Türk Ceza Kanunu'nun 50. maddesi, kısa süreli hapis cezasının belirli koşulların varlığı hâlinde adli para cezasına ya da başka seçenek yaptırımlara çevrilmesine olanak tanır. TCK m. 49/2 uyarınca bir yıl veya daha az süreli olarak hükmedilen hapis cezası kısa süreli hapis cezası sayılır ve m. 50'nin uygulama alanı bu sınır üzerine kurulur. Çevirme mekanizması kural olarak mahkemenin takdirine bırakılmakla birlikte kanunun zorunlu kıldığı durumlar da vardır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 49Kaynağı aç
hallerde bir aydan az, yirmi yıldan fazla olamaz.
(2) Hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli
hapis cezasıdır.
Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 50Kaynağı aç
kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa
ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre;
a) Adlî para cezasına,
b) Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale
getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesine,
c) En az iki yıl süreyle, bir meslek
veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan
bir eğitim kurumuna devam etmeye,
d) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli
yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya,
e) Sağladığı hak ve yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle veya
gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak suç işlenmiş
olması durumunda; mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle,
ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına, belli bir meslek ve
sanatı yapmaktan yasaklanmaya,
f) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak
koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya,
çevrilebilir.
(2) Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak
öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına
çevrilmez.
(3) Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm
olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte
onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm
edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı
seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.
(4) Taksirli suçlardan dolayı
hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı
halinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adlî para cezasına çevrilebilir.
Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir halinde uygulanmaz.
(5) Uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adlî
para cezası veya tedbirdir.
(6) Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata
rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine
başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi halinde, infaz hâkimliği kısa
süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar
derhal infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz.[7][8]
(7) Hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle
yerine getirilememesi durumunda, infaz hâkimliğince tedbir değiştirilir.8
Hapis cezasının ertelenmesi
Seçenek Yaptırım Türleri: TCK m. 50/1
TCK m. 50/1, mahkemenin başvurabileceği seçenekleri altı bent hâlinde düzenler: adli para cezası (a); mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, eski hâle getirme ya da tazmin yoluyla tamamen giderilmesi (b); en az iki yıl süreyle meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla gerektiğinde barınma imkânı bulunan bir eğitim kurumuna devam etme (c); mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanma (d); belirli koşullarla ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınması ile meslekten yasaklanma (e); kamuya yararlı işte çalıştırma (f).
Ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınması ile belli bir meslek veya sanatı yapmaktan yasaklanma seçeneği her suç için değil, yalnızca o hak veya yetkinin kötüye kullanılması ya da gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak suç işlenmesi durumunda uygulanabilir. Yasaklama süresi mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar uzanabilir.
TCK m. 50/1-f kapsamındaki kamuya yararlı işte çalıştırma tedbirinde hükümlünün çalışacağı kurumda kadrolu olması ya da ücret alması söz konusu değildir. Bu tedbir aynı zamanda gönüllülük koşuluna bağlıdır.
Seçimlik Cezalarda Adli Para Cezasına Çevirme Yasağı: TCK m. 50/2
Suç tanımında hapis cezası ile adli para cezası seçenek olarak birlikte öngörülmüş ve mahkeme hapis cezasını tercih etmişse, hükmedilen hapis cezası artık adli para cezasına çevrilemez. TCK m. 50/2 bu yasağı açıkça düzenler.
Zorunlu Çevirme: TCK m. 50/3
Belirli durumlarda çevirme mahkemenin takdirine bırakılmamış, kanun tarafından zorunlu kılınmıştır. TCK m. 50/3 uyarınca, daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olan sanık hakkında hükmedilen otuz gün ve daha az süreli hapis cezası seçenek yaptırımlardan birine çevrilir. Aynı zorunluluk, fiili işlediği tarihte on sekiz yaşını doldurmamış ya da altmış beş yaşını bitirmiş kişiler hakkında hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası için de geçerlidir.
TCK m. 50/2'deki yasağın m. 50/3 kapsamındaki zorunlu çevirmeyi etkileyip etkilemediği, özellikle seçimlik cezadan hapis tercih edilmesi durumunda zorunlu çevirmenin adli para cezasına yapılıp yapılamayacağı meselesi, Yargıtay daireleri arasında farklı değerlendirmelere yol açmıştır. Bir yaklaşıma göre m. 50/2'deki yasak zorunlu çevirme durumunda da adli para cezasını engeller; dolayısıyla m. 50/3 koşulları oluştuğunda mahkemenin adli para cezası dışındaki diğer seçenek yaptırımlardan birine yönelmesi gerekir. Öte yandan kanun koyucunun m. 50/3'te hiçbir sınırlama öngörmeksizin zorunlu çevirme hâllerini düzenlemiş olduğu ve fıkra gerekçesinde bu durumlardaki hapis cezalarının adli para cezasına da çevrilebileceğinin belirtildiği gerekçesiyle zorunlu çevirmenin adli para cezasını da kapsadığı ileri sürülmektedir. Her iki değerlendirmeyi güçlendiren Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarının içeriği bağımsız olarak doğrulanamamaktadır; bu nedenle bu mesele tartışmalı olmayı sürdürmekte olup herhangi bir yaklaşım kesin kural olarak benimsenemez.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2019/17426, K. 2019/22992Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Sanığın mahkumiyetine dair
Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Dairemizin 10.12.2018 tarihli, 2018/4816 Esas ve 2018/19116 Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilmesine rağmen daha önce hapis cezasına mahkum olmamış sanık hakkında TCK'nin 86/2. maddesine gereğince verilen seçimlik cezalardan 30 günün altında kalan 27 gün hapis cezasının, TCK'nin 50/3. maddesi uyarınca TCK'nin 50/2. maddesi de dikkate alınarak TCK'nin 50/1-a maddesinde öngörülen adli para dışındaki diğer seçenek tedbirlerden birine çevrilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 16.12.2019 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ:
Sanık hakkında kasten yaralama suçundan TCK'nin 86/2, 86/3-e, 35, 29, 62, 50/3. maddeleri gereğince sonuç olarak 540 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararda;
Kanun koyucu cezaların kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından hakime, olayın özelliği ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde gerekçesini göstererek iki sınır arasında temel cezayı belirleme yetki ve görevi yüklemiştir. Hakim bu yetkisini TCK'nin 61/1. maddesine uygun olarak suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı failin güttüğü amaç ve saik ile ilgili dosyaya yansıyan bilgi ve belgelere göre kullanacaktır.
TCK'nin 50/3 fıkrasının gerekçesinde; maddenin üçüncü fıkrasında kısa süreli hapis cezasının adli para cezası veya diğer seçenek tedbirlerden birine çevrilmesi açısından mahkemenin takdir yetkisinin olmadığı haller belirlenmiştir. Bu hallerde mahkeme kısa süreli hapis cezasını adli para cezasına veya diğer seçenek tedbirlerden birine çevirecektir. Bunun için kişinin daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olması ve hükmolunan hapis cezasının otuz günden fazla olmaması gerekir. Keza daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak koşuluyla fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya 65 yaşını bitirmiş bulunanların mahkum edildiği bir yıl veya az süreli hapis cezası birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir şeklindedir.
TCK'nin 50/3. fıkrası seçenek yaptırımlara çevirmenin zorunlu olduğu halleri düzenlemiştir. Buna göre daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak kaydıyla mahkum olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile suç tarihinde 18 yaşını doldurmamış veya 65 bitirmiş bulunanların mahkum oldukları kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunludur.
Burada hakime takdir hakkı tanınmamış olup şartların oluşması halinde fıkrada belirtilen sürelerdeki hapis cezalarını maddenin birinci fıkrasında sayılan seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunlu kılınmıştır. Kanun koyucu seçenek yaptırımlara çevirme noktasında bir sınırlama getirmemiş hapis cezasının birinci fıkrada belirtilen seçenek yaptırımlardan herhangi birine çevrileceğini belirtmiş, madde gerekçesinde de "bu hallerde mahkeme kısa süreli hapis cezasını adli para cezasına veya diğer seçenek tedbirlerden birine çevirecektir" denilmek suretiyle kısa süreli hapis cezasının para cezası dahil seçenek yaptırımlardan birine çevrilebileceği açıkça hükme bağlanmıştır.
Doktrinde de bu konuya ilişkin olarak "suç tanımında adli para cezası ile hapis cezasının seçimlik olduğu bazı hallerde hapis cezası tercih edilip somut ceza belirlendiğinde TCK'nin 50/3. maddesinde yer alan ceza sınırının altında bir hapis cezasına ulaşılırsa kanaatimizce diğer şartları mevcutsa adli para cezasına çevirmek mümkündür. (M. Emin Artuk – Ahmet Gökcen – A. Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler 8. baskı s.706) şeklinde görüşe yer verilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.02.2014 gün 2012/12-1528 Esas – 2014/62 Karar sayılı kararı ve istikrar kazanmış uygulamaları da bu yöndedir.
Sonuç olarak temel cezanın belirlenmesinde isabetsizlik bulunmadığı ve TCK'nin 50/3. maddesinin gerekçesinde de açıkça belirtildiği gibi sanığın kısa süreli hapis cezasını adli para cezasına çevirmenin mahkemenin takdirinde olduğu düşüncesinde olduğumdan hükmün onanması gerekirken çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.
Yargıtay 17. Ceza Dairesi, E. 2019/13318, K. 2019/16268Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali
Hükümlü …’in hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 35/2, 31/3, 62/1 maddeleri uyarınca 6 ay 20 gün hapis; konut dokunulmazlığının ihlali suçundan da aynı Kanun’un 116/1, 119/1-c, 31/3 ve 62/1. maddeleri gereğince 6 ay 20 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ve 3 yıl denetime tâbi tutulmasına dair İstanbul Anadolu 6. Çocuk Mahkemesinin 11/09/2014 tarihli, 2013/719 Esas, 2014/479 Karar sayılı kararlarının 09/12/2014 tarihinde kesinleşmesini müteakip hükümlünün denetim süresi içerisinde 11/08/2015 tarihinde kasıtlı olarak işlediği suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine, hakkındaki hükümlerin aynen açıklanmasına dair İstanbul Anadolu 6. Çocuk Mahkemesinin 26/01/2017 tarihli, 2016/236 Esas, 2017/22 Karar sayılı kararlarının kesinleşmesinin ardından, anılan hükümlere yönelik Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01/11/2019 tarihli ve 94660652-105-34-13835-2019-Kyb sayılı “Kanun Yararına Bozma” talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başavcılığının 07/11/2019 tarihli ve 2019/106796 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının istem yazısında;
“Suç tarihinden önce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan suça sürüklenen çocuklar hakkında tayin olunan 6 ay 20 gün kısa süreli hapis cezalarının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesindeki “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” hükmü uyarınca anılan maddenin 1. fıkrası bentlerindeki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmiş bulunulmasında isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal değerlendirme:
Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CMK'nun 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23. maddesi ile kabul edilmiş, 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesine eklenen 5 ila 14. fıkrayla büyükler için de uygulamaya konulmuş, aynı Kanun’un 40. maddesi ile 5395 sayılı Kanun’un 23. maddesi değiştirilmek suretiyle, denetim süresindeki farklılıklar hariç tutulmak kaydıyla çocuk suçlular ile yetişkin suçlular, hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı şartlara tâbi kılınmıştır.
Başlangıçta yalnızca yetişkin sanıklar yönünden ve şikâyete bağlı suçlarla sınırlı olarak hükmolunan, bir yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezaları için kabul edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması 5728 sayılı Kanun’un 562. maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin 5 ve 14. fıkralarında yapılan değişiklikle, Anayasa’nın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlar istisna olmak üzere, iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezalarına ilişkin tüm suçları kapsayacak şekilde düzenlenmiş, maddenin altıncı fıkrasına, 25/07/2010 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6008 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle "sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez." cümlesi eklenmiş, yine maddenin sekizinci fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek üzere, 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 72. maddesiyle "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez" cümlesi eklenmiştir.
