Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunun Unsurları ve Cezası
Konut dokunulmazlığının ihlali suçu; bir kimsenin rızası bulunmaksızın konutuna veya konutunun eklentilerine girilmesi ya da meşru bir rıza ile girilmiş olmasına rağmen hak sahibinin talebine aykırı olarak oradan çıkılmaması fiilleriyle vücut bulur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu eylemleri gerçekleştiren fail hakkında mağdurun şikâyette bulunması üzerine altı aydan iki yıla kadar hapis cezası uygulanır. Bu suç tipinde hukuken korunan değer kişi hürriyeti ve özel hayatın huzurudur. Suçun mağduru konutta fiilen oturan zilyet kişidir; bu korumadan istifade etmek için konutun mülkiyetine sahip olmak gerekmez. Mülk sahibi olan kiralayanın dahi kiralanan taşınmaza kiracının açık veya zımni rızası olmaksızın girmesi durumunda konut dokunulmazlığını ihlal suçu oluşur. Rızaya aykırı şekilde konuta girilmesi ya da rıza hilafına konuttan çıkılmaması halinde hukuka aykırılık durumu, fail konutu tamamen terk edene kadar kesintisiz biçimde sürer.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 116Kaynağı aç
Konutun ayrılmaz birer parçası konumunda olan ve onun kullanımına tahsis edilen balkon, depo, garaj ile etrafı duvar, tel örgü veya çit gibi fiziki engellerle çevrilmiş bahçeler de eklenti vasfındadır. Söz konusu eklenti alanlarına hak sahibinin rızası dışında girilmesi ya da rıza ile girildikten sonra hak sahibinin iradesine karşın buralardan çıkılmaması da konut dokunulmazlığının ihlali suçunu meydana getirir.
İşyeri Dokunulmazlığının İhlali ve Seçenek Yaptırım Kuralı
Açık bir rızaya gerek duyulmaksızın serbestçe girilmesi mutat olan yerlerin haricinde kalan işyerleri ve bunların eklentileri hakkında hukuka aykırı biçimde girme veya buralardan çıkmama eylemleri, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116. maddesinin ikinci fıkrasında yaptırıma bağlanmıştır. Bu alanlara yönelik ihlallerde fail hakkında mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. Kanun maddesi bu suç için adlî para cezası ile hapis cezasını seçimlik olarak öngörmüştür. 5237 sayılı Kanun'un 50. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, yaptırımın hapis ile adlî para cezası olarak seçenekli belirlendiği hallerde mahkeme tercihini hapis cezasından yana kullanmışsa, hükmedilen bu ceza daha sonra adlî para cezasına dönüştürülemez.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 50Kaynağı aç
Ortak Kullanılan Alanlar ve Meşru Rıza Hali
Konutun veya işyerinin birden fazla kişi tarafından ortaklaşa kullanılması durumunda ya da evlilik birliği içerisinde aile bireyleri bakımından geçerli olan rıza esası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir. Belirtilen bu alanları birlikte kullanan kişilerden birinin içeriye girilmesine rıza göstermesi halinde kural olarak suç hükümleri tatbik edilmez ve bu rıza hukuka uygunluk sebebi sayılır. Ancak bunun için rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir. Diğer hak sahiplerinin kullanım hakkını kasten ortadan kaldırmaya veya suç teşkil eden eylemlere zemin hazırlamaya yönelik gayrimeşru rızalar cezai sorumluluğu bertaraf etmez.
Suçun Nitelikli Halleri ve Cezayı Artıran Nedenler
Konut veya işyeri dokunulmazlığını ihlal eyleminin cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti gerçekleştirilmesi, suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince, fiilin bu şekillerde işlenmesi halinde fail hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmedilir ve bu nitelikli hallerde takibat şikâyet şartına bağlı olmaksızın re'sen icra edilir. 5237 sayılı Kanun'un 6. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan yasal tanıma göre gece vakti deyimi, güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar kesintisiz devam eden zaman süresini kapsar.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 6Kaynağı aç
Konut veya işyeri dokunulmazlığının ihlali suçunun silahla, kişinin kendisini tanınmayacak hale sokması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle, birden fazla kişi tarafından birlikte, mevcut olan veya varsayılan suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanılarak yahut kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi durumunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 119. maddesinin birinci fıkrası uyarınca verilecek ceza bir kat artırılır. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca, bu suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin meydana gelmesi halinde, fail hakkında konut dokunulmazlığını ihlal suçunun yanı sıra ayrıca kasten yaralama suçunun nitelikli neticelerine dair hükümler uygulanır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 119Kaynağı aç
Şikâyet Süresi, Uzlaştırma Usulü ve Dava Zamanaşımı
Konut ve işyeri dokunulmazlığının ihlali suçunun şikâyete bağlı temel hallerinde şikâyet hakkı, hak sahibinin fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesi gereğince altı aylık sürenin hak düşürücü niteliği bulunmakta olup bu sürenin geçirilmesiyle şikâyet hakkı ortadan kalkar. Cebir, tehdit veya gece vakti gibi re'sen takibi gereken nitelikli hallerde ise altı aylık şikâyet süresi aranmaz. Bununla birlikte, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesi gereğince konut veya işyeri dokunulmazlığını ihlal fiilleri, suçun şikâyete tabi olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma kapsamına alınmıştır; bu nedenle dava açılmadan evvel öncelikle uzlaştırma prosedürünün işletilmesi kanuni bir zorunluluktur.
Kamu davasının zamanaşımına uğraması hususunda 5237 sayılı Kanun'un 66. maddesi hükümleri uygulanır. Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda olağan dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Kanunda seçimlik cezaların öngörüldüğü durumlarda hapis cezasının üst sınırı esas alınır ve dosyadaki deliller uyarınca cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli haller de zamanaşımı süresinin belirlenmesinde hesaba katılır. Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş ancak on beş yaşını doldurmamış olanlar için bu sürelerin yarısının, on beş yaşını doldurmuş ancak on sekiz yaşını bitirmemiş olanlar için ise üçte ikisinin dolmasıyla kamu davası düşer. Konut dokunulmazlığının ihlali kesintisiz nitelikte bir suç teşkil ettiğinden, 5237 sayılı Kanun'un 66. maddesinin altıncı fıkrası gereğince zamanaşımı süresi suçun tamamlandığı andan değil, kesintinin gerçekleştiği yani failin konut veya eklentiyi tamamen terk ettiği günden itibaren işlemeye başlar.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 66Kaynağı aç
Ev sahibi kiracının rızası olmadan kiraladığı eve girebilir mi?
Hayır, konut dokunulmazlığını ihlal suçunda hukuki koruma mülk sahibine değil, taşınmazda fiilen zilyet olan kişiye aittir. Konutun mülkiyetine sahip olan ev sahibi dahi olsa kiracının izni olmadan kiraladığı konuta girmesi suç oluşturur.
Balkon veya bahçe gibi yerlere izinsiz girmek suç sayılır mı?
Evet, balkon, depo, garaj ve etrafı çit ya da duvarla çevrili bahçeler konutun eklentisi sayılır. Hak sahibinin rızası olmaksızın bu alanlara girmek veya rıza bittikten sonra çıkmamak konut dokunulmazlığını ihlal suçunu teşkil eder.
Konut dokunulmazlığını ihlal suçunda şikâyet süresi ne kadardır?
Suçun temel hallerinde şikâyet hakkı, eylemin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır. Cebir, tehdit veya gece vakti işlenen nitelikli hallerde ise takibat re'sen yürütüldüğünden altı aylık şikâyet süresi uygulanmaz.
Konut dokunulmazlığının ihlali suçu uzlaştırma kapsamında mıdır?
Evet, konut ve işyeri dokunulmazlığının ihlali suçu Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesi gereğince, fiilin şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma prosedürüne tabidir.
Ceza hukuku bakımından gece vakti ne zaman başlar ve biter?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca gece vakti, güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve güneşin doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman aralığını ifade eder.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

