Tereke Kavramı ve Kapsamı
Tereke, mirasbırakanın ölümü anında geride bıraktığı ve mirasçılarına geçebilen mal, hak, alacak ve borçların tamamını kapsayan hukuki bir bütündür. Miras hukukunda geçerli olan külli halefiyet ilkesi uyarınca mirasçılar, mirasbırakanın hak ve borçlarına ölüm anıyla birlikte kendiliğinden hak sahibi olurlar.
Mirasbırakanın malvarlığında yer alan borçların yanı sıra cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ile yazımı masrafları ve belirli koşullarda mirasbırakanın bakmakla yükümlü olduğu kişilerin geçim giderleri de terekenin pasifi kapsamında değerlendirilebilmektedir.
Terekenin Tespiti Davasının Niteliği ve Amacı
Terekenin tespiti davası, terekenin mirasçılar arasında bölüştürülmesini sağlayan bir paylaşım davası niteliği taşımaz. Bu hukuki yol, mülkiyet uyuşmazlıklarını kesin hükme bağlamaktan ziyade ölüm anındaki tereke unsurlarını sistematik biçimde belirlemeyi, delil tespitini ve koruma önlemlerini işletmeyi amaçlar; süreç genel olarak çekişmesiz yargı mantığıyla yürütülür.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2016/6394 Esas ve 2019/5096 Karar sayılı kararına göre terekenin tespiti davaları istihkak davası niteliğinde olmayıp delil tespiti niteliğindedir. Mahkemenin görevi, terekeye dahil olduğu bildirilen malvarlığı unsurlarını tespit ederek deftere kaydetmek, muhafazası kabil olmayan malların satılarak paraya çevrilmesini temin etmek, nakit parayı ve dövizi tereke malvarlığı olarak bankaya yatırmak, altın ve ziynet eşyalarını mahkeme kasasına kaydetmek ve diğer eşyaları ilgilisine veya üçüncü bir kişiye yediemin olarak teslim etmektir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/6394, K. 2019/5096Kaynağı aç
Mevzuat Kapsamında Tereke Koruma Tedbirleri
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 589/1 hükmüne göre mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi, istem üzerine veya kendiliğinden tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak amacıyla gereken bütün önlemleri alır. Kanunun 589/2 maddesi uyarınca bu önlemler; kanunda belirtilen hâllerde terekede bulunan mal ve hakların yazımına, terekenin mühürlenmesine, resmen yönetilmesine ve vasiyetnamelerin açılmasına ilişkindir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 589Kaynağı aç
Mirasbırakan yerleşim yerinden başka bir yerde vefat ettiğinde, Türk Medeni Kanunu m. 589/4 uyarınca ölüm yerindeki sulh hâkimi bu durumu yerleşim yeri sulh hâkimine gecikmeksizin bildirir; ölüm yerinde bulunan malların korunması için gereken önlemleri alarak hazırlanan dosyayı ve varsa vasiyetnameyi yerleşim yeri sulh hâkimine gönderir.
Tereke Defterinin Tutulması Halleri ve Hukuki Etkisi
Türk Medeni Kanunu m. 590/1 gereğince mirasçılar arasında vesayet altına alınmış veya alınması gereken bir kimsenin bulunması, mirasçılardan birinin uzun süreden beri bulunamaması ve temsilcisinin de olmaması ya da mirasçılardan veya ilgililerden birinin ölüm tarihinden itibaren bir ay içinde istemde bulunması hâllerinde sulh hâkimi terekenin defterinin tutulmasına karar verir. Kanunun 590/2 maddesi doğrultusunda defter tutma işlemi gecikmeksizin tamamlanır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 590Kaynağı aç
Sulh hâkimi süreç boyunca terekenin mühürlenmesi, defter tutulması veya terekenin resmen yönetilmesi gibi koruma tedbirlerine hükmedebilir. Düzenlenen tespit defteri maddi hukuk bakımından kesin bir aidiyet belgesi oluşturmaz; bir malvarlığı unsurunun deftere yazılmış olması onun kesin olarak terekeye ait olduğunu kanıtlamadığı gibi deftere yazılmamış olması da tereke dışı olduğunu kesinleştirmez.
Yargılama Usulü, Görevli Mahkeme ve Değerleme İlkeleri
Terekenin tespitine ilişkin işlerde görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi olup yetki mirasbırakanın son yerleşim yerine göre belirlenir. Tereke bir bütün teşkil ettiğinden tek bir mirasçının mirasçılık sıfatını belgelendirerek başvuruda bulunması tespit işlemlerinin yürütülmesi bakımından yeterlidir.
Terekenin tespiti talebi için kanunen otomatik işleyen genel bir hak düşürücü süre öngörülmemiş olup istemin incelenebilmesi için hukuki yararın mevcudiyeti aranır.
Tereke unsurlarının değerlemesinde kural olarak mirasbırakanın ölüm tarihindeki durumu ve serbest piyasa rayiç değeri esas alınır. Yargılama sırasında mirasçıların bildirdiği malvarlığı kalemlerinin, şirket ortaklıklarının, tapu kayıtlarındaki taşınmaz bağlantılarının ve hesap hareketlerinin yeterince incelenmemesi Yargıtay uygulamasında eksik araştırma sebebiyle bozma gerekçesi yapılmaktadır.
Terekenin tespiti davası açmak için hak düşürücü bir süre var mıdır?
Terekenin tespiti istemi için otomatik işleyen genel bir hak düşürücü süre bulunmayıp talepte bulunan tarafın hukuki yararının bulunması yeterlidir; ancak Türk Medeni Kanunu m. 590/1-3 kapsamında defter tutma istemi ölümden başlayarak bir ay içinde yapılmalıdır.
Tereke tespit defterine yazılan bir mal kesin olarak mirasbırakanın sayılır mı?
Hayır, tespit defteri maddi hukuk bakımından kesin aidiyet belgesi niteliğinde değildir; bir malın deftere kaydedilmesi terekeye ait olduğunu kesinleştirmediği gibi kaydedilmemiş olması da tereke dışı olduğunu ispatlamaz.
Mirasçılardan yalnızca birinin başvurusuyla tespit yapılabilir mi?
Evet, tereke bir bütün olduğundan ve tespit tüm mirasçıları ilgilendirdiğinden, tek bir mirasçının mirasçılık sıfatını belgelendirerek başvurması tespit sürecinin yürütülmesi için yeterlidir.
Terekenin tespiti davası yoluyla miras malları paylaştırılabilir mi?
Hayır, terekenin tespiti davası miras paylaştırma davası olmayıp ölüm anındaki tereke aktif ve pasiflerini belirlemeyi amaçlayan bir delil tespiti ve koruma mekanizmasıdır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

