Ticari İşletmenin Kiralanması ve Hukuki Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Ticari İşletmenin Kiralanması ve Hukuki Şartları

Ticari İşletme Kavramı ve Sözleşmenin Hukuki Niteliği

Ticari işletme; esnaf faaliyeti sınırlarını aşan, gelir sağlamayı hedefleyen, bağımsız ve devamlı bir organizasyondur. Bu organizasyonun kiralanması, klasik taşınmaz kiralarından farklılık gösterir. İşletme kirası; kira ilişkisinin yanında lisans, hizmet ve know-how aktarımı gibi unsurların bir arada yer aldığı karma bir sözleşmedir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 11/3 uyarınca ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için ayrı tasarruf işlemlerine gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir; aksi kararlaştırılmadıkça bu devir ve tasarrufların duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli işletmeye tahsis edilen unsurları içerdiği kabul edilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 357/1 uyarınca ürün kirası; kiraya verenin kiracıya ürün veren bir şeyin veya hakkın kullanılmasını ve ürünlerin devşirilmesini bir bedel karşılığında bırakmayı üstlendiği sözleşmedir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2016/10828, K. 2016/10477 sayılı kararında belirtildiği üzere Türk Borçlar Kanunu kapsamında hasılat kirasından söz edilebilmesi için hasılat getiren taşınır ya da taşınmaz bir malın, ticari işletmenin veya hakkın kira ilişkisinin konusunu oluşturması, kiralananın demirbaşları ve işletme ruhsatıyla birlikte kiraya verilmesi gerekir; sözleşmede kira bedelinin aylık cironun bir bölümü olarak ödeneceğinin kararlaştırılması tek başına ilişkinin hasılat kirası olduğunu göstermez.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 11Kaynağı aç
MADDE 11- (1) Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. (2) Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir.[9] (3) Ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir. B) Tacir I – Gerçek kişiler 1. Genel olarak
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 357Kaynağı aç
MADDE 357- Ürün kirası kiraya verenin, kiracıya, ürün veren bir şeyin veya hakkın kullanılmasını ve ürünlerin devşirilmesini bedel karşılığında bırakmayı üstlendiği sözleşmedir. Ürüne katılmalı kira, kira bedelinin devşirilecek ürünün belli bir oranı olarak kararlaştırıldığı ürün kirasıdır. Bu oran sözleşmeyle kararlaştırılmamışsa, yerel âdete göre belirlenir. B. Genel hükümlerin uygulanması
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2016/10828, K. 2016/10477Kaynağı aç
20. Hukuk Dairesi         2016/10828 E.  ,  2016/10477 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki davada …. Sulh Hukuk ve …. 2. Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava, kiralananın tahliyesi ve tazminat istemine ilişkindir. …. Sulh Hukuk Mahkemesince, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 8/II, b, 1. maddesi ile 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanunun uygulama alanı içinde kalan yerler hakkında açılan davaların basit yargılama usulünün uygulandığı sulh hukuk mahkemesinde görülerek süratle sonuçlandırılması amaçlandığı, Borçlar Kanununun 270 ve devamı maddelerinde düzenlenen hasılat kirası hükümlerinin uygulanması gereken yerler hakkında anılan madde hükmü uygulanayacağından, talep edilen tazminat miktarına göre davayı görmekle görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir …. 2. Asliye Hukuk Mahkemesince ise taraflar arasındaki kira sözleşmesinin hasılat kirası olmadığı, uyuşmazlığı çözmekle sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir. Somut olayda; davacı vekili özetle; müvekkili ile davalının 01/05/2010 tarihinde kira sözleşmesi imzaladıklarını, davalı ile imzalanan kira sözleşmesinin 12. maddesi gereğince kiracının kiralananı, yılın 365 günü açık tutmak ile yükümlü olduğunu, ancak davalının kiralanan yeri sözleşme koşullarına aykırı olarak 365 gün açık tutmamış olup, sezonun açılış tarihi olan 15/05/2011 tarihi itibariyle de işletmenin kullanım amacına yönelik hizmet verebilecek şekilde açılmasının mümkün olmadığının tespit edildiğinden, kira sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürerek, kira sözleşmesinin feshedilmiş olduğunun tespitine, davalının tahliyesine, davalının mecuru işletmeye açmaması ve fesih iradesine rağmen mecuru boşaltmamasından dolayı müvekkilinin uğramış olduğu zararının tespiti ile şimdilik 10.000,00.-TL maddi ve 100.000,00.-TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Dosya kapsamından taraflar arasında 01.05.2010 ilâ 30.04.2013 tarihli 3 yıl süreli yazılı kira sözleşmesi ile …. havuz alanında 350 m2'lik yerin bar cafe restaurant hizmeti sunmak üzere ciroya dayalı şekilde davalıya kiraya verildiği anlaşılmıştır. Türk Borçlar Kanununun 357 ve devamı maddelerinde düzenlenen hasılat kirasından söz edilebilmesi için hasılat getiren bir taşınır ya da taşınmaz mal, ticari işletme ya da hakkın kira ilişkisinin konusunu oluşturması ve kiralananın demirbaşları ve işletme ruhsatı ile birlikte kiraya verilmesi gerekir. Oysa taraflar arasında düzenlenen sözleşmede kiralanan işyerinin cafe-bar olarak kullanılmak üzere kiraya verildiği, dekorasyonun kiracıya ait olduğu, kararlaştırılmıştır. Kira sözleşmesinde kiralananın işletme ruhsatıyla ve demirbaşlarıyla birlikte kiralandığına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Sözleşmede kira parasının aylık cironun bir bölümü olarak ödeneceğinin kararlaştırılması, taraflar arasındaki kira ilişkisinin hasılat kirası olduğunu göstermeyeceğinden uyuşmazlığın …. Sulh Hukuk Mahmekemesince görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK'nın 21 ve 22. maddeleri gereğince; …. Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 11/11/2016 gününde oy birliği ile karar verildi.

Kiralamanın Kapsamı, Unsurlar ve Tacir Sıfatı

Ticari işletme kiralamasında sadece fiziksel taşınmazın kullanımı değil; tabela, ticaret unvanı, müşteri çevresi, stoklar, demirbaşlar, makine parkı ve somut duruma göre çalışan personelin devri söz konusu olabilir. Kiralama işlemiyle birlikte kiracı, işletmeyi devralıp ticaret siciline tescil ettirerek ilk kez tacir sıfatını kazanabilir.

Sözleşmenin Şekil Şartı, Tescil ve Güvence Bedeli

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 11/3 uyarınca ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan sözleşmelerin yazılı yapılması, ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi zorunludur. İşletme kiralamasında kanunen her durumda noter şartı aranmasa da sözleşmenin yazılı şekilde yapılması şarttır ve uygulamada çoğunlukla noter onayı tercih edilir.

İşletme kirasında depozito tutarı taraflarca serbestçe belirlenebilir ve uygulamada genellikle birkaç aylık kira bedeli kadar depozito alınır. Ancak orantısız derecede yüksek teminatlar mahkemelerde tartışma konusu olabilmektedir.

Ciroya Bağlı Kira Modeli ve Denetim Yetkisi

Alışveriş merkezlerindeki mağazalar ile restoran ve kafe gibi işletmelerin kiralanmasında ciroya dayalı kira modelleri uygulanabilir. Bu modelde asgari garanti kira bedeli, gerçekleşen ciro üzerinden ödenecek ek kira oranı ve ciro raporlarının sunulacağı belgeler ile bildirim periyotları sözleşmede açıkça düzenlenir. Kiraya veren, işletmenin sözleşme şartlarına uygun yürütülüp yürütülmediğini önceden bildirimde bulunarak makul ölçüler çerçevesinde denetleme hakkına sahiptir.

Ayıptan Sorumluluk, İfanın İmkânsızlaşması ve Fesih

Kiralanan işletmenin unsurlarında işletmenin sürdürülmesini zorlaştıran veya imkânsız kılan gizli ve ciddi ayıplar bulunuyorsa kiraya verenin bunlardan sorumluluğu doğabilir; bu hallerde kira bedelinden indirim, sözleşmenin feshi veya tazminat gündeme gelebilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 305 uyarınca kiralanan sonradan ayıplı duruma gelirse kiracı, ayıpların giderilmesini veya kira bedelinden ayıpla orantılı bir indirim yapılmasını ya da zararının giderilmesini isteyebilir; zararın giderilmesi istemi diğer seçimlik hakların kullanılmasını önlemez. Önemli ayıp durumunda ise kiracının sözleşmeyi fesih hakkı saklıdır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/7994, K. 2023/908Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2022/7994 E.  ,  2023/908 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1993 E., 2022/1888 K. ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA KARAR : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Edremit 1. Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/1170 E., 2021/217 K. Taraflar arasındaki birleştirilerek görülen sözleşmenin geçersizliğinin tespiti ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan redddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl davada davacı; davalı tarafça ihale ile satışa çıkarılan taş ocağı ihalesine katılıp ihaleyi kazandığını, ihale bedeline istinaden 610.000 TL'yi davalıya ödediğini, yapılan harici araştırmada ihaleye konu edilen taş ocağının Edremit Belediyesinin mülkiyetinde veya tasarrufunda olmadığının, alınması gerekli izinlerin alınmadığının ve izin başvurularının Orman Bölge Müdürlüğünce reddedildiğinin öğrenildiğini, ödemenin iadesi ve sözleşmenin feshinin 17.01.2013 tarihli ihtar ile davalıya bildirildiği halde ödeme yapılmaması üzerine davalı aleyhine sehven Edremit 1. İcra Müdürlüğünün 2014/395 Esas ve 2013/4468 Esas sayılı dosyaları ile başlatılan iki ayrı takibe itiraz edildiğini, Edremit 1. İcra Müdürlüğünün 2014/395 Esas sayılı dosyasına itiraz üzerine açılan Edremit 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/152 E. ve 2015/344 K. sayılı dosyası ile iki takip açısından derdestlik nedeni ile davanın reddine karar verildiğini, eldeki davanın tahsilde tekerrür olmamak üzere açıldığını, davalının kiralanan alanı teslim imkanı bulunmadığını ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 10.000 TL alacağın işleyecek ticari en yüksek faizi ile davalıdan tahsiline ve sözleşmenin geçersizliğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Asıl davada verilen ilk hükümden sonra açılan birleşen davada davacı; ek dava olarak bakiye 600.000 TL alacağın işleyecek en yüksek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı; davacının aynı sözleşmeden kaynaklı açtığı davanın reddine karar verildiğini, aynı konuda yeniden dava açılamayacağından kesin hüküm itirazında bulunduğunu, eksik yatırılan harcın tamamlattırılmasını, dava konusu alacağın üç ayrı icra takibine konu edilerek ilk icra takibinin 15.05.2013 tarihinde başlatıldığını, davanın ise 16.03.2016 tarihinde açıldığını, bu itibarla zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle davanın reddini, aynı alacakla ilgili birden fazla icra takibi başlatılması ve dava açılması bakımından davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, mükerrer talepte bulunulduğunu, ihale sonucunda imzalanan kira sözleşmesinin 3. maddesinde verilen peşinatın teminat olarak kabul edileceği ve herhangi bir nedenden dolayı iade olunmayacağının kararlaştırıldığını, ihaleye teklif vermeden önce kiralanan alana ilişkin izinlerin alınmadığından davacının haberdar olduğunu, davacının tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetme yetkisi bulunmadığını savunarak, davanın reddini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. Edremit Asliye Hukuk Mahkemesinin (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) 27.02.2018 tarihli ve 2016/179 E., 2018/199 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne dair verilmiş, kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, uyuşmazlığın kira ilişkisinden kaynaklandığı, davanın sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. 2. Görevli İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alacak için icra takibi yapılmasının, itiraz üzerine takip durmuş olsa dahi aynı alacak için eda davası açılmasına engel olmadığı, def'inin icra takibi sonrası yapılan her işlemde kesilmesi nedeniyle yerinde olmadığı, Edremit 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/152 Esas sayılı dosyasındaki usulden red kararının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceği, asıl davanın kısmi dava, birleşen davanın ise ek dava olduğu, alacak kesimlerinin farklı olduğu, davalı şirketin türünün değiştirilmesinin pasif husumetini etkilemediği, kiralananın davacıya teslim edilmediğinden kiracının sözleşmeden dönerek ifa ettiği edimi geri isteme hakkı bulunduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili; birleştirilen dava yönünden derdestlik itirazının dikkate alınmadığını, davacı tarafça açılan ve yargılaması Edremit 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/636 E. sayısında yürütülen davada verilecek olan karar bu davanın sonucunu etkileyecek mahiyette olduğunu, birleştirme kararının hatalı olduğunu, hak düşürücü süre, zamanaşımı, aktif husumet, pasif husumet, kesin hüküm, mükerrerlik itirazlarının dikkate alınmadığını, kötü niyet tazminatı hakkında karar verilmediğini, davacının tacir olup ihaleye katılırken tedbirli davranması gerektiğini, davacının tek taraflı olarak sözleşmeyi fesih yetkisinin bulunmadığını, faiz talebinin yersiz olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, aynı alacak için daha öncesinde mükerrer icra takipleri yapılmış olmasının alacak davasının açılmasına engel olmadığı, taraflar arasında daha önceki tarihte görülen ve usulden reddedilen davanın kesin hüküm oluşturmayacağı, birleşen dava daha sonraki tarihte açıldığından birleştirme kararının doğru olduğu, birleşen dava yönünden asıl dava dosyasının sonucunun bekletici mesele yapılması talebinin davalar hakkında birleştirme kararı verilmesi, çekilen ihtar, yapılan icra takipleri ve dava tarihine göre zamanaşımı itirazının, kira sözleşmesi taraflar arasında yapıldığından aktif ve pasif husumet itirazının yerinde olmadığı, sözleşmenin 5 inci maddesi uyarınca kiraya veren gerekli izinleri alıp kiralananı kiracının kullanımına hazır hale getirmediğinden, kiracının, kira sözleşmesini fesihte ve peşin alınan kira bedelinin iadesinde haklı olduğu, sözleşmenin 3. maddesinde yer verilen düzenlemenin iadeye engel olmadığı gerekçeleriyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri tekrarlayarak, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada sözleşmenin haklı olarak feshedildiğinin tespiti ile peşin ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.Bilindiği üzere; madencilik sektöründe çoğu zaman arama veya işletme ruhsatı alan gerçek veya tüzel kişiler bu ruhsatlarına göre faaliyette bulunmayıp ruhsat gereğince sahip oldukları haklarının tamamını veya bir bölümünü geçici bir süre için üçüncü kişilere devretmektedirler. Ruhsat sahibi olan madenci bu ruhsattaki işletme hakkını devretme karşılığında elde edilen cevher üzerinden veya dönemsel olarak kararlaştırılan maktu bir ücreti üçüncü kişiden almaktadır. Ruhsat sahibi ile geçici olarak maden işletme hakkını elde eden bu üçüncü kişi arasında yapılan bu sözleşme Maden işletme ruhsatı kiralama sözleşmesi olup madencilik sektöründe ve hukuksal uygulamadaki ismi ise Rödevans sözleşmesidir. 2. Rödevans sözleşmesi; ruhsatı alınan maden sahasının bir kısmı veya tamamı üzerindeki işletme hakkının, hak sahibi tarafından gerçek veya tüzel üçüncü kişilere geçici bir süre için tahsisini konu alan iki taraflı ürün kira sözleşmesi niteliğine sahiptir. 3. Yargıtayın istikrar kazanan uygulamasında (HGK'nun 11.10.2006 tarihli ve 2006/11-617 E., 2006/642 K., Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 05.07.2017 tarihli ve 2017/6471 E., 2017/11091 K. sayılı kararlarında da belirtildiği gibi); Rödovans sözleşmesinin tarafları arasında çıkan uyuşmazlıklarda sözleşme hükümleriyle, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun ilgili hükümleri ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 357 ve devamı maddelerinde düzenlenen ürün kirasına ilişkin hükümlerin bünyesine uygun düştüğü ölçüde uygulanacağı kabul edilmektedir. 4. Sözleşmeye bağlılık ilkesi uyarınca taraflar sözleşme süresi ile bağlı olup kural olarak akdin süresinden önce feshi mümkün değildir. Aksi durumda haklı bir neden olmaksızın sözleşmeyi fesheden tarafın giderim yükümlülüğü doğar. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 305 inci maddesinde “Kiralanan sonradan ayıplı duruma gelirse kiracı, kiraya verenden ayıpların giderilmesini veya kira bedelinden ayıpla orantılı bir indirim yapılmasını ya da zararının giderilmesini isteyebilir. Ancak, zararın giderilmesi istemi diğer seçimlik hakların kullanılmasını önlemez. Önemli ayıp durumunda kiracının sözleşmeyi fesih hakkı saklıdır” düzenlenmesi bulunmaktadır. 3. Değerlendirme Davacı kiracının; genel hükümlere göre zamanaşımı süresi içinde alacağını dava edebileceği, asıl olanın tahsilde tekerrür olmamasının sağlanması olduğu, davacının talebi sözleşmenin haklı olarak feshi nedeniyle peşin ödenen kira bedelinin iadesine ilişkin olduğu, dava dışı Orman Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen yazıda kiralanan alanı işletmek üzere davalıya izin verilmediğinin belirtildiği, buna göre sözleşmede kararlaştırıldığı halde kiraya veren tarafından gerekli izinler alınarak kiralananın davacıya teslim edilmemesi nedeniyle sözleşmenin ifasının imkansız hale geldiği, bu durumda davacı kiracının kusurunun bulunmadığı, sözleşmenin ifasının imkansız hale geldiği tarih ile asıl ve birleşen davanın açılış tarihleri arasında on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, dolayısıyla derece mahkemelerinin gerekçelerinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davalı tarafın temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 305Kaynağı aç
MADDE 305- Kiralanan sonradan ayıplı duruma gelirse kiracı, kiraya verenden ayıpların giderilmesini veya kira bedelinden ayıpla orantılı bir indirim yapılmasını ya da zararının giderilmesini isteyebilir. Ancak, zararın giderilmesi istemi diğer seçimlik hakların kullanılmasını önlemez. Önemli ayıp durumunda kiracının sözleşmeyi fesih hakkı saklıdır. b. Ayıbın giderilmesini isteme ve fesih

Sözleşmeye bağlılık ilkesi uyarınca taraflar sözleşme süresi ile bağlı olup kural olarak akdin süresinden önce feshi mümkün değildir; haklı bir neden olmaksızın sözleşmeyi fesheden tarafın giderim yükümlülüğü doğar. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/7994, K. 2023/908 sayılı kararına konu maden sahası rödovans uyuşmazlığında, sözleşmede kararlaştırıldığı halde kiraya veren tarafından gerekli izinler alınarak kiralananın teslim edilmemesi sebebiyle ifanın imkânsız hale geldiği ve kiracının kusurunun bulunmadığı somut olayda, kiracının haklı nedenle fesih yoluyla peşin ödediği kira bedelinin iadesini on yıllık zamanaşımı süresi içinde talep edebileceği kabul edilmiştir.

Marka İtibarının Korunması ve Kötü Yönetim

Kiracıya belirli bir müşteri çevresi ve marka itibarı devredilmişse, kiraya verenin aynı bölgede birebir aynı konseptle yeni bir işletme açmak veya devrettiği markayı kötüye kullanmak gibi bu itibarı zedeleyici davranışlardan kaçınması beklenir. Buna karşılık sözleşmede işletmenin sözleşmeye ve markanın itibarına uygun işletilmesi yönünde hüküm bulunması ve kiracının buna açıkça aykırı davranması halinde kiraya veren önce yazılı ihtar çekebilir; ihlalin devamı halinde sözleşmeyi haklı nedenle feshedebilir ve marka itibarının zedelenmesi gerekçesiyle tazminat talep etme yoluna gidebilir.

Alt Kira Yasağı, Devir ve İşletmenin İadesi

Aksi sözleşmede kararlaştırılmadıkça kiracının işletmeyi üçüncü kişilere devretmeme veya alt kira yapmama borcu bulunmaktadır. Sözleşmede devre izin veriliyorsa kiraya verenin yazılı onayıyla devrin mümkün olduğu kabul edilebilir; buna karşın sözleşmede açıkça yasaklanmışsa kiracının işletmeyi üçüncü kişiye devretmesi veya alt kira yapması sözleşmeye aykırılık oluşturur ve fesih sebebi olabilir.

Kiracı sözleşme sonunda işletmeyi envanter listesine uygun şekilde, aşırı yıpranma ve eksilmeleri gidererek iade etmekle yükümlüdür. İşletmeye yapılan dekorasyon ve yatırımlara ilişkin olarak sözleşmede aksi düzenleme bulunması veya hiçbir hükmün yer almaması halinde somut olayın koşullarına göre değerlendirme yapılır; genellikle işletmeye zarar vermeden sökülüp alınabilecek unsurlar kiracıya ait kabul edilir.

Personel Yükümlülükleri ve İşveren Sorumluluğu

İşletmenin kiralanması sürecinde kiracının işveren sıfatını üstlenmesi durumunda, çalışanlarla ilgili Sosyal Güvenlik Kurumu primleri, işsizlik sigortası payları ve gelir vergisi stopajı gibi yükümlülükler kiracıya aittir.

Görevli Mahkeme ve Yargılama Usulü

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 4/1-a uyarınca sulh hukuk mahkemeleri, İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın kiralanan taşınmazlara ilişkin kira ilişkisinden doğan tüm uyuşmazlıkları görmekle görevlidir. Maden ruhsat sahasındaki işletme hakkının geçici tahsisini konu alan rödovans sözleşmelerinin Türk Borçlar Kanunu'nun 357 ve devamı maddelerinde düzenlenen ürün kirası niteliğinde bulunduğu uyuşmazlıklarda, 3213 sayılı Maden Kanunu hükümleriyle birlikte ürün kirası kuralları bünyesine uygun düştüğü ölçüde uygulanır; bu kapsamdaki alacak, itirazın iptali, idari para cezasının rücusu veya sözleşmenin geçersizliğine dayalı davalarda görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğu kabul edilmektedir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 4Kaynağı aç
MADDE 4- (1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları, ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları, görürler. İKİNCİ AYIRIM Yetki Genel kural
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2018/5759, K. 2018/8992Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2018/5759 E.  ,  2018/8992 K. "İçtihat Metni" …. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın görev yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, taraflar arasında, 33752 ruhsat numaralı maden sahası işletmesi hususunda 01.04.2011 başlangıç tarihli rödövans sözleşmesi yapıldığını, sözleşmeye göre davacı tarafça daimi nezaretçi atanacağını, ücretin davalı yanca ödeneceğini, daimi nezaretçi ücretlerinin ödenmemesi üzerine kesilen faturalara itiraz edildiğini, bunun üzerine icra takibi yapıldığını ancak haksız ve hukuka aykırı olarak takibe kısmen itiraz edildiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, dava dilekçesinin görev yönünden reddine, dosyanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde görevli ve yetkili….. gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Somut olayda, uyuşmazlık 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 357. maddesi ve devamında düzenlenen hasılat kirasının bir türü olarak kabul edilen rödövans sözleşmesine ilişkindir. Dava, 03/07/2016 tarihinde 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır. …. Hal böyle olunca, mahkemece; uyuşmazlığın çözümünde Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, görevsizlik nedeniyle HMK’nın 114/1-e ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddi ile dosyanın görevli sulh hukuk mahkemesine gönderilmesi gerekirken, davanın ticari dava olduğu belirtilerek dosyanın ticaret mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi doğru değildir. Ancak, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği ve "hakimin takdir yetkisi kapsamında" kalmadığından; hükmün ve gerekçesinin, HUMK 438/7 maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarı açıklanan nedenle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün ikinci fıkrasındaki "Dosyanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde görevli ve yetkil…… gönderilmesine" ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılarak "Dosyanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde görevli ve yetkil…… gönderilmesine" ibaresi yazılmak suretiyle hükmün ve hüküm gerekçesinin düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 25.09.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ……….
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2016/8858, K. 2016/8394Kaynağı aç
20. Hukuk Dairesi         2016/8858 E.  ,  2016/8394 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki davada … 4. Asliye Ticaret ve … 3. Sulh Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava, kira akdine dayanan sözleşmeden kaynaklanan tazminat davasıdır. … 4. Asliye Ticaret Mahkemesince, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kira akdinden kaynaklandığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. … 3. Sulh Hukuk Mahkemesi ise uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesinden kaynaklandığından davanın ticari dava olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. Somut olayda; taraflar arasında ruhsat sahibi olan davacının … …, … köyünde bulunan mermer ocağı işletmesine yönelik 14/11/2013 tarihli rödovans sözleşmesi imzalanarak, ruhsat sahasının davalıya kiralandığı, sözleşme uyarınca davalının ruhsat sahasında 14/11/2013 ila 31/12/2014 tarihleri arasında faaliyet göstereceğinin kararlaştırıldığı, rödovans süresi içinde davalı şirketin ruhsat sahası ve orman izin alanı dışında faaliyet göstermesi sebebiyle … Bakanlığı … Genel Müdürlüğünce idari para cezası düzenlendiği, davacı ruhsat sahibi şirketin bu idari para cezasını ödediğini ileri sürerek, ödemiş oldukları para cezası tutarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 4/1. maddesi gereğince sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; kiralanan taşınmazların, 09/06/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalara bakmakla görevlidir. Rödovans, genel olarak, maden ruhsat alanlarının sahibi tarafından sözleşme ile özel veya tüzel bir kişiye bir süre terk edilmesi durumunda, maden ocağının işletilmesini üstlenen özel veya tüzel kişinin ruhsat sahibine ürettiği her bir ton maden için ödemeyi taahhüt ettiği bir tür maden kirası olarak tanımlanabilir. Taraflar arasında düzenlenen 14/11/2013 tarihli rödovans sözleşmesi bir tür kira sözleşmesi olduğundan ve idari para cezası verilen bölümün sözleşme kapsamında olup olmadığının da tespiti gerektiğinden, kira ilişkisinden kaynaklandığı anlaşılan uyuşmazlığın sulh hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince … 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 04/10/2016 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Buna karşılık kafeterya işletme hakkının devri konulu bir uyuşmazlıkta Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2014/789, K. 2014/6700 sayılı kararında, peşinat iadesi isteminin her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması sebebiyle davanın ticari dava niteliğinde olduğuna ve asliye ticaret mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğine işaret etmiştir. Genel ticari uyuşmazlıklarda emredici hükümlere aykırı olmamak kaydıyla yetki sözleşmesi yapılabilir. Ayrıca aynı alacak için daha öncesinde mükerrer icra takipleri yapılmış olması alacak davası açılmasına engel teşkil etmediği gibi, önceki tarihte görülen ve usulden reddedilen dava da kesin hüküm oluşturmaz.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2014/789, K. 2014/6700Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2014/789 E.  ,  2014/6700 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki davada ….2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) ile ….2. Sulh Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: – K A R A R – Dava, alacak istemine ilişkindir. Asliye Hukuk Mahkemesince, taraflar arasındaki ilişkinin hasılat kirası hükmünde olduğu ve ….sulh hukuk mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Sulh Hukuk Mahkemesi ise, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari işletmenin devrine ilişkin olduğu ve uyuşmazlığın ticari dava olduğu belirtilerek görevsizlik yönünde hüküm kurulmuştur. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Somut olayda uyuşmazlık, taraflar arasında davalının işlettiği kafeteryanın işletme hakkının devri konusunda düzenlenen anlaşma uyarınca davalının edimlerini yerine getirmediği, işletmenin engellendiği iddiasıyla davacının ödediği peşinat bedelinin iadesi istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olduğu anlaşıldığından, ticari dava niteliğindeki davanın ….Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 Sayılı HMK.’nın 21. ve 22. maddeleri gereğince ….2. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 30.04.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Ticari işletme kiralamasında yazılı şekil ve tescil zorunlu mudur?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 11/3 gereğince ticari işletmeyi bir bütün olarak konu alan sözleşmelerin yazılı yapılması, ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi zorunludur; her durumda noter onayı şart koşulmasa da uygulamada ispat kolaylığı amacıyla çoğunlukla noterlikler tercih edilir.

Kiralanan ticari işletmede ayıp çıkarsa kiracı hangi hakları kullanabilir?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 305 uyarınca kiralananın sonradan ayıplı duruma gelmesi hâlinde kiracı ayıpların giderilmesini, kira bedelinden indirim yapılmasını veya zararının giderilmesini talep edebilir; önemli ayıp durumunda ise kiracının fesih hakkı saklıdır. Ayrıca işletme unsurlarındaki gizli ve ciddi ayıpların işletmeyi sürdürmeyi zorlaştırması veya imkânsız kılması hâlinde de bedel indirimi, fesih veya tazminat gündeme gelebilir.

İşletme kirasında ciroya dayalı kira kararlaştırılabilir mi?

Taraflar sözleşmede ciroya bağlı kira modeli kararlaştırabilir; bu modelde asgari garanti kira tutarı, ciro üzerinden ödenecek ek kira yüzdesi ve ciro bildirimlerinin yapılacağı raporlama periyotları sözleşmeye açıkça yazılır.

Kiracı ticari işletmeyi üçüncü bir kişiye devredebilir mi?

Aksi sözleşmede kararlaştırılmadıkça kiracının işletmeyi devretmeme veya alt kira yapmama borcu bulunmaktadır; sözleşmede devir yetkisi verilmişse işlem kiraya verenin yazılı onayıyla geçerli olur, devrin açıkça yasaklandığı durumlarda ise işletmenin devri fesih sebebi olabilir.

Ticari işletme kirasından doğan uyuşmazlıklarda hangi mahkeme görevlidir?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 4/1-a kiralanan taşınmazlara ilişkin kira uyuşmazlıklarında sulh hukuk mahkemesini görevli kılmış olup rödovans gibi ürün kirası niteliğindeki sahalara dair alacak ve fesih davalarında sulh hukuk mahkemesi görevli kabul edilirken; kafeteryanın işletme hakkı devri gibi uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirdiği ticari nitelikteki devir davalarında asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu kabul edilmiştir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu