Terekenin Tespiti Davası, Aktif ve Pasiflerin Belirlenmesi

by Avukat Erdal Ersoy
Terekenin Tespiti Davası, Aktif ve Pasiflerin Belirlenmesi

Tereke Kavramı ve Kapsamı

Tereke, mirasbırakanın ölümü anında geride bıraktığı ve mirasçılarına geçebilen mal, hak, alacak ve borçların tamamını kapsayan hukuki bir bütündür. Miras hukukunda geçerli olan külli halefiyet ilkesi uyarınca mirasçılar, mirasbırakanın hak ve borçlarına ölüm anıyla birlikte kendiliğinden hak sahibi olurlar.

Mirasbırakanın malvarlığında yer alan borçların yanı sıra cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ile yazımı masrafları ve belirli koşullarda mirasbırakanın bakmakla yükümlü olduğu kişilerin geçim giderleri de terekenin pasifi kapsamında değerlendirilebilmektedir.

Terekenin Tespiti Davasının Niteliği ve Amacı

Terekenin tespiti davası, terekenin mirasçılar arasında bölüştürülmesini sağlayan bir paylaşım davası niteliği taşımaz. Bu hukuki yol, mülkiyet uyuşmazlıklarını kesin hükme bağlamaktan ziyade ölüm anındaki tereke unsurlarını sistematik biçimde belirlemeyi, delil tespitini ve koruma önlemlerini işletmeyi amaçlar; süreç genel olarak çekişmesiz yargı mantığıyla yürütülür.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2016/6394 Esas ve 2019/5096 Karar sayılı kararına göre terekenin tespiti davaları istihkak davası niteliğinde olmayıp delil tespiti niteliğindedir. Mahkemenin görevi, terekeye dahil olduğu bildirilen malvarlığı unsurlarını tespit ederek deftere kaydetmek, muhafazası kabil olmayan malların satılarak paraya çevrilmesini temin etmek, nakit parayı ve dövizi tereke malvarlığı olarak bankaya yatırmak, altın ve ziynet eşyalarını mahkeme kasasına kaydetmek ve diğer eşyaları ilgilisine veya üçüncü bir kişiye yediemin olarak teslim etmektir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/6394, K. 2019/5096Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2016/6394 E.  ,  2019/5096 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından 18/01/2013 gününde verilen dilekçe ile terekenin tespiti, korunması ve defter tutulması istenmesi üzerine yapılan inceleme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11/09/2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi tüm mirasçılar vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, terekenin tespiti, korunması ve defter tutulmasına ilişkindir. Davacılar vekili, 02.12.2012 tarihinde ölen mirasbırakan …'in terekesinin tespitini, korunmasını ve defter tutulmasını istemiştir. Mahkeme, davanın kabulüne, tereke temsilcisinin görevden alınarak terekeye yönetim memuru atanmasına karar vermiştir. Hükmü, mirasçılar vekilleri temyiz etmiştir. Dava, Türk Medeni Kanununun 589. ve devamı maddelerinde yer olan "koruma önlemi" olarak ölüm tarihi itibariyle terekeyi oluşturan unsurları belirlemek, böylece olası ihtilaflarda başvuru kaynağı oluşturmak, bu sayede terekenin içeriği ile ilgili ölüm anındaki durumu öğrenme imkanını elde etmeye yönelik olarak terekede bulunan mal ve hakların tespitine ilişkindir. Koruma önlemi olarak terekenin tespiti işlemi, kural olarak bir süreye bağlı olmayıp, bu önlemin alınması olanaksız veya yararsız hale gelmedikçe tereke paylaşılmadığı sürece istenebilir. Çünkü, koruma önlemi olarak terekenin tespiti işleminin maddi hukuk bakımından haklara ve borçlara bir etkisi bulunmamaktadır. Tereke tespiti davaları delil tespiti niteliğinde olup, istihkak davası niteliğinde değildir. Bu nedenle mahkemece yapılması gereken iş terekeye ait olduğu bildirilen mal varlığı unsurlarını tespit edip deftere geçirmek, bunlardan muhafazası mümkün olmayanlar varsa satıp paraya çevrilmesini sağlamak ve menkuller için de para, döviz vb. varsa bunları tereke malvarlığı olarak bankaya yatırmak; altın vb. ziynet eşyaları varsa bunları tereke mahkemesi kasasına alıp kaydetmek; diğer eşyaları ise ilgilisine veya üçüncü bir kişiye yediemin sıfatıyla teslim etmek ve böylece tespit edilen eşyaları kararda göstermekten ibarettir. Bu itibarla mahkemece, resmi kurumlardan murisin taşınır ve taşınmaz tüm malvarlığına ilişkin bilgi istenmek, tereke mallarını zilyetliğinde bulunduran veya murise borcu olan mirasçıların murisin mali durumu ile ilgili bilgi vermekle yükümlü oldukları hatırlatılarak bu hususta mirasçılardan bilgi alınmak suretiyle "Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün" 33'üncü maddesi gereğince; ölüm anı itibarıyla terekedeki (taşınır veya taşınmaz) mal ve hakların tespit edilip hükümde gösterilmesi gerekir. Somut olayda ise, mirasçılar tarafından mirasbırakanın yurtdışındaki bankalarda hesaplarının olduğunun bildirilmesine karşın bu husus hiç araştırılmamış, mirasbırakanın şirketlerinin malvarlıkları araştırılmamış, ayrıca mirasbırakanın UYAP’tan taşınmazlarının sorgulanmasında mahkemece tespit edilenler dışında Bodrum ili Yalıkavak ilçesi 1212 parsel, 702 ada 5 parsel, 583 ada 4 parsel ve İslamhaneleri ilçesi 116 ada 2 parsel sayılı taşınmazları bulunduğu, bunlardan 1212 parsel dışındakilerin 3402 sayılı Kanun gereği yenileme kadastrosu ile oluşturulduğu anlaşılmıştır. Bu durumda yenileme kadastrosu ile oluşan parsellerin mahkemece tespit edilen taşınmazlar ile ilgisinin tespiti ve 1212 parselin de tapu kayıtlarının getirtilmesi ile terekenin tam olarak belirlenmesi gerekmektedir. Yazılı şekilde hükümde terekenin tespitine ilişkin bir hüküm kurulmamış olması ve terekenin tespitine ilişkin yetersiz araştırma ile yetinilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 11.06.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Mevzuat Kapsamında Tereke Koruma Tedbirleri

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 589/1 hükmüne göre mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi, istem üzerine veya kendiliğinden tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak amacıyla gereken bütün önlemleri alır. Kanunun 589/2 maddesi uyarınca bu önlemler; kanunda belirtilen hâllerde terekede bulunan mal ve hakların yazımına, terekenin mühürlenmesine, resmen yönetilmesine ve vasiyetnamelerin açılmasına ilişkindir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 589Kaynağı aç
Madde 589- Mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi, istem üzerine veya re'sen tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak üzere gerekli olan bütün önlemleri alır. Bu önlemler, özellikle kanunda belirtilen hâllerde terekede bulunan mal ve hakların yazımına, terekenin mühürlenmesine, terekenin resmen yönetilmesine ve vasiyetnamelerin açılmasına ilişkindir. Önlemlerle ilgili giderler, ileride terekeden alınmak üzere, başvuran kişi tarafından; önleme hâkimin re'sen karar verdiği hâllerde Devlet tarafından karşılanır. Mirasbırakan, yerleşim yerinden başka bir yerde ölmüş ise, o yerin sulh hâkimi bu ölümü yerleşim yeri sulh hâkimine gecikmeksizin bildirir ve mirasbırakanın ölüm yerinde bulunan mallarının korunması için gerekli önlemleri alarak bununla ilgili dosyayı ve varsa vasiyetnameyi yerleşim yeri sulh hâkimine gönderir. B. Defter tutma

Mirasbırakan yerleşim yerinden başka bir yerde vefat ettiğinde, Türk Medeni Kanunu m. 589/4 uyarınca ölüm yerindeki sulh hâkimi bu durumu yerleşim yeri sulh hâkimine gecikmeksizin bildirir; ölüm yerinde bulunan malların korunması için gereken önlemleri alarak hazırlanan dosyayı ve varsa vasiyetnameyi yerleşim yeri sulh hâkimine gönderir.

Tereke Defterinin Tutulması Halleri ve Hukuki Etkisi

Türk Medeni Kanunu m. 590/1 gereğince mirasçılar arasında vesayet altına alınmış veya alınması gereken bir kimsenin bulunması, mirasçılardan birinin uzun süreden beri bulunamaması ve temsilcisinin de olmaması ya da mirasçılardan veya ilgililerden birinin ölüm tarihinden itibaren bir ay içinde istemde bulunması hâllerinde sulh hâkimi terekenin defterinin tutulmasına karar verir. Kanunun 590/2 maddesi doğrultusunda defter tutma işlemi gecikmeksizin tamamlanır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 590Kaynağı aç
Madde 590- Aşağıdaki sebeplerden birinin gerçekleşmesi hâlinde sulh hâkimi terekenin defterinin tutulmasına karar verir: 1. Mirasçılar arasında vesayet altına alınmış olan veya alınması gereken kimse varsa, 2. Mirasçılardan biri uzun süreden beri bulunamıyorsa ve temsilcisi de yoksa, 3. Mirasçılardan veya ilgililerden biri, ölüm tarihinden başlayarak bir ay içinde istemde bulunursa, Defter tutma işlemi gecikmeksizin tamamlanır. C. Mühürleme

Sulh hâkimi süreç boyunca terekenin mühürlenmesi, defter tutulması veya terekenin resmen yönetilmesi gibi koruma tedbirlerine hükmedebilir. Düzenlenen tespit defteri maddi hukuk bakımından kesin bir aidiyet belgesi oluşturmaz; bir malvarlığı unsurunun deftere yazılmış olması onun kesin olarak terekeye ait olduğunu kanıtlamadığı gibi deftere yazılmamış olması da tereke dışı olduğunu kesinleştirmez.

Yargılama Usulü, Görevli Mahkeme ve Değerleme İlkeleri

Terekenin tespitine ilişkin işlerde görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi olup yetki mirasbırakanın son yerleşim yerine göre belirlenir. Tereke bir bütün teşkil ettiğinden tek bir mirasçının mirasçılık sıfatını belgelendirerek başvuruda bulunması tespit işlemlerinin yürütülmesi bakımından yeterlidir.

Terekenin tespiti talebi için kanunen otomatik işleyen genel bir hak düşürücü süre öngörülmemiş olup istemin incelenebilmesi için hukuki yararın mevcudiyeti aranır.

Tereke unsurlarının değerlemesinde kural olarak mirasbırakanın ölüm tarihindeki durumu ve serbest piyasa rayiç değeri esas alınır. Yargılama sırasında mirasçıların bildirdiği malvarlığı kalemlerinin, şirket ortaklıklarının, tapu kayıtlarındaki taşınmaz bağlantılarının ve hesap hareketlerinin yeterince incelenmemesi Yargıtay uygulamasında eksik araştırma sebebiyle bozma gerekçesi yapılmaktadır.

Terekenin tespiti davası açmak için hak düşürücü bir süre var mıdır?

Terekenin tespiti istemi için otomatik işleyen genel bir hak düşürücü süre bulunmayıp talepte bulunan tarafın hukuki yararının bulunması yeterlidir; ancak Türk Medeni Kanunu m. 590/1-3 kapsamında defter tutma istemi ölümden başlayarak bir ay içinde yapılmalıdır.

Tereke tespit defterine yazılan bir mal kesin olarak mirasbırakanın sayılır mı?

Hayır, tespit defteri maddi hukuk bakımından kesin aidiyet belgesi niteliğinde değildir; bir malın deftere kaydedilmesi terekeye ait olduğunu kesinleştirmediği gibi kaydedilmemiş olması da tereke dışı olduğunu ispatlamaz.

Mirasçılardan yalnızca birinin başvurusuyla tespit yapılabilir mi?

Evet, tereke bir bütün olduğundan ve tespit tüm mirasçıları ilgilendirdiğinden, tek bir mirasçının mirasçılık sıfatını belgelendirerek başvurması tespit sürecinin yürütülmesi için yeterlidir.

Terekenin tespiti davası yoluyla miras malları paylaştırılabilir mi?

Hayır, terekenin tespiti davası miras paylaştırma davası olmayıp ölüm anındaki tereke aktif ve pasiflerini belirlemeyi amaçlayan bir delil tespiti ve koruma mekanizmasıdır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu