TCK Madde 1 Kapsamında Ceza Kanununun Amacı ve İlkeleri

by Avukat Erdal Ersoy
TCK Madde 1 Kapsamında Ceza Kanununun Amacı ve İlkeleri

Ceza Kanununun Temel Gayesi ve Korunan Değerler

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 1. maddesi, ceza adalet düzeninin normatif varlık gayesini ve temel işlevini belirler. Yasa koyucu bu düzenlemeyle bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin güvenceye alınmasını, kamu güvenliği ile toplumsal intizamın sağlanmasını, hukuk devleti ilkelerinin hayata geçirilmesini, kamu sağlığı ile doğal çevrenin korunmasını ve suç teşkil eden fiillerin vuku bulmadan engellenmesini temel gaye saymıştır. Bu doğrultuda kanun, birey özgürlükleri ile toplumun güvenlik ihtiyacı arasındaki hassas dengeyi kurmayı hedefler.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 1Kaynağı aç
Madde 1- (1) Ceza Kanununun amacı; kişi hak ve özgürlüklerini,
kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum
barışını korumak, suç işlenmesini önlemektir. Kanunda, bu amacın
gerçekleştirilmesi için ceza sorumluluğunun temel esasları ile suçlar, ceza ve
güvenlik tedbirlerinin türleri düzenlenmiştir.
Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi

Kanunun öngördüğü koruma mekanizmasının fiilen işletilebilmesi amacıyla ceza sorumluluğunun ana ilkeleri, suç teşkil eden eylemler, bu eylemlere bağlanacak ceza türleri ve uygulanacak güvenlik tedbirleri aynı sistematiğin parçası olarak tanzim edilmiştir. Böylelikle cezalandırma yetkisi keyfilikten arındırılarak belirli ve nesnel esaslara tabi kılınmıştır.

Suçta ve Cezada Kanunilik ile Kıyas Yasağı

Ceza Kanununun amaçlarını gerçekleştirirken başvuracağı araçlar, kanunilik ilkesinin koyduğu anayasal sınırlar içinde kalmalıdır. 5237 sayılı Kanun'un 2. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kanunda açık biçimde suç olarak tanımlanmamış bir fiilden ötürü kimseye ceza tayin edilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Hükmedilecek yaptırımlar da yalnızca kanunda açıkça yer verilen ceza ve tedbir türleriyle sınırlıdır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 2Kaynağı aç
Madde 2- (1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye
ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve
güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.
(2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.
(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas
yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş
yorumlanamaz.
Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi

İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulması mümkün değildir. Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz ve söz konusu hükümler kıyasa yol açacak biçimde genişletilerek yorumlanamaz.

Kamu Sağlığı ile Çevrenin Korunması ve Tehlike Suçları

Kamu sağlığını ve çevreyi koruma ilkesi, Ceza Kanunu'nun birinci maddesinde temel amaçlar arasında öngörülmüştür. Kanunda çevrenin kasten veya taksirle kirletilmesi fiilleri tehlike suçu olarak düzenlendiğinden, bu suçlarda somut zararın meydana gelmesi kanuni unsur veya cezalandırma şartı olarak aranmaz.

Çevrenin kasten yahut taksirle kirletilmesine ilişkin yasal metinlerde yer alan çevreye zarar verecek şekilde hareket etme ölçütü, gerçekleşmiş fiili bir zararı değil; icra edilen fiilin çevreye zarar vermeye elverişli bulunmasını ve somut zarar tehlikesi yaratmasını ifade eder. Zarar tehlikesinin mevcudiyeti cezai sorumluluğun doğması için yeterlidir.

Çevrenin Kasten Kirletilmesi Fiili ve Yaptırımları

5237 sayılı Kanun'un 181. maddesinin birinci fıkrasına göre, ilgili yasal ve teknik mevzuata aykırı surette, çevreye zarar verme riski doğuracak biçimde atık veya artıkları toprağa, havaya yahut suya kasten bırakan kişiler hakkında altı aydan iki yıla kadar hapis cezası tayin edilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 181Kaynağı aç
Madde 181- (1) İlgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırı
olarak ve çevreye zarar verecek şekilde, atık veya artıkları toprağa, suya veya
havaya kasten veren kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
(2) Atık veya artıkları izinsiz olarak ülkeye sokan kişi, bir yıldan üç
yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Atık veya artıkların toprakta, suda veya havada kalıcı özellik
göstermesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza iki katı kadar artırılır.
(4) Bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan fiillerin, insan veya hayvanlar
açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine,
hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek
niteliklere sahip olan atık veya artıklarla ilgili olarak işlenmesi halinde,
beş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına ve bin güne kadar adlî para cezasına
hükmolunur.
(5) Bu maddenin iki, üç ve dördüncü fıkrasındaki fiillerden dolayı tüzel
kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
Çevrenin taksirle kirletilmesi

Toprağa, suya veya havaya verilen atık ya da artıkların alıcı ortamda kalıcı nitelik sergilemesi durumunda, TCK m. 181/3 gereğince belirlenen temel hapis cezası iki katı oranında artırılmaktadır.

Söz konusu eylemlerin insanlar veya hayvanlar üzerinde tedavisi güç rahatsızlıklar doğurabilecek, üreme kabiliyetini yok edebilecek ya da canlıların doğal vasıflarını bozabilecek nitelikteki atık veya artıklarla gerçekleştirilmesi halinde, fail hakkında beş yıldan az olmamak üzere hapis ve bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.

TCK m. 181'in ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında tanımlanan fiillerden dolayı tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

İdari Sınır Değerlerinin Kıyas Yasağı Karşısındaki Durumu

İdari yönetmeliklerde konutlar, sınai işletmeler, tesisler veya makineler gibi sürekli ya da aralıklı emisyon meydana getiren yerler için belirlenmiş olan emisyon sınır değerleri mevcuttur. Bu sınırların açık sahalarda kişisel faaliyet yürüten bireyler yönünden de geçerli olduğunu varsaymak, yönetmeliklerde fertler için konulmamış bir yükümlülüğü kıyasen türetmek sonucunu doğurur. Ceza normlarında kıyas yasağı geçerli olduğundan, idari işletme standartları kıyas yoluyla genişletilerek bireyler aleyhine ceza sorumluluğu kurulamaz.

Suçun Önlenmesinde Ceza Muhakemesi Güvenceleri

Ceza Kanununun suç işlenmesini önleme ve delilleri güvenceye alma gayesi, muhakeme hukukunun koruma tedbirlerine ilişkin sınırlamalarıyla dengelenir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 116. maddesi gereğince, şüphelinin veya sanığın yakalanabileceği ya da suç delillerinin temin edilebileceğine ilişkin makul şüphenin varlığı halinde kişinin üstü, eşyası, konutu, işyeri veya eklentileri aranabilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 116Kaynağı aç
Madde 116 – (1) Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde
edilebileceği hususunda makul şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü,
eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir.[26]
Diğer kişilerle ilgili arama

Kolluk ve yargı organlarının suçun önlenmesi ve delillerin kaybolmaması amacıyla uygulayacağı suçüstü hali ise CMK m. 2/1-j bendi uyarınca tanımlanmıştır. Henüz işlenmekte olan eylemler, işlenmesinin hemen ardından takip edilerek yakalanan faillerin durumu ve eylemin pek az önce yapıldığını gösteren vasıtalarla ele geçirilen haller suçüstü kapsamında değerlendirilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Madde 2 – (1) Bu Kanunun uygulanmasında;
a) Şüpheli: Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,
b) Sanık: Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine
kadar, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,
c) Müdafi: Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan
avukatı,
d) Vekil: Katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiyi ceza
muhakemesinde temsil eden avukatı,
e) Soruşturma: Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin
öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi,
f) Kovuşturma: İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine
kadar geçen evreyi,
g) İfade alma: Şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı
tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,
h) Sorgu: Şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından soruşturma
veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,
i) Malen sorumlu: Yargılama konusu
işin hükme bağlanması ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî sorumluluk
taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek veya bunlara katlanacak kişiyi,
j) Suçüstü:
1. İşlenmekte olan suçu,
2. Henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesinden hemen sonra kolluk,
suçtan zarar gören veya başkaları tarafından takip edilerek yakalanan kişinin
işlediği suçu,
3. Fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan
kimsenin işlediği suçu,
k) Toplu suç: Aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla
kişi tarafından işlenen suçu,
l) Disiplin hapsi: Kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına
alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen,
önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri
uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapsi,
İfade eder.
İKİNCİ
BÖLÜM
Görev
Görev

Muhakeme süreçlerinin kanuna uygun yürütülmesini temin eden kanun yolu denetiminde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı ilgili ceza dairesi tarafından yerinde görülmediği takdirde, dosya CMK m. 308/3 uyarınca karara bağlanmak üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna iletilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 308Kaynağı aç
Madde 308 – (1) Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine
verildiği tarihten itibaren bir ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir.
Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.[141]
(2) (Ek: 2/7/2012-6352/99 md.) İtiraz üzerine dosya, kararına
itiraz edilen daireye gönderilir.
(3) (Ek: 2/7/2012-6352/99 md.) Daire, mümkün olan en kısa sürede
itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay
Ceza Genel Kuruluna gönderir.
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığının itiraz yetkisi
TCK madde 1 kapsamında korunan hukuki değerler nelerdir?

TCK m. 1 uyarınca ceza hukukunun temel gayesi; kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını, çevreyi ve toplum barışını korumak ve suç işlenmesini önlemektir.

Çevre suçlarının oluşumu için fiilen somut bir zararın meydana gelmesi gerekir mi?

Çevre suçları tehlike suçu vasfında düzenlendiğinden, cezai sorumluluğun doğması için eylemin çevreye zarar vermeye elverişli olması ve tehlike doğurması kafi olup ayrıca somut bir zararın ortaya çıkması gerekmez.

İdari işlemler veya yönetmelikler ile yeni bir suç ihdas edilebilir mi?

TCK m. 2/2 uyarınca idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza ihdas edilemez; suç ve cezalar yalnızca kanunla konulabilir ve ceza hükümlerinde kıyas yapılamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu