Türk Ceza Kanunu Madde 106 Tehdit Suçu ve Cezası

by Avukat Erdal Ersoy
Türk Ceza Kanunu Madde 106 Tehdit Suçu ve Cezası

Tehdit Suçunun Hukuki Niteliği ve Korunan Değer

Tehdit suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106. maddesinde düzenlenen genel ve tamamlayıcı nitelikte bağımsız bir suç tipidir. Tehdit fiiliyle korunan hukuki değer kişilerin huzur ve sükunudur; böylece bireylerde bir güvensizlik duygusunun meydana gelmesi engellenmektedir. Kanunun bu düzenlemeyle korumayı amaçladığı esas değer ise kişinin karar verme ve serbestçe hareket etme hürriyetidir. Tehdit eyleminin belirleyici özelliği, bildirilen kötülüğün gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin tehdit edenin iradesine bağlı görünmesidir. Kötülüğün gerçekleşip gerçekleşmemesi görünüş itibarıyla failin takdirine bağlı olmalıdır; ancak kötülüğün bizzat failce icra edilecek olması şart olmayıp üçüncü bir kişi vasıtasıyla gerçekleştirileceğinin bildirilmesi de tehdit suçunu oluşturur.

Suçun oluşması bakımından tehdit konusu kötülüğün fiilen gerçekleşmesi aranmaz. Tehdidin objektif olarak ciddi bir mahiyet arz etmesi, yani istenilenin yerine getirilmemesi halinde bildirilen kötülüğün gerçekleşeceği ihtimalinin objektif olarak mevcut bulunması gerekir. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku uyandırabilmesi açısından sonuç almaya elverişli, yeterli ve uygun olması icap eder. Objektif olarak ciddi bir mahiyet arz eden tehdidin somut olayda muhatabı üzerinde fiilen etkili olması şart değildir; mağdur failin söz ve davranışlarını ciddiye almamış olsa dahi suç gerçekleşir. Bu nedenle yargılamada mağdurun somut olarak korkup korkmadığının araştırılması gerekmez. Buna karşılık batıl inançlara dayanılarak bir kötülüğe maruz bırakılacağı beyanıyla bir kimse tehdit edilmiş sayılmaz.

Tehdit Suçunun Maddi ve Manevi Unsurları

Tehdit suçu sözlü, yazılı veya resim, şekil ve işaretler kullanılarak icra edilebilir; esas olan, gerçekleştirileceği bildirilen haksızlığın muhataba ulaştırılmasıdır. Failin eylemi doğrudan mağdurun huzurunda yapması veya ona iletilmesi amacıyla hareket etmesi zorunludur. Kişinin mağdura yöneltme iradesi taşımadığı sözlerin kendi bilgisi ve iradesi haricinde başkalarınca iletilmesi durumunda suç vücut bulmaz. Suçun mağduru herhangi bir kimse olabilmekle birlikte eylemin yöneldiği kişi veya kişilerin muayyen olması şarttır. Belirli bir hedefi bulunmayan bildirimler ise koşulları oluştuğunda genel güvenliğin tehlikeye sokulması ya da halk arasında korku ve panik yaratma suçu çerçevesinde ele alınır.

Haciz işlemi esnasında gerçekleşen fiiller icra müdürlüğü görevlilerine yönelik olup doğrudan takip alacaklısı katılana yönelmemişse, fail hakkında katılana yönelik tehdit suçundan beraat kararı verilir. Bununla birlikte failin kendisini adli makamlara şikayet etmesi ihtimaline karşı muhatabın yakınlarını öldüreceğini bildirmesi TCK m. 106/1'in birinci cümlesi kapsamında tehdit suçuna vücut verir.

Tehdit suçunun manevi unsuru genel kasttan ibarettir; suçun yasal tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Eylemde tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi failin saikinin de önemi yoktur. Öfke suç kastını ortadan kaldırmaz. Kavga ve tartışma sırasında haksız bir fiilin failde meydana getirdiği şiddetli öfke ve elem, kusur yeteneğindeki azalma sebebiyle şartları varsa yasal bir indirim nedeni sayılabilse de, baştan ilke boyutunda kastı kaldıran ve suçun oluşumunu engelleyen bir unsur olarak kabul edilmez.

Sarf edilen sözlerin tehdit suçunu oluşturup oluşturmadığı belirlenirken ifadelerin objektif korkutuculuk taşıması ve ileride gerçekleşmesi muhtemel bir saldırı mahiyeti arz etmesi gözetilir. Mağduru korkutma amacı taşımayan, geçmişe yönelik yorum ve değerlendirme niteliğinde kalan sözler tehdit suçunu oluşturmaz. Muhatabın veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına ya da malvarlığına yönelik somut bir kötülük bildirimi içermeyen talepler tehdit vasfı taşımaz. Benzer şekilde kamu görevlilerine denetim sırasında anlık öfkeyle söylenen sözler, personelin iç huzurunu bozmaya veya korku yaratmaya objektif olarak elverişli bulunmadığı durumlarda tehdit suçunu oluşturmaz. Buna karşılık bir kimseye eline geçirilmesi halinde yapacağını bildiğini söylemek, görevi başındaki bir hekime yönelik kafasını duvara vurma arzusunu bildirmek veya mağdurun odasının camlarını kurşunlamak objektif olarak korkutucu ve iç huzuru bozmaya elverişli tehdit fiilleridir.

Muhataba yöneltilen cinsel içerikli sinkaflı ifadeler, sarf edildikleri bağlam bütünlüğü içerisinde değerlendirilir. Bu sözlerin kişinin veya yakınının cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceğinden bahisle söylendiği anlaşıldığında eylem hakaret suçunu değil, TCK m. 106/1-1 kapsamındaki tehdit suçunu oluşturur.

Basit Tehdit Suçu ve Cezası (TCK m. 106/1)

5237 sayılı TCK m. 106/1'in birinci cümlesi uyarınca; bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişiye altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir. Bu fıkra kapsamındaki hayat, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit suçunun takibi şikayete bağlı değildir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 106Kaynağı aç
Madde 106- (1) Bir başkasını, kendisinin veya
yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı
gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis
cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle:12/5/2022-7406/6 md.) Bu suçun
kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz.
Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük
edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para
cezasına hükmolunur.
(2) Tehdidin;
a) Silahla,
b) Kişinin kendisini tanınmayacak
bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
c) Birden fazla kişi tarafından
birlikte,
d) Var olan
veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten
yararlanılarak,
İşlenmesi halinde, fail hakkında
iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Tehdit amacıyla kasten öldürme,
kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca
bu suçlardan dolayı ceza verilir.
Şantaj

Tehdit eyleminin kadına karşı işlenmesi durumunda Türk Ceza Kanunu'nun 106. maddesinin birinci fıkrası uyarınca verilecek hapis cezasının kanuni alt sınırı dokuz aydan az olamaz.

TCK m. 106/1'in ikinci cümlesi gereğince; malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratılacağından veya sair bir kötülük edileceğinden bahisle tehditte bulunulması halinde mağdurun şikayeti üzerine iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. Bu düzenleme seçimlik ceza öngördüğünden hapis cezasının tercihi ve alt hadden uzaklaşılması somut ve denetime elverişli gerekçelere dayandırılmalıdır. Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan sağlık personeli ile yardımcı sağlık personeline karşı görevleri sebebiyle işlenen malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratılacağından veya sair bir kötülük edileceğinden bahisle tehdit suçunun takibi de mağdurun şikayetine bağlıdır.

Hattın değiştirilmesinin istenmesi, akşam ne olacağının görüleceğinin bildirilmesi veya mağdurlara ait camların kırılacağının ifade edilmesi TCK m. 106/1'in ikinci cümlesi kapsamındaki malvarlığına veya sair kötülüğe ilişkin basit tehdit suçunu oluşturur.

Nitelikli Tehdit Halleri (TCK m. 106/2)

Türk Ceza Kanunu'nun 106. maddesinin ikinci fıkrasında suçun nitelikli halleri düzenlenmiştir. Tehdit fiilinin silah kullanılarak, failin kimliğini gizleyecek şekilde tanınmayacak hale gelmesiyle, imzasız mektup veya özel işaretler vasıtasıyla, birden çok şahsın iştirakiyle ya da mevcut veya varsayılan suç örgütlerinin korkutma gücüne dayanılarak icra edilmesi durumunda faile iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

Suçun silahla işlendiğinin kabulü için failin yalnızca silah taşıması yeterli olmayıp tehdidin icrası esnasında silahın kullanılmış veya korkutucu gücünden faydalanılmış olması gerekir. Silahın mağdura doğrultulması, beldeki silahın gösterilmesi, tartışma esnasında bıçak çekilerek öldürme tehdidinde bulunulması, hedefe ateş edilmesi veya kurusıkı tabanca gösterilerek ölüm bildirimi yapılması nitelikli hali meydana getirir. Silahın ateşli silah olması zorunlu olmayıp kesici aletler veya saldırı amacıyla muhataba yöneltilen köpek de bu kapsamda değerlendirilir. Silahla tehdit suçunda failin ayrıca söz söylemesi zorunlu değildir; silahın doğrultulup ateşlenmesi suçu oluşturur. Mağdurun yokluğunda gerçekleştirilen tehdit eyleminin silahla işlendiğinin kabulü için ise silahın mağdurun evi veya arabası gibi sürekli kullanımındaki eşyalarda hasar, iz veya emare oluşturacak tarzda kullanılması icap eder.

Tehdit suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi nitelikli halinin uygulanabilmesi için iki veya daha fazla kişinin suçun icra hareketlerini müşterek fail olarak gerçekleştirmesi, her iki failin bizzat olay yerinde bulunması ve birlikteliğin oluşturduğu korkutucu gücü mağdura yansıtmış olmaları gerekir. Faillerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmesi şart olup bir fail tehdit eylemini gerçekleştirirken diğer failin korkutucu güç olarak yanında bulunması yeterlidir. Suçun planlanmasından neticenin gerçekleşmesine kadar birlikte hareket edip fiil üzerinde ortak hakimiyet kuran kişiler, silahı bizzat kullanmamış olsalar dahi TCK m. 37/1 uyarınca müşterek fail sayılır. Tehdit suçunun hem silahla hem de birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi durumunda temel ceza alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilir.

Tehdit Suçunda İçtima Kuralları

TCK m. 106/3 hükmü uyarınca, tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmedilir. Bu özel içtima kuralı gereğince, tehdidin ciddiliğini vurgulamak amacıyla muhatabın aracına ateş edilerek zarar verilmesi veya mağdurun bıçakla yaralanması halinde gerçek içtima hükümleri tatbik edilerek faile hem tehdit hem de mala zarar verme veya kasten yaralama suçundan ayrı ayrı ceza verilir. Buna karşılık failin korkutma kastıyla hareket etmeyip kastının sırf mala zarar vermeye yönelik olduğu durumlarda TCK m. 106/3 uygulanmaz ve eylem yalnızca mala zarar verme suçunu oluşturur.

Kasten yaralama fiilinden hemen önce sarf edilen öldürme tehdidi içeren sözler kasten yaralama eyleminin irade açıklaması niteliğinde kabul edildiğinden, eylem bir bütün halinde kasten yaralama suçunu oluşturur ve ayrıca silahla tehdit suçundan ceza tayin edilemez. Failin elinde bıçakla katılanlar ve mağdura hitaben doğrama sözü sarf ederek bıçağı üzerlerine fırlatması eylemi de bölünerek yaralamaya teşebbüs ve tehdit şeklinde ayrı hükümlere konu edilemez; eylem zincirleme silahla tehdit suçu kapsamında değerlendirilir.

Türk Ceza Kanunu'nun 44. maddesinde düzenlenen farklı neviden fikri içtima kuralı gereğince, tek bir fiille kanunun birden fazla farklı hükmünün ihlal edilmesi halinde fail en ağır cezayı gerektiren suçtan sorumlu tutulur. Ayrılmak isteyen eşin ayak hizasına av tüfeğiyle ateş edilmesi, kavga sırasında muhatapları korkutmak amacıyla yere veya havaya silah sıkılması gibi durumlarda genel güvenliğin tehlikeye düşürülmesi ile silahla tehdit suçları birlikte oluştuğundan cezası daha ağır olan silahla tehdit hükmü tatbik edilir. Benzer biçimde silah gösterilerek hürriyetin kısıtlanmasını takiben havaya ateş edilmesi veya bedensel temas olmaksızın bıçak teşhir edilerek cinsel saikli sözler söylenmesi hallerinde de fikri içtima uyarınca daha ağır yaptırım bağlanan silahla tehdit suçundan ceza verilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 44Kaynağı aç
Madde 44- (1) İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun
oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan
dolayı cezalandırılır.
ÜÇÜNCÜ
KISIM
Yaptırımlar
BİRİNCİ
BÖLÜM
Cezalar
Cezalar

Kavgayı ayırmak ve sonlandırmak amacıyla havaya ateş açılması durumunda, belirli bir mağdur veya mağdurları hedef alan tehdit kastının varlığı ispatlanamadığı takdirde silahla tehdit suçundan beraat kararı verilmesi gerekir.

Zincirleme Tehdit Suçu (TCK m. 43)

Tehdit suçu mağduru belirli kişi veya kişiler olan suçlardan olduğundan, farklı kişilere karşı değişik zamanlarda işlenen tehdit eylemlerinde zincirleme suç hükümleri uygulanamaz ve gerçek içtima kuralları geçerli olur. Ancak bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı kişiye karşı gerçekleştirilen tehdit eylemlerinde faile TCK m. 43/1 uyarınca artırılmış tek ceza verilir. Örneğin mağdura önce mesajlaşma uygulaması üzerinden tehdit içerikli mesajlar gönderilip aynı günün gecesinde ikametinin önüne gidilerek bıçakla tehdit edilmesi halinde eylemler bir bütün halinde zincirleme silahla tehdit suçunu oluşturur.

TCK m. 43/2 uyarınca, aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Tek bir zarf içerisine konulan ve ayrı kişilere hitaben yazılmış tehdit mektuplarının postalanması icrai hareket bakımından hukuki anlamda tek fiil sayılır ve faile TCK m. 43/2 yollamasıyla artırım uygulanır. Aynı olay bütünlüğü, aynı kasıt altında ve kısa zaman aralığında birden fazla kişiye bıçak doğrultulması veya malvarlığına yönelik tehdit sözlerinin birden fazla kişiye aynı anda sarf edilmesi hallerinde de tek ceza tayin edilerek TCK m. 43/2 gereğince artırım yapılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 43Kaynağı aç
Madde 43- (1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik
zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir
cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.
Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli
şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru
belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.
(2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi
durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Kasten öldürme, kasten yaralama,
işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.[5]
Fikri içtima

Uzlaştırma, Soruşturma Usulü ve Zamanaşımı

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253/1-b-3 maddesi gereğince Türk Ceza Kanunu'nun 106. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen tehdit suçu, şikayete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma kapsamındadır. Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun bu kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmesi halinde uzlaşma hükümleri uygulanmaz; ancak önödeme kapsamındaki bir suçla birlikte işlenmesi durumunda uzlaştırma kapsamındaki tehdit suçu yönünden uzlaşma hükümleri tatbik edilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören uzlaşma teklifinden itibaren yedi gün içinde kararını bildirmezse teklifi reddetmiş sayılır. Uzlaştırmacı evrakın verilmesinden itibaren kural olarak otuz gün içinde işlemleri tamamlar; büro bu süreyi yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez uzatabilir. İlk teklif tarihinden uzlaştırmanın sonuçsuz kaldığı veya raporun büroya verildiği tarihe kadar dava zamanaşımı ve dava süresi işlemez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması denetim süresi içinde işlenen TCK m. 106/1 kapsamındaki tehdit fiiline ilişkin uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı araştırılmadan hükmün açıklanmasına karar verilemez.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 253Kaynağı aç
Madde 253 – (Değişik: 6/12/2006-5560/24 md.)
(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek
veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer
alan;[102]
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Tehdit
(madde 106, birinci fıkra),
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
5. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) İş ve çalışma hürriyetinin ihlali
(madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi),
6. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık
(madde 141),
7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç, madde 155),[103]
8. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Dolandırıcılık
(madde 157),
9. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Suç eşyasının satın
alınması veya kabul edilmesi (madde 165),
10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi
veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),
suçları.
c) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Mağdurun
veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla,
suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis
veya adli para cezasını gerektiren suçlar.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak
üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna
gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel
dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret
suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek
cümle: 26/6/2009 – 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu
kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması
hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. (Ek cümle:24/12/2025-7571/24 md.)
Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına
giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma
kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.[104][105][106][107]
(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya
tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli
şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro
tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan
zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar
görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat
veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören,
kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını
bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. 106[108]
(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve
uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.
(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan
adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura,
suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması
halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.
(7) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet
veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya
suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.
(8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi,
soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin
uygulanmasına engel değildir.
(9) (Mülga: 24/11/2016-6763/34 md.)
(10) Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi
sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde
bulundurulur.
(11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve
Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya, soruşturmanın
gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.[109]
(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine
verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır.
Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında
yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir.
(13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma
müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve
vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya
kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi
halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.
(14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle
ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı,
uzlaştırmacıya talimat verebilir.
(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak
kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma
bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını
da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. (Ek
cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırma bürosu
soruşturma dosyasını, raporu ve varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına
gönderir.
(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya
suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin
düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan
edebilirler.
(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine
dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi
mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.
(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna
gidilemez.
(19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin
edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı
kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside
bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar
aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı
verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının
ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde,
171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. (…)[110] Uzlaşmanın sağlanması
halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan
zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış
olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi
halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden
sayılır.[111]
(20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir
soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
(21) Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar
görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren,
uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının raporunu
düzenleyerek uzlaştırma bürosuna verdiği
tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.
(22) (Değişik birinci cümle:
24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırmacıya Adalet
Bakanlığı tarafından belirlenen tarifeye göre ücret ödenir. Uzlaştırmacı
ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri, yargılama giderlerinden sayılır.
Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler Devlet Hazinesi tarafından
karşılanır.
(23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda
öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.
(24) (Değişik: 24/11/2016-6763/34 md.) Her Cumhuriyet başsavcılığı
bünyesinde uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile
personel görevlendirilir. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer
aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden
görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu, tutanakları ve varsa yazılı
anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyaları,
uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından sonuçlandırılır.[112]
(25) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.)Uzlaştırmacıların nitelikleri,
eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum
ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili,
uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet
başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve
esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve
raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
Mahkeme tarafından uzlaştırma

TCK m. 106/2-a maddesinde tanımlanan silahla tehdit suçunda yargılama görevi asliye ceza mahkemesine aittir. Silahla tehdit suçu bakımından, TCK m. 66/1-e hükmü uyarınca öngörülen cezanın üst sınırına göre sekiz yıllık asli dava zamanaşımı süresi uygulanır.

Tehdit suçunun oluşması için muhatabın fiilen korkması gerekir mi?

Hayır, mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez. Tehdidin objektif olarak ciddi bir mahiyet arz etmesi ve sonuç almaya elverişli bulunması suçun oluşumu için yeterlidir.

Öfke veya tartışma anında tehditte bulunulması suç kastını kaldırır mı?

Hayır, öfke suç kastını ortadan kaldırmaz. Tehdit genel kastla işlenen bir suç olup tasarlama veya özel bir saik aranmaz.

TCK 106/1 kapsamındaki tehdit suçu uzlaştırmaya tabi midir?

Evet, CMK m. 253/1-b-3 uyarınca TCK m. 106/1'de düzenlenen tehdit suçu şikayete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma usulüne tabidir.

Tehdit amacıyla kasten yaralama işlendiğinde tek ceza mı verilir?

Hayır, TCK m. 106/3 uyarınca tehdit amacıyla kasten yaralama işlenmesi durumunda gerçek içtima kuralları uygulanır ve faile hem tehdit hem de kasten yaralama suçundan ayrı ayrı ceza verilir.

Silahla tehdit suçunda silahın ateşlenmesi şart mıdır?

Hayır, silahın bizzat ateşlenmesi şart değildir. Silahın mağdura doğrultulması veya korkutucu gücünden faydalanılacak şekilde gösterilmesi suçun oluşumu için yeterlidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu