Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu ve Cezası

by Avukat Erdal Ersoy
Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu ve Cezası

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 179. maddesi trafik güvenliğini tehlikeye sokmayı fiile göre değişen ayrı hapis cezalarına bağlar. Ulaşımın güvenli akışı için konulan işaretlere, yolun kendisine veya teknik işletime müdahale edilip başkaları için tehlike yaratılması bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası gerektirir. Aynı tür ulaşım araçlarının, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olabilecek biçimde sevk edilmesi dört aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Alkolün, uyuşturucu maddenin veya başka bir nedenin etkisiyle aracı emniyetli kullanamayacak durumda olan kişinin buna rağmen araç kullanması ise altı aydan iki yıla kadar hapis cezası gerektirir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 179Kaynağı aç
Madde 179- (1) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirerek, kullanılamaz hale getirerek, konuldukları yerden kaldırarak, yanlış işaretler vererek, geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak ya da teknik işletim sistemine müdahale ederek, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olan kişiye bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir. (2) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.[76] (3) Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma

İşaret, yol ve teknik sisteme müdahale

Birinci fıkra kara, deniz, hava ve demiryolu ulaşımını birlikte ele alır. Korunan düzen, ulaşımın güven içinde akması için konulmuş işaretleri, geçiş ile varış, kalkış veya iniş yollarını ve teknik işletim sistemini kapsar. İşaretin değiştirilmesi, kullanılmaz duruma getirilmesi, bulunduğu yerden alınması ve yanlış işaret verilmesi aynı fıkrada yan yana sayılır. Yol üzerine bir şey bırakılması ile teknik işletim sistemine müdahale de bu kapsamdadır.

Cezanın doğması, hareketin yapılmasına ek olarak başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı yönünden bir tehlikenin ortaya çıkmasına bağlıdır. Birinci fıkra için hapis cezası bir yıl ile altı yıl arasındadır.

Tehlikeli olabilecek biçimde sevk ve idare

İkinci fıkra, kara, deniz, hava veya demiryolu aracını sevk ve idare eden kişiyi ele alır. Aranan ölçü, sevk ve idarenin kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde yapılmasıdır. Fıkra, tehlikenin ayrıca gerçekleşmiş olmasını birinci fıkradaki gibi ayrıca yazmaz. Bu fıkra için öngörülen hapis cezası dört aydan iki yıla kadardır.

Emniyetli kullanılamayacak halde araç kullanmak

Üçüncü fıkra, tehlikeli sevk hükmünden ayrı bir düzenlemedir. Kişi alkol veya uyuşturucu madde etkisi altında olabilir. Metin bu iki hale kapanmaz; başka bir nedenle de emniyetli sevk ve idare edemeyecek durumda bulunan kişi aracı kullanırsa aynı fıkra uygulanır. Cezanın alt sınırı altı ay, üst sınırı iki yıldır. Fıkra cezayı bir önceki fıkraya yollayarak belirlemez.

Deniz, hava veya demiryolunda taksirle tehlike

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 180. maddesi, taksirle yaratılan tehlikeyi düzenler. Deniz, hava veya demiryolu ulaşımında kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye taksirle neden olan kişiye üç aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Fıkra metninde karayolu geçmez. Hüküm, kara ulaşımını da kapsayan 179. maddedeki fiillerin aynı düzenlemesi değildir ve taksirle neden olunan tehlikeye bağlanmıştır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 180Kaynağı aç
Madde 180- (1) Deniz, hava veya demiryolu ulaşımında, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye taksirle neden olan kimseye üç aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir. İKİNCİ BÖLÜM Çevreye Karşı Suçlar Çevrenin kasten kirletilmesi

Seri muhakemenin kapsamı ve kabulü

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 250. maddesi seri muhakeme usulünü soruşturma evresinin sonunda ve bentte sayılan suçlar için öngörür. Usul, kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmemiş olmasına bağlıdır. Her soruşturmada kendiliğinden uygulanacağı yazılmaz. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma, bentte Türk Ceza Kanunu'nun 179. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarıyla sınırlı gösterilir. Birinci fıkra bu bentte yer almaz.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 250Kaynağı aç
Madde 250 – (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.) (Başlığı ile Birlikte Yeniden Düzenleme:17/10/2019-7188/23 md.) (1) Soruşturma evresi sonunda aşağıdaki suçlarla ilgili olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği takdirde seri muhakeme usulü uygulanır: a) Türk Ceza Kanununda yer alan; 1. Hakkı olmayan yere tecavüz (madde 154, ikinci ve üçüncü fıkra), 2. Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (madde 170, birinci ve üçüncü fıkra),[91] 3. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma (madde 179, ikinci ve üçüncü fıkra), 4. Gürültüye neden olma (madde 183), 5. Parada sahtecilik (madde 197, ikinci ve üçüncü fıkra), 6. Mühür bozma (madde 203), 7. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (madde 206), 8. Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama (madde 228, birinci fıkra), 9. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması (madde 268), suçları. b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ile 15 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen suçlar.[92] c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 93 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen suç. d) 13/12/1968 tarihli ve 1072 sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makinaları Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde belirtilen suç. e) 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun ek 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde belirtilen suç. (2) Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri, şüpheliyi, seri muhakeme usulü hakkında bilgilendirir. (3) Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanması şüpheliye teklif edilir ve şüphelinin müdafii huzurunda teklifi kabul etmesi hâlinde bu usul uygulanır. (4) Cumhuriyet savcısı, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan ve koşulları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan sonra belirlenen cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı belirler.[93] (5) Dördüncü fıkra uyarınca sonuç olarak belirlenen hapis cezası Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesine göre seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya 51 inci maddesine göre ertelenebilir. (6) Bu maddeye göre belirlenen yaptırımlar hakkında, Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde 231 inci madde kıyasen uygulanabilir. (7) Bu madde kapsamında yaptırım uygulanması, güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanmasına engel teşkil etmez. (8) Cumhuriyet savcısı, şüpheli hakkında seri muhakeme usulünün uygulanmasını yazılı olarak görevli mahkemeden talep eder. Talep yazısında; a) Şüphelinin kimliği ve müdafii, b) Mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği ile varsa vekili veya kanuni temsilcisi, c) İsnat olunan suç ve ilgili kanun maddeleri, d) İsnat olunan suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, e) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri, f) İsnat olunan suçu oluşturan olayların özeti, g) Üçüncü fıkrada belirtilen şartların gerçekleştiği, h) Belirlenen yaptırım ile beşinci ve altıncı fıkra uygulanmış ise bunlara ilişkin hususlar ve güvenlik tedbirleri, gösterilir. (Ek cümle:8/7/2021-7331/22 md.) Bu fıkraya aykırı olarak düzenlendiği, belirlenen yaptırımda maddi hata yapıldığı, yaptırım hakkında 231 inci veya Türk Ceza Kanununun 50 nci ve 51 inci maddelerinin uygulanmasında objektif koşulların gerçekleşmediği ya da teklif edilen cezanın mahiyetine uygun bir güvenlik tedbiri belirtilmediği anlaşılan talep yazısı, eksikliklerin tamamlanması amacıyla mahkemece Cumhuriyet başsavcılığına iade edilir. Cumhuriyet savcısı tarafından eksiklikler tamamlandıktan ve hatalı noktalar düzeltildikten sonra talep yazısı yeniden düzenlenerek mahkemeye gönderilir. (9) Mahkeme, şüpheliyi müdafii huzurunda dinledikten sonra üçüncü fıkradaki şartların gerçekleştiği, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa talep yazısında belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri doğrultusunda hüküm kurar; aksi takdirde talebi reddeder ve soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Mazeretsiz olarak mahkemeye gelmeyen şüpheli, bu usulden vazgeçmiş sayılır.[94] (10) Seri muhakeme usulünün herhangi bir sebeple tamamlanamaması veya soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi hâllerinde, şüphelinin seri muhakeme usulünü kabul ettiğine ilişkin beyanları ile bu usulün uygulanmasına dair diğer belgeler, takip eden soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde delil olarak kullanılamaz. (11) Suçun iştirak hâlinde işlenmesi durumunda şüphelilerden birinin bu usulün uygulanmasını kabul etmemesi hâlinde seri muhakeme usulü uygulanmaz. (Ek cümle: 8/7/2021-7331/22 md.) Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz. (12) Seri muhakeme usulü, yaş küçüklüğü ve akıl hastalığı (…)[95] hâllerinde uygulanmaz. (13) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle şüpheliye ulaşılamaması hâlinde, seri muhakeme usulü uygulanmaz. [96] (14) (Değişik:8/7/2021-7331/22 md.) Dokuzuncu fıkra kapsamında mahkemece kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii, itirazı üçüncü ve dokuzuncu fıkralardaki şartlar yönünden inceler. (15) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir. Basit yargılama usulü

Şüpheliye usul hakkında bilgiyi Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri verir. Teklifi Cumhuriyet savcısı yapar. Usul, şüpheli teklifi müdafiinin yanında kabul ederse uygulanır. Kabulün zorunlu olduğu yazılmaz.

Savcı temel cezayı, Türk Ceza Kanunu'nun 61. maddesinin birinci fıkrasındaki hususları gözeterek kanuni alt ve üst sınır arasında belirler. Zincirleme suç hükümleri ancak koşulları varsa uygulanır. Yarı oranındaki indirim bu aşamalardan sonra ulaşılan cezaya yapılır ve yaptırım böyle tespit edilir.

Seçenek yaptırım, erteleme ve güvenlik tedbiri

Sonuç olarak belirlenen hapis cezası, koşulları bulunması halinde Cumhuriyet savcısı tarafından Türk Ceza Kanunu'nun 50. maddesine göre seçenek yaptırımlara çevrilebilir. Aynı koşulluluk, 51. maddeye göre erteleme için de geçerlidir. Metin iki imkânı da zorunlu saymaz. Belirlenen yaptırımlar hakkında, koşulları bulunması halinde 231. madde savcı tarafından kıyasen uygulanabilir. Seri muhakeme kapsamında yaptırım uygulanması, güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanmasına engel oluşturmaz.

Talep yazısının iadesi ve mahkeme hükmü

Mahkeme talep yazısını her halde hükme bağlamaz. Yazı ilgili fıkraya aykırıysa, yaptırımda maddi hata varsa, 231. madde ya da Türk Ceza Kanunu'nun 50 ve 51. maddeleri uygulanırken objektif koşullar gerçekleşmemişse veya teklif edilen cezanın mahiyetine uygun bir güvenlik tedbiri gösterilmemişse yazı, eksikliklerin tamamlanması için Cumhuriyet başsavcılığına iade edilir.

Mahkeme önce şüpheliyi müdafiinin yanında dinler. Üçüncü fıkradaki şartlar gerçekleşmiş, fiil seri muhakeme kapsamında ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaati oluşmuşsa, talep edilen yaptırımdan daha ağır olmayacak biçimde dört ila yedinci fıkralar doğrultusunda hüküm kurulur. Bu kanaat oluşmazsa talep reddedilir ve dosya, soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması için Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.

Mahkemeye mazeretsiz gelmeyen şüpheli, seri muhakeme usulünden vazgeçmiş sayılır. Usul herhangi bir sebeple tamamlanamaz veya dosya genel hükümler için Cumhuriyet başsavcılığına gönderilirse, şüphelinin kabul beyanı ile usule ilişkin diğer belgeler sonraki soruşturma ve kovuşturmada delil olarak kullanılamaz.

Seri muhakemenin uygulanmadığı haller

Suç iştirak halinde işlenmişse şüphelilerden birinin usulü kabul etmemesi yeterlidir; seri muhakeme uygulanmaz. Kapsamdaki bir suç, kapsam dışında kalan başka bir suçla birlikte işlenmişse de usul uygulanmaz.

Seri muhakeme usulü yaş küçüklüğü ve akıl hastalığı hallerinde uygulanmaz. Şüpheli, resmî mercilere bildirilmiş ve soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmuyorsa, yurt dışında ise veya başka bir nedenle kendisine ulaşılamıyorsa usul yine uygulanmaz.

Seri muhakemede mahkemenin kurduğu hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii, itirazı üçüncü fıkradaki kabul şartları ile dokuzuncu fıkradaki hüküm şartları yönünden inceler.

Tutuklama kararının koşulları

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesine göre tutuklama, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunmasına bağlıdır. Karar verilebilir; her şüphede verilmesi zorunlu değildir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmayan durumda tutuklama kararı verilemez.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 100Kaynağı aç
Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.[13] (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; 1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, 2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:[14] a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;[15] 1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78), 2. (Ek:6/12/2019-7196/58 md.)[16] Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) 3. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83), 4.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent b, e ve f) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),[17] 5. İşkence (madde 94, 95) 6. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102), 7. Çocukların cinsel istismarı (madde 103), 8.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149), 9. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188), 10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220), 11. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308), 12. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları. c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu. d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar. e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar. f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları. g) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar. h) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar. i) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Kadına karşı işlenen kasten yaralama suçu. j) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu. k) (Ek:10/10/2024-7528/35 md.) Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumlarında yönetici, öğretmen, usta öğretici, yabancı uyruklu öğrencilerin eğitimine yönelik Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen projelerde öğretici/öğretmen veya rehber danışman; özel öğretim kurumlarında yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici olarak görev yapanlar ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumları ve özel öğretim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu. (4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.[18] Tutuklama kararı

Kaçma, saklanma veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa bir tutuklama nedeni var sayılabilir. Delillerin yok edilmesi, gizlenmesi veya değiştirilmesi ile tanık, mağdur ya da başkaları üzerinde baskı yapılması girişimine dair kuvvetli şüphe oluşturan davranışlar da bu hallerdendir. Bu olguların bulunması tutuklamayı zorunlu kılmaz.

Yalnızca adli para cezasını gerektiren suçlarda tutuklama kararı verilemez. Vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere, hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda da tutuklama kararı verilemez.

Kazada durma, bildirme ve yerinde kalma

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 81. maddesi, trafik kazasına karışanlar bakımından, hareket halinde iseler ek bir tehlike yaratmadan hemen durmayı ve kaza yerinde trafik güvenliği için gereken tedbirleri almayı düzenler. Ölüm, yaralanma veya maddi hasar varsa ve kaza trafiği, can ve mal güvenliğini etkilemiyorsa, ispatta yararlı kanıt ve izler dahil yerdeki durumun değiştirilmemesi de bentte yer alır. İkinci bentteki iki koşul birlikte aranır.

2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 81Kaynağı aç
Madde 81 – Trafik kazalarına karışanlar: a) Hareket halinde iseler trafik için ek bir tehlike yaratmayacak şekilde hemen durmak, kaza mahallinde trafik güvenliği için gereken tedbirleri almak, b) Kazada ölen, yaralanan veya maddi hasar var ise bu kaza trafiği, can ve mal güvenliğini etkilemiyorsa, sorumluluğun saptanmasında yararlı olacak kanıt ve izler dahil, kaza yerindeki durumu değiştirmemek, c) Kazaya karışan kişiler tarafından istendiği takdirde kimliğini, adresini, sürücü ve tescil belgesi ile sigorta poliçe tarih ve numarasını bildirmek ve göstermek,[68] d) Kazayı; yetkili ve görevli memurlara bildirmek, bunlar gelinceye kadar veya bunların iznini almadan kaza yerinden ayrılmamak, e) Sürücüsü, mal sahibi veya ilgili kişilerin bulunmadığı sırada araç, eşya veya yüklere zarar veren sürücüler, zarar verdikleri araç, eşya veya mülkün sahibini veya ilgili kişileri bulmak, ilgilileri bulamadıkları takdirde durumu tespit etmek ve zarar verilen şey üzerine yazılı bilgi bırakmak, ilgili zabıtaya en kısa zamanda bilgi vermek, Zorundadırlar. Yalnız maddi hasar meydana gelen kazalarda, kazaya dahil kişilerin tümü, yetkili ve görevli kişinin gelmesine lüzum görmezlerse, bunu aralarında yazılı olarak saptamak suretiyle kaza yerinden ayrılabilirler. (Değişik üçüncü fıkra:12/2/2026-7574/27 md.) Anlaşma hali dışında maddi hasarlı, ölümlü veya yaralanmalı trafik kazalarında, zabıtanın iznini almadan zaruret dışında olay yerinden ayrılan veya birinci fıkranın (b) bendi hükümlerine uymayan sürücüler 46.000 Türk lirası idari para cezası ile cezalandırılır. Ölümlü veya yaralanmalı trafik kazalarında, zabıtanın iznini almadan zaruret dışında olay yerinden ayrılan sürücülere bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Bu fıkranın ikinci cümlesi kapsamında olay yerinden ayrılan sürücülerin sürücü belgesi bu Kanunun 6 ncı maddesinde sayılan görevliler tarafından iki yıl süreyle geri alınır. Bu şekilde geri alınan sürücü belgelerinin iade edilebilmesi için bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması şarttır. Bu maddenin diğer hükümlerine uymayanlar 3 600 000 lira para cezası ile cezalandırılırlar. Trafik kazalarında yükümlülük:

Kimlik, adres, sürücü ve tescil belgesi ile sigorta poliçesinin tarih ve numarası, ancak kazaya karışan kişiler isterse bildirilir ve gösterilir. Kazanın yetkili ve görevli memurlara bildirilmesi ile bu kişiler gelinceye kadar veya izinleri alınmadan kaza yerinden ayrılmama da madde bentlerinde yer alır.

Sürücünün, malikin veya ilgili kişilerin olmadığı sırada araç, eşya ya da yüke zarar veren sürücü; ilgilileri bulmak, bulamazsa durumu tespit ederek zarar verilen şeyin üzerine yazılı bilgi bırakmak ve ilgili zabıtaya en kısa zamanda bilgi vermek zorundadır.

Yalnız maddi hasar oluşmuşsa ve kazaya dahil olan herkes yetkili ve görevli kişinin gelmesine gerek görmezse, bu irade aralarında yazılı olarak saptanarak kaza yerinden ayrılabilir. Ayrılma imkânı maddi hasar kazasına ve tüm ilgililerin yazılı saptamasına bağlıdır. Ölümlü veya yaralanmalı kaza bu cümlede yer almaz.

Olay yerinden ayrılma ve sürücü belgesi

Anlaşma hali dışında kalan maddi hasarlı, ölümlü veya yaralanmalı kazalarda, zabıtanın izni olmadan ve zaruret dışında olay yerinden ayrılan veya birinci fıkranın (b) bendine uymayan sürücüler için 46.000 Türk lirası idari para cezası yazılıdır. Bu cümle hapis cezası öngörmez. Ölümlü veya yaralanmalı kazada, zabıtanın izni olmadan ve zaruret dışında yerinden ayrılan sürücüye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Hapis, olay yerinden ayrılmaya bağlanır; (b) bendine aykırılık bu hapis cümlesinde yer almaz. Maddenin diğer hükümlerine uymayanlar için ise 3 600 000 lira para cezası yazılıdır. Metin, 46.000 Türk lirası ile 3 600 000 lira hükümlerinden hangisinin uygulanacağını tek miktara bağlamaz.

Üçüncü fıkranın ikinci cümlesi kapsamında olay yerinden ayrılan sürücünün sürücü belgesi, Kanunun 6. maddesinde sayılan görevliler tarafından iki yıl süreyle geri alınır. Bu şekilde geri alınan belgenin iadesi, bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olmasına bağlıdır.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Sanığa yüklenen suç nedeniyle yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir. Bu bir yetkidir; her dosyada karar verilmesi zorunlu değildir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
Madde 231 – (1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır. (2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir. (3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da bildirilir. (4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir. (5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. (6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;[77] a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. (7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez. (8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak; a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine, b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına, c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine, karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur. (9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir. (10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir. (11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir değerlendirme yapabilir. (12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir. (13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir. (14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili olarak uygulanmaz. Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar

Karar verilebilmesi ceza sınırına ek koşullara da bağlıdır. Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması gerekir. Mahkeme, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışlarını göz önünde bulundurarak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varmalıdır. Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zarar, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmelidir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadere hükümleri dışında, kurulan hükmün sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmaması anlamına gelir. Açıklanması geri bırakılan hükümdeki hapis cezası ertelenemez. Bu hapis cezası kısa süreli olsa da seçenek yaptırımlara çevrilemez.

Geri bırakma kararı verildikten sonra sanık beş yıl boyunca denetim süresine girer. Aynı süre devam ederken, kasıtlı bir suç nedeniyle bu kişi hakkında yeniden geri bırakma kararı verilemez. Bu engel bütün suçlara değil, kasıtlı suça bağlanmıştır.

Denetim süresi içinde mahkeme, bir yıldan fazla olmamak üzere belirleyeceği süreyle denetimli serbestlik tedbirine karar verebilir. Tedbir; meslek veya sanat sahibi olmayan kişinin bir eğitim programına devam etmesi, meslek veya sanat sahibi kişinin bir kamu kurumunda ya da aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılması, belli yerlere gitmenin yasaklanması, belli yerlere devam yükümlülüğü veya takdir edilecek başka bir yükümlülük olabilir. Tedbir zorunlu değildir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.

Altıncı fıkranın (c) bendindeki zarar derhal giderilemezse, sanığın mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitlerle tamamen gidermesi koşuluyla da geri bırakma kararı verilebilir. Taksit imkânı kararı zorunlu kılmaz ve zararın tamamen giderilmesine bağlıdır.

Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmemesi ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranılması halinde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir.

Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik yükümlülüklerine aykırı davranılması halinde mahkeme hükmü açıklar. Yükümlülüklerini yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendiren mahkeme, cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşulları varsa hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Değerlendirme bu sanığa özgüdür ve yeni hüküm kurmak zorunlu değildir.

İtiraz, temyiz ve kaydın kullanılması

Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii ancak ilgili fıkradaki koşullarla sınırlı bir değerlendirme yapabilir.

Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286. madde hükümleri uygulanır. 272. maddenin üçüncü fıkrası saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay verirse temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usule ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, buna özgü bir sisteme kaydedilir. Kayıt ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde ve maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümler, Anayasa'nın 174. maddesinde koruma altına alınan inkılap kanunlarında yer alan suçlarda uygulanmaz.

Sık sorulan sorular

Trafik güvenliğini tehlikeye sokmanın cezası nedir?

Ceza, fiilin girdiği fıkraya göre değişir. İşaret, yol veya teknik sisteme müdahale ile tehlike yaratılması bir yıldan altı yıla, tehlikeli olabilecek sevk ve idare dört aydan iki yıla, emniyetli kullanılamayacak halde araç kullanılması altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıdır.

Seri muhakeme her fıkra için uygulanır mı?

Hayır. Seri muhakeme, trafik güvenliğini tehlikeye sokmanın ikinci ve üçüncü fıkraları için öngörülür; birinci fıkra bentte sayılmaz. Usul, soruşturma sonunda kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmemişse uygulanır.

Seri muhakemede şüphelinin kabulü gerekir mi?

Evet. Usul, Cumhuriyet savcısının teklifi ve şüphelinin müdafii huzurunda teklifi kabul etmesi halinde uygulanır. Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri şüpheliyi usul hakkında bilgilendirir.

Mahkemeye gelmeyen şüpheli ne olur?

Mazeretsiz olarak mahkemeye gelmeyen şüpheli, seri muhakeme usulünden vazgeçmiş sayılır. Usul tamamlanamazsa kabul beyanları ve usule dair belgeler sonraki soruşturma ve kovuşturmada delil olarak kullanılamaz.

Yaş küçüklüğünde seri muhakeme uygulanır mı?

Hayır. Seri muhakeme usulü yaş küçüklüğü ve akıl hastalığı hallerinde uygulanmaz. Şüpheliye, resmî mercilere beyan edilmiş ve soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmaması, yurt dışında olması ya da başka bir nedenle ulaşılamaması halinde de bu usul uygulanmaz.

Maddi hasarlı kazada yerinden ayrılınabilir mi?

Kazaya dahil herkes görevlinin gelmesine gerek görmez ve bunu yazılı saptarsa, yalnız maddi hasar oluşan kazada yerinden ayrılabilir. Bu imkân ölümlü veya yaralanmalı kaza için aynı cümlede tanınmaz.

Ölümlü kazada olay yerinden ayrılmanın sonucu nedir?

Ölümlü veya yaralanmalı kazada zabıta izni ve zaruret olmaksızın yerinden ayrılan sürücüye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Aynı maddede ayrıca 46.000 Türk lirası idari para cezası ve diğer hükümlere uymama için 3 600 000 lira para cezası yazılıdır; iki parasal yaptırım tek miktara indirgenmez.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması için ne gerekir?

Hükmedilen ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olmalıdır. Ayrıca sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması, mahkemenin yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması ve zararın tamamen giderilmesi gerekir. Karar verilebilir; zorunlu değildir.

Denetim süresi sorunsuz geçerse dava ne olur?

Kasten yeni bir suç işlenmemesi ve denetimli serbestlik yükümlülüklerine uyulması halinde açıklanması geri bırakılan hüküm kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir. Sanık, karar verildiğinde beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur.

Tutuklama kararı hangi halde verilebilir?

Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ve bir tutuklama nedeni varsa tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü değilse tutuklama kararı verilemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu