İrtikap suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 250. maddesinde düzenlenen ve kamu görevlisinin görevinin sağladığı nüfuzu veya güveni kötüye kullanarak menfaat temin etmesini ya da vaatte bulunulmasını konu alan bir suç tipidir. Kanun maddesinde irtikap; icbar suretiyle, ikna suretiyle ve kişinin hatasından yararlanılarak gerçekleştirilen fiiller olmak üzere ayrı fıkralar halinde düzenlenmiştir. Kamu görevlisinin nüfuzunu kötüye kullanıp bir kimseyi menfaat teminine veya vaadine zorlaması halinde beş yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Kişinin haklı bir işinin gereği gibi, hiç veya vaktinde görülmeyeceği endişesiyle kendisini mecbur hissederek menfaat temin etmesi durumunda icbarın gerçekleştiği kabul edilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 250Kaynağı aç
sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar
sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar eden kamu
görevlisi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kamu
görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında, kişinin haklı bir işinin
gereği gibi, hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle, kendisini
mecbur hissederek, kamu görevlisine veya yönlendireceği kişiye menfaat temin
etmiş olması halinde, icbarın varlığı kabul edilir.
(2) Görevinin sağladığı güveni kötüye
kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği hileli davranışlarla, kendisine veya
başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi
ikna eden kamu görevlisi, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
(3) İkinci fıkrada tanımlanan suçun kişinin hatasından yararlanarak
işlenmiş olması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) (Ek: 2/7/2012-6352/86 md.) İrtikap edilen menfaatin değeri ve
mağdurun ekonomik durumu göz önünde bulundurularak, yukarıdaki fıkralara göre
verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.
Denetim görevinin ihmali
İcbar Suretiyle İrtikap Suçunun Unsurları
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 250. maddesinin 1. fıkrasında icbar suretiyle irtikap tanımlanmış; kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında kişinin haklı işinin gereği gibi, hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle menfaat sağlaması halinde icbarın varlığı kabul edilmiştir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2018/6514 Esas ve 2022/178 Karar sayılı ilamında ise doğrudan veya dolaylı her türlü zorlayıcı hareketin icbar kavramına dahil olduğu, manevi cebirin belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması ve baskıdan kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmaması gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2018/6514, K. 2022/178Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Rüşvet alma (iki kez)
HÜKÜM : Sanık hakkında katılan …'a yönelik eyleminin icbar suretiyle irtikap, katılan …'a yönelik eyleminin ise hatadan yararlanmak suretiyle irtikap suçlarını oluşturduğu kabulüyle ayrı ayrı mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Gerekçeli kararın delillerin değerlendirilmesi ve kabul kısmında ikna suretiyle irtikap suçunun uygulama maddesinin 250/2 yerine 102/2 olarak gösterilmesi maddi hata olarak kabul edilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Suç tarihlerinde Sosyal Güvenlik Kurumu Salihli Merkez Müdürlüğünde geçici görevle çalışan sanığın, katılan …'dan emeklilik işlemlerini gerçekleştirmek amacıyla işlem ve masraf parası adı altında 1500 TL alarak adı geçenin hatasından yararlanmak suretiyle irtikap suçunu işlediği, ayrıca diğer katılan …'dan kısa sürede emekli olabilmesi için 1000 TL para istediği ve icbar yoluyla bu parayı aldığı kabul edilen somut olayda; Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde memur olarak çalıştığı belirtilen ancak dosya kapsamında görev belgesi olmayan sanığın, suç tarihlerinde SGK Salihli Merkez Müdürlüğünün hangi biriminde çalıştığı, emeklilik işlemlerine ilişkin görevinin bulunup bulunmadığı hususlarının ilgili kurumdan sorulup, hasıl olacak sonuca göre hukuki durumunun ve suç vasfının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kabule göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30/03/2010 tarihli ve 2009/5-167-2010/70 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, icbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareketin icbar kavramına dahil olduğu, manevi cebirin, belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmaması gerektiği, somut olayın oluş şekline göre sanığın öğreti ve uygulamada kabul edildiği gibi Yasa'nın öngördüğü anlamda icbar boyutuna varan davranışlarının bulunmadığı, bu itibarla cebri irtikap suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, katılan …'a yönelik sabit görülen eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK'nın 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranması için kamu görevlisinin çıkar sağlaması suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi,
TCK'nın 250/3. madde ve fıkrasında düzenlenen kişinin hatasından yararlanmak suretiyle irtikap suçunun yasal unsurunun gerçekleşmesi için failin zorlayıcı veya ikna edici hiçbir davranışı olmamasına rağmen herhangi bir sebepten, yani kişinin bilgisizliği, tecrübesizliği veya hatasından yararlanarak menfaat temin etmesi ve mağdurun düştüğü bu hatada sanığın bir etkisinin bulunmaması gerektiği halde, kamu görevlisi olan sanığın, kendisine başvuran katılan …'a yapacağı işlem ve masraf karşılığında suça konu paranın kendisine ödenmesi gerektiğini söylemesi karşısında, eyleminin ikna suretiyle irtikap suçunu oluşturduğunun nazara alınmaması,
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 26/04/2016 tarihli, 2014/118 Esas ve 2016/208 sayılı Kararında da benzer şekilde belirtildiği üzere, irtikap suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun topluma karşı işlenen suçlar bölümünde düzenlenmiş olması karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin suçun mağduru değil, zarar göreni olacağı nazara alınarak, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı karar yerinde tartışılarak hüküm kurulması gerekirken, irtikap suçundan iki kez cezalandırılmasına karar verilmesi,
Sanık hakkında icbar suretiyle irtikap suçundan kurulan hükümde; hesap hatası sonucu 3 yıl 1 ay 15 gün yerine 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezasına hükmolunmak suretiyle eksik ceza tayini ile Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının Resmi Gazete'nin 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı nüshasında yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK'nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, Adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının hüküm fıkrasında gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
İcbar suretiyle irtikap suçunu TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. madde ve fıkrası gereğince, ayrıca, cezasının infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar kadar ve keza hatadan yararlanmak suretiyle irtikap suçunu TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen ve adli para cezası ile cezalandırılmasına
karar verilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince, ayrıca, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar ayrı ayrı olmak üzere bu hak ve yetkilerin kullanılmasından yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 11/01/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İkna Suretiyle İrtikap ve Hatadan Yararlanma
Türk Ceza Kanunu'nun 250. maddesinin 2. fıkrasına göre, kamu görevlisinin görevinin sağladığı güveni kötüye kullanıp hileli davranışlarla bir kimseyi kendisine veya başkasına menfaat sağlamaya ya da vaatte bulunmaya ikna etmesi halinde üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise suçun kişinin hatasından yararlanılarak işlenmesi hali yaptırıma bağlanmış olup bu halde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Kişinin hatasından yararlanılması hali bakımından, kamu görevlisinin zorlayıcı ya da ikna edici bir davranışının bulunmaması aranır. Kişinin bilgisizliği, tecrübesizliği veya yanılgısı nedeniyle menfaat temin edilmiş olmalı ve bu yanılgının meydana gelmesinde kamu görevlisinin bir etkisinin bulunmaması gerekir.
Cezayı İndiren Neden: Menfaatin Değeri ve Mağdurun Durumu
Türk Ceza Kanunu'nun 250. maddesinin 4. fıkrası gereğince, irtikap edilen menfaatin değeri ile mağdurun ekonomik durumu göz önünde bulundurularak verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Bu indirim imkânı, maddenin önceki fıkralarında düzenlenen tüm irtikap türleri açısından geçerlidir.
Suçun Mağduru ve Görev Şartı
İrtikap suçunda mağdur kavramı değerlendirilirken, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2018/6514 Esas ve 2022/178 Karar sayılı ilamında suçun topluma karşı işlenen suçlar arasında düzenlenmesi sebebiyle mağdurun kamu olduğu, eylemden doğrudan etkilenen kişinin ise suçtan zarar gören konumunda bulunduğu kabul edilmiştir. Buna karşılık, yapılan zorlama, ikna veya hata neticesinde yarar sağlayan ya da vaatte bulunan kişinin bizzat suçun mağduru sayıldığını ileri süren yaklaşımlar da mevcuttur.
Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2018/6514 Esas ve 2022/178 Karar sayılı kararında, sanığın ilgili kurum bünyesinde hangi birimde görev yaptığı ve somut işleme dair görevinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği, bu belirleme yapılmaksızın hukuki durum ve suç vasfı tayin edilerek hüküm kurulmasının eksik inceleme teşkil ettiği belirtilmiştir.
Güvenlik Tedbirleri ve Tekerrür Hükümleri
Suçun kamu görevine ilişkin hak ve yetkiler kötüye kullanılarak işlenmesi durumunda Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin 5. fıkrası devreye girer. Bu kapsamda hapis cezasına karar verildiğinde, infazın tamamlanmasından itibaren geçerli olmak şartıyla ceza miktarının yarısı ile bir katı arasındaki sürede ilgili hak ve yetkilerin icrası yasaklanır. Yalnızca adli para cezasına hükmedilmesi halindeyse kararda yer alan gün sayısı esas alınarak aynı oranlarda yasaklama getirilir ve bu sürenin hesabı adli para cezasının eksiksiz ödenmesiyle başlar.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 53Kaynağı aç
cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;[13]
a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu
kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye,
köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca
verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,
b) Seçme ve seçilme ehliyetinden (…)13,
c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette
bulunmaktan,
d) Vakıf, dernek, sendika, şirket,
kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi
olmaktan,
e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun
iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek
erbabı veya tacir olarak icra etmekten,
yoksun bırakılır.
(2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının
infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.
(3) Mahkûm olduğu hapis cezası
ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya
da koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve
kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm
olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak
cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlü hakkında birinci fıkranın
(e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar
verilebilir.[14]
(4) Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada
onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü
uygulanmaz.[15]
(5) Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye
kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet
halinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın
yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına
karar verilir. Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle
işlenen suçlar dolayısıyla sadece adlî para cezasına mahkûmiyet halinde,
hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin
kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icraya
konan yasaklama ile ilgili süre, adlî para cezasının tamamen infazından
itibaren işlemeye başlar.
(6) Belli bir meslek veya sanatın ya
da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık
dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç
yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya
da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma
hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından
itibaren işlemeye başlar.
Eşya müsaderesi
Daha önce işlenen suçtan dolayı kesinleşmiş mahkûmiyet bulunması halinde Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesinin 1. fıkrası gereği tekerrür hükümleri uygulanır; bunun için önceki cezanın infaz edilmiş olması aranmaz. Bununla birlikte, Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesinin 2. fıkrası uyarınca beş yıldan fazla süreyle hapis cezasında infazdan itibaren beş yıl, beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezalarında ise infazdan itibaren üç yıl geçtikten sonra işlenen suçlarda tekerrür hükümleri uygulanmaz.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 58Kaynağı aç
kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri
uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez.
(2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı;
a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın
infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl,
b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet
halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl,
geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz.
(3) Tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik
olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur.
(4) Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar
arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz. Kasten öldürme, kasten yaralama, yağma,
dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya
kıymetli damgada sahtecilik suçları hariç olmak üzere; yabancı ülke
mahkemelerinden verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.
(5) Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin
işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.
(6) Tekerrür halinde hükmolunan ceza,
mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında
cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
(7) Mahkûmiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz
rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı
belirtilir.
(8) Mükerrirlerin mahkûm olduğu cezanın infazı ile denetimli serbestlik
tedbirinin uygulanması, kanunda gösterilen şekilde yapılır.
(9) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra
denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya
örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir.
Sınır dışı edilme
Soruşturma Usulü ve Ön Ödeme
İrtikap suçunun soruşturulmasında şikâyet koşuluna ilişkin değerlendirmelerde, fiilin öğrenilmesiyle birlikte savcılıkça resen soruşturulacağı ve şikâyete tabi olmadığı yönünde açıklamalar bulunurken, suçun şikâyete bağlı olduğunu ileri süren görüşler de yer almaktadır. Öte yandan 3628 sayılı Kanun kapsamındaki irtikap isnatlarında 4483 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmayacağı ve kamu idaresinden izin alınmaksızın soruşturma yürütüleceği kabul edilmektedir.
Türk Ceza Kanunu'nun 75. maddesinin 1. fıkrasına göre ön ödeme, uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere yalnız adli para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı altı ayı aşmayan suçlarda tatbik edilir. İrtikap suçunun ceza sınırları bu süreyi aştığından ön ödeme kapsamına girmez.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 75Kaynağı aç
yalnız adlî para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis
cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçların faili;[24]
a) Adlî para cezası maktu ise bu miktarı, değilse aşağı sınırını,
b) Hapis cezasının aşağı sınırının
karşılığı olarak her gün için yüz Türk Lirası üzerinden bulunacak miktarı,[25]
c) Hapis cezası ile birlikte adlî para cezası da öngörülmüş ise, hapis
cezası için bu fıkranın (b) bendine göre belirlenecek miktar ile adlî para cezasının
aşağı sınırını,
Soruşturma giderleri ile birlikte, Cumhuriyet savcılığınca yapılacak
tebliğ üzerine on gün içinde ödediği takdirde hakkında kamu davası açılmaz. (Ek
cümleler:17/10/2019-7188/16 md.) Failin on gün içinde talep etmesi
koşuluyla bu miktarın birer ay ara ile üç eşit taksit hâlinde ödenmesine
Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilir. Taksitlerin süresinde ödenmemesi
hâlinde önödeme hükümsüz kalır ve soruşturmaya devam edilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/12
md.) Taksirli suçlar hariç olmak üzere, önödemeye bağlı olarak kovuşturmaya
yer olmadığına veya kamu davasının düşmesine karar verildiği tarihten itibaren
beş yıl içinde önödemeye tabi bir suçu işleyen faile bu fıkra uyarınca teklif
edilecek önödeme miktarı yarı oranında artırılır.
(2) Özel kanun hükümleri gereğince işin doğrudan mahkemeye intikal etmesi
halinde de fail, hakim tarafından yapılacak bildirim üzerine birinci fıkra
hükümlerine göre saptanacak miktardaki parayı yargılama giderleriyle birlikte
ödediğinde kamu davası düşer.
(3) Cumhuriyet savcılığınca madde kapsamına giren suç nedeniyle önödeme
işlemi yapılmadan dava açılması veya dava konusu fiilin niteliğinin değişmesi
suretiyle madde kapsamına giren bir suça dönüşmesi halinde de yukarıdaki fıkra
uygulanır.
(4) Suçla ilgili kanun maddesinde yukarı sınırı altı ayı aşmayan hapis
cezası veya adlî para cezasından yalnız birinin uygulanabileceği hallerde
ödenmesi gereken miktar, yukarıdaki fıkralara göre adlî para cezası esas alınarak
belirlenir.[26]
(5) Bu madde gereğince kamu davasının açılmaması veya ortadan kaldırılması,
kişisel hakkın istenmesine, malın geri alınmasına ve müsadereye ilişkin
hükümleri etkilemez.
(6) (Ek: 24/11/2016-6763/12 md.) Bu madde
hükümleri;
a) Bu Kanunda yer alan;[27]
1. Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine
getirilmemesi (98 inci maddenin birinci fıkrası),
2. (Ek:7/11/2024-7531/15 md.) (Değişik:24/12/2025-7571/16 md.)
Hakaret (üçüncü fıkranın (a) bendi hariç, madde 125),
3. Genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması
(madde 171),
4. Çevrenin taksirle kirletilmesi (182 nci
maddenin birinci fıkrası),
5. Özel işaret ve kıyafetleri usulsüz
kullanma (264 üncü maddenin birinci fıkrası),
6. Suçu bildirmeme (278 inci maddenin birinci
ve ikinci fıkraları),
suçları,
b) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman
Kanununun 108 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan suç,
c) (Ek:17/10/2019-7188/16 md.) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 74 üncü maddesinin ikinci fıkrasının
birinci cümlesinde yer alan suç,
d) (Ek:17/10/2019-7188/16 md.) 4/11/2004
tarihli ve 5253 sayılı Dernekler Kanununun 32 nci maddesinin birinci fıkrasının
(d) bendinde yer alan suç,
bakımından da uygulanır. Bu fıkra kapsamındaki
suçların beş yıl içinde tekrar işlenmesi hâlinde fail hakkında aynı suçtan dolayı
önödeme hükümleri uygulanmaz.
(7) (Ek:
24/11/2016-6763/12 md.) Ödemede bulunulması üzerine verilen kovuşturmaya
yer olmadığına dair kararlar ile düşme kararları, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir.
Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede
belirtilen amaç için kullanılabilir.
İKİNCİ
KİTAP
Özel
Hükümler
BİRİNCİ
KISIM
Uluslararası
Suçlar
BİRİNCİ
BÖLÜM
Soykırım
ve İnsanlığa Karşı Suçlar
Soykırım
İrtikap suçu şikâyete tabi midir?
İrtikap suçunun takibinde savcılıkça resen soruşturma başlatılacağı ve şikâyet aranmadığı yönündeki değerlendirmelerin yanında, suçun şikâyete tabi olduğunu öngören görüşler de bulunmaktadır.
İrtikap suçunda ön ödeme uygulanır mı?
Hayır, uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç hapis cezasının üst sınırı altı ayı aşmayan veya yalnız adli para cezasını gerektiren suçlar ön ödemeye tabi olduğundan, yaptırımı daha yüksek olan irtikap suçunda ön ödeme tatbik edilmez.
İrtikap suçunda cezada indirim yapılabilir mi?
Evet, irtikap edilen menfaatin değeri ve mağdurun ekonomik durumu göz önünde bulundurularak Türk Ceza Kanunu'nun 250. maddesinin 4. fıkrası uyarınca verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.
Kişinin hatasından yararlanarak irtikap suçunun şartı nedir?
Bu suç tipinde kamu görevlisinin zorlayıcı ya da ikna edici hiçbir davranışının bulunmaması ve ilgilinin düştüğü hatada kamu görevlisinin bir etkisinin olmaması gerekir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

