Temsil Yetkisinin Devri ve Sınırlı Yetkili Temsilci Tayini

by Avukat Erdal Ersoy
Temsil Yetkisinin Devri ve Sınırlı Yetkili Temsilci Tayini

Anonim Şirketlerde Temsil Yetkisinin Kapsamı ve Genel Esasları

Anonim şirketlerde temsil yetkisi, esas sözleşmede aksine bir düzenleme bulunmadıkça veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmadıkça, çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir. Temsile yetkili kılınan kişiler şirketin amacına ve işletme konusuna giren her türlü hukuki işlemi ve işi şirket adına yapabilir ve bunun için şirket unvanını kullanabilirler. Kanuna ve esas sözleşmeye aykırı işlemler dolayısıyla şirketin ilgililere rücu hakkı saklıdır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 370Kaynağı aç
MADDE 370- (1) Esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisi çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir. (2) Yönetim kurulu, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebilir. En az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olması şarttır. 2. Kapsam ve sınırlar
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 371Kaynağı aç
MADDE 371- (1) Temsile yetkili olanlar şirketin amacına ve işletme konusuna giren her tür işleri ve hukuki işlemleri, şirket adına yapabilir ve bunun için şirket unvanını kullanabilirler. Kanuna ve esas sözleşmeye aykırı işlemler dolayısıyla şirketin rücû hakkı saklıdır. (2) Temsile yetkili olanların, üçüncü kişilerle, işletme konusu dışında yaptığı işlemler de şirketi bağlar; meğerki, üçüncü kişinin, işlemin işletme konusu dışında bulunduğunu bildiği veya durumun gereğinden, bilebilecek durumda bulunduğu ispat edilsin. Şirket esas sözleşmesinin ilan edilmiş olması, bu hususun ispatı açısından, tek başına yeterli delil değildir. (3) Temsil yetkisinin sınırlandırılması, iyiniyet sahibi üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmez; ancak, temsil yetkisinin sadece merkezin veya bir şubenin işlerine özgülendiğine veya birlikte kullanılmasına ilişkin tescil ve ilan edilen sınırlamalar geçerlidir. (4) Temsile yetkili kişiler tarafından yapılan işlemin esas sözleşmeye veya genel kurul kararına aykırı olması, iyiniyet sahibi üçüncü kişilerin o işlemden dolayı şirkete başvurmalarına engel değildir. (5) Temsile veya yönetime yetkili olanların, görevlerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden şirket sorumludur. Şirketin rücû hakkı saklıdır. (6) Sözleşmenin yapılması sırasında, şirket tek pay sahibi tarafından ister temsil edilsin ister edilmesin, tek pay sahipli anonim şirketlerde, bu pay sahibi ile şirket arasındaki sözleşmenin geçerli olması sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Bu şart piyasa şartlarına göre günlük, önemsiz ve sıradan işlemlere ilişkin sözleşmelerde uygulanmaz. (7) (Ek: 10/9/2014 – 6552/131 md.) Yönetim kurulu, yukarıda belirtilen temsilciler dışında, temsile yetkili olmayan yönetim kurulu üyelerini veya şirkete hizmet akdi ile bağlı olanları sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atayabilir. Bu şekilde atanacak olanların görev ve yetkileri, 367 nci maddeye göre hazırlanacak iç yönergede açıkça belirlenir. Bu durumda iç yönergenin tescil ve ilanı zorunludur. İç yönerge ile ticari vekil ve diğer tacir yardımcıları atanamaz. Bu fıkra uyarınca yetkilendirilen ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları da ticaret siciline tescil ve ilan edilir. Bu kişilerin, şirkete ve üçüncü kişilere verecekleri her tür zarardan dolayı yönetim kurulu müteselsilen sorumludur. 3. İmza şekli

Temsile yetkili olanların üçüncü kişilerle işletme konusu dışında yaptığı işlemler de kural olarak şirketi bağlar. Ancak üçüncü kişinin işlemin işletme konusu dışında bulunduğunu bildiği veya durumun gereğinden bilebilecek durumda olduğu ispat edilirse şirket bu işlemle bağlı olmaz. Şirket esas sözleşmesinin ticaret sicilinde ilan edilmiş bulunması, üçüncü kişinin bu durumu bildiğinin ispatı açısından tek başına yeterli delil sayılmaz.

Temsil yetkisinin sınırlandırılması iyiniyet sahibi üçüncü kişilere karşı kural olarak hüküm ifade etmez. Bu kuralın istisnası olarak temsil yetkisinin yalnızca merkezin veya belirli bir şubenin işlerine özgülendiğine ya da birlikte kullanılmasına ilişkin sınırlandırmalar ticaret siciline tescil ve ilan edildiği takdirde üçüncü kişilere karşı geçerlilik taşır. Temsile yetkili kişilerin şirket esas sözleşmesine veya genel kurul kararına aykırı işlem yapmış olması dahi iyiniyet sahibi üçüncü kişilerin o işlem sebebiyle şirkete başvurmasına engel teşkil etmez.

Temsile veya yönetime yetkili olanların, görevlerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden şirket sorumludur; bu fiiller dolayısıyla şirketin rücu hakkı saklı tutulmuştur. Tek pay sahipli anonim şirketlerde ise piyasa şartlarına göre günlük, sıradan ve önemsiz işlemler hariç tutulmak üzere, şirket ile tek pay sahibi arasındaki sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekilde yapılmış olmalarına bağlıdır.

Temsil Yetkisinin Devri ve Yönetim Teşkilatının Belirlenmesi

Yönetim kurulu temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye ya da müdür olarak üçüncü kişilere devredebilir. Yetkinin müdür olarak üçüncü kişilere devredilmesi halinde, en az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini koruması kanuni bir zorunluluktur. Doktrindeki hâkim görüş çerçevesinde, temsil yetkisinin usulüne uygun devredilebilmesi için şirket esas sözleşmesinde devir yetkisine izin veren bir hüküm bulunması, yönetim kurulunca iç yönerge düzenlenmesi ve yönetim kurulunun ayrıca bir devir kararı almış olması aranır.

Şirket yönetim teşkilatının belirlenmesi, şube müdürleri hariç olmak üzere müdürlerin ve aynı işleve sahip kişilerin atanmaları ile görevden alınmaları ve yönetimle görevli kişilerin kanunlara, esas sözleşmeye, iç yönergelere ve yazılı talimatlara uygun hareket edip etmediklerinin üst gözetimi yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkileri arasındadır. Bu kapsamda, esas sözleşmede temsil yetkisinin devredileceği kişilerin somut olarak belirlenmesi, atanmalarının genel kurul onayına tabi kılınması veya niteliklerine yönelik sınırlama getirilmesi batıldır; bu yöndeki kayıtlar ticaret siciline tescil edilmiş olsa dahi sicilin olumlu etkisini doğurmaz.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 375Kaynağı aç
MADDE 375- (1) Yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkileri şunlardır: a) Şirketin üst düzeyde yönetimi ve bunlarla ilgili talimatların verilmesi. b) Şirket yönetim teşkilatının belirlenmesi. c) Muhasebe, finans denetimi ve şirketin yönetiminin gerektirdiği ölçüde, finansal planlama için gerekli düzenin kurulması. d) (Değişik:23/5/2024-7511/14 md.) Şube müdürleri hariç olmak üzere müdürlerin ve aynı işleve sahip kişilerin atanmaları ve görevden alınmaları. e) Yönetimle görevli kişilerin, özellikle kanunlara, esas sözleşmeye, iç yönergelere ve yönetim kurulunun yazılı talimatlarına uygun hareket edip etmediklerinin üst gözetimi. f) Pay, yönetim kurulu karar ve genel kurul toplantı ve müzakere defterlerinin tutulması, yıllık faaliyet raporunun ve kurumsal yönetim açıklamasının düzenlenmesi ve genel kurula sunulması, genel kurul toplantılarının hazırlanması ve genel kurul kararlarının yürütülmesi. g) Borca batıklık durumunun varlığında mahkemeye bildirimde bulunulması. 3. Sermayenin kaybı, borca batık olma durumu a) Çağrı ve bildirim yükümü

Yönetim teşkilatını belirleyen iç yönergenin düzenlenmesi yönetim kurulunun devredilemez yetkisinde olup yönetim kurulu kararları yazılılık şartına tabi olduğundan iç yönerge de yazılı şekilde hazırlanır. Görev tanımlarını ve unvanları gösteren bu iç yönergede temsil yetkisinin devredileceği kişilerin isimleri belirlenmemeli, unvan ve yetki çerçevesiyle sınırlı kalınmalıdır.

Yönetimin Devri ile Temsilin Devri Arasındaki Fark ve Tescil Rejimi

Anonim şirketlerde yönetim kurulu, esas sözleşmeye konulacak bir hükümle, hazırlayacağı iç yönergeye göre yönetimi kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine ya da üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabilir. Yönetim bu usulle devredilmediği takdirde tüm yönetim kurulu üyelerine ait kalır. Yönetimin devrine dayanak oluşturan iç yönerge şirketin yönetimini düzenleyerek gerekli görevleri tanımlar, organizasyondaki yerleri gösterir ve kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirler.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 367Kaynağı aç
MADDE 367- (1) Yönetim kurulu esas sözleşmeye konulacak bir hükümle, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabilir. Bu iç yönerge şirketin yönetimini düzenler; bunun için gerekli olan görevleri, tanımlar, yerlerini gösterir, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirler. Yönetim kurulu, istem üzerine pay sahiplerini ve korunmaya değer menfaatlerini ikna edici bir biçimde ortaya koyan alacaklıları, bu iç yönerge hakkında, yazılı olarak bilgilendirir. (2) Yönetim, devredilmediği takdirde, yönetim kurulunun tüm üyelerine aittir. 4. Ticari mümessil ve vekiller

Şirket yönetim kurulu temsil yetkisini devretmeyip sadece iç işleyişe yönelik yönetimi devredecekse bu iç yönergenin ticaret siciline tescil ve ilanı gerekmez. Yönetim kurulu, talep halinde pay sahiplerini ve korunmaya değer menfaatlerini ikna edici biçimde ortaya koyan alacaklıları iç yönerge hakkında yazılı olarak bilgilendirir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.02.2023 tarihli ve E. 2021/6397, K. 2023/1052 sayılı kararında da imza ve şirketi temsil yetkisi bulunmayan personelin atanmasına ilişkin kararların tescil talebinin reddedilmesinin hukuka uygun olduğu, sadece iç yönetimin devrini konu alan iç yönergenin tescil ve ilanının gerekmediği kabul edilmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/6397, K. 2023/1052Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2021/6397 E.  ,  2023/1052 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi HÜKÜM : Ret Taraflar arasındaki Ticaret Sicil Memuru kararına itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 25.11.2019 tarihli ve 630 sayılı yönetim kurulu kararı ile şirketin 4 numaralı iç yönergesini kabul ettiğini, bu yönergede 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 367 nci maddesine göre yönetim kurulunun görev devri yaptığı pozisyonların görevlerinin düzenlendiğini, bu karardan sonra 25.11.2019 tarihli ve 631 sayılı yönetim kurulu kararı alınarak bu iç yönergede imza yetkilileri ile imza yetkisi olmayıp iç yönergede görev tanımları yapılan şube müdürü vs. pozisyondaki kişilerin, yani ticari vekillerin atandığını; ancak davalının, imza yetkisi olmayan ticari vekillere ilişkin 6 ncı maddenin tescil ve ilan talebini reddettiğini, davacı şirketin daha önce de imza yetkisi vermeden yönetim devri yaptığına dair kararlar aldığını ve bu kararların tescil ve ilan edildiğini, yönetim kurulu kararı ile hem imza yetkilisi hem de imza yetkisi verilmeyen vekillerin atandığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un (6098 sayılı Kanun) 551 inci maddesinde ve 6102 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinin yedinci fıkrasında ticari vekilin, imza yetkisine sahip olmayan kişi olduğunun açıkça belirtildiğini, imza yetkisi olan kişinin zaten ticari vekil değil, ticari temsilci olduğunu, sicilin kararının hukuka aykırılığının açıkça belli olduğunu belirterek Ticaret Sicil Müdürlüğünün 31.12.2019 tarihli kararının iptali ile kararın tescil ve ilanına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinin yedinci fıkrasında, yönetim kurulunun yukarıda belirtilen temsilciler dışında temsile yetkili olmayan yönetim kurulu üyelerinin veya şirkete hizmet akdi ile bağlı olanları sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atayabileceğinin düzenlendiği, bu şekilde atanacak olanların görev ve yetkilerinin hazırlanacak iç yönergede açıkça belirleneceği, bu fıkra uyarınca yetkilendirilen ticari vekil veya diğer tacir yardımcılarının ticaret siciline tescil ve ilan edileceğinin düzenlendiği, 6098 sayılı Kanun'un 551 inci maddesinde ticari vekilin bir ticari işletmenin sahibi tarafından işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişi olarak belirtildiği, yasal düzenlemelerde, atanan ticari vekillere temsil yetkisi veya açık imza yetkisi verilmesi gerektiğine dair bir şartın bulunmadığı, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün tescil talebinin reddine dair ret gerekçesinin ise 6102 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinin yedinci fıkrası ve 6098 sayılı Kanun'un 551 inci madde hükümlerine göre yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının 6102 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, 6102 sayılı Kanun'un 370 ve 371 inci maddeleri çerçevesinde, anonim şirketlerde temsil yetkisinin kural olarak yönetim kuruluna ait olduğunu, temsil yetkisinin de şirket adına “imza yetkisini” kapsamasının, anılan hükmün lafzı hem de temsilin doğası gereği olduğunu, anonim şirketlerde tescile tabi yetkililerin, temsil yetkisini sınırlı ya da sınırsız biçimde haiz bulunan yetkililer olduğunu, 6102 sayılı Kanun uyarınca sınırlı temsille donatılmış yetkililer dışındakilerin tescil edilemeyeceğini, 6098 sayılı Kanun uyarınca yetkilendirilmiş ve 6102 sayılı Kanun'a göre şirketi temsil yetkisi bulunmayan kişilerin tescilinin mümkün olmadığını, dava konusu olayda tescili istenen yetkililerin 6098 sayılı Kanun kapsamında ticari vekil olduğu, şirketi sınırlı da olsa temsil yetkisini haiz olmadığı için mevzuata uygun biçimde tescil edilmediğini, temsil yetkisini taşımayan, şirketin iç işleyişinde görevli kişilerin tescili hususu da mevzuatta düzenlenmediğinden dava konusu olayda tescil başvurusunun reddedilmesinin mevzuata uygun olduğunu, davanın açılmasına davalının neden olmadığını belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının tescil talebinin ticari vekil niteliğinde olduğu, imza ve şirketi temsil yetkisi bulunmayan ticari vekil atanmasına dair dava konusu yönetim kurulu kararının tescilinin red edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, davacı şirketin şube müdürü, kesimhane işletme müdürü, sorumlu yönetici, planlama ve lojistik müdürü, damızlık çiftlik müdürü gibi hem şirketin işyerlerini yöneten hem de şirketin bazı işlerini yürüten pozisyonlara yapılan atamaların tescil ve ilanının gerekmediği, şirket yönetim kurulu temsil yetkisinin devredilmeyip sadece yönetim devir edilecekse bu iç yönergenin tescil ve ilanının gerekmediği, davacı vekilinin daha evvel aynı konumdaki ticari vekillerin tescilinin yapıldığı iddasının tescil ve ilanı gerekmeyen bir hususta bir kez tescil yapılmasının devam eden zamanda da aynı hatalı işlemin sürdürülmesine gerekçe teşkil etmeyeceği nedenleriyle itirazın reddine karar verilmesi gerekirken itirazın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasın, yeniden hüküm kurularak "Ticaret Sicil Müdürlüğü kararına yönelik itirazının reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 371 nci maddesinin yedinci fıkrasında düzenlenen tescile tabi ticari vekillerden kastedilenin, sınırlı imza yetkisine sahip olan kişilerin atanması olduğunu, imza yetkisi olmayan kişilerin ticari vekil olmadığını, tescil ve ilana tabi olmadığını, gerekçede hukuki düzenlemenin yanlış yorumlandığını, davacı şirketin daha önce de imza yetkisi vermeden yönetim devri yaptığına dair kararlar aldığını ve bu kararların tescil ve ilan edildiğini, yönetim kurulu kararı ile hem imza yetkilisi hem de imza yetkisi verilmeyen vekillerin atandığını, her iki atamanın da tescil ve ilana tabi olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca tescile tabi olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinin birinci fıkrasında sınırsız temsil yetkisinin, üçüncü fıkrada temsil yetkisinin sınırlandırılmasının ve ticari vekilin düzenlendiğini, yedinci fıkrada ise “yukarıda belirtilen temsilciler dışında, temsile yetkili olmayan” kişilerin ticari vekil veya diğer tacir yardımcısı olarak atanabileceğinin belirtildiğini, yedinci fıkrada açıkça yukarıdaki fıkralarda düzenlenen sınırsız temsilci ve sınırlı temsilci dışında atanabileceğinin düzenlendiğini, fıkrada açıkça “temsile yetkili olmayan kişilerin ticari vekil olarak” atanabileceği söylendiği halde, Sicilin halen daha sınırlı da olsa temsil yetkisi olan kişilerin ticari vekil olduğu yorumuna dayanak bulmasının güç olduğunu, hem 6098 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinde hem de 6102 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinin yedinci fıkrasında ticari vekilin, imza yetkisine sahip olmayan kişi olduğunun açıkça belirtildiğini, imza yetkisi olan kişinin zaten ticari vekil değil, ticari temsilci olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, imza yetkisi olmayan ticari vekillere ilişkin tescil ve ilanın mümkün olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Dava, yönetim kurulu kararının tescili talebinin reddine dair karara 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi uyarınca itiraza ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2 . 6102 sayılı Kanun'un 32, 34, 370 ve 371 inci maddeleri, Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 70 inci maddesi 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Buna karşılık yönetim kurulunun temsil yetkisinin kısmen devrini veya temsilde sınırlı yetki verilmesini kararlaştırdığı durumlarda iç yönergenin ve buna ilişkin kararın ticaret sicilinde tescil ve ilanı zorunludur. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 02.05.2016 tarihli ve E. 2015/10634, K. 2016/4903 sayılı kararında, temsil yetkisinin kısmen devrini de içeren yönetim kurulu kararının ve yetki kapsamını belirleyen düzenlemelerin üçüncü kişilerin hukuki durumu gözetilerek ticaret siciline tescil ve ilan edilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/10634, K. 2016/4903Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2015/10634 E.  ,  2016/4903 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : …ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/06/2015 NUMARASI : 2015/393-2015/512 Taraflar arasında görülen davada … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/06/2015 tarih ve 2015/393-2015/512 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin temsilde sınırlı yetki vermek üzere TTK 367 maddeye uygun olarak yönetim kurulu kararı ile İç Yönerge hazırlayıp Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan ettirdiğini ancak, davalı sicil müdürlüğünün tescil ve ilan talebini reddettiğini ileri sürerek, davalı red kararının iptaline, şirket yönetim kurulu kararının tescil ve ilana karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'nın 373.maddede yer alan yönetim kurulunun temsile yetkili kişileri ve bunların temsil şekillerini gösterir kararının noterce onaylanmış suretinin tescil ve ilan edilmek üzere ticaret siciline verileceği hükmü ve 373.maddede yer alan temsil yetkisinin kapsam ve sınırları ile üçüncü şahısların tescil ve ilan edilmiş hususlara ilişkin yasa ile belirlenmiş bulunan konumları doğrultusunda ve yönetim kurulunun temsil yetkisinin kısmen devrini de içeren anılan yönetim kurulu kararının ticaret sicilde tescil ve ilanında zorunluluk bulunduğu gerekçesiyle, talebin kabulü ile, İ.. M..’nün 06.04.2015 tarih ve 84329644/52217/39294 sayılı red kararının iptali ile sicilin 8942/8 sırasında kayıtlı davacı şirket yönetim kurulunun 06.03.2015 tarihli ve 2015/014 sayılı kararının ticaret sicilde tescil ve ilanına, karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre,davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğine göre, davanın kabulüne karar verilmesine rağmen, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. —/— SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 01,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 02/05/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Sınırlı Yetkili Temsilci Tayini ve Müteselsil Sorumluluk

Şirket yönetim kurulu; temsil yetkisi taşımayan yönetim kurulu üyeleri ile bünyesinde hizmet bağı bulunan çalışanları, sınırlandırılmış yetkilerle donatılmış ticari vekil veya sair tacir yardımcısı sıfatıyla görevlendirebilir. Kanunda yer verilen hizmet bağı ölçütü teknik bir iş sözleşmesinin varlığıyla sınırlı değerlendirilmemekte; işletmede fiilen devamlı ve bağımlı nitelikte emek sarf eden çalışanlar da bu çerçevede kabul edilmektedir. Türk Borçlar Kanunu düzenlemelerine tabi ticari temsilcilik müessesesi ise anılan yetkilendirme kapsamının haricinde kalmaktadır.

Söz konusu sınırlı yetkili vekil ve tacir yardımcılarının haiz olacağı yetkiler ile görev alanları, Türk Ticaret Kanunu m. 367 çerçevesinde düzenlenecek bir iç yönergede sarih biçimde gösterilmeli ve tanzim edilen bu iç yönerge ticaret siciline tescil ve ilan ettirilmelidir. Yalnızca iç yönerge metni üzerinden tacir yardımcısı veya ticari vekil tayini gerçekleştirilemez; kişilerin yetkilendirilmesi müstakil bir karara konu edilerek tescil ve ilan süreçleri tamamlanır. Tayin edilen bu temsilcilerin şirkete yahut muhatap üçüncü şahıslara sebebiyet verecekleri bütün zararlar karşısında yönetim kurulunun müteselsil sorumluluğu doğar.

Limited Şirketlerde Temsil Yetkisinin Devri ve Kıyas Uygulaması

Limited şirket müdürlerinin temsil yetkilerinin kapsamına, yetkinin sınırlandırılmasına, imzaya yetkili olanların belirlenmesine, imza şekline ve bunların tescil ve ilanına ilişkin işlemler Türk Ticaret Kanunu'nun anonim şirketlere dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanarak yürütülür.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 629Kaynağı aç
MADDE 629- (1) Müdürlerin temsil yetkilerinin kapsamına, yetkinin sınırlandırılmasına, imzaya yetkili olanların belirlenmesine, imza şekli ile bunların tescil ve ilanına bu Kanunun anonim şirketlere ilişkin ilgili hükümleri kıyas yolu ile uygulanır. (2) Sözleşmenin yapılması sırasında şirket tek ortak tarafından ister temsil edilsin ister edilmesin, tek ortaklı limited şirketlerde, bu ortak ile şirket arasında yapılan sözleşmenin geçerli olması, sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Bu zorunluluk, piyasa şartlarına göre günlük, önemsiz ve sıradan işlemlere ilişkin sözleşmelere uygulanmaz. (3) (Ek: 10/9/2014 – 6552/132 md.) Müdürler tarafından şirkete hizmet akdi ile bağlı olanların sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atanması hususunda 367 nci madde ile 371 inci maddenin yedinci fıkrası kıyasen limited şirketlere de uygulanır. V – Görevden alma, yönetim ve temsil yetkisinin geri alınması ve sınırlandırılması

Limited şirket müdürleri tarafından şirkete hizmet akdi ile bağlı olan çalışanların sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya tacir yardımcısı olarak atanması hususunda da Türk Ticaret Kanunu m. 367 ile m. 371/7 hükümleri kıyasen uygulanır. Bu doğrultuda limited şirketlerde de sınırlı yetkili temsilci atanabilmesi için görev ve yetkileri gösteren iç yönergenin hazırlanması, tescil ve ilan edilmesi şarttır.

İç Yönerge Nisapları ve Sicil Tesciline İtiraz

Yönetim kurulu kararlarının ticaret siciline tesciline karşı Türk Ticaret Kanunu m. 34 uyarınca açılan itiraz davalarında aktif dava ehliyeti yalnızca kanunen ilgili sıfatını taşıyanlara aittir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30.06.2024 tarihli ve E. 2023/3200, K. 2024/5374 sayılı kararında, şirketteki pay grubunu temsilen yönetim kurulunda tüzel kişi bir üye yer alıyorsa, tescile itiraz yetkisinin bizzat bu tüzel kişi üyeye ait olduğu ve pay sahibi ortağın şahsen itiraz davası açma sıfatının bulunmadığı tespit edilmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/3200, K. 2024/5374Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2023/3200 E.  ,  2024/5374 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/316 Esas, 2023/354 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2019/84 E., 2019/309 K. Taraflar arasındaki Ticaret Sicil Memurunun kararına itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Çorlu Ticaret Sicil Müdürlüğünün 10359 sicil numarasında kayıtlı Dinatesk Dinamik Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin (Dinateks A.Ş.) %33,33 tekabül eden "B" grubu hissesinin sahibi olduğunu, şirketin sermaye yapısının A, B, C grubu hisselere ayrıldığını, diğer hissedarların … A. (A grubu) ve Müslüm Y. (C grubu) olduğunu, şirketin 07.05.2019 tarihli genel kurul toplantısında … A. (A grubu) ve Müslüm Y. (C grubu) ve müvekkile ait B grubu hisselerine temsilen Noss Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin (Noss Tekstil) Dinateks A.Ş.'nin yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, 2019/9 sayılı kararı ile şirketin 2019/1 no.lu iç yönergesi kabul edilerek şirketin temsil ve ilzamına ilişkin yeni bir düzenleme yapıldığını, 2019/10 sayılı karar ile bir önceki karar ile kabul edilen 2019/1 iç yönergesi çerçevesinde yönetim kurulu üyeleri arasında görev dağılımı yapıldığını, bu kararda … A.'nın yönetim kurulu başkanı, Müslüm Y.'nin yönetim kurulu başkan vekili, Noss Tekstil'in yönetim kurulu üyesi olarak görevlendirildiğini, Noss Tekstil tüzel kişiliği adına … H.'nin gerçek kişi olarak yönetim kuruluna katılmasının kabul edildiğini, ana sözleşmenin 14 üncü maddesi ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un (6102 sayılı Kanun) 371, 373/1, 419/2 maddeleri gereğince şirketin temsil ve ilzamına ilişkin kararlar ve yönetim kurulunun görev dağılımına ilişkin kararların tescil ve ilanının zorunlu olduğunu, 2019/9 ve 2019/10 sayılı yönetim kurulu kararının tescil ve ilanı zorunlu iken 2019/1 sayılı iç yönerge ve bu konudaki 2019/9 sayılı yönetim kurulu kararının tescilinden imtina ettiklerini, bunun üzerin Noss Tekstil temsilcisi … H. 2019/1 sayılı iç yönerge tescil edilmeden böyle bir görevlendirmeyi kabul etmeyeceğini Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirdiğini, bu bildirim ile yönetim kurulu üyeleri … A. ve Müslüm Y.'nin Noss Temsilcisi … H. 'nin yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığı gerekçesi ile hissedarlar dışından Emil M.'yi yönetim kurulu üyesi olarak seçip tescil ettirdiklerini, yapılan bildirimin istifa anlamına gelmeyeceğinin açık olduğunu, dava konusu tescil işleminin içeriğini Ticaret Sicil Gazetesinde 03.06.2019 tarihinde yapılan ilandan öğrendiklerini belirterek 03.06.2019 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinin 9842 sayılı nüshasında ilan edilen Dinateks Dinamik Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin "Yönetim Kurulu/Yetkililer"; "Yeni Atanan Temsilciler" "Görev Dağılımındaki Değişiklik" "Yönetim İç Yönergesi 23.05.2019 tarihli İç Yönergesinin" tesciline ilişkin Çorlu … kararlarının/tescil işlemlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kanun ve mevzuat gereği işlem yaptığını, resen yapılan işlemler olduğu için müvekkilinin sorumluluğu olmadığını, yasa gereği zorunlu yasal hasım olduklarını, dava konusu tescil ve ilan işlemlerinin mevzuata ve hukuka uygun olduğunu, müvekkili Ticaret Sicil Müdürlüğüne kusur atfedilemeyeceğini, davanın kabulü halinde müvekkili kurumun yargılama giderlerinden sorumlu olmayacağını ve müvekkili davalı kurum aleyhine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek davanın reddine ve yargılama giderlerinin davacıya tahmiline karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamından davacının şirketin %33,33'üne tekabül eden B grubu hisselerin sahibi olduğu, Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen hususun şirketin Yönetim Kurulu kararı olduğunun sabit olduğu, davacı tarafından B grubu hissesini temsilen Noss Tekstil Sanayi ve A.Ş.'ye yetki verildiği ve bu şirketin yönetim kurulu üyeliğine seçildiğinin anlaşıldığı, huzurdaki davanın Noss Tekstil adına açılmış bir dava olmadığı, davanın … tarafından açılduğu, davacının şirket ortağı sıfatı olmakla beraber TTK ve ilgili yönetmelik kapsamında karara itiraz edebilecek ilgili sıfatının bulunmadığı, Yargıtay yerleşik uygulaması ile de şirket ortağının ilgililer kavramına girmediği, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Ticaret Sicil Müdürlüğünün tescil, değişiklik veya silinme kararlarından hukuki menfaati/hukuki yararı etkilenen kişilerin, bu kararlara itiraz edebilir olduğunu, davada da müvekkilinin TTK'nın 34 üncü maddesi gereğince itiraz hakkı bulunduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 1999/5169 E., 1999/9555 K. ve 25.11.1999 tarihli içtihadının ekli olduğunu, bunun gibi, anonim şirket ortağı tarafından … aleyhinde açılan davada/itirazda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 27.03.2019 tarihli kararı ile Yerel Mahkemenin davanın reddi kararını bozarak, şirket ortağının aktif husumet ehliyetinin varlığını kabul ettiğini, dava konusu tescil kararı ile müvekkilinin ana sözleşmeden kaynaklanan hakları ortadan kaldırıldığını, dolayısı ile müvekkilinin … kararlarına karşı itraz (dava açma) hakkı mevcut olduğunu, söz konusu tescil kararından/işleminden müvekkilinin hukuki yararının doğrudan etkilendiği–haklarının ihlal edildiği tartışmasız olduğunu, diğer ortakların hukuka aykırı olarak aldıkları kararların ticaret siciline tescili ile şeklen de olsa uygulanabilir hale geldiğini, dolayısı ile yasa gereği müvekkili ticaret sicil kararlarına itiraz edecek “ilgiler” arasında yer aldığını, TTK’nın 360 ıncı maddesi gereğince, “Yönetim Kurulunda temsil edilme hakkı tanınan” paylar, imtiyazlı pay sayıldığını, yönetim kurulu üyesi Noss Tekstil Sanayi ve Tic. A.Ş. istifa etmediği halde, diğer iki yönetim kurulu üyesi tarafından istifa etmiş gibi gösterilip, yerine atama yapılmasına ilişkin kararın hukuka aykırılığının açık olduğunu, kararın tescili ile hukuka ve ana sözleşmeye aykırı karar fiilen uygulanabilir hale geldiğini, bunun sonucunda da B grubu paya tanınan yönetim kurulunda temsil edilme hakkı imtiyazı ortadan kalktığını, Ticaret Sicil Müdürlüğünün kararından müvekkilinin hukuki yararının doğrudan etkilenmesine, haklarının ihlal edilmesine rağmen, müvekkiline itiraz hakkı tanınmaması, hukuk güvenliğini ortadan kaldıracağını, dolayısıyla itiraz edebilecek ilgililerin yukarıda yer verilen Yargıtay içtihatlardaki gibi, her olayın özelliğine göre değerlendirilmesi, belirlenmesi gerektiğini, burada da tescil işleminin sonuçlarının dikkate alınması zorunlu olduğunu, aksi hal ticaret sicil kayıtlarını kötü niyetli işlemlere aracılık eder hale gelebileceğini, dava konusu tescil kararları ile Noss Tekstil A.Ş. yönetim kurulu üyeliğinin fiilen ortadan kaldırılması yanında; Dinateks A.Ş.'nin 07.05.2019 tarihli Genel Kurulunda seçilen yönetim kurulunun 17.05.2019 tarihinde yaptığı ilk toplantısında almış olduğu, yönetim kurulunun 2019/9 K. sayılı şirketin temsil ve ilzamına ilişkin 17.05.2019 tarih ve 2019/1 sayılı iç yönergesi, 2019/10 K. sayılı şirketi temsil ve ilzam kişilere ilişkin yönetim kurulu kararları da yok sayıldığını, bu kararlarda belirlenen şirketi temsil kuraları ile yetkili temsilciler değiştirildiğini, ilk derece mahkemesinin, Ticaret Sicil Müdürlüğünün kararlarına itiraz edebilecek kişilerin, Yönetmeliğin 22 nci maddesi belirtilen “tescil başvurusunda bulunacak kişi ve organlar” ile sınırlı kabulü yasaya aykırı olduğunu, TTK’nın 34 üncü maddesinde yer alan ilgili tabirinin, yönetmelikte belirtilen, ticaret siciline tescil başvurusunda bulunmaya yetkili kişilerle sınırlı kabul edilmesinin hukuki yorum ve normlar hiyerarşine aykırı olduğunu, TTK'nın 34 üncü maddesinde bu konuda yönetmeliğe veya başka bir maddeye atıf olmadığını, tescil talebi ile tescil kararına itiraz birbirinden çok ayrı olgular olduğunu, bu işlemlerin hukuki dayanağı ve sonuçlarının–etkisinin çok farklı olduğunu, yasa “ilgili” tabirini tanımlamadığına göre, ilgililerin kimler olduğu genel hukuk kuralları çerçevesinde ancak belirlenebileceğini, ilgililerin kimler olduğunun belirlenmesi, bir hakkının (itiraz hakkının) kullanımına ilişkin olduğunu, yasada tanımlanan bir hakkın, yönetmelik ile sınırlanması mümkün olmadığını, hakları ihlal edilen kişilerin kanun yoluna başvuru hakkının, yönetmelik hükmüne dayanılarak yok sayılmasının hukuka uygun olmadığını, ilk derece mahkemesinin davanın reddi kararının bu açıdan da yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinde bu davayı ilgililerin açabileceğinin öngörüldüğü, görülmekte olan davada ise davacının, ortağı olduğu şirketin yönetim kurulu kararlarının tescil edilmesine ilişkin Çorlu Ticaret Sicil Müdürlüğünün tescil ve ilanına karşı itiraz ettiği, anılan madde hükmü ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 22 nci maddeleri uyarınca bu konuda itiraz yetkisi davacının payına karşılık yönetim kurulu üyesi olan … A.Ş.'ye ait olup davacı ortağın ilgili sıfatı bulunmadığından davanın aktif husumet yönünden reddi kararında isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yönetim kurulu üyeliğinin boşalması halinde boşalan üyeliğe yapılacak atamanın ana sözleşme ve yasaya uygun olması gerektiğini, şirket dışında üye seçimin yasaya aykırı olduğunu, bu aykırılıkların müvekkilin haklarını etkilediğini, hukuka aykırı kararların Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilan edildiğini, alınan kararların batıl olduğunu, geçerlilik kazanmayan tescilinin mümkün olmadığını, müvekkilin 6102 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesinde belirlenen ilgililer arasında yer aldığını, zira bu kararın müvekkilin temsil hakkını etkilediği, davalı şirketteki pay grupları arasındaki eşitlik ve dengeyi bozduğunu, hukuken geçerli olmayan bir kararın tescilinin 3 üncü kişileri de yanılttığını, yönetim kurulu dışında itiraz hakkının tanınmamasının yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un 34 üncü maddesi uyarınca … kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 34 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Şirkette daha önce kabul edilen iç yönergede yönetim kurulu kararları için ağırlaştırılmış bir nisap öngörülmüşse, bu iç yönergenin değiştirilmesi veya karar alınması da belirlenen nisabın sağlanmasıyla mümkündür. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20.05.2024 tarihli ve E. 2023/356, K. 2024/4114 sayılı kararına göre, iç yönergede öngörülen karar nisabı sağlanmadan alınan kararlar yok hükmünde olup, bu kararın sicile tescili işlemine karşı karara katılmayan diğer yönetim kurulu üyeleri ilgili kişi sayılarak tescilin iptali davası açabilirler.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/356, K. 2024/4114Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2023/356 E.  ,  2024/4114 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2130 Esas, 2022/1563 Karar HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/827 E., 2022/348 K. Taraflar arasındaki Ticaret Sicil Memuru kararına itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili ve ilgili kişi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; … Gıda San. ve Tic. A.Ş.'nin 30.11.2021 tarihli 2021/2, 2021/3 sayılı yönetim kurulu kararları ve 30.11.2021 tarih ve 2021/01 sayılı iç yönergenin kabulüne dair kararların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 367 nci maddesi kapsamında daha önce kabul edilip tescil edilen ve yürürlükteki 01.06.2017 tarihli iç yönergenin 3 üncü maddesinin I fıkrasına açıkça aykırı olduğunu, bu nedenle tescil ve ilan edilmesinin mümkün bulunmadığını, söz konusu kararların, iki müvekkilinin tüm uyarıları ve gerekçeli muhalefet şerhlerine rağmen, çoğunluğu temsil eden diğer üyelerin 3/5 olumlu oyları ile alındığını, müvekkilleri tarafından söz konusu kararların emredici hükümlere aykırı olması nedeniyle yok hükmünde olduğu ve üç iş günü içerisinde iptal edilmemesi ve uygulanmaya konulması halinde meydana gelecek zararlardan karara olumlu oy veren üyelerin ve kararı tescil eden memurların sorumlu olacaklarının ihtar edildiğini, tescil işleminden önce İstanbul Sicil Müdürlüğü'ne tescil ve ilandan imtina edilmesi konusunda 01.12.2021 tarih ve 06.12.2021 tarihli dilekçeler verildiğini, ana sözleşmenin tamamlayıcısı/uzantısı niteliğinde olacak şekilde, yönetim kurulu tarafından hazırlanarak tescil ve ilan edilen 30.11.2021 tarihli ve 2021/2-3 sayılı kararlar ile 2021/01 sayılı iç yönergenin, davalı … Sicil Müdürlüğü tarafından tescil edilerek, 16.12.2021 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmesi nedeniyle, tescil işlemlerinin iptal edilerek sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından verilen bir red kararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, diğer yandan tescil edilmiş yönetim kurulu kararlarının terkini, yani iptali için husumetin ilgili şirkete yöneltilmesi gerektiğini, bu bakımdan da iptal davası mahiyetindeki huzurdaki davada müvekkil müdürlüğe husumet yöneltilemeyeceğini, yalnızca pay sahibi sıfatına sahip olan davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, yönetim kurulu toplantılarına ve kararlarına ilişkin nisapların 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesi gereğince yalnızca esas sözleşmede düzenlenebileceğini, iç yönergede düzenlenebilecek hususların, kanun ve esas sözleşmeye aykırı olamayacağı gibi münhasıran esas sözleşmede düzenlenmesi öngörülen hususların iç yönergeyle düzenlenmesinin mümkün olmadığını, bu bakımdan da esas sözleşme ile düzenlenmesi zaruri olan yönetim kurulu karar nisabının iç yönergede yer alması ve bunun tescil edilmiş olmasının söz konusu iç yönerge hükmünün geçersiz olduğu sonucunu değiştirmeyeceğini, müvekkili müdürlüğün tescil işleminin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, bu bağlamda da, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığından yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tescil, değişiklik veya silinme işlemleri ilgili tüm kararlara karşı itiraz yolunun açık bulunduğu, davalı taraf silinme ile ilgili başvuru olmadığını iddia etmiş ise de davacıların 01.01. 2021 ve 06.12.2021 tarihli Ticaret Sicil Müdürlüğüne ibraz edilen dilekçeler ile tescil işlemine karşı itirazlarını dile getirerek başvuruda bulunduklarını, davacılar, tescil işlemine konu şirketin pay sahipleri olup ilgililerin itirazda bulunabilecekleri düzenlendiğine göre aktif husumet ehliyetine sahip olduklarını, davacıların hissedarı olduğu şirketin 6102 sayılı Kanun'un 367 ve 371 inci maddesine atıf yaparak 01.06.2017 tarihinde tescil edilen 2017/02 numaralı iç yönergeyi oy birliği ile kabul ederek sınırlı temsil ve ilzama ilişkin hususları düzenledikleri ve burada şirketin temsil ve ilzamı için en az %80 üyenin oybirliği ile yönetim kurulu kararı alması gerektiği yönünde düzenleme getirdikleri, esas sözleşmeye ek olarak 6102 sayılı Kanun'un 367 nci maddesi kapsamında şirketin iç yönerge düzenleme hakkı mevcut olduğu, 2017/02 sayılı iç yönerge tescil ilan edilmiş ve dava konusu tescil işlemlerine kadar uygulana geldiği, yönetim devri, temsil ve ilzam yetkilisine haiz olanlar bu yönergeye göre belirlendiği, anılan madde gözönüne alındığında iç yönergenin esas sözleşmeye aykırı olması mümkün olmayıp iç yönergenin esas sözleşmenin tali düzenleyicisi yani eki niteliğinde olduğunu, iç yönergeye aykırılık halinin esas sözleşmeye aykırılıkla aynı kategoride değerlendirilmesi gereken hukuki bir sorun olduğu, somut davada 2017/2 numaralı iç yönergede %80 üyenin yani 4/5 çoğunluğun olumlu oyu gerekmekte ise de davaya konu 30/11/2021 tarihli 2021/2 numaralı ve ayrıca 2021/3 numaralı yönetim kurulu kararı ve 30.11.2021 tarihli 2021/01 numaralı şirket yönetim iç yönergesi 3/5 çoğunlukla karar altına alındığı, davacı üyelerin muhalefet şerhlerini tutanağa geçirdikleri, her ne kadar 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesinde yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile karar alacakları belirtilmiş ise de aynı madde kapsamında "esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde" ifadesine yer verildiği, iç yönerge, esas sözleşmenin eki niteliğinde olup 2017 yılından beri tüm pay sahipleri tarafından itirazsız uygulandığına göre yeni alınan yönetim kurulu kararlarının ve iç yönergenin 4/5 oranında nisap koşuluyla kabul edilip karar altına alınması gerekirken bu şartın yerine getirilmediği, düzenlemiş tescil ve ilan edilmiş esas sözleşmenin eki niteliğinde iç yönergenin davacıların yaptıkları itirazlar dikkate alınmadan tescil işleminin gerçekleştirilmesi hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile tescil işlemlerinin iptali ile sicilden terkinine karar verilmiş, 19.09.2022 tarihli ek karar ile de … Gıda San. ve Tic. A.Ş.'nin dosyada taraf olmadığından kanun yoluna başvuramayacağı gerekçesiyle istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve ilgili … Gıda San. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile karar alacağını, toplantı ve karar nisaplarının emredici düzenlemelere aykırı olmamak şartıyla ancak, esas sözleşmede yer verilecek bir hükümle ağırlaştırılabileceğini, Yönetim Kurulu tarafından esas sözleşmede bir dayanak olmaksızın yetki aşımı yapılarak iç yönerge ile bir karar nisabı belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, ticaret sicili yönetmeliğinde iç yönerge bakımından bir inceleme ve değerlendirme yapılması gerektiren bir hüküm bulunmadığını, İç yönergeyle yönetim kurulu toplantı ve karar nisabının düzenlenebileceğinin kabul edilemeyeceğini, esas sözleşmeye ilave olarak ve ancak belli konularla sınırlı ve belli konuları açıklayıcı mahiyetteki düzenlemelerin yer alabileceği iç yönergelere, içeriğine uygun olmayan hususların eklenmesinin mümkün olmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 367 nci maddesinin birinci fıkrasına göre iç yönergenin, şirketin yönetimini düzenlediği; bunun için gerekli olan görevleri, tanımlayıp, yerlerini gösterdiği, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirleyeceğini, iç yönergenin esas sözleşmesinin bir uzantısı olmadığını, esas sözleşmeyi aşacak hükümler taşımasının mümkün olmadığını, müvekkil Müdürlüğün inceleme yükümlülüğü kapsamında bulunmayan 2017 tarihli iç yönergeye dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Üçüncü kişi şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; ticaret sicil müdürlüğü kararlarına itirazın tescil talep eden yönetim kurulunun yetkisinde olduğunu, ilgili tanımına girmeyen ve bu nedenle davada taraf sıfatı bulunmayan davacılar tarafından açılan dava üzerine 6102 sayılı Kanun'un 28 ve 34 üncü maddeleri hükümlerine açık aykırılık teşkil edecek şekilde davanın kabulüne karar verildiğini, davanın bu açıdan öncelikle sıfat yokluğundan reddi gerektiğini, sicile itirazın ancak ilgililer tarafından yapalabileceğini emredici hüküm olarak düzenlediğini, şirket yönetim kurulunun tescil kararına itiraz davasının, müvekkil şirketin haberi ve bilgisi olmadan görülerek karara bağlandığını, davacıların davalı müvekkil şirketin %24’lük hisse grubunu temsil ettiğini , aynı gerekçeler ile müvekkil şirket aleyhine Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/1121 E., 2022/441 K. sayılı dava dosyasında itiraza konu yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti ve iptali talepli davanın mahkemece reddedildiğini, iç yönergenin esas sözleşme ve kanun olmadığını, yönetim kurulu kararlarının toplantı ve karar çoğunluğuyla çıkarıldığını ve aynı çoğunlukla iptal edilebileceğini, davacıların, iptal edilen iç yönergeyi esas sözleşme gibi görmelerinin ve iptal edilemez olarak nitelendirmelerinin hukuki hiçbir dayanağı olmadığını, yönetim kurulunun toplantı ve karar nisabı ancak esas sözleşme ile sınırlandırılabileceğini, İç Yönerge iptal edilerek, yerine 6102 sayılı Kanun'un 390 ve 367 nci maddelerine uygun yeni bir İç Yönerge çıkarıldığını, iptal edilen iç yönergede yönetim kurulunun karar alması için %80 ağırlaştırılmış nisap öngördüğünü, bu sınırlandırma ise ancak esas sözleşme ile mümkün olup, İç Yönerge ile yapılamayacağını yönetim kurulunun iç yönergeyi her zaman iptal ve değiştirme imkânına sahip olduğunu, hiçbir önemli karara imza atmayan azınlık davacıların, bu ağırlaştırılmış nisap ile şirketleri kilitleme çabasında olduklarını belirterek istinaf başvurusunun reddine ilişkin ek kararın kaldırılarak itirazın kabulune ilişkin kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "ilgililer "kapsamında kalmayan davacıların terkin taleplerinin reddine karar verilmek gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle mahkemenin 19.09.2022 tarihli ek kararın kaldırılmasına, davalı … Sicil Müdürlüğü ve üçüncü şahıs … Gıda San. ve Tic. A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak sureti ile davacıların terkin taleplerinin reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle: yönetim kurulu üyelerinin bir kez yönetimin devri niteliğinde iç yönerge kabul ettiklerinde bunun tarafları bağlayıcı bir sözleşme vasfında olduğunu, iç yönerge içeriğinin sözleşme serbestisi ilkesi gereğince belirleneceğini, yönetim kurulu üyelerinin yürürlükte iç yönerge hükümlerine uygun hareket etmek ve bu iç yönergeyi kaldıracak yönetim kurulu kararını da bu yönerge hükümlerine uygun olarak almak mecburiyetinde olduklarını, iç yönerge kabul eden tarafların, sözleşmenin taraflarına karşı geçersizlik iddialarını ileri süremeyeceklerini, bu şekilde 4/5 oranında nisap şartı getiren ve yıllar boyu şirketi buna uygun şekilde yöneten yönetim kurulu üyelerinin, menfaatlerine ters düştüğünde mevcut iç yönerge ve burada belirlenen nisap şartlarını yok sayarak sözleşmenin geçersizliği savını ileri süremeyeceklerini ve doğrudan salt çoğunluk kuralına dayanamayacaklarını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ticaret sicil memuru kararına itiraz istemine ilişkin açılan davada davacıların 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinde belirtilen "ilgililer" kavramına dahil olup olmadığı noktasında toplanmıştır. 2. İlgili Hukuk 6102 sayılı Kanun'un 28, 34, 367 ve 390 ıncı maddeleri. 3. Değerlendirme Dava, 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesine dayalı olarak açılmış, ticaret sicil memuru işleminin iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince anılan hükümde belirtilen ilgili kişiler kavramına davacılar yönetim kurulu üyelerinin girmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak dava konusu edilen ticaret sicil memuru işlemine konu yönetim kurulu kararı daha önceden oy birliği ile kabul edilmiş, iç yönergenin iptali ve o yönergedeki temsil yetkisinin değiştirilmesi ile ilgilidir. Değiştirilen iç yönerge ile yönetim kurulu kararının %80 çoğunluk nisabı ile alınması öngörülmüş olmakla sözü edilen iç yönergenin değiştirilmesi de aynı nisapla alınacak bir karar ile mümkün olacaktır. Nisap sağlanmadan alınmış yönetim kurulu kararı yok hükmünde olup bu kararın tesciline ilişkin işlemin iptalinde karara katılmayan diğer yönetim kurulu üyelerinin 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinde belirtilen ilgili kişiler kapsamına girdiği açıktır. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken davacıların dava açma hakkı bulunmadığından bahisle ret kararı verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Sınırlı yetkili temsilci atanması için iç yönerge düzenlenmesi zorunlu mudur?

Evet, sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya tacir yardımcılarının görev ve yetkilerinin belirlenmesi için iç yönerge hazırlanması ve bu yönergenin ticaret siciline tescil ve ilanı zorunludur.

Yönetim kurulu tüm temsil yetkisini üçüncü kişilere devredebilir mi?

Hayır, temsil yetkisi müdür olarak üçüncü kişilere devredilse dahi en az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini koruması kanunen şarttır.

Sınırlı yetkili temsilciler iç yönerge ile atanabilir mi?

Hayır, iç yönerge ile ticari vekil veya tacir yardımcıları atanamaz; iç yönergede yetki çerçevesi çizilir, yetkilendirilen kişiler ayrıca tescil ve ilan edilir.

Sınırlı yetkili temsilcilerin verdikleri zararlardan yönetim kurulu sorumlu mudur?

Evet, sınırlı yetkili ticari vekil ve diğer tacir yardımcılarının şirkete ve üçüncü kişilere verecekleri her tür zarardan dolayı yönetim kurulu müteselsilen sorumludur.

Limited şirketlerde müdürler sınırlı yetkili temsilci atayabilir mi?

Evet, Türk Ticaret Kanunu m. 629/3 uyarınca anonim şirketlere ilişkin m. 367 ve m. 371/7 hükümleri kıyasen uygulanarak limited şirketlerde de sınırlı yetkili temsilci atanabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu