Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu ve Cezası (TCK m.179)

by Avukat Erdal Ersoy
Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu ve Cezası (TCK m.179)

Türk Ceza Kanunu'nun 179. maddesi, kara, deniz, hava ve demiryolu ulaşımına yönelik üç ayrı tehlike eylemini suç olarak tanımlamaktadır. Birinci fıkra ulaşım altyapısına ve işaretlerine müdahaleyi, ikinci fıkra taşıtların tehlikeli biçimde sevk ve idare edilmesini, üçüncü fıkra ise alkol, uyuşturucu veya başka bir nedenle emniyetli biçimde araç kullanamayacak hâldeki kişinin araç kullanmasını kapsamaktadır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 179Kaynağı aç
Madde 179- (1) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının
güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirerek,
kullanılamaz hale getirerek, konuldukları yerden kaldırarak, yanlış işaretler
vererek, geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak ya da
teknik işletim sistemine müdahale ederek, başkalarının hayatı, sağlığı veya
malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olan kişiye bir yıldan altı yıla
kadar hapis cezası verilir.
(2) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat,
sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare
eden kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.[76]
(3) Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle
emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç
kullanan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
Trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma

TCK m.179/1: Ulaşım Altyapısına Müdahale

Birinci fıkra, ulaşımın güvenli akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirmeyi, kullanılamaz hâle getirmeyi ya da yerinden kaldırmayı; yanlış işaret vermeyi; geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koymayı; teknik işletim sistemine müdahale etmeyi kapsamaktadır. Bu eylemlerin başkalarının hayatı, sağlığı veya mal varlığı bakımından somut bir tehlikeye neden olması hâlinde fail bir yıldan altı yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

TCK m.179/2: Ulaşım Aracının Tehlikeli Sevk ve İdaresi

İkinci fıkra, kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayatı, sağlığı ya da mal varlığı açısından tehlikeli olabilecek biçimde sevk ve idare etmeyi suç saymaktadır. TCK m.179/2'de öngörülen ceza, yerel mevzuat metnine göre dört aydan iki yıla kadar hapistir; bu alt sınır konusunda bir görüş ayrılığı bulunmakta olup okuyucunun güncel resmî metni ayrıca doğrulaması önerilir.

TCK m.179/3: Alkol veya Uyuşturucu Etkisiyle Araç Kullanma

Üçüncü fıkra, alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka herhangi bir nedenle emniyetli biçimde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına karşın araç kullanan kişiyi suç faili olarak tanımlamaktadır. TCK m.179/3'te öngörülen ceza, yerel mevzuat metnine göre altı aydan iki yıla kadar hapistir; bu alt sınır konusunda da bir görüş ayrılığı bulunmakta olup güncel resmî metnin ayrıca doğrulanması önerilir.

Alkol Eşikleri: İdari Yaptırımdan Cezai Sorumluluğa

Karayolları Trafik Kanunu'nun 48. maddesi, alkol düzeyine göre idari ve cezai yaptırımları basamaklı biçimde düzenlemektedir. Uyuşturucu veya uyarıcı madde almış sürücülerin karayolunda araç sürmesi, promil eşiğine bakılmaksızın yasaktır. Hususi otomobil sürücüleri için 0,50 promilin aşılması, diğer araçların sürücüleri için ise KTK m.48/5 kapsamında belirlenen eşiğin aşılması hâlinde idari yaptırım devreye girer; bu yaptırımlar kanun gereği zorunlu olup ihtiyari değildir. 1,00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında KTK m.48/6 uyarınca TCK m.179/3 hükümleri de ayrıca uygulanır; yani idari yaptırım ile cezai yaptırım eş zamanlı olarak devreye girebilir.

2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 48Kaynağı aç
Madde
48 – (Değişik: 24/5/2013 – 6487/19 md.)
Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış
olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır.
Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp
kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını tespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar/test
kitleri kullanılır.[42]
Kişinin yaralanmalı veya ölümlü ya da
kollukça müdahil olunan maddi hasarlı trafik kazasına karışması hâlinde, ikinci
fıkrada belirtilen muayeneye tabi tutulması zorunludur. Teknik cihaz ile yapılan
ölçüme itiraz eden veya bu cihaz ile ölçüm yapılmasına müsaade etmeyen bu sürücüler,
en yakın adli tıp kurumuna veya adli tabipliğe veya Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık
kuruluşlarına götürülerek uyuşturucu veya uyarıcı madde ya da alkol tespitinde kullanılmak
üzere vücutlarından kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınır. Bu işlem bakımından
4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 75 inci maddesi hükümleri,
beşinci fıkrası hariç olmak üzere uygulanır.
Trafik kazası sonucunda kişinin ölmesi
veya teknik cihaza üfleyemeyecek kadar yaralanmış olması hâlinde, üçüncü fıkra hükümlerine
göre bu kişilerden kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınır.
Yapılan tespit sonucunda, 0.50 promilin
üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüler hakkında, fiili
bir suç oluştursa bile, 25.000 Türk lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi altı ay süreyle geri alınır. Hususi
otomobil dışındaki araçları alkollü olarak kullanan sürücüler bakımından promil
alt sınırı 0.21 olarak uygulanır. Alkollü olarak araç kullanma nedeniyle sürücü
belgesi geri alınan kişiye, son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru
beş yıl içinde; ikinci defasında 50.000 Türk lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgeleri iki yıl süreyle, üç veya üçten
fazlasında ise, 150.000 Türk lirası idari
para cezası verilir ve sürücü belgeleri her seferinde beşer yıl süreyle geri alınır.
Sürücü belgelerinin herhangi bir nedenle geçici olarak geri alınmış olması hâlinde
belirtilen süreler, geçici alma süresinin bitiminde başlar.[43]
Yapılan tespit sonucunda,
1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk
Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.
Hususi otomobil sürücüleri
bakımından 0.50 promilin, diğer araç sürücüleri bakımından 0.20 promilin üzerinde
alkollü olan sürücülerin trafik kazasına sebebiyet vermesi hâlinde, ayrıca Türk
Ceza Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.
(Değişik sekizinci fıkra:12/2/2026-7574/12
md.) Uyuşturucu veya uyarıcı
madde aldığı tespit edilen sürücülere 150.000 Türk lirası idari para cezası
uygulanır ve sürücü belgesi iptal edilir. Bu kişiler hakkında ayrıca Türk Ceza
Kanunu hükümleri uygulanır. Bu fıkra kapsamında sürücü belgesi iptal
edilenlerin tekrar sürücü belgesi alabilmeleri için sürücü kurslarına devam
etmeleri ve yapılan sınavlarda başarılı olarak motorlu taşıt sürücüsü
sertifikası almaları gerekir. Bu kişilerin sürücü kurslarında eğitime
başlayabilmeleri için; belgenin iptal edildiği tarihten itibaren en az beş yıl
geçmiş olması, bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarının tamamının
tahsil edilmiş olması, sürücülerin psiko-teknik değerlendirmeden geçmesi ve resmî
sağlık kurumlarından sürücülüğe engel hâli bulunmadığını gösteren sağlık kurulu
raporunun sürücü kursuna ibrazı zorunludur.
(Değişik dokuzuncu fıkra:12/2/2026-7574/12
md.) Uyuşturucu
veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığının ya da alkolün kandaki
miktarının kolluk tarafından tespit edilmesi için ölçüm yaptırmayan sürücülere
150.000 Türk lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi beş yıl süreyle
geri alınır.
Sürücünün uyuşturucu veya uyarıcı madde
kullandığından şüphe edilmesi hâlinde 5271 sayılı Kanunun adli kolluğa ilişkin hükümleri
uygulanır.
Alkollü olarak araç
kullanması nedeniyle son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş
yıl içinde sürücü belgeleri ikinci defa geri alınan sürücüler Sağlık Bakanlığınca,
usul ve esasları İçişleri, Millî Eğitim ve Sağlık bakanlıklarınca çıkarılacak yönetmelikte
gösterilen sürücü davranışlarını geliştirme eğitimine; üç veya üçten fazla geri
alınan sürücüler ise psiko-teknik değerlendirmeye ve psikiyatri uzmanının muayenesine
tabi tutulurlar.
(Değişik onikinci fıkra:12/2/2026-7574/12
md.) Sürücü belgelerinin geçici
geri alma ve iptal işlemleri bu Kanunun 6 ncı maddesinde sayılan görevliler
tarafından yapılır.
(Değişik onüçüncü fıkra:12/2/2026-7574/12
md.) Bu
madde hükümlerine göre geçici olarak geri alınan sürücü belgelerinin iade
edilebilmesi için ilgili kişi hakkında bu Kanun kapsamında verilen idari para
cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması şarttır.
(Ek fıkra:12/2/2026-7574/12 md.) Beşinci veya dokuzuncu fıkraların
sürücülerce; 4925 sayılı Kanun, 5216 sayılı Kanun ve 5393 sayılı Kanun
kapsamında yük ve yolcu taşımacılığı yapılan araçları kullanırken son ihlalin
gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde toplamda üç defa
ihlal edilmesi halinde sürücünün sürücü belgesi iptal edilir. Bu fıkra kapsamında
sürücü belgesi iptal edilenlerin tekrar sürücü belgesi alabilmeleri için sürücü
kurslarına devam etmeleri ve yapılan sınavlarda başarılı olarak motorlu taşıt
sürücüsü sertifikası almaları gerekir. Bu kişilerin sürücü kurslarında eğitime
başlayabilmeleri için; belgenin iptal edildiği tarihten itibaren iptal
nedenlerinde yer alan geri alma süreleri kadar zamanın geçmiş olması, bu Kanun
kapsamında verilen idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması,
sürücülerin psiko-teknik değerlendirmeden geçmesi ve resmî sağlık kurumlarından
sürücülüğe engel hâli bulunmadığını gösteren sağlık kurulu raporunun sürücü
kursuna ibrazı zorunludur.
Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin
tespiti için kullanılacak teknik cihazların/test kitlerinin sahip olacağı asgari koşullar ile diğer usul ve esaslar yönetmelikte
gösterilir.[44]
Taşıt
kullanma sürelerine uyma zorunluluğu:

Hususi otomobil sürücüleri bakımından 0,50 promilin, diğer araç sürücüleri bakımından 0,20 promilin üzerinde alkollü olan sürücülerin trafik kazasına sebebiyet vermesi hâlinde KTK m.48/7 uyarınca TCK'nın ilgili hükümleri de ayrıca uygulanır. Bu düzenleme, kaza hâlinde cezai sorumluluğun 1,00 promil eşiğinin altında kalsa dahi gündeme gelebileceğini ortaya koymaktadır.

Alkollü araç kullanma nedeniyle sürücü belgesi geri alınan kişiye, son ihlalden itibaren geriye dönük beş yıl içinde ikinci ihlalde sürücü belgesi iki yıl, üçüncü ve daha fazla ihlalde ise her seferinde beş yıl süreyle geri alınır. Uyuşturucu veya uyarıcı madde aldığı tespit edilen sürücünün belgesi iptal edilir ve bu kişiler hakkında ayrıca TCK hükümleri uygulanır. KTK m.48/8 uyarınca belgesi iptal edilen sürücülerin yeniden belge alabilmeleri için, iptal tarihinden itibaren en az beş yıl geçmesi, psiko-teknik değerlendirmeden geçmeleri, sürücü kursuna devam etmeleri ve ilgili sağlık kurulu raporunu ibraz etmeleri zorunludur; ayrıca bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması da aranır.

Alkol veya uyuşturucu tespiti için ölçüm yaptırmayan sürücünün sürücü belgesi beş yıl süreyle geri alınır. Teknik cihazla yapılan ölçüme itiraz eden ya da ölçüm yaptırmayan sürücüler, adli tıp kurumu, adli tabiplik veya Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşuna götürülerek kan, tükürük veya idrar örneği alınır; bu uygulama KTK m.48/3 uyarınca yaralanmalı, ölümlü ya da kollukça müdahil olunan maddi hasarlı trafik kazasına karışmış sürücüler hakkında öngörülmüştür.

Güvenli Sürüş Yeteneğinin Tespiti

Yargıtay 12. Ceza Dairesi kararlarında ve Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarına yapılan atıflarda, 1,00 promilin üzerinde saptanan alkol düzeyinin bireysel farklılıkları elimine edecek şekilde güvenli sürüş yeteneğini yitirmeye neden olacağının bilimsel açıdan kabul görmesi gerektiği değerlendirilmektedir. Bu eşiğin altında kalan durumlarda güvenli sürüş yeteneğinin yitirilip yitirilmediği ise salt alkol ölçümüyle sınırlı bir mesele değildir. Bireyin dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik işlevleri ile nistagmus, akomodasyon ve görme gibi oftalmolojik bulguları içeren detaylı tıbbi muayene verileri de bu değerlendirmede dikkate alınabilir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2016/3381, K. 2016/9737Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2016/3381 E.  ,  2016/9737 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm : TCK'nın 179/3-2, 62/1, 53/1. maddeleri gereğince
mahkûmiyet
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” araç kullanamayacak kişinin, bu halde araç kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği;
İncelenen dosyada ise; olaydan iki saat sonra alınan raporda 57 promil alkollü olan sanık …’ın idaresinde bulunan araç ile, meskun mahal dışında bulunan 8.4 metre genişliğindeki, aydınlatmanın bulunmadığı çift yönlü düz yolda gece vakti seyir halinde iken, karşı şeritte seyreden 248 promil alkollü olan temyiz dışı diğer sanık idaresindeki motosikletin şerit ihlali yapması ve sanık …’ın beyanıyla motosikletin farının yanmaması nedeniyle, kendi şeridinde seyreden sanık …’ın aracının ön sol kısmı ile, temyiz dışı diğer sanık …’nin idaresindeki motosikletin ön kısmına çarpması neticesinde, 1 kişinin kemik kırığı olacak şekilde yaralandığı olayda, kendi şeridinde seyreden sanık …’a atfedilecek bir kusur bulunmadığı, meydana gelen olayda temyiz dışı diğer sanık …’nin tam kusurlu olduğu, 1 saatte alkol miktarının 0,12-0,20 promil arasında düştüğü dikkate alındığında, sanık …’ın olay anında 100 promilin altında olduğu, ayrıca sanığın güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğine dair başkaca bir delil veya tespit bulunmadığı dikkate alındığında, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
İsabetsiz olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 08/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Olay anında ölçüm yapılamaması hâlinde alkol düzeyi geriye dönük hesaplamayla belirlenebilmektedir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin E. 2018/3456, K. 2019/11147 sayılı kararında, adli tıp uygulamalarında alkol oranının her saat ortalama 0,15 promil azaldığı esas alınarak olaydan sonra yapılan ölçüm değerinden olay anındaki düzey hesaplanmıştır. Aynı kararda bu değerin kişiden kişiye farklılık gösterebileceği de vurgulanmıştır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2018/3456, K. 2019/11147Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2018/3456 E.  ,  2019/11147 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama ve Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm : TCK'nın 89/1, 22/3, 53/1, 179/3-2, 53/1, 58. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle yaralama ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A-Sanığın taksirle yaralama suçundan mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Olay günü saat: 02:30 sıralarında, sanığın meskun mahalde, tek yönlü asfalt kaplama yolda seyir halindeyken, olay mahalli ışık kontrollü kavşağa geldiğinde, kırmızı ışık ihlali yaparak sürücü … idaresindeki aracın sol arka kısmından çarparak, şikayetçi olmayan bir kişinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmasına sebep olduğu olayda; Adli Tıp uygulamalarına göre kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte alkol oranının her saat ortalama 0,15 promil azaldığının kabulünün gerekeceği, sanığın olaydan yaklaşık üç saat otuzbeş dakika sonra yapılan alkol muayenesine göre 0,71 promil alkollü olduğu dikkate alındığında, olay anında yaklaşık 1,35 promil olduğu, trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle yaralama suçlarından açılan kamu davasında yapılan yargılama sonunda her iki suçtan da sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de, TCK'nın "Trafik güvenliğini tehlikeye sokma" başlıklı 179/3. maddesinde alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek olan kişinin araç kullanma hâlinin suç olarak düzenlendiği, maddede belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, Dairemizin yerleşik uygulamasına göre; tehlikeli eylemin zarara yol açması ve her iki suçun birlikte işlenmesi halinde sanığın hangi suç nedeniyle cezalandırılacağı belirlenirken suçlar için Kanunda öngörülen cezaların ağırlığının değil, zarar suçu-tehlike suçu ölçütünün esas alınması suretiyle, sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olduğu ahvalde sadece taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, ancak kovuşturma şartı olan şikayetin gerçekleşmemesi, şikayetten vazgeçilmesi veya uzlaşma nedeni ile taksirle yaralama suçundan cezalandırmanın mümkün olmadığı ahvalde ise, sanığın TCK'nın 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılması gerektiği, somut olayda mağdur …'in TCK'nın 89/1. maddesi kapsamında basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte yaralanmış olduğu, soruşturma aşamasında alınan ifadesinde sanıktan şikayetçi olmadığını beyan ettiği, dosya içeriği itibariyle de CMK'nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartların bulunmadığı anlaşılmakla; hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; sanık … hakkında taksirle yaralama suçundan açılan davanın TCK'nın 73/4. ve CMK'nın 223. maddeleri gereğince DÜŞMESİNE;
B-Sanığın trafik güvenliğini tehlike sokma suçundan mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması nedeniyle, iptal kararı doğrultusunda TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesi gerekliliğinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Kasıtlı suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/1. maddesinde yer alan ölçütlerden olan failin kastı, suçun işleniş biçimi ile meydana gelen tehlikenin ağırlığı nazara alınmak suretiyle TCK’nın 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken; 1,35 promil alkollü vaziyette çift taraflı maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazasına sebebiyet verdiği tespit edilen sanık hakkında, kastının yoğunluğu ve meydana gelen tehlikenin ağırlığı gözetilerek, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi isabetli olmakla birlikte, hak ve nesafete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, benzer olaylar ile karşılaştırıldığında eylem ile ceza arasındaki dengeyi bozacak, adalet ve hakkaniyete uygun düşmeyecek biçimde yetersiz gerekçe ile alt sınırdan fazla uzaklaşılarak, teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
2-Sanık hakkında tekerrüre esas alınan, Bakırköy 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.02.2010 tarih ve 2009/133-2010/57 sayılı ilamındaki mahkumiyetin, TCK'nın 165. maddesinde düzenlenen “suç eşyasını satın alma veya kabul etme” suçuna ilişkin olması ve hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar " ibaresinin kanun metninden çıkarılması ve 5237 sayılı TCK'nın 165. maddesinde tanımı yapılan “suç eşyasını satın alma veya kabul etme” suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi uyarınca "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik CMK'nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usulü göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre, sanık hakkında bahsedilen ilam esas alınarak TCK'nın 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA; 28.11.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Taksirli Trafik Kazaları: TCK m.85 ve m.89 ile İlişki

Trafik kazalarından kaynaklanan cezai sorumluluk değerlendirilirken TCK m.179 her olayda tek başına uygulanmaz; taksirle öldürme (TCK m.85) ve taksirle yaralama (TCK m.89) hükümleri de devreye girebilir. Taksirle bir kişinin ölümüne neden olmak iki yıldan altı yıla kadar, birden fazla kişinin ölümüne ya da ölümle birlikte yaralanmaya neden olmak ise iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası öngörmektedir. Taksirle yaralama suçu kural olarak şikâyete bağlıdır; ancak bilinçli taksirle işlenmesi ve birinci fıkra kapsamının dışında kalması hâlinde şikâyet aranmaz. Aynı taksirle yaralama eyleminin birden fazla kişinin yaralanmasına yol açması hâlinde ise dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 85Kaynağı aç
Madde 85- (1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki
yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla
kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden
olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.[35]
İKİNCİ
BÖLÜM
Vücut
Dokunulmazlığına Karşı Suçlar
Kasten yaralama[36][37]
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 89Kaynağı aç
Madde 89- (1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya
sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile
cezalandırılır.[45]
(2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;
a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli
zayıflamasına,
b) Vücudunda kemik kırılmasına,
c) Konuşmasında sürekli zorluğa,
d) Yüzünde sabit ize,
e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
f) Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına,
Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında
artırılır.
(3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;
a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata
girmesine,
b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
d) Yüzünün sürekli değişikliğine,
e) Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine,
Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır.
(4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.[46]
(5) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/5 md.) Taksirle yaralama suçunun
soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına
giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet
aranmaz.
İnsan üzerinde deney

TCK m.179/3 bir tehlike suçu olarak düzenlenmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin E. 2018/3456, K. 2019/11147 sayılı kararında benimsenen yerleşik uygulamaya göre, alkollü araç kullanma eylemi bir kazayla sonuçlandığında ve taksirle yaralama ile trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçları aynı olaydan doğduğunda, hangi suçtan ceza verileceği belirlenirken cezaların ağırlığı değil zarar suçu–tehlike suçu ölçütü esas alınır. Taksirle yaralama suçundan kovuşturma mümkünse yalnızca bu suçtan ceza verilir. Şikâyetin bulunmaması, şikâyetten vazgeçilmesi veya uzlaşma gibi nedenlerle taksirle yaralama suçundan kovuşturma yürütülemediği hâllerde ise TCK m.179 kapsamındaki trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılır. Bu içtihat kuralı, taksirle yaralama ve TCK m.179 suçlarının aynı eylemden doğduğu durumlar için belirlenmiş olup farklı olay örüntülerine doğrudan genişletilemez.

TCK m.180: Deniz, Hava ve Demiryolu Ulaşımında Taksirle Tehlike

TCK m.180, deniz, hava veya demiryolu ulaşımında kişilerin hayatı, sağlığı ya da mal varlığı bakımından taksirle tehlikeye neden olmayı ayrıca düzenlemekte olup bu madde kapsamındaki ceza üç aydan üç yıla kadar hapistir. Madde yalnızca deniz, hava ve demiryolu ulaşımını kapsamaktadır; kara ulaşımındaki eylemler bu maddenin dışında kalır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 180Kaynağı aç
Madde 180- (1) Deniz, hava veya demiryolu ulaşımında, kişilerin
hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye taksirle neden olan kimseye
üç aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
İKİNCİ
BÖLÜM
Çevreye
Karşı Suçlar
Çevrenin kasten kirletilmesi

Seri Muhakeme Usulü

CMK m.250/1-a kapsamında TCK m.179'un ikinci ve üçüncü fıkraları seri muhakeme usulüne tabi suçlar arasında açıkça sayılmaktadır. Bu usulün uygulanabilmesi için şüphelinin kabul beyanında bulunması gerekmektedir. Seri muhakeme usulünde Cumhuriyet savcısı, suçun kanuni tanımındaki alt ve üst sınır arasında tespit edeceği temel cezadan yarı oranında indirim uygulayarak yaptırımı belirler. Belirlenen hapis cezası, koşullarının bulunması hâlinde TCK m.50 kapsamında seçenek yaptırımlara çevrilebilir ya da TCK m.51 kapsamında ertelenebilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 250Kaynağı aç
Madde 250 – (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.) (Başlığı ile
Birlikte Yeniden Düzenleme:17/10/2019-7188/23 md.)
(1) Soruşturma evresi sonunda aşağıdaki suçlarla ilgili olarak kamu
davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği takdirde seri muhakeme
usulü uygulanır:
a) Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Hakkı olmayan yere tecavüz (madde 154, ikinci ve üçüncü fıkra),
2. Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (madde
170, birinci ve üçüncü fıkra),[91]
3. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma (madde 179, ikinci ve üçüncü
fıkra),
4. Gürültüye neden olma (madde 183),
5. Parada sahtecilik (madde 197, ikinci ve üçüncü fıkra),
6. Mühür bozma (madde 203),
7. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (madde 206),
8. Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama (madde 228, birinci fıkra),
9. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması (madde
268),
suçları.
b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer
Aletler Hakkında Kanunun 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ile 15 inci
maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen suçlar.[92]
c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 93 üncü maddesinin
birinci fıkrasında belirtilen suç.
d) 13/12/1968 tarihli ve 1072 sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun
Alet ve Makinaları Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde belirtilen suç.
e) 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun ek 2 nci
maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde belirtilen suç.
(2) Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri, şüpheliyi, seri muhakeme
usulü hakkında bilgilendirir.
(3) Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanması
şüpheliye teklif edilir ve şüphelinin müdafii huzurunda teklifi kabul etmesi
hâlinde bu usul uygulanır.
(4) Cumhuriyet savcısı, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesinin birinci
fıkrasında belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında
öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan ve
koşulları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan
sonra belirlenen cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı
belirler.[93]
(5) Dördüncü fıkra uyarınca sonuç olarak belirlenen hapis cezası
Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde Türk Ceza Kanununun
50 nci maddesine göre seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya 51 inci maddesine
göre ertelenebilir.
(6) Bu maddeye göre belirlenen yaptırımlar hakkında, Cumhuriyet savcısı
tarafından, koşulları bulunması hâlinde 231 inci madde kıyasen uygulanabilir.
(7) Bu madde kapsamında yaptırım
uygulanması, güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanmasına engel
teşkil etmez.
(8) Cumhuriyet savcısı, şüpheli hakkında seri muhakeme usulünün
uygulanmasını yazılı olarak görevli mahkemeden talep eder. Talep yazısında;
a) Şüphelinin kimliği ve müdafii,
b) Mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği ile varsa vekili veya
kanuni temsilcisi,
c) İsnat olunan suç ve ilgili kanun maddeleri,
d) İsnat olunan suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
e) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve
tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,
f) İsnat olunan suçu oluşturan olayların özeti,
g) Üçüncü fıkrada belirtilen şartların gerçekleştiği,
h) Belirlenen yaptırım ile beşinci ve altıncı fıkra uygulanmış ise
bunlara ilişkin hususlar ve güvenlik tedbirleri,
gösterilir. (Ek cümle:8/7/2021-7331/22
md.) Bu fıkraya aykırı olarak
düzenlendiği, belirlenen yaptırımda maddi hata yapıldığı, yaptırım hakkında 231
inci veya Türk Ceza Kanununun 50 nci
ve 51 inci maddelerinin uygulanmasında objektif koşulların gerçekleşmediği ya
da teklif edilen cezanın mahiyetine uygun bir güvenlik tedbiri belirtilmediği
anlaşılan talep yazısı, eksikliklerin tamamlanması amacıyla mahkemece
Cumhuriyet başsavcılığına iade edilir. Cumhuriyet
savcısı tarafından eksiklikler tamamlandıktan ve hatalı noktalar düzeltildikten
sonra talep yazısı yeniden düzenlenerek mahkemeye gönderilir.
(9) Mahkeme, şüpheliyi müdafii huzurunda dinledikten sonra üçüncü
fıkradaki şartların gerçekleştiği, eylemin seri
muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet
kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa talep yazısında belirtilen
yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri
doğrultusunda hüküm kurar; aksi takdirde talebi reddeder ve
soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı
Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Mazeretsiz olarak mahkemeye gelmeyen
şüpheli, bu usulden vazgeçmiş sayılır.[94]
(10) Seri muhakeme usulünün herhangi bir sebeple tamamlanamaması veya
soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla Cumhuriyet
başsavcılığına gönderilmesi hâllerinde, şüphelinin seri muhakeme usulünü kabul
ettiğine ilişkin beyanları ile bu usulün uygulanmasına dair diğer belgeler,
takip eden soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde delil olarak kullanılamaz.
(11) Suçun iştirak hâlinde işlenmesi durumunda şüphelilerden birinin bu
usulün uygulanmasını kabul etmemesi hâlinde seri muhakeme usulü uygulanmaz.
(Ek cümle: 8/7/2021-7331/22 md.) Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir
suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde
uygulanmaz.
(12) Seri muhakeme usulü, yaş küçüklüğü ve akıl hastalığı (…)[95]
hâllerinde uygulanmaz.
(13) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan
adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle şüpheliye
ulaşılamaması hâlinde, seri muhakeme usulü uygulanmaz. [96]
(14) (Değişik:8/7/2021-7331/22 md.) Dokuzuncu fıkra kapsamında
mahkemece kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii, itirazı üçüncü ve
dokuzuncu fıkralardaki şartlar yönünden inceler.
(15) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet Bakanlığı
tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.
Basit yargılama usulü

Seri muhakeme kapsamındaki bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmesi hâlinde bu usul uygulanamaz.

Seri muhakeme usulünün herhangi bir nedenle tamamlanamaması hâlinde şüphelinin kabulüne ilişkin beyanlar ve bu usule ait belgeler, sonraki soruşturma ve kovuşturmada delil olarak kullanılamaz.

Hapis Cezasının Adli Para Cezasına Çevrilmesi

Taksirli suçlarda hükmolunan hapis cezası, uzun süreli olsa bile diğer koşulların varlığı hâlinde adli para cezasına çevrilebilir; bu imkân bilinçli taksir hâlinde uygulanmaz. Adli para cezası, beş günden az yedi yüz otuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, kişinin ekonomik ve diğer kişisel hâlleri gözetilerek takdir edilen günlük miktarla çarpılması suretiyle hesaplanır. Mahkûmiyet kararında tam gün sayısı ile günlük miktar ayrı ayrı gösterilmek zorundadır. Günlük miktara ilişkin yasal aralığın güncel değeri için resmî mevzuat kontrolü önerilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 50Kaynağı aç
Madde 50- (1) Kısa süreli hapis cezası, suçlunun
kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa
ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre;
a) Adlî para cezasına,
b) Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale
getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesine,
c) En az iki yıl süreyle, bir meslek
veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan
bir eğitim kurumuna devam etmeye,
d) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli
yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya,
e) Sağladığı hak ve yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle veya
gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak suç işlenmiş
olması durumunda; mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle,
ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına, belli bir meslek ve
sanatı yapmaktan yasaklanmaya,
f) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak
koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya,
çevrilebilir.
(2) Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak
öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına
çevrilmez.
(3) Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm
olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte
onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm
edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı
seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.
(4) Taksirli suçlardan dolayı
hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı
halinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adlî para cezasına çevrilebilir.
Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir halinde uygulanmaz.
(5) Uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adlî
para cezası veya tedbirdir.
(6) Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata
rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine
başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi halinde, infaz hâkimliği kısa
süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar
derhal infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz.[7][8]
(7) Hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle
yerine getirilememesi durumunda, infaz hâkimliğince tedbir değiştirilir.8
Hapis cezasının ertelenmesi
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 52Kaynağı aç
Madde 52- (1) Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine
hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam
gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması
suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden
ibarettir.
(2) En az yüz ve en fazla beşyüz Türk Lirası olan bir gün
karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri
göz önünde bulundurularak takdir edilir.[11]
(3) Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün
sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.
(4) Hakim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye
adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir
yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler
halinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit
miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi
halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para
cezasının hapse çevrileceği belirtilir.
İKİNCİ
BÖLÜM
Güvenlik
Tedbirleri
Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma[12]

Sık Sorulan Sorular

Alkollü araç kullanmak her durumda TCK m.179/3 suçunu oluşturur mu?

Hayır. KTK m.48/6 uyarınca 1,00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında TCK m.179/3 hükümleri uygulanır. Bu eşiğin altında kalan düzeylerde KTK m.48/5 kapsamındaki idari yaptırım zorunlu olarak devreye girer. Öte yandan 0,50 promil (hususi otomobil) veya 0,20 promil (diğer araçlar) eşiğini aşan sürücünün trafik kazasına sebebiyet vermesi hâlinde, 1,00 promil eşiğine ulaşılmasa dahi KTK m.48/7 uyarınca TCK'nın ilgili hükümleri ayrıca devreye girebilir. Bunun yanı sıra 1,00 promil eşiğinin aşıldığı durumlarda bile güvenli sürüş yeteneğinin yitirilip yitirilmediği; dikkat, algı, refleks ve benzeri nörolojik ile oftalmolojik veriler üzerinden ayrıca değerlendirilebilir.

Alkollü araç kullanmak hem idari hem cezai yaptırıma neden olabilir mi?

Evet. Alkol düzeyi yasal sınırı aştığında KTK m.48 kapsamında idari yaptırım devreye girer. Ayrıca 1,00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilenlerin cezai sorumluluğu TCK m.179/3 çerçevesinde ayrıca değerlendirilir; iki yaptırım birbirini dışlamaz.

Kaza sırasında ölçüm yapılamamışsa alkol düzeyi nasıl belirlenir?

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin E. 2018/3456, K. 2019/11147 sayılı kararında, adli tıp uygulamalarında alkol oranının her saat ortalama 0,15 promil azaldığı kabul edilerek olaydan sonra yapılan ölçüm değerinden olay anındaki düzey geriye dönük biçimde hesaplanmıştır. Bu değerin kişiden kişiye farklılık gösterebileceği de aynı kararda vurgulanmıştır.

Alkollü araç kullanırken kaza yapıldığında hangi suçtan ceza verilir?

Taksirle yaralama ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarının aynı eylemden doğduğu hâllerde, Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin E. 2018/3456, K. 2019/11147 sayılı kararında benimsenen ölçüte göre, zarar suçu–tehlike suçu ayrımı esas alınır; taksirle yaralama suçundan kovuşturma mümkünse yalnızca o suçtan ceza verilir. Şikâyetin bulunmaması, şikâyetten vazgeçilmesi veya uzlaşma nedeniyle taksirle yaralama suçundan kovuşturma yürütülemediği durumlarda ise TCK m.179 kapsamındaki trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılır. Bu kural, söz konusu iki suçun aynı eylemden doğduğu hâllere özgüdür.

Taksirle trafik kazası geçiren sürücü hakkında hangi suç hükümleri uygulanır?

Taksirle ölüme neden olunan olaylarda TCK m.85 (taksirle öldürme) devreye girer; taksirle yaralanmalarda ise TCK m.89 uygulanır. TCK m.179, tehlike suçu niteliğiyle bu suçlarla çakışan durumlarda zarar suçu–tehlike suçu ölçütüne göre değerlendirilir.

Kara yolunda taksirle trafik güvenliği ihlali TCK m.180 kapsamına girer mi?

Girmez. TCK m.180 yalnızca deniz, hava ve demiryolu ulaşımındaki taksirli eylemleri kapsamaktadır; kara ulaşımındaki eylemler bu maddenin dışında kalır.

Seri muhakeme usulünde kabul beyanı daha sonra aleyhte kullanılabilir mi?

Hayır. Seri muhakeme usulünün herhangi bir nedenle tamamlanamaması hâlinde şüphelinin kabulüne ilişkin beyanlar ve bu usule ait belgeler, sonraki soruşturma ve kovuşturmada delil olarak kullanılamaz.

Ölçüm yaptırmayan sürücüye ne olur?

KTK m.48/9 uyarınca alkol veya uyuşturucu tespiti için ölçüm yaptırmayan sürücünün sürücü belgesi beş yıl süreyle geri alınır. Teknik cihazla yapılan ölçüme itiraz eden sürücüler ise KTK m.48/3 kapsamında, yaralanmalı, ölümlü ya da kollukça müdahil olunan maddi hasarlı trafik kazasına karışmış olmak koşuluyla adli tıp kurumuna ya da yetkili sağlık kuruluşuna götürülerek kan, tükürük veya idrar örneği alınır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu