Kaza Yerini Terk Eden Sürücünün Sigorta Alacakları ve Rücu

by Avukat Erdal Ersoy
Kaza Yerini Terk Eden Sürücünün Sigorta Alacakları ve Rücu

Trafik kazası sonrasında sürücünün olay yerinden ayrılması, zorunlu mali sorumluluk sigortası veya kasko poliçesi kapsamındaki hakları kendiliğinden sona erdirmez. Kaza tespit tutanağı veya somut delillerle rizikonun gerçekleştiği belirlendiğinde, sırf olay yerini terk olgusu hasarın teminat dışı kalmasına veya sigorta şirketinin işletene rücu etmesine yetmemektedir. Tazminat borcunun kalkması ya da sigortacının ödediği bedeli sigorta ettirenden talep edebilmesi, kanunda ve sigorta genel şartlarında düzenlenen özel ihlal koşullarının somut delillerle kanıtlanmasına bağlıdır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2013/8213, K. 2013/9369Kaynağı aç
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi         2013/8213 E.  ,  2013/9369 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkili tarafından trafik sigortalı, davalının maliki olduğu aracın 01/10/2008 tarihinde park halindeki üç araca çarptığını, diğer üç aracın hasarının müvekkili tarafından ödendiğini, davalıya ait araç sürücüsünün trafik kazası tespit tutanağı düzenlettirmek ve alkol raporu almak gibi yükümlülüklerini yerine getirmeden olay yerinden ayrıldığını ileri sürerek, 17.663,00 TL tazminatın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili yargılama sırasında, araç sürücüsü … …’in olay mahallindeki diğer şahıslar tarafından saldırıya uğraması nedeniyle olay yerini terk etmiş olduğunu, sürücünün tam kusurlu olduğunu kabul etmediklerini, müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalıya ait aracın sürücüsünün kazadan sonra olay yerini terk ettiği, sürücünün %100 kusurlu olduğu, davacının trafik sigortası genel şartlarının B.4 maddesi gereğince işletene rücu hakkının bulunduğu gerekçesiyle 17.683,00 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, trafik sigorta poliçesine dayanılarak sigorta ettirenden rücuen tazminat talebine ilişkindir. 2918 Sayılı KTK'nin 95/2 maddesi uyarınca, sigorta sözleşmesinden veya sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerinden … nedenlerle, sigortacının tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin haller sigortacı tarafından 3.kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden sigortacı zarar görene ödeme yaptıktan sonra tazminatın kaldırılması ya da indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. ZMSS Genel Şartlarının B.4 maddesinde sayılan hallerde sigortacı, 3.kişilerin zararını karşıladıktan sonra, sigorta ettirene rücu edebilir. Somut olayda, davacı … şirketi vekili, araç sürücüsünün tutanak tutulmadan ve alkol muayenesi yapılmadan olay yerini terk ettiğini, sigortalı araç sürücüsünün üzerine düşen sorumluluklarını yerine getirmediğinden sigortalıya rücu imkanının olduğunu ileri sürmüştür. Dava konusu olaydan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağında, sigortalı araç sürücüsünün tespit edilemediği belirtilmiştir. Sigortalı araç sürücüsünün kaza sonrası olaydan yerinden ayrılması tek başına hasarın teminat dışı kalmasına neden olmayacağından, bununla birlikte Trafik Sigortası Genel Şartları'ının B.4. maddesinde belirtilen sigortacının işletene rücu hakkının somut delillerle sigortacı tarafından ispat edilemediği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 18.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2017/419, K. 2018/718Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2017/419 E.  ,  2018/718 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Tüketici Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davacının dava konusu aracın sahibi olduğunu, davalının ise bu aracın kasko sigortacısı olduğunu, 25/08/2012 tarihinde … sınırları içerisinde müvekkiline ait araç ile dava dışı …'a ait aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazasının gerçekleştiğini, davacıya ait araçta hasar oluştuğunu, davacının başvurusu üzerine davalı … şirketinin hasar bedelini ödemediğini, davalı … şirketi hakkında …19. İcra Müdürlüğü'nün 2013/6731 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı … şirketinin borca itiraz ederek takibin durdurulmasına neden olduğunu, davalının itirazının iptaline, icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyi niyet esasına dayalı sözleşme türlerindedir. Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması müsademesi devrilmesi düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.1.5. maddesi ve Türk Ticaret Kanunu’nun 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer. (HGK 10.12.1997 gün ve 1997/11-772-1043; HGK 16.12.1998 gün ve 1998/11-872-905; HGK 22.12.2010 gün ve 2010/17-655-688 sayılı ilâmları) Uyuşmazlık, rizikonun belirtilen şekilde meydana gelip gelmediği, dolayısıyla rizikonun teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Somut olayda, davacı vekili davacıya ait davalıya kasko sigortalı araç ile dava dışı …'a ait aracın karıştığı trafik kazası neticesinde hasarlandığını belirtip, hasar bedeli talebine ilişkin icra dosyasına itirazın iptalini talep etmiş, davalı vekili, sürücünün kaza yerini terk ettiğini, bu sebeple sürücünün alkollü olup olmadığının ya da kazayı yapan kişinin kaza yaptığı ileri sürülen kişi olup olmadığının tespit edilemediğini, davacının doğru ihbar mükellefiyetine uymadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.Davalı sigortacı ve mahkemece ispat külfetinin yer değiştirdiği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, davalı tarafından kazanın teminat dahilinde olmadığı ileri sürüldüğünden olaydaki ispat külfeti mevcut durumun aksini iddia eden sigortacı üzerinde bulunmaktadır. Davalı sigortacı bu savunmasını soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlamalıdır. Dosya içerisinde ispat yükünün değiştiğine dair somut bir delil bulunmamaktadır. Dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağı ile riskin gerçekleştiği davacı tarafından ispatlanmıştır. Dava konusu sigortalı araç sürücüsünün kaza yerini terk etmiş olması tek başına teminat dışı hal olarak kabul edilemez. Bu durumda mahkemece davalının dosya içerisindeki delilleri değerlendirilerek kaza tespit tutanağının aksini ispatlayamaması durumunda işin esasına girilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 07.02.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Zarar Görenlerin Durumu ve Rücu Koşulları

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 95/2 uyarınca, sigorta sözleşmesinden veya sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerinden kaynaklanan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması ya da azaltılması sonucunu doğuran haller, sigortacı tarafından üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Kaza yerinden ayrılan sürücünün karıştığı olayda sigortacı, zarar gören üçüncü kişilerin maddi zararlarını karşılamak zorundadır. Sigortacı bu ödemeyi yaptıktan sonra, tazminatın kaldırılmasını veya indirilmesini sağlayabilecek sebepler mevcutsa kendi sigorta ettirenine rücu edebilmektedir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2013/8213, K. 2013/9369 sayılı kararında belirtildiği üzere, sigortalı araç sürücüsünün kaza sonrasında olay yerinden ayrılması tek başına hasarın teminat dışı sayılması sonucunu doğurmaz. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4. maddesinde sayılan rücu şartları somut delillerle kanıtlanamadığı sürece sigorta şirketinin işletene karşı açtığı rücu davası reddedilmektedir.

İspat Külfetinin Dağılımı ve Doğru İhbar Yükümlülüğü

Sigorta sözleşmelerinde temel kural, meydana gelen hasarın ve rizikonun teminat dışında kaldığının sigortacı tarafından somut delillerle kanıtlanmasıdır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2014/14200, K. 2014/13172 sayılı kararında açıklandığı üzere, kazanın sigortalının bildirdiğinden farklı şekilde gerçekleştiğini ileri süren sigortacının, iddia ettiği oluş şeklinin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.3. maddesinde sayılan teminat dışı hallerden olduğunu ispatlaması gerekir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2014/14200, K. 2014/13172Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2014/14200 E.  ,  2014/13172 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir(Kapatılan) 16.Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 13/05/2014 NUMARASI : 2013/53-2014/112 Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davalının işleteni olduğu ve müvekkili şirkete trafik (ZMSS) sigortalı aracın park halindeki 3.kişi araçlarına çarparak hasara neden olduğunu, hasar bedellerinin davacı tarafından ödendiğini, kazadan sonra sigortalı araç sürücüsü kaza mahallini terk ettiğinden davalıya rücu hakkı doğduğunu ileri sürerek, toplam 12.300,00 TL.nın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, arkadaşına emaneten verdiği davacıya sigortalı aracın anahtarını arkadaşından çalan kişinin kazayı yaptığını savunmuştur. Mahkemece, toplanan delillere göre, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, trafik (ZMSS) sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesinde, "sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı KTK.na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı genel şartların A/3 maddesinde " teminat dışında kalan haller", B/1 maddesinde "rizikonun gerçekleşmesi halinde sigorta ettirenin yükümlülükleri", B/3 maddesinde " sigortacının halefiyeti", ve B/4 maddesinde ise "zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının işletene rücu hakkı" hüküm altına alınmıştır. Diğer taraftan, TTK. 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin ZMSS Genel Şartlarının A.3.maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, ZMSS Genel Şartları'na ve 6762 sayılı TTK. 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer. Yukarıda açıklananlar ışığında somut olaya bakıldığında; davacı vekili sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiğinden sigortacının rücu hakkının doğduğu iddiasıyla dava açmıştır. Poliçe geçerlilik süresi içinde sigortalı aracın belirtilen yer ve şekilde kaza yaptığı sabittir. Ancak; yukarıda açıklandığı üzere ZMSS Genel Şartları'nda teminat dışı haller tahdidi olarak sayılmış olup, sigortalı araç sürücüsünün kaza sonrası olay yerinden ayrılması tek başına hasarın teminat dışı kalmasına neden olmayacağından ve davacı sigorta şirketinin hasarın teminat dışında kaldığını somut delillerle ispat edemediği gözetilerek mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 13.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bununla birlikte sigorta ilişkisi tarafların karşılıklı iyiniyet ve güvenine dayanır. Sigortalı rizikonun gerçekleştiğine ilişkin doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya teminat dışı bir durumu teminat içindeymiş gibi gösterirse ispat külfeti yön değiştirir. İyiniyete aykırı bu tür bildirimlerin varlığı somut delillerle ortaya konulduğunda, hasarın poliçe teminatı kapsamında kaldığını ispat etme yükümlülüğü sigortalıya geçer.

Kasko Sigortasında Kaza Yerini Terk ve İspat Yaklaşımları

Kasko sigortalarında kaza yerinden ayrılmanın sonuçları bakımından değerlendirmeler farklılık göstermektedir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2017/419, K. 2018/718 sayılı kararına yansıyan yaklaşımda, kaza tespit tutanağı ile riskin gerçekleştiği ispatlandığı sürece sürücünün kaza yerini terk etmiş olması tek başına teminat dışı hal kabul edilmemekte ve aksini ispat külfeti sigortacıda kalmaktadır.

Diğer taraftan Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5.10 maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 1409 ve 1446 hükümleri eksenindeki yaklaşımda; tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme ya da can güvenliği sebebiyle uzaklaşma gibi zorunlu haller haricinde, sürücünün kimliğinin tespitini engellemek kastıyla kaza yerinden ayrılması zararı teminat dışı bırakmaktadır. Bu hallerde doğru ihbar yükümlülüğü ve dürüstlük kuralı çerçevesinde zararın teminat kapsamında olduğunu ispat külfetinin sigortalıda bulunduğu kabul edilmektedir.

Kaza yerini terk eden sürücünün kasko hasarı karşılanır mı?

Kaza tespit tutanağı ile riskin gerçekleştiği belirlendiğinde kaza yerini terk etmek tek başına teminat dışılık oluşturmaz; ancak zorunlu bir neden bulunmaksızın sırf kimlik tespitini önlemek amacıyla kaza yerinden ayrılma durumunda hasar teminat dışı kalabilir.

Sigorta şirketi ödediği tazminatı kaza yerinden ayrılan sigortalısına rücu edebilir mi?

Sürücünün olay yerinden ayrılması tek başına rücu hakkı vermez; sigorta şirketinin mevzuatta veya genel şartlarda düzenlenen rücu nedenlerinin somut delillerle gerçekleştiğini kanıtlaması gerekir.

Kazaya ilişkin gerçeğe aykırı ihbarda bulunulması ispat yükünü nasıl değiştirir?

Sigortalının doğru ihbar yükümlülüğünü kasten ihlal ettiği veya teminat dışı bir hali teminat içindeymiş gibi bildirdiği kanıtlanırsa, hasarın teminat kapsamında olduğunu ispatlama yükü sigortalıya geçer.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu