Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu ve Cezası

by Avukat Erdal Ersoy
Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu ve Cezası

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 132. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden fail hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 132Kaynağı aç
Madde 132- (1) Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal
eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu
gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse,
verilecek ceza bir kat artırılır.
(2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa
eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası
olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar
hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 2/7/2012-6352/79 md.) İfşa
edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya
hükmolunur.
(4) (Mülga: 2/7/2012-6352/79 md.)
Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması[58]

Suçun Maddi Unsurları ve Oluşum Koşulları

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun vücut bulabilmesi için haberleşmenin bir araç vasıtasıyla gerçekleştirilmesi aranır. Araç kullanılmaksızın yapılan ve haberleşme vasfı taşımayan yüz yüze konuşmaların çıplak kulakla dinlenmesi bu suçu oluşturmaz; şartları bulunduğu takdirde özel hayatın gizliliğini ihlal suçu çerçevesinde değerlendirilebilir. Yüz yüze konuşmaların ses ya da görüntü kaydeden aygıtlarla kayıt altına alınması durumunda ise şartları varsa kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu gündeme gelir.

Suçun meydana gelmesi bakımından haberleşmenin konusunun kişilerin özel hayatına dair olması yahut sır niteliği taşıması zorunlu değildir. İletişimin özel bir alana ilişkin olup olmadığına bakılmaksızın, taraflar arasında düşünce ve duygu aktarımının gerçekleşmiş bulunması suçun oluşumu açısından yeterlidir.

Haberleşmenin gizliliğinden bahsedilebilmesi için haberleşen tarafların gizliliği temin etmeye elverişli vasıtaları kullanması gerekir. Pek çok kişinin haberleşmenin içeriğini öğrenebilmesine imkân veren araç ve ortamlarda iletişim kurulması halinde gizlilikten ve dolayısıyla haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan söz edilemez.

Haberleşme İçeriklerinin Kaydedilmesi ve Ağırlaştırıcı Nedenler

5237 sayılı Kanun'un 132. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca, gizlilik ihlalinin haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleştirilmesi halinde faile verilecek ceza bir kat artırılır. Bu nitelikli halin oluşabilmesi için kayıt işleminin ses veya görüntü kaydetmeye uygun bir cihazla yapılması yeterlidir; failin kaydettiği haberleşmeyi sonradan dinlemiş, okumuş veya içeriğini bizzat öğrenmiş olması şartı aranmaz.

Türk Ceza Kanunu'nun 137. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle ya da belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi durumunda verilecek ceza yarı oranında artırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 137Kaynağı aç
Madde 137- (1) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların;
a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye
kullanılmak suretiyle,
b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak
suretiyle,
İşlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Verileri yok etmeme

Haberleşme İçeriklerinin İfşa Edilmesi

Türk Ceza Kanunu'nun 132. maddesinin ikinci fıkrasına göre, kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimseye iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. Bu fıkra kapsamındaki sorumluluk açısından haberleşme içeriğinin fail tarafından hukuka uygun yollarla mı yoksa hukuka aykırı biçimde mi öğrenildiği önem taşımaz; ifşa eyleminin hukuka aykırı yapılması yaptırım için yeterlidir.

Aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, kişinin kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası bulunmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa etmesi halinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası uygulanır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın araçları vasıtasıyla yayımlanması durumunda da faile aynı ceza verilir.

Şikâyet Koşulu ve Dava Zamanaşımı Süreleri

Türk Ceza Kanunu'nun 139. maddesinin birinci fıkrası gereğince; kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme suçları hariç olmak üzere, ilgili kanun bölümünde yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Bu düzenleme uyarınca haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu hakkında adli süreç başlatılabilmesi için mağdurun şikâyeti zorunludur.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 139Kaynağı aç
Madde 139- (1) Kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka
aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme hariç, bu bölümde
yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır.
Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması

5237 sayılı Kanun'un 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda kamu davası sekiz yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Zamanaşımı süresinin belirlenmesinde suçun kanundaki cezasının üst sınırı ile dosyadaki mevcut deliller itibarıyla daha ağır cezayı gerektiren nitelikli haller dikkate alınır, seçimlik cezalarda ise hapis cezası esas tutulur.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 66Kaynağı aç
Madde 66- (1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında
kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda
yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda
onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını
gerektiren suçlarda sekiz yıl,
geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını
doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup
da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin
geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller
itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun
kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları
gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8
md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece
bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı
süresi yeni baştan işlemeye başlar.
(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs
halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda
kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara
karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından
işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye
başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış
müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların
yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.
Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi

Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş olup on beş yaşını doldurmamış bulunanlar hakkında zamanaşımı sürelerinin yarısının, on beş yaşını doldurmuş olup on sekiz yaşını doldurmamış bulunanlar hakkında ise üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer. Aynı maddenin altıncı fıkrasına göre zamanaşımı; tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs aşamasında kalan fiillerde ise son hareketin yapıldığı günden itibaren işlemeye başlar.

Hapis Cezasının Ertelenmesi Şartları

Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesinin birinci fıkrasına göre, işlediği suçtan ötürü iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş kişiler bakımından erteleme uygulanabilecek mahkûmiyet süresinin üst sınırı üç yıldır. Erteleme kararı verilebilmesi için kişinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık sebebiyle tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede kanaat oluşması şarttır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 51Kaynağı aç
Madde 51- (1) İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle
hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst
sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını
bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır. Ancak, erteleme kararının verilebilmesi
için kişinin;
a) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına
mahkûm edilmemiş olması,
b) Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık
dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması,
gerekir.
(2) Cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen
iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi
koşuluna bağlı tutulabilir. Bu durumda, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın
infaz kurumunda çektirilmesine devam edilir. Koşulun yerine getirilmesi
halinde, infaz hâkimi kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhal salıverilir.[9]
(3) Cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla
olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı, mahkûm
olunan ceza süresinden az olamaz.
(4) Denetim süresi içinde;
a) Bir meslek veya sanat sahibi
olmayan hükümlünün, bu amaçla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi
hükümlünün, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra
eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Onsekiz yaşından küçük olan hükümlülerin, bir meslek veya sanat
edinmelerini sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir
eğitim kurumuna devam etmesine,
mahkemece karar verilebilir.
(5) Mahkeme, denetim süresi içinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman
kişiyi görevlendirebilir. Bu kişi, kötü alışkanlıklardan kurtulmasını ve
sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini temin hususunda hükümlüye öğütte
bulunur; eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya nezdinde çalıştığı kişilerle
görüşerek, istişarelerde bulunur; hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve
sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerle rapor
düzenleyerek infaz hâkimine verir.9
(6) Mahkeme, hükümlünün kişiliğini ve sosyal durumunu göz önünde
bulundurarak, denetim süresinin herhangi bir yükümlülük belirlemeden veya uzman
kişi görevlendirmeden geçirilmesine de karar verebilir.
(7) Hükümlünün denetim süresi içinde
kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, infaz
hâkiminin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde; ertelenen cezanın
kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine infaz hâkimliğince karar
verilir.[10]
(8) Denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirildiği
takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır.
Adlî para cezası

Hapis cezasının ertelenmesi; kamu veya mağdurun uğradığı maddi zararın aynen iadesi, suçtan önceki duruma getirilmesi veya tazmin edilmesi şartına bağlanabilmektedir. Mahkemece böylesi bir edim belirlendiğinde, yükümlülük ifa edilinceye kadar hükümlünün infaz kurumundaki infazına devam olunur.

Cezası ertelenen kişi hakkında, hükmedilen ceza miktarından aşağı olmamak kaydıyla bir yıldan üç yıla kadar bir denetim süresi öngörülür. Söz konusu denetim dönemi iyi hâlli veya yükümlülüklere riayet edilerek geçirildiğinde ceza infaz edilmiş kabul edilir. Buna karşılık hükümlünün denetim zarfında kasten yeni bir fiil işlemesi ya da infaz hâkiminin ihtarına rağmen kurallara uymamakta direnmesi halinde, ertelenen hapis cezasının bir kısmının veya tamamının cezaevinde çektirilmesine infaz hâkimliği karar verir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin beşinci fıkrası gereğince, yapılan yargılama sonunda hükmolunan hapis cezasının iki yıl veya daha az süreli olması veya adlî para cezasına hükmedilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Bu kararın verilebilmesi için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, mahkemece kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutumu gözetilerek yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılması ve suçla mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi zorunludur.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
Madde 231 – (1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen
esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana
çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve
süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da
bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.
(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa
yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya
daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler
saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler
hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;[77]
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve
davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda
kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade,
suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Açıklanmasının
geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası
ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl
süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında
kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin
belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat
sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya
özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında
ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek
hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine
getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Altıncı
fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde;
sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık
taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15
md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli
serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde,
açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı
verilir.
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim
süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine
ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak
mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu
değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz
edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının
ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir
mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz
edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir
değerlendirme yapabilir.
(12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin
üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye
mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde
hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı
kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece
mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi
hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm,
usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir.
Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede
belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Bu maddenin hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü
maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili
olarak uygulanmaz.
Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda hapis cezasının ertelenmesi ya da cezanın kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilmesi yasal olarak mümkün değildir. Bu kararın tesis edilmesiyle birlikte sanık hakkında beş yıllık denetim süresi tayin edilir ve anılan süre zarfında dava zamanaşımı durur; ayrıca bu süre içinde kasten işlenen bir suç sebebiyle ikinci kez aynı lehe karar verilemez. Söz konusu karara karşı yasal yollar çerçevesinde istinaf merciine müracaat edilebilir.

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu nasıl meydana gelir?

Kişiler arasında bir araç vasıtasıyla kurulan haberleşmenin gizliliğinin ihlal edilmesiyle suç oluşur; yüz yüze konuşmaların çıplak kulakla dinlenmesi bu suç kapsamına girmez.

Haberleşmenin kayda alınması temel cezayı artırır mı?

Gizlilik ihlalinin ses veya görüntü kaydetmeye elverişli bir araçla haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleştirilmesi halinde faile verilecek hapis cezası bir kat artırılır.

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun takibi şikâyete tabi midir?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 139. maddesi uyarınca bu suçun soruşturulması ve kovuşturulması kural olarak mağdurun şikâyetine bağlı tutulmuştur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu