Trafik Kazasında Maluliyet Raporu ve Dönem Mevzuatı

by Avukat Erdal Ersoy
Trafik Kazasında Maluliyet Raporu ve Dönem Mevzuatı

Trafik kazasından kaynaklanan bedensel zararın tazmin edilebilmesi için maluliyet oranının usulüne uygun biçimde saptanması gerekir. Yargıtay içtihadına göre maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik esas alınarak hazırlanması zorunludur; aksi takdirde rapor hükme esas alınamaz ve bu durum bozma sebebi oluşturur. Hangi yönetmeliğin uygulanacağı tamamen kazanın gerçekleştiği tarihe göre belirlenmektedir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2018/4121, K. 2018/8559Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2018/4121 E.  ,  2018/8559 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi Taraflar arasındaki tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı talebin kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde karşı taraf (davalı) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı (talep eden) vekili, 13/12/2014 günü meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin sürücü konumunda bulunan araca davalı Şirkete ZMMS poliçesi ile sigortalı … plakalı aracın kusurlu şekilde çarpması sonucunda müvekkilinin en az %12,3 oranında çalışma gücü kaybına uğradığını, müvekkilinin kazada kusurunun bulunmaması nedeniyle davalı … şirketinin poliçe limitinin 268.000,00 TL olduğunu, ağır yaralanan müvekkilinin A.Ü.Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD'nda tedavi gördüğünü, 3 ay iş göremez olan müvekkilinin geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı talep etme hakkının doğduğunu beyanla fazlaya dair alacakları saklı kalmak kaydıyla 40.050,00 TL sakatlık tazminatının davalının temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile sigorta limiti dahilinde davalıdan tahsilini talep etmiştir. Karşı taraf (davalı) vekili, davacı tarafın(başvuru sahibinin) maluliyet oluştuğu belirtilerek müvekkil şirketten tazminat talebinde bulunması üzerine açılan hasar dosyasında başvuru sahibinin %9 sakatlık oranı ve sigortalı araç sürücüsünün %100 kusuru göz önüne alınarak yaptırılan aktüer hesabına göre 28.250,00 TL tazminat tutarının 21/08/2015 tarihinde başvuru sahibi vekiline ödendiğini ayrıca; başvuru sahibi için SGK'na 24/11/2015 tarihinde 2.680,78 TL ödendiğini, başvuru sahibine yapılan ödemeler ile müvekkilinin ibra edildiğini, ibranamenin iptali koşullarının Hakem tarafından değerlendirilmesi gerektiğini, başvuru sahibinin maluliyet oranının %9 olduğunu, işitme kaybı ile kaza arasında nedensellik bağı bulunmadığını, tazminat hesabının sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı dikkate alınarak aktüer bilirkişi tarafından yapılması gerektiğini, başvuru sahibinin geçici işgöremezlik tazminat talebinin müvekkilince karşılanamayacağını, raporda müterafik kusur indiriminin yapılması gerektiğini, başvuran vekilinin avans faizi talebinin haksız olduğunu beyan ederek, başvuru sahibinin fazlaya ilişkin tazminat talebinin reddini savunmuştur. Uyuşmazlık Hakem Heyeti,16/01/2017 tarihli kararı ile, başvurunun kabulüne, 49.628,06 TL tazminatın 03/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Sigorta Şirketi'nden alınarak başvuru sahibine ödenmesine karar vermiş, davalı vekilince karara itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyeti 20/03/2017 tarihli kararı ile itirazın reddine karar vermiştir. Davalı vekilinin Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına yönelik istinaf kanun yoluna başvurması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 8.Hukuk Dairesince usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunan Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'nin 20/03/2017-2007/İHK-921 sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b/1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı (karşı taraf) vekilince temyiz edilmiştir. 1- Talep, trafik kazası nedeni ile cismani zarara dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonra da Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda her ne kadar …Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından davacının maluliyetine ilişkin rapor alınmış ise de, raporda maluliyet hesabında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği esas alınmış olup, 13.12.2014 kaza tarihi itibariyle maluliyete ilişkin alınacak raporların Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine uygun olarak düzenlenmesi gerektiğinden, maluliyet raporu bu haliyle hüküm kurmaya elverişli değildir. Bu durumda, kaza tarihinde yürürlükte olan “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği”ne uygun rapor alınarak sonucuna göre (davalı (karşı taraf) lehine oluşan kazanılmış haklar da gözetilerek) karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre davalı (karşı taraf) vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı (karşı taraf) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma neden ve şekline göre davalı (karşı taraf) vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı HMK 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının ilk derece mahkemesine, (hakem) kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı (karşı taraf)'ya geri verilmesine 03/10/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/14700, K. 2023/6277Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2021/14700 E.  ,  2023/6277 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/9 E.-2021/98 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü-İstinaf Başvurularının Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Beyşehir Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2016/256 E.-2019/507 K. Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili, davalı … vekili ve davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacılardan …'e yönelik temyiz dilekçesinin kabulüne diğer davacılara yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı …'nin zorunlu trafik sigortacısı, davalı …'nün işleteni olduğu ve davalı …'ın kullandığı aracın, 02.03.2016 tarihinde davacılardan …'in yönetimindeki ve diğer davacıların yolcu olarak bulunduğu araca çarpması sonucu meydana gelen çift taraflı trafik kazasında, davacıların yaralanıp malul kaldıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı … için 100,00 TL, davacı … için 100,00 TL, davacı … için 100,00 TL maddi tazminatın davalı … yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı … için 30.000,00 TL, davacı … için 20.000,00 TL, davacı … için 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılar … ve …'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 16.04.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini, davacılardan … yönünden 110.071,85 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP 1. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davalı … şirketinin, sigortalı bulunan araç sürücüsünün kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı sorumluluğunun bulunduğunu, manevi tazminatın poliçe teminatı dahilinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalılardan … ve …, cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu trafik kazasına davalı sürücünün tam kusuru ile sebebiyet verdiği, kaza nedeniyle davacılardan …'in %10,3 oranında malul olduğunun ve geçici iş göremezlik süresinin kaza tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği, 30.04.2019 tarihli aktüer bilirkişi raporuna göre davacılardan … yönünden geçici iş göremezlik zararının 3.532,38 TL, sürekli iş göremezlik zararının 101.598,47 TL ve bakıcı giderinin 4.941,00 TL olarak hesaplandığı, diğer davacılardan … ve …'in davaya konu trafik kazası nedeniyle maluliyetleri bulunmadığının tespit edildiği, ancak anılan davacıların kazaya konu araçta yolcu olarak bulundukları, bu sebeple kaza anında korku, panik ve şok halinde olmaları nedeniyle manevi olarak yıprandıkları göz önüne alınarak zarar verenlerden kusurları oranında ekonomik güçleri de dikkate alınarak zararın ağırlığı ölçüsünde manevi tazminat talep etme haklarının bulunduğu gerekçesiyle; davacı …'in maddi tazminat talebinin kabulü ile 110.071,85 TL maddi tazminatın davalı … yönünden dava tarihi olan 07.04.2016 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihi olan 02.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalı … yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davacı …'e verilmesine, davacılar … ve … yönünden maddi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, davacı …'in manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 02.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … ve …'den alınarak davacı …'e verilmesine, davacı …'in manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 02.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … ve …'den alınarak davacı …'e verilmesine, davacı …'nin manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 02.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … ve …'den alınarak davacı …'ye verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı … vekili ve davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda eksik hesaplama yapıldığını, davaya konu olan kazanın tarihi, olayın gelişim şekli, tarafların konumu ve kusur durumu dikkate alındığında davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu, vekalet ücreti yönünden hatalı hüküm kurulduğunu belirtmiştir. 2. Davalı … vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, bu rapora ilişkin itirazların dikkate alınmadığını, müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini belirtmiştir. 3. Davalı … vekili istinaf dilekçesinde; kusur tespitinin hatalı olduğunu, maluliyeti kabul etmediklerini, davalı … şirketinin araç sürücüsünün kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı sorumluluğunun bulunduğunu, davalı şirketin tedavi giderleri kapsamında sayılan geçici iş göremezlik zararlarından, tedavi giderlerinden ve geçici bakıcı giderlerinden sorumlu olmadığını, hükme esas alınan hesaplamanın hatalı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı … şirketinin geçici işgörmezlik, tedavi ve bakıcı giderleri yönünden de sorumluluğunun bulunduğu, maluliyet ve kusur tespiti ile hükme esas alınan hesaplamanın uygun bulunduğu, manevi tazminat miktarının yeterli olduğu gerekçesiyle davacılar vekili, davalı … vekili ve davalı … vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı … vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesindeki sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, kusur tespitini ve maluliyet oranını kabul etmediklerini, davalı … şirketinin geçici giderler yönünden sorumluluğunun bulunmadığını, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, faiz başlangıç tarihi ile vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracın 02.03.2016 tarihinde karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanan ve sürücü ve yolcu alan davacıların maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49,50, 54 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Davalı … vekilinin, davacılardan … ve …'ye yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. İhtiyari dava arkadaşı olan davacılar bakımından temyiz sınırı davalının her bir davacıya yönelik temyizi yönünden ayrı ayrı belirlenecektir. Dosya içeriğine göre davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmakla, hüküm altına alınan ve … vekilince temyize konu edilen miktarlar; davacılardan … için 5.000,00 TL ve davacılardan … için 5.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kalmaktadır. Bu nedenle; davalı … şirketinin davacılar Fatma ve Özlem'e yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davalı … vekilinin, davacılardan …'e yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde; a-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, kusur tespiti ile müterafik kusur indirimi uygulanmamasının isabetli bulunmasına, faiz ve vekalet ücreti belirlemesinin doğru olmasına, davalı … şirketinin geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri yönünden de sorumluluğunun bulunmasına, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunun denetime elverişli olmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı … vekilinin davacılardan …'e yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. b- Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından varsa geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastanelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıkları ve benzeri kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre sağlık kurulu raporu alınmalıdır. 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Somut olayda; eldeki davada kazanın 02.03.2016 tarihinde meydana geldiği, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri esas alınarak hazırlandığı, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı tarafından kararın temyiz edilmediği göz önüne alındığında temyiz eden davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde yukarıda açıklandığı üzere Üniversite Adli Tıp ABD'dan veya ATK ilgili ihtisas kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin davacılardan … ve …'ye yönelik temyiz dilekçesinin ayrı ayrı miktardan REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2-a) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin davacılardan …'e yönelik diğer temyiz itirazlarının reddine, 3. Değerlendirme bölümünün (2-b) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin davacılardan …'e yönelik temyiz isteminin kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalı … Şirketine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaza Tarihine Göre Uygulanacak Yönetmelik

Türk hukukunda maluliyet tespitine esas alınacak düzenleme, birbirini izleyen dönemler boyunca değişmiştir. 11.10.2008 tarihinden önce meydana gelen kazalarda Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü geçerliydi. 11.10.2008 ile 01.09.2013 tarihleri arasındaki kazalarda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanır. 01.09.2013 ile 01.06.2015 tarihleri arasındaki kazalarda ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği devreye girer. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2018/4121, K. 2018/8559 sayılı kararı bu üç dönemi ve uygulanacak düzenlemeleri açıkça ortaya koymaktadır.

01.06.2015 ile 20.02.2019 tarihleri arasında gerçekleşen kazalarda Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik esas alınır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/14700, K. 2023/6277 sayılı kararında 02.03.2016 tarihli kazaya ilişkin rapor, o tarihte yürürlükte olan bu yönetmeliğe uygun olmadığı gerekçesiyle bozma sebebi sayılmıştır. 20.02.2019 ve sonrasında meydana gelen kazalar bakımından ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik geçerlidir.

Dönem Mevzuatına Aykırı Raporun Sonuçları

Yargıtay, dönem mevzuatı uyumsuzluğunu ciddi bir hata olarak değerlendirmektedir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/14700, K. 2023/6277 sayılı kararında, kaza tarihi 02.03.2016 olan bir davada Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporun önceki dönem yönetmeliği çerçevesinde düzenlendiği tespit edilmiş ve bu gerekçeyle bozma kararı verilmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/1767, K. 2023/7355 sayılı kararında ise hangi yönetmeliğe göre düzenlendiği anlaşılamayan bir rapor karar vermeye elverişli bulunmamış; dayanağı net biçimde ortaya koyan yeni bir raporun alınması gerektiği hükmüne varılmıştır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/1767, K. 2023/7355Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2022/1767 E.  ,  2023/7355 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/2379 Değişik İş- 2020/329 Karar SAYISI : İHK-2021/11177 HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul / İtirazın Reddi SAYISI : K-2020/15743 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir. … kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, 20.06.2018 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucunda müvekkilinin yaralanarak malul kaldığını belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri olarak şimdilik kaydı ile 5.100,00 TL tazminat talep etmiş, yargılama sırasında talebini sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden 114.863,85 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'ini ileri sürmüş, arabuluculuğa başvurulmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, delillerin tebliğ edilmediğini, ticari faiz talebinin yersiz olduğunu, hatır taşımasının ve davacının rücuya tabi gelir alıp almadığının araştırılmasını, maluliyet oranı ve illiyet bağı açısından yeniden maluliyet raporu alınması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III…. KARARI …'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "…Gümüşhane Devlet Hastanesi'nin 05.09.2019 tarihli Erişkinler İçin Engellilik Sağlık Kurulu Raporuna göre maluliyet oranının %33 olarak belirlendiği, hesap bilirkişisi tarafından davacının sürekli iş göremezlik zararının 114.863,85 olarak tespit edildiği, raporda geçici bakıcı giderine dair bilgi olmadığından buna dair hesaplama yapılmadığı" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 114.863,85 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 04.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 100,00 TL geçici bakıcı gideri talebinin reddine karar verilmiştir. A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir. B. İtiraz sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; davacı talebinin 01.06.2015 tarihli yeni genel şartlar dönemi kriterleri esas alınarak değerlendirilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, raporda kaza ile maluliyet arasında illiyet bağı kurulmadığını, hatır taşıması hususunun araştırılmasını, müterafik kusur indirimi yapılmasını, teknik faizin dikkate alınması ve vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek … kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "…dosyadaki maluliyet raporunun yetkili sağlık sunucusu tarafından yürürlükteki yönetmeliğe göre hazırlandığı ve sekiz farklı alanda uzman hekimlerce imzalandığı, raporda kaza ile maluliyet arasında illiyet bağının kurulduğu, hatır taşıması yönünden; araç sürücüsünün ifade tutanağında, davacı ile birlikte alışverişe gittiklerini beyan ettiği, bu durumda taşımanın sadece davacının değil ama her ikisinin de menfaatine olduğu ve aksini ispat yükünün davalıda olduğu, kaza tutanağında davacının emniyet kemerinin takılı olduğu anlaşılmakla müterafik kusur indirimi yapılmasına yer olmadığı, hesaplamada %1,8 teknik faiz oranının kullanılmış olduğu, davacı lehine tam vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının yerinde olduğu" gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet raporunun hatalı olduğunu, raporda davacının geçmişteki hastalığı ya da kaza ile rapor arasında başkaca kaza geçirip geçirmediğinin, kaza ile maluliyet arasında illiyet bağının olup olmadığının belirtilmediğini, davacının bizzat muayene edilip edilmediğinin değerlendirilmediğini, kusur oranını kabul etmediklerini, müterafik kusurun dikkate alınması ve hatır taşımasının araştırılması gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan davacıya rücuya tabi gelir bağlanıp bağlanmadığının sorulmasını, uzlaşma olup olmadığının tespiti ve davacı lehine hükmedilebilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek … kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı … tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (…) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına göre davalı vekilinin aşağıda yer alan bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekili, davacının meydana gelen kazada yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuştur. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre düzenlenmesi gereklidir. Davaya konu kaza tarihi 20.06.2018 olup, kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan yönetmelik Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik'tir. Somut olayda davacıda oluşan maluliyet oranının tespitine yönelik olarak Erişkinler İçin Engelli Sağlık Kurul Raporu alınmış olup, anılan raporun hangi yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği anlaşılmamaktadır. Rapor bu haliyle karar vermeye elverişli değildir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Buna göre, İtiraz Hakem Heyetince kaza tarihi itibari ile yürürlükteki Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca, usulüne uygun, denetime ve karar vermeye elverişli olacak şekilde davacının maluliyet oranının belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu veya en yakın üniversite hastanesinden, davacının tüm tedavi evrakı incelenmek ve maluliyet ile kaza arasında illiyet bağı olup olmadığı irdelenmek suretiyle yeni bir rapor alınarak oluşacak sonuca göre (temyiz eden davalının lehine usuli kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle) karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir. 3. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK'nın 51 inci maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43 üncü maddesi) uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hakim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de, bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir. Somut olayda, davacı yolcu konumunda olup, davalı tarafından hatır taşıması yapıldığı savunulmuştur. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden davacı ile sürücünün aynı soyadını taşıdığı görülmekte ise de aralarındaki akrabalık ilişkisinin derecesi anlaşılamamaktadır. Hal böyle olunca, kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve tüm ifadeler de getirtilerek somut olayda hatır taşıması bulunup bulunmadığı hususunun değerlendirilmesi ve davacı ile sürücü arasında yakın akrabalık ilişkisi bulunmaması durumunda tazminattan Daire içtihatlarına uygun şekilde indirim yapılması gerekirken eksik araştırma ile karar verilmesi bozma nedenidir. 4. Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrasında "Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekalet ücreti, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde belirlenen vekalet ücretinin beşte biridir." hükmü yer almaktadır. Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesine 19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 6 ncı maddesi ile eklenen (13) numaralı fıkrasında, "Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir." düzenlemesi mevcuttur. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrası ise "Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla bu Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine bu Tarifeye göre hesaplanan ücretin beşte birine hükmedilir…" şeklinde düzenlenmiştir. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT'nin 13 ve 17 nci maddeleri gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi bozmayı gerektirir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile … kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın İtiraz Hakem Heyetine iletilmek üzere saklayan mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 01.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Raporun yalnızca doğru yönetmeliği kullanması yetmez; raporda uygulanan yönetmeliğin açıkça belirtilmesi de zorunludur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/1767, K. 2023/7355 sayılı kararında, 20.06.2018 tarihli kazaya ilişkin davada alınan raporda hangi yönetmelik hükümlerine göre düzenleme yapıldığının anlaşılamadığı saptanmış ve bu nedenle rapor yetersiz sayılmıştır.

Yetkili Kurum ve Uzman Heyet Zorunluluğu

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/14700, K. 2023/6277 sayılı kararına göre sürekli iş göremezlik oranının tespiti, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastanelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıkları ile benzeri kuruluşlarca gerçekleştirilmelidir. Bu belirlemenin; çalışma gücü kaybı iddia edilen kişinin şikayetleri dikkate alınarak oluşturulan uzman doktor heyeti tarafından ve kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuat gözetilerek yapılması gerekmektedir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/2240, K. 2023/7157Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2023/2240 E.  ,  2023/7157 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/686 E., 2022/687 K. SAYISI : KIT/2022-150 HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi/ Davacı İtirazının Kabulü ile Esas Hakkında Yeni Hüküm, Davanın Kısmen Kabulü SAYISI : 2019/15812 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karara davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kabulü ile başvurunun kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece … kararının bozulmasına karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyetince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; başvurunun kabulüne karar verilmiştir. … kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı … şirketi nezdinde … poliçesi ile sigortalı bulunan, davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu, …’un sevk ve idaresindeki aracın, dava dışı …’in sevk ve idaresindeki araçla çarpışması sonucu 26.08.2008 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda, müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını, maluliyeti nedeniyle tazminat ödenmesi talebiyle yapmış oldukları başvurunun sonuçsuz kaldığını beyanla fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 40.100,00 TL sürekli, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatı, 100,00 TL belgesiz tedavi gideri tazminatı olmak üzere toplam 40.400,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talebini sürekli iş göremezlik tazminatı için 124.900,00 TL, geçici bakıcı gideri tazminatı için 1.070,00 TL, belgesiz tedavi gideri tazminatı için 2.000,00 TL olmak üzere toplam 128.170,00 TL’ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddini istemiştir. III. … KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu gerekçesiyle davacının talebinin tümü ile reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetininin bozma öncesi kararı ile dosya içerisindeki Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 30.07.2018 tarihli rapora göre, davacıda meydana gelen maluliyetin zaman içerisinde niteliği ve kapsamı yönünden bir farklılık olduğu dolaysıyla gelişen/ağırlaşan durumun varlığından söz edileceğinden 10 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin nazara alınması gerektiği, başvuru tarihi itibariyle 10 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının kabulü ile … kararının kaldırılmasına, başvurunun kısmen kabulü ile 125.000,00 TL sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı, 1.170,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatı ve 100,00 TL belgelenemeyen tedavi gideri olmak üzere toplam 126.270,00 TL maddi tazminatın 14.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … şirketinden alınarak başvurana ödenmesine, fazlaya ilişkin 1.900,00 TL istemin reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. … kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 07.06.2021 tarih 2021/3150-2021/2478 sayılı kararı ile; ''2918 sayılı KTK.nun 109/1.maddesi "motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmünü öngörmektedir. Aynı Kanunun 109/2. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Davaya konu kaza 26.08.2008 tarihinde gerçekleşmiş, davacı vekilince 17.08.2018 tarihinde Hakem Heyetine başvuru yapılmıştır. Davalı vekili süresi içinde zamanaşımı definde bulunmuş, yerel mahkeme,… zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu gerekçesiyle talebin reddine karar vermiş, … ise Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 30.07.2018 tarihli rapora göre,davacıda meydana gelen maluliyetin zaman içerisinde niteliği ve kapsamı yönünden bir farklılık olduğu dolaysıyla gelişen/ağırlaşan durumun varlığından söz edileceğinden 10 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin nazara alınması gerektiği, başvuru tarihi itibariyle 10 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulüne karar vermiştir. Kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan Ceza Kanunu 5237 Sayılı TCK’dır. Davaya konu kazada birden fazla kişinin yaralanmış olmasına göre, eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK da öngörülen 8 yıllık dava zamanaşımı süresi geçerli olup,… ve …’nin kazanın oluş tarihi ve dava tarihine göre ceza zamanaşımının gerçekleştiği tespiti doğrudur. Ne var ki; davacının, kazadan sonra tam olarak iyileşemediği ve eski sağlığına kavuşamadığı ileri sürerek maluliyet iddiasında bulunduğu gözetilerek, yaralanmadan kaynaklanan tedavi süreci ile maluliyetin tespit edilebilir olduğu tarihin, ayrıca tedavi sürecinde yaralanma nedeniyle gelişen durum olup olmadığının da irdelenmesi suretiyle, maluliyetin doğduğu (zamanaşımının işlemeye başlayacağı) tarihinin bilirkişi raporuyla tespit edilmesi gerekirken İtiraz Hakem Heyetince uzman olmadığı bir hususta subjektif değerlendirmeyle belirlenmesi hatalı olmuştur. Zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması için, zarar gören tarafından failin yanında zararın da öğrenilmesi gerekir. Bedensel zararlarda, uğranılan zararın tespit edilebilmesi için, meydana gelen yaralanmanın niteliği de nazara alınarak, öncelikle zarar nedeniyle gerekli tedavi sürecinin bitmiş olması gerekir. Zira, tedavi devam ederken zarar gören kişinin sürekli ve geçici işgöremezlik durumu tam olarak tespit edilemez. Daha açık bir ifade ile, tedavi devam ederken kişinin yaralanma nedeniyle maluliyeti olup olmadığı ve varsa oranının ne olduğu tam olarak tespit edilemez. Ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, artık "gelişen durum" ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler (zarardaki değişme) söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacağı için zamanaşımı süresi bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır. Somut olayda; dosya içerisinde bulunan davacıya ait tıbbi belgelere göre, davaya konu kaza nedeniyle, davacıda sol humerus fraktürü ve sağ omuz dislokasyonu ve optik sinir hasarı sonucu gelişmiş tek taraflı görme kaybı meydana gelmiş; tedavisi kaza tarihi itibariyle yapılmıştır. Sonraki süreçte, yaralanma nedeniyle gelişen durum oluşup oluşmadığına (ameliyat,tedavi vs.) ilişkin dosya kapsamında belge bulunmamaktadır. Davacının kazadaki yaralanmalarında kaynaklanan gelişen maluliyeti bulunup bulunmadığı konusunda herhangi bir rapor alınmadan karar verilmiştir. Ayrıca; haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. 26.08.2008 kaza tarihi itibari ile Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü yürürlükte olup, İtiraz Hakem Heyetince hükme esas alınan Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 30.07.2018 tarihli rapor kaza tarihinde yürürlükte olmayan tüzük ve yönetmeliğe göre düzenlenmiştir. Açıklanan vakıalar karşısında; kazadaki yaralanma nedeniyle davacının gördüğü tedavilere ilişkin detaylı açıklama davacı yandan alınıp,tüm tedavi evrakı dosyaya kazandırıldıktan ve dosya içerisinde bulunmayan ancak taraflarca olduğu ileri sürülen Sadi Konuk Hastanesi’nden alınan 11.09.2019 tarihli eksik kalan belge varsa toplanmasından sonra, ATK 3. İhtisas Kurulu ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlıkları'ndan, olay tarihinde yürürlükte olan Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü’ne uygun, davacının maluliyetinin trafik kazası sonucu meydana gelip gelmediği, davacının kazadaki yaralanması nedeniyle maluliyetinin bulunup bulunmadığı ile oranının ne olduğu; kazadaki yaralanmalarına bağlı olarak gelişen yeni durum olup olmadığı; gelişen yeni durum olduğunun saptanması halinde ise, bu yeni durumun ne zaman ortaya çıktığı, tedavi sürecinin ne zamana kadar devam ettiği ve hangi tarihte bittiği konularında, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli, davalı vekilinin itirazlarını karşılar nitelikte bir rapor alınarak zararın (maluliyetin) ne zaman öğrenildiği ya da öğrenilmesi gerektiği değerlendirilip, zamanaşımı yönünden değerlendirme yapılması gerekirken; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir'' gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. B.İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamı gereğince alınan 17.05.2022 tarihli raporun bozma ilamına uygun, ayrıntılı ve gerekçeli olduğundan davalı tarafın rapora yönelik itirazlarının yerinde olmadığı, bozma öncesi kararın davalı tarafından temyiz edildiği dikkate alınarak lehine oluşan usulüne kazanılmış haklar dikkate alınarak hüküm kurulduğu gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının kabulü ile … kararının kaldırılmasına, başvurunun kısmen kabulü ile 125.000,00 TL sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı, 1.170,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatı ve 100,00 TL belgelenemeyen tedavi gideri olmak üzere toplam 126.270,00 TL maddi tazminatın 14.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … şirketinden alınarak başvurana ödenmesine, fazlaya ilişkin 1.900,00 TL istemin reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, tarifeye göre belirlenecek vekalet ücretinin beşte biri oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek … kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe: 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı … şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumlukluk Sigortası (…) poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı kaza sonucu yolcu konumundaki davacının yaralanması nedeniyle uğradığı sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı ve tedavi gideri talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen diğer nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci maddesinde "Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekalet ücreti, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde belirlenen vekalet ücretinin beşte biridir." hükmü yer almaktadır. Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü fıkrasında (19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'te Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 6 ncı maddesi ile eklenen) "Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir." düzenlemesi mevcuttur. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 17/2 nci maddesi ise "Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla bu Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine bu Tarifeye göre hesaplanan ücretin beşte birine hükmedilir. Konusu para ile ölçülemeyen işlerde, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen maktu ücrete hükmedilir. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine öngörülen maktu ücretin beşte birine hükmedilir. Sigorta Tahkim Komisyonlarınca hükmedilen vekalet ücreti, kabul veya reddedilen miktarı geçemez." şeklinde düzenlenmiştir. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT'nin 13 ve 17 nci maddeleri gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca … kararının düzeltilerek onanması gerekir. VII. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile … kararının 4. bendinde yer alan "15.945,65 TL." ibaresi çıkartılarak yerine " 5.100,00 TL." ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA; Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,29.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Raporun Zorunlu İçeriği: Muayene, Tedavi Evrakı ve İlliyet Bağı

Raporun içeriği bakımından iki temel şart öne çıkmaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/14700, K. 2023/6277 sayılı kararında, davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakının eklenmesi ve bizzat muayene edilmesi gerektiği bozma gerekçesi olarak belirtilmiştir. Bunun yanı sıra, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/1767, K. 2023/7355 sayılı kararında maluliyet ile kaza arasındaki illiyet bağının tüm tedavi evrakı incelenerek irdelenmesi ve kurulması gerektiği vurgulanmış; bu bağın anlaşılamadığı raporun yetersiz sayılacağı hükme bağlanmıştır.

Tedavi Süreci ve Maluliyet Tespitinin Zamanlaması

Bedensel zararlarda uğranılan kaybın doğru biçimde saptanabilmesi için yaralanmanın niteliği de gözetilerek tedavi sürecinin tamamlanmış olması gerekir. Tedavi devam ederken sürekli ve geçici iş göremezlik durumu tam olarak belirlenemez. Bu gereklilik, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesinde düzenlenen zamanaşımı süresinin işleyişini de doğrudan etkiler.

Gelişen Maluliyet Durumunda Zamanaşımının Başlangıcı

Maluliyet durumunun zamanla ağırlaşması ya da gelişmesi söz konusu olduğunda zamanaşımının işleyişi farklılaşır. Bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacağından zamanaşımı süresi, gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlar. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. 2023/2240, K. 2023/7157 sayılı kararında ayrıca, maluliyetin doğduğu tarihin uzman kişilerce bilirkişi raporu aracılığıyla tespit edilmesi gerektiği; bu konuda uzman olmayan kişilerin subjektif değerlendirme yapamayacağı da vurgulanmıştır.

Zamanaşımı Süreleri

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesine göre motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlükârda kaza gününden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğuyor ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüşse, bu uzun süre maddi tazminat talepleri bakımından da geçerli olur. Tazminat yükümlüsüne karşı zamanaşımının kesilmesi sigortacı bakımından da kesme sonucu doğurur; sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı ise tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır.

2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 109Kaynağı aç
Madde 109 – Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır. Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Diğer hususlarda, genel hükümler uygulanır. Görevli ve Yetkili Mahkeme:[78]

Tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları ise kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kişiyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.

Sigorta Şirketine Başvuru Zorunluluğu

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi (14.04.2016 tarihli değişiklikle mevcut halini almıştır), zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında dava açılabilmesi için zarar görenin önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunmasını zorunlu kılmaktadır. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde yazılı olarak cevap vermemesi veya verilen cevabın talebi karşılamaması hâlinde dava açılabilir ya da 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir. Bu tarihten önce gerçekleşen kazalara farklı bir düzenlemenin uygulandığı göz önünde bulundurulmalıdır.

2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 97Kaynağı aç
Madde 97 – (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir. Sağlık hizmet bedellerinin ödenmesi:[73]

Sigorta Tahkim Komisyonu'na Başvuru Usulü

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinin birinci fıkrasına göre sigorta tahkim sistemine üye olan kuruluşlarla uyuşmazlığa düşen kişi, sözleşmede özel bir hüküm olmasa bile tahkim usulünden yararlanabilir. Zorunlu sigortalardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda ise ilgili kuruluş sisteme üye olmasa dahi hak sahipleri bu usulden faydalanabilir.

5684 sayılı SİGORTACILIK KANUNU m. 30Kaynağı aç
MADDE 30 – (1) Sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden veya Hesaptan faydalanacak kişiler ile Hesap arasında doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Birlik nezdinde Sigorta Tahkim Komisyonu oluşturulur. Sigortacılık yapan kuruluşlardan, sigorta tahkim sistemine üye olmak isteyenler, durumu yazılı olarak Komisyona bildirmek zorundadır. Sigorta tahkim sistemine üye olan kuruluşlarla uyuşmazlığa düşen kişi, uyuşmazlık konusu sözleşmede özel bir hüküm olmasa bile tahkim usûlünden faydalanabilir. (Ek cümle : 3/4/2013-6456/45 md.) İlgili mevzuat ile zorunlu tutulan sigortalardan kaynaklanan bu fıkra kapsamındaki uyuşmazlıklar için ilgili kuruluş sigorta tahkim sistemine üye olmasa dahi hak sahipleri bu bölüm hükümlerine göre tahkim usulünden faydalanabilir. (Ek cümle : 3/4/2013-6456/45 md.) Sigorta tahkim sistemine üye olmayan kuruluşlar bakımından Sigorta Tahkim Komisyonu giderlerine katılım Hazine Müsteşarlığınca ayrıca belirlenir.[21] (2) Komisyon, bir Müsteşarlık temsilcisi, iki Birlik temsilcisi, bir tüketici derneği temsilcisi ile Müsteşarlıkça belirlenecek bir akademisyen hukukçu temsilcinin katılımı ile oluşur. Müsteşarlık temsilcisinin asgarî on yıl kamu hizmetinde çalışmış, sigortacılık alanında deneyim sahibi ve en az daire başkanı seviyesinde olması; Birlik temsilcilerinin de 4 üncü maddede genel müdür yardımcısı için öngörülen şartlara sahip olması gerekir. Tüketici derneği temsilcisi ise Türkiye çapında en fazla üyeye sahip tüketici derneğinin önereceği üç aday arasından Müsteşarlıkça seçilir. Komisyon kendi içinden bir Başkan seçer. Komisyonda kararlar üye tamsayısının salt çoğunluğu ile alınır. İki yıl için seçilen Komisyon Başkan ve üyelerine, kamu iktisadî teşebbüsleri yönetim kurulu başkan ve üyelerine ödenen aylık ücret ve diğer ödemeler tutarında ücret ödenir. (3) Komisyon aşağıdaki görevleri yerine getirir: a) Müdür ve müdür yardımcılarını atamak. b) Birlikçe ayrı bir hesapta izlenecek olan Komisyonun bütçesini hazırlayarak Birliğe sunmak. c) Tahkim sisteminin adil, tarafsız ve etkin bir biçimde işleyişini sağlamak için gerekli önlemleri almak. ç) Komisyonun faaliyet sonuçları hakkında yıllık rapor hazırlayarak Birliğe ve Müsteşarlığa göndermek. d) Bilgi işlem alt yapısını hazırlamak. e) Kanunlarla kendisine verilen diğer görevleri yapmak. (4) Komisyon, gerekli görülen yerlerde büro açmaya yetkilidir. Büro müdürünün, Komisyon müdürü ile aynı nitelikleri taşıması zorunludur. Büro müdürüne verilecek görevler Komisyon tarafından belirlenir. (5) Komisyona bağlı çalışmak üzere bir müdür ve iki müdür yardımcısı, raportörler ile yeterli sayıda personel görevlendirilir. Müdür ve müdür yardımcıları Komisyonca, raportörler ve diğer personel ise müdürün önerisiyle Komisyon tarafından atanır. Görevden alınma, göreve atanma ile aynı usûle tâbidir. Komisyon müdürünün; a) Malî güç dışında sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan nitelikleri taşıması, b) En az dört yıllık yüksek okul mezunu olması, c) Sigorta hukukunda en az iki yıl veya sigortacılıkta en az beş yıl deneyimi olması, gerekir. (6) Müdür yardımcılarının (c) bendi hariç olmak üzere beşinci fıkrada sayılan nitelikleri taşıması zorunludur. Ayrıca, müdür yardımcılarının en az birinde iki yıllık sigortacılık deneyimi aranır. (7) Uyuşmazlıklar, hayat ve hayat dışı sigorta gruplarının sadece birinde görev yapacak olan sigorta hakemleri ve raportörler aracılığıyla çözülür. (8) Sigorta hakemlerinin; a) Malî güç dışında sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan nitelikleri taşıması, b) En az dört yıllık yüksek okul mezunu olması, c) Sigorta hukukunda en az beş yıl veya sigortacılıkta en az on yıl deneyimi olması, gerekir. (Ek cümle: 13/6/2012-6327/58 md.) Müsteşarlık bu fıkra uyarınca aranacak deneyim ve bu deneyime esas teşkil eden bilginin tespitine ilişkin ölçütleri belirlemeye yetkilidir. (9) Komisyon nezdinde çalışacak olan sigorta raportörleri, Komisyon müdüründe aranan niteliklere sahip olmak zorundadır. (10) Sigorta hakemi olmak isteyenlerin gerekli nitelikleri taşıdıklarını belgelemek suretiyle Komisyona başvurması gerekir. Başvurusu uygun görülenler kabul için Müsteşarlığa bildirilir. Müsteşarlığın kabul etmesi halinde ilgilinin ismi, Komisyon tarafından tutulacak ve bir örneği Adalet Bakanlığına gönderilecek olan sigorta hakemliği listesine kaydolunur ve bu listede değişiklik olması halinde de değişiklikler altı aylık dönemler itibarıyla Adalet Bakanlığına ve Müsteşarlığa bildirilir. (11) Sigorta hakeminin ismi; a) Sigorta hakemliği yapmak için gereken nitelikleri kaybetmişse veya tarafsızlık ilkesine aykırı hareket ettiği tespit edilmişse sürekli olarak, b) Kendisine ulaşan dosyaları bir yıl içinde en fazla üç kez zamanında sonuçlandırmamışsa bir yıl süreyle, Listeden silinir. (12) Tahkim sistemine üye olmak isteyenlerden katılma payı, uyuşmazlık çözümü için Komisyona başvuranlardan ise başvuru ücreti alınır. (Değişik ikinci ve üçüncü cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) Beş bin Türk Lirasının altındaki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararları kesindir. Beş bin Türk Lirası ve daha üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararlarına karşı kararın Komisyonca ilgiliye bildiriminden itibaren on gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyon nezdinde itiraz edilebilir. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) İtiraz talebinde bulunmak için bu madde uyarınca belirlenen başvuru ücretinin Komisyona yatırılması şarttır. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) İtiraz üzerine hakem kararının icrası durur. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) İtiraz talebi münhasıran bu talepleri incelemek üzere Komisyon tarafından teşkil edilen hakem heyetlerince incelenir. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) İtiraz talebi hakkında işin heyete intikalinden itibaren iki ay içinde karar verilir. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) Beşbin Türk Lirası ve daha üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararları bu madde uyarınca süresinde itiraz başvurusunda bulunulmaması hâlinde kesinleşir. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) Bu uyuşmazlıklar hakkında bu madde uyarınca yapılan itiraz üzerine verilen karar kesindir. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) Kırk bin Türk Lirasının üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında itiraz üzerine verilen kararlar için temyize gidilebilir. (Değişik cümle: 13/6/2012-6327/58 md.) Ancak, tahkim süresinin sona ermesinden sonra karar verilmiş olması, talep edilmemiş bir şey hakkında karar verilmiş olması, hakemlerin yetkileri dahilinde olmayan konularda karar vermesi ve hakemlerin, tarafların iddiaları hakkında karar vermemesi durumlarında her hâlükarda temyiz yolu açıktır. Temyize ilişkin usûl ve esaslar hakkında Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu uygulanır. (13) Komisyona gidilebilmesi için, sigortacılık yapan kuruluşla uyuşmazlığa düşen kişinin, uyuşmazlığa konu teşkil eden olay ile ilgili olarak sigortacılık yapan kuruluşa gerekli başvuruları yapmış ve talebinin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığını belgelemiş olması gerekir. Sigortacılık yapan kuruluşun, başvuru tarihinden itibaren onbeş iş günü içinde yazılı olarak cevap vermemesi de Komisyona başvuru için yeterlidir. (14) Mahkemeye ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklar ile ilgili olarak Komisyona başvuru yapılamaz. (15) Sigortacılık yapan kuruluşla uyuşmazlığa düşen kişinin Komisyona başvurusu, öncelikle raportörler tarafından incelenir. Raportörler en geç onbeş gün içinde incelemelerini tamamlamak zorundadır. Raportörler tarafından çözümlendirilemeyen başvurular sigorta hakemine iletilir. Uyuşmazlığa hangi sigorta hakeminin bakacağı, Komisyon tarafından sigorta hakemi listesinden seçilir. Komisyon, işin niteliğine bağlı olarak en az üç sigorta hakeminden oluşan bir heyet oluşturulmasına karar verebilir. Ancak, uyuşmazlık konusu miktarın onbeşbin Türk Lirası ve üzerinde olduğu durumlarda heyet teşekkülü zorunludur. Heyet kararını çoğunlukla verir. Hakemler, sadece kendilerine verilen evrak üzerinden karar verir. Seçilen sigorta hakemi mücbir nedenler ve umulmayan haller hariç olmak üzere görevi reddedemez. Bununla birlikte, taraflar, Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununda yer alan hâkimi ret nedenlerine dayanarak hakemi reddedebilir. Ret talebi Komisyona, durumun öğrenildiği tarihten itibaren en geç beş iş günü içinde bir dilekçeyle yapılır. Ret talebi üzerine Komisyon müdürü, iki tarafın görüşlerini dinledikten sonra bu konuda en geç beş iş günü içinde karar verir. (16) Hakemler, görevlendirildikleri tarihten itibaren en geç dört ay içinde karar vermeye mecburdur. Aksi halde, uyuşmazlık yetkili mahkemece halledilir. Ancak, bu süre tarafların açık ve yazılı muvafakatleriyle uzatılabilir. Hakem, kararını Komisyon müdürüne tevdi eder. (Değişik son cümle:22/7/2020-7251/56 md.) Komisyon Müdürünce karar en geç üç iş günü içinde taraflara bildirilir; ayrıca kararın aslı dosya ile birlikte Komisyonca saklanır. (17) (Ek: 13/6/2012-6327/58 md.) Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekalet ücreti, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde belirlenen vekalet ücretinin beşte biridir. (18) Hakemlik ücreti, Komisyona başvuru ücreti ve üyeliğe katılma payı, Komisyonun görüşü alınarak Müsteşarlıkça belirlenir; hakem ücreti Komisyon tarafından ödenir. (19) Sigorta hakemleri ve raportörler tarafsız olmak zorundadır. Sigorta şirketlerinin, reasürans şirketlerinin, sigortacılık yapan diğer kuruluşların, sigorta eksperlerinin, sigorta acentelerinin ve brokerlerin ortakları, yönetim ve denetiminde bulunan kişiler ve bunlar adına imza atmaya yetkili olanlar ile tüm bu kuruluşlarda meslekî faaliyette bulunanlar ve sigorta eksperleri, sigorta acenteleri ve brokerler sigorta hakemliği yapamaz. Bu sınırlandırmalar söz konusu kimselerin eş ve çocukları için de geçerlidir. Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununun 28 inci maddesi sigorta hakemleri hakkında da uygulanır. (20) Komisyonda görev alanlar, hakemler ve raportörler, işleri dolayısıyla öğrendikleri bilgi ve sırları ilgililerin izni olmaksızın açıklayamaz. Ancak, suç teşkil eden hallerin yetkili mercilere duyurulması zorunludur. (21) Komisyonun yapısı ve görevleri ile Komisyon müdürü ve Komisyon müdür yardımcılarının nitelikleri, çalışma usûl ve esasları, raportörlerin, sigorta hakemlerinin çalışma usûl ve esasları, kararların ne şekilde düzenleneceği, Komisyona başvuru esasları, Liste tutulmasına ve bütçeye ilişkin esaslar ile katılım ücreti gibi hususlar yönetmelikle belirlenir. (22) Müsteşarlık bu maddede yer alan maktu para miktarlarını, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Üretici Fiyatları Endeksi artış oranını aşmamak suretiyle artırmaya yetkilidir. (23) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununun hükümleri, sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanır. (24) Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde yapılacak tahkim için seçilecek hakemlerin de bu maddede sigorta hakemleri için aranılan nitelikleri taşıması gerekir. DOKUZUNCU BÖLÜM Çeşitli Hükümler Sigortacılık Eğitim Merkezi, destek hizmetleri ve diğer organizasyonlar[22][23]

Komisyona başvurabilmek için, sigortacılık kuruluşuna gerekli başvuruların yapılmış ve talebin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığının belgelenmiş olması gerekir. Sigortacılık kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren on beş iş günü içinde yazılı olarak cevap vermemesi de Komisyona başvuru için yeterli sayılmaktadır. Öte yandan mahkemeye veya Tüketici Sorunları Hakem Heyeti'ne intikal etmiş uyuşmazlıklar için aynı anda Komisyona başvuru yapılamaz.

Komisyona başvurular önce raportörler tarafından incelenir; raportörler bu incelemeyi en geç on beş gün içinde tamamlamak zorundadır. Uyuşmazlık konusu miktarın kanunda belirlenen eşiğin üzerinde olduğu durumlarda sigorta hakemlerinden oluşan heyet teşekkülü zorunludur. Kanunda yer alan bu parasal eşikler ÜFE artış oranını aşmamak kaydıyla artırılabildiğinden güncel tutarın ayrıca doğrulanması gerekir. Hakemler, görevlendirildikleri tarihten itibaren en geç dört ay içinde karar vermek zorundadır; bu süre tarafların açık ve yazılı onayıyla uzatılabilir.

Tahkim Kararlarına İtiraz ve Temyiz Yolu

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinin on ikinci fıkrasına göre kanunda belirlenen alt eşiğin altında kalan uyuşmazlıklara ilişkin hakem kararları kesindir. Bu eşiğin üzerindeki ancak üst eşiği aşmayan uyuşmazlıklarda hakem kararına karşı, kararın bildiriminden itibaren on gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyon nezdinde itiraz yoluna gidilebilir; bu itiraz üzerine verilen karar kesindir. Kanunda belirlenen üst eşiği aşan uyuşmazlıklarda ise itiraz üzerine verilen karara karşı temyiz yolu açıktır. Söz konusu parasal eşikler ÜFE artış oranıyla artırılabilir olduğundan güncel değerler için ayrıca doğrulama yapılması gerekmektedir.

Tahkim yargılamasında talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmedilecek vekalet ücreti, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde belirlenen vekalet ücretinin beşte biridir.

Hatır Taşıması ve Tazminattan İndirim

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/1767, K. 2023/7355 sayılı kararında hatır taşıması savunmasının somut olayda ciddi biçimde araştırılması gerektiği vurgulanmıştır. Karara göre kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve tüm ifadeler getirtilerek hatır taşıması bulunup bulunmadığı değerlendirilmeli; davacı ile sürücü arasında yakın akrabalık ilişkisi bulunmaması durumunda tazminattan Daire içtihadına uygun biçimde indirim yapılmalıdır. Bu değerlendirmenin eksik bırakılması bozma sebebi sayılmaktadır. Söz konusu indirimin somut oranı kararda Daire içtihadına atıfla belirtilmiş olmakla birlikte kaynakta oran açıklanmamıştır.

Sık Sorulan Sorular

Maluliyet raporu hangi yönetmeliğe göre düzenlenmeli?

Uygulanacak yönetmelik kaza tarihine göre belirlenir. 11.10.2008 öncesi için Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008–01.09.2013 arası için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013–01.06.2015 arası için Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015–20.02.2019 arası için Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 ve sonrası için Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik geçerlidir.

Yanlış yönetmeliğe göre hazırlanan rapor geçerli mi?

Hayır. Kaza tarihinde yürürlükte olmayan yönetmelik esas alınarak düzenlenen rapor hükme esas alınamaz ve bozma sebebi oluşturur. Bunun yanı sıra raporda hangi yönetmeliğin uygulandığının açıkça belirtilmemesi de raporu karar vermeye elverişsiz kılmaktadır.

Maluliyet raporu ne zaman alınmalı?

Tedavi süreci tamamlanmadan sürekli iş göremezlik durumu tam olarak belirlenemez. Bu nedenle raporun tedavi bittikten sonra alınması gerekmektedir. Maluliyet durumunun ilerleyip ilerlemediği de gözetilmelidir; gelişen bir tablo söz konusuysa bu durumun sona ermesi beklenmelidir.

Trafik kazasında tazminat davası için zamanaşımı süresi nedir?

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesine göre maddi tazminat talepleri, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl; kaza gününden itibaren ise her hâlükârda on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Fiil aynı zamanda suç teşkil ediyorsa ve Ceza Kanunu daha uzun bir süre öngörüyorsa bu uzun süre uygulanır.

Sigortaya başvurmadan dava açılabilir mi?

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesine göre zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki uyuşmazlıklarda önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuru yapılması zorunludur. Sigorta şirketi belirlenen süre içinde cevap vermezse ya da verilen cevap talebi karşılamazsa dava yoluna gidilebilir veya tahkime başvurulabilir.

Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurmak için ne gerekli?

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesine göre Komisyona başvurabilmek için sigortacılık kuruluşuna gerekli başvuruların yapılmış ve talebin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığının belgelenmiş olması gerekir. Kuruluşun on beş iş günü içinde cevap vermemesi de başvuru için yeterlidir. Aynı uyuşmazlık daha önce mahkemeye taşınmışsa Komisyona ayrıca başvurulamaz.

Gelişen maluliyet durumunda zamanaşımı nasıl işler?

Maluliyet durumu zamanla ağırlaşıyorsa zarar henüz tamamen gerçekleşmiş sayılmaz. Bu nedenle zamanaşımı, gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenildiği andan itibaren işlemeye başlar. Maluliyetin doğduğu tarihin bilirkişi raporu aracılığıyla tespit edilmesi gerekir; bu belirleme uzman olmayan kişilerce yapılamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu