Genel Şartlarının B.4/f bendine dayalı olarak sigorta akidi aleyhine açılan rücuen tazminat davalarında olay yerini terk halinde maddi hasar taleplerinin istenip istenemeyeceği hususunda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi ve Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin kararlarının çeliştiğini belirterek 5235 sayılı Kanun'un 35/3. maddesi gereğince uyuşmazlığın giderilmesini talep etmiştir.
II. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLAR
A. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin 20.05.2021 Tarihli ve 2019/318 Esas-2021/920 Karar Sayılı Kararı
Sigorta genel şartları B.4-f bendin kapsamında sigortalının, kaza ister maddi zarara ister bedensel zarara neden olsun sürücünün olay yerini terk etmiş olması halinde üçüncü kişilere yapmış olduğu ödeme nedeniyle sigortalısına rücu edebileceğinin düzenlendiği, ilgili maddede istisnai durumlar ''hariç" denilerek gösterildiği, buna göre sigortalının ancak bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitmesi, bedeni hasara neden olsun veya olmasın can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu hallerde ilgili maddeden kaynaklanan sorumluluklardan kurtulacağı, yaralamalı kaza olmasa dahi olay yerinin terk edilmesi halinde sigorta şirketinin istisnalar haricinde sigortalısına rücu edebileceğinin kabul edildiği, yeni ZMSS Genel Şartlarının B.4-f bendinin maddi hasarlı trafik kazalarında da uygulanması gerektiğinin kabulüyle tarafların dayandıkları tüm delillerin toplanıp, gereken inceleme, araştırma ve değerlendirme yapılarak, öncelikle sigortalı araç sürücüsünün olay yerinden ayrılmış olduğunun kaza tespit tutanağı ve borca itiraz dilekçesinde beyanlardan anlaşılmış olmasına göre ayrılmayı gerektirecek haklı bir sebep olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi ve başka gerekçelerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir.
B.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 16.01.2023 Tarihli ve 2021/314 Esas-2023/73 Karar Sayılı Kararı
Her ne kadar mahkemece ilgili hükmün "sadece bedeni hasara neden olan kazalarda" uygulanabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, madde metninden bu şekilde bir anlam çıkarılamayacağı, maddi hasarlı kazalarda olay yerinin terk edilmesi halinin doğrudan rücu sebebi sayılacağı ancak bedensel zararla sonuçlanan kazalarda, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu hallerin mevcudiyeti halinde olay yerini terkin rücu sebebi olmayacağı şeklinde düzenleme yapıldığı, mahkemece anılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, bu nedenle davacı vekilinin istinaf sebebinin yerinde bulunduğu ve başka gerekçelerle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir.
C.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 28.02.2023 Tarihli ve 2021/742 Esas-2023/372 Karar sayılı ilamında özetle;
Dosya kapsamına, toplanan delillere göre; davalının kaza sırasında araçta hasta olan yolcunun bulunması nedeniyle kaza yerini terk etmek zorunda kaldığını savunduğu, talimat yoluyla dinlenen davalı tanığının kazadan sonra araçtan inerek kendi imkanlarıyla polikliniğe gittiklerini, sigortalı araç sürücüsünün kendileriyle gelmediğini beyan ettiği, dolayısıyla davalının kazadan sonra olay yerini terk ettiği, hastane ve benzeri tedavi merkezine başvurmadığı, davalının herhangi bir yaralanmasının söz konusu olmadığı ve bu yönde bir iddia da ileri sürülmediği gibi, kendisinin can güvenliğinden endişe edilecek nitelikte bir durum bulunduğunun da kanıtlanamadığı, bu nedenle davacı sigorta şirketinin açtığı rücu davasının koşullarının gerçekleştiği ve başka gerekçelerle davanın reddine dair verilen kararın 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, istinaf başvurusunun 6l00 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince esastan kabulüne kesin olarak karar verilmiştir.
D.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 21.06.2023 Tarihli ve 2021/1008 Esas-2023/1231 Karar sayılı ilamında özetle;
Dava konusu ödenen hasar bedelinin rücuen sigortalıdan tahsiline ilişkin uyuşmazlıkta poliçe tarihinde yürürlükte bulunan ve 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası genel şartlarında zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının sigortacıya rücu hakkının düzenlendiği B.4. maddesi f bendinde bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşlarına gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesinin rücu sebebi olduğunun düzenlendiği, davaya konu trafik kazasına ilişkin kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsünün açıkça firar ettiğinin belirtildiği, sigortalının doğru ihbar külfetini yerine getirip getirmediği ve buna göre ispat külfetinin yer değiştirip değiştirmediğinin değerlendirilmesi, sonuca ve dosya kapsamına göre kaza yerini terk sebebinin ZMSS Genel Şartları B.4/f bendi kapsamında "tedavi" veya "yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme", "can güvenliği nedeniyle uzaklaşma" gibi zorunlu hallerden olduğunun ispatı halinde davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir.
E.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 13.09.2023 Tarihli ve 2021/839 Esas-2023/1492 Karar sayılı ilamında özetle;
ZMSS Genel Şartlarında zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının sigortalıya rücu hakkının düzenlendiği B.4. maddesi f bendinde bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesinin rücu sebebi olduğunu düzenlendiği, davaya konu trafik kazasına ilişkin düzenlenen kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsünün firar ettiğinin açıkça belirtildiği, dosya kapsamına, sunulan tüm beyan ve belgelere bakıldığında dava dışı sigortalı araç sürücüsünün olayın ardından hastaneye gittiğine dair kayıt bulunmadığı gibi, olaydan yaklaşık 10 saat sonra gittiği polis merkezinde verdiği ifadesinde de hastaneye gittiğine ilişkin beyanda bulunmadığı, sürücünün oluşan kaza yerini terk sebebinin ZMSS Genel Şartları B.4/f bendi kapsamında "tedavi" veya "yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme", "can güvenliği nedeniyle uzaklaşma" gibi zorunlu hallerden olmadığının ifadesinden de anlaşıldığı, olay yerini terk etmiş olması nedeni ile rücu koşullarının oluştuğu ve başka gerekçelerle istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.
F.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 21.12.2023 Tarihli ve 2021/622 Esas-2023/1896 Karar sayılı ilamında özetle;
Taraflar arasında geçerli ZMSS poliçesinin düzenlenme tarihi olan 17.02.2018 tarihinde yürürlükte bulunan 01.06.2015 tarihli ZMSS Genel Şartlarının zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının sigortalıya rücu hakkı başlıklı B.4/f bendinde bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinin rücu nedeni olarak düzenlendiği, buna göre, olay yeri terk hukuki nedeniyle sigorta şirketinin sigortalısına rücu hakkının doğumu için meydana gelen trafik kazasının bedeni hasara neden olması ve sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk sebebinin tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu hallerden birine dayanması gerektiği, ZMSS'nin üçüncü kişiye yaptığı ödemeyi sigorta ettirene rücu edebilmesi için bedensel hasar nedeniyle tazminat ödenmiş olması gerektiği ancak somut olayda bedensel zarar değil maddi hasar nedeniyle ödeme yapılmış olduğu, sigortacının rücu hakkı bulunmadığı, mahkemece davanın reddine dair verilen kararın sonuç itibariyle yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.
G.Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 05.02.2020 Tarihli ve 2019/1267 Esas-2020/116 Karar sayılı ilamında özetle;
Davacının dava dilekçesinde rücu nedeni olarak; maddi hasarlı kazada ZMMS Genel Şartları B.4-c maddesi uyarınca, olay yerinin sebepsiz bir şekilde terk edilmesi sebebine dayandığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, sigortalı araç sürücüsünün, kazadan sonra olay yerini terk etmesinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı ve kaza yerinin terki nedeniyle, kaza nedeniyle meydana gelen rizikonun ve zararın poliçe teminatı kapsamında olup olmadığı noktasında toplandığı, sigortacının rücu hakkının, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95-(2) maddesinde düzenlendiği, anılan maddede; "Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." düzenlemesine yer verildiği, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesinde sigorta ettirene rücu hallerinin düzenlendiği, somut olayın özellikleri gereği; davalının olay yerini zarureten ve can güvenliği nedeniyle terk ettiği geçerli ve somut deliller ile ispat edilemediğinden, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI
Maddi hasarlı trafik kazalarına ilişkin rücu davalarında ülke genelinde istinaf dairelerinin bir kısmının bunları rücu sebebi olarak saymadığına, bir kısmının ise rücu sebebi olarak saydığına, bu konuda henüz bir Yargıtay uygulaması bulunmadığına, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin görüşünün yerinde olduğuna, yukarıda belirtilen Bölge Adliye Mahkemesi kararları arasında uyuşmazlık bulunduğuna karar verilmiştir.
IV. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Uyuşmazlık, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Genel Şartlarına göre salt maddi hasarlı trafik kazalarında olay yerini terkin içe rücu nedeni olup olamayacağına ilişkindir.
Sigortacı, KTK 95/2. maddesi ve ZMSS Genel Şartları B.4. maddesi gereğince tazminat yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasına dair halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye dair kanun hükümlerine göre kendi sigorta ettirenine rücu edebilir. Sigortacının kendi sigorta ettirenine karşı açtığı içe rücu davası ile sigortacının sözleşme ve kanun gereği sigorta sözleşmesinin diğer tarafını oluşturan sigorta ettirene karşı defi hakkına dayanarak kendi âkidine dönmesi sağlanmaktadır. Sigortacının rücu hakkı kaynağını sigorta sözleşmesinden almaktadır.
Zarar görene ödeme yapan sigortacının daha sonra işletenine rücu edebileceği haller, işletenin sigorta korumasından yararlanmasının uygun görülmediği, başka bir deyişle bu korumanın dışında bırakılmış olan hallerdir. 01.06.2015 tarihinden önce düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçelerine ilişkin olarak meydana gelen trafik kazalarında o dönem yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4 maddesinde sigortacının işletene rücu nedenleri arasında sigortalı aracın sürücüsünün kaza sonrası olay yerinden ayrılması sayılmadığından sigorta şirketi bu nedene dayalı olarak kendi akidine rücu edemeyecektir.
01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4-f maddesinde ise ''Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde'' sigortalıya rücu edilebileceği düzenlenmiştir.
Sürücünün olay yerinden haklı neden olmamasına rağmen ayrılması, sigortacının durumunu ağırlaştırmaya elverişlidir. ZMSS Genel Şartları m.B.4-(b) ve (c) sürücü belgesi olmayan bir kişinin veya uyuşturucu ya da alkol etkisi altında bulunan bir sürücünün kazaya yol açması hallerinde de işletene rücu edilebileceğini belirtmektedir. Kaza yerinin terk edilmesi olasılığında bu rücu hakkını kullanma şartlarını kanıtlama imkanı sigortacının elinden alınmış olabilir. Bu açıdan bir kaza söz konusu olduğunda, sürücünün olay yerinde kalmasının istenmesi makul bir beklenti sayılabilir. (…, …, "Motorlu araç sigortalarında sürücünün kaza yerinden ayrılması-II",https://sigortacigazetesi.com.tr/motorlu-arac sigortalarinda-surucunun-kaza-yerinden-ayrilmasi-ii/) Olay yerini terk eden sürücünün kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğünü yerine getiremeyeceği açıktır. Sürücünün yokluğunda kaza tutanağının resen kolluk kuvvetlerince tutulması mümkün ise de, alkol raporu düzenlenemez. (Misili, Sinan: Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları Uyarınca Sigortacının Sigorta Ettirene Rücu Davası, TBB Dergisi 2017 (133), s. 638)
01.06.2015 tarihinden sonra düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçeleri bakımından uygulanmakta olan Karayolları Motorlu Araçlar ZMMS Genel Şartlarının B.4-f maddesi metni çok iyi kaleme alınmamış olmakla birlikte, madde metninden anlaşılması gereken, maddi ya da bedeni hasara neden olan tüm trafik kazalarında olay yerini terk ile kazanın oluş koşullarına ilişkin gerekli belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması hallerinde sigortacının üçüncü kişilere yaptığı ödeme nedeniyle sigortalısına rücu edebilecek olduğudur. İstisnai durumlar ise "hariç" denilerek gösterilmiştir. Buna göre bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitmesi, can güvenliği nedeniyle uzaklaşması gibi zorunlu hallerde sigortalı bu maddeden kaynaklanan rücu sebebinden kurtulacaktır. Olay yerini terkin zorunlu olduğu haller ve kazanın oluş koşullarına ilişkin gerekli belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması halleri sınırlı sayıda olmayıp örnek olarak sayılmıştır. Ancak istisnai haller madde metninin başına yazıldığı için sanki olay yerini terk etme hali sadece bedeni hasara neden olan kazalarda uygulanacakmış, maddi hasarlı kazalarda uygulama alanı yokmuş gibi bir anlama yol açmıştır. Oysaki bedensel hasarlı kaza olmasa dahi olay yerinin terk edilmesi halinde sigorta şirketinin belirtilen istisnalar haricinde sigortalısına rücu edebileceği kabul edilmiştir. Olay yerini terk ile içe rücu sebebi gerçekleşmiş olup olay yerini Genel Şartların B.4-f maddesinde sayılan haller ile benzer zorunlu nedenlerden biri nedeniyle terk ettiğini, dolayısıyla rücu sebebinin oluşmadığını ispat yükü ise sigortalıdadır. Sigortalı kaza yerini ancak Genel Şartların B.4-f maddesinde sayılan zorunlu nedenlerden biri nedeniyle terk ettiğini ispatlar ise rücu durumundan kurtulacaktır. Açıklanan nedenlerle Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Genel Şartlarının B.4/f bendine göre kaza yerinin terk edilmesi halinin salt maddi hasarlı trafik kazalarında da içe rücu sebebi olduğu açıktır. Dolayısıyla uyuşmazlığın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi ve Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin ilgili kararlarına göre giderilmesi gerekir.
V. KARAR
1. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Genel Şartlarının B.4/f bendine göre kaza yerinin terk edilmesi halinin salt maddi hasarlı trafik kazalarında da içe rücu sebebi olduğuna; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi ve Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin kesin kararları arasındaki görüş ve uygulama UYUŞMAZLIKLARININ BU ŞEKİLDE GİDERİLMESİNE,
2. Dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine,
3. Karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemelerinin hukuk dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderilmesine,
13.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/13683, K. 2017/6771Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … Star Sigorta AŞ vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkile ait aracı ile yerde biriken su birikintisine girip, direksiyon hakimiyetini kaybettiği, araçta maddi hasar meydana geldiği, olay karşısında korku ve panikle olay yerinden ayrılmak zorunda kaldığı, davalı şirket tarafından genişletilmiş hususi kasko sigortası ile teminat altına alınan aracın hasar bedelinin ödenmediği belirtilerek hasar bedelinin ödenmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; kasko genel şartlarının 5. maddesinde teminat dışı hallerin neler olduğunun belirtildiğini belirterek kısaca davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 8714,30 TL maddi tazminatın 20.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine dair verilen karar davalı … Sigorta AŞ vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazası nedeniyle oluşan araç hasar bedelinin kasko şirketinden tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş isede yapılan araştırma, inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Davalı … rizikonun teminat dışı olduğunu savunmuştur.
01.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren Kasko Genel Şartlar A.5.10. Maddesi “Zorunlu haler(tedavi ve yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeni ile uzaklaşma vb) hariç olmak üzere bu maddenin 5.4 ve 5.5 nolu bentlerindeki ihlaller nedeni ile sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılması” teminat dışı hal olarak düzenlenmiştir. Somut olayda korku ve panikle olay yerinden ayrılmak zorunda kaldığını ileri sürmüş, davacı tanıklarından ….'nın beyanında “davacının araçtan
kendilerinin indirdiğini”, davacı tanığı…'in ifadesinde ise “davacının aracından kendinin indiğini” beyan ederek bu konuda kısmen çelişkili beyanlarda bulundukları anlaşılmıştır. Sigortalı davacının olay yerini zaruretten terk ettiği mahkemece kabul edilmiş ise de yapılan inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Davalı tarafından dosyaya ibraz edilen mobese kayıtlarına ilişkin bilirkişiden rapor aldırarak davacının olay yerinden ayrılış şeklinin irdelenmesi ve tanık beyanlarının denetlenmesi sonucuna göre davacının olay yerinden ayrılmasının teminat dışı olup olmadığına karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak hüküm verilmesi doğru değildir.
2-Bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bette açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 14.06.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Zorunlu mali sorumluluk sigortasında rücu
1 Haziran 2015'te yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4-f düzenlemesi, bedeni hasara neden olan trafik kazalarını konu alır. Bu düzenlemeye göre sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi ya da yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme ve can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller dışında olay yerini terk etmesi halinde sigortalıya rücu edilebileceği düzenlenmiştir. Kaza tutanağı ve alkol raporu gibi kazanın oluş koşullarına ilişkin gerekli belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranmak da aynı hükümde rücu sebebi olarak yer alır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/11202 esas ve 2025/2473 karar sayılı hükmü, B.4/f bendine göre kaza yerinin terk edilmesini salt maddi hasarlı trafik kazalarında da içe rücu sebebi saymıştır. Bu sonuç, hükmün bedeni hasara neden olan kazaları konu alan lafzıyla aynı kapsamı çağrıştırmaz. Bedeni hasara ilişkin lafız ile salt maddi hasarı da kapsayan bu sonuç, biri diğerini dışlayan kesin bir ölçüye indirgenmeden birlikte gözetilmelidir.
1 Haziran 2015'ten önce düzenlenen zorunlu trafik sigortası poliçelerinde durum farklıdır. O dönemde yürürlükte bulunan Genel Şartlar'ın B.4 maddesinde, sürücünün kaza sonrası olay yerinden ayrılması sigortacının işletene rücu nedenleri arasında sayılmamıştır. Bu tarihten önce düzenlenen poliçelerde sigortacı, olay yerinden ayrılmaya dayanarak kendi akidine rücu edemez. Sınır, poliçenin düzenlenme tarihine bağlıdır.
Zorunlu hal ve sigortalının ispatı
Rücu sebebini ortadan kaldıran zorunlu halin kapsamı, aynı karar içindeki iki anlatımla birlikte ele alınmalıdır. Bir anlatım, olay yerinin B.4-f maddesinde sayılan haller ile bunlara benzer zorunlu nedenlerden biri nedeniyle terk edildiğinin ispatını öngörür. Diğer anlatım, sigortalının sayılan zorunlu nedenlerden biri nedeniyle kaza yerini terk ettiğini ispatlaması halinde rücu durumundan kurtulacağını belirtir. Benzer nedenlerin ayrıca zorunlu hal sayılıp sayılmadığı bu nedenle tek bir kesin ölçüye bağlanamaz.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/11202 esas ve 2025/2473 karar sayılı incelemesine göre, olay yerinin zorunlu bir nedenle terk edildiğini ve rücu sebebinin oluşmadığını ispat yükü sigortalıdadır. Sigortalı bu ispatı gerçekleştirirse rücu durumundan kurtulur. İspatın yalnızca sayılan nedenleri mi yoksa bunlara benzer zorunlu nedenleri de mi kapsadığı, metindeki kapsam farkı nedeniyle ayrıca kesinleştirilemez.
Kaskoda teminat dışı ayrılma
1 Nisan 2013'te yürürlüğe giren Kasko Genel Şartları'nın A.5.10 maddesi, zorunlu haller dışında kaza yerinden ayrılmayı teminat dışı hal olarak düzenler. Metindeki zorunlu haller arasında tedavi ve yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme ile can güvenliği nedeniyle uzaklaşma örnek olarak yer alır. Teminat dışı sonuç, maddenin 5.4 ve 5.5 bentlerindeki ihlaller nedeniyle sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek amacıyla ayrılmaya bağlanmıştır. Bu hüküm, zorunlu mali sorumluluk sigortasındaki rücu sebebini aynen tekrarlayan bir kural değildir.
Korku ve panik nedeniyle ayrıldığı ileri sürülmesi, ayrılmanın teminat dışı olup olmadığı konusunda ayrıca değerlendirme yapılmasını gerektirir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/13683 esas ve 2017/6771 karar sayılı incelemesinde, dosyaya sunulan MOBESE kayıtları hakkında bilirkişi raporu alınarak ayrılış şeklinin irdelenmesi ve çelişkili tanık beyanlarının denetlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu inceleme yapılmadan kurulan kabul hükmü doğru görülmemiş ve bozulmuştur. Karar, korku ve paniği zorunlu hal kabul eden veya ayrılmayı teminat dışı sayan bir sonuç kurmamıştır.
Kusurun belirlenmesi
Olay yerini terk etmek, her dosyada otomatik ve kesin bir kusur oranı yaratmaz. Kusur; fren izi, çarpma açısı, hız, yol durumu, kamera kaydı ve uzman incelemesiyle belirlenir.
Yaralanma veya ölüm yoksa dosya çoğunlukla idari yaptırım ekseninde ilerleyebilir. Delillerin karartılması, kimliğin gizlenmesi ya da başka bir suç şüphesinin bulunması halinde ayrıca adli süreç de doğabilir. Bu ihtimaller her olay için kesin bir sonuç bildirmez. Park halindeki araca çarpıp kaçma fiili kural olarak maddi hasarlı trafik kazası kapsamında değerlendirilir.
İtiraz süresi ve kiralık araç
Olay yerini terk etmeye bağlanan cezaya itiraz, cezanın tebliğ edildiği veya yüzüne okunduğu tarihten itibaren 15 günlük hak düşürücü süreye tabidir.
İhlal tarihinde kiralık olduğu tespit edilen araçta idari para cezası tutanağı doğrudan kiracı adına düzenlenir ve ceza kiracıdan tahsil edilir. Tutanağın kiracı adına düzenlenmesi, araç sahibi kiralama veya taşımacılık şirketinin trafik güvenliğine ilişkin genel yükümlülüklerini tamamen ortadan kaldırmaz.
Olay yerini terk etmek sigortacıya rücu sebebi olur mu?
Bedeni hasarlı kazada, tedavi veya yardım için sağlık kuruluşuna gitme ve can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller dışında olay yerini terk etmek rücu sebebi olabilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, B.4/f kapsamında kaza yerinin terk edilmesini salt maddi hasarlı kazalarda da içe rücu sebebi saymıştır. Gerekli belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırılık da bedeni hasara ilişkin hükümde rücu sebebi olarak yer alır.
2015 öncesi poliçede bu nedenle rücu edilir mi?
1 Haziran 2015'ten önce düzenlenen zorunlu trafik sigortası poliçelerinde olay yerinden ayrılma, o dönemdeki rücu nedenleri arasında sayılmamıştır. Sigortacı bu nedene dayanarak kendi akidine rücu edemez.
Zorunlu hali kim ispat eder?
Olay yerinin zorunlu bir nedenle terk edildiğini ve rücu sebebinin oluşmadığını ispat yükü sigortalıdadır. Sayılan nedenler ile benzer zorunlu nedenler arasındaki kapsam farkı tek bir kesin ispat ölçüsüne indirgenemez.
Kaskoda kaza yerinden ayrılmak teminatı etkiler mi?
Zorunlu haller dışında, A.5.10 maddesinin gönderme yaptığı 5.4 ve 5.5 bentlerindeki ihlaller nedeniyle sürücünün kimliğinin tespitini engellemek için ayrılmak teminat dışı haldir. Bu sonuç, zorunlu mali sorumluluk sigortasındaki rücu kuralından ayrı değerlendirilir.
Korku ve panik savunması nasıl değerlendirilir?
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/13683 esas ve 2017/6771 karar sayılı somut incelemesinde, korku ve panik savunmasına rağmen ayrılmanın teminat dışı sayılıp sayılmayacağı için dosyadaki MOBESE kayıtları hakkında bilirkişi raporu alınması ve tanık beyanlarının denetlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu inceleme yapılmadan kurulan kabul hükmü bozulmuştur. Karar, korku ve paniği zorunlu hal sayan ya da ayrılmayı teminat dışı kabul eden bir sonuç kurmamıştır.
Olay yerini terk etmek kusur oranını kesinleştirir mi?
Hayır. Olay yerini terk etmek her dosyada otomatik ve kesin bir kusur oranı yaratmaz. Kusur; fren izi, çarpma açısı, hız, yol durumu, kamera kaydı ve uzman incelemesiyle belirlenir.
Cezaya itiraz için hangi süre vardır?
İtiraz, cezanın tebliğ edildiği veya yüzüne okunduğu tarihten itibaren 15 günlük hak düşürücü süreye tabidir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