5271 sayılı CMK'nin hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kenar başlıklı 231. maddesinin onuncu, on birinci ve on ikinci fıkraları "(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesi kararı verilir. (11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. (12) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir." biçimindedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli, 2013/3-752 Esas ve 2014/200 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; 5237 sayılı TCK’nin 50/3. maddesindeki düzenleme ile fiili işlediği tarihte 18 yaşından küçük sanıkların daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak şartıyla mahkûm olunan bir yıl veya daha az süreli hapis cezalarının, aynı maddenin 1. fıkrasındaki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunlu kılınmış ve bu husus herhangi bir takdire bağlanmamıştır. Bu nedenle maddede yazılı şartlarının oluşması halinde başka herhangi bir değerlendirme yapılmadan özgürlüğü bağlayıcı cezanın seçenek yaptırımlardan birisine dönüştürülmesi gerekmektedir. Buna karşılık CMK’nin 231/7. maddesi; “Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez” şeklinde düzenlenmiş olup açıklanması geri bırakılan hükümde yer alan hapis cezasının ertelenemeyeceği ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırıma çevrilemeyeceği belirtilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2008 tarihli, 346-25; 03.02.2009 tarihli, 250-13 ve 29.09.2009 tarihli, 130-213 sayılı kararları başta olmak üzere birçok kararında da açıkça belirtildiği gibi, şartlı bir düşme nedeni oluşturan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, objektif şartların (mahkumiyet, suç niteliği ve ceza miktarı, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmama, zararın giderilmesi) varlığı halinde, 6008 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce re’sen, bu değişiklikten sonra ise sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine dair bir beyanının olmaması halinde mahkemece diğer kişiselleştirme hükümleri olan seçenek yaptırımlara çevirme ve ertelemeden önce değerlendirilmesi gerekmektedir. Öte yandan kanun koyucu, kişi hakkında kurulan hükmün hukuki sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile belirli şartların gerçekleşmesi halinde kişilerin işledikleri bir takım suçlardan dolayı adli yönden lekelenmemeleri için bir fırsat tanımak istemiştir. Kanun koyucu, 5271 sayılı CMK'nin 231. maddesine 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını düzenlediği 5-14. fıkraları eklediği aşamada 5237 sayılı TCK'nin 50/3. maddesindeki yasal düzenlemeyi ve zorunlulukları bilmektedir. Buna rağmen CMK’nin 231. maddesinin 7. fıkrasındaki düzenlemeyi yapmakla, açıklanması geri bırakılan hükümlerde 5237 sayılı TCK’nin 50/3. maddesindeki yaptırıma çevirme zorunluluğunun uygulanmamasını istediği yönündeki iradesini açıkça ortaya koymuştur. Aksi görüşün kabulü, daha önce hapis cezasına mahkum olmamış çocuklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmaması suretiyle adli yönden lekelenmeme haklarının ellerinden alınması sonucunu doğurur ki, bu sonuç hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının düzenleniş amacına açıkça aykırıdır. Bununla birlikte, şartların gerçekleşmemesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi veya açıklanması geri bırakılan hükmün 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinin 11. fıkrası uyarınca açıklanması sırasında 5237 sayılı TCK’nin 50/3. maddesinde yer alan seçenek yaptırımlara çevirme zorunluluğu mahkemece gözönüne alınacaktır.
Bu açıklamalar karşısında; sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, hakkındaki mahkûmiyet hükmü açıklanacak, yükümlülüklerin yerine getirilememesi durumunda da, kısmen infaza karar verilebileceği gibi koşulları bulunmakta ise, hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesi suretiyle yeni bir mahkûmiyet hükmü de tesis edilebilecektir. Hüküm açıklanırken Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli, 2013/3-752 Esas, 2014/200 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, 5237 sayılı TCK’nin 50/3. maddesinde yer alan seçenek yaptırımlara çevirme zorunluluğu gibi hususlar dikkate alınabilecektir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.02.2014 tarihli, 2012/12-1528 Esas, 2014/62 Karar sayılı kararında; "…Maddenin üçüncü fıkrasındaki şartları taşıyan sanık hakkında seçimlik yaptırım öngörülen bir suçtan mahkumiyet hükmü kurulurken temel cezanın tercihen hapis cezası olarak seçilmesinden sonra bu cezanın üçüncü fıkra gereğince adli para cezasına çevrilip çevrilemeyeceğinin uyuşmazlığın çözümü açısından belirlenmesi gerekmektedir. Maddenin ikinci fıkrasında yasaklayıcı bir düzenleme yapan kanun koyucunun, üçüncü fıkrada hiçbir sınırlama yapmaksızın zorunlu çevirme hallerini düzenlemiş olması ve fıkra gerekçesinde de fıkrada belirtilen sürelerdeki hapis cezalarının açıkça adli para cezasına da çevrilebileceğini belirtilmiş bulunması karşısında, sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına da çevrilebileceğinin kabulü gerekmektedir. Öğretide de bu konuya ilişkin olarak; "Hakaret suçunu düzenleyen TCK'nin 125/1. maddesi, fiilin cezasını, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası olarak öngörmüştür. Hakim seçim imkanı olmasına rağmen sanığı para cezasına değil, kısa süreli hapis cezasına mahkum etmişse, bu ceza artık paraya çevrilemez. Bununla birlikte, suç tanımında adli para cezası ile hapis cezasının seçimlik olduğu bazı hallerde, hapis cezası tercih edilip, somut ceza belirlendiğinde, 50/3'te yer alan ceza sınırının altında bir hapis cezasına ulaşılırsa, kanaatimizce diğer şartları mevcutsa, adli para cezasına çevirmek mümkündür" (M.Emin Artuk-Ahmet Gökcen-A.Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara 2014, 8. Baskı, s. 706) şeklinde görüşe yer verilmiştir. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığa yüklenen taksirle yaralama suçu için seçimlik olarak hapis cezası ile adli para cezası öngörülmüş olup, suç tarihinde 65 yaşından büyük olan sanık hakkında temel ceza olarak hapis cezasını tercih eden yerel mahkemece, sonuç olarak hükmedilen 5 ay kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı TCK'nin 50/3. maddesi gereğince aynı kanunun 50/1. maddesinde belirtilen para cezası dahil seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi usul ve kanuna aykırıdır…" denilmiştir.
5237 sayılı TCK’nın “Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar” başlıklı 50. maddesi;
1) Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre,
a) Adlî para cezasına,
b) Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesine,
c) En az iki yıl süreyle, bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmeye,
d) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya,
e) Sağladığı hak ve yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle veya gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak suç işlenmiş olması durumunda; mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına, belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanmaya,
f) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya, çevrilebilir.
2) Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına çevrilmez.
3) Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.
4) Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı halinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adlî para cezasına çevrilebilir. Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir halinde uygulanmaz.
5) Uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adlî para cezası veya tedbirdir.
6) Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi halinde, hükmü veren mahkeme kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar derhal infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz.
7) Hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememesi durumunda, hükmü veren mahkemece tedbir değiştirilir” şeklinde düzenlenmiştir. İnceleme konusu somut olayda:
Hükümlü … hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 37/1, 142/1-b, 35, 31/3, 116/1, 119/1-c, 31/3 maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davasının açıldığı, yargılama neticesinde İstanbul Anadolu 6. Çocuk Mahkemesinin 11/09/2014 tarihli, 2013/719 Esas, 2014/479 Karar sayılı ilamıyla hükümlünün nitelikli hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 35/2, 31/3, 62/1 maddeleri uyarınca 6 ay 20 gün hapis; konut dokunulmazlığının ihlali suçundan da aynı Kanun’un 116/1, 119/1-c, 31/3 ve 62/1. maddeleri gereğince 6 ay 20 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ve 3 yıl denetime tâbi tutulmasına karar verildiği, anılan kararların kesinleşmesini müteakip hükümlünün denetim süresi içerisinde kasıtlı olarak suç işlediğinin ve bu suçtan mahkum edildiğinin ihbar edilmesi üzerine yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 6. Çocuk Mahkemesinin 26/01/2017 tarihli, 2016/236 Esas ve 2017/22 Karar sayılı ilamı ile açıklanması geri bırakılan hükümlerin aynen açıklanmasına ve hükümlünün hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 35/2, 31/3, 62/1 maddeleri uyarınca 6 ay 20 gün hapis; konut dokunulmazlığının ihlali suçundan da aynı Kanun’un 116/1, 119/1-c, 31/3 ve 62/1. maddeleri gereğince 6 ay 20 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair kararların verildiği, suçların işlendiği tarih itibarıyla hükümlünün sabıkasının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; hükümlü …’in suçların işlendiği tarihten önce hapis cezasına mahkumiyetinin bulunmaması karşısında, hırsızlık suçundan hükmolunan 6 ay 20 gün hapis ve konut dokunulmazlığının ihlali suçundan hükmolunan 6 ay 20 gün hapis cezalarının, 5237 sayılı TCK'nin 50/3. maddesindeki amir hüküm gereğince, anılan maddenin 1. fıkrasında belirtilen seçenek yaptırımlardan birisine çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi hukuka aykırıdır.
SONUÇ VE KARAR:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1)Kanun yararına bozma istemine ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ihbarnamede yer alan bozma nedeni yerinde görüldüğünden, hükümlü … hakkında nitelikli hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan, İstanbul Anadolu 6. Çocuk Mahkemesinin 26/01/2017 tarihli, 2016/236 Esas ve 2017/22 Karar sayılı kesinleşen hükümlerinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA,
2)Kararlardaki hukuka aykırılıklar hükümlüye daha hafif cezaların verilmesini gerektirmekle, dosyadaki belge ve bilgiler ile hükümlünün kişisel, sosyal ve ekonomik durumu gözetilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 4-d fıkrası uyarınca,
Hükümlü … hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan hükümlere ilişkin hüküm fıkralarından “Suça sürüklenen çocuk hakkında hükmüolunan ceza kısa süreli hapis cezası isede suça sürüklenen çocuğun geçmiş hali, kasıtlı suçtan verilmiş mahkümiyet kararının bulunması, suç işleme eğilimi suçun işlenişindeki özellikler değerlendirilerek ve cezasının ertelenmesi halinde bir daha suç işlemeyeceği kanaati edinilmediğinden suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nun 50, 51 maddelerinin uygulanmasına TAKDİREN VE KANUNEN YER OLMADIĞINA,” şeklindeki paragrafların çıkartılıp yerlerine;
“Suça sürüklenen çocuk hakkında hükmolunan 6 ay 20 gün hapis cezalarının, 5237 sayılı TCK'nin 50/3, 50/1-a ve 52/2. maddeleri gereğince günlüğü takdiren 20 Türk Lirasından paraya çevrilerek suça sürüklenen çocuğun ayrı ayrı 4.000,00 Türk Lirası adli para cezasıyla CEZALANDIRILMASINA,
Adli para cezalarının miktarları ve suça sürüklenen çocuğun ekonomik durumu nazara alındığında, hükmolunan adli para cezalarının, 5237 sayılı TCK'nin 52/4. maddesi uyarınca birer aylık arayla 24 eşit taksitte tahsiline, taksitlerden birinin ödenmemesi halinde tamamının tahsil edileceğine," fıkralarının eklenmesine,
3)İnfazın bu hükümler üzerinden yapılmasına, bozulan kararda yer alan diğer hususların olduğu gibi bırakılmasına, 17/12/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Taksirli Suçlarda Özel Düzenleme: TCK m. 50/4
Taksirli suçlarda hükmedilen hapis cezası uzun süreli olsa bile, diğer koşulların varlığı hâlinde TCK m. 50/1-a'ya göre adli para cezasına çevrilebilir. Bu hüküm, kısa süreli hapis cezası sınırının ötesinde kalan taksir suçu cezalarını da adli para cezasına çevirme imkânı kapsamına alır. Ancak bilinçli taksir hâlinde bu imkân kapalıdır; m. 50/4 açıkça bilinçli taksiri istisna olarak belirlemiştir.
Taksir; dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı bir davranış sonucunda suçun kanuni tanımındaki neticenin öngörülmeksizin gerçekleştirilmesidir. Bilinçli taksirde ise kişi neticeyi öngörmüş ancak istememişken netice gerçekleşir; bu hâlde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. TCK m. 22/3 ve 22/4 çerçevesinde bilinçli taksir ile olağan taksir bu ayrım üzerinden farklı sonuçlara bağlanmıştır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 22Kaynağı aç
hallerde cezalandırılır.
(2) Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir
davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek
gerçekleştirilmesidir.
(3) Kişinin öngördüğü neticeyi
istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır;
bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
(4) Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna
göre belirlenir.
(5) Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi
kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı
belirlenir.
(6) Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin
kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz
kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir
halinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir.
Netice sebebiyle ağırlaşmış suç
Asıl Mahkûmiyetin Niteliği: TCK m. 50/5
Seçenek yaptırıma çevirme gerçekleştiğinde uygulamada asıl mahkûmiyet, hapis cezası değil; TCK m. 50 hükümlerine göre belirlenen adli para cezası ya da seçenek tedbirdir.
Yaptırımın Yerine Getirilmemesi ve İnfaz: TCK m. 50/6
Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığının tebligatına karşın otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması ya da başlandıktan sonra devam edilmemesi hâlinde kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verilir ve bu karar derhal infaz edilir. Böyle bir durumda TCK m. 50/5'teki asıl mahkûmiyet kuralı uygulanmaz. Bu yetkinin hangi mercide bulunduğu konusunda yürürlükteki TCK metinleri arasında farklılık göze çarpmaktadır: yerel arşivdeki TCK m. 50 kaydı bu yetkiyi infaz hâkimliğine vermekte, ancak kanunun TBMM kabul metninde aynı fıkra için hükmü veren mahkeme ibaresi kullanılmaktadır. Bu çelişki kesin biçimde çözümlenemedığından yürürlükteki metnin resmî nüsha üzerinden ayrıca doğrulanması gerekir.
Hükümlünün Elinde Olmayan Nedenlerle Tedbirin Değiştirilmesi: TCK m. 50/7
Hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememesi durumunda tedbir değiştirilebilir. TCK m. 50/7, bu değiştirme yetkisini kimin kullanacağı bakımından da farklı metin versiyonları içermektedir: yerel arşivdeki TCK m. 50 kaydında infaz hâkimliği ibaresi yer alırken kanunun TBMM kabul metninde hükmü veren mahkeme ifadesi kullanılmaktadır. Bu çelişki çözümlenmemiş olup hangi metnin yürürlükte olduğu resmî nüshadan doğrulanmalıdır.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması ile İlişkisi
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen durumlarda, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olsa dahi seçenek yaptırımlara çevrilemez. Bu yasak TCK m. 50'den bağımsız olarak CMK'nın kendi düzenlemesinden kaynaklanmaktadır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana
çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve
süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da
bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.
(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa
yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya
daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler
saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler
hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;[77]
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve
davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda
kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade,
suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Açıklanmasının
geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası
ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl
süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında
kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin
belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat
sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya
özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında
ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek
hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine
getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Altıncı
fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde;
sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık
taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15
md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli
serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde,
açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı
verilir.
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim
süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine
ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak
mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu
değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz
edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının
ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir
mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz
edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir
değerlendirme yapabilir.
(12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin
üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye
mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde
hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı
kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece
mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi
hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm,
usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir.
Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede
belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Bu maddenin hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü
maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili
olarak uygulanmaz.
Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar
Bununla birlikte denetim süreci farklı sonuçlar doğurabilir. CMK m. 231/11 iki ayrı durumu düzenler. Birincisi, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde mahkemenin hükmü açıklamasıdır. İkincisi, yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunun değerlendirilmesidir; bu değerlendirme sonucunda yeni mahkûmiyet hükmünde cezanın bir bölümünün infaz edilmemesine, hapis cezasının ertelenmesine ya da koşulların varlığı hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar verilebilir.
Taksirli Suçlarda Ceza Belirlenme Esasları
Taksirle işlenen fiiller yalnızca kanunun açıkça belirttiği hâllerde cezalandırılır. Bu suçlarda verilecek ceza, failin kusur ağırlığına göre belirlenir. Birden fazla kişinin birlikte taksirle suç işlemesi hâlinde herkes yalnızca kendi kusurundan sorumlu tutulur ve her failin cezası ayrı ayrı saptanır.
Taksirli hareketin yol açtığı netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak ölçüde mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez. Bilinçli taksir hâlinde ise bu koşulların varlığında verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir; bu indirim kanun metnine göre takdire bağlıdır.
Sık Sorulan Sorular
Kısa süreli hapis cezası her zaman seçenek yaptırıma çevrilir mi?
Hayır. TCK m. 50 çevirmeyi kural olarak mahkemenin takdirine bırakır. Ancak belirli durumlarda çevirme zorunludur: daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş sanık hakkında hükmedilen otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş kişilere verilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.
Suç tanımında hem hapis hem de para cezası varsa hapis seçilirse ne olur?
TCK m. 50/2 uyarınca hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi yasaklanır. Aynı anda m. 50/3 kapsamındaki zorunlu çevirme koşulları da mevcutsa bu durumda mahkemenin adli para cezası dışındaki diğer seçenek yaptırımlara yönelmesi gerekip gerekmediği ya da adli para cezasına çevirmenin yine de mümkün olup olmadığı, Yargıtay daireleri arasında farklı biçimlerde değerlendirilmiştir. Bu mesele tartışmalı olmayı sürdürmekte olup herhangi bir yaklaşım yerleşik uygulama olarak kesin biçimde benimsenemez.
Taksirli suçlarda bir yılı aşan hapis cezaları adli para cezasına çevrilebilir mi?
TCK m. 50/4 uyarınca taksirli suçlarda uzun süreli hapis cezaları da diğer koşulların varlığı hâlinde adli para cezasına çevrilebilir. Bu imkân yalnızca bilinçli taksir hâlinde kapalıdır; bilinçli taksir madde metninde açıkça istisna olarak belirtilmiştir.
Seçenek yaptırıma uymayan hükümlünün durumu ne olur?
Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığının tebligatına rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerini yerine getirmeye başlamayan ya da başlayıp devam etmeyen hükümlü hakkında kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verilir ve bu karar derhal uygulanır.
HAGB kararında hapis cezası seçenek yaptırıma çevrilebilir mi?
Hayır. CMK m. 231/7, hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı durumlarda hapis cezasının ertelenmesini ve kısa süreli olsa dahi seçenek yaptırımlara çevrilmesini açıkça yasaklar. Bu yasak TCK m. 50'den bağımsız olarak CMK'nın kendi düzenlemesinin bir gereğidir.
Kamuya yararlı çalışma tedbirinde hükümlü ücret alır mı?
Hayır. TCK m. 50/1-f kapsamındaki kamuya yararlı işte çalıştırma tedbirinde hükümlünün ilgili kurumda kadrolu olması ya da ücret alması söz konusu değildir. Bu tedbir hükümlünün gönüllülük koşuluna bağlıdır.
Seçenek tedbir hükümlünün elinde olmayan bir nedenle yerine getirilemezse ne olur?
TCK m. 50/7 uyarınca hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememesi durumunda tedbir değiştirilir. Yetkili merci konusunda yürürlükteki TCK metinleri arasında farklılık bulunduğundan bu konunun resmî mevzuat nüshası üzerinden doğrulanması önerilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

