Motorlu bir aracın karıştığı kazalarda hukuki sorumluluğun kapsamı ve tazminat yükümlülüğü öncelikle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre saptanır. 2918 sayılı Kanun m. 85/1 gereğince bir motorlu aracın işletilmesi ölüm, yaralanma veya eşya zararına yol açtığında, vasıtanın bir işletmenin unvanı yahut işletme adı altında ya da bu işletmece düzenlenen biletle işletilmesi durumunda işleten ile bağlı işletme sahibi meydana gelen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olur.
2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 85Kaynağı aç
İşletenin ve Teşebbüs Sahibinin Sorumluluk Rejimi
Karayolları Trafik Kanunu m. 85/5 uyarınca işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracı sevk ve idare eden sürücünün yahut aracın kullanılmasına katılan yardımcı şahısların kusurlu hareketlerinden bizzat kendi kusurları gibi mesuldür.
İşleten veya işletici teşebbüs sahibi, sorumluluktan bütünüyle kurtulabilmek için Kanun'un 86/1. maddesindeki yasal unsurları kümülatif olarak kanıtlamak zorundadır. Bu çerçevede hem kendisinin hem de fiillerinden mesul olduğu kimselerin hiçbir kusurunun bulunmadığı, taşıttaki teknik bir arızanın kazayı etkilemediği ve olayın kaçınılmaz bir mücbir sebepten, kazazedenin veya üçüncü bir şahsın ağır kusurundan kaynaklandığı ispat edilmelidir.
2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 86Kaynağı aç
Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya işletici teşebbüs sahibi, kazanın meydana gelmesinde zarar gören tarafın da kusurunun bulunduğunu ispatlarsa, 2918 sayılı Kanun m. 86/2 uyarınca hâkim somut durumun özelliklerine ve hakkaniyete göre tazminat tutarından indirim yapabilir.
2918 sayılı Kanun m. 85/3 gereğince işletilme hâlinde bulunmayan bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazalarından dolayı işletenin sorumlu tutulabilmesi farklı ispat koşuluna tabidir. Bu tür durumlarda zarar görenin, kazanın meydana gelmesinde işletene ya da eylemlerinden sorumlu tutulduğu şahıslara ait bir kusuru veya araçta mevcut bir bozukluğun kazaya yol açtığını kanıtlaması gerekir.
Yolculuğun herhangi bir karşılık veya menfaat gözetilmeksizin hatır amacıyla yapıldığı yahut aracın hatır için karşılıksız verildiği durumlarda işleten veya teşebbüs sahibinin sorumluluğu 2918 sayılı Kanun m. 87 uyarınca genel hükümlere tabidir. Aynı biçimde motorlu araç maliki ile işleten arasındaki araç hasarı ilişkisi ve zarar görenin beraberindeki mutat bagaj dışında kalan araçta taşınan eşya zararları da genel hükümler doğrultusunda çözüme kavuşturulur.
2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 87Kaynağı aç
Kazanın gerçekleşmesinden sonra yürütülen yardım faaliyetleri esnasında yardım edenin uğradığı zararlardan dolayı hâkimin takdirine bağlı olarak sorumluluk doğabilir. 2918 sayılı Kanun m. 85/4 gereğince işletici teşebbüs sahibinin bu kapsamda sorumlu tutulabilmesi için kazadan bizzat sorumlu olması ya da yardımın doğrudan doğruya kendisine, araçtakilere yahut kazaya taraf olan üçüncü kişilere yönelmiş bulunması aranır.
Müteselsil Sorumluluk ve Trafik Kaydına Şerh İşlemi
Motorlu bir aracın karıştığı kazada üçüncü bir kişinin zarara uğraması sebebiyle birden çok kişi tazminatla yükümlü bulunmaktaysa, 2918 sayılı Kanun m. 88/1 uyarınca bu kişiler zarar görene karşı müteselsilen sorumlu tutulur. Zarar gören alacağını sorumlulardan herhangi birinden tamamen talep edebilir. Sorumlular arasındaki iç ilişkide ise zarar olayın bütün koşulları değerlendirilerek paylaştırılır; özel şartlar ve araçların işletme tehlikeleri farklı bir paylaşımı gerektirmedikçe işletenler ve teşebbüs sahipleri kusurları oranında zararı üstlenir.
2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 88Kaynağı aç
Motorlu aracın ölüme veya yaralanmaya sebebiyet vermesi hâlinde 2918 sayılı Kanun m. 85/2 gereğince, kazaya karışan aracın başkalarına devir ve temlikini yahut üzerinde bir hak tesis edilmesini engellemek gayesiyle olaya el koyan Cumhuriyet Savcılıklarınca tescil kuruluşuna şerh verilmesi talimatı iletilir. Kaza anı ile şerh düşülmesi arasında geçen devrede kötü niyetle yapılan araç tescilleri hükümsüz sayılır. Şerhin konulduğu tarihten itibaren bir ay içinde kaldırıldığına veya devamına ilişkin mahkeme kararı sunulmadığı takdirde bu şerh kendiliğinden geçersiz kalır.
Tazminat Kalemleri ve Zararın Tespiti
Ölüm neticesinde uğranılan maddi zararlar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 53 hükmünde sınırlayıcı olmaksızın sayılmıştır. Bu kalemler cenaze ve defin masraflarını, ölüm hemen vuku bulmamışsa yapılan tedavi masrafları ile iş gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden kaynaklanan kayıpları ve vefat edenin desteğinden yoksun kalan şahısların bu nedenle maruz kaldıkları kayıpları içerir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 53Kaynağı aç
Destekten yoksun kalma tazminatı miras hukuku prensiplerinden bağımsızdır. Vefat edenin düzenli biçimde fiilen desteklediği ya da hayatın olağan akışında gelecekte destek sunacağı kabul edilen kişiler mirasçı olmasalar dahi bu tazminatı talep edebilir. Bu hak doğrudan desteğini yitiren kişinin kendi şahsında doğduğu için mirasın reddedilmiş olması tazminat hakkını ortadan kaldırmaz.
Bedensel zararlar 6098 sayılı Kanun m. 54 kapsamında özellikle tıbbi tedavi giderlerini, kazanç kaybını, çalışma gücünün kısmen veya tamamen yitirilmesinden doğan kayıplar ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararları kapsar.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 54Kaynağı aç
Bedensel bütünlüğün sarsılması veya destekten yoksun kalma hâllerinde tazminat Türk Borçlar Kanunu kuralları ile sorumluluk hukuku ilkelerine göre tayin olunur. 6098 sayılı Kanun m. 55/1 uyarınca kısmen veya tamamen rücu olanağı bulunmayan sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa niteliği taşımayan tahsisat ve bağışlar zarardan indirilemeyeceği gibi, hesaplanan tazminat tutarı hakkaniyet düşüncesiyle artırılamaz ya da eksiltilemez. İdarenin sebep olduğu bedensel ve ölüme bağlı zararlarda da aynı esaslar uygulanır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 55Kaynağı aç
Kişinin cismani zarara uğraması durumunda 6098 sayılı Kanun m. 56 uyarınca hâkim, olayın kendine özgü koşullarını takdir ederek kazazede lehine manevi tazminata hükmedebilir. Kazanın ağır bedensel yaralanma veya vefatla sonuçlanması hâlinde ise zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir bedelin ödenmesi kararlaştırılabilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 56Kaynağı aç
Bedensel zararın kapsamı hüküm kurulduğu sırada kesin olarak saptanamıyorsa 6098 sayılı Kanun m. 75 gereğince hâkim, kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl içinde tazminat hükmünü değiştirme yetkisini saklı tutabilmektedir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 75Kaynağı aç
Faiz, Kısmi Talep ve Usul İlkeleri
Çalışma gücünün kaybı ile destekten yoksun kalma zararlarına ilişkin hesaplamalarda; kazancın tespit edilebildiği döneme haksız eylem tarihinden, kazancın bilinemediği sonraki döneme ise karar tarihinden itibaren faiz işletilmesi ve tahkikat aşamasına kadar yapılan ifa amaçlı ödemelerin oransal olarak indirilmesi hususları, Türk Borçlar Kanunu m. 55 çerçevesinde yürürlüğe giren yasal düzenlemeler kapsamında ele alınmaktadır.
Tazminat alacaklarına tatbik edilecek kanuni faiz hesabında, 3095 sayılı Kanun m. 1 kapsamında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası reeskont oranlarının belirli nispetleri üzerinden belirlenen faiz rejiminin uygulanması gündeme gelmektedir.
Kısmi dava açılması hâlinde talep konusunun tahkikatın sonuna kadar bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilmesi ve zamanaşımının ilk dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılması usulü, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 109 hükmü dairesinde işletilirken, evvelce açılmış davalarda belirsiz alacak rejiminin korunmasına ilişkin geçiş kuralları gözetilir.
Sigorta Şirketine Başvuru ve Tahkim Prosedürü
Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında tazminat talep eden kişinin, yargı yoluna başvurmadan evvel ilgili sigortacıya müracaat etmesi yasal bir ön şarttır. 2918 sayılı Kanun m. 97 uyarınca, sigorta şirketine yazılı başvuru yapılmasından itibaren on beş günlük yasal süre içinde yanıt verilmemesi veya sağlanan cevabın talebi karşılamaması durumunda, zarar gören taraf genel mahkemelerde dava açma veya Sigortacılık Kanunu uyarınca tahkime başvurma imkânına kavuşur.
2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 97Kaynağı aç
2918 sayılı Kanun m. 99 uyarınca sigortacı kuruluşlar, hak sahibinin gerekli belgeleri ibraz etmesinden itibaren sekiz iş günü zarfında teminat kapsamındaki tazminatı ödemekle mükelleftir. Ödeme yapan sigortacının rücuen paylaşım istemesi hâlinde diğer sigortacılar da aynı sekiz iş günlük süre içinde paylarını ifa eder. Kanun'un 100. maddesi doğrultusunda, sorumluluğun kaldırılması veya azaltılmasına dair kurallar ile doğrudan dava hakkı ve zamanaşımı hükümleri ihtiyari mali sorumluluk sigortası bakımından da geçerlilik taşır.
2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 99Kaynağı aç
2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 100Kaynağı aç
Uyuşmazlığın adli mahkemelere veya tüketici sorunları hakem heyetine taşınmış olması durumunda, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/14 gereğince Sigorta Tahkim Komisyonuna müracaat edilemez. Zorunlu sigortalardan doğan ihtilaflarda ilgili kuruluş tahkim sistemine kayıtlı bulunmasa dahi hak sahipleri tahkim yolunu işletebilir. Hakemler evrak üzerinden inceleme yaparak atandıkları tarihten itibaren kural olarak dört ay içinde karar vermekle yükümlüdür; tarafların açık ve yazılı rızasıyla bu süre uzatılmadığı takdirde ihtilafın çözümü yetkili mahkemeye devredilir.
5684 sayılı SİGORTACILIK KANUNU m. 30Kaynağı aç
Sigorta tahkiminde hakem heyetlerince verilen kararlara karşı itiraz ve temyiz mercilerine başvuru imkânı kanunda düzenlenen kesinlik sınırlarına tabi kılınmıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 27/05/2021 tarihli, E. 2021/2635 ve K. 2021/1900 sayılı ilamında vurgulandığı üzere, temyiz kesinlik sınırının takdirinde talep konusu toplam tutar değil, temyiz başvurusunda bulunan tarafın aleyhine hükmedilen veya reddedilen miktar dikkate alınır.
Yargı Yolu, Görevli ve Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi
Devlet veya kamu tüzel kişilerine ait araçların karıştığı kazalar dahil olmak üzere Karayolları Trafik Kanunu'ndan kaynaklanan hukuki sorumluluk davaları 2918 sayılı Kanun m. 110/1 uyarınca adli yargı mercilerinde görülür; kazazedenin kamu personeli sıfatını haiz bulunması dahi görevli yargı kolunu değiştirmez.
2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 110Kaynağı aç
Tazminat talebinin zorunlu sigortacıya yöneltildiği davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 4/1-a ve m. 5/1 uyarınca mutlak ticari dava niteliğinde kabul edildiğinden davanın değerine bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinde açılır. Buna karşılık yalnızca araç sürücüsü veya işleten gerçek kişiye karşı yöneltilen haksız fiil sorumluluğuna dayalı talepler asliye hukuk mahkemesinin görev alanındadır.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 4Kaynağı aç
Yetkili mahkemenin tayininde 2918 sayılı Kanun m. 110/2 özel seçimlik yetkiler tanımıştır; buna göre dava kazanın meydana geldiği yerde veya sigorta şirketinin şubesinin yahut acentesinin yerleşiminde ikame edilebilir. Bunun yanı sıra haksız fiile ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 16 uyarınca fiilin işlendiği, zararın gerçekleştiği yer veya zarar görenin kendi yerleşim yeri mahkemesinde dava açılabileceği gibi genel yetki kuralı dairesinde davalının yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.
Zamanaşımı Süreleri, Ceza Hukuku ile Etkileşim ve Anlaşmalar
Trafik kazalarından doğan maddi tazminat istemleri, 2918 sayılı Kanun m. 109/1 gereğince kazazedenin zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıllık ve her durumda kaza tarihinden itibaren on yıllık zamanaşımına tabidir. Hadisenin suç teşkil etmesi ve ceza mevzuatında bu eylem için daha uzun bir süre belirlenmiş bulunması hâlinde, Kanun'un 109/2. maddesi gereğince bu uzamış süre maddi zararlar için tatbik olunur. Manevi tazminat istemlerinde ise 6098 sayılı Kanun m. 72/1 çerçevesinde uzamış ceza zamanaşımı sürelerinin gözetilmesi söz konusu olur.
2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 109Kaynağı aç
2918 sayılı Kanun m. 109/3 gereğince zamanaşımının tazminat yükümlüsüne karşı kesilmesi sigortacıya karşı da kesilmesi sonucunu doğurur; aynı biçimde sigortacıya karşı kesilen süre tazminat sorumlusu bakımından da kesilmiş sayılır. Sorumluların birbirine rücu hakları ise m. 109/4 gereğince kendi edimlerini bütünüyle yerine getirdikleri ve rücu edilecek kişiyi öğrendikleri andan itibaren iki yılda zamanaşımına uğrar.
Hukuk mahkemesi hâkimi, failin kusur durumunu ve ayırt etme gücünü değerlendirirken 6098 sayılı Kanun m. 74 gereğince ceza hukuku ilkeleriyle ve ceza hâkimince verilen beraat kararıyla bağlı olmadığı gibi ceza mahkemesinin kusur oranı ve zarar miktarı tespitiyle de bağlı değildir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 74Kaynağı aç
2918 sayılı Kanun m. 111/1 uyarınca, Karayolları Trafik Kanunu ile öngörülen hukuki sorumluluğu tamamen bertaraf eden ya da daraltan sözleşme şartları batıldır. Tazminat tutarlarına ilişkin olarak taraflar arasında akdedilen uzlaşma ve feragat niteliğindeki anlaşmalarda açık bir yetersizlik ya da aşırılık bulunması durumunda ise, aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca yapıldığı andan itibaren iki yıl içinde iptal isteminde bulunulabilir.
2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 111Kaynağı aç
Yargılama sürecinde kanunun belirlediği sürenin son günü adli tatile tesadüf ederse, 6100 sayılı Kanun m. 104 uyarınca bu süre başkaca bir mahkeme kararına lüzum kalmaksızın adli tatil bitiminden başlayarak bir hafta uzamış kabul edilir.
Zorunlu trafik sigortasına dava açmadan önce başvuru zorunlu mudur?
Evet, 2918 sayılı Kanun m. 97 gereğince sigorta teminat sınırları dahilindeki zararlar için dava açılmadan önce sigortacıya yazılı başvuruda bulunulması zorunludur; sigortacı on beş gün içinde olumsuz yanıt verir ya da cevap vermezse dava açılabilir veya tahkime başvurulabilir.
Trafik kazasında maddi tazminat zamanaşımı ne kadardır?
2918 sayılı Kanun m. 109/1 uyarınca zarar ve sorumlunun öğrenildiği andan itibaren iki yıl ve her durumda kaza gününden itibaren on yıldır; eylemin suç oluşturması durumunda ceza kanununda öngörülen daha uzun ceza zamanaşımı süresi uygulanır.
Ceza mahkemesinin beraat hükmü tazminat davasını nasıl etkiler?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 74 uyarınca hukuk hâkimi, zarar verenin kusuru ve sorumluluğu hususunda ceza mahkemesinin beraat hükmüyle, kusur nitelemesiyle veya zarar takdiriyle bağlı tutulamaz.
Dava açıldıktan sonra aynı uyuşmazlık için Sigorta Tahkim Komisyonuna gidilebilir mi?
Hayır, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/14 hükmü gereğince, genel mahkemelere veya tüketici sorunları hakem heyetine intikal ettirilmiş bulunan uyuşmazlıklar hakkında Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapılamaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

