Ticareti Usulsüz Terk Suçu, Cezası ve Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Ticareti Usulsüz Terk Suçu, Cezası ve Şartları

Ticareti Terk Eden Tacirin Kanuni Yükümlülükleri

Ticareti terk eden tacir, ticareti bırakma durumunu 15 gün içinde kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmekle yükümlüdür. Bu bildirimle birlikte tacirin bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini içeren ayrıntılı bir mal beyanında bulunması zorunludur. Ticaret sicili memurluğunca yapılacak ilan masraflarını ödemeyen tacir, kanunen mal beyanında bulunmamış kabul edilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 44Kaynağı aç
Madde
44 – (Değişik: 18/2/1965-538/22 md.)
Ticareti
terk eden bir tacir 15 gün içinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline
bildirmeye ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini
gösteren bir mal beyanında bulunmaya mecburdur. Keyfiyet ticaret sicili
memurluğunca ticaret sicili ilanlarının yayınlandığı gazete’de ve alacaklıların
bulunduğu yerlerde de mütat ve münasip vasıtalarla ilan olunur. İlan
masraflarını ödemiyen tacir beyanda bulunmamış sayılır.
Bu
ilan tarihinden itibaren bir sene içinde, ticareti terk eden tacir hakkında
iflas yolu ile takip yapılabilir.
Ticareti
terk eden tacir, mal beyanının tevdii tarihinden itibaren iki ay müddetle haczi
kabil malları üzerinde tasarruf edemez.
Üçüncü
şahısların zilyedlik ve tapu sicili hükümlerine dayanarak iyi niyetle elde
ettiği haklar saklıdır. Ancak karı ve koca ile usul ve füru, neseben veya
sıhren ikinci dereceye kadar (Bu derece dahil) hısımlar, evlat edinenle
evlatlık arasındaki iktisaplarda iyi niyet iddiasında bulunulamaz.
(Değişik beşinci fıkra:
17/7/2003-4949/11 md.) Mal beyanını alan merci, keyfiyeti tapu veya gemi sicil daireleri ile
Türk Patent Enstitüsüne bildirir. Bu bildiri üzerine sicile, temlik hakkının
iki ay süre ile tahdit edilmiş bulunduğu şerhi verilir. Keyfiyet ayrıca Türkiye
Bankalar Birliğine de bildirilir.
Bozulmaya
maruz veya muhafazası külfetli olan veya tayin edilen kanuni müddet içinde
değerinin düşmesi kuvvetle muhtemel bulunan mallar hakkında, tacirin talebi
üzerine, mahkemece icra memuru marifetiyle ve bu kanun hükümleri dairesinde bu
malların satılmasına ve bedelinin 9 uncu maddede yazılı bir bankaya depo
edilmesine karar verilebilir.
Rehin
ve ipotekle temin edilmiş alacaklar:

Mal beyanının verilmesinden itibaren iki ay süreyle tacir, haczi kabil nitelikteki malları üzerinde tasarrufta bulunamaz. Mal beyanını alan merci durumu derhal tapu veya gemi sicil dairelerine ve Türk Patent Enstitüsüne bildirerek sicile temlik hakkının iki ay süreyle kısıtlandığına ilişkin şerh verilmesini sağlar; ayrıca durum Türkiye Bankalar Birliğine iletilir.

Tasarruf yasağı kapsamında üçüncü kişilerin tapu sicili veya zilyetlik hükümlerine dayanarak iyi niyetle iktisap ettiği haklar korunur. Buna karşın tacirin karı ve kocası, usul ve füruu, bu derece dahil olmak üzere neseben veya sıhren ikinci dereceye kadar hısımları ile evlat edinen ve evlatlık arasındaki devir ve iktisaplarda iyi niyet iddiası ileri sürülemez.

Ticareti terk eden tacirin malvarlığında bozulmaya maruz, muhafazası külfetli veya öngörülen kanuni süre içinde değerinin süratle düşmesi kuvvetle muhtemel mallar bulunuyorsa, tacirin talebi üzerine mahkemece bu malların icra memuru marifetiyle satılmasına ve elde edilen satış bedelinin bankaya depo edilmesine karar verilebilir.

Ticareti terk keyfiyetinin ticaret sicilinde ilan edilmesinden itibaren bir sene içinde ticareti terk eden tacir hakkında alacaklıları tarafından iflas yolu ile takip başlatılabilir.

Ticareti Usulsüz Terk Suçunun Unsurları ve Cezası

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 44 üncü maddesindeki usule uygun mal beyanında bulunmayan, beyanında mevcudunu eksik gösteren, aktifinde yer alan malı veya onun yerine geçen ikame değeri haciz ya da iflas sırasında gizleyen veya beyandan sonra bu mallar üzerinde tasarruf eden borçlu, bu fiilden zarar gören alacaklının şikâyeti üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Borçlunun iflas etmesi halinde bu durum kanun uyarınca ayrıca taksiratlı iflas hali sayılır.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 337/aKaynağı aç
Madde 337/a – (Ek: 18/2/1965-538/133 md.; Değişik:
31/5/2005-5358/8 md.)
44 üncü maddeye göre mal
beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer
almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen
veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden borçlu, bundan zarar
gören alacaklının şikâyeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
Birinci fıkradaki
fiillerin işlenmesinden alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza
verilmez.
Borçlunun iflası halinde,
birinci fıkradaki durum ayrıca taksiratlı iflas hali sayılır.
Hakikata muhalif
beyanda bulunanların cezası:

Suçun sübut bulması için failin tacir sıfatını haiz olması, aleyhine yürütülen icra takibinin kesinleşmiş bulunması, kanunda öngörülen seçimlik hareketlerden birinin gerçekleşmesi ve borçlunun fiili nedeniyle alacaklının zarara uğramış olması gerekir. Tacir sayılan kolektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketleri temsil ve idareye yetkili müdürlerin de şirketlerin ticareti usulsüz terk etmesi halinde cezai sorumlulukları doğmaktadır. Bununla birlikte söz konusu suç, aynı ticari işletmenin faaliyetine konu iş yeri bakımından ancak bir kez işlenebilir.

Ticareti terk suçunda alacaklının fiilden dolayı zarara uğradığını ispatlama zorunluluğu bulunmaz. İcra ve İflas Kanunu'nun 337/a maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, seçimlik hareketlerin işlenmesine rağmen alacaklının bu durumdan zarar görmediğini ispat yükümlülüğü tamamen borçluya aittir; alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza tayin edilmez.

Yargılama Usulü, Şikâyet Süreleri ve Düşme Halleri

Ticareti usulsüz terk fiilinden kaynaklanan davalar icra mahkemesinde görülür ve diğer mahkemelerdeki ceza davalarıyla birleştirilemez. Yargılamaya bakmakla yetkili mahkeme icra takibinin yapıldığı yerdeki icra mahkemesidir. Bu mahkemelerce verilen hükümlere karşı istinaf kanun yoluna başvurulması mümkündür.

İcra ve İflas Kanunu'nun 347 nci maddesi uyarınca şikâyet hakkı, şikâyete yetkili alacaklının fiili öğrendiği tarihten itibaren üç ay ve her halde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 347Kaynağı aç
Madde
347 – (Değişik: 31/5/2005-5358/19 md.)
Bu
Bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten
itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle
düşer.
Yetki:

Şikâyet başvurusu icra mahkemesine yazılı dilekçeyle veya tutanağa geçirilecek şifahi beyanla yapılır. Mahkeme derhal bir duruşma günü tayin ederek şikâyetçinin imzasını alır ve sanığa celpname çıkarır. Şikâyetçi duruşma günü mazeretsiz olarak gelmez ve kendisini bir vekille de temsil ettirmezse şikâyet hakkı düşer.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 349Kaynağı aç
Madde
349 – Şikayet dilekçe ile veya şifahi beyanla yapılır.
Dilekçeyi veya dava beyanını alan icra mahkemesi duruşma için hemen bir gün
tayin edip şikayetçinin imzasını alır ve maznuna celpname gönderir. Şahit
gösterilmişse o da celbolunur.
İki
taraf tayin olunan gün ve saatte icra mahkemesinin huzuruna gelmeğe veya vekil
göndermeğe mecburdurlar.
İcabında
icra mahkemesi, tarafların bizzat hazır bulunmasını emredebilir.
Maznun
başka yerde ikamet ediyorsa istinabe yoliyle sorguya çekilir.
Maznun,
şikayeti alan veya istinabe edilen icra mahkemesinin huzuruna gelmez veya
müdafi göndermezse yahut bizzat bulunmasına lüzum görülürse zabıta marifetiyle
getirilir. Bu suretle de bulundurulamazsa muhakeme gıyabında görülür.
Şikayetçi
muayyen zamanda gelmez ve vekil de göndermezse şikayet hakkı düşer.
Gelmeyen
şahitlere yapılacak muamele ile borçlunun gıyabında verilen karara karşı eski
hale getirme talebi hakkında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda yazılı hükümler
tatbik olunur.
Duruşma:

Duruşmaya usulüne uygun çağrılmasına rağmen gelmeyen veya müdafi göndermeyen ya da duruşmada bizzat bulunmasına mahkemece lüzum görülen sanık, zabıta marifetiyle zorla getirilir. Bu yolla da mahkemede hazır bulundurulması mümkün olmazsa muhakeme sanığın gıyabında yürütülür.

Ticareti terk suçuna ilişkin yargılamalarda şikâyetçinin şikâyetinden açıkça feragat etmesi durumunda veya takip konusu borcun tamamen itfa edildiğinin sabit olması halinde, açılmış bulunan ceza davası ve verilmiş mahkûmiyet hükmü bütün neticeleriyle birlikte ortadan kalkar.

Ticareti usulsüz terk suçu şikâyet süresi ne kadardır?

Şikâyet süresi, alacaklının usulsüz terk fiilini öğrendiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıldır.

Şirket müdürleri ticareti terk suçundan sorumlu tutulabilir mi?

Ticaret şirketlerini temsil ve idareye yetkili müdürler, tüzel kişiliğin ticareti terk etmesi durumunda kanundaki yükümlülüklere uyulmadığı takdirde cezai açıdan sorumlu tutulurlar.

Alacaklının zarar görmediği savunması cezayı engeller mi?

Borçlu, ticareti terk fiillerine rağmen alacaklının hiçbir surette zarar görmediğini ispatlarsa kendisine kanun gereği ceza verilmez.

İcra ceza mahkemesinde şikâyetçi duruşmaya gitmezse dava ne olur?

Şikâyetçi tayin edilen duruşma gününde bizzat hazır bulunmaz ve duruşmaya vekil de göndermezse şikâyet hakkı kanunen düşer.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu