Hayasızca Hareketler Suçunun Yasal Çerçevesi
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 225. maddesinin 1. fıkrası uyarınca alenen cinsel ilişkide bulunan veya teşhircilik yapan kişi altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suç bakımından savcılık olayı öğrendiğinde resen soruşturma açabilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 225Kaynağı aç
yapan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Müstehcenlik
Teşhircilik eylemi yalnızca cinsel organın gösterilmesi fiiliyle sınırlı kabul edilmemekte; toplumun edep ve haya duygularını rencide edecek nitelikte vücudun belirli mahrem kısımlarının sergilenmesini de kapsamaktadır.
Aleniyet Koşulunun Gerçekleşmemesi Sebebiyle Beraat
Türk Ceza Kanunu'nun 225. maddesinde tanımlanan suçun oluşabilmesi için aleniyet unsuru aranır. Aleniyetin gerçekleşmesi bakımından fiilin fiilen bir başkası tarafından görülmüş olması zorunlu görülmeyip, somut olay koşullarında görülme ihtimalinin bulunması yeterli sayılmaktadır.
Kamuya açık bir otoparkta araç içinde cinsel ilişkide bulunulması olayında, aracın camından içerisinin görülebilmesi nedeniyle yerel mahkemece aleniyet unsurunun gerçekleştiğinin kabul edilmesinde hukuka aykırılık görülmemiş, ancak hüküm başka gerekçelerle bozulmuştur (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2021/13470 E., 2023/21377 K.). Buna karşılık aracın dışarıdan görülmesinin hayatın olağan akışına göre mümkün olmadığı bir konumda bulunması hâlinde aleniyet unsuru oluşmayacağından Türk Ceza Kanunu'nun 225. maddesindeki suç meydana gelmez.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/13470, K. 2023/21377Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/261 E., 2016/140 K.
SUÇ : Hayasızca hareketler
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanık hakkında hayasızca hareketler suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 225 inci maddesinin birinci fıkrası ile 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, almış olduğu cezayı temyiz ettiğine vesaire ilişkindir
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık …'in suç tarihinde temyiz incelemesi dışında bulunan diğer sanık Y. E. ile … Üniversitesi Hastanesi otoparkında park halindeki otomobilin arka koltuğunda cinsel ilişkiye girdiği, sanıkların cinsel ilişkiye girdikleri yerin kamuya açık alan olduğu, herkesin geçip gidebileceği ve görebilecekleri yer olması yanında cinsel ilişkiye girilen otomobilin camlarından içerisinin görülebilmesi sebepleriyle aleniyet unsurunun gerçekleştiği, bu suretle sanığın üzerine atılı hayasızca hareketler suçunu işlediği Mahkemece kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden
Olay ve Olgular bölümünde anlatıldığı şekliyle sanığın üzerine atılı hayasızca hareketler suçunu işlediği hususunun, sanığın ikrar içeren savunması ve olay tutanağı çerçevesinde sübut bulduğu yönündeki Mahkemenin takdir ve gerekçesinde bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Sair Sebepler Yönünden
1. Sanığın tekerrüre esas alınan ilamında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulandığı anlaşılmakla, sanığın ikinci kez mükerrir olduğunun tespiti ile cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmemiş ise de aleyhe temyiz olmadığından bu husus bozma sebebi yapılmamıştır.
2. Tekerrür hükümleri uygulanırken, 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, infazı kısıtlar biçimde 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri süresinin de belirlenmesi,
3. 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun'a 7188 sayılı Kanun'la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa'nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 7 ve 5271 sayılı Kanun'un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden karar bu yönleriyle hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.09.2023 tarihinde karar verildi.
Araçtaki cam filmi içerinin görülmesini tamamen engelliyorsa aleniyet oluşmayabilir; buna karşılık cam filmine rağmen içerinin dışarıdan seçilebildiği tespit edilirse suç oluşabilir. Nitekim Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2021/24011 Esas, 2024/3743 Karar sayılı ilamına konu olayda, metruk bir bina içerisinde gerçekleştiği iddia edilen fiilde binanın özellikleri ve suçta aranan aleniyet unsurunun ne şekilde gerçekleştiği tartışılmadan verilen mahkûmiyet kararı bozulmuştur.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/24011, K. 2024/3743Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/606 E., 2016/320 K.
SUÇ : Hayasızca hareketler
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanık hakkında hayasızca hareketler suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 225 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 52 nci maddesi uyarınca taksitler halinde 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanığın temyiz isteminin özetle; atılı suçu işlemediğine, bu ve sair nedenlerle beraatine karar verilmesine yönelik olduğu,
2. O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin özetle; suçun işlendiği yere ilişkin aleniyet unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin kesin bir şekilde dosyaya yansımaması nedeniyle eksik inceleme ile karar verildiğine yönelik bulunduğu görülmüştür.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, temyiz dışı sanık R.R. ile birlikte Rus yapısı kemer şeklindeki metruk binanın içerisinde hayasızca hareketler suçunu işlediği Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, aşağıdaki bozma sebepleri dışında başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
1. 5237 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinde düzenlenen hayasızca hareketler suçunda, alenen cinsel ilişkide bulunan veya teşhircilik yapan kişinin cezalandırılacağının belirtildiği, eylemin Rus yapısı kemer şeklindeki metruk binanın içerisinde gerçekleştiği dikkate alındığında; atılı suçta aranan aleniyet unsurunun ne şekilde oluştuğu ve binanın özellikleri açıklanıp tartışılmaksızın yeterli olmayan gerekçeyle mahkûmiyet kararı verilmesi,
2. Kabule göre de; 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanuna 7188 sayılı Kanun'la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan hükme bağlanmış ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla basit yargılama usulü yönünden Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa'nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 7 ve 5271 sayılı Kanun'un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden karar bu yönlerden hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme kararına yönelik sanık ile O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.03.2024 tarihinde karar verildi.
Cezaevi koğuşu, karakol nezarethanesi ve adliye tuvaleti gibi herkese açık sayılmayan alanlarda aleniyet unsuru gerçekleşmediğinden, bu tür yerlerde gerçekleştirilen eylemler sebebiyle Türk Ceza Kanunu'nun 225. maddesi kapsamında mahkûmiyet hükmü kurulamaz.
Eylemin Tarzı ve Kastın Değerlendirilmesi
Komşu tarafa dönerek idrar yapma eyleminde, Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/42285 Esas, 2017/15146 Karar sayılı kararına konu olduğu üzere eylemin tarzı, aleniyet ve teşhir kastı tartışılmadan ve fiilin Türk Ceza Kanunu'nun 225. maddesinde düzenlenen hayasızca hareketler suçunu oluşturup oluşturmayacağı değerlendirilmeden mahkûmiyet kararı verilemez.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2015/42285, K. 2017/15146Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanığın evinin balkonuna çıkarak katılanların evine doğru idrarını yapma şeklindeki eyleminin TCK’nın 225. maddesinde düzenlenmiş olan hayasızca hareketler suçunu oluşturup oluşturmayacağının tartışılıp değerlendirilmesinden sonra sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmeden, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
2- Sanığın eylemlerini birden fazla kişiye karşı gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında TCK'nın 43/2. maddesinin uygulanmaması,
3- Sanık hakkında TCK'nın 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ilişkin hüküm kurulurken, tekerrüre esas alınan ilamın kararda gösterilmemesi,
4- TCK'nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uygulanma olanağının ortadan kalkmış olması,
Kanuna aykırı, O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki isteme uygun olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 19/12/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Sanığın sağlık mazeretine dayandığı somut bir olayda Yargıtay 4. Ceza Dairesi (2021/8745 E., 2023/19804 K.), yalnızca rapor sunulmasını yeterli görmeyerek mağdur beyanlarının uyumluluğu, fotoğraflar ve eylemin düzenli tekrarını dikkate alıp hareketlerin kasıtlı olduğuna hükmetmiştir.
Balkona çıplak çıkma fiiline ilişkin bir olayda, belirli bir kişiye yönelme bulunmadığı ve aleniyet koşullarının sağlandığı tespitiyle eylem Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2014/11208 Esas, 2017/3371 Karar sayılı ilamında Türk Ceza Kanunu'nun 225. maddesi kapsamında değerlendirilmiştir.
Cinsel Taciz ve Hakaret Suçlarıyla Ayrım
Eylemin belirsiz kişilere değil de belirli bir kimseye yöneltilmesi durumunda fiil genellikle Türk Ceza Kanunu'nun 105. maddesinde yer alan cinsel taciz suçu kapsamında kabul edilir. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2017/5419 Esas, 2017/10806 Karar sayılı kararında, yoldan geçen belirli bir kişiye seslenilerek cinsel organın açılıp gösterilmesi eyleminin hayasızca hareketler suçunu değil Türk Ceza Kanunu'nun 105/1. maddesindeki cinsel taciz suçunu oluşturduğu ifade edilmiştir.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2017/5419, K. 2017/10806Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hayasızca hareketler
HÜKÜM : Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığın, yolda yürürken yanından geçen mağdura hitaben “bakar mısın” diye seslendikten sonra mağdur dönüp baktığında sanığın elleriyle paltosunun önünü açarak ve gülerek cinsel organını mağdura göstermesi şeklinde kabul edilen eyleminin, TCK’nın 105/1.maddesindeki cinsel taciz suçunu oluşturduğu gözetilmeden, hayasızca hareketler suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre ise;
TCK'nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararıyla iptal edilmesi nedeniyle uygulanma olanağının ortadan kalkmış olması,
Kanuna aykırı, sanık …'un temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine,yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 12/10/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Cinsel taciz suçunun teşhir suretiyle işlenmesi hâlinde Türk Ceza Kanunu'nun 105. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca ceza yarı oranında artırılır. Tek bir eylemin hem cinsel taciz hem de hayasızca hareketler suçuna vücut vermesi durumunda Türk Ceza Kanunu'nun 44. maddesindeki fikri içtima kuralı uyarınca en ağır cezayı gerektiren suçtan mahkûmiyet verilmeli, her iki suçtan ayrı ayrı ceza tesis edilmemelidir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2021/7475 Esas, 2022/5346 Karar sayılı ilamında cinsel organın yoldan geçen belirli bir kişiye gösterilmesi olayında yalnızca cinsel taciz suçundan mahkûmiyet tayin edilmesi, alenen hayasızca hareketlerde bulunma suçu bakımından ise hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 105Kaynağı aç
olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla
kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına fiilin çocuğa karşı işlenmesi
hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.[50]
(2) (Değişik: 18/6/2014-6545/61
md.) Suçun;
a) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin sağladığı
kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
b) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti
veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,
c) Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
d) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan
faydalanmak suretiyle,
e) Teşhir suretiyle,
işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında
artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden
ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az olamaz.
YEDİNCİ BÖLÜM
Hürriyete Karşı Suçlar
Tehdit[51]
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/7475, K. 2022/5346Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hayasızca hareketlerde bulunma
HÜKÜM : Mahkumiyet
İlk derece mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle başvurunun muhtevası ve inceleme tarihine kadar getirilen kanuni düzenlemeler nazara alınıp cinsel taciz suçundan verilen kararla ilgili kanun yolu inceleme talebinde bulunulmadığı gözetilerek dosya tetkik edildi, gereği görüşüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın olay günü pantolonunu indirmiş vaziyette cinsel organını yoldan geçmekte olan reşit mağdureye göstererek peşinden gitmesi şeklinde sübuta eren eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 225. maddesinde düzenlenen hayasızca hareketlerde bulunma ve aynı Kanunun 105/1. maddesinde yer alan cinsel taciz suçlarını oluşturup, tek eylemle birden fazla suçun işlenmesi nedeniyle sanık hakkında TCK'nın 44. maddesinde yer alan fikri içtima kuralı gereğince sadece cinsel taciz suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği ve mahkemece bu suçla ilgili ceza tayin edildiği gözetilerek alenen hayasızca hareketlerde bulunma suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu suçtan da mahkumiyet kararı verilmesi,
Kanuna aykırı, O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 06.06.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Cinsel organ gösterme fiilinin cinsel tatmin amacı gütmeyip muhatabı aşağılama ve küçük düşürme kastıyla gerçekleştirildiği durumlarda eylemin cinsel suçlar kapsamında değil, Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçu çerçevesinde değerlendirilmesi gündeme gelir.
Suçların İçtimaı ve Usul Kuralları
Hayasızca hareketler suçunda eylemin tek bir fiille aynı anda birden fazla kişi tarafından görülmüş olması zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını gerektirmez. Buna karşılık teşhir eyleminin aynı karar doğrultusunda farklı tarihlerde tekrarlanması durumunda Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesi gereğince zincirleme suç hükümleri gündeme gelebilir.
Hayasızca hareketler suçu bakımından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251. maddesinde düzenlenen basit yargılama usulü ile lehe yasa değerlendirmesi yapılması zorunludur; nitekim Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2021/13470 Esas, 2023/21377 Karar sayılı ilamında Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251. maddesi uyarınca yeniden değerlendirme yapılmaması ve tekerrür uygulamasında Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesinin 7. fıkrasına aykırı olarak denetimli serbestlik süresinin infazı kısıtlayacak biçimde belirlenmesi bozma nedeni sayılmıştır. Ayrıca hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK m. 231/5) ihtimalinin hiç tartışılmaması da yargılamada bozma gerekçesi yapılmaktadır.
Araç içinde cinsel ilişki hangi durumda suç teşkil etmez?
Aracın dışarıdan görülmesinin hayatın olağan akışına göre mümkün olmadığı bir mevkide bulunması veya cam filminin içerinin görülmesini tamamen engellemesi hâlinde aleniyet unsuru gerçekleşmeyeceğinden Türk Ceza Kanunu m. 225 suçu oluşmaz; ancak cam filmi içerinin seçilmesini engellemiyorsa suç oluşabilir.
Teşhir eylemi belirli bir kişiye yöneltilirse hangi suç oluşur?
Eylemin belirsiz kişilere değil belirli bir kişiye yöneltilmesi durumunda genel kabul cinsel taciz suçunun oluştuğu yönündedir ve eylemin teşhir suretiyle işlenmesi Türk Ceza Kanunu m. 105/2-e uyarınca cezanın yarı oranında artırılmasını gerektirir.
Balkona çıplak çıkmak hayasızca hareketler suçu sayılır mı?
Belirli bir kişi hedef alınmasa dahi dışarıdan görülme ihtimalinin bulunduğu ve aleniyet koşullarının sağlandığı durumlarda balkona çıplak çıkılması eylemi Türk Ceza Kanunu m. 225 kapsamında değerlendirilir.
Cezaevi koğuşu veya tuvalet gibi yerlerde aleniyet oluşur mu?
Cezaevi koğuşu, karakol nezarethanesi veya adliye tuvaleti gibi herkese açık sayılmayan alanlarda aleniyet unsuru gerçekleşmediğinden Türk Ceza Kanunu m. 225 uyarınca mahkûmiyet kararı verilemez.
Hayasızca hareketler suçu şikâyete tabi midir?
Hayır, Türk Ceza Kanunu m. 225'te düzenlenen hayasızca hareketler suçu şikâyete tabi olmayıp adli makamlarca resen soruşturulur.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

