Ticari işletmelerin ticaret unvanı, merkez adresi, ortaklık yapısı, şubeleri ve temsile yetkili kişileri gibi temel hukuki verilerinin kaydedildiği kamuya açık resmi sisteme ticaret sicili denir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 40/1 uyarınca her tacir, ticari işletmenin açıldığı günden itibaren on beş gün içinde işletmesini ve seçtiği ticaret unvanını merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan ettirmekle yükümlüdür.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 40Kaynağı aç
Ticari İşletme Ölçütleri, Tacir Sıfatı ve Sicil Aleniyeti
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 11 uyarınca ticari işletme; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedefleyen, devamlı ve bağımsız şekilde yürütülen faaliyetlerin oluşturduğu işletmedir. Esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki sınır ise Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir. Bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişi tacir sayılır. Tacirler gerçek kişiler olabileceği gibi anonim, limited, kollektif ve komandit şirketler ile kooperatifler gibi tüzel kişilerden de oluşabilir. Dernek ve vakıflar ticari işletme işletmeleri halinde tacir sayılabileceği gibi donatma iştiraki niteliğindeki yapılar da ticari işletme niteliğinde faaliyette bulunmaları halinde tacir sayılarak tescil edilebilir.
Ticaret sicilindeki tescil işlemleri ticaret sicili müdürlüklerince icra edilir ve ilanlar Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi aracılığıyla yayımlanır. Sicil kayıtları kural olarak kamuya açık olup herkesin incelemesine açıktır. Sicilde tescil ve ilan edilen kayıtlar ile fiili durum arasında uyuşmazlık bulunması halinde iyi niyetli üçüncü kişilerin ilan edilen resmi duruma güveni korunur. Tescilli bir hususun gerçeğe aykırı olduğunu ileri süren üçüncü kişiler bu iddialarını ispat etmekle yükümlüdür; tescil edilmemiş hususlar ise kural olarak üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
Tescilin Hukuki Niteliği ve Tescile Tabi İşlemler
Ticaret siciline tescil işlemleri hukuki sonuçları bakımından kurucu ve bildirici nitelikte tescil olarak değerlendirilir. Kurucu tescilde kural olarak tescil yapılmadıkça hukuki sonuç doğmaz; şirket kuruluşu ve anonim şirketlerde esas sözleşme değişikliği bu nitelikte kabul edilir. 6102 sayılı Kanun m. 11/3 gereğince ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan devir ve diğer sözleşmelerin yazılı yapılması, ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi zorunludur. Anonim, limited, kollektif ve komandit şirketler ile kooperatifler bakımından tescil kurucu olup şirket tescil ile tüzel kişilik kazandığı anda tacir sıfatını da elde eder ve tescil tamamlandığında ticaret unvanı hukuken korunur.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 11Kaynağı aç
Bildirici tescilde ise hak doğmuş bulunmakta, tescil işlemi bu durumun üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesini ve ispat kolaylığını sağlamaktadır. Şirketlerin esas sözleşme değişiklikleri, sermaye artırımı veya azaltımı, şube açılması ve tasfiye memurlarının atanması gibi işlemler de ticaret siciline tescil edilmektedir.
Gerçek Kişi Tacirler, Esnaf İşletmesi ve Serbest Meslek Ayrımı
Gerçek kişilerin ticaret siciline kayıt olma yükümlülüğünün belirlenmesinde faaliyetin devamlılığı, bağımsızlığı, esnaf işletmesi sınırını aşan bir iş hacmine ve gelire ulaşması ile organizasyon içinde mal veya hizmet sunulması dikkate alınır. Bu unsurları sağlayan gerçek kişiler tacir sayılır ve ticaret siciline kayıt olmakla yükümlüdür.
Daha sınırlı ölçekli, sermaye ve organizasyon yapısı zayıf olan ve ciro eşiğini aşmayan faaliyetler ise esnaf işletmesi kapsamında kalır. Esnaf için Esnaf ve Sanatkârlar Siciline kayıt zorunluluğu bulunmakta olup ticaret siciline tescil zorunluluğu öngörülmemiştir. Avukat, doktor, diş hekimi, mali müşavir ve mimar gibi serbest meslek erbapları serbest meslek kazancı elde ettikleri ve faaliyetlerini meslek odaları ile vergi kayıtları üzerinden yürüttükleri için ticaret siciline kayıt zorunluluğu taşımazlar. Ancak bir serbest meslek erbabının faaliyetini ticari bir işletmeye dönüştürecek nitelikte bağımsız bir organizasyon kurması durumunda bu ikinci faaliyet sebebiyle ticaret siciline tescil zorunluluğu ortaya çıkabilir.
İnternet ortamında, pazar yerlerinde veya sosyal medya kanalları üzerinden yürütülen satışlarda da kullanılan mecradan ziyade işin ticari işletme boyutuna ulaşıp ulaşmadığı değerlendirilir. Düzensiz, düşük bedelli ve arızi nitelikteki işlemler ticari işletme olarak nitelendirilmeyebilir. Düzenli biçimde stok bulunduran, reklam faaliyetleri yürüten, kargo anlaşmaları kuran ve belirli bir ciroya ulaşan çevrimiçi satıcılar ise ticari işletme işletiyor kabul edilebilir; bu halde ticaret sicili tescili, oda ve vergi kaydı ile sosyal güvenlik yükümlülükleri devreye girer.
Tescil Prosedürü, İmzaların Kaydı ve Şube İşlemleri
Ticaret siciline yönelik tescil başvuruları çoğunlukla MERSİS üzerinden sisteme girilen işletme ve şirket bilgileri ile üretilen numara üzerinden ticaret sicili müdürlüğüne başvurulması suretiyle yürütülür. Sicil müdürlükleri işin nev'ine ve şirket türüne göre kendi ilan ettikleri listelere dayanarak ek belgeler isteyebilir. Mevcut kayıtlar MERSİS, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi veya sicil müdürlüğünden temin edilen ticaret sicil tasdiknamesi üzerinden görüntülenebilir.
6102 sayılı Kanun m. 40/2 çerçevesinde, gerçek kişi tacir ile tüzel kişi tacir adına imzaya yetkili şahısların imzaları kamu kurum ve kuruluşlarının veri tabanlarındaki imza verilerinden elektronik ortamda temin edilerek sicil dosyasına işlenir. Bu veri tabanlarında imza kaydının bulunmaması halinde imza beyanlarının ticaret sicili müdürlüğüne verilmesinin usul ve esasları Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak tebliğ ile belirlenir.
Merkezi Türkiye'de bulunan ticari işletmelerin şubeleri Türk Ticaret Kanunu m. 40/3 uyarınca bulundukları yerin ticaret siciline tescil ve ilan edilir. Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça merkezin bağlı olduğu sicildeki kayıtlar şube siciline tescil olunur ve şube sicil müdürlüğünün bu hususta ayrı bir inceleme zorunluluğu yoktur. Kanun m. 40/4 uyarınca merkezi yurt dışında bulunan ticari işletmelerin Türkiye'deki şubeleri ise kendi ülkelerinin ticaret unvanına ilişkin hükümleri saklı kalmak üzere yerli işletmeler gibi tescil olunur ve bu şubeler için Türkiye'de yerleşik tam yetkili bir ticari mümessil atanması gerekir. Türkiye'de şube açarak ticari faaliyette bulunan yabancı şirketler bakımından ticaret sicili tescili ve mümessil atanmasının yanı sıra ilgili izinlerin alınması da aranır.
Tescil Yükümlülüğüne Aykırılığın Hukuki, İdari ve Cezai Yaptırımları
6102 sayılı Kanun m. 18/1 gereğince tacir, her türlü borcu için iflasa tabi olmasının yanı sıra kanuna uygun bir unvan seçmek, ticari işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek ve gerekli ticari defterleri tutmakla yükümlüdür. Fiilen ticari işletme işleten kişi işletmesini tescil ettirmemiş olsa dahi tacir sayılır. Tescilin yapılmamış olması kişiyi iflas hükümleri, basiretli iş adamı gibi davranma ölçütü, ticari defter tutma yükümlülüğü ile ticari iş karinesi, ticari faiz, temerrüt ve haksız rekabet hükümlerine tabi olmaktan kurtarmaz; buna karşılık koruyucu mekanizmaları zayıflatır.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 18Kaynağı aç
Ticaret unvanı sicile tescille korunduğundan, tescil yaptırmayan tacir unvanını korumakta güçlük çekebilir; aynı veya benzer unvanın üçüncü kişilerce tescili halinde üstün hak ileri sürme ve haksız rekabet davalarında savunmasını kanıtlama noktasında zorluk yaşayabilir.
Tescili zorunlu olup da kanuni süresinde tescili istenmemiş veya tescil şartlarına uymayan bir durumu haber alan ticaret sicili müdürü, Türk Ticaret Kanunu m. 33/1 uyarınca ilgilileri belirleyeceği uygun bir süre içinde yükümlülüklerini yerine getirmeye veya tescili gerektiren hallerin bulunmadığını ispata çağırır. Tanınan süre içinde tescil isteminde bulunmayan ve kaçınma sebebini de bildirmeyen kimseler hakkında, sicil müdürünün teklifi üzerine Türk Ticaret Kanunu m. 33/2 ve m. 562/14 uyarınca mahallin en büyük mülki amirince idari para cezası verilir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 33Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 562Kaynağı aç
İlgililerin süresi içinde kaçınma sebeplerini bildirmesi durumunda sicilin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi dosya üzerinden inceleme gerçekleştirir. Mahkeme tescili zorunlu bir hususun varlığını tespit ederse tescili sicil müdürlüğüne emreder, aksi halde istemi reddeder; ilgililere idari para cezası kesilmiş olması mahkemenin bu incelemesine engel oluşturmaz.
Türk Ticaret Kanunu m. 38 uyarınca tescil ve kayıt için gerçeğe aykırı beyanda bulunanlara idari para cezası uygulanır ve zarar görenlerin tazminat hakları saklı tutulur. Ayrıca sicil kayıtlarının kanuna uygun olmadığını bilmesine rağmen düzeltilmesini istemeyenler veya değişen hususları tescil ettirmeyenler, kusurları sebebiyle üçüncü kişilerin uğradığı zararları tazminle yükümlüdür. Kanun m. 51 uyarınca mahkemeler, memurlar, ticaret ve sanayi odaları, noterler ve Türk Patent Enstitüsü görevlerini yaparlarken ticaret unvanının tescil edilmediğini, kanun hükümlerine aykırı tescil edildiğini veya kullanıldığını öğrenirlerse durumu yetkili makamlara bildirmek zorundadır; unvan yükümlülüklerine aykırılıklarda idari para cezası, unvanın devri ve korunmasına ilişkin belirli kuralların ihlalinde ise hapis veya adli para cezası öngörülmüştür.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 38Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 51Kaynağı aç
Şirket kuruluşu, sermaye artırımı ya da azaltımı ile yapısal değişikliklere ilişkin tescil belgeleri ve beyanların sahte veya gerçeğe aykırı olmasından doğan zararlardan Türk Ticaret Kanunu m. 549 kapsamında belgeyi düzenleyenler ve kusurlu katılanlar sorumludur. Bu belgeleri sahte düzenleyenler ile ticari defterlere kasıtlı aykırı kayıt düşenler hakkında Türk Ticaret Kanunu m. 562/8 uyarınca hapis cezası öngörülmüştür. Ayrıca tescilsiz veya noksan kayıtla faaliyet yürütülmesi durumunda Vergi Usul Kanunu çerçevesinde usulsüzlük, vergi ziyaı ve gecikme faizi ile sosyal güvenlik mevzuatı uyarınca idari yaptırımlar ve kaçakçılık hükümleri gündeme gelebilir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 549Kaynağı aç
Ticaret siciline tescil başvurusu hangi sürede yapılmalıdır?
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 40/1 hükmüne göre her tacir, ticari işletmenin açıldığı tarihten itibaren on beş gün içinde işletmesini ve seçtiği unvanı merkezinin bulunduğu ticaret siciline tescil ve ilan ettirmekle yükümlüdür.
Ticaret siciline kayıt yaptırmamak tacir sıfatının doğmasını engeller mi?
Hayır, bir ticari işletmeyi fiilen kendi adına işleten kişi işletmesini tescil ettirmemiş olsa dahi tacir sayılır. Tescilin bulunmaması kişiyi iflasa tabi olma, basiretli davranma ve defter tutma gibi sorumluluklardan muaf tutmaz.
Esnaf ve serbest meslek mensupları ticaret siciline kaydolmak zorunda mıdır?
Esnaf işletmesi sınırlarında kalan faaliyetler Esnaf ve Sanatkârlar Siciline tescil edilir, ticaret siciline tescil zorunluluğu yoktur. Serbest meslek mensupları da meslek odaları ve vergi kayıtlarıyla faaliyet gösterdiklerinden ticaret siciline kayıt yükümlülüğü taşımaz; ancak faaliyetin ticari işletmeye dönüştürülmesi halinde bu ikinci faaliyet yönünden tescil zorunluluğu doğabilir.
Süresinde tescil yaptırılmadığında sicil müdürlüğü nasıl bir işlem yürütür?
Sicil müdürü ilgililere kanuni yükümlülüklerini yerine getirmeleri veya sebepleri ispatlamaları için uygun bir süre tanır; süreye rağmen tescil istemeyen ve kaçınma sebebi bildirmeyenler hakkında mülki amir eliyle idari para cezası verilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

