Trafik Kazası Tazminat Davası ve Hukuki Sorumluluk

by Avukat Erdal Ersoy
Trafik Kazası Tazminat Davası ve Hukuki Sorumluluk

Motorlu bir aracın karıştığı kazalarda hukuki sorumluluğun kapsamı ve tazminat yükümlülüğü öncelikle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre saptanır. 2918 sayılı Kanun m. 85/1 gereğince bir motorlu aracın işletilmesi ölüm, yaralanma veya eşya zararına yol açtığında, vasıtanın bir işletmenin unvanı yahut işletme adı altında ya da bu işletmece düzenlenen biletle işletilmesi durumunda işleten ile bağlı işletme sahibi meydana gelen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olur.

2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 85Kaynağı aç
Madde 85 – (Değişik birinci fıkra: 17/10/1996-4199/28 md.) Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. (Ek: 17/10/1996-4199/28 md.) Motorlu araç ölüme veya yaralanmaya sebebiyet vermiş ise, kazaya karışan aracın başkalarına devir ve temliki veya üzerinde bir hak tesisini önlemek amacıyla olaya el koyan Cumhuriyet Savcılıklarınca, aracın tescilli olduğu tescil kuruluşuna trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi için talimat verilir. Kaza anı ile Cumhuriyet Savcılığınca trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi arasında geçen süreler içinde kötü niyetle yapılan araç tescilleri hükümsüz sayılır. Şerhin konulduğu tarihten itibaren bir ay içerisinde, şerhin kaldırıldığına veya devamına ilişkin mahkeme kararı ibraz edilmediği takdirde bu şerh hükümsüz sayılır. İşletilme halinde olmayan bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazasından dolayı işletenin sorumlu tutulabilmesi için, zarar görenin, kazanın oluşumunda işleten veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere ilişkin bir kusurun varlığını veya araçtaki bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmesi gerekir. (Değişik: 17/10/1996-4199/28 md.) İşleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibi, hakimin takdirine göre kendi aracının katıldığı bir kazadan sonra yapılan yardım çalışmalarından dolayı yardım edenin maruz kaldığı zarardan da sorumlu tutulabilir. Ancak, bu durumda işletici teşebbüs sahibinin sorumlu kılınabilmesi için kazadan kendisinin sorumlu olması veya yardımın doğrudan doğruya kendisine veya araçta bulunanlara yahut kazaya taraf olan üçüncü kişilere yapılması gerekir. (Değişik: 17/10/1996-4199/28 md.) İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. İşletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin, sorumluluktan kurtulması veya sorumluluğun azaltılması:[70]

İşletenin ve Teşebbüs Sahibinin Sorumluluk Rejimi

Karayolları Trafik Kanunu m. 85/5 uyarınca işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracı sevk ve idare eden sürücünün yahut aracın kullanılmasına katılan yardımcı şahısların kusurlu hareketlerinden bizzat kendi kusurları gibi mesuldür.

İşleten veya işletici teşebbüs sahibi, sorumluluktan bütünüyle kurtulabilmek için Kanun'un 86/1. maddesindeki yasal unsurları kümülatif olarak kanıtlamak zorundadır. Bu çerçevede hem kendisinin hem de fiillerinden mesul olduğu kimselerin hiçbir kusurunun bulunmadığı, taşıttaki teknik bir arızanın kazayı etkilemediği ve olayın kaçınılmaz bir mücbir sebepten, kazazedenin veya üçüncü bir şahsın ağır kusurundan kaynaklandığı ispat edilmelidir.

2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 86Kaynağı aç
Madde 86 – (Değişik: 17/10/1996-4199/29 md.) İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir. Genel hükümlerin uygulanması:

Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya işletici teşebbüs sahibi, kazanın meydana gelmesinde zarar gören tarafın da kusurunun bulunduğunu ispatlarsa, 2918 sayılı Kanun m. 86/2 uyarınca hâkim somut durumun özelliklerine ve hakkaniyete göre tazminat tutarından indirim yapabilir.

2918 sayılı Kanun m. 85/3 gereğince işletilme hâlinde bulunmayan bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazalarından dolayı işletenin sorumlu tutulabilmesi farklı ispat koşuluna tabidir. Bu tür durumlarda zarar görenin, kazanın meydana gelmesinde işletene ya da eylemlerinden sorumlu tutulduğu şahıslara ait bir kusuru veya araçta mevcut bir bozukluğun kazaya yol açtığını kanıtlaması gerekir.

Yolculuğun herhangi bir karşılık veya menfaat gözetilmeksizin hatır amacıyla yapıldığı yahut aracın hatır için karşılıksız verildiği durumlarda işleten veya teşebbüs sahibinin sorumluluğu 2918 sayılı Kanun m. 87 uyarınca genel hükümlere tabidir. Aynı biçimde motorlu araç maliki ile işleten arasındaki araç hasarı ilişkisi ve zarar görenin beraberindeki mutat bagaj dışında kalan araçta taşınan eşya zararları da genel hükümler doğrultusunda çözüme kavuşturulur.

2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 87Kaynağı aç
Madde 87 – (Değişik: 17/10/1996-4199/30 md.) Yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa, işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğu ve motorlu aracın maliki ile işleteni arasındaki ilişkide araca gelen zararlardan dolayı sorumluluk, genel hükümlere tabidir. Zarar görenin beraberinde bulunan bagaj ve benzeri eşya dışında araçta taşınan eşyanın uğradığı zararlardan dolayı işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğu da genel hükümlere tabidir. Zarar verenlerin birden fazla olması:

Kazanın gerçekleşmesinden sonra yürütülen yardım faaliyetleri esnasında yardım edenin uğradığı zararlardan dolayı hâkimin takdirine bağlı olarak sorumluluk doğabilir. 2918 sayılı Kanun m. 85/4 gereğince işletici teşebbüs sahibinin bu kapsamda sorumlu tutulabilmesi için kazadan bizzat sorumlu olması ya da yardımın doğrudan doğruya kendisine, araçtakilere yahut kazaya taraf olan üçüncü kişilere yönelmiş bulunması aranır.

Müteselsil Sorumluluk ve Trafik Kaydına Şerh İşlemi

Motorlu bir aracın karıştığı kazada üçüncü bir kişinin zarara uğraması sebebiyle birden çok kişi tazminatla yükümlü bulunmaktaysa, 2918 sayılı Kanun m. 88/1 uyarınca bu kişiler zarar görene karşı müteselsilen sorumlu tutulur. Zarar gören alacağını sorumlulardan herhangi birinden tamamen talep edebilir. Sorumlular arasındaki iç ilişkide ise zarar olayın bütün koşulları değerlendirilerek paylaştırılır; özel şartlar ve araçların işletme tehlikeleri farklı bir paylaşımı gerektirmedikçe işletenler ve teşebbüs sahipleri kusurları oranında zararı üstlenir.

2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 88Kaynağı aç
Madde 88 – Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. (Değişik: 17/10/1996-4199/31 md.) Birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılır. Özel durumlar ve özellikle araçların işletme tehlikeleri, zararın iç ilişkide başka türlü paylaştırılmasını haklı göstermedikçe, işletenler ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri kusurları oranında zarara katlanırlar. İşletenler veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri arasında zararın tazmini:70

Motorlu aracın ölüme veya yaralanmaya sebebiyet vermesi hâlinde 2918 sayılı Kanun m. 85/2 gereğince, kazaya karışan aracın başkalarına devir ve temlikini yahut üzerinde bir hak tesis edilmesini engellemek gayesiyle olaya el koyan Cumhuriyet Savcılıklarınca tescil kuruluşuna şerh verilmesi talimatı iletilir. Kaza anı ile şerh düşülmesi arasında geçen devrede kötü niyetle yapılan araç tescilleri hükümsüz sayılır. Şerhin konulduğu tarihten itibaren bir ay içinde kaldırıldığına veya devamına ilişkin mahkeme kararı sunulmadığı takdirde bu şerh kendiliğinden geçersiz kalır.

Tazminat Kalemleri ve Zararın Tespiti

Ölüm neticesinde uğranılan maddi zararlar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 53 hükmünde sınırlayıcı olmaksızın sayılmıştır. Bu kalemler cenaze ve defin masraflarını, ölüm hemen vuku bulmamışsa yapılan tedavi masrafları ile iş gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden kaynaklanan kayıpları ve vefat edenin desteğinden yoksun kalan şahısların bu nedenle maruz kaldıkları kayıpları içerir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 53Kaynağı aç
MADDE 53- Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar. b. Bedensel zarar

Destekten yoksun kalma tazminatı miras hukuku prensiplerinden bağımsızdır. Vefat edenin düzenli biçimde fiilen desteklediği ya da hayatın olağan akışında gelecekte destek sunacağı kabul edilen kişiler mirasçı olmasalar dahi bu tazminatı talep edebilir. Bu hak doğrudan desteğini yitiren kişinin kendi şahsında doğduğu için mirasın reddedilmiş olması tazminat hakkını ortadan kaldırmaz.

Bedensel zararlar 6098 sayılı Kanun m. 54 kapsamında özellikle tıbbi tedavi giderlerini, kazanç kaybını, çalışma gücünün kısmen veya tamamen yitirilmesinden doğan kayıplar ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararları kapsar.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 54Kaynağı aç
MADDE 54- Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar. c. Belirlenmesi

Bedensel bütünlüğün sarsılması veya destekten yoksun kalma hâllerinde tazminat Türk Borçlar Kanunu kuralları ile sorumluluk hukuku ilkelerine göre tayin olunur. 6098 sayılı Kanun m. 55/1 uyarınca kısmen veya tamamen rücu olanağı bulunmayan sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa niteliği taşımayan tahsisat ve bağışlar zarardan indirilemeyeceği gibi, hesaplanan tazminat tutarı hakkaniyet düşüncesiyle artırılamaz ya da eksiltilemez. İdarenin sebep olduğu bedensel ve ölüme bağlı zararlarda da aynı esaslar uygulanır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 55Kaynağı aç
MADDE 55- Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır. d. Manevi tazminat

Kişinin cismani zarara uğraması durumunda 6098 sayılı Kanun m. 56 uyarınca hâkim, olayın kendine özgü koşullarını takdir ederek kazazede lehine manevi tazminata hükmedebilir. Kazanın ağır bedensel yaralanma veya vefatla sonuçlanması hâlinde ise zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir bedelin ödenmesi kararlaştırılabilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 56Kaynağı aç
MADDE 56- Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. 2. Haksız rekabet

Bedensel zararın kapsamı hüküm kurulduğu sırada kesin olarak saptanamıyorsa 6098 sayılı Kanun m. 75 gereğince hâkim, kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl içinde tazminat hükmünü değiştirme yetkisini saklı tutabilmektedir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 75Kaynağı aç
MADDE 75- Bedensel zararın kapsamı, karar verme sırasında tam olarak belirlenemiyorsa hâkim, kararın kesinleşmesinden başlayarak iki yıl içinde, tazminat hükmünü değiştirme yetkisini saklı tutabilir. III. Geçici ödemeler

Faiz, Kısmi Talep ve Usul İlkeleri

Çalışma gücünün kaybı ile destekten yoksun kalma zararlarına ilişkin hesaplamalarda; kazancın tespit edilebildiği döneme haksız eylem tarihinden, kazancın bilinemediği sonraki döneme ise karar tarihinden itibaren faiz işletilmesi ve tahkikat aşamasına kadar yapılan ifa amaçlı ödemelerin oransal olarak indirilmesi hususları, Türk Borçlar Kanunu m. 55 çerçevesinde yürürlüğe giren yasal düzenlemeler kapsamında ele alınmaktadır.

Tazminat alacaklarına tatbik edilecek kanuni faiz hesabında, 3095 sayılı Kanun m. 1 kapsamında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası reeskont oranlarının belirli nispetleri üzerinden belirlenen faiz rejiminin uygulanması gündeme gelmektedir.

Kısmi dava açılması hâlinde talep konusunun tahkikatın sonuna kadar bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilmesi ve zamanaşımının ilk dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılması usulü, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 109 hükmü dairesinde işletilirken, evvelce açılmış davalarda belirsiz alacak rejiminin korunmasına ilişkin geçiş kuralları gözetilir.

Sigorta Şirketine Başvuru ve Tahkim Prosedürü

Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında tazminat talep eden kişinin, yargı yoluna başvurmadan evvel ilgili sigortacıya müracaat etmesi yasal bir ön şarttır. 2918 sayılı Kanun m. 97 uyarınca, sigorta şirketine yazılı başvuru yapılmasından itibaren on beş günlük yasal süre içinde yanıt verilmemesi veya sağlanan cevabın talebi karşılamaması durumunda, zarar gören taraf genel mahkemelerde dava açma veya Sigortacılık Kanunu uyarınca tahkime başvurma imkânına kavuşur.

2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 97Kaynağı aç
Madde 97 – (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir. Sağlık hizmet bedellerinin ödenmesi:[73]

2918 sayılı Kanun m. 99 uyarınca sigortacı kuruluşlar, hak sahibinin gerekli belgeleri ibraz etmesinden itibaren sekiz iş günü zarfında teminat kapsamındaki tazminatı ödemekle mükelleftir. Ödeme yapan sigortacının rücuen paylaşım istemesi hâlinde diğer sigortacılar da aynı sekiz iş günlük süre içinde paylarını ifa eder. Kanun'un 100. maddesi doğrultusunda, sorumluluğun kaldırılması veya azaltılmasına dair kurallar ile doğrudan dava hakkı ve zamanaşımı hükümleri ihtiyari mali sorumluluk sigortası bakımından da geçerlilik taşır.

2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 99Kaynağı aç
Madde 99 – Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.[76] Ödemeyi yapan sigortacı, ödenen miktarın sorumluluk oranlarında paylaşılmasını diğer sigortacılardan yazılı olarak talep eder. Diğer sigortacılar talep tarihinden itibaren sekiz iş günü içinde kendilerine düşen miktarı talepte bulunana öder. (Değişik: 21/5/1997-4262/4 md.) Bu madde hükmüne uymayan sigortacılar, 108 000 000 lira hafif para cezası ile cezalandırılırlar. İhtiyari mali sorumluluk sigortasına uygulanacak hükümler:
2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 100Kaynağı aç
Madde 100 – Bu Kanunun sorumluluğun kaldırılması veya tazminatın azaltılmasına ilişkin 95 inci maddesi, doğrudan doğruya talep ve dava hakkına ilişkin 97 nci maddesi ve zamanaşımına ilişkin 109 uncu maddesi ihtiyari mali sorumluluk sigortasında da uygulanır. Sigorta sözleşmesi yapmaya yetkili sigorta şirketleri ve sigorta yapma zorunluluğu:

Uyuşmazlığın adli mahkemelere veya tüketici sorunları hakem heyetine taşınmış olması durumunda, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/14 gereğince Sigorta Tahkim Komisyonuna müracaat edilemez. Zorunlu sigortalardan doğan ihtilaflarda ilgili kuruluş tahkim sistemine kayıtlı bulunmasa dahi hak sahipleri tahkim yolunu işletebilir. Hakemler evrak üzerinden inceleme yaparak atandıkları tarihten itibaren kural olarak dört ay içinde karar vermekle yükümlüdür; tarafların açık ve yazılı rızasıyla bu süre uzatılmadığı takdirde ihtilafın çözümü yetkili mahkemeye devredilir.

5684 sayılı SİGORTACILIK KANUNU m. 30Kaynağı aç
MADDE 30 – (1) Sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden veya Hesaptan faydalanacak kişiler ile Hesap arasında doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Birlik nezdinde Sigorta Tahkim Komisyonu oluşturulur. Sigortacılık yapan kuruluşlardan, sigorta tahkim sistemine üye olmak isteyenler, durumu yazılı olarak Komisyona bildirmek zorundadır. Sigorta tahkim sistemine üye olan kuruluşlarla uyuşmazlığa düşen kişi, uyuşmazlık konusu sözleşmede özel bir hüküm olmasa bile tahkim usûlünden faydalanabilir. (Ek cümle : 3/4/2013-6456/45 md.) İlgili mevzuat ile zorunlu tutulan sigortalardan kaynaklanan bu fıkra kapsamındaki uyuşmazlıklar için ilgili kuruluş sigorta tahkim sistemine üye olmasa dahi hak sahipleri bu bölüm hükümlerine göre tahkim usulünden faydalanabilir. (Ek cümle : 3/4/2013-6456/45 md.) Sigorta tahkim sistemine üye olmayan kuruluşlar bakımından Sigorta Tahkim Komisyonu giderlerine katılım Hazine Müsteşarlığınca ayrıca belirlenir.[21] (2) Komisyon, bir Müsteşarlık temsilcisi, iki Birlik temsilcisi, bir tüketici derneği temsilcisi ile Müsteşarlıkça belirlenecek bir akademisyen hukukçu temsilcinin katılımı ile oluşur. Müsteşarlık temsilcisinin asgarî on yıl kamu hizmetinde çalışmış, sigortacılık alanında deneyim sahibi ve en az daire başkanı seviyesinde olması; Birlik temsilcilerinin de 4 üncü maddede genel müdür yardımcısı için öngörülen şartlara sahip olması gerekir. Tüketici derneği temsilcisi ise Türkiye çapında en fazla üyeye sahip tüketici derneğinin önereceği üç aday arasından Müsteşarlıkça seçilir. Komisyon kendi içinden bir Başkan seçer. Komisyonda kararlar üye tamsayısının salt çoğunluğu ile alınır. İki yıl için seçilen Komisyon Başkan ve üyelerine, kamu iktisadî teşebbüsleri yönetim kurulu başkan ve üyelerine ödenen aylık ücret ve diğer ödemeler tutarında ücret ödenir. (3) Komisyon aşağıdaki görevleri yerine getirir: a) Müdür ve müdür yardımcılarını atamak. b) Birlikçe ayrı bir hesapta izlenecek olan Komisyonun bütçesini hazırlayarak Birliğe sunmak. c) Tahkim sisteminin adil, tarafsız ve etkin bir biçimde işleyişini sağlamak için gerekli önlemleri almak. ç) Komisyonun faaliyet sonuçları hakkında yıllık rapor hazırlayarak Birliğe ve Müsteşarlığa göndermek. d) Bilgi işlem alt yapısını hazırlamak. e) Kanunlarla kendisine verilen diğer görevleri yapmak. (4) Komisyon, gerekli görülen yerlerde büro açmaya yetkilidir. Büro müdürünün, Komisyon müdürü ile aynı nitelikleri taşıması zorunludur. Büro müdürüne verilecek görevler Komisyon tarafından belirlenir. (5) Komisyona bağlı çalışmak üzere bir müdür ve iki müdür yardımcısı, raportörler ile yeterli sayıda personel görevlendirilir. Müdür ve müdür yardımcıları Komisyonca, raportörler ve diğer personel ise müdürün önerisiyle Komisyon tarafından atanır. Görevden alınma, göreve atanma ile aynı usûle tâbidir. Komisyon müdürünün; a) Malî güç dışında sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan nitelikleri taşıması, b) En az dört yıllık yüksek okul mezunu olması, c) Sigorta hukukunda en az iki yıl veya sigortacılıkta en az beş yıl deneyimi olması, gerekir. (6) Müdür yardımcılarının (c) bendi hariç olmak üzere beşinci fıkrada sayılan nitelikleri taşıması zorunludur. Ayrıca, müdür yardımcılarının en az birinde iki yıllık sigortacılık deneyimi aranır. (7) Uyuşmazlıklar, hayat ve hayat dışı sigorta gruplarının sadece birinde görev yapacak olan sigorta hakemleri ve raportörler aracılığıyla çözülür. (8) Sigorta hakemlerinin; a) Malî güç dışında sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan nitelikleri taşıması, b) En az dört yıllık yüksek okul mezunu olması, c) Sigorta hukukunda en az beş yıl veya sigortacılıkta en az on yıl deneyimi olması, gerekir. (Ek cümle: 13/6/2012-6327/58 md.) Müsteşarlık bu fıkra uyarınca aranacak deneyim ve bu deneyime esas teşkil eden bilginin tespitine ilişkin ölçütleri belirlemeye yetkilidir. (9) Komisyon nezdinde çalışacak olan sigorta raportörleri, Komisyon müdüründe aranan niteliklere sahip olmak zorundadır. (10) Sigorta hakemi olmak isteyenlerin gerekli nitelikleri taşıdıklarını belgelemek suretiyle Komisyona başvurması gerekir. Başvurusu uygun görülenler kabul için Müsteşarlığa bildirilir. Müsteşarlığın kabul etmesi halinde ilgilinin ismi, Komisyon tarafından tutulacak ve bir örneği Adalet Bakanlığına gönderilecek olan sigorta hakemliği listesine kaydolunur ve bu listede değişiklik olması halinde de değişiklikler altı aylık dönemler itibarıyla Adalet Bakanlığına ve Müsteşarlığa bildirilir. (11) Sigorta hakeminin ismi; a) Sigorta hakemliği yapmak için gereken nitelikleri kaybetmişse veya tarafsızlık ilkesine aykırı hareket ettiği tespit edilmişse sürekli olarak, b) Kendisine ulaşan dosyaları bir yıl içinde en fazla üç kez zamanında sonuçlandırmamışsa bir yıl süreyle, Listeden silinir. (12) Tahkim sistemine üye olmak isteyenlerden katılma payı, uyuşmazlık çözümü için Komisyona başvuranlardan ise başvuru ücreti alınır. (Değişik ikinci ve üçüncü cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) Beş bin Türk Lirasının altındaki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararları kesindir. Beş bin Türk Lirası ve daha üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararlarına karşı kararın Komisyonca ilgiliye bildiriminden itibaren on gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyon nezdinde itiraz edilebilir. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) İtiraz talebinde bulunmak için bu madde uyarınca belirlenen başvuru ücretinin Komisyona yatırılması şarttır. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) İtiraz üzerine hakem kararının icrası durur. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) İtiraz talebi münhasıran bu talepleri incelemek üzere Komisyon tarafından teşkil edilen hakem heyetlerince incelenir. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) İtiraz talebi hakkında işin heyete intikalinden itibaren iki ay içinde karar verilir. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) Beşbin Türk Lirası ve daha üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararları bu madde uyarınca süresinde itiraz başvurusunda bulunulmaması hâlinde kesinleşir. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) Bu uyuşmazlıklar hakkında bu madde uyarınca yapılan itiraz üzerine verilen karar kesindir. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) Kırk bin Türk Lirasının üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında itiraz üzerine verilen kararlar için temyize gidilebilir. (Değişik cümle: 13/6/2012-6327/58 md.) Ancak, tahkim süresinin sona ermesinden sonra karar verilmiş olması, talep edilmemiş bir şey hakkında karar verilmiş olması, hakemlerin yetkileri dahilinde olmayan konularda karar vermesi ve hakemlerin, tarafların iddiaları hakkında karar vermemesi durumlarında her hâlükarda temyiz yolu açıktır. Temyize ilişkin usûl ve esaslar hakkında Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu uygulanır. (13) Komisyona gidilebilmesi için, sigortacılık yapan kuruluşla uyuşmazlığa düşen kişinin, uyuşmazlığa konu teşkil eden olay ile ilgili olarak sigortacılık yapan kuruluşa gerekli başvuruları yapmış ve talebinin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığını belgelemiş olması gerekir. Sigortacılık yapan kuruluşun, başvuru tarihinden itibaren onbeş iş günü içinde yazılı olarak cevap vermemesi de Komisyona başvuru için yeterlidir. (14) Mahkemeye ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklar ile ilgili olarak Komisyona başvuru yapılamaz. (15) Sigortacılık yapan kuruluşla uyuşmazlığa düşen kişinin Komisyona başvurusu, öncelikle raportörler tarafından incelenir. Raportörler en geç onbeş gün içinde incelemelerini tamamlamak zorundadır. Raportörler tarafından çözümlendirilemeyen başvurular sigorta hakemine iletilir. Uyuşmazlığa hangi sigorta hakeminin bakacağı, Komisyon tarafından sigorta hakemi listesinden seçilir. Komisyon, işin niteliğine bağlı olarak en az üç sigorta hakeminden oluşan bir heyet oluşturulmasına karar verebilir. Ancak, uyuşmazlık konusu miktarın onbeşbin Türk Lirası ve üzerinde olduğu durumlarda heyet teşekkülü zorunludur. Heyet kararını çoğunlukla verir. Hakemler, sadece kendilerine verilen evrak üzerinden karar verir. Seçilen sigorta hakemi mücbir nedenler ve umulmayan haller hariç olmak üzere görevi reddedemez. Bununla birlikte, taraflar, Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununda yer alan hâkimi ret nedenlerine dayanarak hakemi reddedebilir. Ret talebi Komisyona, durumun öğrenildiği tarihten itibaren en geç beş iş günü içinde bir dilekçeyle yapılır. Ret talebi üzerine Komisyon müdürü, iki tarafın görüşlerini dinledikten sonra bu konuda en geç beş iş günü içinde karar verir. (16) Hakemler, görevlendirildikleri tarihten itibaren en geç dört ay içinde karar vermeye mecburdur. Aksi halde, uyuşmazlık yetkili mahkemece halledilir. Ancak, bu süre tarafların açık ve yazılı muvafakatleriyle uzatılabilir. Hakem, kararını Komisyon müdürüne tevdi eder. (Değişik son cümle:22/7/2020-7251/56 md.) Komisyon Müdürünce karar en geç üç iş günü içinde taraflara bildirilir; ayrıca kararın aslı dosya ile birlikte Komisyonca saklanır. (17) (Ek: 13/6/2012-6327/58 md.) Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekalet ücreti, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde belirlenen vekalet ücretinin beşte biridir. (18) Hakemlik ücreti, Komisyona başvuru ücreti ve üyeliğe katılma payı, Komisyonun görüşü alınarak Müsteşarlıkça belirlenir; hakem ücreti Komisyon tarafından ödenir. (19) Sigorta hakemleri ve raportörler tarafsız olmak zorundadır. Sigorta şirketlerinin, reasürans şirketlerinin, sigortacılık yapan diğer kuruluşların, sigorta eksperlerinin, sigorta acentelerinin ve brokerlerin ortakları, yönetim ve denetiminde bulunan kişiler ve bunlar adına imza atmaya yetkili olanlar ile tüm bu kuruluşlarda meslekî faaliyette bulunanlar ve sigorta eksperleri, sigorta acenteleri ve brokerler sigorta hakemliği yapamaz. Bu sınırlandırmalar söz konusu kimselerin eş ve çocukları için de geçerlidir. Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununun 28 inci maddesi sigorta hakemleri hakkında da uygulanır. (20) Komisyonda görev alanlar, hakemler ve raportörler, işleri dolayısıyla öğrendikleri bilgi ve sırları ilgililerin izni olmaksızın açıklayamaz. Ancak, suç teşkil eden hallerin yetkili mercilere duyurulması zorunludur. (21) Komisyonun yapısı ve görevleri ile Komisyon müdürü ve Komisyon müdür yardımcılarının nitelikleri, çalışma usûl ve esasları, raportörlerin, sigorta hakemlerinin çalışma usûl ve esasları, kararların ne şekilde düzenleneceği, Komisyona başvuru esasları, Liste tutulmasına ve bütçeye ilişkin esaslar ile katılım ücreti gibi hususlar yönetmelikle belirlenir. (22) Müsteşarlık bu maddede yer alan maktu para miktarlarını, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Üretici Fiyatları Endeksi artış oranını aşmamak suretiyle artırmaya yetkilidir. (23) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununun hükümleri, sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanır. (24) Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde yapılacak tahkim için seçilecek hakemlerin de bu maddede sigorta hakemleri için aranılan nitelikleri taşıması gerekir. DOKUZUNCU BÖLÜM Çeşitli Hükümler Sigortacılık Eğitim Merkezi, destek hizmetleri ve diğer organizasyonlar[22][23]

Sigorta tahkiminde hakem heyetlerince verilen kararlara karşı itiraz ve temyiz mercilerine başvuru imkânı kanunda düzenlenen kesinlik sınırlarına tabi kılınmıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 27/05/2021 tarihli, E. 2021/2635 ve K. 2021/1900 sayılı ilamında vurgulandığı üzere, temyiz kesinlik sınırının takdirinde talep konusu toplam tutar değil, temyiz başvurusunda bulunan tarafın aleyhine hükmedilen veya reddedilen miktar dikkate alınır.

Yargı Yolu, Görevli ve Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi

Devlet veya kamu tüzel kişilerine ait araçların karıştığı kazalar dahil olmak üzere Karayolları Trafik Kanunu'ndan kaynaklanan hukuki sorumluluk davaları 2918 sayılı Kanun m. 110/1 uyarınca adli yargı mercilerinde görülür; kazazedenin kamu personeli sıfatını haiz bulunması dahi görevli yargı kolunu değiştirmez.

2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 110Kaynağı aç
Madde 110 – (Değişik: 11/1/2011-6099/14 md.) İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir.[79] Sorumluluğa ilişkin anlaşmalar:

Tazminat talebinin zorunlu sigortacıya yöneltildiği davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 4/1-a ve m. 5/1 uyarınca mutlak ticari dava niteliğinde kabul edildiğinden davanın değerine bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinde açılır. Buna karşılık yalnızca araç sürücüsü veya işleten gerçek kişiye karşı yöneltilen haksız fiil sorumluluğuna dayalı talepler asliye hukuk mahkemesinin görev alanındadır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 4Kaynağı aç
MADDE 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.[3] (2) (Değişik: 28/2/2018-7101/61 md.) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri bir milyon Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır. (Ek cümle: 28/3/2023-7445/30 md.) Bu fıkrada belirtilen parasal sınır, 6100 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasına göre artırılır.[4][5] 2. Ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler[6]

Yetkili mahkemenin tayininde 2918 sayılı Kanun m. 110/2 özel seçimlik yetkiler tanımıştır; buna göre dava kazanın meydana geldiği yerde veya sigorta şirketinin şubesinin yahut acentesinin yerleşiminde ikame edilebilir. Bunun yanı sıra haksız fiile ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 16 uyarınca fiilin işlendiği, zararın gerçekleştiği yer veya zarar görenin kendi yerleşim yeri mahkemesinde dava açılabileceği gibi genel yetki kuralı dairesinde davalının yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.

Zamanaşımı Süreleri, Ceza Hukuku ile Etkileşim ve Anlaşmalar

Trafik kazalarından doğan maddi tazminat istemleri, 2918 sayılı Kanun m. 109/1 gereğince kazazedenin zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıllık ve her durumda kaza tarihinden itibaren on yıllık zamanaşımına tabidir. Hadisenin suç teşkil etmesi ve ceza mevzuatında bu eylem için daha uzun bir süre belirlenmiş bulunması hâlinde, Kanun'un 109/2. maddesi gereğince bu uzamış süre maddi zararlar için tatbik olunur. Manevi tazminat istemlerinde ise 6098 sayılı Kanun m. 72/1 çerçevesinde uzamış ceza zamanaşımı sürelerinin gözetilmesi söz konusu olur.

2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 109Kaynağı aç
Madde 109 – Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır. Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Diğer hususlarda, genel hükümler uygulanır. Görevli ve Yetkili Mahkeme:[78]

2918 sayılı Kanun m. 109/3 gereğince zamanaşımının tazminat yükümlüsüne karşı kesilmesi sigortacıya karşı da kesilmesi sonucunu doğurur; aynı biçimde sigortacıya karşı kesilen süre tazminat sorumlusu bakımından da kesilmiş sayılır. Sorumluların birbirine rücu hakları ise m. 109/4 gereğince kendi edimlerini bütünüyle yerine getirdikleri ve rücu edilecek kişiyi öğrendikleri andan itibaren iki yılda zamanaşımına uğrar.

Hukuk mahkemesi hâkimi, failin kusur durumunu ve ayırt etme gücünü değerlendirirken 6098 sayılı Kanun m. 74 gereğince ceza hukuku ilkeleriyle ve ceza hâkimince verilen beraat kararıyla bağlı olmadığı gibi ceza mahkemesinin kusur oranı ve zarar miktarı tespitiyle de bağlı değildir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 74Kaynağı aç
MADDE 74- Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz. II. Tazminat hükmünün değiştirilmesi

2918 sayılı Kanun m. 111/1 uyarınca, Karayolları Trafik Kanunu ile öngörülen hukuki sorumluluğu tamamen bertaraf eden ya da daraltan sözleşme şartları batıldır. Tazminat tutarlarına ilişkin olarak taraflar arasında akdedilen uzlaşma ve feragat niteliğindeki anlaşmalarda açık bir yetersizlik ya da aşırılık bulunması durumunda ise, aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca yapıldığı andan itibaren iki yıl içinde iptal isteminde bulunulabilir.

2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 111Kaynağı aç
Madde 111 – Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir. DOKUZUNCU KISIM Adli Kovuşturma ve Cezaların Uygulanması BİRİNCİ BÖLÜM Adli Kovuşturma Sürücü belgelerinin geri alınmasında ve iptalinde yetki:[80]

Yargılama sürecinde kanunun belirlediği sürenin son günü adli tatile tesadüf ederse, 6100 sayılı Kanun m. 104 uyarınca bu süre başkaca bir mahkeme kararına lüzum kalmaksızın adli tatil bitiminden başlayarak bir hafta uzamış kabul edilir.

Zorunlu trafik sigortasına dava açmadan önce başvuru zorunlu mudur?

Evet, 2918 sayılı Kanun m. 97 gereğince sigorta teminat sınırları dahilindeki zararlar için dava açılmadan önce sigortacıya yazılı başvuruda bulunulması zorunludur; sigortacı on beş gün içinde olumsuz yanıt verir ya da cevap vermezse dava açılabilir veya tahkime başvurulabilir.

Trafik kazasında maddi tazminat zamanaşımı ne kadardır?

2918 sayılı Kanun m. 109/1 uyarınca zarar ve sorumlunun öğrenildiği andan itibaren iki yıl ve her durumda kaza gününden itibaren on yıldır; eylemin suç oluşturması durumunda ceza kanununda öngörülen daha uzun ceza zamanaşımı süresi uygulanır.

Ceza mahkemesinin beraat hükmü tazminat davasını nasıl etkiler?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 74 uyarınca hukuk hâkimi, zarar verenin kusuru ve sorumluluğu hususunda ceza mahkemesinin beraat hükmüyle, kusur nitelemesiyle veya zarar takdiriyle bağlı tutulamaz.

Dava açıldıktan sonra aynı uyuşmazlık için Sigorta Tahkim Komisyonuna gidilebilir mi?

Hayır, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/14 hükmü gereğince, genel mahkemelere veya tüketici sorunları hakem heyetine intikal ettirilmiş bulunan uyuşmazlıklar hakkında Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapılamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu