Ceza Hukukunda Basit Yargılama Usulü ve Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Ceza Hukukunda Basit Yargılama Usulü ve Şartları

Basit yargılama usulü, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda, mahkemenin takdiriyle duruşma yapılmaksızın evrak üzerinden yürütülen bir ceza muhakemesi usulüdür. Bu usul, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251 inci maddesinde düzenlenmiştir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 251Kaynağı aç
Madde 251 – (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.) (Başlığı ile
Birlikte Yeniden Düzenleme:17/10/2019-7188/24 md.)
(1) Asliye ceza mahkemesince,
iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl
veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün
uygulanmasına karar verilebilir. (Ek cümle:8/7/2021-7331/23 md.) 175 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca duruşma günü
belirlendikten sonra basit yargılama usulü uygulanmaz.
(2) Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde
mahkemece iddianame; sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve
savunmalarını iki hafta içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir. Tebligatta
duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususu da belirtilir. Ayrıca,
toplanması gereken belgeler, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edilir.[97]
(3) Beyan ve savunma için verilen süre dolduktan sonra mahkemece duruşma
yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın, Türk Ceza Kanununun
61 inci maddesi dikkate alınmak suretiyle, 223 üncü maddede belirtilen
kararlardan birine hükmedilebilir. Mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç
ceza dörtte bir oranında indirilir.
(4) Mahkemece, koşulları bulunması hâlinde; kısa süreli hapis cezası
seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya hapis cezası ertelenebilir ya da
uygulanmasına sanık tarafından yazılı olarak karşı çıkılmaması kaydıyla hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.
(5) Hükümde itiraz usulü ile itirazın sonuçları belirtilir.
(6) Mahkemece gerekli görülmesi hâlinde bu madde uyarınca hüküm
verilinceye kadar her aşamada duruşma açmak suretiyle genel hükümler uyarınca
yargılamaya devam edilebilir.
(7) Basit yargılama usulü, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, (…)[98]
hâlleri ile soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olan
suçlar hakkında uygulanmaz.
(8) Basit yargılama usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen
başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz.
Basit yargılama usulünde itiraz

Basit Yargılama Usulünün Görev Alanı ve Uygulama Şartları

Basit yargılama usulünün uygulanacağı iş ve davalarda kural olarak görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Asliye ceza mahkemesince iddianamenin kabulünden sonra, kanunda öngörülen cezası adli para cezası veya üst sınırı iki yıl ya da daha az süreli hapis cezası olan suçlarda bu usulün tatbikine karar verilebilir. Ancak Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 175 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma günü belirlendikten sonra basit yargılama usulü uygulanamaz.

Kovuşturma evresinde mahkemenin takdiriyle işletilen basit yargılama usulü, soruşturma evresinde uygulanan seri muhakeme usulünden farklıdır. Seri muhakeme usulü soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının teklifi ve şüphelinin müdafi huzurunda kabulü ile işletilirken, basit yargılama usulü kovuşturma evresinde iddianamenin kabulünden sonra mahkemenin takdiriyle uygulanır.

Basit Yargılama Usulünün Uygulanamayacağı İstisnalar

5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin yedinci ve sekizinci fıkraları uyarınca kanun koyucu basit yargılama usulünün işletilemeyeceği halleri açıkça tespit etmiştir. Sanığın yaş küçüklüğü ve akıl hastalığı hallerinde basit yargılama usulü uygulanmaz. Ayrıca soruşturulması veya kovuşturulması izne ya da talebe bağlı olan suçlar hakkında da bu usul tatbik edilemez.

Kapsama giren bir suçun ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmesi halinde ağır ceza mahkemesinde basit yargılama usulü uygulanamamaktadır. Bununla birlikte basit yargılama usulü kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması halinde de basit yargılama usulü uygulanmaz.

Kapsamdaki Örnek Suç Tipleri

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda yer alan ve cezasının üst sınırı iki yılı geçmeyen veya adli para cezasını gerektiren suçlar basit yargılama usulü kapsamındadır. Örneğin TCK m. 105/1 uyarınca cinsel taciz suçunun temel şekli üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngördüğünden bu kapsama girmektedir. Ancak cinsel taciz fiilinin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezası öngörüldüğünden üst sınır iki yılı aşmaktadır. TCK m. 106/1'in ilk cümlesindeki tehdit suçunun temel şeklinde altı aydan iki yıla kadar hapis cezası düzenlendiğinden bu suç da kapsama dahildir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 105Kaynağı aç
Madde 105- (1) Bir kimseyi cinsel amaçlı
olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla
kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına fiilin çocuğa karşı işlenmesi
hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.[50]
(2) (Değişik: 18/6/2014-6545/61
md.) Suçun;
a) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin sağladığı
kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
b) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti
veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,
c) Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
d) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan
faydalanmak suretiyle,
e) Teşhir suretiyle,
işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında
artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden
ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az olamaz.
YEDİNCİ BÖLÜM
Hürriyete Karşı Suçlar
Tehdit[51]
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 106Kaynağı aç
Madde 106- (1) Bir başkasını, kendisinin veya
yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı
gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis
cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle:12/5/2022-7406/6 md.) Bu suçun
kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz.
Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük
edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para
cezasına hükmolunur.
(2) Tehdidin;
a) Silahla,
b) Kişinin kendisini tanınmayacak
bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
c) Birden fazla kişi tarafından
birlikte,
d) Var olan
veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten
yararlanılarak,
İşlenmesi halinde, fail hakkında
iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Tehdit amacıyla kasten öldürme,
kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca
bu suçlardan dolayı ceza verilir.
Şantaj

Aynı çerçevede TCK m. 116/1'de düzenlenen konut dokunulmazlığının ihlali suçunun temel hali, TCK m. 117/1'deki iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun birinci fıkrası, TCK m. 125/1 kapsamındaki hakaret suçunun temel şekli ile TCK m. 130/1 uyarınca kişinin hatırasına hakaret suçu, yaptırımlarının üst sınırı iki yılı aşmadığı için bu usulün alanına girer. TCK m. 153/2'de düzenlenen ibadethaneleri ve mezarlıkları kirletme suçu ile TCK m. 155/1'deki güveni kötüye kullanma suçunun basit şekli de üst sınırı iki yılı geçmeyen cezaları nedeniyle basit yargılama usulü kapsamındadır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 116Kaynağı aç
Madde 116- (1) Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine
rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan
kişi, mağdurun şikayeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (Değişik: 31/3/2005 – 5328/8 md.) Birinci fıkra kapsamına
giren fiillerin, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan
yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri hakkında işlenmesi hâlinde,
mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para
cezasına hükmolunur.
(3) (Değişik: 31/3/2005 – 5328/8 md.) Evlilik birliğinde aile
bireylerinden ya da konutun veya işyerinin birden fazla kişi tarafından ortak
kullanılması durumunda, bu kişilerden birinin rızası varsa, yukarıdaki fıkralar
hükümleri uygulanmaz. Ancak bunun için rıza açıklamasının meşru bir amaca
yönelik olması gerekir.
(4) Fiilin, cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti işlenmesi
halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
İş ve çalışma hürriyetinin ihlali
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 117Kaynağı aç
Madde 117- (1) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı
başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlal eden kişiye, mağdurun
şikayeti halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.
(2) Çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürmek suretiyle kişi
veya kişileri ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde
orantısız düşük bir ücretle çalıştıran veya bu durumda bulunan kişiyi, insan onuru
ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tabi kılan kimseye altı
aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası
verilir.
(3) Yukarıdaki fıkrada belirtilen durumlara düşürmek üzere bir kimseyi
tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nakleden kişiye de aynı ceza
verilir.
(4) Cebir veya tehdit kullanarak, işçiyi veya işverenlerini ücretleri
azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenlerden başka koşullar altında
anlaşmalar kabulüne zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya
durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası
verilir.
Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 125Kaynağı aç
Madde 125- (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide
edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (…)[56]
veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi,
üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle
ihtilat ederek işlenmesi gerekir.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir
iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.
(3) Hakaret suçunun;
a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini
açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin
emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,
İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
(4) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Hakaretin alenen işlenmesi
halinde ceza altıda biri oranında artırılır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Kurul hâlinde çalışan kamu
görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan
üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde
hükümleri uygulanır.
Mağdurun belirlenmesi
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 130Kaynağı aç
Madde 130- (1) Bir kimsenin öldükten sonra hatırasına en az üç
kişiyle ihtilat ederek hakaret eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya
adlî para cezası ile cezalandırılır. Ceza, hakaretin alenen işlenmesi halinde,
altıda biri oranında artırılır.
(2) Bir ölünün kısmen veya tamamen ceset veya kemiklerini alan veya ceset
veya kemikler hakkında tahkir edici fiillerde bulunan kişi, üç aydan iki yıla
kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Soruşturma ve kovuşturma koşulu
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 153Kaynağı aç
Madde 153- (1) İbadethanelere, bunların
eklentilerine, buralardaki eşyaya, mezarlara, bunların üzerindeki yapılara,
mezarlıklardaki tesislere, mezarlıkların korunmasına yönelik olarak yapılan
yapılara yıkmak, bozmak veya kırmak suretiyle zarar veren kişi, bir yıldan dört
yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada belirtilen
yerleri ve yapıları kirleten kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para
cezası ile cezalandırılır.
(3) Birinci ve ikinci fıkralardaki
fiillerin, ilgili dini inanışı benimseyen toplum kesimini tahkir maksadıyla
işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.
Hakkı olmayan yere tecavüz
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 155Kaynağı aç
Madde 155- (1) Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli
bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde,
kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında
tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine,
altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.[70]
(2) Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi
nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin
gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir
yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
(3) (Ek:24/12/2025-7571/18
md.) Suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı
olması halinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.
Bedelsiz senedi kullanma

Yargılama Aşaması ve Evrak Üzerinden Karar Verilmesi

Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiğinde mahkemece sanık, mağdur ve şikâyetçiye iddianame tebliğ edilerek iki hafta içinde savunma ve beyanlarını yazılı bildirmeleri istenir. Yapılan tebligatta duruşma açılmaksızın hüküm verilebileceği ihtarı yer alır ve yargılama için toplanması gereken evrak mahkeme tarafından ilgili mercilerden talep edilir.

Beyan ve savunma için tanınan sürenin dolmasının ardından mahkemece duruşma yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın, Türk Ceza Kanunu'nun 61 inci maddesi dikkate alınmak suretiyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223 üncü maddesinde belirtilen kararlardan birine hükmedilebilir. Bu kapsamda beraat, mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı, güvenlik tedbiri, davanın düşmesi veya davanın reddi kararları verilebilir. Mahkemece gerekli görülmesi halinde hüküm verilinceye kadar her aşamada duruşma açılmak suretiyle genel hükümler uyarınca yargılamaya devam edilebilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 223Kaynağı aç
Madde 223 – (1) Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm
verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine
hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.
(2) Beraat kararı;
a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,
b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,
c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,
d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka
uygunluk nedeninin bulunması,
e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması,
Hallerinde verilir.
(3) Sanık hakkında;
a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya
sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması,
b) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/30
md.) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi
suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,
c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,
d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi,
Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer
olmadığı kararı verilir.
(4) İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen;
a) Etkin pişmanlık,
b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı,
c) Karşılıklı hakaret,
d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı,
Dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer
olmadığı kararı verilir.
(5) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında
mahkûmiyet kararı verilir.
(6) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya
mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur.
(7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya
açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.
(8) Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da
soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması
hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya
kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz
gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı
verilir. Bu karara itiraz edilebilir.
(9) Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza
verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.
(10) Adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı
kanun yolu bakımından hüküm sayılır.
Karar ve hükümlerde gerekli oy sayısı

Sonuç Cezada Dörtte Bir İndirim ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Basit yargılama usulü uygulanarak mahkûmiyet kararı verildiği takdirde, Türk Ceza Kanunu'nun 61 inci maddesindeki usul dikkate alınarak belirlenen sonuç ceza dörtte bir (1/4) oranında indirilir. Mahkemece koşulları bulunması halinde verilen kısa süreli hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya hapis cezası ertelenebilir.

Sanık hakkında koşulları oluştuğu takdirde hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı da verilebilir; ancak bunun için kararın uygulanmasına sanık tarafından yazılı olarak açıkça karşı çıkılmamış olması şarttır. Sanık savunmasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğini açıkça belirtmişse mahkemece HAGB kararı verilemez.

Karara İtiraz, Mahkeme Görevlendirmesi ve Duruşma Usulü

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251 inci maddesi uyarınca verilen hükümlere karşı doğrudan istinaf veya temyiz yoluna gidilemez; kanun yolu itirazdır. Hükümde itiraz usulü ile itirazın sonuçları açıkça gösterilir ve süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 252Kaynağı aç
Madde 252 – (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.) (Başlığı ile
Birlikte Yeniden Düzenleme:17/10/2019-7188/25 md.)
(1) 251 inci madde uyarınca verilen hükümlere karşı itiraz edilebilir.
Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir.
(2) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) İtiraz üzerine hükmü veren
mahkemece dosya, o yerde birden fazla asliye ceza mahkemesi bulunması hâlinde
tevzi kriterlerine göre belirlenen asliye ceza mahkemesine gönderilir ve bu
mahkemece duruşma açılarak genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Tek
asliye ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde ise, aynı mahkemede yetkili başka
bir hakim varsa bu hakim tarafından; aksi hâlde adli yargı ilk derece mahkemesi
adalet komisyonu başkanınca görevlendirilen hakim tarafından duruşma açılır ve
genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Taraflar gelmese bile duruşma
yapılır ve yokluklarında 223 üncü madde uyarınca hüküm verilebilir. Taraflara
gönderilecek davetiyede bu husus yazılır. Duruşmadan önce itirazdan
vazgeçilmesi hâlinde duruşma yapılmaz ve itiraz edilmemiş sayılır.
(3) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) Mahkeme, ikinci fıkra uyarınca
hüküm verirken, 251 inci madde kapsamında basit yargılama usulüne göre verilen
hükümle bağlı değildir. Ancak, itirazın sanık dışındaki kişiler tarafından
yapıldığı hâllerde 251 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca indirim uygulanır.
(4) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) İtiraz üzerine verilen hükmün
sanık lehine olması hâlinde, bu hususların itiraz etmemiş olan diğer sanıklara
da uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da itiraz etmiş gibi verilen kararlardan
yararlanır.
(5) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) İkinci fıkra uyarınca verilen
hükümlere karşı genel hükümlere göre kanun yoluna başvurulabilir.
(6) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) Birinci fıkradaki itirazın,
süresinde yapılmadığı veya kanun yoluna başvuru hakkı bulunmayan tarafından
yapıldığı mahkemesince değerlendirildiğinde dosya, 268 inci maddenin ikinci
fıkrası uyarınca itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderilir. Mercii bu
sebepler yönünden incelemesini yapar ve kararını gereği için mahkemesine
gönderir.
(7) (Ek:2/3/2024-7499/17 md.)Birinci fıkradaki itirazın, yargılama
giderine, vekâlet ücretine veya maddi hataya ilişkin olması hâlinde 268 inci
maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır. Mercii bu sebepler yönünden
incelemesini yapar ve kararını gereği için mahkemesine gönderir.
İKİNCİ
KISIM
Uzlaşma
ve Müsadere
BİRİNCİ
BÖLÜM
Uzlaşma
Uzlaştırma[99][100][101]

İtiraz üzerine hükmü veren mahkemece dosya, o yerde birden fazla asliye ceza mahkemesi bulunması halinde tevzi kriterlerine göre belirlenen asliye ceza mahkemesine gönderilir. Tek asliye ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde ise aynı mahkemede yetkili başka bir hâkim varsa bu hâkim tarafından; aksi halde adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu başkanınca görevlendirilen hâkim tarafından duruşma açılarak genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur.

Duruşmaya ilişkin taraflara gönderilecek davetiyede, gelmeseler bile duruşma yapılacağı ve yokluklarında Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223 üncü maddesi uyarınca hüküm verilebileceği hususu yazılır. Duruşmadan önce itirazdan vazgeçilmesi halinde duruşma yapılmaz ve itiraz edilmemiş sayılır.

İtiraz Üzerine Yeniden Hüküm Kurulması ve Kanun Yolu

Mahkeme, itiraz üzerine duruşma açarak hüküm kurarken basit yargılama usulüne göre verilen önceki hükümle bağlı değildir. Ancak itirazın sanık dışındaki kişiler tarafından yapıldığı hallerde dörtte bir oranındaki ceza indirimi korunur; itiraz sanık tarafından yapılmış ve duruşma sonunda yeniden mahkûmiyet verilmişse bu indirim uygulanmaz. İtiraz üzerine verilen hükmün sanık lehine olması halinde, bu hususların itiraz etmemiş diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa söz konusu sanıklar da itiraz etmiş gibi karardan yararlanır.

İtiraz üzerine duruşma açılarak genel hükümlere göre verilen hükümlere karşı genel hükümler dairesinde kanun yoluna başvurulabilir. Bu kararlara karşı genel kanun yolları açıktır.

İtirazın süresinde yapılmadığı veya kanun yoluna başvuru hakkı bulunmayan kişi tarafından yapıldığı mahkemesince değerlendirildiğinde dosya, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 268 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca itirazı incelemeye yetkili mercie gönderilir. İtirazın yalnızca yargılama giderine, vekâlet ücretine veya maddi hataya ilişkin olması halinde de aynı usul uygulanır; merci bu sebepler yönünden incelemesini yapar ve kararını gereği için mahkemesine gönderir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 268Kaynağı aç
Madde 268 – (1) Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun
ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı
öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde kararı veren mercie verilecek bir
dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak
suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı
veya hâkim onaylar. 263 üncü madde hükmü saklıdır.[114]
(2) Kararına itiraz edilen hâkim veya
mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç
gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.
(3) İtirazı incelemeye yetkili merciler aşağıda gösterilmiştir:
a) (Değişik: 18/6/2014-6545/74 md.) Sulh ceza hâkimliği
kararlarına yapılan itirazların incelenmesi, o yerde birden fazla sulh ceza
hâkimliğinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen hâkimliğe; son
numaralı hâkimlik için bir numaralı hâkimliğe; ağır ceza mahkemesinin
bulunmadığı yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, yargı çevresinde görev
yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine; ağır
ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, en yakın ağır
ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine aittir.
b) (Değişik:8/7/2021-7331/24 md.) Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama
ve adli kontrole ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan itirazların
incelenmesi, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir.
İtirazı incelemeye yetkili mercilerin farklı olduğu hâllerde, itirazların
gecikmeksizin incelenmesi amacıyla, kararına itiraz edilen sulh ceza hâkimliği
tarafından gerekli tedbirler alınır. Sulh ceza hâkimliği işleri, asliye ceza
hâkimi tarafından görülüyorsa itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi
başkanına aittir.
c) Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara yapılacak
itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine ve
bu mahkeme ile başkanı tarafından verilen kararlar hakkındaki itirazların
incelenmesi, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması
hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye; son numaralı daire için
birinci daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın
ağır ceza mahkemesine aittir.
d) Naip hâkim kararlarına yapılacak itirazların incelenmesi, mensup
oldukları ağır ceza mahkemesi başkanına, istinabe olunan mahkeme kararlarına
karşı yukarıdaki bentlerde belirtilen esaslara göre bulundukları yerdeki
mahkeme başkanı veya mahkemeye aittir.
e) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları ile Yargıtay ceza
dairelerinin esas mahkeme olarak baktıkları davalarda verdikleri kararlara
yapılan itirazlarda; üyenin kararını görevli olduğu dairenin başkanı, daire
başkanı ile ceza dairesinin kararını numara itibarıyla izleyen ceza dairesi;
son numaralı daire söz konusu ise birinci ceza dairesi inceler.
İtirazın kararın yerine getirilmesinde etkisi
Basit yargılama usulünde mahkûmiyet halinde dörtte bir indirim nasıl uygulanır?

Mahkûmiyet kararı verildiği takdirde Türk Ceza Kanunu'nun 61 inci maddesindeki genel esaslar çerçevesinde belirlenen sonuç cezadan dörtte bir oranında kanuni indirim yapılır.

Sanık itiraz ettiğinde dörtte bir oranındaki ceza indirimi geçerliliğini korur mu?

İtiraz bizzat sanık tarafından yapılmış ve duruşma neticesinde tekrar mahkûmiyet kararı verilmişse dörtte bir oranındaki indirim uygulanmaz; bu indirim yalnızca itiraz sanık dışındaki kişilerce yapıldığında korunur.

Basit yargılama usulünde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir mi?

Kanuni koşulları bulunması halinde, uygulanmasına sanık tarafından yazılı olarak açıkça karşı çıkılmaması kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.

Duruşma günü tayin edildikten sonra basit yargılama kararı verilebilir mi?

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 175 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca mahkemece duruşma günü belirlendikten sonra basit yargılama usulü uygulanamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu