Türk Ceza Kanunu'nun 229. maddesi uyarınca dilencilik suçu; çocukların ya da beden veya ruh bakımından kendini idare edemeyecek durumda bulunan kimselerin dilencilikte araç olarak kullanılmasıyla oluşur. Bu suçun temel şeklini işleyen fail hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Kanuni düzenleme ile çocukların ve fiziki ya da zihinsel engellilerin istismar edilmesi önlenmekte, toplumun acıma ve merhamet duyguları kötüye kullanılarak haksız kazanç sağlanmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 229Kaynağı aç
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2010/7644, K. 2013/5854Kaynağı aç
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2020/369, K. 2021/244Kaynağı aç
Bizzat Dilenme ile Dilencilik Suçu Arasındaki Hukuki Fark
Kişinin bizzat dilenmesi ceza hukuku anlamında bir suç teşkil etmez. Bizzat dilenme fiili, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 33. maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari yaptırıma bağlanan bir kabahattir. Bu kabahati işleyen kişiye idari para cezası verilir ve dilencilikten elde edilen gelire elkonularak mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar verilir. İdari para cezasına ve elkoymaya kolluk veya belediye zabıta görevlileri, mülkiyetin kamuya geçirilmesine ise mülki amir veya belediye encümeni karar vermektedir.
5326 sayılı KABAHATLER KANUNU m. 33Kaynağı aç
Türk Ceza Kanunu'nun 229. maddesinde yer alan dilencilik suçunun hareket unsuru ise salt dilenmek olmayıp, çocukları veya beden veya ruh bakımından kendini idare edemeyecek durumda bulunan kişileri dilencilikte araç olarak kullanmaktır. Fail, acıma duygularını harekete geçirecek durumdaki bu kişileri dilencilik eyleminde araç kılarak menfaat teminine yönelmektedir.
Suçun Maddi Unsurları ve Araç Olarak Kullanma
Dilencilik suçunun faili herkes olabilir; yasa koyucu fail olmak bakımından fail ile mağdur arasında herhangi bir akrabalık bağı veya özel sıfat aramamıştır. Beden veya ruh bakımından kendini idare edememe durumunun varlığı incelenirken onaysız fotokopiden ibaret belgelerle yetinilmeyip yöntemince sağlık kurulu raporu alınması gerektiği gözetilmektedir.
Maddede geçen araç olarak kullanma kavramı; suçun konusunu oluşturan kişilerin, menfaat talep edilen muhatabın algılayabileceği biçimde failin yanında, elinden tutularak, kucağında veya sırtında bulundurulmasını ya da muhatabın görebileceği yakın bir yerde tutulmasını ifade eder. Dilenme hareketinin araç kılınan çocuk veya malul kişi tarafından yapılması zorunlu değildir; fail dilenme eylemini bu kişiye yaptırabileceği gibi bizzat kendisi de gerçekleştirebilir.
Bu suçta yer alan araç olarak kullanma olgusu, Türk Ceza Kanunu'nun 37. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen dolaylı faillikten farklıdır. Dolaylı faillikte tipik hareketin iradesine hâkim olunan ve araç olarak kullanılan kişi tarafından yapılması zorunludur. Dilencilik suçunda ise fail dilenme hareketini araç kıldığı kişiye yaptırabileceği gibi beraberindeki kişinin varlığından yararlanarak kendisi de icra edebilir.
İspat Şartları ve Delillerin Değerlendirilmesi
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2020/369 Esas ve 2021/244 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; failin çocuğu veya bedenen ya da ruhen kendini savunamayacak durumdaki kişiyi araç olarak kullanıp kullanmadığı hususu; dilenme anında dilenen ile araç olarak kullanılan kişilerin konumları, birbirlerine yakınlıkları, giysileri, söylenen sözler ve mağdurun durumu bir bütün hâlinde tartışılarak ispatlanır.
Yargıtay 17. Ceza Dairesi'nin 2015/11665 Esas, 2016/3650 Karar sayılı ilamı gereğince, sanığın mağdur üzerinde hâkimiyet kurarak dilendirdiğine ve suçu ne şekilde işlediğine ilişkin somut ve yeterli delillerin hüküm yerinde gösterilmesi zorunludur. Benzer şekilde Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2010/7644 Esas, 2013/5854 Karar sayılı kararında da sanığın yanındaki küçüğe dilencilik yaptırdığı veya küçüğü bu yönde araç olarak kullandığı duraksamaya yer vermeyecek biçimde kanıtlanmadan mahkûmiyet kararı verilemeyeceği vurgulanmıştır.
Yargıtay 17. Ceza Dairesi, E. 2015/11665, K. 2016/3650Kaynağı aç
Cezayı Artıran Nitelikli Hâller
Türk Ceza Kanunu'nun 229. maddesinin ikinci fıkrasına göre, dilencilik suçunun üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımları ya da eş tarafından işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. Yargı kararlarında bu nitelikli hâl uygulanırken, suça maruz kalan küçüğün suç tarihindeki gerçek yaşının ve faille arasındaki hısımlık bağının duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta belirlenmesi gerektiği belirtilmektedir.
Maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, dilencilik suçunun bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olması hâlinde faile verilecek hapis cezası bir kat artırılır.
Kötü Muamele Suçu ile Sınır
Küçük yaştaki çocuğuna dilencilik yaptıran failin eylemi Türk Ceza Kanunu'nun 229. maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki dilencilik suçu vasfında değerlendirilmektedir. Mendil sattırma fiillerinde ise failin çocuğun yanında veya yakınında bulunmaması hâlinde dilencilik suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı; ancak aynı konutta birlikte yaşadığı çocuğa merhamet ve şefkat duygularıyla bağdaşmayacak biçimde gece vakti caddede tek başına mendil sattıran failin eyleminin şartları varsa Türk Ceza Kanunu'nun 232. maddesinin birinci fıkrasındaki kötü muamele suçu kapsamında görülebileceği değerlendirilmiştir.
Görevli Mahkeme ve Usul Kuralları
5235 sayılı Kanun'un 11 ve 12. maddeleri uyarınca, ağır ceza mahkemelerinin görev alanı dışında kalan ve kanunlarda özel olarak başka bir mahkemeye verilmeyen dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır. TCK m. 229'da öngörülen ceza miktarı itibarıyla dilencilik suçunda görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.
5235 sayılı ADLÎ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN m. 12Kaynağı aç
5235 sayılı ADLÎ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN m. 11Kaynağı aç
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin birinci fıkrası uyarınca uzlaştırma kural olarak şikâyete bağlı suçlar ile maddede sayılan katalog suçlarda uygulanır. Dilencilik suçu şikâyete tabi olmadığı gibi bu katalogda da yer almaz; ancak mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması kaydıyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis cezasını gerektiren suçlarda uzlaştırma girişiminde bulunulabilmektedir. Öte yandan 6284 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bakanlık, gerekli görmesi hâlinde çocuklara ve aile bireylerine yönelik şiddet veya şiddet tehlikesi içeren davalara katılma hakkına sahiptir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 253Kaynağı aç
6284 sayılı AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN m. 20Kaynağı aç
Kendi başına dilenen kişiye hapis cezası verilir mi?
Hayır, kişinin bizzat dilenmesi hapis cezası gerektiren bir suç değildir. Kabahatler Kanunu'nun 33. maddesi uyarınca idari para cezası ve elde edilen gelirin mülkiyetinin kamuya geçirilmesi yaptırımı uygulanır.
Dilencilik suçunun cezası ne kadardır?
Çocukları veya beden veya ruh bakımından kendini idare edemeyecek durumda bulunan kimseleri dilencilikte araç olarak kullanan kişiye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Eylem eş ya da üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımları tarafından işlenirse ceza yarı oranında, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenirse bir kat artırılır.
Dilenme eylemini bizzat çocuğun yapması şart mıdır?
Hayır, dilenme eyleminin bizzat çocuk tarafından yapılması zorunlu değildir. Failin çocuğu yanında, kucağında veya sırtında tutarak dilenmeyi bizzat kendisinin gerçekleştirmesi de suçun oluşumu için yeterlidir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

