Faydasız Sahtecilik Kavramı ve Hukuki Niteliği
Faydasız sahtecilik ya da diğer adıyla gereksiz sahtecilik, failin gerçekleştirdiği sahtecilik fiilinin belgenin geçerliliğine veya doğuracağı hukuki sonuca hiçbir etkisinin bulunmaması durumudur. Belge üzerinde somut bir tahrifat ya da müdahale gerçekleşmiş olsa dahi, amaçlanan hukuki neticenin esasen önceden doğmuş bulunması veya yapılan işlemin hukuki duruma herhangi bir tesir etmeye elverişli olmaması hallerinde eylem cezalandırılmaz ve sanık hakkında beraat hükmü kurulur.
Bu sahtecilik türü özel belgeler üzerinde işlenebileceği gibi resmi belgelerde de ortaya çıkabilir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinin birinci fıkrasında resmi belgede sahtecilik fiilleri tanımlanarak hapis cezası yaptırımına bağlanmıştır. Faydasız sahteciliği bu genel suç tiplerinden ayıran başlıca nitelik, söz konusu müdahale sonucunda herhangi bir zarar ihtimalinin doğmamasıdır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 204Kaynağı aç
bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi
belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
(2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak
düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren,
gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu
görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar
geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında
artırılır.
Resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek
Belgeler üzerinde gerçekleştirilen aldatma kabiliyetinin (iğfal kabiliyeti) mevcut olup olmadığını takdir ve tayin etme yetkisi mahkeme hâkimine aittir. Belgede aldatma yeteneğinin varlığı ve suçun sübutu belirlendikten sonra yapılan eylemin gereksiz sahtecilik oluşturup oluşturmadığı değerlendirilir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2014/15025, K. 2016/1340Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek
HÜKÜM : Mahkumiyet
1-5327 sayılı TCK'nun 205. maddesindeki "resmi belgeyi bozmak, yok etmek ya da gizlemek" suçunun oluşabilmesi için resmi bir belgenin içeriğindeki bilgilerin anlaşılmaz, kullanılamaz hale getirilmekle birlikte maddi varlığına dokunulmaksızın ondan faydalanma olanağının imkansız hale getirilmesi suretiyle bozulması veya belgenin maddi varlığına son verilerek yok edilmesi ya da belgenin bütünlüğüne dokunmaksızın hak sahibinin ondan yararlanmasını engelleyecek şekilde gizlenmesi gerekmektedir. Failin bir belgeyi ortadan kaldırmak, bozmak veya gizlemekle elde etmek istediği sonuç, hak sahibinin o belgeden yararlanmasını engellemekten ibarettir. Nitekim, belge ortadan kalkınca veya bozulunca bu yararlanma olanağı kalmayacağından failin elde etmek istediği sonuç da gerçekleşecektir. Gerçek belgenin aslı ortadan kaldırılarak veya bozularak sonuç elde edildiğinde suç da tamamlanmış olur. Belgenin bozulması, yok edilmesi veya gizlenmesinin amacı hak sahibinin suça konu belgeden yararlanmasının önlenmesidir. Diğer bir anlatımla anılan suç, hak sahibinin o belgeden yararlanmasını engellemek amacıyla kanıt değeri taşıyan belgelerin ortadan kaldırılması bozulması ya da gizlenmesi suretiyle oluşacaktır. Belge üzerinde tasarruf yetkisi bulunan bir kimsenin belgeyi bozması, yok etmesi veya gizlemesi halinde ise hak sahibinin suça konu belgeden yararlanmasının engellenmesi söz konusu olmadığından TCK'nun 205. maddesindeki suç da gerçekleşmeyecektir.
Somut olayda:sanığın katılandan aldığı 26.11.2010 tanzim tarihli suça konu çekin tanzim tarihini 26.02.2010 olarak değiştirip kullanmaktan ibaret eyleminde: herhangi bir hakkın kullanımının engellenmemesi nedeniyle resmi belgeyi bozma suçunun unsurlarının oluşmadığı, suça konu belgede gerçekleştirilen sahteciliğin iğfal kabiliyetini taşıması ve suçun sübutu halinde eylemin TCK'nun 204/1. maddesindeki suçu oluşturacağı ve belgelerde yapılan sahteciliğin aldatma yeteneği bulunup bulunmadığının takdir ve tayininin de hakime ait olduğu gözetilerek, suça konu belge getirtilip üzerinde gözlemde bulunularak aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının tespiti ile bulunması halinde suç tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunun 707.(6102 sayılı TTK'nın 795.) maddesindeki 'çek görüldüğünde ödenir' şeklindeki düzenlemeye göre ilgili bankadan ileri tarihli düzenlenmiş çekin bankaya ibrazında ödenmesinin mümkün olup olmadığı sorularak olması halinde eylemin gereksiz sahtecilik olacağı da gözetilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun taktir ve tayini yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Kabule göre: Adli emanetin 2011/614 nosunda kayıtlı bulunan tahrif edilmiş çekin dosyada delil olarak saklanması yerine katılana iadesine karar verilmesi yasaya aykırı,
3-5237 Sayılı Yasanın 53. maddesinin 1-a,b,d ve e bentlerindeki haklardan mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, aynı maddenin birinci fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilen hükümlünün kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin Anayasa Mahkemesi' nin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.02.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.
Kambiyo Senetlerinde Faydasız Sahtecilik Durumları
Kambiyo senetlerinde borç altına girmek bakımından keşidecinin tek bir imzası hukuken yeterlidir; senet üzerine birden fazla imza atılması zorunluluğu bulunmaz. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 612. maddesi gereğince poliçedeki bedelin ödenmesi aval suretiyle temin olunabilir ve bu teminat poliçede zaten imzası olan biri tarafından da verilebilir; bu doğrultuda açığa atılan ikinci imza aval hükmünde sayılarak imza sahibinin avalist sıfatıyla şahsen sorumluluğunu doğurur. Şirket temsilcisinin düzenlediği bonoda çift imzanın yer alması durumunda, ikinci imza açığa atılan aval niteliği taşıdığından alacaklının bonoya keşidecinin ad ve soyadını eklemesi Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2013/2621 Esas ve 2015/334 Karar sayılı ilamında faydasız sahtecilik kabul edilmiştir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2013/2621, K. 2015/334Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Suça konu bononun şirket temsilcisi katılan tarafından iki imza atılmak suretiyle düzenlendiği anlaşılmakla, bonoda borçtan sorumlu olmak için keşidecinin tek imzası yeterli olup birden fazla imza atılmasına gerek bulunmadığından ve 6762 sayılı TTK'nun 612. maddesi uyarınca açığa atılan ikinci imza aval olarak kabul edilip bu imza sahibi borçtan avalist sıfatıyla da şahsen sorumlu olacağı dikkate alındığında, sanığın şirket temsilcisi olan katılanın düzenlediği bonoda yine katılanın ad ve soyadını yazması eyleminde sahteciliğin “faydasız sahtecilik” olarak nitelenmesi gerektiğinden tebliğnamede yer alan… hakkındaki bozma düşüncesine iştirak olunmamıştır.
Elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı dosya içeriğine uygun şekilde gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılan vekilinin sanıklar hakkında verilen beraat kararlarına yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün kısmen istem gibi ONANMASINA, 12.01.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2015/2045, K. 2017/936Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Adli emanetin 2012/4442 sırasında kayıtlı senetler hakkında mahallinde bir karar verilmesi; gerekçeli karar başlığında 2012 şeklinde eksik yazılan suç tarihinin 02.04.2012 olarak mahallinde tamamlanması mümkün görülmüştür.
Suça konu bonoların site yöneticileri katılanlar tarafından iki imza atılmak suretiyle düzenlendiği anlaşılmakla, bonoda borçtan sorumlu olmak için keşidecinin tek imzası yeterli olup birden fazla imza atılmasına gerek bulunmadığından ve 6762 sayılı TTK'nın 612. maddesi uyarınca açığa atılan ikinci imza aval olarak kabul edilip bu imza sahibi borçtan avalist sıfatıyla da şahsen sorumlu olacağı dikkate alındığında, sanığın katılanların düzenlediği bonolara yine katılanların kimlik ve adres bilgilerini yazarak icraya vermesi eyleminde, sahteciliğin “faydasız sahtecilik” olarak nitelendirilmesi gerektiği dolayısıyla atılı resmi belgede sahtecilik suçunun unsurlarının oluşmadığı cihetle, tebliğnamenin "sanığın site yöneticisi olan katılanların imzaladıkları senet üzerinde, senedin hukuki niteliğini etkileyecek şekilde bir tahrifat ve değiştirme yapmadığı, katılanların imzalarının yanına isimlerinin sonradan sanık tarafından eklenmesinin, senedin hukuki niteliğini kaybettirmediği, imza ve borç hususunda bir ihtilafında bulunmadığı anlaşıldığından, suça konu senette sahtecilik yapılmadığından sanığın beraatine karar verilmesi" gerektiğine ilişen eleştirisine iştirak edilmemiştir.
Yüklenen suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı mahkemece dosya içeriğine uygun şekilde gerekçeleri gösterilerek kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılanlar vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 13.02.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
6762 sayılı TÜRK TİCARET KANUNUNUN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILAN HÜKÜMLERİ m. 612Kaynağı aç
kısmen temin olunabilir.
Bu teminat, üçüncü bir şahıs yahut poliçede zaten imzası bulunan bir kimse
tarafından da verilebilir
II – Şekil:
Şirket yetkilisinin tek şirket kaşesi ve iki imza kullanarak tanzim ettiği bonolarda da kaşe dışındaki ikinci imza aval olarak kabul edilir ve imza sahibi borçtan şahsen sorumlu kalır. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2013/8711 Esas ve 2015/25669 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, şahsi sorumluluğu zaten mevcut olan keşidecinin ad ve soyadının sonradan kefil ibaresiyle bonoya eklenmesi ve senede tanzim tarihi konulması eylemi mevcut hukuki ilişkiyi ve sorumluluğu değiştirmeyen faydasız sahtecilik oluşturur.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2013/8711, K. 2015/25669Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
1-Sanığın, katılan tarafından şirket yetkilisi sıfatı ile kendisine verilen senetlere, katılanın ismini kefil olarak yazmak ve tanzim tarihi eklemek sureti ile sahtecilik suçunu işlediği iddia olunan olayda, yargılama konusu her üç senet üzerinde de iki adet imza ve bir adet kaşe bulunduğu, imzaların kaşe üzerinde bulunmadığı, ayrıca katılanın şikayet dilekçesinde ve beyanlarında tanzim tarihlerinin anlaşmaya aykırı olarak düzenlendiğini de iddia etmediği cihetle, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/12-480 Esas ve 2011/598 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, şirket yetkilisi tarafından da olsa senede şirket kaşesi olmadan atılan ikinci imzanın aval olarak kabul edileceği ve imza sahibinin borçtan şahsen sorumlu olacağı anlaşıldığından, şirket temsilcisi olan katılanın tek kaşe ve iki imza atmak sureti ile düzenlediği bonolarda yine katılanın ad ve soyadının kefil olarak yazıldığı iddia olunan eylemin de “faydasız sahtecilik” olarak nitelendirilmesi gerektiği, bu itibarla sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, beraati yerine yazılı şekilde hüküm kurulması;
2-Kabule göre de;
a-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08/06/2010 tarihli ve 2010/11-98, 143 sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesinde düzenlenen, “değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” ifadesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, bir kişiye karşı aynı suçların mutlaka değişik zamanlarda işlenmesi gerekli olup, somut olayda, belgelerin aynı anda kullanıldığı ve farklı tarihlerde düzenlendiğine dair de delil bulunmadığı, cihetle; zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı, sanığın eyleminin kül halinde 5237 sayılı TCK.nun 204/1. maddesinde düzenlenen tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı, ancak birden çok sahte belgenin kullanılması olgusunun aynı Kanunun 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında dikkate alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
b-5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceğinin gözetilmemesi,
c-Gerekçeli karar başlığında 31/03/2010 olarak yazılan suç tarihinin, senetlerin icraya konulmak sureti ile kullanıldığı 30/03/2010 olduğunun gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22/04/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Düzenleyenlerin bizzat imzasını içeren bonolara sonradan yine aynı kişilere ait kimlik ve adres bilgilerinin kaydedilerek icra takibine verilmesi fiili de belgenin geçerliliğini ve tarafların borçluluk durumunu etkilemez. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2015/2045 Esas ve 2017/936 Karar sayılı kararına göre, senet borçlularının kendi kimlik ve adres bilgilerinin bonoya sonradan yazılması eylemi faydasız sahtecilik kapsamında kalıp resmi belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarını meydana getirmez.
Çeklerde ise temel kural çekin görüldüğünde ödenmesidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 795. maddesi uyarınca çek görüldüğünde ödenir, buna aykırı herhangi bir kayıt yazılmamış sayılır ve düzenlenme günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz olunan çek ibraz günü ödenir. Bu düzenleme karşısında, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2014/15025 Esas ve 2016/1340 Karar sayılı ilamı doğrultusunda, bankaya ibrazında ileri tarihli çekin ödenmesinin mümkün bulunup bulunmadığı değerlendirilerek, ödemenin fiilen yapılabileceği durumlarda keşide tarihinin tahrif edilerek öne alınması eyleminin gereksiz sahtecilik oluşturacağı dikkate alınır.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 795Kaynağı aç
görüldüğünde ödenir. Buna aykırı herhangi bir kayıt yazılmamış hükmündedir.
(2) Düzenlenme günü olarak gösterilen günden önce ödenmek
için ibraz olunan çek, ibraz günü ödenir.
III – Ödeme için ibraz
1. Genel olarak
Özel ve Resmi Belgelerde Tipik Uygulama Örnekleri
Birden fazla kişinin imzasını içeren toplu imza listelerinde, bilirkişi raporuyla sahte olduğu saptanan imzaların bulunmamasının ulaşılan sonuca hiçbir etkisi bulunmuyorsa fiil faydasız sahtecilik kabul edilir. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2014/19257 Esas ve 2016/1660 Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi, geçersiz imzaların neticeyi değiştirmemesi halinde özel belgede sahtecilik suçunun unsurları teşekkül etmez.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2014/19257, K. 2016/1660Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Adli emanetin 2012/4 sırasında kayıtlı belge hakkında mahallinde bir karar verilebilmesi mümkün görülmüştür.
Suça konu imza listesinde çok sayıda kişinin adının geçmesi ve bu kişilerin imzaların kendilerine ait olduğunu beyan etmeleri; bilirkişi raporu ile imzaların kendilerine ait olmadığı tespit edilen kişilerin, listede imzalarının bulunmamasının sonuca etkili olmayacağı, bu nedenle sanığın eyleminin "faydasız sahtecilik" niteliğinde olduğu ve özel belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı cihetle, sonucu itibarıyla doğru olan hükmün istem gibi ONANMASINA, 29.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Veraset ve intikal işlemlerinde mirasçılardan birinin sunduğu beyanname dilekçesi, diğer mirasçıların imzaları bulunmasa dahi hukuken tek bir mirasçının imzasıyla geçerli bir başvuru teşkil eder. Bu nedenle dilekçeye diğer mirasçı adına sahte imza atılmış olması belgenin geçerlilik vasfını ve hukuki etkisini değiştirmediğinden eylem faydasız sahtecilik kapsamında değerlendirilir.
Çalışan tarafından imzalanarak idareye sunulan istifa dilekçesinde düzenleme tarihinin bulunmaması belgenin geçerliliğini ve yetkili merciye havale edilerek işleme konulmasını engellemez. Bu tür belgelerde boş bırakılan tarih kısmının sonradan başkası tarafından doldurulması eylemi evrakın geçerliliğine etki etmeyen faydasız sahtecilik niteliğindedir.
Resmi belgeler yönünden ise kişinin yetkili nüfus idaresinden kendi kimlik bilgileriyle temin ettiği nüfus cüzdanındaki fotoğrafı sökerek yerine yine kendisine ait bir başka fotoğrafı yapıştırması eylemi; belgenin ispat gücünü, aidiyetini veya kamu güvenini zedeleyen bir zarar tehlikesi yaratmadığı için resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturmaz.
Faydasız Sahtecilik ile Ceza İndirimi Sebebi Arasındaki Ayrım
Faydasız sahtecilikte gerçekleştirilen eylemin hukuki sonuca ve belge geçerliliğine etki etmemesi sebebiyle suç vasfı doğmazken, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 211. maddesindeki düzenleme farklı bir hukuki rejim öngörür. İlgili kanun maddesi uyarınca bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla belgede sahtecilik suçunun işlenmesi halinde fiil suç niteliğini korur; ancak fail hakkında hükmolunacak ceza yarı oranında indirilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 211Kaynağı aç
gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla belgede sahtecilik suçunun işlenmesi
halinde, verilecek ceza, yarısı oranında indirilir.
İçtima
Faydasız sahtecilik tespit edildiğinde hangi karar verilir?
Eylemin faydasız sahtecilik niteliğinde olduğu saptandığında, yapılan değişikliğin belgenin geçerliliğine veya hukuki işleme etkisi bulunmaması ve zarar tehlikesi doğurmaması sebebiyle sanık hakkında beraat kararı verilir.
Genel sahtecilik suçu ile faydasız sahtecilik arasındaki fark nedir?
Genel sahtecilik suçlarında eylemin aldatma yeteneği taşıması ve bir zarar tehlikesi doğurması aranırken, faydasız sahtecilikte yapılan müdahale neticesinde hiçbir zarar olasılığı oluşmamaktadır.
Bonoya sonradan isim ve tanzim tarihi eklenmesi suç oluşturur mu?
Bonoda açığa atılan ikinci imza aval niteliğinde olup imza sahibinin şahsi sorumluluğunu doğurduğundan, keşidecinin isim, soyisim veya tanzim tarihinin sonradan eklenmesi sorumluluğu değiştirmeyen faydasız sahtecilik sayılır ve suç oluşturmaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

