Temyiz Dilekçesinde Temyiz Sebeplerinin Bulunmaması

by Avukat Erdal Ersoy
Temyiz Dilekçesinde Temyiz Sebeplerinin Bulunmaması

Ceza muhakemesinde temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediği saptanırsa Yargıtay temyiz istemini reddeder. Temyiz ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanabilir; temyiz eden, hükmün neden bozulmasını istediğini başvuruda göstermek zorundadır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 288Kaynağı aç
Madde 288 – (1) Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine
dayanır.
(2) Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka
aykırılıktır.
Hukuka kesin aykırılık hâlleri
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 298Kaynağı aç
Madde 298 – (1) Yargıtay, süresi içinde temyiz başvurusunda
bulunulmadığını, hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz edenin buna hakkı
olmadığını ya da temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğini saptarsa,
temyiz istemini reddeder.
Duruşmalı inceleme
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 294Kaynağı aç
Madde 294 – (1) Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını
istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. (Ek
cümle:2/3/2024-7499/20 md.) Cumhuriyet savcısı temyiz
dilekçesinde, temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu açıkça
belirtir.
(2) Temyiz sebebi, ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.
Temyiz gerekçesi

Temyizin hukuki dayanağı ve sebebin yönü

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 288. maddesine göre temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.

Kanunun 294. maddesinin birinci fıkrası, temyiz edenin hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermesini zorunlu kılar. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/242, K. 2023/610Kaynağı aç
Ceza Genel Kurulu         2023/242 E.  ,  2023/610 K.
"İçtihat Metni"
YARGITAY DAİRESİ : 3. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 296-478
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/2 ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1, TCK'nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 06.12.2017 tarihli ve 8-49 sayılı hükme yönelik sanık müdafii tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince 15.03.2018 tarih ve 296-478 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesince 18.02.2021 tarih ve 11756-1311 sayı ile; "…Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli kararının 06.04.2018 tarihinde sanık müdafiine tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Tebligat Kanunu'nun 11. maddesine göre; 'Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır, vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. Ancak Ceza Muhakemeleri Usulu Kanununun kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır.' düzenlemesi yer almaktadır.
Yine istinaf mahkemelerinin Türk yargı sistemine dahil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir anlayışı benimseyen kanun koyucunun, hem maddi olay hem de hukuki denetim yapacak olan istinaf başvurusunda sebep gösterme zorunluluğu öngörmezken (5271 sy. CMK madde 273/4), incelemesi hukuki denetimle sınırlı (CMK madde 294/2) olan temyiz yolunda; mülga 1412 sayılı CMUK'dan (madde 305.) da farklı şekilde, resen temyiz tercihinden vazgeçerek, temyiz davasını açan ve sınırlayan temyiz dilekçesinde/layihasında temyiz edenin hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini/temyiz sebeplerini göstermek zorunda olduğunu (CMK madde 294/1) şart koşmuş ve temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermemesi durumunda; tıpkı başvurunun süresi içinde yapılmaması, hükmün temyiz edilemez olması ya da temyiz edenin buna hakkı bulunmaması hâllerinde olduğu gibi usulüne uygun açılmış bir temyiz davasından bahsedilemeyeceğinden temyiz isteminin reddedilmesini (CMK madde 298) emretmiş (F. Yenisey-A. Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, s. 923; Centel-Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, s. 826; C. Şahin-N. Göktürk, Ceza Muhakemesi Hukuku, s. 278) olmasına, anılan Kanun'un 289. maddesinin, usulüne uygun açılmış bir temyiz davasının 'sınırlı inceleme ilkesinin' bir istisnasını teşkil etmesine (F. Yenisey-A. Nuhoğlu, age, s. 905), şartları ve usulü açık bir şekilde ortaya konulmak şartıyla (AİHM, Galstyan/Ermenistan Başvuru no: 26986/03 15.01.2007 t.) öngörülen usul şartlarına uyulmaması sebebiyle kanun yolu başvurusunun reddedilmesinin bu hakkın ihlali sonucunu doğurmayacağının (AİHM, Sjöö/İsveç Başvuru no: 37604/97) da istikrar kazanmış yargısal kararlarla kabul edilmesine nazaran; sanık müdafii Av. … tarafından süresinde verilen 19.04.2018 tarihli 'İlgili kararı temyiz ediyoruz.' şeklindeki temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediği" gerekçesiyle temyiz isteminin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 298. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 16.01.2023 tarih ve 149855 sayı ile; "Sanık … müdafiinin temyiz isteminin reddine karar verilmiş ise de;
1- İtirazımızın konusu, CMK'nın 295. maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz nedenlerinin gösterilmesi gerektiği hususunun bildirilmesinin zorunlu olup olmadığının, bu bağlamda temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçenin süresinde olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
2- İtiraz konusu ile ilgili olarak;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 'Kararların gerekçeli olması' başlıklı 34. maddesi;
'(1) Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230 uncu madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir.
(2) Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.'
'Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar' başlıklı 232. maddenin 6. fıkrası;
'Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.'
'Temyiz istemi ve süresi' başlığını taşıyan 291. maddesi;
'(1) Temyiz istemi, hükmün açıklanmasından itibaren on beş gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu bulunan sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır.
(2) Hüküm, temyiz yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa, süre tebliğ tarihinden başlar.'
'Temyiz başvurusunun içeriği' başlığını taşıyan 294. maddesi;
'(1) Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.
(2) Temyiz sebebi, ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'
'Temyiz gerekçesi' başlığını taşıyan 295. maddesi ise;
'(1) Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir. Cumhuriyet savcısı temyiz dilekçesinde, temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu açıkça belirtir.
(2) Temyiz, sanık tarafından yapılmış ise, ek dilekçe kendisi veya müdafii tarafından imza edilerek verilir.
(3) Müdafii yoksa sanık, tutanağa bağlanmak üzere zabıt kâtibine yapacağı bir beyanla gerekçesini açıklayabilir; tutanak hâkime onaylatılır. Sanığın yasal temsilcisi ve eşi hakkında 262 nci madde, tutuklu sanık hakkında ise 263 üncü madde hükümleri saklıdır.'
Hükümlerini içermektedir.
3- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi tarafından sanık ve müdafiinin yokluğunda verilen hükümde, CMK'nın 295. maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz nedenlerinin gösterilmesi gerektiği belirtilmediği gibi bu husustaki ihtarın tebligatta da yer almadığı anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden sonra sundukları 06.04.2021 tarihli temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçelerinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek söz konusu dilekçeler doğrultusunda inceleme yapılması gerekmektedir. Bu nedenle hükmün esası incelenmeden CMK'nın 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu" görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 24.03.2023 tarih ve 26-1514 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KONUSU
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; hükmün hangi nedenlerden dolayı bozulması istendiğinin temyiz dilekçesinde bildirilmesi gerektiğine ve neden bildirilmemesi durumunda temyiz talebinin sebep yokluğundan reddedileceğine dair ihtarın mahkeme kararlarında belirtilmesinde zorunluluk bulunup bulunmadığının, böyle bir ihtar yapılmamışsa süresinden sonra verilmiş olan ve temyiz nedenlerini içeren dilekçenin öğrenme üzerine ve süresinde kabul edilerek temyiz incelemesi yapılmasına imkân olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
IV. GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
Bir karara karşı başvurulacak yasa yolunun, süresinin, merciinin ve şeklinin ilgilisine bildirilmesi ve ayrıca sonuçlarının açık bir şekilde ihtar edilmesi hem hukuk devleti ilkesinin hem de CMK'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasının gereği olup Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında da; "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." hükmü yer almaktadır.
CMK'nın 294. maddesinin birinci fıkrasına göre temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. İstinaf mahkemelerinin Türk yargı sistemine dâhil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir anlayışı benimseyen kanun koyucu, istinaf başvurusunda Cumhuriyet savcısı dışındaki diğer kişiler bakımından sebep gösterme zorunluluğu öngörmezken, temyiz kanun yolunda mülga 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'ndan farklı şekilde resen temyiz tercihinden vazgeçerek, temyiz davasını açan ve sınırlayan temyiz dilekçesinde temyiz edenin, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini ve temyiz sebeplerini göstermek mecburiyetinde olduğunu kabul etmiştir.
Bu düzenlemeler karşısında, ilgililerin mahkemeye erişim haklarının kısıtlanmaması ve hak kaybıyla sonuçlanabilecek durumların önlenmesi bakımından, hükmün hangi nedenlerden dolayı bozulması istendiğinin temyiz dilekçesinde belirtilmesi gerektiğine ve bu nedenlerin belirtilmemesi durumunda temyiz talebinin sebep yokluğundan reddedileceğinden dolayı hükmün kesinleşeceğine dair ihtara kararlarda ayrıca ve açıkça yer verilmelidir. Söz konusu hususların bildirilmemesi veya eksik ya da yanlış bildirilmesi hâlinde yasal süreler tebliğ tarihinden itibaren değil öğrenme tarihinden itibaren işlemeye başlayacak, öğrenme tarihinin kesin olarak belirlenememesi durumunda ise taraf beyanı esas alınacaktır.
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın sanık müdafiine 06.04.2018 tarihinde tebliğ edildiği, sanık müdafiinin 19.04.2018 tarihli dilekçesinde; "İlgili kararı temyiz ediyoruz." ibaresine yer verip herhangi bir neden belirtmeden temyiz yoluna başvurduğu, Özel Dairece 18.02.2021 tarihinde verilen kararla temyiz başvurusunun sebep içermemesinden dolayı reddedildiği, sanık müdafii tarafından 06.04.2021 tarihli dilekçeyle temyiz nedenlerinin bildirildiği anlaşılan dosyada;
Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddi kararında ve bu karara ilişkin tebliğ mazbatasında hükmün hangi nedenlerden dolayı bozulması istendiğinin temyiz dilekçesinde bildirilmesi gerektiğine ve bu sebeplerin bildirilmemesi durumunda temyiz talebinin sebep yokluğundan reddedileceğinden dolayı hükmün kesinleşeceğine dair herhangi bir ihtar mevcut olmadığı görülmekle; mahkemeye erişim hakkının kısıtlanmaması ve hak kaybıyla sonuçlanabilecek durumların önlenmesi bakımından, Anayasa'nın 40/2 ve CMK'nın 34/2. maddesine uygun şekilde sanık müdafiinin temyiz nedenlerini içeren 06.04.2021 tarihli dilekçesinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilip anılan dilekçe doğrultusunda temyiz incelemesi yapılması gerektiğinden temyiz isteminin reddine dair Özel Daire kararının isabetli olmadığı kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın reddi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 18.02.2021 tarihli ve 11756-1311 sayılı temyiz isteminin reddine ilişkin kararının, sanık müdafiinin temyiz nedenlerini bildirdiği 06.04.2021 tarihli dilekçesinin süresinde olması nedeniyle KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın, sanık müdafiince yapılan temyiz başvurusunun incelenmesi için Yargıtay 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.11.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

294. maddenin birinci fıkrasına eklenen cümleye göre Cumhuriyet savcısı, temyiz dilekçesinde temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu açıkça belirtir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2024/411, K. 2024/247Kaynağı aç
Ceza Genel Kurulu         2024/411 E.  ,  2024/247 K.
"İçtihat Metni"
İTİRAZ
İtirazname No : 2023/13576
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 807-2455
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanığın mağdureler … ve …'a yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine ilişkin Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 31.10.2018 tarihli ve 410-530 sayılı hükümlere yönelik katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ile Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, dosyayı inceleyen Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 19.02.2020 tarih ve 3617-421 sayı ile; İlk Derece Mahkemesince kurulan beraat hükümleri kaldırılarak sanığın mağdure Nursena'ya yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-1.cümle, 103/3-c, 43/1, 62/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis, mağdure Busenaz'a yönelik sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan 6545 ve 6763 sayılı Kanunlarla değişik TCK'nın 103/1-2 ve 3. cümleleri, 103/3-c, 43/1, 62/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 7 yıl 9 ay 22 gün hapis; cezaları ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba hükmedilmiştir.
Bu kararın da katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ile sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 09.02.2022 tarih ve 16263-1114 sayı ile; "…Bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesince aynı zamanda olayın tek tanığı konumunda bulunan mağdurelerin maddi hakikatın ortaya çıkarılması açısından duruşmaya getirilerek iddiaya konu hususlarla ilgili dinlenip, bu mümkün olmadığı takdirde soruşturma evresinde verdikleri görüntülü ifade CD’nın duruşmada taraflarla birlikte izlenerek beyanlarının alınması, mağdure Nursena’nın başından geçen istismar eylemlerini anlattığını söylediği Ticaret ve Sanayi Ortaokulu rehber öğretmeni …'ın, ifadesinin alınması ve aşamalarda yanında kimse olmadan uyuyamadığını belirten sanığın dosyayla birlikte sevk edileceği İstanbul Adli Tıp Kurumu gözlem ihtisas dairesinden ön raporu aldırıldıktan sonra 4. İhtisas Kurulunda muayenesinin yapılarak suç tarihi dönemi itibarıyla atılı fiillerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadığı veya bu fiillerle ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalmış olup olmadığı ve mevcut haliyle hakkında 5237 sayılı TCK'nın 32/1 veya 32/2. maddelerinin tatbikinin gerekip gerekmediği hususlarında rapor alınmasından sonra toplanacak delillere göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesince 14.12.2022 tarih ve 807-2455 sayı ile; sanığın mağdureler … ve …'a yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine hükmedilmiştir.
Bu hükümlerin de Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 17.05.2023 tarih ve 2847-3211 sayı ile; "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan 'Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır' şeklindeki düzenleme de gözetilerek yapılan değerlendirmede, Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebi göstermediği anlaşıldığından, Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle reddine," karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 19.10.2023 tarih ve 13576 sayı ile; " …Somut olayda bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin beraat hükümlerine karşı temyiz kanun yoluna başvuran bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet Savcısının yasal süresi içinde sunduğu temyiz talebinde, 'eksik kovuşturma işlemlerinin tamamlanmış olması ve tüm dosya kapsamından sanığın atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak delillerin mevcudiyeti karşısında, atılı suçlardan eylemlerine uyan mağdur …'ya yönelik lehine olan 6545 sayılı kanunla değişik TCK'nun 103/1 1.cümlesi, 3-c, 43/1 mağdure Busenaz'a yönelik eylemi için yürürlükte bulunan TCK'nun 103/1 2,3.cümleleri, 3-c, 43/1 maddeleriyle ayrı ayrı cezalandırılmasına dair karar verilmesi gerekirken, delillerin taktirinde hataya düşülerek beraat kararı verilmiş olması' şeklindeki ibarelerle temyiz nedenlerini açıkladığı, delil takdirinde hataya düşülerek mahkumiyet yerine beraat hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürdüğü gözetildiğinde temyiz talebinin CMK'nın 294/1 maddesinde yazılı temyiz sebeplerini içerdiği ve temyiz isteminin esastan incelenmesi gerektiği," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 24.04.2024 tarih ve 12810-3553 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KONUSU
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Bölge Adliye Mahkemesince sanığın mağdurelere yönelik eylemleri nedeniyle verilen beraat kararlarına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçesinin bir temyiz nedeni içerip içermediğinin belirlenmesine ilişkindir.
IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10.04.2018 tarihli ve 3877-580 sayılı iddianame ile sanık hakkında mağdureler Nursena ve Busenaz'a yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı,
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, sanığın CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verildiği, hükümlere yönelik katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ile Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 19.02.2020 tarih ve 3617-421 sayı ile; İlk Derece Mahkemesince kurulan beraat hükümleri kaldırılarak sanığın mağdurelere yönelik eylemleri nedeniyle ayrı ayrı çocuğun cinsel istismarı suçlarından mahkûmiyetine hükmedildiği, bu hükümlerin de katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece 09.02.2022 tarih ve 16263-1114 sayı ile sanık hakkında eksik incelemeyle mahkûmiyet hükümleri kurulması nedeniyle bozulmasına karar verildiği, bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesince 14.12.2022 tarih ve 807-2455 sayı ile; sanığın mağdureler … ve …'a yönelik çocuğun cinsel istismarı suçlarından CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine hükmedildiği, bu hükümlerin Cumhuriyet savcısınca aynı tarihte; " Müddeti Muhafaza Talebi Nedenleri: Sanık aleyhine temyiz talebinde bulunulacağından,
Sonuç ve Talep : Temyiz layihamızı hazırlamak üzere, gerekçeli kararın Başsavcılığımıza tebliği, kamu adına talep olunur." şeklindeki dilekçeyle temyiz edildiği ve 26.12.2022 tarihli temyiz dilekçesinde; "…eksik kovuşturma işlemlerinin tamamlanmış olması ve tüm dosya kapsamından sanığın atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak delillerin mevcudiyeti karşısında, atılı suçlardan eylemlerine uyan mağdur …'ya yönelik lehine olan 6545 sayılı kanunla değişik TCK'nun 103/1 1.cümlesi, 3-c, 43/1 mağdure Busenaz'a yönelik eylemi için yürürlükte bulunan TCK'nun 103/1 2,3.cümleleri, 3-c, 43/1 maddeleriyle ayrı ayrı cezalandırılmasına dair karar verilmesi gerekirken, delillerin taktirinde hataya düşülerek beraat kararı verilmiş olması kanuna aykırı görüldüğünden," şeklinde açıklamaların yer aldığı,
Özel Dairece yapılan inceleme sonucunda "…5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan 'Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır' şeklindeki düzenleme de gözetilerek yapılan değerlendirmede, Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebi göstermediği anlaşıldığından," gerekçesine dayanılarak temyiz isteminin reddine karar verildiği,
Anlaşılmaktadır.
V. GEREKÇE
1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun "Temyiz istidası ve ihtiva edeceği noktalar" başlığını taşıyan 313. maddesi;
"Temyiz eden taraf hükmün hangi cihetine itiraz ve neden dolayı bozulmasını taleb etmekte olduğunu temyiz istidasında veya beyanında veyahut layihasında gösterir.
Temyiz için istinad edilen sebeplerde muhakeme usulüne müteallik hukuki bir kaideye mi yoksa kanuni diğer hükümlere mi, muhalefet etmiş olmasından dolayı itiraz olunduğu gösterilir. Birinci hâlde kanuna muhalif olan vak’alar izah olunur.",
CMK'nın "Temyiz nedeni" başlığını taşıyan 288. maddesi;
"(1) Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır.
(2) Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.",
"Temyiz başvurusunun içeriği" başlığını taşıyan 294. maddesinin ilk fıkrası;
"(1) Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. (Ek cümle:2/3/2024-7499/20 md.) Cumhuriyet savcısı temyiz dilekçesinde, temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu açıkça belirtir.",
"Temyiz isteminin reddi" başlıklı 298. maddesi;
"(1) Yargıtay, süresi içinde temyiz başvurusunda bulunulmadığını, hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz edenin buna hakkı olmadığını ya da temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğini saptarsa, temyiz istemini reddeder.",
"Temyizde incelenecek hususlar" başlığını taşıyan 301. maddesi ise;
"(1) Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.",
Hükümlerine yer vermektedir.
Bölge adliye mahkemelerinin Türk yargı sistemine dâhil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir durum ve anlayış ortaya çıkmıştır. İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı başvurulabilen, hatta başvuru olmasa da bir kısmı için resen öngörülen bir kanun yolu (CMK'nın 272/1. maddesi) olarak istinafta, hem maddi vakıa denetimi hem de hukuki denetim yapılabilmekte, sebep gösterilmese de ilk derece mahkemesi hükmü, bir bütün olarak incelenmekte, varsa hukuka aykırılıklar resen belirlenerek, kural olarak yeniden yapılacak yargılama ile ıslah edilmekte iken, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerini konu edinen temyiz yolu, bir hukuki denetim mekanizması olarak öngörülmüş, temyiz merciinin yetkisi de, kural olarak Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerince verilen kararların, maddi ceza hukuku ve muhakeme hukuku normlarının kullanılması bakımından hukuka aykırılık taşıyıp taşımadıklarının incelenmesi ile sınırlanmış (CMK'nın 288/1 ve 294/2. maddeleri), hukuka aykırılık, aynı kanun maddesinin ikinci fıkrasında; "Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması" olarak tanımlanmıştır. Usulüne uygun olarak açılmış bir temyiz davasının varlığı; kararın/hükmün temyiz edilebilir olması (CMK. madde 286), temyiz edenin buna hakkının bulunması (CMK. madde 260-262), başvurunun süresi içinde yapılması (CMK. madde 291) ve temyiz edenin, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermesi (CMK. madde 294) şartlarına bağlanmış, bu şartların herhangi birinin bulunmadığı/yerine getirilmediği hâllerde temyiz isteminin reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır (CMK. madde 298). Bu cümleden olarak; "Hükmü temyiz ediyorum.", "Resen dikkate alınacak nedenlerle temyiz ediyorum", "Hükmün bozulmasını istiyorum", "Hüküm usul ve kanuna aykırıdır." şeklindeki ifadelerden ibaret başvuruların, usulüne uygun bir sebep/gerekçe oluşturmadığı açıktır. Temyiz sebebi ise, ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir (CMK'nın 294/2. maddesi). Yargıtay, resen temyiz ve tüm hukuka aykırılıkları resen tespiti yöntemlerinden vazgeçilen yeni sistemde, CMK'nın 289. maddesindeki hâller dışında yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar (CMK'nın 301. maddesi) Kural olarak Yargıtay ilk mahkemenin yerine geçerek olaya (maddi vakıaya) ilişkin sorunları çözemez (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 14.12.1992 tarihli ve 1-5 sayılı kararı)
Böylece öncelikle CMUK ile CMK'nın temyiz kanun yolunu düzenleyen hükümlerindeki benzerlik/kısmen ayniyetin, temyiz davasının açılma yöntemleri ile Yargıtayın kararı inceleme yetkisinin sınırları bağlamında, bölge adliye mahkemeleri kanun yolu sistemine hiç dâhil olmamış gibi davranılarak CMUK'un mer'i olduğu dönemdeki uygulamaların aynen sürdürülmesine gerekçe yapılamayacağı gözetilmelidir.
Davasız yargılama olmayacağına göre temyiz incelemesi/yargılaması da usulüne uygun olarak açılmış bir temyiz davasının varlığını zorunlu kılar. CMK'nın 294. maddesi uyarınca temyiz edenin, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermesi gerekmektedir. Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Hukuka aykırılık ise bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanmasıdır. Bu hukuk kuralından maksadın, öncelikle muhakeme hukukuna ve maddi ceza hukukuna ilişkin normlar olduğunda kuşku yoktur. Bunun yanında CMK'nın 288. maddesinin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde ise hukuka aykırılık ve hukuk kuralı, doktrin ve uygulama da benimsendiği üzere daha kapsamlı olarak; "Madde, 1412 sayılı Kanun'dan ayrılarak 'kanuna aykırılık' yerine daha geniş anlamlı ve amaca uygun olan 'hukuka aykırılık' sözcüklerine yer vermiştir. Yargılamanın konusunu oluşturan cezai uyuşmazlık çözüldükten ve maddi gerçeğe ulaşıldıktan sonra ilgili hukuk kuralının eksik veya yanlış uygulanması veya hiç uygulanmaması hukuka aykırılığı oluşturur. Hukuk kuralı deyimi, temel hukuk ilkelerini, yazılı olan veya olmayan hukuk kurallarını, yargılama hukukuna ilişkin kurallarla maddi hukuka ilişkin kuralların tümünü kapsar." şeklinde ifade olunmuştur.
Fiilin sanık tarafından işlenip işlenmediği maddi sorunu oluştururken sanık tarafından gerçekleştirilmiş fiilin suç oluşturup oluşturmadığı, suç oluşturduğu kabul edilen fiile hangi cezanın verilmesi gerektiği, delillerin nasıl değerlendirildiği, nasıl yargılama yapıldığı, gerekçenin dosya kapsamına uygun olup olmadığı, hükmün doğru oluşturulup oluşturulmadığı gibi hususlar ise hukuki soruna ilişkindir. Sübut da denilen maddi mesele, ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinin sözlülük ve doğrudan doğruyalık ilkelerini uygulayarak eylemi öğrenmesidir. Hukuki mesele ise olayın hukuk karşısındaki durumunu tespit etmek anlamına gelir.
Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile, taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup, muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (M. Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkânı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma; "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey, aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Prof. Dr. Feridun Yenisey, İstinafta Maddi ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Dr. Silvia Tellenbach’a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır.
Temyiz edenin, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermesi gerekmektedir. Bozulma nedenlerinin kapsamını, muhakeme hukukuna ve/veya maddi ceza hukukuna ilişkin normlara aykırılıklar oluşturacaktır. Böylece başvuruda (dilekçe, beyan ya da layihada) gösterilen nedenler/sebepler/gerekçe, bir yandan usulüne uygun temyiz davasını açan başvurunun zorunlu unsuru olmakta, diğer yandan da temyiz incelemesinin sınırlarını çizmektedir. Zira Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapacaktır (CMK'nın 301. maddesi).
CMK'nın 301. maddesinin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde de vurgulandığı üzere; "Yargıtay, temyiz istemi yargılama hukukuna ilişkin kuralların uygulanmaması veya eksik veya yanlış uygulanmasından dolayı yapılmışsa bu olgular hakkında inceleme yapar." Dolayısıyla temyiz başvurusunda bu husus açıkça ileri sürülmeli, bunu belirten olaylar ve olgular da açıkça anlatılmalıdır. Muhakeme hukukuna aykırılık iddiasına dayanan temyiz taleplerinde Yargıtay muhakeme normunun doğru uygulanıp uygulanmadığını, anlatılması istenen maddi olay üzerinden değerlendirecektir. Kararın hukuka, usule aykırı olduğunu ifade etmek, gerekli ve yeterli bir temyiz sebebi olarak kabul edilemez. Aksi hâlde soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin tarzı icrasına dair tutanaklarda da bir açıklığın bulunmadığı durumlarda iddianın denetlenme olanağı olmayacaktır. Usule ilişkin normlar maddi gerçeğe ve adalete erişme amacına hizmet eden birer vasıta olmakla, ancak bir bütün hâlinde yargılamanın adil olmadığı sonucunu doğuracak, yani hükmü etkileyecek nitelikteki ihlallerin bozma sebebi olacağı kuşkusuzdur. Kanun'un 289. maddesindeki mutlak hukuka aykırılık hâllerinin, hükmü doğrudan etkilediği kabul edildiğinden gösterilen usule aykırılık hâlleri ile çizilen inceleme sınırlarının da istisnasını oluşturdukları anlaşılmaktadır.
Temyiz istemi, maddi hukuk kurallarına aykırılık sebebine dayanıyorsa, temyiz edenin yine usulüne uygun temyiz davasını açan başvurunun zorunlu unsuru olduğundan hukuka aykırılık sebeplerini de başvurusunda göstermesi gerekir. Ancak maddi hukuk normlarının anlam ve kapsamının ne olduğuna dair nihai yorum ve tespitin/maddi hukukun ne olduğunu nihai olarak söyleme yetkisinin, doğrudan mahkemelere ait olması nedeniyle gösterilen bu sebepler, usule ilişkin aykırılıklarda olduğu gibi temyiz incelemesinin sınırlarını çizemez. Yargıtay yalnız gösterilen hukuka aykırılıkları değil tüm maddi hukuka aykırılıkları tespit ederek temyiz edenin sıfatını da dikkate almak suretiyle hükmü bozar. Yargıtayın maddi hukuk normlarının tümünü göz önünde tutup inceleme yapması gerektiği hususu doktrinde de (Serap Keskin Kiziroğlu, Türk Ceza Muhakemesi Hukukunda Temyiz Yasa Yoluna İlişkin Değişikliklere Bakış, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Kasım-Aralık, 2017, s. 182 vd.), savunulmaktadır. Erdem ve Kavlak'a göre,"…kararın hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği yönünde bir irade ortaya konulduğu sürece incelemenin maddi hukuka ilişkin tüm hukuka aykırılıklar yönünden yapılabileceği, bu bağlamda, Yargıtayın olayda meşru savunma koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle yapılan bir temyiz istemi karşısında bu istemi yerinde bulmasa bile haksız tahrikin koşullarının gerçekleştiği ve bu nedenle de cezanın indirilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozabilir." (Mustafa Ruhan Erdem, Cihan Kavlak, Ceza Muhakemesinde Temyiz İncelemesinin Kapsamı ve Sınırları, Yargıtay Dergisi, Ekim, 2018, Sayı: 4, s. 1434 ve 1472), Çetintürk de; "Muhakeme hukukuna ilişkin aykırılıklardan farklı olarak, maddi hukuka ilişkin denetimin, hükmün tüm yönleriyle incelenmesini gerektirdiği, maddi hukukun yanlış uygulandığına ilişkin genel bir ifade içeren temyiz dilekçesinde açıkça ileri sürülmemiş olsa dahi, dosyaya yansıyan delillere göre suçun unsurlarının oluşmaması, sanığın suçu işlediğinin sabit olmaması, suçun vasfının yanlış belirlenmesi, suçun nitelikli hâllerinde yapılan hata sonucu cezanın yanlış belirlenmesi veya teşebbüs, iştirak, içtima, haksız tahrik ve şahsi cezasızlık sebepleri gibi maddi hukuka ilişkin hükümlerin yanlış uygulanması sonucu sanığın ceza alması veya almaması ya da hak ettiğinden az veya çok ceza alması durumlarında Yargıtayın bu hukuka aykırılığı bozma nedeni yapabileceği" (Ekrem Çetintürk, Ceza Muhakemesinde Temyiz Kanun Yolunda Maddi (Fiili) Sorunun İncelenmesi, Terazi Hukuk Dergisi, Mart 2019, s. 466-489) düşüncesindedir.
Şu hâle göre, istemin; sanığın suçu işlediğinin sabit olmadığı (maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmediği), suçun unsurlarının oluşmadığı, suç vasfının yanlış belirlendiği, hukuka uygunluk nedenleri, teşebbüs, iştirak, içtima, haksız tahrik ve şahsi cezasızlık sebepleri gibi maddi hukuka ilişkin hükümlerin yanlış uygulanması nedeniyle sanığın hukuka aykırı biçimde cezalandırıldığı veya cezanın yanlış belirlendiği şeklindeki maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıklara dayanması durumunda Yargıtay, maddi hukuk normlarının anlam ve kapsamının ne olduğuna dair nihai yorum ve tespitin/maddi hukukun ne olduğunu söyleme nihai yetkisinin, doğrudan kendisine ait olması nedeniyle sebeple ve gerekçedeki hukuki nitelendirme ile bağlı olmaksızın, tüm hukuka aykırılıkları saptayarak hükmü bozacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Özel Dairece, Cumhuriyet savcısı tarafından sunulan 26.12.2022 tarihli dilekçenin bir temyiz nedeni içermediği gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verildiği anlaşılan dosyada;
Cumhuriyet savcısı tarafından verilen ve maddi hukuka aykırılık iddiasına ilişkin temyiz nedenlerini de içeren dilekçenin itiraz konusu bakımından bir temyiz incelemesi yapılabilmesi için yeterli olduğu, bu sebeple itiraza konu olan sanığın isnat edilen suçu işlediğinin sabit olmadığı (maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmediği) hususunun Özel Dairece temyiz incelemesi sırasında gözetilmesi gerektiği kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 17.05.2023 tarihli ve 2847-3211 sayılı ret kararının KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın, temyiz incelemesi için Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.09.2024 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Sebeplerin bulunmamasının sonucu

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 298. maddesinin birinci fıkrası, Yargıtayın temyiz istemini reddedeceği hâlleri birlikte düzenler. Bu hâller; süresi içinde temyiz başvurusunda bulunulmaması, hükmün temyiz edilemez olması, temyiz edenin buna hakkının bulunmaması ve temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğinin saptanmasıdır.

İncelemenin sınırlanması ve bozma sonrası diğer aykırılıklar

Kanunun 301. maddesinin birinci fıkrasına göre Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar hakkında inceleme yapar. Temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa inceleme, temyiz başvurusunda bu noksanı belirten olaylar hakkında yapılır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 301Kaynağı aç
Madde 301 – (1) Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen
hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz
başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.
Temyiz isteminin esastan reddi veya hükmün bozulması

Kanunun 302. maddesinin üçüncü fıkrası, bozmanın dilekçede gösterilen sebeplere dayanması hâline bağlanır. Bu durumda dilekçede ayrıca açıklanmamış olsa da saptanan diğer hukuka aykırılık hâllerinin tamamı ilamda gösterilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 302Kaynağı aç
Madde 302 – (1) Bölge adliye mahkemesinin temyiz olunan hükmünün
Yargıtayca hukuka uygun bulunması hâlinde temyiz isteminin esastan reddine
karar verilir.
(2) Yargıtay, temyiz edilen hükmü, temyiz
başvurusunda gösterilen, hükmü etkileyecek nitelikteki hukuka aykırılıklar
nedeniyle bozar. Bozma sebepleri ilâmda ayrı ayrı gösterilir.
(3) Hüküm, temyiz dilekçesinde gösterilen sebeplerle bozulduğunda,
dilekçede açıklanmış olmasa bile saptanan bütün diğer hukuka aykırılık hâlleri
de ilâmda gösterilir.
(4) Hükmün bozulmasına neden olan hukuka aykırılık, bu hükme esas olarak
saptanan işlemlerden kaynaklanmış ise, bunlar da aynı zamanda bozulur.
(5) 289 uncu madde hükümleri saklıdır.
Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller, hukuka aykırılığın
düzeltilmesi

Dilekçede gösterilmese de var sayılan kesin aykırılıklar

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 289. maddesinin birinci fıkrasına göre temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da maddede yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır. Bu hâller arasında mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması da vardır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 289Kaynağı aç
Madde 289 – (1) Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa
da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır:
a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.
b) Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme
katılması.
c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu
istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna
aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması.
d) Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya
yetkili görmesi.
e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması
gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması.
f) Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi.
g) Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi.
h) Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının
sınırlandırılmış olması.
i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması.
Sanığın yararına olan kurallara aykırılık

289. madde, dilekçede gösterilmeyen kesin aykırılığın hangi hâllerde var sayılacağını düzenler. 298. madde ise temyiz sebeplerini içermeyen dilekçede temyiz isteminin reddini öngörür. Bu iki hüküm, sebebin hiç gösterilmediği başvuruda birbirinin yerine konulamaz.

Usule ve maddi hukuka ilişkin sebepler

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2024/411 esas ve 2024/247 karar sayılı kararının gerekçesinde, yalnızca “Hükmü temyiz ediyorum”, “Resen dikkate alınacak nedenlerle temyiz ediyorum”, “Hükmün bozulmasını istiyorum” veya “Hüküm usul ve kanuna aykırıdır” ifadelerinden ibaret başvuruların usulüne uygun bir sebep oluşturmadığı belirtilmiştir.

Aynı gerekçeye göre muhakeme hukukuna aykırılık iddiasında ilgili olay ve olgular açıkça anlatılmalıdır. Kararın yalnızca hukuka veya usule aykırı olduğunu söylemek, gerekli ve yeterli bir temyiz sebebi kabul edilemez. Gerekçe, 289. maddedeki kesin aykırılık hâllerini bu sınırın istisnası olarak gösterir.

Kurulun gerekçesi, maddi hukuka aykırılık bakımından farklı bir denetim ölçüsü açıklar. Gösterilen nedenler, usule ilişkin aykırılıklardaki gibi inceleme sınırını çizmez. Yargıtay, temyiz edenin sıfatını da dikkate alarak tüm maddi hukuka aykırılıkları inceleyebilir.

Kurul, bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının 26.12.2022 tarihli dilekçesini maddi hukuka aykırılık iddiası bakımından yeterli bulmuştur. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 17.05.2023 tarihli ve 2847-3211 sayılı ret kararının kaldırılmasına ve dosyanın temyiz incelemesi için bu daireye gönderilmesine karar verilmiştir. Sonuç, bu dilekçeye ve oyçokluğuyla verilen karara özgüdür.

Sebeplerin bildirilmesine ilişkin ihtar

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2023/242 esas ve 2023/610 karar sayılı kararında, temyiz dilekçesinde bozma nedenlerinin gösterilmesi zorunluluğu ile neden gösterilmezse istemin sebep yokluğundan reddedileceği ve hükmün kesinleşeceği hususunda kararlarda ayrıca ve açıkça ihtar bulunması gerektiği kabul edilmiştir.

Kurulun bu dosyadaki gerekçesine göre söz konusu hususların bildirilmemesi ya da eksik veya yanlış bildirilmesi hâlinde yasal süreler tebliğ tarihinden değil öğrenme tarihinden işlemeye başlar. Öğrenme tarihi kesin olarak belirlenemezse taraf beyanı esas alınır.

Kurul, somut dosyada ihtar bulunmadığını kabul ederek sanık müdafiinin temyiz nedenlerini bildirdiği 06.04.2021 tarihli dilekçeyi süresinde saymıştır. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 18.02.2021 tarihli ve 11756-1311 sayılı ret kararının kaldırılmasına ve dosyanın temyiz incelemesi için 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere tevdiine karar verilmiştir. Bu sonuç yalnızca o dosyaya ilişkindir.

Ek dilekçe süresi ve yürürlükten kalkan hüküm

2023 tarihli kurul kararında aktarılan 295. maddenin birinci fıkrasına göre temyiz nedenleri gösterilmemişse, temyiz için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde nedenleri içeren ek dilekçe verilir. 295. madde yürürlükten kaldırılmıştır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 295Kaynağı aç
Madde 295 – (Mülga:2/3/2024-7499/21 md.)
Temyiz isteminin kabule değer sayılmamasından dolayı hükmü veren
mahkemece reddi

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2021/129 esas ve 2022/2904 karar sayılı kararında çoğunluk, 294. maddenin birinci fıkrasındaki gösterme zorunluluğunu esas almıştır. İlgili sanığın hükmün hukuki yönüne ilişkin temyiz nedeni göstermediği ve kararın uyguladığı 295. maddenin birinci fıkrasındaki yedi günlük süre içinde gerekçeli temyiz dilekçesi de vermediği belirtilerek 298. maddenin birinci fıkrası uyarınca temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. Bu uygulama, 295. maddenin yürürlükten kaldırılmasından önceki bir karara ilişkindir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2021/129, K. 2022/2904Kaynağı aç
10. Ceza Dairesi         2021/129 E.  ,  2022/2904 K.
"İçtihat Metni"
Mahkeme : İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hüküm : 1- Mahkûmiyet; İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 14.01.2020 tarihli, 2018/461 esas ve 2020/7 sayılı kararı
2- Hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza
Dairesi'nin 15.10.2020 tarihli, 2020/2260 esas ve 2020/2006 sayılı kararı
3- Temyiz isteminin reddi: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi'nin 09.12.2020 tarihli,
2020/2260 esas ve2020/2006 sayılı ek kararı (sanık … hakkında)
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
A) Sanık … hakkındaki mahkûmiyet hükmünün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair karara yönelik eski hale getirme ve temyiz isteğinin incelenmesi:
Temyiz süresiyle ilgili eski hale getirme isteğine ilişkin karar verme görevi, temyiz incelemesini yapacak olan Dairemize ait olduğundan, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 09.12.2020 tarihli ek kararının hukuki değerden yoksun olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede;
25.10.2020 tarihinde sanık müdafiine ve 09.11.2020 tarihinde sanığa tebliğ edilen hükmün, 5271 sayılı CMK’nın 291. maddesinde belirtilen yasal temyiz süresinden sonra sanık tarafından 07.12.2020 tarihinde temyiz edildiği ve eski hale getirme talebinde bulunulduğu anlaşıldığından, sanığın süresinde olmayan temyiz ve yerinde görülmeyen eski hale getirme isteklerinin CMK'nın 298. maddesi uyarınca REDDİNE, oy birliği ile;
B) Sanık … hakkındaki mahkûmiyet hükmünün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair karara yönelik temyiz isteğinin incelenmesi:
5271 sayılı CMK'nın 294/1. maddesinde yer alan “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.” şeklindeki düzenleme karşısında, sanığın temyiz dilekçesinde hükmün hukuki yönüne ilişkin herhangi bir temyiz nedeni göstermediği gibi CMK'nın 295/1. maddesinde belirtilen 7 günlük süre içerisinde de gerekçeli temyiz dilekçesi vermediği anlaşıldığından, CMK’nın 298/1. maddesi uyarınca TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, üye …’un karşı oyu ve oyçokluğu ile;
CMK'nın 304. maddesi uyarınca dosyanın İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi'ne gönderilmesine, 09/03/2022 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY;
(Sanık … Yönünden)
Sanık hakkında İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/01/2020 tarih- 2018/461 esas ve 2020/7 sayılı kararı ile uyuşturucu madde ticareti eylemi nedeniyle kurulan mahkûmiyet hükmü üzerine yapılan istinaf incelemesi neticesinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 15/10/2020 tarih- 2020/2260 esas ve 2020/2006 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE karar verildiği,
Sanık temyiz dilekçesinde özetle; "Sayın Başkanım…. dosyamın incelenmek üzere Yüksek Yargıtay Mahkemesine gönderilmesini istiyorum. Bu hususta gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim " yönünde talepte bulunduğu anlaşılmıştır.
Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda:
Sanık hakkında; 5271 sayılı CMK'nın 294/1. maddesinde yer alan – temyiz eden hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini göstermek zorundadır- şeklindeki düzenleme karşısında sanık müdafiinin 16/03/2018 tarihli temyiz dilekçesinde hükmün hukuki yönüne ilişkin her hangi bir temyiz sebebi göstermediği anlaşıldığından 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin REDDİNE, oy çokluğu ile karar verilmiştir.
20.07.2016 tarihi itibariyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun istinafa ilişkin (272-285 maddeleri) hükümlerinin yürürlüğe girmesiyle temyiz merci olan Yargıtayın, ilk derece mahkemeleri ve ikinci derece yargılama merci olan Bölge Adliye Mahkemelerinin vermiş olduğu temyizi kabil karalarına yönelik temyiz talebi üzerine yapılan incelemede, inceleme sınırının belirlenmesi önem arz etmektedir.
İkinci derece yargılama merci olan Bölge Adliye Mahkemesinin denetim yetkisinin yanında delil değerlendirme ve delil toplama diğer bir ifadeyle yargılama yapma yetkisi mevcuttur. 5271 sayılı CMK'nın 280. maddesinin başlığı "bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma"dır. Söz konusu maddedeki düzenlemeler ayrıntılı olarak incelendiğinde, Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını hem hukuki hem de maddi yönden inceleme yetkisi söz konusudur. Aynı zamanda gerekli gördüğü taktirde 5271 sayılı CMK'nın 280/1-(e) maddesinde verilen yetkiye dayanarak davanın yeniden görülmesine karar vererek kovuşturma yapabilir.
İstinaf aşamasından geçen temyizi kabil karaların temyiz incelemesinde Yargıtayın inceleme yetkisinin sınırları 5271 sayılı CMK'nın 288. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda "Temyiz Nedeni" başlığı altında başlığı altında aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
"MADDE 288. – [1] Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır.
[2] Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır" içerikli düzenlemeye gidilmiştir.
Madde içeriği değerlendirildiğinde Yargıtayın ilk derece ve istinaf aşamasından geçen kararların denetiminde inceleme yetkisi hukuki denetimle sınırlıdır. Diğer bir ifadeyle temyiz merci, olaya normun doğru uygulanıp uygulanmadığını denetleyebilir. Söz konusu yetki bununla sınırlandırılmıştır.
Maddenin gerekçesi, "Tasarı, 1412 sayılı Kanundan ayrılarak -kanuna aykırılık- yerine daha geniş anlamlı ve amaca uygun olan -hukuka aykırılık- sözcüklerine yer vermiştir. Yargılamanın konusunu oluşturan cezaî uyuşmazlık çözüldükten ve maddî gerçeğe ulaşıldıktan sonra ilgili hukuk kuralının eksik veya yanlış uygulanması veya hiç uygulanmaması, hukuka aykırılığı oluşturur.
Hukuk kuralı deyimi, temel hukuk ilkelerini, yazılı olan ve olmayan hukuk kurallarını, yargılama hukukuna ilişkin kurallarla maddî hukuka ilişkin kuralların tümünü kapsar.
Temyiz başvurusunun hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayandırılması gerekir. Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde, elbette ki, hukuka aykırılık oluşturur" şeklindedir.
Kanun koyucu, 1412 sayılı CMUK'nın aksine kanunilik ilkesinden ayrılarak daha ideal, modern ve özgürlükçü olan hukukilik ilkesini benimsemiştir. Bu sebeple söz konusu maddeyi uygularken kanun koyucunun iradesi doğrultusunda verilen yetkiyle sınırlı kalmak kaydıyla taraflar lehine geniş yorumlanması gerekir.
5271 Sayılı CMK'nın 289/1. maddesi "Hukuka kesin aykırılık hâlleri" başlığı altında aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
"MADDE 289. – [1] Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır:
a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.
b) Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması.
c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması.
d) Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi.
e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması.
f) Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi.
g) Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi.
h) Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması.
i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması."
5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesinin ilk cümlesine dikkat edilirse "temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da" ibaresine yer vermiştir. Bu ibareye dikkat kesilerek madde başlığında hukuka kesin aykırılık halleri olarak kabul edilen ve madde içeriğinde sayılan hususların var olup olmadığını inceleme yetkisine sahip olabilmek için her hangi bir şart öngörülmemiştir. Tam aksine talep ve beyana bakılmaksızın inceleme yükümlüğü getirilmiştir.
Maddenin gerekçesinde, "Madde, kesin temyiz veya kesin bozma nedenleri de denilen hukuka kesin aykırılık hâllerini göstermektedir. Bu hâller varsa aykırılığın hükme etki ettiği kabul edilecektir. Temyiz mercinin artık bunların bozmayı gerektirip gerektirmediğini araştırma ve takdir yetkisi olmayacaktır" içeriğine yer verildiği görülmektedir.
Madde gerekçesinde belirtildiği gibi kesin temyiz veya kesin bozma nedenlerinin var olup olmadığını inceleyebilmek için her hangi bir şart öngörülmesi düşünülemez. Diğer bir ifade ile hukuka kesin aykırılık hallerinin var olup olmadığını inceleyebilmek için tarafların hukuki temyiz nedenlerini ileri sürmesine gerek olmayıp, maddede belirtilen hususlarda temyiz merci re'sen inceleme yapmalıdır.
Kanun koyucu hukuka kesin aykırılık hallerini düzenledikten sonra "Temyiz başvurusunun içeriği" başlığı altında 5271 sayılı CMK'nın 294.maddesinde düzenlemiş ve kanun koyucunun bu şekilde düzenlemeye gitmesi dikkat çekicidir. Kanun koyucu hukuka kesin aykırılık hallerini temyizen inceleyebilmek için her hangi bir şart öngörmememiştir.
"MADDE 294. – [1] Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.
[2] Temyiz sebebi, ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir"
Söz konusu madde içeriği incelendiğinde hukuka kesin aykırılık hallerine yer vermemekte ve 5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinde sınırları çizilen hukuki temyiz sebeplerinin gösterilmesini istemektedir.
Kanun koyucu 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesinde "Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da" ibaresi çok açık olduğu için 5271 sayılı CMK'nın 289. maddesindeki hususlar istisna veya saklı kalmak kaydıyla ibarelerine madde metninde yer vermemiştir.
Temyiz merci, hukuka kesin aykırılık hallerini re'sen ve diğer temyiz sebeplerini ise temyiz nedeni gösterilmesine bağlı kalmak kaydıyla inceleyebilmesi için öncelikle incelemeye konu kararın usulüne uygun olarak temyiz edilmesi gerekir. Temyiz dilekçesinin reddini gerektiren bir hususun olmaması halinde temyiz talebi usulüne uygun olarak yapılmış demektir.
Buna ilişkin olarak "Temyiz isteminin kabule değer sayılmamasından dolayı hükmü veren mahkemece reddi" başlığı altında düzenlemeye gidilmiştir.
"MADDE 296. – [1] Temyiz istemi, kanunî sürenin geçmesinden sonra yapılmış veya temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş veya temyiz edenin buna … yoksa, hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesi bir karar ile temyiz istemini reddeder.
[2] Temyiz eden, ret kararının kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde Yargıtaydan bu hususta bir karar vermesini isteyebilir. Bu takdirde dosya Yargıtaya gönderilir. Ancak, bu nedenden dolayı hükmün infazı ertelenemez"
Madde metninden anlaşılacağı üzere; temyiz talebi süresinde yapılmış ise, temyizi kabil hüküm ise ve temyiz edenin temyiz … var ise temyiz talebini usulüne uygun olarak yapıldığını kabul etmek gerekir. Temyiz nedeninin gösterilmemiş olması temyiz talebinin reddini gerektirecek bir sebep veya eksiklik değildir. Bu sebeple Kanun koyucunun iradesinin aksine 5271 sayılı CMK'nın 294 ve 296.maddelerini sanık aleyhine dar yorumlayarak ve CMK'nın 289/1. maddesindeki açık ibareye rağmen hukuka kesin aykırılık hallerini inceleyebilmek için temyiz talebinde bulunan tarafın "neden göstermesini" ön koşul olarak kabul etmek hukuken mümkün değildir.
"Temyiz isteminin reddi" Başlığı altında aşağıdaki şekilde düzenlemeye gidilmiştir.
"MADDE 298. – [1] Yargıtay, süresi içinde temyiz başvurusunda bulunulmadığını, hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz edenin buna … olmadığını ya da temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğini saptarsa, temyiz istemini reddeder"
Söz konusu madde metni incelendiğinde yukarıda 5271 sayılı CMK'nın 294 ve 296. maddelere ilişkin değerlendirmede izah edildiği gibi kanun koyucu 5271 sayılı CMK'nın 289. maddesinde düzenlenen hukuka kesin aykırılık hallerine ilişkin madde metninde düzenlemeye gitmemiştir.
"Temyizde incelenecek hususlar" Başlığı altında aşağıdaki şekilde düzenlemeye gidilmiştir.
"MADDE 301. – [1] Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar"
Madde metni incelendiğinde; kanun koyucu temyiz mercinin yetkilerini şüpheye yer vermeksizin belirlemiştir. Temyiz merci 5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinde sınırları çizilen ve 5271 sayılı CMK'nın 294. maddesi gereğince yalnızca temyiz dilekçesinde belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapacağını açıkça belirtmiştir.
Madde metninin gerekçesi, "Yargıtay, yalnız temyiz dilekçesi veya beyanında maddî hukuk kurallarına aykırılık nedeniyle ileri sürülen hususlarla, temyiz istemi yargılama hukukuna ilişkin kuralların uygulanmaması veya eksik veya yanlış uygulanmasından dolayı yapılmışsa, bu olgular hakkında inceleme yapar" şeklindedir.
Madde metni, kendisiyle ayrılmaz bir parçası olan gerekçesiyle birlikte değerlendirildiğinde; temyiz dilekçesinde belirtilen temyiz nedenleri ile usul hukukuna ilişkin kuralların uygulanmaması veya eksik vaya yanlış uygulanmasından dolayı yapılmışsa bu olgular üzerinde inceleme yapılacağı görülmektedir.
Bu bağlamda 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesinde düzenlenen hukuka kesin aykırılık halleri usul hukukuna ilişkin kuralların uygulanmaması veya eksik vaya yanlış uygulanmasından kaynaklı hukuka aykırılık halleridir. 5271 sayılı CMK'nın 289 ve 301. maddelerinin … ve gerekçeleri birlikte değerlendirildiğinde; 5271 sayılı CMK'nın 289. maddesinde belirtilen hukuka kesin aykırılık halleri hususunda sebep belirtilmesine bağlı kalmaksızın re'sen temyiz incelemesi yapılmasına CMK'nın 301. maddesindeki hukuki düzenlemeler engel teşkil etmeyecektir.
"Temyiz isteminin esastan reddi veya hükmün bozulması" başlığı altında aşağıdaki şekilde düzenlemeye gidilmiştir.
"MADDE 302. – [1] Bölge adliye mahkemesinin temyiz olunan hükmünün Yargıtayca hukuka uygun bulunması hâlinde temyiz isteminin esastan reddine karar verilir.
[2] Yargıtay, temyiz edilen hükmü, temyiz başvurusunda gösterilen, hükmü etkileyecek nitelikteki hukuka aykırılıklar nedeniyle bozar. Bozma sebepleri ilâmda ayrı ayrı gösterilir.
[3] Hüküm, temyiz dilekçesinde gösterilen sebeplerle bozulduğunda, dilekçede açıklanmış olmasa bile saptanan bütün diğer hukuka aykırılık hâlleri de ilâmda gösterilir.
[4] Hükmün bozulmasına neden olan hukuka aykırılık, bu hükme esas olarak saptanan işlemlerden kaynaklanmış ise, bunlar da aynı zamanda bozulur.
[5] 289.madde hükümleri saklıdır"
Maddenin 2 ve 4. fıkralarına dayalı olarak temyiz mercince bozma kararı verebilmek bir nedene dayalı iken, 5. fıkrasında "289. madde hükümleri saklıdır" şeklinde düzenlemeye yer verilerek sebep aranmaksızın hükmün bozulması gerekliliği açıkça düzenlenmiştir. Diğer bir ifade ile 5271 sayılı CMK'nın 289. maddedeki hukuka aykırılık halleri kesin bozma sebebidir.
Madde metninin gerekçesi, "Yargıtay temyiz olunan hükmün hukuka uygun olduğunu belirlediğinde temyiz isteminin esastan reddine karar verecektir. Yargıtay, temyiz edilen hükmün temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olan hukuka aykırılıklar içerdiğini saptar ve bunlar hükme etki edecek nitelikte olursa bozma kararı verir. Hükme etki edecek nitelikte bulunmayan hukuka aykırılıkların, bazı önemsiz usul hatalarının Yargıtay kararında gösterilmekle birlikte hükmün bozulmasına neden sayılmadığı belirtilmelidir. Ancak, ilâmda bozulan hususların hepsinin nedenleriyle birlikte ayrı ayrı açıklanması gerekir.
Bozmaya neden olan hukuka aykırılık, hükmün dayandırıldığı işlemlerden kaynaklanmışsa, aynı zamanda bu işlemler de bozulur.
Mahkemenin temyize konu hükmü birden çok bölümden oluşmuş ve bunlardan bir veya birkaçı için ayrıca temyiz isteminin esastan reddine karar verilmemişse tümü bozulmuş sayılır. Bozma ile hüküm ortadan kalkar.
Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da 5271 sayılı CMK'nın 289. maddede açıklanan hukuka kesin aykırılık hâlleri varsa hüküm mutlaka bozulur." şeklindedir.
Madde gerekçesinin son paragrafında 5271 sayılı CMK'nın 289. maddesindeki hukuka kesin aykırılık hâllerini mutlak bozma sebebi olarak kabul edilmiş ve hükmün mutlaka bozulması gerektiği belirtilmiştir.
Yapılan açıklamalar ışığında; 5271 sayılı CMK'nın 294. maddesinde belirtilen şartları taşımayan temyiz talebi temyiz mercinin önüne geldiğinde temyiz mercince 5271 sayılı CMK'nın 291 ve 296. maddelerine göre usulüne uygun bir talep olup olmadığı değerlendirilmelidir. Usulüne uygun temyiz talebinin varlığı halinde temyiz mercinin öncelikli olarak kanunun amir hükmü gereği CMK'nın 289. maddesinde düzenlenen hukuka kesin aykırılık hallerinin var olup olmadığını incelemesi gerekir. Bu eşik aşıldıktan sonra 5271 sayılı CMK'nın 288 ve 294. maddesi gereğince temyiz sebeplerinin hukuki nedene dayanıp dayanmadığı yönde inceleme yapmalıdır.
Yapılan inceleme sonucunda, 5271 sayılı CMK'nın 294. maddesinde belirtilen şartları taşımayan temyiz taleplerine ilişkin incelemede, 5271 sayılı CMK'nın 289. maddesindeki hukuka kesin aykırılık hallerinin bulunmadığının tespiti halinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesi gereğince temyiz talebinin reddine karar verilmelidir. Yapılan inceleme sonucunda Kesin hukuka aykırılık hallerinin tespiti halinde ise 5271 sayılı CMK'nın 302/5. maddesi gereğince söz konusu aykırılığın mutlak bozma sebebi kabul edilerek verilen hükmün bozulmasına karar verilmelidir.
5271 sayılı CMK'nın 294. maddesinde belirtilen şartları taşıyan temyiz taleplerinde ise; öncelikle 5271 sayılı CMK'nın 289. maddesindeki hukuka kesin aykırılık hallerinin bulunmadığı yönünde ve sonrasında 5271 sayılı CMK'nın 294. maddesi gereğince belirtilen temyiz taleplerine yönelik inceleme yapılmalı sonucuna göre 5271 sayılı CMK'nın 302. maddesi gereğince karar verilmelidir.
5271 sayılı CMK'nın 294. maddesinde belirtilen şartları taşımayan temyiz taleplerine ilişkin olarak belirtilen yöntemle inceleme yapılmadığı taktirde telafisi mümkün olmayan hukuki sonuçların doğması muhtemeldir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Sözleşmenin 6. maddesindeki düzenlemelerle kişinin medeni hak ve yükümlülüklerini veya suçlanması durumunda … ve açık yargılama hakkını garanti altına almıştır. Madde metni aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir
" Madde 6
… yargılanma …
1. Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin … yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde,duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir.
2. Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır.
3. Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir:
a) Kendisine karşı yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden en kısa sürede, anladığı bir dilde ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek;
b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmak;
c) Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddî olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde, resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek;
d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek;
e) Mahkemede kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı takdirde bir tercümanın yardımından ücretsiz olarak yararlanmak."
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, vermiş olduğu kararlarında; Sözleşmenin 6. maddesinin 1. paragrafının geniş yorumlanması gerekliliği görüşü hakimdir. Mahkeme, "17.01.1970 tarihli DELCOURT BELÇİKA davasında "Sözleşme bağlamında demokratik toplumlarda adaletin hakkaniyete uygun olarak yerine getirilmesi … o denli önemli yere sahiptir ki 6. maddenin 1. paragrafının kısıtlayıcı bir şekilde yorumlanması bu hükmün amaç ve hedefine uygun düşmez"yönünde karar vermiştir.
Sözleşmenin 6. maddesi yargılamanın hangi aşamasında uygulanacağının belirlenmesi önem arz etmektedir. Sözleşmenin 6. maddesi ile düzenlenen garantiler sadece yargılama sürecinde uygulanmayıp önceki ve sonraki aşamaları da uygulanır.
Sözleşmenin 6. maddesi tek başına kişiye temyiz … tanımaz. Ancak bu hak ceza davalarında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 7 nolu protokolünün 2. maddesi ile tanınmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sözleşmenin 6. maddesi temyiz … sağlamasa da eğer bir devlet kendi iç hukukunda temyiz … tanınmışsa yapılan yargılamaların Sözleşmenin 6. maddesinde bulunan garantiler kapsamında olduğunu kabul etmektedir. 17.01.1970 tarihli DELCOURT BELÇİKA davasında mahkeme gerekçesinde bu hususa yer vermiştir.
Bu bağlamda, gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 7 nolu protokolünün 2. maddesi ve gerekse mahkeme içtihatları değerlendirildiğinde Sözleşmenin 6. maddesindeki kişiye tanınan garantiler temyiz aşamasında da nazara alınması zorunludur.
5271 sayılı CMK'nın 291 ve 296. maddelerine göre usulüne uygun olarak yapılan temyiz talebine rağmen 5271 sayılı CMK'nın 294. maddesine göre neden belirtilmediği gerekçesiyle ve açık hükme rağmen CMK 289/1. maddesi bağlamında inceleme yapılmaksızın temyiz talebinin 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesine göre reddine karar verilmesi halinde, Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin 6.maddesine göre kişinin garanti altına alınan savunma … kısıtlandığından hak ihlali sayılacaktır.
Bu sebeplerle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince hak ihlalinin tespiti halinde, 5271 sayılı CMK'nın 311/1- (f) fıkrası gereği yargılamanın yenilenme sebebini oluşturmaktadır.
İç hukuk bakımından yapılan değerlendirmede ise;
5271 sayılı CMK'nın 309 ve 310. maddelerinde kanun yararına bozma hükümleri düzenlenmiştir. 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesine göre hakim veya mahkemece verilen istinaf veya temyiz incelenmesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükmün hukuka aykırılığının öğrenilmesi halinde Adalet Bakanlığının Yargıtay Başsavcılığına gerekçelerini göstererek karar veya hükmün Yargıtayca bozulması isteminde bulunabilir.
Kanun koyucunun "Kanun Yararına bozma" başlığı altında düzenlemeye gitmesi ve talep hakkını Adalet Bakanlığına tanımasındaki asıl amacının hukuk düzenini tahkim etmek ve hukuk güvencisini sağlamaktır.
Madde metninin gerekçesi, "Maddeye göre, hâkim veya mahkemece verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık olduğunu öğrenen Adalet Bakanı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirilecektir.Olağanüstü temyiz de denilen bu kanun yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş bulunan kararlarda, gerek maddî hukuka ve gerek usul hukukuna ilişkin aykırılıkların giderilmesi için başvurulabilir.
Böylece kanunun eşit uygulanması ve sanığın aleyhine olmamak koşuluyla, hukuka aykırılıkların, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amaçlanmıştır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Adalet Bakanınca bildirilen nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtay ceza dairesine verir.
Yargıtay ileri sürülen nedenleri yerinde görmezse istemi reddeder, yerinde görürse karar veya hükmü kanun yararına bozar" şeklindedir.
Madde gerekçesinde “kanunun eşit uygulanması ve sanığın aleyhine olmamak koşuluyla, hukuka aykırılıkların, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amaçlanmıştır” cümlesinde kanunların eşit uygulanması ve hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından giderilmesinin önemine vurgu yapılmıştır.
Kanun yararına bozma talebi, bireyin iradesi dışında başvurulan olağan üstü kanun yoludur. Bireyin başvurusu olmamasına rağmen hukuka aykırı kararın kesinleşmesi hukuk düzeni açısından sakıncalıdır.
5271 sayılı CMK'nın 294. maddesinde düzenlenen nedene dayalı olmayan ve 5271 sayılı CMK'nın 291 ve 296. maddelerine göre usulüne uygun temyiz dilekçelerinin 5271 sayılı CMK'nın 289. maddesinde düzenlenen hukuka kesin aykırılık halleri yönünden inceleme yapılmaksızın 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesi gereğince reddine karar verilmesi hukuka uygun değildir.
Hukuka aykırı olarak istinaf veya temyiz aşamasından geçmeksizin kesinleşen hüküm ve kararlara karşı kanun yararına bozma temyiz yolu açıktır. İlk derece mahkemesinin istinaf denetiminden geçen, temyiz talebinin 5271 sayılı CMK'nın 289. maddesinde düzenlenen hukuka kesin aykırılık halleri yönünden inceleme yapılmaksızın 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesi gereğince reddine karar verilen ve bu şekilde kesinleşen kararlar yönünden kanun yararına bozma temyiz yoluna gidilmesi mümkün değildir.
Bölge Adliye Mahkemesinin ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak 5271 sayılı CMK'nın 280/1-e. maddesi gereğince yeniden hüküm kurulması halinde bu temyiz talebinin 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesi gereğince reddedilmesi halinde kanaatimce bu karara karşı olağan üstü kanun yolu olan kanun yararına bozma temyiz yolu açıktır. Çünkü Bölge Adliye Mahkemesince yeniden kurulan hüküm, üst denetim merci olan Yargıtayca esastan incelenmemiştir.
Taraflarca talep olmamasına rağmen hukuka aykırı bir karar veya hükme karşı, olağan üstü kanun yolu olan kanun yararına bozma temyiz yolu açık iken; usulüne uygun temyiz talebine rağmen kanunun açık hükmü dar ve kısıtlayıcı yorumlanarak kanun yararına bozma temyiz etme imkanı bulunmayan, hukuka kesin aykırı hükmün kesinleşmesini sağlamak beklenen hukuki sonuç olamaz.
Yapılan açıklamalar muvacehesinde sanık tarafından yapılan temyiz talebinin usulüne uygun olduğu, ancak 5271 sayılı CMK'nın 294. maddesine göre temyiz nedeni belirtilmediği anlaşıldığından sanık hakkında; kurulan hükmün -5271 sayılı CMK'nın 289. maddesindeki hukuka kesin aykırılık hallerinin var olup olmadığının tespiti açısından işin esasına re'sen girilerek hukuka kesin aykırılık veya aykırılıkların tespiti halinde; hükmün 5271 sayılı CMK'nın 302/5. maddesi gereğince bozulmasına, aksi halde temyiz talebinin 5271 sayılı CMK 298/1 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Dairemizce oluşan çoğunluğun kanaatine belirtilen gerekçelerle katılmak mümkün görülmemiştir.

Sık sorulan sorular

Temyiz dilekçesinde sebep yoksa ne olur?

Yargıtay, temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğini saptarsa temyiz istemini reddeder. Aynı fıkrada süresinde başvurulmaması, hükmün temyiz edilememesi ve temyiz hakkının bulunmaması da ret hâlleri arasında sayılır.

Temyiz sebebi hangi yönden gösterilmelidir?

Temyiz eden, hükmün neden bozulmasını istediğini başvuruda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.

Kesin aykırılık dilekçede yazılmazsa hiç dikkate alınmaz mı?

289. maddede yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık, temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmese de var sayılır. Buna karşılık 298. madde, temyiz sebeplerini içermeyen dilekçede temyiz isteminin reddini düzenler.

Temyiz sebepleri için yedi günlük ek süre hâlen var mıdır?

Yedi günlük ek dilekçe imkânı 295. maddede düzenlenmişti. Bu madde yürürlükten kaldırılmıştır.

Cumhuriyet savcısı temyiz isteğinin yönünü belirtmeli midir?

Evet. 294. maddenin birinci fıkrasına eklenen cümleye göre Cumhuriyet savcısı, temyiz dilekçesinde isteğin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu açıkça belirtir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu