TCK 301 Devleti ve Türk Milletini Aşağılama Suçu

by Avukat Erdal Ersoy
TCK 301 Devleti ve Türk Milletini Aşağılama Suçu

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesi uyarınca Türk Milletinin, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin veya Devletin yargı organlarının alenen aşağılanması suç teşkil etmekte olup bu fiili gerçekleştirenler hakkında altı aydan iki yıla kadar hapis cezası uygulanır. Kanun koyucu, kamu kurumlarının ve milletin manevi varlığını tahkir edici nitelikteki eylemleri yaptırıma bağlamıştır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 301Kaynağı aç
Madde 301- (Değişik: 30/4/2008-5759/1 md.)
(1) Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet
Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen
aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi,
birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
(3) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.
(4) Bu suçtan dolayı soruşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine
bağlıdır.
DÖRDÜNCÜ
BÖLÜM
Devletin
Güvenliğine Karşı Suçlar
Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak

Suçun Kapsamı ve Korunan Kurumsal Değerler

Maddenin birinci fıkrasında Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile birlikte yasama organı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi, yürütme erki kapsamındaki Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Devletin yargı organları koruma altına alınmıştır. Bu varlık ve organları alenen tezlil eden failler altı aydan iki yıla kadar hapis yaptırımıyla karşılaşır. Düzenlemenin ikinci fıkrasında ise Devletin askerî veya emniyet teşkilatının alenen aşağılanması hali müstakil olarak sayılmış ve bu eylemi gerçekleştirenlerin de birinci fıkradaki ceza aralığı doğrultusunda altı aydan iki yıla kadar hapisle cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır.

Manevi Unsur ve Aleniyet Şartının Tespiti

Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesinde yer alan suçun manevi unsuru kasttır. Failin suça konu olan alenen tezlil ve aşağılama hareketlerini bilerek ve isteyerek icra etmesi gerekir. Suçun şekli bir biçimde oluşabilmesi için eylemin aleniyet taşıması yasal bir zorunluluktur. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2021/5114 Esas ve 2022/52 Karar sayılı ilamına göre, eylemde aleniyet unsurunun varlığını saptayabilmek amacıyla ifadenin veya fiilin belirli olmayan, birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkânına sahip olup olmadığı incelenmeli ve bu husus yargılama gerekçesinde gösterilmelidir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/5114, K. 2022/52Kaynağı aç
3. Ceza Dairesi         2021/5114 E.  ,  2022/52 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç :Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama
Hüküm : Sanığın Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama suçu kapsamında CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine dair karar
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Başka suçtan hükümlü olan sanığın Bafra T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla gönderdiği 10.11.2015 tarihli mektupta ve karikatürde kullandığı ifadeler nedeniyle atılı suçu işlediğinin iddia ve kabul edildiği somut olayda; sanığa atılı suçta aleniyet unsurunun oluşup oluşmadığının tespiti açısından belirli olmayan, birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanının olup olmadığının araştırılarak tartışılması ve denetime imkan verecek şekilde gerekçeye yansıtılması gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabul ve uygulamaya göre de;
A- Dosya kapsamı ve yargılamanın safahatı itibarıyla; sanık hakkında suç tarihinde işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğini ortadan kaldıran veya bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmasına yol açan bir akıl hastalığının ve yüklenen suç yönünden cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususlarında TCK'nın 32. maddesi uyarınca düzenlenmesine karar verildiği, yargılamanın ilerleyen aşamalarında raporun dosyaya ibrazının beklenmesinden aynı mahkemenin 2016/129 esas sayılı dava dosyası kapsamında rapor düzenlendiği gerekçesiyle vazgeçildiği, ancak söz konusu raporun dosya içerisinde bulunmadığı anlaşılmakla, Bafra 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/129 E. sayılı dosyası kapsamında düzenlenen raporun dosyaya getirtilmesi, böyle bir rapor yok ise sanığın TCK'nın 32. maddesi uyarınca cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulundan rapor alındıktan sonra hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
B- Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin, mektup ile karikatürün Mektup Okuma Komisyonuna ulaştığı tarih olan "10/11/2015" tarihi yerine "12/11/2015" olarak yazılması,
Kanuna aykırı, O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeple BOZULMASINA, 11.01.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargılamada sanığın cezai ehliyetinin mevcudiyeti de dikkate alınır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2021/5114 Esas ve 2022/52 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, sanığın suç tarihindeki ceza ehliyetine yönelik önceden düzenlenmiş bir rapor varsa celbedilmeli; böyle bir raporun bulunmaması halinde ise Türk Ceza Kanunu'nun 32. maddesi gereğince Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulundan rapor temin edilerek failin hukuki durumunun tayin edilmesi zorunludur.

Kamu Görevlisine Hakaretten Ayrım ve Kastın Yönü

Kullanılan aşağılayıcı veya sövme niteliğindeki ifadelerin Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesi kapsamına mı yoksa görevi başındaki memura yönelik hakaret suçuna mı gireceği belirlenirken failin kastının hedefi esas alınır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2021/5149 Esas ve 2021/11183 Karar sayılı ilamında; infaz erteleme talebi reddedilen ve görüşme yaptığı Cumhuriyet savcısına karşı duyduğu haksızlık saikiyle sinkaflı ifadeler kullanan sanığın kastının doğrudan Devleti veya kurumları aşağılamaya yönelmediği, eylemin Türk Ceza Kanunu'nun 125/3-a maddesinde tanımlanan kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçunu oluşturduğu tespit edilmiştir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/5149, K. 2021/11183Kaynağı aç
3. Ceza Dairesi         2021/5149 E.  ,  2021/11183 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama
Hüküm :5237 sayılı TCK'nın 301/1, 62/1, 53/1-2-3, 58/6. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Cezaevine götürülmeden önce infazın ertelenmesi için görüştüğü Cumhuriyet savcısından istediği neticeyi alamayınca haksızlığa uğradığını düşünerek “Türkiye Cumhuriyetinin anasını avradını sinkaf ederim” diye söven sanığın eyleminin, kastının doğrudan Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama amacı taşımadığından TCK'nın 125/3-a, 4. maddelerinde yer alan “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret” suçunu oluşturucağı gözetilmeden delillerin hatalı değerlendirilmesi ile suç vasfında yanılgıya düşülmesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eleştiri Niteliğindeki Açıklamaların Hukuki Niteliği

Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesinin üçüncü fıkrasında açık bir istisna hükmüne yer verilmiştir. Buna göre eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç teşkil etmez. Kurumların icraatlarına, yönetim uygulamalarına ya da kararlara yönelik sert de olsa sadece eleştiri gayesi taşıyan beyanlar, tahkir kastı içermediği sürece cezai takibatın konusu olamaz.

Nitelikli Haller ve Geçmiş Değişiklikler

30 Nisan 2008 tarihinde yürürlüğe giren yasal düzenleme öncesinde, suçun Türk vatandaşı tarafından yabancı bir ülkede işlenmesi durumu cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli bir hal olarak maddede yer almaktaydı. Yapılan değişiklikle birlikte söz konusu fıkra yürürlükten kaldırılmış olup güncel kanun metninde suç tipi bakımından herhangi bir nitelikli ceza artırım sebebi bulunmamaktadır.

Devletin Egemenlik Alametlerini Aşağılama Suçuyla Farklar

Türk Ceza Kanunu'nun 300. maddesinde Devletin egemenlik alametlerini aşağılama eylemleri ayrı bir suç olarak yapılandırılmıştır. Anılan maddenin birinci ve ikinci fıkraları gereğince; Türk bayrağının yırtılması, yakılması veya sair yöntemlerle alenen tezlil edilmesi halinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası uygulanırken, İstiklal Marşının alenen aşağılanması altı aydan iki yıla kadar hapis cezasını gerektirir. 301. maddeden farklı olarak, Türk Ceza Kanunu'nun 300. maddesinin üçüncü fıkrasında egemenlik alametlerini aşağılama suçlarının yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi hali açık bir nitelikli hal sayılarak verilecek cezanın üçte bir oranında artırılacağı öngörülmüştür.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 300Kaynağı aç
Madde 300- (1) Türk Bayrağını yırtarak, yakarak veya sair surette
ve alenen aşağılayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Bu hüküm, Anayasada belirlenen beyaz ay yıldızlı al bayrak özelliklerini
taşıyan ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin egemenlik alameti olarak kullanılan
her türlü işaret hakkında uygulanır.
(2) İstiklal Marşını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar
hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Bu maddede tanımlanan suçların yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı
tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.
Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti
Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama[113]

Soruşturma Usulü, Görevli Mahkeme ve Dava Zamanaşımı

Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesinde tanımlanan suç şikâyete bağlı suçlar kategorisinde yer almaz; re'sen takip edilir. Bununla birlikte kanunun 301. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, bu suçtan dolayı soruşturma yürütülebilmesi Adalet Bakanının iznine tabi tutulmuştur. İzin şartının gerçekleşmesi halinde soruşturma Cumhuriyet başsavcılığı tarafından tamamlanır. Suça ilişkin kovuşturma safhasında görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda kamu davası sekiz yıllık sürenin geçmesiyle düşer. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre sürelerin tayininde kanundaki cezanın yukarı sınırı dikkate alındığından ve 301. maddedeki cezanın üst sınırı iki yıl olduğundan, dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu suç tipi şikâyete bağlı olmadığı ve maddede sayılan katalogda yer almadığı için uzlaştırma usulünün dışındadır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 66Kaynağı aç
Madde 66- (1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında
kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda
yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda
onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını
gerektiren suçlarda sekiz yıl,
geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını
doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup
da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin
geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller
itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun
kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları
gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8
md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece
bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı
süresi yeni baştan işlemeye başlar.
(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs
halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda
kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara
karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından
işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye
başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış
müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların
yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.
Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 253Kaynağı aç
Madde 253 – (Değişik: 6/12/2006-5560/24 md.)
(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek
veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer
alan;[102]
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Tehdit
(madde 106, birinci fıkra),
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
5. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) İş ve çalışma hürriyetinin ihlali
(madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi),
6. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık
(madde 141),
7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç, madde 155),[103]
8. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Dolandırıcılık
(madde 157),
9. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Suç eşyasının satın
alınması veya kabul edilmesi (madde 165),
10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi
veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),
suçları.
c) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Mağdurun
veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla,
suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis
veya adli para cezasını gerektiren suçlar.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak
üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna
gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel
dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret
suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek
cümle: 26/6/2009 – 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu
kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması
hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. (Ek cümle:24/12/2025-7571/24 md.)
Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına
giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma
kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.[104][105][106][107]
(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya
tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli
şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro
tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan
zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar
görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat
veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören,
kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını
bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. 106[108]
(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve
uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.
(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan
adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura,
suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması
halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.
(7) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet
veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya
suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.
(8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi,
soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin
uygulanmasına engel değildir.
(9) (Mülga: 24/11/2016-6763/34 md.)
(10) Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi
sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde
bulundurulur.
(11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve
Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya, soruşturmanın
gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.[109]
(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine
verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır.
Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında
yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir.
(13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma
müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve
vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya
kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi
halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.
(14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle
ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı,
uzlaştırmacıya talimat verebilir.
(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak
kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma
bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını
da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. (Ek
cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırma bürosu
soruşturma dosyasını, raporu ve varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına
gönderir.
(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya
suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin
düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan
edebilirler.
(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine
dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi
mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.
(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna
gidilemez.
(19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin
edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı
kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside
bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar
aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı
verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının
ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde,
171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. (…)[110] Uzlaşmanın sağlanması
halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan
zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış
olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi
halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden
sayılır.[111]
(20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir
soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
(21) Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar
görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren,
uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının raporunu
düzenleyerek uzlaştırma bürosuna verdiği
tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.
(22) (Değişik birinci cümle:
24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırmacıya Adalet
Bakanlığı tarafından belirlenen tarifeye göre ücret ödenir. Uzlaştırmacı
ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri, yargılama giderlerinden sayılır.
Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler Devlet Hazinesi tarafından
karşılanır.
(23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda
öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.
(24) (Değişik: 24/11/2016-6763/34 md.) Her Cumhuriyet başsavcılığı
bünyesinde uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile
personel görevlendirilir. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer
aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden
görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu, tutanakları ve varsa yazılı
anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyaları,
uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından sonuçlandırılır.[112]
(25) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.)Uzlaştırmacıların nitelikleri,
eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum
ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili,
uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet
başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve
esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve
raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
Mahkeme tarafından uzlaştırma
Eleştiri niteliğindeki düşünce açıklamaları TCK 301 suçunu oluşturur mu?

Hayır. Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları ceza sorumluluğu kapsamında bulunmamaktadır ve suç oluşturmaz.

TCK 301 kapsamında açılan davalarda uzlaştırma hükümleri uygulanır mı?

Hayır. Suç şikâyete bağlı olmadığı ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinde sayılan uzlaştırma kataloğunda yer almadığı için taraflar arasında uzlaştırma usulü uygulanamaz.

TCK 301 uyarınca soruşturma açılması için bir makamdan izin alınması gerekir mi?

Evet. Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca bu suçtan dolayı soruşturma yapılabilmesi Adalet Bakanının iznine bağlıdır; izin olmadan adli soruşturma ilerletilemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu