Şirketler Topluluğu ve Hâkim Şirket Kavramı
Bir ticaret şirketinin diğer bir ticaret şirketinde doğrudan veya dolaylı şekilde oy haklarının çoğunluğuna sahip olması, şirket sözleşmesine göre yönetim organında karar alabilecek çoğunluktaki üyeleri seçebilme yetkisini elinde bulundurması yahut sözleşmeye dayanarak tek başına ya da diğer ortaklarla birlikte oy çoğunluğunu meydana getirmesi hâkimiyet ilişkisini doğurur. Aynı şekilde bir ticaret şirketinin diğerini bir sözleşme gereğince veya başka bir yolla kontrolü altında tutabilmesi durumunda da ilk şirket hâkim, diğeri ise bağlı şirket statüsünü kazanır. Taraflardan en az birinin merkezinin Türkiye sınırları içinde yer alması, Türk Ticaret Kanunu bünyesindeki şirketler topluluğu kurallarının uygulanması için yeterlidir. Bir şirketin diğerinin pay çoğunluğuna veya yönetim kararlarını şekillendirebilecek miktardaki paylarına sahip olması hâkimiyetin mevcudiyetine karine oluşturur. Hâkim şirketin bir veya birden fazla bağlı şirket aracılığıyla bir başka işletmeyi idare etmesi dolaylı hâkimiyet sayılır ve hâkim şirket ana, bağlı şirketler ise yavru şirket olarak topluluğu meydana getirir. Topluluğun tepe yönetiminde yerleşim yeri yurt içinde ya da dışında bulunan bir teşebbüsün yer alması durumunda da şirketler topluluğu hükümleri uygulanır ve bu hâkim teşebbüs kanunen tacir kabul edilir. Bu düzenlemeler kapsamındaki yönetim kurulu ifadesi limited şirketlerdeki müdürleri, sermayesi paylara bölünmüş komandit ve şahıs şirketlerindeki yöneticileri, tüzel kişilerde yetkili idare organını, gerçek kişilerde ise bizzat şahsın kendisini ifade eder.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 195Kaynağı aç
Hâkimiyetin Kötüye Kullanılması ve Kayba Uğratma Yasağı
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 202/1-a uyarınca hâkim şirket, sahip olduğu etki ve yönlendirme gücünü bağlı şirketin malvarlığını veya ticari potansiyelini eksiltecek biçimde kullanamaz. Bu kural uyarınca bağlı şirketin iş, malvarlığı, fon, personel, alacak veya borç nakline zorlanması, elde ettiği kârın kısılması ya da başka birimlere devredilmesi ve malvarlığı unsurlarının ayni veya şahsi haklarla sınırlandırılması kanuna aykırıdır. Bunun yanı sıra bağlı kuruluşa kefalet, garanti ve aval verme gibi yükümlülükler yüklenmesi, karşılıksız ödemeler yaptırılması yahut haklı bir gerekçe bulunmaksızın tesis modernizasyonunun ertelenmesi ve operasyonel verimliliği zedeleyecek kısıtlayıcı kararlar aldırılması da açıkça yasaklanmıştır.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 202Kaynağı aç
Zararın Denkleştirilmesi Şartı ve İstisnası
Hâkim şirketin bağlı şirketi kayba maruz bırakan tasarrufları belirli şartların varlığı hâlinde hukuka uygun kabul edilebilir. Türk Ticaret Kanunu m. 202/1-a uyarınca meydana gelen mali kaybın ilgili faaliyet yılı içerisinde fiilen telafi edilmesi veya bu telafinin usulü ile takvimi açıkça kararlaştırılarak en geç o faaliyet döneminin sonuna kadar bağlı şirkete eşdeğer bir istem hakkının sağlanması durumunda yapılan yönlendirme hukuki meşruiyet kazanır.
Pay Sahipleri ve Alacaklıların Dava Hakları
Zararın faaliyet dönemi içinde fiilen karşılanmadığı ya da öngörülen sürede eşdeğer bir talep yetkisiyle dengelenmediği durumlarda, Türk Ticaret Kanunu m. 202/1-b gereğince bağlı şirketin her bir pay sahibi tazminat talebinde bulunabilir. Pay sahipleri, uğranılan şirket zararının giderilmesini hâkim şirketten ve bu kayba yol açan yönetim kurulu üyelerinden talep etme hakkına sahiptir. Yargılamayı yürüten mahkeme, talep doğrultusunda veya hakkaniyet gerektiriyorsa kendiliğinden tazminat ödenmesi yerine davacı ortakların paylarının hâkim şirketçe bedeli karşılığında devralınmasına ya da duruma elverişli alternatif bir çözüme hükmedebilir.
Bağlı şirketin alacaklıları da kayba uğratıcı işlemlere karşı kanuni korumadan yararlanır. Türk Ticaret Kanunu m. 202/1-c hükmü uyarınca, bağlı işletme hakkında iflas kararı verilmemiş olsa dahi, alacaklılar telafi edilmeyen zararın şirkete ödenmesini hâkim şirketten ve kusurlu yönetim kurulu üyelerinden yargı yoluyla isteyebilir.
Sorumluluktan Kurtulma Ölçütü ve Yöneticilerin Teminatı
Hâkim teşebbüsün yönlendirmesiyle kayba yol açan bir tasarruf yapılmış olsa dahi sorumluluktan muafiyet sağlanması mümkündür. Türk Ticaret Kanunu m. 202/1-d gereğince, davaya konu işlemin benzer koşullar altında basiretli bir idarecinin özen düzeyiyle hareket eden ve şirket menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözeten bağımsız bir idare heyetince de gerçekleştirilebileceği yahut yapılmasından imtina edilebileceği kanıtlanırsa hâkim şirket aleyhine tazminata hükmedilmez.
Topluluk içi talimatlar doğrultusunda işlem tesis eden bağlı şirket yöneticileri hukuki güvence talep edebilir. Türk Ticaret Kanunu m. 202/5 kapsamında bağlı şirketin yöneticileri, hâkimiyet ilişkisinin yürütülmesi sebebiyle pay sahipleri veya alacaklılar nezdinde karşılaşabilecekleri sorumlulukların bütün mali ve hukuki sonuçlarının bir sözleşme aracılığıyla hâkim teşebbüs tarafından üstlenilmesini isteyebilir.
Bağlılık Raporu ve Bilgi Denetimi
Bağlı şirketin yönetim organı, faaliyet yılının ilk üç ayı tamamlanmadan hâkim ve diğer grup şirketleriyle olan ilişkilerini konu edinen ayrıntılı bir bağlılık raporu tanzim etmek zorundadır. Türk Ticaret Kanunu m. 199/1 ve 199/2 hükümleri doğrultusunda raporda; geçmiş çalışma döneminde hâkim şirketle ya da onun yönlendirmesiyle gerçekleştirilen tüm hukuki tasarruflar, devirler, alınan ve kaçınılan önlemler ile bu işlemlerin yarar ve zarar dengesi dürüst hesap verme prensipleriyle açıklanır. Denkleştirme yapılmışsa bunun fiilen nasıl icra edildiği veya hangi istem haklarının sağlandığı bildirilir. Kanunun 199/3 maddesi gereğince yönetim organı, işlemlerin yapıldığı anın şartlarına göre makul bir karşı edim alınıp alınmadığını ve şirketin zarara uğrayıp uğramadığını rapor nihayetinde açıklar; bu tespitler sadece yıllık faaliyet raporunda kamuya sunulur.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 199Kaynağı aç
Şeffaflığın temini amacıyla hâkim şirketin yönetim kurulu üyeleri de denetim hakkına sahiptir. Türk Ticaret Kanunu m. 199/4 uyarınca her yönetim kurulu üyesi, yönetim kurulu başkanından bağlı şirketlerin mali tabloları, çeyrek dönem hesapları ve grup içi ilişkileri kapsayan özenli bir rapor hazırlatarak kurula sunmasını talep edebilir. Bağlı şirketler, haklı bir ret nedenini tartışmaya mahal bırakmayacak açıklıkta ispatlayamadıkları sürece görevlendirilen uzmanlara bilgi ve belgeleri teslim etmekle yükümlüdür; ancak bu istemi üçüncü bir kişinin menfaati doğrultusunda kötüye kullanan yönetim kurulu üyesi ortaya çıkacak neticelerden bizzat sorumludur.
Yargılama Usulü, Mahkeme Yetkisi ve Zamanaşımı
Hâkim teşebbüsün idari merkezinin yurt dışında bulunması durumunda tazminat davası, Türk Ticaret Kanunu m. 202/1-e gereğince bağlı şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde açılır. Aynı fıkra uyarınca, pay sahipleri ile alacaklıların ikame edeceği tazminat yargılamalarında anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğunu, müteselsil mesuliyeti ve teselsülün derecelendirilmesini düzenleyen Türk Ticaret Kanunu m. 553, 555 ilâ 557, 560 ve 561 hükümleri kıyasen tatbik edilir.
Hâkimiyetin hukuka aykırı biçimde kullanılması sebebiyle Türk Ticaret Kanunu m. 202/2 uyarınca açılacak tazminat veya payların devralınması istemli davalar, genel kurul kararının alındığı ya da yönetim kurulu kararının ilan edildiği günden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Kanunun 202/3 maddesi mucibince, bu tür bir dava ikame edildiğinde davacıların muhtemel zararlarını veya payların satın alma tutarını karşılayacak miktardaki teminat mahkeme adına bankaya depo edilmedikçe dava konusu karara ilişkin herhangi bir uygulama işlemi yürütülemez.
Hâkim şirketin bağlı şirketi zarara uğratan yönlendirmesi nasıl geçerli sayılır?
Oluşan kaybın ilgili faaliyet dönemi içinde fiilen karşılanması veya en geç dönem sonuna kadar telafinin şekli ve vadesi belirlenerek bağlı şirkete eşdeğer nitelikte bir istem hakkı verilmesi hâlinde işlem kanunen geçerli sayılır.
Bağlı şirketin alacaklıları dava açmak için iflas kararını beklemek zorunda mıdır?
Hayır, Türk Ticaret Kanunu m. 202/1-c uyarınca bağlı şirket iflas etmemiş olsa bile alacaklılar, şirketin zararının şirkete ödenmesini hâkim şirketten ve kayba sebep olan yönetim kurulu üyelerinden isteyebilir.
Hâkimiyetin kötüye kullanılmasına dayalı pay alımı ve tazminat davasında zamanaşımı ne kadardır?
Türk Ticaret Kanunu m. 202/2 kapsamındaki payların satın alınması veya tazminat davaları, ilgili genel kurul kararının alındığı ya da yönetim kurulu kararının ilan edildiği tarihten itibaren iki yılda zamanaşımına uğrar.
Hâkim şirketin merkezi yurt dışındaysa dava nerede açılır?
Hâkim teşebbüsün yönetim merkezinin yurt dışında olması hâlinde tazminat davası, Türk Ticaret Kanunu m. 202/1-e gereğince bağlı şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde açılır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

